Türk denizcilerin önünü dalgalar değil, İngilizce bilmemek kesiyor: 130 bin Türk gemiciden ancak 3 bini yabancı gemilerde çalışıyor

Türkiye'de gemilerde çalışabilmek için gerekli olan "gemi adamı cüzdanı"na sahip 220 bin kişi var (incidenizcilik.com.tr)
Türkiye'de gemilerde çalışabilmek için gerekli olan "gemi adamı cüzdanı"na sahip 220 bin kişi var (incidenizcilik.com.tr)
TT

Türk denizcilerin önünü dalgalar değil, İngilizce bilmemek kesiyor: 130 bin Türk gemiciden ancak 3 bini yabancı gemilerde çalışıyor

Türkiye'de gemilerde çalışabilmek için gerekli olan "gemi adamı cüzdanı"na sahip 220 bin kişi var (incidenizcilik.com.tr)
Türkiye'de gemilerde çalışabilmek için gerekli olan "gemi adamı cüzdanı"na sahip 220 bin kişi var (incidenizcilik.com.tr)

Pandemi sürecinde dünya ticaretinin ayakta kalmasında kargo uçakları kadar denizcilik sektörü birinci derecede yol oynadı.
Kara ve havayolu ulaşımı artmış olsa bile dünya ticaretinin halen büyük bir bölümü denizyoluyla yapılıyor.
Independent Türkçe'nin edindiği bilgilere göre halihazırda 2 bin groston üstünde 319 Türk bayraklı gemi var. 
Türk armatörü olan ortalama 840 yabancı bayraklı gemi var. Türk bayraklı gemilerde genel personel Türkiyeli denizcilerden oluşuyor ama Türk bayraklı gemi sayısı çok az.
Fakat yabancı bayraklı gemi sahibi olup armatörü Türk olan gemilerde genellikle Türkiyeli personel çalışma sayısı düşük tutuluyor ve ağırlıklı olarak Azerbaycanlı, Gürcü, Ukraynalı personel çalıştırılıyor.
Türkiye Denizcilik Sendikası'ndan verilerine göre Türkiye'de "aemi adam cüzdanı"na (sertifikasına) sahip 220 bin, buna karşın aktif çalışan sayısı 130 bin kişi.

Türkiye, gemici sayısında üçüncü iken gerilere düştü
Dünya genelinde gemilerde çalışan personellerin uyruklarına bakıldığında Türkiye, 2013 yılında üçüncü sırada iken Filipinler, Hindistan, Çin, Endonezya, Rusya ve Ukrayna gibi ülkelerin gerisine düştü.
Özellikle Filipinli gemiciler, yabancı gemilerde çalışan gemi adamları sayesinde ülkesine büyük bir döviz girdisi sağlıyor. 
Batılıların zor bir iş olması nedeniyle gemicilikte tayfa olarak adlandırılan işleri daha az tercih etmeye başlamasıyla bu işlerde dünya genelinde adı sayılan ülkelerin vatandaşları daha fazla görülür oldu.
Yine Batılı tayfalara göre daha düşük ücret talep etmeleri Hindistan, Çin, Filipin'den gelen gemicilere talebi artırdı.
Buna karşılık Türk gemiciler, yabancı gemilerde pek iş bulamıyor.
Bunun en temel nedenini ise Türk denizcilerin pek azının yabancı dil bilmesi olarak açıklanıyor.
Türkiye Denizciler Sendikası Genel Başkanı İrfan Mete yaşanan bu sorunu doğruluyor.
Mete, Türk gemicilerin iş bulmada yaşadıkları sorunlara dair sorularımızı cevaplandırdı.

"Sahibi Türk olan gemilerin de yabancı personel istihdam etmesi Türk denizcilerin iş bulmasını zorlaştırıyor"
Gemi adam cüzdanına sahip 220 bin kişi olmasına karşın aktif çalışan sayısının 130 bin olmasının nedeni nedir?

