Macron-Barzani görüşmesinde Irak ve bölgesel dosyalar ele alındı

IKBY Başkanı Barzani, Paris’te Fransız-Kürt ilişkilerini güçlendiren çabalarda bulundu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’yi dün Elysee Sarayı'nda kabul etti (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’yi dün Elysee Sarayı'nda kabul etti (AFP)
TT

Macron-Barzani görüşmesinde Irak ve bölgesel dosyalar ele alındı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’yi dün Elysee Sarayı'nda kabul etti (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’yi dün Elysee Sarayı'nda kabul etti (AFP)

Paris ile Iraklı Kürtler arasında, Fransa'nın sosyalist cumhurbaşkanı Francois Mitterrand'ın dönemine (1981-1995) dayanan eski bir ilişki var. Mitterrand, eşi Danielle’in başkanı olduğu ve faaliyetlerinin çoğunu Iraklı Kürtlere yardım etmeye adayan ‘France-Libertes’ (Fransa Özgürlükler Vakfı) aracılığıyla Iraklı Kürtler için çok önemli bir rol oynadı. Paris, uçuşa yasak bölgenin ve o zamanlar ‘Hat 36’ olarak bilinen güvenli bölgenin kurulması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) önemli bir rol üstlendi. Ayrıca Fransa’nın eski Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner’ın, ‘Sınır Tanımayan Doktorlar’ örgütünü yönetirken Kürt bölgesine insani yardım sağlanmasında rolü oldu.
Elysee Sarayı'nda birbiri ardına göreve gelen cumhurbaşkanları, Paris ile Erbil arasındaki yakın ilişkiyi sürdürdüler. Son yıllarda Elysee Sarayı ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) başkanlığı arasında yapılan toplam 10 görüşme, bunun iyi bir kanıtıdır. Irak'ı Fransız diplomasisi için bir ‘öncelik’ olarak gören Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetimi sırasında Paris’in, gerek Bağdat ile gerekse Erbil ile ilişkileri daha da güçlendi. Bu nedenle IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’nin Paris ziyareti ve dün Elysee Sarayı'nda Macron ile yaptığı görüşme, iki tarafın da aralarındaki ilişkileri geliştirme ve iletişimi sürdürme arzuları çerçevesinde gerçekleşti.
Burada Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un geçtiğimiz yıl 2 Eylül’de Bağdat'ı ziyaret ettiği ve daha sonra 19 Ekim'de Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi'yi kabul ettiğini hatırlatmakta fayda var. Barzani ile Macron arasında ise Aralık 2017'deki ilk görüşmenin ardından dördüncü, Paris’te yapılan üçüncü görüşme gerçekleşti. İlk ziyarette Barzani, referandum sayfasının, IKBY’nin ayrılmasını önlemek için komşu ülkeler ile ittifak yapan Irak'tan bağımsızlığa çevrilmesi için yardım istemek üzere Fransa'ya gelmişti. Cumhurbaşkanı Macron o dönem Bağdat ve Erbil'i referandumu ve sonuçlarını unutarak aralarındaki ilişkileri normalleştirmeleri ve yeniden diyaloga başlamaları için büyük çaba sarf etti. İkinci görüşme, 2019 yılının Temmuz ayında, üçüncüsü ise Macron’un Irak ziyareti sırasında gerçekleşti.
Fransa, DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na (DMUK) katılan ilk ülkelerden biriydi. Fransa geçtiğimiz yıllarda Irak güçleri ve peşmergeler için eğitmenler ve uçaklar göndererek askeri çabalara katkıda bulundu. Ayrıca komando gücüyle ve Irak kuvvetlerine gelişmiş bir topçu sistemi sağlanmasıyla da destek oldu.
Macron ve Barzani’nin dün bir çalışma yemeği olarak gerçekleştirdikleri görüşmede, Barzani'nin dış politika danışmanı Falah Mustafa ve IKBY Başkanlık Divanı Başkanı Fevzi Hariri de katıldı. İki liderim çalışma yemeğinin ardından basın açıklaması yapması bekleniyordu. Ancak basın toplantısının iptal edildiğini gazetecilere bildirdi. İptalin sebebi ise açıklanmadı. Parisli çevreler, iptali Macron'un yeni tip koronavirüs Kovid-19 salgınının daha fazla yayılmasına karşı mücadeleyle meşgul olmasına bağladılar. Siyaset ve sağlık alanından yetkililer, İngiltere'de rastlanan mutasyona uğramış yeni koronavirüs türünün yayılmasından endişe ediyorlar.
