Cezayir, Avrupa’yı göçten koruma rolünü üstlenmeye karşı çıktı

Cezayir, bölgedeki politikasını kendi şartlarına göre yaymak istiyor ve bu koşullar genellikle bölgedeki jeopolitik durumla çakışıyor.

Fransa, yanlarında refakatçisi olmayan çocuk göçmenleri ülkelerine sınır dışı etmeye hazırlandıklarını duyurdu. (AFP)
Fransa, yanlarında refakatçisi olmayan çocuk göçmenleri ülkelerine sınır dışı etmeye hazırlandıklarını duyurdu. (AFP)
TT

Cezayir, Avrupa’yı göçten koruma rolünü üstlenmeye karşı çıktı

Fransa, yanlarında refakatçisi olmayan çocuk göçmenleri ülkelerine sınır dışı etmeye hazırlandıklarını duyurdu. (AFP)
Fransa, yanlarında refakatçisi olmayan çocuk göçmenleri ülkelerine sınır dışı etmeye hazırlandıklarını duyurdu. (AFP)

Ali Yahi
Avrupalı yetkililerin Cezayir ziyaretleri, Cezayir Dışişleri Bakanı Sabri Bukadum’un İspanya temesları ve son haftalarda bazı Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin gündemlerinde yasa dışı göç başlığı ön plana çıktı. Bu durumun oluşturduğu baskı, Cezayir’i koruyucu rol üstlenmeye karşı çıkmaya yöneltti.

“Bırakın geçsinler”
Cezayir Dışişleri Bakanı, İspanya’nın başkenti Madrid’e gerçekleştirdiği ziyarette şu açıklamada bulundu:
“Akdeniz havzasının kuzeyindeki ülkeler, yasa dışı göç baskısından şikayetçiler. Ancak Cezayir transit ülkeye dönüştükten sonra toprakları ile bu kafileleri kucaklayan ilk ülke oldu. Bazen ülkeye göç edenlerin günlük sayısı bini buluyor. Cezayir, Avrupa'nın koruyucusu rolü oynamamalı. Cezayir ya ‘Bırakın geçsinler’ şeklinde bir tavır takınmaya karar verirse ne olur? AB ülkeleri, güvenlik çözümü peşinde koşmak yerine kalkınmayı sağlayarak Afrika Kıtası’ndaki göçün nedenlerini ortadan kaldırmaya çalışmalılar.”

Ziyaretler ve sınır dışı etme kararları
Bukadum’un Madrid ziyaretinden önce İsviçre Federal Adalet Bakanı Karin Keller-Sutter de Cezayir’de temaslarda bulundu. Keller-Sutter ziyareti sırasında İçişleri Bakanı Kemal Belcud ve Adalet Bakanı Belkasım Zağmati ile ikamet belgeleri olmayan Cezayirlilerin ülkelerine geri iade edilmesi konusunu görüştü. Topraklarında saklanan 600 Cezayirli göçmen olduğunu açıkladı.
Alman yetkililer, 107 Cezayirli yasadışı göçmeni sınır dışı etmeye karar verdi.
Fransa da topraklarında yanlarında refakatçisi olmayan çocuk göçmenleri ülkelerine sınır dışı etmeye hazırlandıklarını duyurdu. Bu ülkelerin başında da Cezayir geliyor. Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin söz konusu kararın rotadan sapma ve kaza olgusunda büyük bir artış kaydedilmesinin ardından alındığını belirtti. Bu dosyanın Fransa Başbakanı Jean Castex’in önümüzdeki mayıs ayında Cezayir’e yapacağı ziyarette ele alacağı konuların başında gelmesi bekleniyor.

