Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan Yemenliler kiraladıkları evlerden çıkarılıyor

Sana'daki Eski Şehir'e uzanan bir sokak. (Reuters)
Sana'daki Eski Şehir'e uzanan bir sokak. (Reuters)
TT

Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan Yemenliler kiraladıkları evlerden çıkarılıyor

Sana'daki Eski Şehir'e uzanan bir sokak. (Reuters)
Sana'daki Eski Şehir'e uzanan bir sokak. (Reuters)

Yemen Ibb Üniversitesi’nden bir profesörün, ev sahibinin kendisini aylık birikmiş kira borçları nedeniyle evden çıkarmasının ardından ailesiyle sokakta kalması Yemen’de Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşanan trajedilerin başka bir yönünü daha ortaya koyuyor. Bölge halkı ardı ardına dördüncü yıl da maaşlarını alamazken milisler, kiralarını ödeyemeyenleri hapisle veya bölgeden kovmakla tehdit ediyorlar.
Yemen hükümeti iki yıl önce Husi milislerin kontrolündeki bölgelerde sağlık sektöründe çalışanların ve üniversite profesörlerinin maaşlarını ödemeye başlamıştı. Ardından  öğretmenlerin maaşlarının ödenmesi ve böylece eğitim sürecinin devam etmesine yardımcı olmak için Suudi Arabistan ve BAE teşvik olarak yaklaşık 50 milyon dolar tahsis etmeyi garanti etti.
Ancak Husiler, ulusal para biriminin yeni baskısının dolaşımını engelledikten ve miktarın yüzde 45'i tutarında transfer ücreti uyguladıktan sonra bu sektörlerdeki çalışanları maaşlarını almaktan bir kez daha mahrum ettiler. Yemen Maliye Bakanlığı’na göre hükümet, bu ücretlerin Husilerin savaş çabalarının yeni kaynağı olmaması için bu bölgelere maaşları göndermeyi bıraktı.
Husilerin söz konusu adımları ve yardım kuruluşlarının çalışmalarına kısıtlamalar getirerek, yardımların bir kısmını çalması ve bazılarını savaşçılarının yararına kullanması, ABD'nin Husilerin kontrolündeki alanlarda yardım programlarını finanse etmeyi durdurmasına neden oldu. Dünya Gıda Programı (WFP) harekete geçerek yardım malzemeleri satın almak yerine nakite dayalı yeni bir yardım sistemini benimsemeye yönelirken Birleşmiş Milletler (BM) ise fon eksikliği nedeniyle yardım malzemelerinin miktarını yarıya düşürdü.
Tüm bu uygulamalar, gıda fiyatlarındaki artışa paralel olarak mal sahiplerinin aylık kira ücretlerini iki katına yükseltmesinin ardından bölge halkının çektiği acının artmasına ve konut kiraları dahil olmak üzere temel gereksinimlerini bile karşılayamamasına neden oldu.
Sana'daki Eğitim Bakanlığı’ndan bir çalışan iki gün önce yaptığı çağrıda, bir öğretmenin başkent Sana'nın güneybatısındaki bir mahkeme tarafından hapsedildiğini bildirdi. Öğretmene yönelik herhangi bir suçlama veya dava olmadığını, maaşların ödenmemesi nedeniyle birikmiş kira borçları yüzünden hapsedildiğini belirterek, diğer öğretmen arkadaşlarını yıllardır nesilleri yetiştirmek ve eğitmek için eğitim alanında çalışan öğretmenin yanında durmaya çağırdı. 
Söz konusu öğretmen yaptığı açıklamada, “Öğretmenler böyle ödüllendiriliyor” diyerek, mesajının öğretmene yardım etmek ve onu hapisten çıkarmak için Husi liderinin kardeşi olan darbe hükümetindeki Eğitim Bakanı'na ve ilgili herkese ulaşmasını diledi. 
Husiler, yaşanan son olaydan önce kira artışını engelleyen bir karar çıkarmıştı. Ancak mahalle sakinleri, Husilerin başkent valiliği tarafından alınan bu kararların sahte bir propaganda olduğunu iddia ediyorlar. Husi yetkililerin ve mahalle sorumlularının mülk sahipleriyle çıkar ilişkisi içinde olduklarını, ailenin ihtiyaç duyduğu bahanesiyle evlerin tahliyesi taleplerini yerine getirdiklerini belirttiler. Bölge halkına göre Husi yetkilileri, iki taraf arasında arabulucuk yapmak için mahallelere müdahale ederek kiracıların tahliye tehdidini durdurma karşılığında yüzde otuzu aşan ek bir meblağı artırmayı kabul ediyor. 
Bölge sakinleri Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda kiraların üç ay gecikmesi halinde mülk sahiplerinin dairenin tahliyesini talep etmek için döndüklerini ve ilçe yetkilisinin ek bir zam yapmak için müdahale ettiğini kaydettiler. Bu ödemeye karşı çıkıldığında ise mülk sahipleri mahkemeye başvurarak ilçe yetkilisini şahit gösteriyor ve evin boşaltılmasını talep ediyorlar. Mahkeme hakimi bir haftalık bir sürede evin boşaltılması için emir veriyor. Husi hakimleri kirasını ödemeyenleri ise mahkemeye çağırıyor ve borçların ödenmesini sağlayacak birini getirene kadar onları hapse atıyor.
Söz konusu uygulamalar, Sana'da inşaat çalışmalarının artmasıyla eşzamanlı gerçekleşiyor. Husi liderleri ve tüccarları, muhaliflerinin mülklerine ve devletin mal ve topraklarına el koyduktan sonra zenginlerin en önde gelenleri haline geldi. Çoğu kişiye göre Husiler, ele geçirdikleri parayı aklamanın yanı sıra başkentin demografik yapısını değiştirmeyi ve içinde büyük bir ırkçı, mezhepçi varlığı yerleştirmeyi hedefliyor.



