Yemen hükümeti Husi şiddetini durdurma çağrısında bulundu

Arap Koalisyonu, Marib'de sivillere yönelik balistik füze saldırısını önledi.

Husilerin askeri hamlelerine tanık olan Marib'deki bir mülteci kampı. (AFP)
Husilerin askeri hamlelerine tanık olan Marib'deki bir mülteci kampı. (AFP)
TT

Yemen hükümeti Husi şiddetini durdurma çağrısında bulundu

Husilerin askeri hamlelerine tanık olan Marib'deki bir mülteci kampı. (AFP)
Husilerin askeri hamlelerine tanık olan Marib'deki bir mülteci kampı. (AFP)

Yemen hükümetinde, Husilerin Suudi Arabistan’ın barış girişimine yönelik tutumu ve uyum sağlama konusundaki ciddiyetine dair tepki sürüyor. Husiler uluslararası baskıya öfkesini ABD'ye sözlü saldırıda bulunduğu açıklamalarla ifade etti. Savaşı durdurma ve insani yardım sağlama çabalarını "saçmalık" olarak nitelendirdi.
Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun yaptığı açıklamaya göre söz konusu durumla eş zamanlı olarak dün Husilerin Marib kentinde sivilleri hedef alan bir balistik füze saldırısı önlendi.
Arap Koalisyonu tarafından dün yapılan açıklamada, Marib’de milislere ait bir balistik füze ve fırlatma rampasının imha edildiği bildirildi. Husilerin milyonlarca sivilin hayatını tehlikeye attığı vurgulandı.
 Söz konusu saldırı girişimi, Yemen ordusunun Marib'in batısında devam eden Husi şiddetiyle mücadele ettiği sırada yaşandı. Husiler, grubun liderinin emriyle ve İran'ın ve bölgedeki silahlarının desteğiyle petrol kenti Marib’i kontrol etmeye çalışıyor.
 Yemen Dışişleri ve Göçmen İşleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek, grubu şiddeti durdurmaya ve barışa boyun eğmeye zorlamak için daha fazla uluslararası baskı yapılması çağrısında bulundu.
 Resmi kaynaklara göre Bakan Mübarek dün video-konferans aracılığıyla düzenlenen Arap-Japon Siyasi Diyaloğu Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda yaptığı açıklamada, ülkesindeki son gelişmeleri ve İran destekli Husi milislerin anayasal hükümete karşı yaptığı darbenin neden olduğu büyük insani krizi ele aldı.
 Yemenli Bakan, milislerin Marib'deki askeri hamlelerinin başta Husilerin uygulamalarından kaçarak Marib'e sığınan iki milyondan fazla sığınmacının yaşadığı kamplar olmak üzere bölgenin balistik füzeler ve patlayıcı yüklü insansız hava araçlarıyla hedef alındığını belirtti. 
 Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin artırdığı şiddetin ve Yemen ile Suudi Arabistan Krallığı'ndaki sivil bölgelere yönelik artan saldırıların başta Suudi Arabistan’ın barış girişimi olmak üzere Yemen hükümetinin uluslararası toplumun savaşı durdurma çağrılarına bir yanıt olarak geldiğini ifade etti. 
 Husi milislerin Krallık'taki uluslararası nakliye yollarına ve hayati enerji tesislere karşı sistematik olarak gerçekleştirdiği terörist eylemlerin arttığını belirten Mübarek, bu durumu bölgenin ve dünyanın güvenliğine ve istikrarına yönelik ciddi bir tehdit ve istikrarsızlaştırma olarak değerlendirdi. Ayrıca bu durumun, askeri şiddeti durdurmaları ve barış çağrılarına boyun eğmeleri için uluslararası toplumun Husi milislere ve arkasında duran İran rejimine azami baskı politikasını uygulamasını gerektirdiğini vurguladı.  
Yemenli Bakan, Husilerin askeri adımları, devam eden ihlalleri ve ırkçı uygulamaları ile bunun sonucunda yaşanan insani krizin şiddetlenmesine karşılık hükümetin Yemenlilerin kanının akmasını durdurma ve acılarını sona erdirme konusundaki kararlılığını vurguladı. Bakan Mübarek bu amaçla hükümetin, Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths ve uluslararası ortakları ile temel referanslara dayalı kapsamlı ve sürdürülebilir bir siyasi çözüme ulaşmak için istişarelerini sürdüreceğini söyledi.
