İran’da dış politika gölgesindeki hayat şartları

Reformistler, Hasan Humeyni’yi destekliyorlar.

Said Celili, iktidarda nüfuza sahip din adamlarının yer aldığı resmi bir toplantıya katıldı. (Mehr)
Said Celili, iktidarda nüfuza sahip din adamlarının yer aldığı resmi bir toplantıya katıldı. (Mehr)
TT

İran’da dış politika gölgesindeki hayat şartları

Said Celili, iktidarda nüfuza sahip din adamlarının yer aldığı resmi bir toplantıya katıldı. (Mehr)
Said Celili, iktidarda nüfuza sahip din adamlarının yer aldığı resmi bir toplantıya katıldı. (Mehr)

İran’da 18 Haziran'da yapılması planlanan seçimler, bir yandan ekonomi ve hayat şartlarına dair öncelikler, diğer yandan nükleer müzakere, ABD'nin ekonomik yaptırımlarına son verilmesi yönünde uluslararası izolasyondan çıkış ve nükleer anlaşmanın yeniden hayata geçirilmesi başlıkları ile çevrelenmiş durumda.
Seçimlere katılan partiler, geçen yılki parlamento seçimleri senaryosunun tekrar edileceği uyarısında bulunuyorlar. Zira söz konusu seçimlerde İran’ın 41 yıllık tarihindeki en düşük katılım oranları kaydedilmiş, bu durum hayat pahalılığına yönelik Aralık 2017 ve Kasım 2019 protestolarının bastırılması ardından halkın rejime olan güveninin çöktüğünü ortaya koymuştu. 
Reformist hareket, adayların başvurularını değerlendiren Anayasa Koruma Konseyi’nin kendi adaylarının yeterliliğinin onaylanmasıyla cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılma taahüdünde bulunuyor. Dayanışma (Hambastagi) Partisi Merkez Komitesi Başkanı ve Tahran Belediyesi üyesi Muhammed Salari dün IRNA’ya verdiği demeçte, “Rejim grubu gerek iç meselelerde gerek uluslararası zorluklar karşısında önemli bir karar alma aşamasından geçiyor” ifadelerini kullandı. Aynı zamanda seçimlere yüksek katılımın bu kararların meşruiyetine ve başarısına yardımcı olacağını vurguladı.