Irak Kürdistanı'nda iki ayrı yönetim tehlikesi yeniden gündemde

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani, Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun milletvekillerinin katılımı olmadan toplanmasını protesto ederek bölgesel hükümetten çekildi. (AFP)
Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani, Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun milletvekillerinin katılımı olmadan toplanmasını protesto ederek bölgesel hükümetten çekildi. (AFP)
TT

Irak Kürdistanı'nda iki ayrı yönetim tehlikesi yeniden gündemde

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani, Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun milletvekillerinin katılımı olmadan toplanmasını protesto ederek bölgesel hükümetten çekildi. (AFP)
Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani, Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun milletvekillerinin katılımı olmadan toplanmasını protesto ederek bölgesel hükümetten çekildi. (AFP)

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nde (IKBY) iktidar ortağı Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), lideri Bafel Talabani'nin bölgesel hükümetten çekilme kararını açıklamasına rağmen, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani'nin partisinden bir yetkili, mevcut krize çözüm bulmak amacıyla iki taraf ve diğer siyasi güçlerin temsilcileri arasında temasların sürdüğünü açıkladı.

Kürdistan Bölgesi'nde, iki rakip parti arasında yeniden iki ayrı yönetim dönemine dönülmesi ihtimali giderek güçleniyor. Siyasi gerilim, yaklaşık iki yıl önce seçilmesinden bu yana ilk kez geçen çarşamba günü toplanan bölgesel parlamentonun, KYB'nin katılmadığı oturumda başkanlık divanını seçmesinin ardından tırmandı. KYB, söz konusu adımı tek taraflı olarak nitelendirerek kabul edilemez buldu.

Ekim 2024'te yapılan seçimlerde KDP, Kürdistan Bölgesi Parlamentosu'nda 39 sandalye kazanarak ilk sırada yer aldı. KYB ise 23 sandalyeyle ikinci oldu. Tarihi rakibi karşısında hükümet kurma müzakerelerinde elini güçlendirmek isteyen KYB, 15 sandalye kazanan Yeni Nesil Hareketi ile ittifak kurdu.

Perşembe akşamı açıklama yapan KYB lideri Bafel Talabani, "Parlamentonun oturumunu tanımıyoruz ve hükümetten çekiliyoruz" dedi. KDP ise oturumun ardından yaptığı açıklamada, bu gelişmenin "bir tarafın zaferi, diğerinin yenilgisi değil, bütün Kürdistan halkının zaferi" olduğunu savundu.