 Safer petrol tankerinin oluşturduğu tehlikeye ilişkin açıklamalarda bulunan Bakan, BM Güvenlik Konseyi ve uluslararası topluma, Husilerin durumu görmezden gelerek BM teknik ekibinin rezervuarı denetlemek ve boşaltmak için bölgeye gelişine izin vermediğine dikkat çekti. Husilerin petrol tankerinin yarattığı tehlikelere karşı sorumluluklarını üstlenmeleri çağrısını yineledi.  
Husi grubunu BM’nin girişimini kabul etmeye ikna etmeye yönelik devam eden uluslararası toplumun, ABD hükümetinin ve bölgesel toplumun çabaları sürüyor. Yemen hükümetinde ise milislerin ciddiyetine ve barış isteğine dair şüpheler var.
Bu şüpheler Yemen Cumhurbaşkanı Danışmanı Abdulmelik el-Mihlafi’nin dün yaptığı açıklamalarda da açıkça ifade edildi.  Mihlafi, Twitter hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“İran’ın Husi milislere Suudi Arabistan liderliğindeki girişimi tamamen engellemesi için talimat verdiği açık. Bu talimatlar, Husilerin Kuveyt istişarelerinde anlaşmayı imzalamayı son dakikada reddetmelerinin de nedeniydi.”
 Yemen hükümetinin Husilerin kararına Tahran’ın müdahale etmesinden duyduğu memnuniyetsizliği dile getiren Mihlafi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünyanın, Birleşmiş Milletler (BM) ve ABD’nin ateşkes ve Yemen’e barış getirme çabalarını beklediği bir zamanda, İran’ın mezhepsel yıkım ekseni, milislerden kaçan iki milyon yerinden edilmiş insana ev sahipliği yapan Marib’i işgal etmek için Husilerin arkasında destek olarak duruyor.”
 Diğer yandan Husilerin Sözcüsü Muhammed Abdusselam, ABD'ye sözlü saldırıda bulunduğu son açıklamalarında Washington’ın Yemen'e barış getirmedeki rolünü "saçmalık" olarak nitelendirdi.
 Husi sözcüsü, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, ABD’yi grubunu kuşatmak ve engellemekle suçladı. Grubun bu sayede zengin olduğunu iddia ettiği ABD’nin insani yardımılarını da küçümsedi.
 ABD yönetiminin ve bölgedeki bazı ülkelerin milisleri Suudi girişimini kabul etmeye ikna etme çabalarının başarısıyla ilgili iyimser açıklamalarına rağmen Yemen’deki siyasi kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda Sana Havalimanı’nın koşulsuz olarak açılacağını belirtti. Talepler arasında Beyrut, Bağdat ve Tahran'a uçuşlar düzenlenmesi de yer alırken Yemen hükümeti Yemen Sivil Havacılığı’nın faaliyet gösterdiği mevcut varış noktalarına uçuşların gerçekleştirilmesini onayladı.
Yemen ordu medyası, halk direniş güçlerinin desteklediği hükümet güçlerinin Marib’in batısındaki Kesara cephesinde, Husilerle "saatlerce süren kahramanca bir mücadele" verdiğini bildirdi. Saldırı sonucu Husi milislerin ağır can ve ekipman kaybı yaşadığı kaydedildi.
Yemen ordusunun resmi internet sitesinin (September.Net) askeri bir kaynaktan aktardığı habere göre ordu ve direniş güçleri Kesara cephesinde ilerlemeye çalışan milislerin saldırısını engellediler ve kahramanca bir savaş başlattılar. Saldırının gece geç saatlerden perşembe sabahına kadar sürdüğü ifade edildi.
Kaynağa göre hükümet güçleri Husilerin elinde bulunan silahları, cephaneleri ve teçhizatı ele geçirirken topçular milislerin Heylan Dağı'ndaki topçu mevziilerini imha etti. Ayrıca Husi hücrelerinin ve Heylan Dağı'na giden takviye kuvvetlerin hedef alnması sonucu milisler teçhizat ve ağır can kayıpları verdi.
Ordu medyası topçuların Saada'nın Bakim ilçesinde askeri karakollara sızmaya çalışan terörist Husi milislerini ve araçlarını hedef aldığını bildirdi.
Yemen resmi haber ajansı SABA’ya göre Azal Kolu Komutanı 102. Piyade Özel Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Yasir el-Harisi, Azal Kolu’ndaki topçu taburunun Husi araçlarından birini hedef aldığını milislerin sızmasına destek veren grupları engellediğini bildirdi.



