Şam sakinleri yakıt kriziyle mücadelede geleneksel olmayan ulaşım araçlarına başvuruyor: At arabaları başkent sokaklarında

Suriye’nin başkenti Şam’ın sakinleri otobüs duraklarının önünde bekliyorlar (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin başkenti Şam’ın sakinleri otobüs duraklarının önünde bekliyorlar (Şarku’l Avsat)
TT

Şam sakinleri yakıt kriziyle mücadelede geleneksel olmayan ulaşım araçlarına başvuruyor: At arabaları başkent sokaklarında

Suriye’nin başkenti Şam’ın sakinleri otobüs duraklarının önünde bekliyorlar (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin başkenti Şam’ın sakinleri otobüs duraklarının önünde bekliyorlar (Şarku’l Avsat)

Suriye’nin başkenti Şam’da kent sakinlerinin giderek büyüyen yakıt ve geçim kriziyle mücadele etmek için sokaklarda geleneksel ulaşım araçları yerine at arabaları kullanmaları şaşırtıcı değil.
Şam’da yaşayan bir vatandaş dün Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Kriz, hayatı idame etme ve tahammül gücümüzü aştı. Ülke yarı felçli. Devlet daireleri elektrik kesintileri, bilgisayar ve şebekelerdeki arıza sebebiyle neredeyse hiç çalışmıyor. Memurlar ulaşım aracı bulamadıkları için çalışma yerlerine gidemiyorlar. Okul ve üniversite öğrencileri gerek ulaşım araçları gerekse koronavirüs sebebiyle devamsızlık yapıyor. Kriz artık sadece yoksulluktan ibaret değil bilakis daha da önemli olan enerji, yakıt ve hayatı sürdürmek için gereken her şey eksik. Durum felaket” ifadelerini kullandı.
Suriye’de yakıt krizinin son bir aydır yeniden tekrarlanması, toplu taşıma araçlarına ait duraklarda bekleyen büyük kalabalıkların oluşturduğu görüntüyü yeniden ortaya çıkardı. Zira halk otobüsleri ve taksilerin sayısının azalmasıyla birlikte bir ulaşım aracının gelmesini beklemek birkaç saat sürebiliyor. Bir zamanlar trafiğin yoğun bir şekilde aktığı sokaklar bugün neredeyse boş. Bir kadın öğretmen, Şam’ın güneyindeki evinden şehir merkezinde yer alan okuluna ulaşmak için her gün bir saat yürüdüğünü ve aynı yürüyüşü eve dönüş yolunda da yaptığını belirtiyor. Aylık gelirinin yaklaşık 60 bin Suriye lirası (1 ABD Doları 3 bin 500 Suriye lirası) olduğunu dile getiren öğretmen, ücretleri 7 ila 10 bin Suriye lirası arasında değişen taksilere binmeyi asla düşünmediğini söylüyor ve ekliyor: “Yorgun olduğumda işime gidemiyorum.”

Özel ve kamu araç sahiplerinin benzin kotası düşürüldü
Şam ve rejimin kontrol ettiği diğer vilayetlerdeki şehir meclisleri geçen hafta özel ve kamu araç sahiplerinin benzin kotasını düşürdü. Böylece özel araç sahiplerine haftada 20 litre benzin, kamu araçları ile Lübnan ve Ürdün dış hatlarda çalışan araçların sahiplerine ise her 4 gün için 20 litre benzin kotası tanınacak. Şehir meclisleri buna ek olarak, mazotla çalışan otobüslere her Cuma ayrılan tedarikin ikinci bir duyuruya kadar durdurulması ve kamuya ait şehir içi taşımacılık şirketlerinin otobüsleriyle yetinme kararı aldı.
Bu kararlar, devlet kurumlarının işleyişine yansıdı. Bir devlet memuru, “Fatura veya vergi ödemek için herhangi bir kuruma gittiğinizde elektrik jeneratörlerini çalıştırmak için mazot bulunmadığından size şebekenin arızalı olduğunu veya elektriğin olmadığını söylüyorlar” dedi. Memur, bir tanıdığının çok acil bir işlemi yapabilmek için kendi evinden bir devlet kurumuna birkaç litre benzin bağışladığını aktardı. Memur, Suriye’deki geçim krizinin “benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaştığını” ve “alternatif çözümlerin artık mümkün olmadığını” dile getirdi.
Şam’daki Petrol Bakanlığı’nın geçen ay yakıt istasyonlarının petrol türevleri (mazot-benzin) kotalarını düşürmesinin ardından Suriye’deki ulaşım krizi daha da derinleşti. Petrol Bakanlığı, söz konusu kararın, Süveyş Kanalı’nda dev bir konteyner gemisinin karaya oturması nedeniyle petrol kaynaklarının Suriye’ye ulaşmasında yaşanan gecikmeden kaynaklandığını ve bu nedenle petrol kaynakları gelene kadar mevcut kaynakları paylaştıracaklarını duyurdu. Ancak ülkedeki yakıt krizi Suriye rejimine yönelik uluslararası ekonomik yaptırımlar sebebiyle geminin karaya oturmasından önce mevcuttu.
Enerji ve yakıt bölüşümünün artırılması onlarca yakıt istasyonun kapanmasına, büyük kentlerdeki hayati bölgelerde trafik akışının durmasına ve ulaşım ücretlerinin birkaç kat yükselmesine neden oldu. Ayrıca elektrik saatlerindeki bölüşümün artması, hastane, klinik ve laboratuvarlarda çalışmaların aksamasına sebep oldu. Şam’daki bir diş doktoru, elektrik istasyonlarını çalıştıracak yakıtın olmaması ve elektrik kesintileri nedeniyle uzun saatler boyunca hastaları tedavi edemediğini söyledi.

Yolcular mal taşıyan kamyonlara binme yoluna başvuruyor
Duraklardaki yolcular mal taşıyan kamyonlara binme yoluna başvuruyor. Bazı hayırsever araç sahipleri de duraklarda bekleyenlerden birkaçını arabasına alıyor. Şam’da yaşayan bir kadın, kentin güneyinden çalıştığı yere gitmek için üç vasıta değiştirdiğini söyledi. Kadın, “Dün 20 kişiyle birlikte Cermane’den Bab Tuma’ya giden bir kamyonun kasasına bindim. Oradan Başkan Hafız Esed Köprüsü’ne bir vatandaşın aracında gittim. Köprüden El-Mezze’de çalıştığım yere yürüyerek ulaştım. Bu 4 saat sürdü. Yorgun bir şekilde ne çalışmaya ne de konuşmaya mecalim kaldıktan sonra ulaştım” dedi.
Suriye, yüzlerce özel ve kamu aracın çözüm ümidi olmadan yakıt istasyonları önünde durduğu görüntülere sahne oluyor. Elektrik krizi de derinleşiyor. Rejim kontrolündeki bölgeler güneşin batışından doğuşuna dek ürkütücü bir sessizlik ve karanlığa gömülüyor.

 


Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.