Salari sözlerini şöyle sürdürdü:
“Seçimlerin farklı siyasi akımların katılımıyla düzenlenmesi, gelecekteki hükümete maksimum katılım, meşruiyet ve destek sağlamanın önemli unsurlarından biridir. Bu, yetkililer ve ilgili kurumlar tarafından dikkate alınması gereken bir konudur.”
Halkın seçimlere teşvik edilmesi yönünde siyasi akımların adil adaylığının önemine değinen Salari, İran sokağının hayat şartlarının kötüleşmesinden duyduğu memnuniyetsizliğe dikkat çekti. “Bu koşullarda, sorunların azalmasını sağlayacak ulusal yakınlığı desteklemek için her türlü çabayı göstermeliyiz” dedi.
Reformist hareketin, seçimlere girmeye karar vermesi halinde İran’ın ilk rehberi Humeyni’nin torunu Hasan Humeyni’yi destekleyeceğini göz ardı etmeyen Salari, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'yi destekleyen bir grup olarak tarif edilen ‘ılımlılar, reformistler ve ılımlı muhafazakarlar’ arasında bir fikir birliği olma olasılığına işaret etti. Hasan Humeyni'nin cumhurbaşkanlığına gelişi, reformistlerin 81 yaşındaki İran Dini Lİderi Ali Hamaney'in ardından ‘üçüncü rehber’ umutlarını canlandırabilir.
Nedaye Iranian (İranlıların Sesi) Partisi Genel Sekreteri ve eski Paris Büyükelçisi Sadık Harazi, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin 2013 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmadan bir ay önce, oyların yüzde 2 ila 3'ünü dahi alamadığını hatırlattı.
Muhafazakâr ve reformist akımların hiçbiriyle ittifakın kurulmadığı ‘bağımsızlık’ yönünde ısrar eden Ruhani yönetimindeki yetkililer ile reformistler arasındaki son anlaşmazlıklara dikkat çeken Harazi, Ruhani'nin seçimlerdeki zaferini üç faktöre bağladı. Bunları eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’ye, aynı zamanda halefi Muhammed Hatemi’ye yönelik baskılar ve gençlerin etkisi olarak sıraladı.
Nameh News sitesine konuşan Harazi, “Ruhani, seçilmesinin ertesi günü verdiği sözlerden caydı. Hikaye 2017’de de tekrarlandı” dedi. Ruhani’nin aynı zamanda önceki seçimlerde kendisi için son anda adaylıktan çekilen reformist kanattan yardımcısı İshak Cihangiri’ye verdiği sözlerden geri adım attığını kaydetti.
Nameh News’in haberine göre reformist kanat seçimlerde dış siyasi meselelere, muhafazakarlar ise hayat şartlarının kötüleşmesine odaklanıyor.
Eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani’nin oğlu Muhsin Haşimi Rafsancani, reformistlerin seçimlerinde çıkaracakları ‘aday üzerine henüz anlaşamadıklarını’ belirterek kendisinin aday gösterileceğine yönelik iddialara karşı çıktı. Haşimi’nin “Kargozaran (İran'ın İnşasının Yürütücüleri) Partisi adayı olmayacağım” dediği kaydedildi.
Haşimi aynı zamanda reformist hareketin ana adayları (Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri ve Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif) hakkındaki önceki açıklamalarından da geri adım attı.
Reformistlere yakın Nameh News, İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi’nin seçimlerden çekilmesiyle eşzamanlı olarak İran Rehberi’nin Ulusal Güvenlik Konseyi'ndeki Temsilcisi Said Celili’nin muhafazakar hareketten aday olma şansına ilişkin değerlendirmelere yer verdi.
Söz konusu analizde Celili’nin muhafazakar hareketten adaylığına dair en önemli kısmın ‘dış politikaya gösterilen ilgi’ olduğu belirtildi. Zira bu, reformistlerin ABD yönetimiyle müzakerelerde ‘yasakları’ aştıkları iddiasıyla seçimlerde itibar ettikleri bir konu sayılıyor. Analizde aynı zamanda şu ifadelere yer verildi:
“Celili, yeterli bir seçenek değil. Zira iktisat alanında herhangi bir ihtisası bulunmuyor. Herhangi bir partiden destek almıyor; iç siyasette kayda değer bir özgeçmişi de yok. Onun güçlü olduğu nokta dış politika. Aslında, müzakereye karşı çıkan iktidar kurumunun bir parçasını teşkil ediyor. Celili’nin seçimlere katılımı, reformist eğilimin hayat şartlarının önemsenmemesine yol açacağı, dış politika ve müzakerelere odaklanılacağı anlamına geliyor.”
Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyesi ve Mahmud Ahmedinejad döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi eski Genel Sekreteri Celili, müzakere yetkileri İran Dışişleri Bakanlığı’na devredilmeden önce İran’ın nükleer başmüzakereciliğinde bulunmuştu.
Diğer yandan İran Meclisi Tebriz Milletvekili Ahmed Ali Rıza Beygi, Anayasa Koruma Konseyi'nin eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın adaylık talebini onaylayabileceği öngörüsünde bulundu.
Beygi, Anayasayı Koruma Konseyi Sözcüsü Abbas Ali Kedhudayi’nin önceki basın açıklamalarında, adaylık başvuruları reddedilenleri seçimlere katılmamaya çağırdığını ancak Ahmedinejad ile ilgili hiçbir sorun olmadığı için adaylığının kabul edileceğinin söylendiğini bildirdi.
Ekonominin ve zenginliklerin halka iade edilmesi ve köklü ekonomik reformlara ihtiyaç olduğunu belirten İranlı milletvekili, “İnsanların güvenini yerle bir ettiler. Zenginlikleri onlara iade etmeliyiz. Aksi takdirde yalnızca yoksulluğa, sefalete ve soygunculuğa şahitlik edeceğiz” dedi.