Yemenli güvenlik güçleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakaladı

Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
TT

Yemenli güvenlik güçleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakaladı

Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)

Yemen’de Taiz şehrindeki güvenlik güçleri, Dünya Gıda Programı (WFP) çalışanı Moayad Hamidi’ye yönelik suikastla doğrudan suçlananların yanı sıra saldırıdan sorumlu bir çetenin üyesi olan 10 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

Motosikletli ve silahlı kimliği belirsiz iki kişi, dün öğle saatlerinde Turba bölgesindeki bir lokantada Hamidi’ye ateş açtı.

Hastaneye kaldırılan Hamidi tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Saldırıda, Yemenli bir başka vatandaş da yaralandı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi, hükümet yetkilileriyle birlikte, saldırıyla ilgili uluslararası kuruluşlarla kapsamlı temaslar yürüttü.

Resmi kaynaklara göre, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Alimi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bu olayın BM’nin çeşitli alanlardaki müdahalelerini ve Yemen halkına sağladığı yardım programlarını etkilemeyeceğini bildirdi.

Guterres ayrıca, BM’nin Yemen’de barış, güvenlik ve istikrarın tesisi için iyi niyetlerini sürdürme taahhüdünü teyit etti.

Radikal gruplar ve suç unsurlarının fidye için insani yardım çalışanlarını hedef aldığı veya bölgede faaliyet gösteren kuruluşlara baskı uyguladığı Yemen’de, yardım çalışanlarının kaçırılması büyük bir endişe kaynağı oldu.

Ülkedeki çatışma, ayrıca altyapıda ciddi hasara ve birçok alana erişimin kısıtlanmasına neden olarak, yardım çalışanlarının savunmasız nüfuslara ulaşmasını, temel malzeme ve hizmetleri sağlamasını zorlaştırdı.


Sana'da eğitim maliyeti dört katına çıktı

Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
TT

Sana'da eğitim maliyeti dört katına çıktı

Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)

Yemenliler, Sana ve Husiler tarafından kontrol edilen diğer bölgelerde yeni eğitim yılını, okul ücretlerinin dört katına çıkması sonucu şokla karşıladı. Bu, aynı zamanda okullara vergi ve harçlar konulmasıyla aynı zamana denk geldi. Geçtiğimiz yıl dört milyondan fazla çocuk okula gidemezken bu sayının artmasından endişe ediliyor.

Husilerin kontrolündeki bölgelerde, dokuz yıldır maaşlarını alamayan 170 binden fazla öğretmen var. Eğitim sektörü çalışanları ve veliler, darbe hükümetinin Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi'nin kardeşi Yahya el-Husi tarafından yönetilen Eğitim Bakanlığı’nın, geçtiğimiz yıl öğrenci başına 4 dolar olan okul ücretlerini, ‘toplumsal katkı’ adı altında öğrenci başına 16 dolara çıkardığını söyledi.

Kaynaklara göre bu karar, eğitime erişemeyen ve okula gidemeyen çocukların sayısını artıracak. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre aileler bu koşullar altında söz konusu ücretleri, ders kitaplarını ve günlük masrafları karşılayamaz durumda.