Cumhurbaşkanı Macron'un yarın Sağlık Savunma Konseyi oturumuna başkanlık etmesi ve daha sonra bir ulusa sesleniş konuşması yapması bekleniyor.  Ayrıca bazı bölgelerde halihazırda yürürlükte olan kısıtlamaların sıkılaştırılması ve okulların kapatılması gibi daha sert önlemler alınacağı tahmin ediliyor. Öte yandan Barzani’nin Elysee Sarayı’ndaki görüşmenin ardından Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ve Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo ile görüşmesi bekleniyordu.
Fransa’nın Bağdat Büyükelçisi Bruno Hubert'in geçtiğimiz pazartesi Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi ile görüşmesinde Barzani'nin Paris ziyaretini açıklaması dikkat çekiciydi. Irak Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre görüşmede, Irak ve Fransa ilişkilerini geliştirmenin yolları ele alındı. Açıklamada, Paris’in ‘Irak'a olan takdirini ve her alanda yapılan ikili iş birliğini güçlendirme arzusunu dile getirdiği’ belirtildi. Bu arada Büyükelçi Hubert’in Barzani'nin Fransa ziyaretinin esasları ve amaçları konusunda Irak Başbakanı Kazimi’ye bilgi vermiş olabileceği düşünülüyor.
Diğer yandan dün Elysee Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede birçok dosya ele alındı. Ele alınan konular arasında, DEAŞ’la ve genel olarak terörizmle mücadelenin sürmesi, DMUK’un geleceği ve ABD Başkanı Joe Biden dönemindeki görevleri, Washington’ın Irak ve bölgedeki yeni planları, Irak'ın ve özellikle IKBY’nin içinde bulunduğu mevcut genel koşullar, Fransız ve Kürt tarafları arasındaki ilişkilerin ve Türkiye ile ilişkilerin nasıl geliştirileceği başlıkları yer aldı.
IKBY Başkanlığı internet sayfasından yapılan açıklamada, Kovid-19 salgınıyla mücadele dosyasının da iki taraf arasında ele alınan konulardan biri olduğu belirtildi. IKBY Paris Temsilcisi Ali Dolemeri açıklamasında, “Ziyaret, Paris'in Irak ve IKBY’ye büyük önem verdiğini gösteriyor. Görüşme,  ‘IKBY olmadan Irak’ta ya da bölgede hiçbir şekilde uzlaşının veya istikrarın sağlanamayacağı’ düşüncesinden ötürü büyük önem taşıyor” dedi. Dolemeri, Paris'in IKBY’nin ve özellikle de Neçirvan Barzani'nin bu konudaki rolüne ihtiyacı olduğunu ve Fransa'nın Irak'taki bazı sorunların ele alınmasında yardımcı olabileceğini söyledi.  Bu da her iki tarafın da diğerine ihtiyacı olduğu anlamına geliyor.
Dolemeri, iki tarafı siyasi ve diplomatik olarak birbirine bağlayan ‘güçlü ilişkilere’ sahip olduğuna ve bu ilişkileri güçlendirmek istediklerine dikkati çekti.
Paris’in Irak ve IKBY’de savunma da dahil her alanda konumunu güçlendirmeye çalıştığı herkes tarafından biliniyor. Daha önce Fransa Savunma Bakanı Florence Parly Bağdat’ı ziyaret etmişti. Irak'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunan Paris, Irak'la arasındaki ilişkilerin bir ‘çıkış noktası’ olmasını ve Irak’ın ABD-İran çatışmasının rehini veya kurbanı olarak terk edilmemesini istiyor. Özellikle IKBY’deki yeniden yapılanmaya katkıda bulunmak isteyen Paris, Sincar'da (Şengal) bir hastane inşa etmeye başlarken Musul Üniversitesi'ni de yeniden inşa etmek istiyor. Paris, Irak'ın egemen kararına saygı duyulması, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, milislerin dağıtılması ve Erbil ile Bağdat arasındaki diyalogun sürdürülmesi çağrısında bulunuyor. Bunun yanı sıra Macron daha önce Türkiye'nin kuzey Irak'taki askeri operasyonlarını şiddetle eleştirmiş ve Türkiye’den Irak’ın egemenliğine saygı göstermesini talep etmişti.
Son olarak IKBY Başkanı Barzani, dün öğleden sonra Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Bugün Paris'te dostum Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmekten büyük mutluluk duydum. Fransa'nın IKBY’ye olan desteğini sürdürmesini takdir ettiğimi bir kez daha yineledim. İkili ilişkileri, Irak ve bölgesel meseleleri ve önümüzdeki fırsatları ve zorlukları tartıştık” ifadelerini kullandı.



Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
TT

Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep Valisi Azzam el-Garib bugün yaptığı açıklamada, Halep kentinin kuzeyindeki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden yaklaşık 155 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi. El-Garib, yerinden edilenlerin evlerine dönebilmesi için güvenlik ve hizmet koşullarını hazırlamaya yönelik bir planın başlatıldığını söyledi.

El-Garib, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), 1 Nisan’da varılan ve kendilerine bağlı silahlı unsurların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmesini öngören anlaşmaya uymadığını açıkladı.

El-Garib, SDG unsurlarının uygulamalarını, eski Suriye lideri Beşşar Esed döneminde milislerin halka yönelik korkutma yöntemlerine benzetti.

Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)

El-Garib, günün erken saatlerinde, operasyon birimi tarafından ilan edilen bölgelerdeki sokağa çıkma yasağının sonraki duyurulara kadar devam edeceğini doğrulamış ve ilgili talimatlara eksiksiz uyulmasının önemine vurgu yapmıştı.

El-Garib yaptığı açıklamada, yetkili kurumların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde güvenliği sağlamak ve yaşamın normale dönmesini temin etmek için sahada çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Öte yandan Suriye ordusu cuma akşamı, Halep’in Şeyh Maksud mahallesinde SDG unsurlarını aramak amacıyla bir tarama operasyonu başlattığını duyurmuştu.

Suriye ordusu operasyon birimi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şeyh Maksud mahallesinde SDG’ye tanınan tüm sürelerin dolmasının ardından, bu suç örgütünün varlığını ortadan kaldırmak amacıyla mahallede tarama operasyonuna başlıyoruz. Tarama işlemleri tamamlandıktan sonra, mahalle güvenlik güçleri ve devlet kurumlarına devredilecek ve bu kurumlar doğrudan görevlerine başlayacaktır” ifadelerine yer verildi.

 Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep’te, özellikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde, son günlerde SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışmalar ve güvenlik gerilimleri nedeniyle geniş çaplı bir yerinden edilme yaşandı.

Suriye makamları perşembe akşamı yaptıkları açıklamada, SDG’nin iki gün önce kente yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasının ardından, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden yaklaşık 165 bin kişinin kentin diğer bölgelerine göç ettiğini duyurdu.


Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
TT

Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)

Halep'te Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmalar, yıkıcı bir iç savaştan sonra hâlâ yaralarını sarmaya çalışan bu kadim şehirde bir kez daha istikrarı sarstı. Çatışmalar, ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin ve Halep sınırlarının ötesine yayılırsa, Suriye kendisini yeni bir iç savaşın eşiğinde bulabilir.

10 Mart 2025'te imzalanan mutabakatta yer alan düzenlemeler ile ilgili son dokunuşlar için iki taraf arasında yapılan müzakereler son haftalarda önemli bir ivme kazanmıştı. Bir anlaşmaya varılması yakın görünüyordu ve olası bir anlaşmanın bazı detayları basına bile sızmıştı. Ayrıca, birkaç gün önce Paris'te ABD arabuluculuğunda Suriye ve İsrail arasında varılan anlaşma da daha olumlu bir atmosfere katkıda bulunmuştu.

Peki Halep'te çatışmalar neden patlak verdi?

Şam, SDG’nin Suriye'nin birliğini zayıflatan ve bütünlüğünü tehdit eden katı taleplere sıkıca bağlı kaldığına inanıyor. Buna karşılık, SDG, 2011 öncesi statükoya geri dönmeyeceğini, silahlı kuvvetlerini feshetmeyeceğini ve katı, merkezi bir idari yapıya geri dönmeyi reddettiğini ısrarla belirtiyor.

10 Mart Mutabakatı’ndan bahsederken, SDG'nin orduya entegrasyonu akla gelebilir, ancak konu daha geniş ve daha karmaşık. Suriye'deki idari sistemin şekli, yeni anayasa, petrol sahalarının mülkiyeti ve petrol gelirlerinin nasıl dağıtılacağı gibi diğer önemli konular da var.