Trump, İran’la ateşkes görüşmelerini reddetti: ABD ve Tahran savaşta geri adım atmıyor

 Reuters
Reuters
TT

Trump, İran’la ateşkes görüşmelerini reddetti: ABD ve Tahran savaşta geri adım atmıyor

 Reuters
Reuters

ABD ve İran’ın karşılıklı olarak geri adım atmaması, çatışmaların uzun sürebileceğine işaret ediyor. Arabuluculuk girişimleri ise şimdilik sonuç vermiş değil

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, İran’la devam eden savaşı sona erdirmek amacıyla başlatılmak istenen diplomatik temaslara mesafeli durduğu bildirildi.

Reuters’a konuşan diplomatik kaynaklara göre Washington yönetimi, Ortadoğulu müttefiklerin ateşkes görüşmelerini başlatma girişimlerini geri çevirdi. İran ise ABD ve İsrail saldırıları sona ermeden herhangi bir ateşkesi değerlendirmeyeceğini açıkladı.

Uzmanlara göre tarafların mevcut tutumu, savaşın kısa vadede sona ermesinin zor olduğunu gösteriyor.

Taraflar müzakereye hazır görünmüyor

Konuya yakın üç kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre ABD yönetimi, iki hafta önce ABD ve İsrail’in geniş çaplı hava saldırılarıyla başlayan çatışmaları diplomasi yoluyla sonlandırma girişimlerine şu aşamada sıcak bakmıyor.

İranlı iki üst düzey yetkili de Tahran yönetiminin, ABD ve İsrail saldırıları durmadan ateşkes ihtimalini reddettiğini söyledi.

Kaynaklara göre İran’ın ateşkes için öne sürdüğü şartlar arasında; ABD ve İsrail saldırılarının tamamen sona ermesi, bu durumun kalıcı güvence altına alınması, savaş nedeniyle tazminat ödenmesi gibi talepler bulunuyor.

Petrol piyasalarına etkisi büyüyor

Savaşın etkileri sadece bölgeyle sınırlı kalmazken, küresel enerji piyasalarında da ciddi dalgalanmalara yol açıyor.

İran’ın dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kapatması, petrol fiyatlarının hızla yükselmesine neden oldu.

ABD’nin cuma gecesi İran’ın en büyük petrol ihracat terminallerinden biri olan Harg Adası’nı hedef alması da Washington’un askeri baskıyı artırma stratejisinin süreceğine işaret eden bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney ise Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalacağını ve gerekirse bölgedeki saldırıların genişletilebileceğini açıkladı.

Savaşta şu ana kadar çoğu İran’da olmak üzere 2 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Arabuluculuk girişimleri tıkandı

Savaş öncesinde İran ile Batılı ülkeler arasında dolaylı görüşmelere aracılık eden Umman’ın, taraflar arasında yeniden iletişim kurulması için birden fazla girişimde bulunduğu ancak bu çabaların sonuçsuz kaldığı ifade edildi.

Reuters’a konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi, Trump’ın önceliğinin İran’ın askeri kapasitesini zayıflatmak olduğunu söyledi.

Yetkili şu ifadeleri kullandı:

Başkan şu anda bu tür görüşmelerle ilgilenmiyor. Operasyon kesintisiz devam edecek. Belki ileride diplomasi gündeme gelebilir ancak şu an için böyle bir plan yok.

Trump da savaşın ilk günlerinde yaptığı bir sosyal medya paylaşımında İran yönetiminin görüşmek istediğini ancak bunun için artık "çok geç" olduğunu savunmuştu.

Beyaz Saray’dan bir başka yetkili ise İran’da ortaya çıkabilecek yeni bir yönetimin ileride diplomasiye açık olabileceğini ancak mevcut durumda askeri operasyonların süreceğini belirtti.

Washington’da strateji tartışması

Savaşın petrol fiyatlarını artırmasının ABD iç siyasetine de etkileri olabileceği değerlendiriliyor.