Anayasa ihlali

Yemen anayasası, tüm eğitim aşamalarında ücretsiz eğitimi öngörüyor. Ancak, darbeci Husiler, 8 yıldır 170 binden fazla öğretmenin maaşını gasp etmesine rağmen, her öğrenci için öğrenim ücreti talep etmeye başladı. Ücretler öğretmenleri desteklemek bahanesiyle iki dolardan dört dolara ve ardından 16 dolara çıkarıldı.

XSCdwfvg
Yemen’de öğrenciler büyk zorluklarla mücadele ediyor. (UNICEF)

Eğitim sektöründe çalışan kaynaklara göre bu paranın okullardaki Husi temsilcileri ve maaşlarına el konulmasını protesto etmek için çalışmaktan kaçınan öğretmenlerin yerine atanan kişilere harcanıyor.

Kaynaklar, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Husilerin öğrencilerin okul kitaplarını piyasalardan satın almasını zorunlu kıldığını aktardı. Husiler, okul kitaplarını basmak için kullanılan matbaaları, mezhepsel posterlerini, liderlerinin ve şehitlerinin resimlerini ve Eğitim Bakanlığı'nın liderliği için kâr amaçlı faaliyetler için tahsis etti. Ayrıca yaz aylarında düzenlenen mezhepsel kampları finanse ediyor.

Kaynaklara göre bu adım, her çocuğun ihtiyaç duyduğu miktarı ikiye katlayarak yaklaşık 32 dolara çıkarıyor. Bu da on binlerce çocuğun okula gitmeyen dört milyona katılacağı anlamına geliyor.

Vergiler ikiye katlandı

Husi liderliğinin tüm özel okullara mezhep müfettişleri atama ve onlara bu okulların gelirlerinden aylık maaş verme emriyle aynı zamana denk geldi. Sana'daki bu okullardan bazılarındaki personel, Şarku'l-Avsat'a milislerin bu okullardan topladıkları harçları her yıl iki katına çıkardıklarını söylediler. Bu, okul yönetimlerini milislerin ve delegelerinin artan taleplerini karşılamak için okul ücretlerini geçen yıla göre yüzde 36'ya kadar artırmaya sevk etti.

csdfveg
Husiler okullar aracılığıyla mezhep değişikliği için yoğun çaba harcıyor. (Twitter)

Eğitim kaynaklarına göre bu artış, mezhep seferberliğinden kurtulmak için çocuklarını özel okullara nakletmek zorunda kalan ailelerin sırtına ağır bir yük bindirecek.

Diğer yandan darbe hükümetinin Eğitim Bakanı, yardımcılarıyla bir araya geldi ve yeni eğitim yılının başlaması için hazırlıkları görüştü. Ancak tüm toplantı boyunca öğretmenlere ödenmeyen maaşları hakkında herhangi bir açıklama yapmadı. Ayrıca, Husiler tarafından üç yıl önce kurulan ve öğretmenlere her ay 50 dolarlık destek sağlamak için kurulan Eğitim Destek Fonunun finansmanının açıklanmasını da reddetti.

Eğitim sektöründe çalışan kaynaklar, Husilerin, tüm yerel ve ithal mallardan toplanan büyük miktarda parayı, darbe hükümetinin bakanlığın liderleri ve Husilerin mezhepsel eğitim ofisi olarak bilinen örgütün faaliyetlerini ve savaş cephelerine katılmak için gençleri ve çocukları askere alma sürecini finanse etmek için fon olarak ayırdığını doğruluyor.

xhyej6u
Eğitim Destek Fonu'nun fonları Husi grubunun üyelerine harcanıyor. (Husi Medyası)

Yemen'de eğitim ve öğretim sektöründe çalışan iki kaynak, Şarku'l Avsat’a verdiği röportajda, bu fona toplanan paranın, Husilerin mezhepsel eğitim ofisini yöneten Ahmed Hamad tarafından kontrol edildiğini aktardı. Hamad, parayı öğrencilerin ve öğretmenlerin performansını izlemek ve okullarda mezhepsel faaliyetler yürütmek için kullanıyor. Husiler, genç yaştaki çocuklara mezhepsel fikirleri aşılayarak, kontrol ettikleri bölgelerde mezhepsel bir değişim yaratmaya çalışıyor.