Bakanlıktaki gemi adamı cüzdanına sahip kişi sayısının içerisinde balıkçılar, iç sularda çalışanlar, yat kaptanları, amatör denizci belgesi olanlar vardır. Bu sayının içerisinde yer alan herkes gemide çalışma yeterliliklerine sahip değildir. Deniz ticaretinde belirli süreli hizmet sözleşmesi ile dönüşümlü olarak çalışılır. Bu yüzden aynı anda herkes aktif sigortalı olarak görünmüyor. Bunun dışında denizcilik zor bir meslek olduğu için sektörde çalışmaya başladıktan bir süre sonra deniz yerine karada çalışmayı tercih edenler var. Genelde zabitan sınıfı denizcilik şirketlerinde makine güverte hizmetleri, işletme müdürü, personel müdürü, DPA gibi görevlerde çalışmaktadır. Aktif olarak çalışan ve tam yeterliliklere sahip olan 40-50 bin denizci vardır. Sayı farkının olmasının bir nedeni de son dönemde Türk sahipli yabancı bayraklı gemilerde yabancı personel istihdam ettikleri için Türk denizcilerin iş bulmakta zorlanmasıdır.

"130 bin denizcinin ancak 3 bini yabancı gemilerde görev almakta"
Yabancı dil bilen sayısının az olmasının Türk gemicilerin iş bulmasında sorun olduğu iddiası doğru mu?

Deniz dili bütün sular ve bayraklarda İngilizce'dir. Gemilerin Türk bayraklı ya da yabancı bayraklı olması fark etmeden konuşulan dil İngilizce'dir. Denizcilikte kuralları, sözleşmeleri anlamak ve kontrollerin yapılabilmesi için İngilizce bilmek elzemdir. Türkiye'de denizcilerin bilhassa tayfa düzeyinde olanların yabancı dil düzeyleri uluslararası şirketlerde çalışmak için yeterli değildir. Bundan dolayı 130 bin denizcinin ancak 3 bini yabancı sahipli yabancı bayraklı gemilerde görev almaktadır.

"Filipin'in gemicilerinden kazandığı paranın 10 milyar dolar olması bekleniyor"
Türkiye dil sorununu çözebilirse gemicilik yeni bir istihdam kaynağına dönüşebilir mi? Örneğin Filipin'in yabancı gemilerde çalışan gemicileri sayesinde büyük kazanç sağladığı iddia ediliyor. Benzer bir durumu Türkiye'de başarabilir mi?

Filipinlerde denizcilik ve denizci ihracı devlet desteği ile kurulan Denizaşırı istihdam Kurumu ile sağlanmaktadır. Gemi adamı istihdamını sağlamak içi 88 sayfalık bir yönetmelikleri bulunuyor. Filipinli denizciler 2018 yılında ülkelerine 6,14 milyar dolar döviz girdisi sağladılar bu rakamın bu sene için 10 milyar dolar olması bekleniyor. Devlet tarafından desteklenen denizci ihracı, turizmden sonra ikinci en büyük sektör. Denizci ihracına önem veriyorlar ve denizci eğitimlerini de buna göre şekillendirip denizci ihracını gerçekleştirebiliyorlar.

"Dil eğitimi en önemli sorun"
Bu durumun bir örneği de kendi filosu bile bulunmayan Gürcistan. En düşük seviyede gemi adamı cüzdanı alabilmek için 6 ay mesleki, 6 ay da İngilizce eğitimi olmak üzere bir senelik eğitim görüyorlar. Türkiye'deki denizcilik eğitiminde dil eğitimi ve mesleki eğitimin yeterli olmadığını görüyoruz. Türk denizciler yabancı firmalarda iş bulmakta zorlanıyorlar. Bunun çözümü için kurslardan ziyade denizcilik meslek liselerinin eğitim kalitesini iyileştirilmeli ve gemi adamı cüzdanının 45 günlük kurslarla değil denizcilik meslek liselerinden mezun olanlara verilmesi gerekmektedir. Türkiye'de 80 tane denizcilik eğitimi veren okul bulunuyor. Denizcilik eğitimi daha nitelikli hale getirilirse Türkiye, Filipinler gibi denizci ihracında aktif bir rol alabilir. Üç tarafı denizcilerle kaplı bir ülke olarak denizciliğe yeterli önem gösterilirse ve doğru projeler uygulanırsa Türk denizci ihracında başarılı olamamamız gibi bir seçenek kalmaz.

