Suriye'deki Kürt grupların "birlik" görüşmelerinde yeni gelişme: ABD, ENSK ve PYNK yetkililerini buluşturdu

“Kürtler arası birlik” için biraraya gelen Suriyeli Kürt gruplar (Twitter)
“Kürtler arası birlik” için biraraya gelen Suriyeli Kürt gruplar (Twitter)
TT

Suriye'deki Kürt grupların "birlik" görüşmelerinde yeni gelişme: ABD, ENSK ve PYNK yetkililerini buluşturdu

“Kürtler arası birlik” için biraraya gelen Suriyeli Kürt gruplar (Twitter)
“Kürtler arası birlik” için biraraya gelen Suriyeli Kürt gruplar (Twitter)

Suriye'de "Kürtler arası birlik" söylemi iç savaşın çıktığı 2011'den sonra konuşulmaya başlandı.
Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ile Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) başını çektiği Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK) "birlik" onlarca defa bir araya geldi.
Hatta ABD, Birleşik Krallık ve Fransa gibi ülkelerin yetkililerin bulunduğu heyetlerin gözetiminde de görüşmeler oldu.
Ancak her defasında taraflar arasındaki görüşmeler sekteye uğrayarak başarısızlıkla sonuçlandı.

"Çözüm, Duhok Anlaşması'na göre olmalı"
Türkiye'nin terör örgütü olarak kabul ettiği PYD'nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) yetkilisi Mazlum Abdi'nin önceki gün ENKS ve PYNK'ye müzakereleri başlatma çağrısında bulunması yeni bir görüşmenin işareti olarak okundu.
ENKS ve PYNK arasında yaşanan sorunların çözümü için Duhok Anlaşması'na dikkat çeken Abdi, "Taraflar sorunlu maddeleri medya önünde değil müzakere masasında konuşmalı. Medya üzerinden karşılıklı suçlamalar olumsuz bir atmosferin doğmasına neden oluyor. Özellikle de askeri ve Peşmergelerle ilgili konuların çözümü daha önce belirlendiği gibi Duhok Anlaşması'na göre olmalı" ifadelerine yer verdi.

ENKS: Görüşmelerin yeniden başlamasından yanayız
ENKS Başkanı Siud Mela da Rudaw'a yaptığı açıklamada Abdi'nin Kürt taraflar arasındaki diyaloğun yeniden başlaması yönündeki çağrısını olumlu bulduklarını söyledi.
Açıklamanın taraflar arasında yeni bir sayfanın açılmasına vesile olması temennisinde bulunan Mela, ENKS olarak görüşmelerin yeniden başlamasından yana olduklarını ve çelişkilerin karşılıklı anlaşma ile sona ermesini umduklarını aktardı.

PYNK: ENKS ile genel bir anlaşmaya varmamıza az kaldı
Abdi ve Mela'nın ardından Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK) de birlik görüşmelerine devam etme çağrısına ilişkin açıklama yaptı.
Diyaloğun devam etmesinin Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'ne de olumlu etkisinin olacağı belirtilen açıklamada, tüm zorluk ve engellemelere rağmen taraflar arasında birçok konuda anlaşmanın sağlandığına dikkat çekildi.
PYNK'nin önceki anlaşmalara bağlı olduğunu ve Kürt halkının haklı davasını temsil edecek genel bir anlaşmaya varmalarına az kaldığı kaydedilen açıklamada, Kürt, Kürdistani, ulusal ve müttefik güçleri PYNK ve ENKS diyaloglarına destek vermeye çağırdı.

"ENKS ve PYNK'li yetkililer ABD gözetiminde bir araya geldi"
Independent Türkçe'nin yerel kaynaklardan edindiği bilgilere göre taraflar arasında bir görüşme gerçekleşti.

Görüşme, geçen hafta Haseke bölgesinde ABD askeri üssünde gerçekleşti.
ABD heyetinin gözetiminde gerçekleşen görüşmeye, ENKS'nin Başkanlık Konseyi Üyeleri ile Mazlum Abdi ve PYNK'den yetkililer katıldı.
Taraflar, müzakere görüşmelerin yakın zamanda tekrar başlaması için görüş birliğine vardı.
ABD, bu sefer ki görüşmelerin nihayete ermesi için ısrarcı olacak.
Kaynak, ayrıca taraflar basın yoluyla birbirlerine cevap verme konusunda da daha dikkatli olacağını sözlerine ekledi.