Kaynaklar, bu fonun bir kısmının çocukların askere alınması, kamplarını ve mezhepsel içerikli kursları finanse etmek için kullanıldığını bildirdi. Söz konusu kurslar, Husilerin kontrolündeki bölgelerdeki tüm çalışanlar, öğretmenler ve üniversite profesörleri için zorunlu. Çalışanların işlerini sürdürmeleri için bu kurslara katılmaları gerekiyor ve bu kurslar, Husilere olan sadakatlerini değerlendirmek için bir standart olarak kullanılıyor.


Yemen: Husiler arasında yolsuzluk iddiaları gündemde

BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen: Husiler arasında yolsuzluk iddiaları gündemde

BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)

Yemen’de Husi liderler arasındaki mülk çekişmesi, bir grup yetkilinin 2019’da bir yakıt sevkiyatı yapılması planı çerçevesinde yaklaşık 58 milyon dolarlık bir yolsuzluk olayına karıştığını ortaya çıkardı. Ancak anlaşmadan doğrudan sorumlu olan Sana’daki petrol şirketinin müdürü başta olmak üzere, şu ana kadar olaya karışanlardan hesap sorulmadı.

Mesele, sükunetten önceki yıllara, petrol türevleri krizinin uydurulduğu ve Husi liderlerin petrol şirketi ve şubelerine atanan yetkililer, Hudeyde Limanı yönetimi ve Maliye Bakanlığı ile iş birliği içinde olduğu yıllara dayanıyor.

O dönemde akaryakıt sevkiyatı yapılarak sevkiyat, Hudeyde limanına getirildi ve bedeli ödendi. Ancak sevkiyat ortadan kayboldu ve akıbeti bilinmiyor. Bu suçlamanın sorumluları, karşılıklı suçlamalarda bulunuyor. Öyle ki içlerinden biri, petrol şirketinin Hudeyde’deki şubesini ve liman yönetimini, yükü boşaltmadan geminin hareket etmesine izin vermekle suçluyor. Diğerleri ise şirket yönetimini, sevkiyatın şirketin limandaki şubesinin tanklarına boşaltıldığından emin olmadan önce ödemeyi peşin yapmakla suçluyor.

Petrol sektöründe faaliyet gösteren kaynaklara göre o dönemde Husiler tarafından Sana’daki Yemen Petrol Şirketi’nin yönetici müdürü olarak atanan Ali et-Taifi, özel bir şirkete petrol sevkiyatı ithal etmesi için onay verdi. Şirket, sevkiyatı ithal etti ve gemi, boşaltılmak üzere Hudeyde limanına girdi.

Kaynaklar, ‘Ebu Mahfuz’ olarak bilinen, darbe yönetim kurulu ofisi müdürü Ahmed Hamed’in yardımcısı olarak kabul edilen bir kişinin, petrol şirketinin limandaki şubesinin tanklarına boşaltıldığından emin olmadan miktarı şirketin hesabına iade ettiğine dikkat çekti.

Anlatılan bu hikâyeye göre gemi yükünü boşaltmak yerine malları başka bir ülkeye satmak üzere limandan ayrıldı. Şirket ise ödemeyi gerçekleştirdi. Ancak kaynaklar, geminin yükünü boşaltmadan liman rıhtımından ayrılmasına nasıl izin verildiğine, petrol şirketinin şube müdürünün oynadığı role, akaryakıt depolarının sorumlularının ve sanık şirketin ödemeyi nasıl yaptığını açıklamadı.

Husiler olayın üstünü örtmeye çalışıyor

Kaynaklar, skandaldan bir yıl sonra milis liderliğinin, söz konusu mezhepçi kişiyi ‘kendisi veya Hudeyde şubesindeki yetkililer hakkında herhangi bir işlem yapmadan’ petrol şirketinin yönetiminden uzaklaştırdığını bildirdi.

