Yemen hükümeti Husi-DEAŞ ve El Kaide işbirliğine dair belgeleri BMGK’ya teslim etti

Husiler, 252 El Kaide ve DEAŞ unsurunu serbest bıraktı ve bölgelerin kontrolü karşılığında takas yaptı.

Husilerin Sana'daki toplantılarından birinde militanlar (Reuters)
Husilerin Sana'daki toplantılarından birinde militanlar (Reuters)
TT

Yemen hükümeti Husi-DEAŞ ve El Kaide işbirliğine dair belgeleri BMGK’ya teslim etti

Husilerin Sana'daki toplantılarından birinde militanlar (Reuters)
Husilerin Sana'daki toplantılarından birinde militanlar (Reuters)

Yemen hükümeti, BM Güvenlik Konseyi'ni Husiler tarafından uygulanan "organize terörizme" karşı durma sorumluluğunu üstlenmeye ve hükümet ve ulusal ordunun İran destekli milislere karşı savaşı sonlandırma çabalarını desteklemeye çağırdı. Hükümet, Husilerin El Kaide ve DEAŞ başta olmak üzere diğer terör örgütleriyle arasındaki işbirliğinin ayrıntılarına ilişkin bir rapor hazırladı. Raporda, Sana ve diğer valiliklerde hapsedilen ve ABD ve yabancı çıkarlara yönelik bombalama ve saldırıların beyni olan isimlerin yanı sıra uluslararası kabul görmüş meşru hükümetteki yetkililerin de yer aldığı 252 teröristin serbest bırakıldığı belgelendi.
Şarku’l Avsat, Yemen’deki Ulusal Güvenlik ile Siyasi Güvenlik birimleri tarafından Husiler ile terör örgütleri arasındaki işbirliği ve koordinasyona ilişkin toplanan fotoğraflar ve belgelerle desteklenen 27 sayfalık raporun bir kopyasına ulaştı. Husilerin İran rejimi, El Kaide ve DEAŞ tarafından desteklendiğine ilişkin bilgi ve istihbarat gerçeklerinin toplandığı belgede, grubun İran ile bu iki grup arasında "aynı ilişkinin bir uzantısı" olarak yakın ilişki içinde olduğu ifade edildi.
Raporun giriş bölümünde, Husi milislerin İran'ın uluslararası toplumun desteğini kazanmak için terörizmle mücadele fikrini pazarlama politikasına ek olarak, savaşçı toplamak için Kudüs'ün kurtuluşu ve ABD ve İsrail'e karşı mücadele propagandalarını kullandıkları belirtilirken, gerçekte milislerin Yemen devletine ve Yemenlilere karşı savaştıkları vurgulandı.
İddiaların yayılması
BM Güvenlik Konseyi’nin mart ayı dönem başkanı BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield tarafından teslim alınan raporda, Husi milislerin Yemen halkına karşı daha fazla terörizm eylemleri uygulamak için diğer terör örgütleriyle ilişkilerini nasıl kullandıkları açıklanıyor. Buna göre grubun, Yemen halkı ve Ulusal Ordu arasından kendisine karşı çıkanları damgalamaya çalışmak için El Kaide ve DEAŞ'e üye oldukları iddialarını yaydıkları belirtiliyor. Ayrıca Husilerin, Marib'deki tırmanışları ve sivilleri ve yerleşim mahallelerini etkileyen suç teşkil eden terör eylemlerinin başarısızlığının ardından bu iddiaları daha fazla yaymaya çalıştıklarına işaret edildi. Husi milislerin başkent Sana'yı işgal ettikten ve siyasi ve ulusal güvenlik aygıtındaki tüm bilgileri ele geçirdikten sonra bu bilgileri manipüle ettikleri ve El Kaide ve DEAŞ ile yakın bir ilişki kurmak için bu bilgileri kullandıkları kaydedildi. Ayrıca bu ilişkilerin çeşitli alanlarda işbirliği ile geliştirildiği belirtilen raporda, bunların güvenlik ve istihbarat işbirliği, bu terör örgütlerinin pek çok üyesine güvenli sığınak sağlamak, hükümet güçlerine karşı savaş operasyonlarını koordine etmek, terör örgütlerinin kalelerini inşa etmelerine ve güçlendirmelerine olanak sağlamak ve onlarla karşı karşıya gelmekten kaçınmak olduğu bildirildi.
Raporda, Husi milislerin Sana'da ve diğer valiliklerde Siyasi Güvenlik ve Ulusal Güvenlik birimleri tarafından hapsedilen 252 teröristi serbest bıraktığına dikkat çekildi. Bunlar arasında, 2000'de 17 Amerikalı denizcinin öldüğü Yemen'in Aden sahilinde gerçekleşen USS Cole saldırısı olayının planlanmasına yardım etmekten suçlu bulunan Cemal Muhammed el-Bedevi de yer alıyor. Milislerin Bedevi’yi 2018 yılında serbest bıraktığı belirtiliyor.