Baskı yok projeler var
İspanya'daki Cezayirli Göçmenler Gençlik Derneği Başkanı Muhammed el-Emin Sunduk, Avrupa’dan Cezayir’e yapılan “baskı” hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:
“AB tarafından gelen herhangi bir baskı yok. Sadece yasa dışı göç ile mücadele etmeye yönelik projeler ve planlar var. AB’nin baskı yaptığını düşünenler, Cezayir’in jeopolitik konumunun daha iyiye doğru evrildiğinin ve uluslararası arenada daha çok güç ve tanınırlık kazandığının farkında değiller. Yasa dışı göçle mücadele etmek hükümetin hakkı ve görevidir. Hükümet gerekli tüm önlemleri almalı ve elindeki tüm imkanları seferber etmeli. Gençleri bilinçlendirmek ve gemi şebekelerinin arkasında sürüklenmemeye teşvik etmek amacıyla programlar başlatarak yasa dışı göçle derinlemesine mücadele edilmesi gerekiyor. Çünkü bu sorun yüzünden ilk başta sıkıntı çeken Cezayir, Avrupa tarafı değil. Cezayir, bölgedeki politikasını kendi şartlarına göre yaymak istiyor ve bu koşullar genellikle bölgedeki jeopolitik durumla çakışıyor. Bu da bu koşulların Avrupa tarafının önerdiklerinden farklı olmasına sebep oluyor. Bu fenomenle mücadele etme konusunda Avrupa’nın politikası, Cezayir’in yapacaklarını tamamlayıcı nitelikte olmalı. Bu adımların içerisinde Cezayir’in deniz sınırlarını korumak için en modern izleme ekipmanları ile donatılmasının yanı sıra Cezayirli gençleri ülkelerinde küçük kurumlar inşa etmeleri konusunda desteklemek üzere bir Avrupa fonu oluşturulması yer alıyor.”

“Düzenli ve sistemli bir göç”
Bukadum, Madrid’e gerçekleştirdiği ziyaret esnasında İspanyol mevkidaşı Arancha Gonzalez Laya ile yasa dışı göçün engellenmesi için bir anlaşma imzaladı. Bu olguyu, güney kıyısından kuzeye, özellikle de Sahel bölgesinden itibaren, düzenli ve sistemli bir göçe dönüştürecek adımlar konusunda uzlaşma sağlandı. Bukadum ülkesinin düzensiz göçmenlerin çıkış ülkesi olmadığını, aksine Afrika’nın diğer bölgelerinden gelen binlerce göçmenin Cebelitarık Boğazı’nı geçmeden önce kullandığı bir transit ülke olduğunu söyledi. Diğer taraftan İspanyol Bakan, iki ülke arasında yasa dışı göçü engellemek, insan kaçakçılığı yapan şebekeleri çökertmek ve başkalarının sıkıntılarını suistimal eden suç şebekelerini önlemek için iş birliği yapılması gerektiğini vurguladı.

Ekonomik sıkıntı ve ciddi güvenlik tehdidi
Londra merkezli Nebras Araştırmalar ve Stratejik Çalışmalar Kurumu Direktörü Sadık Emin konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
“Sahra Altı Afrika ülkelerinden gelen yasa dışı göçler, ekonomik bir sıkıntı ve Avrupa ülkelerinden ziyade Kuzey Afrika ülkelerinin güvenliği ve istikrarı için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Kuzey Afrika ülkeleri, özellikle de Cezayir, transit bölge olduktan sonra göçmenlerin ikamet rotasına dönüştü. Bazı Avrupa ülkeleri genel olarak Afrika Kıtası’ndaki sömürgelerinin halklarına karşı tarihsel ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeyip bir de üstüne onların beyinleri de dahil olmak üzere kaynaklarını tüketmeye devam ediyor. Bazı Avrupa ülkelerinin Afrika’daki başarısız yozlaşmış rejimleri destekleme konusundaki ısrarı, milyonlarca Afrikalıyı yasal olsun ya da olmasın göçü düşünmeye iten en önemli sebeplerden biri. Siyasi ve ekonomik reformlar için Avrupa’dan gelecek gerçek bir destek ve Afrika ülkelerinde demokrasinin teşvik edilmesi, göç sorununu bitirebilecek uygulamalardır.”

 


İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.