"İş bulma garantisiyle ilan veren kurslar insanları dolandırıyor"
Çok sayıda gemici adam yetiştiren kurs açıldı. Bunlar ne kadar güvenli?

Açıldı evet, bu kurslardan daha çok iş bulma garantisi ile internet ilanı verenler insanları dolandırıyor. İnsanların araştırarak kurslara gidip bilgi alması, eğitimini bu kurslarda görmesi ve cüzdanını alması daha sağlıklı olur. İş bulma garantisi diye bir şey yoktur. İş bulma garantisi verenler insanların parasını alabilmek için kandırmaktadır. Bu kursların eğitim kalitesi de denetime tabi tutulmalıdır.

"Gemicilerin en büyük sorunlarından biri de emeklilik imkanı olmaması"
Gemicilerin en önemli ve çözüm bekleyen diğer sorunları nedir?

Denizcilerin en büyük sorunları dil eğitiminin ve mesleki eğitimlerinin yetersiz kalması. Bir de 1 Ekim 2008 yılında denizciler için kaldırılan fiili hizmet süre zammı (yıpranma payı) haklarının tekrar iade edilmesi gerekiyor. Kurumsal birçok firma 50 yaşın üstünde personel istihdam etmiyorlar. 65 yaşında emekli olabilecek bir denizcinin 50 yaşından sonra iş bulma ihtimali olmamasından dolayı emeklilik imkanı olmaması ve Türk armatörlere bağlı filoların yüzde 80'in yabancı bayraklı olması ve yabancı bayrakta sigorta olmadığından sosyal sigorta sisteminde sıkıntı yaşıyorlar.

"Dil eğitimi artırılırsa Türk denizciler de Filipinliler gibi tercih edilir"
Denizcilik sektöründeki sorunların giderilebilmesi için ilk olarak yabancı bayrak ve yabancı personele kaçış nedenlerinin araştırılması gerekmektedir. İdare kaçışların önlenmesi için çözümler ve Türk bayrağa teşvikler getirmelidir. Denizcilik okullarındaki mesleki eğitim ve dil eğitiminin niteliğinin arttırılıp, kalifiye denizci yetiştirilirse Türk denizciler, dünya denizlerinde Filipinli denizciler gibi tercih edilir hale gelecektir. Türk denizci ihracı ülkemizdeki istihdam oranına katkı, ülkemize döviz girdisi sağlayacaktır. Üç tarafı denizlerle kaplı bir ülke olmamıza rağmen denizciliğe yeterli önem gösterilmemektedir. Bir Denizcilik Bakanlığı kurulması sektörel ve mesleki anlamda sorunları tespit etme ve çözme noktasında daha verimli olacaktır.

Independent Türkçe



Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
TT

Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)

Ukrayna'nın ilk drone üretim fabrikası çarşamba günü Suffolk'ta faaliyete geçti ve bu da Britanya'nın savunma sanayisine ivme kazandırdı.

Ukraynalı firma Ukrspecsystems, Mildenhall ve Elmsett'teki tesislerine 200 milyon sterlin (yaklaşık 12 milyar TL) yatırım yaptı. Sözkonusu yerlerde ve Birleşik Krallık'ın (BK) daha geniş tedarik zincirinde 500'e kadar iş yaratması bekleniyor.

Savunma Tedarikinden Sorumlu Devlet Bakanı Luke Pollard şunları söyledi:

Ukrspecsystems'in yeni fabrikası, BK'nin desteğine duyulan güvenin bir göstergesi ve uluslarımızın savunma sanayileri arasındaki derinleşen işbirliğinin altını çiziyor. Bu yatırım, İngiltere'nin doğusunda 500'e kadar yeni iş yaratacak, savunmayı büyümenin motoru haline getirecek ve Ukrayna'nın Putin'in saldırganlığına karşı kendini savunmasına yardımcı olacak.

BK daha önce Ukrayna'daki Ukrspecystems fabrikalarından 80'den fazla SHARK ve Mini-SHARK drone'u sipariş etmiş ve fabrikanın açılışını iki ülke arasındaki 100 Yıllık Ortaklığın "açık bir göstergesi" diye nitelemişti.