Husi liderliğinde Muhammed el-Husi tarafından yönetilen diğer kanadının, Yolsuzlukla Mücadele Otoritesi’ne olayı soruşturma talimatı verdiği ve otoritenin de davayı olaydan bir yıldan fazla bir süre sonra savcılığa havale ettiği ortaya çıktı. Savcılık ise dosyayı Ticaret Mahkemesi’ne havale etti. Ancak kaynaklara göre olaya karışanlar, darbeci hükümetteki Hukuk İşleri Bakanlığı yetkilileri de dahil olmak üzere üst düzey yetkililer olduğu için dava takip edilmedi.

Sendikacı Muhammed el-Hamzi, yaptığı açıklamada Abdullah ed-Dayaa, Abdulkerim eş-Şarabi ve Arif el-Masabi ile birlikte Yemen Petrol Şirketi Sendikası ve Birlikler Koordinasyon Konseyi adına bu davanın takipçilerinden biri olduğunu dile getirdi. Hamzi, özellikle bu dava olmak üzere yolsuzluk davalarını ve petrol türevleri ve ihale yolsuzluğu konusunu ifşa ettiği için hapse atıldı.

Hamzi, davada henüz ilerleme kaydedilmediğini, tüm faillerin parmaklıkların dışında olduğunu, davayı hareket ettirecek, miktarı devlet hazinesine iade edecek ve kasıtlı olarak takip etmeyi ihmal edenler de dahil olmak üzere suç ortaklarını cezalandıracak kimsenin olmadığını vurguladı.

Tanınmayan darbeci hükümette Hukuk İşleri Bakanı’nın gönderdiği bir belge, bu konunun en son iki yıl üç ay önce tartışıldığını gösteriyor. Öyle ki 21 Mart 2021’de milisler tarafından petrol şirketinin müdürü olarak atanan Ammar ed-Adrai’ye bir mektup göndererek, şirketin bu davayı Ticaret Mahkemesi’nde takip etmemesini eleştirdi.

Belgeye göre petrol şirketiyle ilgili önemli bir sorunun varlığına ilişkin olarak daha önce 31 Mayıs 2021’de de petrol şirketine hitap edilmişti. Sorun, sözde Genel Fonlar Mahkemesi tarafından Ticaret Mahkemesi’ne sevk edilen 57.8735 milyon doların yağmalandığı en büyük yolsuzluk davalarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak o tarihten bu yana petrol şirketi, davayı takip etmedi ve kararı temyize götürmedi. Bu durum ise halkın parasının yağmalanmasını kolaylaştırmak anlamına geliyor. Ama konu hala gündeme gelmedi.

Şüpheli gelişmeler

Husilerin petrol sektöründeki yolsuzluğuyla bağlantılı olarak, şirketin Hudeyde vilayetindeki şubesinde çalışan kaynaklar, yolsuzluk nedeniyle görevden alınan müdür Yaser el-Vahidi’nin Ras İsa Petrol Limanı’ndaki yeni gelişmelerin uygulanmasını denetlemekle görevlendirildiğini ve milyonlar harcandığını ortaya koydu. Limandaki işçi ve çalışanların ise alacaklarını alamadıklarını belirten kaynaklar, Ebu Mahfuz ile olan ilişkisinden ve nüfuzundan yararlanarak yaptığı yolsuzluklara itiraz ettikten sonra yardımcısının tüm yetkilerinin elinden alındığını ifade etti.

Kaynaklar, milislerin birkaç hafta önce Ras Isa limanında demirlemiş olan harap Safer petrol tankeri kurtarma operasyonunun başlamasıyla bağlantılı olarak limanda geliştirmeler yaşanmaya başladığını belirtti. Ancak gelişmeler hakkında ayrıntıya yer vermedi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, “Vahidi, oradaki işçilere Ras Isa limanının yanında ek bir petrol limanı inşa etme sürecinde olduğunu bildirdi. Amacın, örneğin hükümetin darbeden önce harap durumdaki Safer tankerine alternatif olarak üzerinde çalışmaya başladığı kara tanklarının yerine özel tankların yapılması gibi, limanda petrol türevleri ticaretini tekelleştiren bazı milis tüccarlara ayrıcalıklar vermek olacağından korkuluyor” ifadelerini kullandı.