Beyrut-Bağdat iş birliği Lübnan’ın enerji krizini çözebilir

Lübnan-Irak iş birliği, tıbbi yardımları da içeriyor. Lübnan Başbakanı Diyab, Bağdat’a ziyaret hazırlıkları yapıyor

Beyrut-Bağdat iş birliği Lübnan’ın enerji krizini çözebilir
TT

Beyrut-Bağdat iş birliği Lübnan’ın enerji krizini çözebilir

Beyrut-Bağdat iş birliği Lübnan’ın enerji krizini çözebilir

Lübnan’da yaşanan enerji krizinin çözümü için Irak’la anlaşma seçeneği gündemde. Lübnan Merkez Bankası’nın kalan döviz rezervlerine ek baskı uygulamadan elektrik üretim santrallerini çalıştıran yakıtı güvence altına almak için Irak ile anlaşabilir.
Enerji sektöründe imzalanması beklenen iş birliği anlaşmaları, Irak ile sağlık, tarım ve sanayi sektörlerini geliştirmeyi ve Bağdat ile ekonomik iş birliği için olanaklar oluşturmayı içeren uzun vadeli bir iş birliği projesinin parçası olarak görülüyor.
Lübnan Başbakanı Hassan Diyab’ın, bakanlar ve ekonomi heyeti eşliğinde Irak’a ziyarette bulunması, şu ana kadar ‘teknik nedenler’ dolayısıyla gecikmişti.
Beyrut Hükümeti kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Ancak gündeminde, Iraklı yetkililerin geçen yazdan itibaren Beyrut’a düzenledikleri ziyaretlerde daha önce öngörülen anlaşmaları netleştirme amacı bulunuyor” dedi.
Lübnan’daki bakanlık kaynakları da Şarku’l Avsat’a, ziyarette Irak hükümetinin kamu bütçesini onaylamasının beklendiğini söyledi. Kaynaklara göre Lübnan, Başbakan Diyab ve diğer Lübnanlı bakanların ziyareti için bir tarih belirlemeye yöneldi. Irak’a ziyarette bulunacak bakanlar arasında Tarım Bakanı Abbad Murteza, Enerji Bakanı Raymond Ğacar, Sanayi Bakanı İmad Hubbullah ve Sağlık Bakanı Hammad Hasan yer alıyor. Kaynaklar, dört bakanın anlaşma imzalayacak ekonomi heyeti arasında yer alacağını söyledi. Bu anlaşmaların ön planında, Lübnan’a petrol sağlama anlaşması geliyor ve bununla da elektrik santrallerinin çalışmasını güvence altına alma planlanıyor.
Merkez Bankası’nın ABD doları rezervinin önemli ölçüde azalması sonrasında Lübnan’da ekonomik ve mali bir kriz var. Bununla birlikte Lübnan’daki elektrik sektörü de yakıt kıtlığı ve Lübnan’ın akaryakıt sevkiyatlarının sabit şekilde güvence altına alamamanın bir sonucu olarak son zamanlarda büyük bir krizden mustarip. Yaşanan kriz, yerel pazarları da etkileyecek şekilde gıda ve tıbbi ürünler için devlet desteğini durdurmakla tehdit ediyor.
Lübnanlı ve Iraklı hükümet yetkilileri arasındaki önceki görüşmelerde, Bağdat hükümetinin 500 bin ton ağır yakıt aracılığıyla Lübnan’a sağlayacağı destek üzerinde duruldu. Söz konusu ağır yakıt karşılığında ise Lübnan, uluslararası petrol şirketlerinin elektrik üretim istasyonlarını işleten petrol türevleri takas edecek. Lübnan hükümeti kaynaklarının Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamaya göre, bu miktardaki ağır petrolün bedeli, Lübnan Merkez Bankası nezdinde Irak hükümeti adına bir hesaba yatırılmak üzere Lübnan lirası cinsinden depozito olarak Lübnan hükümeti tarafından Irak hükümetine ödenecek. Bu, bu bedelin Irak’a transfer edilmeyeceği, daha ziyade Lübnan Merkez Bankası’nda Lübnan lirası cinsinden bir Irak mali depozitosu olacağı anlamına geliyor.