2014'te kurulan firma, Britanya Savunma Bakanlığı'na göre Şubat 2022'den bu yana Vladimir Putin'in savaş makinesine yaklaşık 3 milyar dolar zarar veren çeşitli drone'lar üretiyor.

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni çarşamba günü yaptığı açıklamada, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi.

Sosyal medyada, "Ukrayna, sürekli füze saldırıları, altyapı yıkımı ve üretim tesislerine yönelik tehditler arasında bir savaş veriyor. Dolayısıyla BK'de üretimin başlatılmasının derin bir stratejik mantığı var" ifadelerini kullandı.
 

sdvfbgh
Ukrayna silahlı kuvvetlerinin eski komutanı Zalujni, 2014'te kurulan üretici Ukrspecsystems'in drone'larının cephede etkinliğini kanıtladığını söyledi (Valeri Zalujni/X)

Bu, odak noktasının Ukrayna’dan kayması anlamına gelmiyor. Bu, ortak yeteneklerimizin genişletilmesi ve üretimin sürekliliğini garanti eden ikinci bir savunma hattının oluşturulması.

Zalujni, mühendislik uzmanlığı merkezinin Ukrayna'da kalacağını, üretiminse Britanya'nın savunma sanayisine entegre edileceğini söyledi.

Ukrayna'nın savunma sanayisi, Rusya'yla 4 yıllık savaş boyunca hızla büyüdü. Üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor.

Kiev ayrıca 4 yıl sonra ilk kez malzeme ve hizmet ihracatına yeniden başlamaya hazırlanıyor.

xcvfbg
Ukrayna'nın üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor (Valeri Zalujni / X)

Kiev Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkan Yardımcısı Davyd Aloian, geçen hafta ülkenin 2026'da birkaç milyar dolarlık mal ve hizmet ihraç edebileceğini ve bunun savaş öncesi ihracatın izin verdiğinden "önemli ölçüde daha yüksek" bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Ukrspecsystems'in internet sitesinde şirketin BK'de British Eagle Eye Innovations Ltd ve Digital Concepts Engineering Ltd'yle birlikte 1Force konsorsiyumunun bir parçası olarak çalıştığı belirtiliyor.

Independent Türkçe


Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın en üst düzey ticaret müzakerecisi, Yüksek Mahkeme'nin Trump'ın kapsamlı Kurtuluş Günü" tarifelerini iptal etmesinin ardından açıkladığı yüzde 10 ya da 15'lik gümrük vergisinin, Trump aksini iddia etse de Kongre adım atmadıkça yalnızca 150 gün yürürlükte kalabileceğini kabul etti.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, çarşamba günü Bloomberg News'a, Trump'ın geçen haftaki Yüksek Mahkeme kararının ardından tüm ithalatlara küresel olarak yüzde 10 vergi uygulama kararının, Trump'ın 1977 tarihli ve gümrük vergilerinden hiç bahsetmeyen bir yasa uyarınca keyfi olarak uygulamaya koymayı iddia ettiği, artık geçersiz kılınmış vergilerle "süreklilik" sağlamayı amaçlayan "geçici, 150 günlük bir yetki" olduğunu söyledi.

Trump'ın Amerikan ticaret yasasının az bilinen bir bölümü olan 122. Madde uyarınca uyguladığı bu gümrük vergileri, ancak Kongre'nin özel izniyle 150 günlük sürenin ötesinde yürürlükte kalabiliyor.

Ancak Trump, gümrük vergilerini uzatmak için yasama organının adım atmasına gerek olmadığını savunuyor.

Başkan, Ulusa Sesleniş konuşmasında, 122. Madde de dahil kullandığı yetkilerin "zaman içinde kendini kanıtlamış ve onaylanmış" olduğunu iddia ederek, "Kongre'nin adımına gerek duyulmayacağını" belirtti.

Greer ayrıca, kamuoyu yoklamalarına göre Amerikalıların büyük çoğunluğu tarafından genel olarak beğenilmese de yönetimin "bu politikayı sürdürmek" için Trump'ın yasadışı vergi planını "alternatif araçlarla yeniden yapılandırmayı" planladığı uyarısını yaptı.