KYB, Yeni Nesil Hareketi, Kürdistan İslami Birliği, Ulusal Duruş Akımı ve Kürdistan Adalet Topluluğu daha önce yaptıkları açıklamalarda söz konusu oturuma katılmayacaklarını bildirmişti.

asxdfgt
Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun yeni Başkanı Vala Ferid (solda), 4 Kasım'da Erbil'de düzenlediği basın toplantısında. (AFP)

Talabani, televizyondan yayımlanan konuşmasında Süleymaniye'de ayrı bir yönetim kurabilecekleri mesajını verdi. Talabani, "Onlar bir başbakan seçerse biz de burada bir başbakan seçeceğiz. Onlar bir bakan belirlerse biz de burada bir bakan belirleyeceğiz. Bu işi onlar başlattı... Ancak sona erdirecek olan ben olacağım" ifadelerini kullandı.

KDP lideri Mesud Barzani ise parlamento oturumunun ardından yayımladığı mesajda, parlamentonun yeniden çalışmalarına başlamasına katılmayan siyasi taraflara çağrıda bulundu. Barzani, bu kesimleri parlamentonun çalışmalarına ve gelecek oturumlarına katılmaya, Kürdistan halkına hizmet etmek, siyasi süreci desteklemek ve sonraki aşamaların tamamlanmasına katkı sağlamak için ortak hareket etmeye davet etti.

Yerel basına konuşan Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun yeni Başkanı Vala Ferid de parlamentonun yeniden faaliyete geçirilmesinin, Kürdistan Bölgesi'nin anayasal statüsünün korunması açısından zorunlu bir adım olduğunu belirterek, bunun herhangi bir siyasi güce veya tarafa karşı yapılmadığını söyledi.

KYB, hükümetteki makamlarından çekiliyor

Ancak KYB, Talabani'nin açıkladığı hükümetten çekilme kararını uygulamakta kararlı görünüyor. Partinin önde gelen isimlerinden Mahmud Hoşnav, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, ilk adım olarak KYB'li hükümet temsilcilerinin bu haftanın ilk iş günü olan pazar günü itibarıyla hükümetteki makamlarından ayrılacağını söyledi.

Hoşnav, parlamento oturumunda alınan kararların "olumsuz yansımaları" olacağına dikkat çekerek, bu gelişmelerin dış güçlerin müdahalesine gerekçe oluşturabileceğini savundu. KYB'nin daha ileri adımlar atabileceğini belirten Hoşnav, Süleymaniye'nin Erbil'den idari açıdan ayrılması ihtimalinin de gündeme gelebileceğini vurguladı.

KDP ise parlamento oturumunun yapılmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını savunuyor. Partinin önde gelen isimlerinden Dıjvar Faik, Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun seçimlerden yaklaşık iki yıl sonra ilk oturumunu, farklı blok, parti ve topluluklardan 52 milletvekilinin katılımıyla gerçekleştirdiğini belirterek, böylece oturum için gerekli yasal yeter sayının sağlandığını söyledi.

Faik, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, seçimlerde en fazla sandalyeyi kazanan parti olarak KDP'nin KYB'nin ve diğer partilerin oturuma etkin biçimde katılmasını istediğini ifade etti. Faik, bütün tarafları katılıma ikna etmek için yaklaşık iki yıl beklediklerini ancak çok sayıda toplantı ve müzakereye rağmen KYB ile diğer bazı siyasi güçlerin oturuma katılmadığını kaydetti.

Faik ayrıca, parlamentonun bir sonraki oturumunun gelecek pazartesi günü yapılacağını, bu oturumda Hukuk Komisyonunun seçileceğini ve bölge başkanlığı için adaylık başvurularının alınmaya başlanacağını bildirdi.

Yeter sayı yarışı

Görünüşe göre iki parti arasında uzun süredir devam eden sessiz mücadelenin merkezinde, parlamento oturumunu gerçekleştirmek için gerekli yeter sayıya ilk kimin ulaşacağı meselesi bulunuyordu.

KYB'li Mahmud Hoşnav, partisinin de müttefiklerinin desteğiyle gerekli milletvekili sayısını toplayarak aynı adımı atabilecek durumda olduğunu ancak herkesin katılımını sağlamak ve müzakere yoluyla çözüme ulaşmak istediği için bunu tercih etmediğini söyledi.