10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı (SANA/AFP)10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri (SANA/AFP)

Önde gelen bir SDG lideri olan Sipan Hamo, bir röportajda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin Esed rejiminin bir versiyonunu yeniden üretmeye çalıştığını söyledi. Şam'ın tutumunu eleştiren Hamo, müzakereler sırasında temel konularda katı ve uyumsuz olduğunu belirterek, bunu öncelikle Türkiye'nin taleplerine uyma arzusuna bağladı. Nitekim Türkiye, SDG'nin Suriye ordusuna entegre olması, silahların teslim edilmesi, Suriyeli olmayan savaşçıların Suriye topraklarından ayrılması ve kuvvetlerinin bir bütün olarak orduya entegre edilmemesi, üyelerinin bireysel olarak orduya katılması gerektiğine inanıyor. Ankara ayrıca, merkezi olmayan yönetim biçimlerine de şüpheyle yaklaşıyor. SDG'nin Şam ve Ankara'yı suçlaması kolay, ancak bu, taleplerinin çıtasını en yüksek seviyeye çıkardığı ve oyalama taktiklerine başvurduğu gerçeğini değiştirmiyor.

İki taraf da Halep'te ilk kurşunu kimin attığı konusunda karşı tarafı itham ediyor, ancak kimin başlattığına bakılmaksızın, her iki taraf da gerilim nedenlerini üretmeye ve şiddetlendirmeye kendi yöntemleriyle katkıda bulundu.

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor

Suriye hükümetinin çıkmazı kırmaya karar vermiş olması muhtemel. Buna karşılık, Kürt tarafının Suriye ordusunun kararlılığını ve gücünü, ABD desteğinin boyutunu ve İsrail'in müdahil olma isteğini yanlış hesaplamış olması da muhtemel. Halep, Suriye ordusu güçlerinin Eşrefiye bölgesinin büyük bir bölümünde kontrolü ele geçirmesinden önce, yirmiden fazla kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına yol açan şiddetli çatışmalara sahne oldu.

Perşembe gecesi Suriye Savunma Bakanlığı, Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahalleleri civarında geçici bir ateşkes ilan etti. Ayrıca, silahlı grupların Halep'ten kuzeydoğu bölgelerine doğru gitmeleri için bir güvenlik koridoru açarak cuma sabahına kadar bu bölgeden ayrılmalarına olanak sağladı. SDG’nin bel kemiğini oluşturan Halk Koruma Birlikleri (YPG), daha önce Nisan 2025'te Şam ile imzalanan bir anlaşma uyarınca bu mahallelerden çekilmiş ve yüzlerce savaşçısını Fırat Nehri'nin doğusuna nakletmişti. Bu mahallelerde sadece iç güvenlik güçleri olan Asayiş kuvvetleri ve Asayiş unsurları kılığındaki bazı YPG üyeleri kalmıştı.

 Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, Halep'teki çatışmaları kamu düzenini yeniden sağlamayı amaçlayan meşru bir terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirdi. Açıklamada, operasyonun yalnızca Suriye ordusu tarafından yürütüldüğü ve Türk güvenlik güçlerinin dahil olmadığı belirtildi. Türkiye ayrıca, talep edilmesi halinde Suriye'ye gerekli desteği sağlayacağını da teyit etti.

Ankara ve Şam, güvenlik ve savunma alanlarında yakın iş birliğini sürdürüyor. 22 Aralık 2025'te Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Şam'daki Halk Sarayı'nda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve diğer yetkililerle bir araya gelerek güvenlik konularını ve iş birliğini geliştirme yollarını görüştüler.

Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde, Halep Kürtlerine destek gösterileri düzenlendi ve bunlar, Ekim 2014'te DEAŞ’ın Kobani saldırısını kınamak için sokakları dolduran kalabalıkların düzenlediği protestoları anımsattı.

Suriye'deki gelişmeler ve Halep'teki çatışmalar, Türkiye'nin iç politikasına ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile olan ilişkisine de gölge düşürüyor. Tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan'ın silah bırakma çağrısının Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG) de kapsayıp kapsamadığı konusunda tartışmalar sürüyor. Ankara, YPG'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve bu nedenle çağrının onları da kapsadığını düşünüyor; YPG ise bunu reddediyor.