Bazı ABD’li yetkililer ve Trump’ın danışmanları, yaklaşan ara seçimler öncesinde artan benzin fiyatlarının Cumhuriyetçi Parti için siyasi risk oluşturabileceği uyarısında bulunarak savaşın hızlı şekilde sonlandırılmasını savunuyor.

Buna karşılık bazı güvenlik yetkilileri ise İran’ın füze programının tamamen ortadan kaldırılması ve nükleer silah geliştirme ihtimalinin engellenmesi için askeri operasyonların sürmesi gerektiğini düşünüyor.

Trump’ın diplomatik girişimleri reddetmesi, yönetimin kısa vadede savaşı bitirmeye yönelik bir strateji benimsemediği şeklinde yorumlanıyor.

İran’da da sertlik yanlıları güç kazanıyor

Kaynaklara göre savaşın ilk günlerinde taraflar gerilimi azaltma ihtimaline daha açık görünüyordu. Hatta bazı ABD’li yetkililerin Umman üzerinden temas kurduğu da belirtiliyor.

İran Ulusal Güvenlik yetkilisi Ali Laricani ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin de, olası ateşkes görüşmeleri için Umman üzerinden temas kurmaya çalıştığı öne sürüldü.

Ancak bu girişimlerin ilerleme sağlamadığı belirtiliyor.

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, savaş ilerledikçe Tahran’ın tutumunun daha da sertleştiğini söyledi.

Yetkili, İran Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün kaybedilmesini savaşın kaybedilmesiyle eşdeğer gördüğünü belirtti.

"Bu nedenle Devrim Muhafızları herhangi bir ateşkesi veya diplomatik girişimi kabul etmiyor. Çeşitli ülkelerin çabalarına rağmen İran’ın siyasi liderliği de bu görüşmelere katılmayacak" dedi.

Independent Türkçe, Reuters


İran savaşı, Netanyahu’nun siyasi kariyerini nasıl şekillendirecek?

Netanyahu, Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından yerine geçen Mücteba Hamaney'i de tehdit etmişti (AFP)
Netanyahu, Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından yerine geçen Mücteba Hamaney'i de tehdit etmişti (AFP)
TT

İran savaşı, Netanyahu’nun siyasi kariyerini nasıl şekillendirecek?

Netanyahu, Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından yerine geçen Mücteba Hamaney'i de tehdit etmişti (AFP)
Netanyahu, Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından yerine geçen Mücteba Hamaney'i de tehdit etmişti (AFP)

Washington ve Tel Aviv'in Tahran'da rejim değişikliği umutları azalırken, İsrail lideri Binyamin Netanyahu siyasi bir sınavla karşı karşıya.

BBC'nin analizinde, Netanyahu'nun "onlarca yıldır bu an için hazırlandığı" ve siyasi kariyerini "İsrail'i düşmanı İran'a karşı savunma sözü" üzerine inşa ettiği yazılıyor.  

Ancak İsrail ve ABD'nin 28 Şubat'ta başlattığı operasyonda İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları'ndan üst düzey komutanların öldürülmesine rağmen Tahran rejimi hâlâ ayakta.

Hürmüz Boğazı'ndaki krizle birlikte petrol fiyatları yükselmeye devam ederken, savaşı durdurmaları için Tel Aviv ve Washington üzerindeki baskı da artıyor.

Dolayısıyla Netanyahu'nun rejimi devirmeden savaşı sonlandırma planları yapabileceğine dikkat çekiliyor.

Eski İsrail ulusal güvenlik danışmanı ve Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü düşünce kuruluşundan araştırmacı Tümgeneral Yaakov Amidror, İsrail'in rejimi kendisine tehdit oluşturamayacak kadar zayıflatarak temel hedeflerine ulaşabileceğini savunuyor:

Rejim değişikliğini başarabilirsek, bu Ortadoğu'yu da değiştirir. Ancak sınırlarımızı biliyoruz; biz bir süper güç değiliz ve kararlarımızda alçakgönüllü olmalıyız.