Hoşnav, "Kürdistan Bölgesi yalnızca sandalye sayısına göre yönetilmez. Yönetimde hem ilkeler hem de sandalye dağılımı esas alınmalıdır. Bu da Kürdistan halkını temsil eden ve bölgede etkili olan bütün güçlerin yönetime katılmasını gerektirir" dedi.

zsdfvbg
Irak Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun Erbil'deki binası, 4 Kasım. (AFP)

KDP'li Dıjvar Faik ise KYB'nin son iki yıldır Yeni Nesil Hareketi ile birlikte parlamento yeter sayısını sağlayarak oturum düzenlemeye ve hükümet kurmaya çalıştığını ancak başarılı olamadığını öne sürdü.

Faik, "Gerekli yeter sayıyı sağlayabilecek durumda olsalardı, KDP'yi devre dışı bırakarak oturum düzenlemekten ve hükümeti kurmaktan çekinmezlerdi" ifadelerini kullandı.

Kürdistan Bölgesi Parlamentosundaki 100 sandalyenin 38'ine sahip olan KYB-Yeni Nesil ittifakı, hükümetteki bakanlıkların yarısını talep etmişti. KDP ise bu talebi reddediyor. Diğer partilerin sandalyelerinin kendi lehine bir denge oluşturacağını savunan KDP, buna rağmen tarihi rakibi KYB'nin hükümetin kurulmasına adil ve dengeli bir şekilde katılmasına karşı olmadığını belirtiyor.

Bununla birlikte KDP'li yetkili, hükümete katılmak isteyen partilerin sandalye sayıları ile yasal ve seçimlerden kaynaklanan hakları doğrultusunda sürece dahil olmaları ve hükümet programının hazırlanmasına katkı sağlamaları gerektiğini söyledi.

Faik, hükümete katılmak istemeyen partilerin muhalefette kalmayı tercih edebileceğini ancak parlamento oturumlarına katılmaları gerektiğini belirterek, "Aksi takdirde, en başından beri seçimlere katılmalarının anlamı ne?" diye konuştu.


Nil'in suları pazarlık konusu değil: Mısır'dan Etiyopya'nın teklifine ret

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 2019 yılında düzenlenen “Afrika-Rusya Zirvesi” kapsamında bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 2019 yılında düzenlenen “Afrika-Rusya Zirvesi” kapsamında bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Nil'in suları pazarlık konusu değil: Mısır'dan Etiyopya'nın teklifine ret

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 2019 yılında düzenlenen “Afrika-Rusya Zirvesi” kapsamında bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 2019 yılında düzenlenen “Afrika-Rusya Zirvesi” kapsamında bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Etiyopya'nın Nil suları konusunda Mısır ile uzlaşmayı, Kahire'nin kendisine denize erişim imkânı sağlaması şartına bağladığı bir dönemde, Mısırlı resmî bir kaynak “Şarku'l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Kahire bu tür söylemleri muhatap almıyor” ifadelerini kullandı. Kaynak, ülkesinin tutumunun değişmediğini vurgulayarak Mısır'ın, Mısır ve Sudan dışişleri ile su kaynakları bakanlarının katıldığı son dörtlü toplantıda dile getirdiği, “Kızıldeniz'e kıyısı olmayan herhangi bir ülkenin, kıyıdaş ülkelerin egemenliği, birliği, toprak bütünlüğü ve limanları aleyhine denize erişim sağlamasına” karşı çıkan tutumunu yineledi.

Geçtiğimiz pazartesi günü Kahire'de Mısır ve Sudan dışişleri ile sulama bakanları bir araya geldi. Toplantıya Mısır'dan Bedr Abdülati ve Hani Süveylim, Sudan'dan ise Muhyiddin Salim ve İsmet Kureyşi katıldı. Görüşmede siyasi, ekonomik, su kaynakları, kültürel, sosyal ve insani alanlarda ilişkilerin geliştirilmesi yolları ele alındı.