Raporda ayrıca, General Salim Kattan'a suikast planlamakla suçlanan terörist Sami Fadl Diyan, es-Sebin Meydanı’ndaki intihar saldırısından sorumlu olan isimlerden Ziyad el-Hammadi, Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi'nin suikast girişimi hücresinden Mahir er-Ramim, Saddam Ali el-Hamiri (Ebu’l Fida), Arhab hücresi komutanıyken Husi milislerin önemli bir lider olan Arif Mecli ve Husilerle teröristler arasında koordinatör olan Ali el-Kindi’nin isimleri yer alıyor.
Teröristlere karşılık alınan topraklar
Husiler ve terörist gruplar arasındaki koordinasyona ilişkin açıklamaların yer aldığı raporda, Husi grubunun bu örgütlerle mutabık kalınan bir dizi sahte operasyon gerçekleştirdiği ve onlara karşı herhangi bir askeri operasyon gerçekleştirmediği belirtildi. Ayrıca Husilerin, el-Beka bölgesinde olduğu gibi, kendi bölgelerinden çekilerek buraları hükümet güçlerini atlatabilmek veya kuşatabilmek için Husilere teslim eden diğer örgütlerle anlaşmalar yaptığı ve bunun karşılığında Husilerin tutuklu teröristleri serbest bıraktığı kaydedildi.
Raporda Husi milislerin, kontrolünde olan bölgelerde, özellikle hükümetin kontrolündeki bölgelerden kaçan unsurlardan terörist El Kaide üyelerine güvenli sığınak sağladığı belirtildi. El Kaide teröristlerinden 55'inin Sana'da ve Husilerin kontrolünde olan diğer bölgelerde korunduğu belirtilen raporda, bunlar arasından öne çıkan isimlerden takma adı Ebu Bekir ve Bekri olan terörist Avad Casim Mübarek Barfaa’nın 2017'den 2020'ye kadar başkent Sana'da ikamet ettiği bildirildi. Aynı şekilde rapor, takma adı Tarık el-Hadrami olan terörist Hişam Bavezir’in başkent Sana'nın Şuub bölgesinde yaşadığını ve sık sık tıbbi barınaklara gittiğini ve grubun kontrolündeki alanlarda serbestçe hareket ettiğini kaydetti.
Husi saflarındaki diğer teröristler
Rapor, Husilerin diğer terörist gruplarla ilişkisini “bazı deliller” başlığıyla belgeledi. Bu duruma örnek olarak, Husi milislerin saflarında savaşırken Ulusal Ordu kuvvetleri tarafından yakalanan terörist El Kaide örgütü üyelerinin ifadelerini delil gösterdi. Yakalananlar arasında El Kaide örgütünden terörist Musa Nasır Ali Hasan es-Sulhani, Husi milisleri arasında El Kaide örgütünden savaşçıların varlığını ve savaşçıları tespit etmek için Sana'da ikamet eden birçok El Kaide üyesinin bulunduğunu itiraf etti. 
Rapor, Husilerin Ağustos 2020 yılında Husi saflarında savaşırken öldürülen terörist Said Abdullah Ahmed el-Hıbrani (Ebu Hayil) ve Hamid Abdullah Ahmed el-Hıbrani (Ebu Nevaf) için bir cenaze töreni düzenlediğini ve Husilere ait el-Mesira kanalında cenazelerini yayınladığını belgeledi.
Rollerin değişimi
Raporda Husiler ile terörist gruplar arasındaki ilişkinin Yemen’in, Arap ve bölgesel çevresinin ve uluslararası denizcilik hatlarının  güvenliğini, istikrarını ve birliğini tehdit eden suçlarda rollerin değişimini koordine etme noktasına ulaştığı vurgulandı. Ayrıca uluslararası topluma sorumluluklarını üstlenme ve Yemen hükümetinin ve ulusal ordunun, Husi milislerin diğer gruplarla birlikte Yemenlilere karşı yürüttüğü organize terörizme karşı mücadelelerini ve savaşı sonlandırma çabalarını destekleme çağrısı yapıldı. Raporda Husilerin, devrimin 50 yılı boyunca Yemenliler tarafından temeli sağlamlaştırılan ve Ulusal Diyalog çıktılarında belgelenen ve tüm siyasi bileşenlerin kabul ettiği Yemen Federal Anayasası taslağında sonuçlanan toplumsal bir arada varoluşu kasıtlı olarak ortadan kaldıracak şekilde Yemenlilere karşı çeşitli suçlar işlediği belirtildi.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.