"Sadece uygulamanın yasal dayanağı değişecek" dedi.

ABD ticaret müzakerecisinin Trump'ın gümrük vergisi yetkisinde bazı sınırlamalar olduğunu kabul etmesi, ülkenin muhafazakar çoğunluğa sahip yüksek mahkemesinin, Carter döneminden kalan yasanın kendisine herhangi bir gerekçeyle ithalat vergisi koyma yetkisi vermediği gerekçesiyle, Trump'ın 1977 Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'nı kullanarak gümrük vergisi uygulayamayacağına hükmetmesinin üzerinden bir hafta geçmeden gerçekleşti.

Karar, Trump'ın tüm gümrük vergilerini değil, sadece 1970'lerde çıkan yasa kapsamında uygulananları etkiledi. Bu, nisanda "Kurtuluş Günü" diye adlandırdığı etkinlikte duyurduğu "karşılıklı" gümrük vergilerini ve özellikle Kanada, Çin ve Meksika'ya fentanil akışını durdurmak için uygulanan gümrük vergilerini de içeriyordu.

Trump, tek taraflı gümrük vergisi politikasının büyük bir kısmını iptal eden 6'ya 3'lük Yüksek Mahkeme kararına sert tepki göstererek, kararı "son derece üzücü" diye nitelendirmiş ve imza politikasını desteklemeyen mahkemedeki Cumhuriyetçi atamalarından "kesinlikle utandığını" belirtmişti.

Trump, "Aptallık ediyorlar ve RINO'larla radikal sol Demokratlara uşaklık yapıyorlar... Vatanseverlikten son derece uzaklar ve Anayasamıza ihanet ediyorlar" dedi ve kendisine karşı karar veren üç muhafazakar yargıcın (Baş Yargıç John Roberts ve onun atadığı iki yargıç, Yargıç Neil Gorsuch ve Yargıç Amy Coney Barrett) "Sadece İsim Olarak Cumhuriyetçi" (Republicans In Name Only) olduklarını belirten bir kısaltma kullandı.

Independent Türkçe


İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
TT

İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, iki gün süren İsrail ziyaretini, toplam değeri 10 milyar doları aşan ortak anlaşmalara imza atarak tamamladı. Ancak ziyaret sırasında kendisine İsrail Parlamentosu tarafından verildiği duyurulan ve “tarihi ve benzeri görülmemiş bir onur” olarak sunulan sözde “Knesset Nişanı”nın niteliği konusunda İsrail’de tartışmalar yaşandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

İsrail ziyareti boyunca Modi ve Netanyahu arasındaki samimiyet, vedalaşma anında da gözlemlendi. Netanyahu, “İsrail halkı sözlerinle derinden etkilendi; tek bir kuru göz kalmadı. Yahudi-Hint kardeşliğini yeniden tesis ediyorsun. ABD ile birlikte en güçlü demokrasi ittifakını kuruyoruz” diye konuştu. Modi’nin bu sözler karşısında duygulandığı kaydedildi.

Bununla birlikte İsrail’in ziyarete verdiği önem yalnızca duygusal mesajlarla sınırlı kalmadı. İki hükümet arasında çeşitli alanlarda 16 mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşmaların toplam değerinin 10 milyar dolar olduğu belirtildi.

vfdvdf
Narendra Modi, Binyamin Netanyahu ve eşinin hazır bulunduğu törende, İsrail Knesset ziyaretçi defterini imzaladı (AFP)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, söz konusu anlaşmaların “iki ülkenin güvenlik, ekonomi ve kültür alanlarında kazançlı çıkacağı stratejik bir ittifakı pekiştirdiğini” söyledi. Herzog, Modi’nin kendisine yaptığı resmi Hindistan davetini yakın zamanda yerine getirme sözü verdi.

Önemli bir iş birliği durağı

Ziyaret, Kudüs’teki King David Hotel’de gazetecilerle (soru alınmaksızın) gerçekleştirilen basın açıklamasıyla sona erdi. Netanyahu ve Modi, görüşmelerin içeriğini özetleyen açıklamalarda bulundu.