Taraflar, “Mısır ve Sudan'ın su güvenliğinin ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu” vurguladı. Nil Nehri'nin aşağı havzasında bulunan iki ülke, su güvenliğinin korunması konusunda ortak hareket etme kararı aldı. Etiyopya'daki Hedasi (Rönesans) Barajı'nın “ciddi sonuçlar doğurduğunu ve Nil'in aşağı havzasındaki ülkeler için sürekli bir tehdit oluşturduğunu” belirten taraflar, Addis Ababa yönetimine tek taraflı politikalarını değiştirme ve iş birliğini yeniden tesis etme çağrısında bulundu.

Kızıldeniz konusunda ise Mısır ve Sudan, dörtlü toplantıda “seyrüsefer serbestisi ilkesine saygı gösterilmesinin gerekliliğini” vurguladı. Kızıldeniz'in yönetiminin, uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde yalnızca kıyıdaş ülkelerin sorumluluğunda olduğunun altını çizdi.

İki ülke ayrıca, Kızıldeniz'e kıyısı olmayan herhangi bir devletin, kıyıdaş ülkelerin egemenliğine, birliğine, toprak bütünlüğüne ve limanlarına zarar verecek şekilde denize erişim sağlamasına kesinlikle karşı olduklarını belirtti. Bölgesel gelişmelerin Kızıldeniz'i askerîleştirmek veya bölge ülkelerinin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü zedeleyen tek taraflı adımlar atmak için kullanılmasını da reddetti.

Buna karşılık Etiyopya Su ve Enerji Bakanı Habtamu İtefa, Mısır'dan ülkesinin Nil'in kolları üzerinde inşa etmeyi planladığı yeni barajlara katkıda bulunmasını istedi. Bakan ayrıca, Addis Ababa'nın denize erişim çabalarına Kahire'nin destek vermesi çağrısında bulunarak, bunun Nil suları konusunda uzlaşmanın önünü açabileceğini savundu.

Bakan, dün yayımlanan görüntülü açıklamasında, “Mısır, kalkınma projelerimizin hayata geçirilmesine olumlu katkıda bulunmalı ve inşa ettiğimiz yeni barajlara destek vermeli” dedi. Hedasi Barajı'nın tamamlanmasının ardından ülkesinin önceliğinin artık baraj inşası olmadığını belirten İtefa, barışçıl yollarla denize erişim sağlamanın temel hedef hâline geldiğini ifade etti.

İtefa, “Mısır, Etiyopya'ya karşı yürüttüğü medya kampanyalarına son vermeli” diyerek bu kampanyaların ülkesinin hedeflerine ulaşmasını engelleyemeyeceğini savundu. Etiyopyalı bakan, “Mısır, Etiyopya'nın denize erişim sağlamasına katkıda bulunmalı. Böylece Nil suları konusunda bir uzlaşma zemini oluşabilir” ifadelerini kullandı.

Mısır Milletvekili Mustafa Bekri ise Etiyopyalı bakanın açıklamalarını “şantaj ve Mısır'ın ulusal güvenliğine, ayrıca Babülmendeb Boğazı'nın güvenliğine yönelik bir tehdit” olarak nitelendirdi.

Bekri, “Şarku'l Avsat”a yaptığı açıklamada, denize kıyısı olmayan 15 Afrika ülkesi bulunduğunu hatırlatarak, “Somali'nin meşru yönetimi buna karşı çıkıyorsa, söz konusu girişim Somali yönetiminin egemenliğine yönelik bir saldırı anlamına gelir. Bu yönetim, Etiyopya ile ayrılıkçı Somaliland bölgesi arasında imzalanan şüpheli anlaşmayı reddediyor” dedi.

Etiyopya'nın Hedasi Barajı ve Nil suları konusunda Kahire'ye denize erişim karşılığında uzlaşma teklif etmesini değerlendiren Bekri, “Mısır şantajı kabul etmeyecektir. Mısır'ın tutumu açık ve bu tür bir öneriyi reddediyor. Nil sularının pazarlık konusu yapılması, tarihî haklara ve Mısır'ın su haklarını güvence altına alan uluslararası anlaşmalara aykırıdır” diye konuştu.