Taraflar arasındaki siyasi anlaşmazlık ne zaman başladı?
PYD ile ENKS arasındaki siyasi anlaşmazlıklar Suriye iç savaşının patlak vermesiyle başladı. 
ENSK'ye bağlı siyasi partiler Şam deklarasyonuna destek verip daha sonra Suriye Ulusal Koalisyonu'nun içine katılarak Suriye rejimine karşı muhalif çizgiyi takip etti.

Diğer tarafta PYD ise Suriye Ulusal Koordinasyon Komitesi ile güçlü ilişkileri bulunan ve Suriye rejimine karşı radikal tavır almayan bir yapı olarak devam etti.
İddialara göre, 2013 yılında PYD ile Suriye rejimi arasında kamuoyuna duyurulmayan bir anlaşma yapıldı ve ülkenin kuzeydoğusunda bazı bölgeler PYD'nin kontrolüne bırakıldı. 
PYD daha sonra teslim aldığı bölgelerde SDG ana omurgasını oluşturan Halk Savunma Birlikleri'ni (YPG) kurdu ve süreçle birlikte Fırat'ın doğusunda kontrolü ele geçirdiği bölgelerde özerk yönetim ilan etti.
PYD'nin özerklik kararı, ENKS'ye bağlı siyasi partilerin marjinalleşmesine ve yetkililerinin bölgeden çıkmasına neden oldu.

Taraflar birbirlerini ne ile suçluyor?
Eski Irak Kürdistan Bölgesi (IKB) Başkanı Mesud Barzani'ye yakınlığıyla bilinen ENKS, PYD'yi siyasi yöneticilerini tutuklama ve kaçırmakla suçlayıp bölgede siyasi faaliyetlerini özgürce yapamamakla itham etti.
PYD ise karşılık olarak ENKS'yi başta Türkiye olmak üzere bölgedeki aktörlerin emirleri doğrultusunda hareket etmekle suçladı.

Erbil ve Duhok anlaşmaları
Taraflar arasında ilk görüşme 2012'de Barzani'nin arabuluculuğuyla başladı. ENKS ve PYD 11 Temmuz 2012'de imzalanan Erbil Anlaşması ile ilk adımı atı.
Ekim 2014'te Irak Kürdistan Bölgesi'nin (IKB) Duhok kentinde atılan "Duhok Mutabakatı" ile birlik bir adım öteye taşındı.

Sonraki süreçte tarafların anlaşmaya bağlı kalmaması nedeniyle Suriyeli Kürtler arasında ‘birlik' sağlanamadı.
Amerika, Fransa ve İngiltere'nin de taraflar arasındaki anlaşmazlığı gidermek için birçok girişimi oldu, ancak onların girişimi de sonuçsuz kaldı.
Türkiye'nin Suriye'ye düzenlediği Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekatları sonrası "Kürtler arası birlik" söylemi tekrar gündeme geldi.

Sağlanan ön anlaşma yürürlüğe giremedi
2019'un sonlarında ABD'nin uluslararası koalisyondaki danışmanı William Robak ve yardımcısı Emily Brandt öncülüğündeki heyet, birlik çalışmaları kapsamında Kürt siyasi parti temsilcileri ile bir araya gelerek görüş ve önerilerini dinledi.
ABD'li heyetin ara bulucu olmasıyla PYD, iyi niyet belirtisi olarak önce ENKS'li birkaç yönetici serbest bıraktı, ardından ENKS'nin ofislerini açmasına izin verdi.
Robak ve Abdi sponsorluğunda sürdürülen görüşmeler neticesinde Haziran 2020'de yapılan ortak açıklama ile 5 konuda anlaşmaya varıldığı duyuruldu.
Taraflar siyasi meselelerin ele alındığı ilk tur görüşmelerinin ardından ağustosta ikinci tur görüşmelere başladı ancak yürütülen müzakereler sonuçsuz kaldı.

Independent Türkçe



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.