Şam ve SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçeği şekillendirmeye çalışıyor

 ABD ve İsrail bu meseleye doğrudan müdahil. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi Tom Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada ülkesinin endişesini dile getirdi. Suriye hükümetine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel yetkililere ve sahadaki tüm silahlı aktörlere düşmanca eylemleri durdurmaları ve gerilimi azaltmaya yönelik taahhütte bulunmaları çağrısında bulundu. Şam ile SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve özellikle Dürzi, Alevi ve Kürtleri kullanarak kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçekliği şekillendirmeye çalışıyor. İsrail hükümeti, zayıf ve parçalanmış bir Suriye'nin kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyor ve Kürtler ile SDG'yi Türkiye'yi baskı altında tutmak için bir araç olarak görüyor.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, resmi bir açıklamada Halep'teki çatışmaların Suriye rejim güçlerinin Kürt azınlığa karşı ciddi saldırılarını temsil ettiğini belirtti. Sa'ar, uluslararası toplumu sessizliğini bozmaya çağırdı ve özellikle Batı'ya “DEAŞ'a karşı cesurca ve başarıyla savaştıkları” için Kürtlere karşı ahlaki bir yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.

İsrail siyasi adımlar atabilir ve belki de çeşitli şekillerde SDG'ye gizli destek sunabilir, ancak Suveyda'daki gibi doğrudan bir müdahalede bulunması olası görünmüyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre zira Halep ve Suriye'nin kuzeyinde Kürt kontrolündeki bölgeler İsrail ile doğrudan sınır komşusu değil ve daha da önemlisi, Türkiye'nin oradaki varlığı, İsrail'in herhangi bir müdahalesini kabul edilemez kılıyor. Amerika Birleşik Devletleri de böyle bir doğrudan çatışmaya karşı çıkacaktır.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)

Son olarak, Halep'teki çatışmalar, İran'ın olağanüstü gelişmeler yaşadığı bir dönemde patlak verdi. İran’da Tahran ve Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgeler de dahil olmak üzere ülke genelinde birçok şehirde devam eden gösteriler var. Bu protestolar şimdiye kadar yaklaşık elli kişinin ölümüne yol açarken, ABD Başkanı Trump, siviller arasında kayıplar yaşanması durumunda ABD'nin güçlü bir şekilde karşılık vereceği tehdidini yineledi.


Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
TT

Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)

Sağlık kaynaklarına göre, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta şiddetli soğuk ve düşük sıcaklıklar nedeniyle 7 günlük bir Filistinli bebek bu sabah hayatını kaybetti.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), Gazze Şeridi'ndeki soğuk hava dalgası ve şiddetli soğuk nedeniyle ölenlerin sayısının 15'i aştığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre “Bu rakamlar, özellikle soğuk havaya dayanacak donanımı olmayan çadırlarda yaşayan çocuklar ve yerinden edilmiş kişiler için Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ciddiyetini yansıtıyor. Gazze halkı, fırtınalı, soğuk ve yağışlı havalarda barınak ve tıbbi tedavi eksikliğinden ve yakıt kıtlığı nedeniyle ısınma sıkıntısından muzdarip.”

Alman Kızılhaçı ise Gazze Şeridi sakinlerinin zaten kötüleşen koşullarının kış aylarında daha da kötüleştiğini duyurdu.

Alman Kızıl Haçı Başkanı Hermann Grohe, Alman gazetesi Rheinische Post'a şunları söyledi: “Kış ayları, yetersiz tedarik koşulları ile birleşince, çocuklar, yaralılar ve yaşlılar için özellikle korkunç oluyor.”

Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)

Groh, ciddi bir malzeme sıkıntısından bahsederek, “Hala her şeyde sıkıntı var: yeterli gıda, tıbbi malzeme, ilaç, elektrik ve su” ifadelerini kullandı.

Eski Alman sağlık bakanı, ateşkesin ardından, saydığı malzemeler de dahil olmak üzere insani yardım malzemelerinin genel olarak iyileştiğini belirtti: “Ancak, Gazze Şeridi'ne ulaşan insani yardım miktarı hala yetersiz; günde 600 kamyonluk ihtiyaç karşılanamıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'ne göre Gazze Şeridi'nde yetersiz tıbbi bakım büyük bir sorun.

Örgütün yönetici direktörü Christian Katzer gazeteye verdiği demeçte, “Birçok Filistinli tedavi edilebilecek hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor” diyerek, hastaların tedavi için Almanya'daki hastanelere nakledilmesinin giriş kuralları nedeniyle başarısız olduğunu ifade etti.