Bekri, Etiyopyalı bakanın açıklamalarının Mısır'ın bölgesel denklemde ne kadar önemli bir aktör olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, Kahire'nin iradesi olmadan hiçbir adımın atılamayacağını söyledi. Mısır'ın söz konusu girişimi ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olarak gördüğünü, ancak bu konudaki itirazının öncelikle Somali'nin egemenliğiyle ilgili olduğunu vurguladı.

Kahire, Hartum ve Addis Ababa arasında Etiyopya'nın Hedasi Barajı konusunda yaklaşık on yıl boyunca müzakereler yürütüldü. Üç yıl süreyle duran görüşmeler 2023'te yeniden başladı. Ancak Etiyopya'nın bir anlaşma imzalamayı reddetmesi ve barajın Mısır ile Sudan'a zarar vermediğini savunması üzerine müzakereler 2024'te yeniden kesintiye uğradı.

 Mısır ve Sudan dışişleri ile sulama bakanlarının Kahire'de gerçekleştirdiği dörtlü toplantıda, Etiyopya'nın “Somaliland” üzerinden Kızıldeniz'e erişim girişimine karşı çıkıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır ve Sudan dışişleri ile sulama bakanlarının Kahire'de gerçekleştirdiği dörtlü toplantıda, Etiyopya'nın “Somaliland” üzerinden Kızıldeniz'e erişim girişimine karşı çıkıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Denize kıyısı bulunmayan Etiyopya, Kızıldeniz'e erişim sağlamak amacıyla Somaliland ile bir liman anlaşması imzaladı. Somali yönetimi, ayrılıkçı ve meşru olmayan bir yönetimle yapıldığı gerekçesiyle anlaşmayı geçersiz ilan ederek reddetti. Mısır ve Sudan da bu konuda Somali'nin tutumuna destek verdi.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdülvahid ise Etiyopya Su ve Enerji Bakanı'nın açıklamalarını “kışkırtıcı” olarak nitelendirdi.

Abdülvahid, söz konusu açıklamaların kabul edilemez bir güç gösterisi içerdiğini belirterek, “Sanki Hedasi Barajı meselesinde zafer kazanmışız, istediğimizi yaptık ve şimdi Kızıldeniz'e erişim meselesine geçiyoruz der gibi bir yaklaşım sergileniyor” değerlendirmesinde bulundu.

Uzman, “Somaliland üzerinden Kızıldeniz'e erişim sağlanması, Somali tarafından egemenliğine ve topraklarına yönelik bir saldırı olarak görüldüğü için reddediliyor” dedi.

Etiyopya'nın kullandığı söylemin ülke içindeki kamuoyuna ve Afrika kıtasına yönelik olduğunu belirten Abdülvahid, bu söylemle Mısır'ın kalkınmayı engelleyen taraf olarak gösterilmeye çalışıldığını ifade etti.

Abdülvahid'e göre Addis Ababa, Nil Nehri ile Kızıldeniz meselelerini birbirine bağlayarak, Hedasi Barajı'nın artık değiştirilemeyecek bir gerçeklik olduğu mesajını veriyor ve Mısır'ı, Etiyopya'nın öne sürdüğü şartlar karşılığında bu durumu kabullenmeye zorluyor.


Mısır'ın güney sınırında kaçak altın arama faaliyetlerine yönelik operasyonda iki ordu subayı hayatını kaybetti

Mısır askerleri (Reuters – Arşiv)
Mısır askerleri (Reuters – Arşiv)
TT

Mısır'ın güney sınırında kaçak altın arama faaliyetlerine yönelik operasyonda iki ordu subayı hayatını kaybetti

Mısır askerleri (Reuters – Arşiv)
Mısır askerleri (Reuters – Arşiv)

Mısır Askeri Sözcüsü yaptığı açıklamada, ülkenin güney sınırında kaçak altın arama faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyon sırasında iki ordu subayının hayatını kaybettiğini bildirdi.

Sözcü, operasyonun Mısır'ın bütün toprakları üzerindeki egemenliğini tesis etmeyi amaçladığını belirtti.

Askeri Sözcü, Facebook hesabından dün yaptığı açıklamada, "Güney Bölgesi Sınır Muhafızları Kurmay Başkanı ile bir taburun harekât sorumlusu, yasa dışı altın arama faaliyetlerine müdahale sırasında şehit oldu" ifadelerini kullandı.