Diğer yandan savaşta "tam zafer" sözüyle destek toplamaya çalışan Netanyahu için Tahran rejimini ayakta bırakmak siyasi açıdan riskli olabilir.

Analist Neri Zilber, Hamas'ın hâlâ Gazze'nin yaklaşık yarısını kontrol ettiğini, Hizbullah'ın da 2024'teki ateşkesin ardından mücadeleyi sürdürdüğünü hatırlatarak, İsrail'in geçen sene haziranda 12 gün süren çatışmaların ardından ciddi risk alarak İran'la çok daha büyük bir savaşa girdiğini vurguluyor:

Netanyahu için tehlike burada yatıyor: Geçmişteki vaatleri ona geri dönecek ve dünyanın en güçlü ordusuyla birlikte bu ölçekte yürütülen mevcut savaş bile onun İsrail halkına vaat ettiği sonuçları getirmeyecek.

İran'a karşı Netanyahu'yla ortak operasyon yürüten ABD Başkanı Donald Trump da rejim değişikliğiyle ilgili çelişkili açıklamalar yapıyor. Savaşın ilk günlerinde hem Trump hem de ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, hedefin rejim değişikliği olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunmuştu.

Daha sonra Trump, açıkça İranlılara ayaklanıp yönetimi ele geçirme çağrısı yapmıştı. Ancak Cumhuriyetçi lider, cuma günü Fox News Radio'ya verdiği söyleşide böyle bir hamlenin "çok zor olacağını" itiraf etti.

Netanyahu da perşembe günkü basın açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

Rejimi devirmek için en uygun koşulları yaratıyoruz. Ama İran halkının rejimi devireceğine dair size kesin bir şey söyleyemem. Rejim içeriden devrilir.

Independent Türkçe, Times of Israel, BBC, New York Times


Uydu görüntülerinin analizi, savaşın başlangıcından bu yana İran’da meydana gelen hasarın boyutunu ortaya koyuyor

Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)
Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)
TT

Uydu görüntülerinin analizi, savaşın başlangıcından bu yana İran’da meydana gelen hasarın boyutunu ortaya koyuyor

Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)
Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’ın Bender Abbas kentindeki Hafadarya Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırılarının ardından hasar gören binaları gösteriyor. (AP)

İran içinde bilgi akışına yönelik artan kısıtlamalar ve ülkenin geniş bölgelerinde internetin kesilmesi nedeniyle, uydu görüntüleri sahadaki durumu anlamak ve askeri saldırıların yol açtığı zararları tahmin etmek için temel bir araç haline geldi.

Bu çerçevede yeni bir uydu verisi analizi, yaklaşık iki hafta önce başlayan ABD-İsrail saldırılarından bu yana İran’ın farklı bölgelerindeki tesislerde meydana gelen zararların geniş kapsamlı bir ön görünümünü ortaya koydu.

Şarku’l Avsat’ın Washington Post’tan aktardığına göre, Oregon Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından dün yayımlanan analiz, saldırıların başlangıcından bu yana ülkedeki çeşitli tesislerde oluşan yıkımın boyutuna dair şimdiye kadar yayımlanan en kapsamlı tablolardan birini sunuyor.

Çalışmanın sonuçları, zararların geniş çaplı olduğunu ve özellikle nüfus açısından İran’ın en büyük şehri olan başkent Tahran ile ülkenin güney-orta kesimindeki Şiraz şehrinde yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Veriler ayrıca, sahil kenti Bender Abbas’ta 40’tan fazla tesisin zarar gördüğünü gösteriyor.

Stratejik açıdan büyük öneme sahip Bender Abbas, İran’ın ana deniz üslerinden birine ev sahipliği yapıyor ve Hürmüz Boğazı’na yakın konumda bulunuyor. Bu boğaz, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu olarak öne çıkıyor. Mevcut askeri gerilimler nedeniyle bölgede petrol yüklü gemiler birikmiş durumda ve İran tarafından olası saldırılar nedeniyle deniz trafiği konusunda endişeler artıyor.