Netanyahu, “Ziyaret ve sonuçları birçok açıdan olağanüstüydü. Görüşme kısa ama verimli ve etkileyiciydi.” Tarafların “somut planlar” üzerinde çalıştığını belirten Netanyahu, ilerleyen dönemde Hindistan’da ortak bir hükümet toplantısı düzenleneceğini açıkladı.

Netanyahu, iki ülkenin geleceğinin inovasyona dayandığını vurgulayarak, İsrail ve Hindistan’ın “geçmişleriyle gurur duyduklarını ancak moderniteye inanan iki çağdaş ülke olarak geleceği birlikte yakalamaya kararlı olduklarını” söyledi.

scsd
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Modi ise ziyaretinin “iki ülke ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası” olduğunu belirtti. Hindistan ile İsrail arasındaki iş birliğinin güvenlik, tarım, su, kalkınma ve iş gücü alanlarında güçlendiğini ifade eden Modi, “İsrail ile karşılıklı fayda sağlayacak bir serbest ticaret anlaşmasını yakında sonuçlandıracağız” dedi.

Modi ayrıca savunma alanında geliştirme, üretim ve teknoloji transferi konularında ortaklığa gidileceğini söyledi ve iki ülkenin ilişkilerini “özel bir stratejik ortaklık” seviyesine yükselttiğini belirterek bunu “doğal ve vizyoner bir gelişme” olarak nitelendirdi.

Hindistan Başbakanı, Gazze konusunda temasların sürdüğünü de kaydederek, “Hindistan terörü en güçlü ifadelerle kınamıştır ve her türden teröre izin verilmemesi gerektiğine inanmaktadır” dedi. Modi, ABD Başkanı Donald Trump’ın planını da överek güçlü destek verdiğini ve bunun bölgede gerçek bir barışın önünü açabileceğini söyledi.

Askerî ittifakın taçlandırılması

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesi, ziyareti Hindistan ile İsrail arasında stratejik askerî ittifakın taçlandırılması olarak değerlendirdi. İsrail sağının önde gelen isimlerinden Albay Yoni Stepoun, ziyareti “uluslararası siyasette tarihi bir kırılma” şeklinde tanımladı. Stepoun, “Avrupa merkezli eski dünya sona erdi. Bugün ABD var ve biz ile Hindistan onun müttefikleriyiz. Uluslararası satranç tahtasında bir oyuncu haline geldik. Avrupa bizi kuşatırken bu ziyaret konumumuzu güçlendiriyor ve gücümüzü teyit ediyor” ifadelerini kullandı.

Haaretz gazetesi ise Netanyahu’nun ziyaret sırasındaki coşkusuna dikkat çekti. Gazete, Netanyahu’nun Modi’ye sarıldığı anlarda son yıllarda görülmeyen bir sevinç sergilediğini yazdı ve “Başı gökyüzündeydi, ancak ayakları İsrail iç siyasetinin çamuruna saplanmıştı” yorumunu yaptı. Bu değerlendirme, hükümetin yargı sistemi ve yönetim yapısına ilişkin reform girişimleri nedeniyle muhalefetin Netanyahu ile Knesset Başkanı Amir Ohana’nın konuşmalarını boykot etmesine atıfla yapıldı.

Konu edilen nişan tartışması

Kanal 12’nin siyasi analisti Ben Caspit ise, Çarşamba günü Knesset Başkanı Amir Ohana tarafından Modi’ye takdim edilen ve “Knesset Nişanı” olarak adlandırılan ödülün niteliğine ilişkin tartışmalara dikkat çekti. Ohana, bunun İsrail Parlamentosu tarihindeki ilk ve en yüksek nişan olduğunu söylemişti.

Ancak Caspit, “Knesset’te nişan sistemi yoktur; bu tür bir nişanı kararlaştıran bir komite de bulunmamaktadır” diyerek açıklamaların şaşkınlık yarattığını belirtti.

Caspit’e göre Modi’ye verilen nişan “ilk bakışta göründüğü gibi saf altın değil, altın kaplama bronzdan yapılmıştı; yani değeri düşük ve devlet liderlerine layık olmayan bir nesneydi.”