Öte yandan Irak tarafıyla imzalanacak anlaşmalar, sağlık sektörüne ilişkin hizmetlerin ve Lübnan’ın Irak hükümetine tavsiyelerde bulunmasının yanı sıra Irak pazarlarının Lübnan tarım ve sanayi ürünlerine açılmasını da kapsıyor. Kaynaklar, bu ticaret, ihracat ve hizmetlerden elde edilecek gelirin ABD doları cinsinden olacağını söyledi. Ayrıca bu gelirlerin, Lübnan pazarları, ürünleri ve enerjileri için çalışma ve iş birliği ufuklarının açılmasına katkıda bulunacağı ve Lübnan’ın üretken sektörlerine temel destek sağlayacağı belirtildi.
Beklenen anlaşmalar, Irak’ın Lübnan’a yönelik destek paketinin bir parçası olarak sayılıyor. Bu konudaki bahisler, Lübnan hükümet yetkilileri ile tarım, sanayi, enerji ve teknoloji sektörlerinde ikili iş birliği konularını görüşen bir Irak heyetinin ziyaretinin ardından geçen yaz başladı. Kaynaklara göre bu durum, Irak Sağlık Bakanı Hassan et-Temimi’nin bugün (1 Nisan Perşembe) Beyrut’a yaptığı ziyaret sırasında şekillenen sağlık sektöründeki iş birliğine ek olarak gelişti. Kaynaklar ayrıca, Iraklı Bakanın, ikili anlaşmalar imzalayacağını ve kendisiyle birlikte Beyrut’a tıbbi yardım getireceğini kaydetti.
‘Ağır petrol’ anlaşması, Lübnan’ın tıbbi ve akademik kadrolarla iş birliğini içeren tıbbi hizmetler sunması karşılığında imzalanacak.
Lübnan, Irak’la iş birliği olasılıklarına inanıyor. İhtiyaçlarının bir kısmını sağlamak ve ürünleri için Lübnan sektörlerine finansal getiri sağlayacak bir pazar elde etmek amacıyla yakında anlaşmanın imzalanması bekleniyor. Lübnan, bu anlaşmaları birden fazla yönde genişletmeyi hedefliyor. Bunlar arasında mutabık kalınan ağır petrol miktarındaki artış, (Irak petrol kaynaklarının geçtiğimiz yıllarda ulaştığı) Lübnan’ın kuzeyindeki Beddavi’de bulunan petrol rafinerisini yeniden canlandırma olasılığının güçlendirilmesi ve Lübnan’ın kuzeyinde Suriye toprakları aracılığıyla ulaşım hatlarının restorasyonu ve güvenliğinin sağlanması için fırsatları tartışmak da yer alıyor.
Lübnan bakanlık kaynaklarının eski ziyaretlerle uyumlu olarak belirttiğine göre, Iraklı bakanların geçen Temmuz ayında Lübnan’a ziyaretleri sırasında Lübnan tarafı, Lübnan yardımının bir parçası olarak Lübnan malları üzerindeki gümrük tarifelerinin kaldırılması olasılığını Irak tarafıyla görüştü. Kaynaklar, görüşmenin Irak hükümetinin Lübnan’ın tarımsal ihracatını ve gıda maddelerini gümrük vergilerinden muaf tutma olasılığını içerdiğine dikkat çekti. Iraklı yetkililer, bu durumun, Irak parlamentosunda Irak hükümetinin önerisi üzerine bir yasanın yürürlüğe koyulması gerektirdiğini söyledi ve tarifenin, Lübnan malları ve ihracatı için cesaret verici olacağını belirtti. Lübnanlı kaynaklara göre karşılıklı ticaret planı için yapılan istişareler, Irak’ın Lübnan vatandaşları tarafından bir yıllık kredi kapsamında tüketilecek petrol ürünlerini Lübnan’a sağlama olasılığının tartışılmasını da içeriyor. Ayrıca Lübnan heyetinin yaklaşan ziyaretinin bu ve iş birliği çarkını döndürecek diğer önerileri takip edeceği kaydedildi.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.