Analizi, Oregon Eyalet Üniversitesi’ne bağlı Çatışma Ekolojisi Araştırmaları Laboratuvarı’ndan Corey Scher ve Jamon Van den Hoek yürüttü. Araştırmacılar, çalışmalarında daha önce dünyanın farklı bölgelerindeki silahlı çatışmaların etkilerini inceleyen veri analiz tekniklerini kullandı.

Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’daki Havarşehr Askeri Üssü’nü hedef alan hava saldırıları sonucu hasar gören binaları gösteriyor. (AP)Uydudan çekilen bir fotoğraf, İran’daki Havarşehr Askeri Üssü’nü hedef alan hava saldırıları sonucu hasar gören binaları gösteriyor. (AP)

Van den Hoek, gözlemlenen hasar desenlerinin geleneksel bir cepheye odaklanmayan saldırıların doğasını yansıttığını belirterek, “Şu anda belirli bir cephe yok; çünkü hasar çok kısa bir zaman diliminde İran’ın farklı bölgelerinde meydana geliyor” dedi.

Araştırmacılar, çalışmalarında 28 Şubat’ta başlayan saldırı öncesi Sentinel-1 uydusundan alınan verileri, 2-10 Mart tarihleri arasında toplanan verilerle karşılaştırdı.

Sentinel-1 uydusu, yeryüzündeki değişimleri izlemek için radar teknolojisi kullanıyor. Bu sayede binalar ve tesislerde meydana gelen hasar veya yıkım gözlemlenebiliyor. Ancak bu analiz türü, tarım alanları, yoğun bitki örtüsüne sahip bölgeler ve gelişmemiş alanlardaki hasarları tespit edemiyor.

Araştırmacılar, bu teknolojinin İran’daki geniş arazi alanlarındaki değişimleri izlemek için eşsiz bir fırsat sunduğunu belirtirken, bazı küçük veya sınırlı hasarları tespit edemeyebileceğini vurguladı.

İran'ın Hark Adası'nın uydu görüntüsü (AFP)İran'ın Hark Adası'nın uydu görüntüsü (AFP)

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dün Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, ABD-İsrail saldırılarının çatışmanın başından bu yana 15 binden fazla hedefi vurduğunu açıkladı.

Gerginliği artıran bir başka gelişmede ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırılarını durdurmaması halinde, İran’a bağlı Hark Adası’ndaki petrol altyapısına yönelik saldırı düzenleyebileceği uyarısında bulundu. Bu açıklama, küresel enerji piyasalarının benzeri görülmemiş bir tedarik sıkıntısı yaşadığı dönemde yapıldı.

Trump, bu uyarıyı sosyal medyada yaptığı bir paylaşımla da destekleyerek, ABD’nin Hark Adası’ndaki askeri hedefleri ‘tamamen yok ettiğini’ duyurdu. Ada, İran’ın petrol ihracatında kritik bir nokta; ülkenin petrol sevkiyatlarının yaklaşık yüzde 90’ı buradan geçiyor ve Hürmüz Boğazı’nın yaklaşık 500 kilometre kuzeybatısında yer alıyor.

Buna rağmen Trump, bugüne kadar ABD saldırılarının ada üzerindeki petrol altyapısını hedef almadığını belirtti ve “Ancak İran veya başka herhangi bir taraf, Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin güvenli ve serbest geçişini engelleyecek bir eylemde bulunursa, bu kararı derhal gözden geçiririm” ifadesini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)

Trump, İran’ın ABD saldırılarına karşı koyma kapasitesinin bulunmadığını belirterek, “İran ordusu ve bu terörist rejimdeki diğer tüm taraflar silahlarını bırakıp ülkelerinde kalanları kurtarmak için akıllıca davranmalıdır; kalan çok fazla bir şey yok” dedi.

Daha sonra yaptığı bir paylaşımda Trump, medyayı eleştirerek, ‘yalan haber medyası’ olarak nitelendirdiği kuruluşların ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarındaki başarıları görmezden geldiğini savundu. Trump ayrıca, İran’ın ‘tamamen yenildiğini’ ve bir anlaşma