İran, Suriyelileri milis saflarına dahil etmek için ekonomik krizden faydalanıyor

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin raporuna göre, Fırat’ın batısındaki İran yanlısı milis sayısı 10 bini Suriyeli toplamda 25 bine yükseldi.

Suriyeli siviller İdlib kırsalından göç ediyor (29 Ocak – AP)
Suriyeli siviller İdlib kırsalından göç ediyor (29 Ocak – AP)
TT

İran, Suriyelileri milis saflarına dahil etmek için ekonomik krizden faydalanıyor

Suriyeli siviller İdlib kırsalından göç ediyor (29 Ocak – AP)
Suriyeli siviller İdlib kırsalından göç ediyor (29 Ocak – AP)

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), İran’ın, Suriye’nin başkenti Şam ile Lübnan arasındaki sınır bölgelerinin yanı sıra Halep kırsalı ve Fırat Nehri’nin batısındaki bölgelerde Suriyeli gençleri milis saflarına dahil etmek ve ‘nüfuzunu pekiştirmek’ için ülkedeki ekonomik krizden faydalandığını belirterek, Fırat’ın batısında İran yanlısı milis sayısının 10 bini Suriyeli toplamda 25 bine yükseldiğine dikkat çekti.
Gözlemevi, dün yayınladığı raporda, “İran yanlısı milisler geçen ayın 2’sinde askeri takviye gerçekleştirdi. Irak’tan gelen ve milis unsurları taşıyan 3 otobüs, Deyrizor’un doğusundaki Irak-Suriye sınırının karşısında bulunan (Suriye tarafındaki) Elbukemal kırsalına bağlı El-Herri köyündeki Seyyidü’ş Şuheda milislerinin karargahlarına ulaştı. Nitekim bu güçlerin girişi İranlı milis unsurların alarm durumuna geçmesiyle eşzamanlı olarak gerçekleşti. Bu takviyeleri, geçen ayın 7’sinde milislerin düzenlediği askeri eğitimler takip etti. İranlı milislerin en büyük topluluklarının bulunduğu El-Mezari’ bölgesi başta olmak üzere El-Meyadin Çölü’ndeki birkaç bölgede İran Devrim Muhafızları ve Fatimuyyun Tugayları komutanlarının gözetiminde yapılan eğitimlerde ağır silahlar, füzeler ve başka silahlar gibi gerçek mühimmatların kullanımı sonucu El-Meyadin Çölü’nde şiddetli patlamalar meydana geldi” ifadelerine yer verdi.
Mart ayı sonunda Irak topraklarının karşısında yer alan El-Meyadin bölgesine İran yanlısı milislere ait yeni bir silah sevkiyatının gerçekleştiği gözlemlendi. Zira Irak’tan sebze ve meyve taşıyan 3 tır Suriye’ye giriş yaptı ve ilk başta El-Meyadin’deki sebze ve meyve haline yöneldi. Bir çeşit kamufle olarak halde sebze ve meyve yüklerini boşaltan tırlar daha sonra buradan ayrılarak Meyadin bölgesinde en büyük İran milis topluluğunun bulunduğu El-Mezari’ bölgesine yöneldi. Tırlar silah yüklerini bölgedeki tünellere boşalttı. Daha önce DEAŞ tarafından kazılan bu tüneller halihazırda İran yanlısı milisler tarafından silah ve mühimmat deposu olarak kullanılıyor.
Fırat’ın batı bölgesi, İranlılar ile Irak tarafında onlara bağlı milisler arasındaki ticari hareketliliğe sahne oluyor. Zira sebze ve meyvenin yanı sıra ticari emtia taşıyan tırların, Fırat’ın batısında Irak ve Suriye arasındaki resmi ve gayri resmi sınır kapılarından günlük olarak giriş çıkış yaptıkları görülüyor. Gözlemevi bu duruma işaret ettiği raporunda, “İranlı milisler çoğu zaman silah kargolarını sebze ve meyve kargoları içerisinde bölgelerine sokmak için bu ticaret akışını istismar ediyor. Fakat bu durum, giriş çıkış yapan tüm ticari tırların silah ve mühimmat taşıdığı anlamına da gelmiyor” ifadelerini kullandı.
Gözlemevi, geçen ayın ortalarında yaptığı açıklamada “Fırat’ın batısında İran’ın nüfuzu altında bulunan bölgelerde, İran’a bağlı milislerin Deyrizor’un doğu kırsalında bulunan el-Meyadin şehri yakınlarındaki antik Rahba Kalesi’nin içerisinde silah ve mühimmat sakladıkları gözlemlendi” ifadelerini kullandı. DEAŞ bölgeyi kontrol ettiği sıralarda silahlarını bu kalenin bodrum katlarında ve mahzenlerinde saklıyordu. Gözlemevi’ne göre, bugün hala İran’a bağlı milisler burayı kullanıyor ve özellikle kale büyük ve son derece korunaklı olduğundan mevzilerini ve silah ve mühimmat depolarını hedef alan devamlı saldırılardan korktukları için örgütün yaptığı şeyin aynısını yapıyorlar.
Bu süreçte İran, Fırat Nehri’nin batı yakasında El-Meyadin’den başlayarak Irak-Suriye sınırındaki stratejik Elbukemal kentine kadar uzanan bölgede varlığını pekiştirmeye devam ediyor. İran bu amaçla bir taraftan bölgedeki gençlerin yoksulluğundan ve geçim sıkıntılarından faydalanarak onları milis saflarına katarken, diğer taraftan bölgedeki gayrimenkullere el koymaya, istimlak etmeye veya sahiplerinden (Suriye topraklarının diğer bölgelerine veya başka ülkelere göç edenlerden) satın almaya çalışıyor.

Gözlemevi, raporunda şunları kaydetti:
“Askeri Güvenlik’e bağlı devriyeler Elbukemal kentinde bulanan 50 ev sakinine evlerini kısa süre tahliye etmek zorunda oldukları yönünde uyardı. Evlerin mülkiyeti, Suriye devriminin başlarında Suriye rejimine karşı devrimci harekete katılan ve DEAŞ daha sonra da İranlıların Elbukemal’de kontrolü ele geçirmesinin ardından kenti terk eden rejim muhalifi kişilere ait. Uyarı, İran Devrim Muhafızları’na doğrudan bağlı sözde ‘Dostlar Ofisi’nin talebiyle yapıldı. Dostlar Ofisi, Askeri Güvenlik güçlerine, gelecek hafta evlerine el konulacağını ifade eden tebligatnameleri evde oturanlara teslim etmelerini haber verdi. Zira bu evlerde, ev sahiplerinin akrabaları oturuyor.
Aynı şekilde Ebu Fadl el-Abbas milislerine bağlı gruplar 12 Mart’ta El-Meyadin kentinin dış mahallelerinde yer alan El-Balum bölgesinin karşısında bulunan El-Kale yakıt istasyonuna el koydu. İran yanlısı milisler 22 Mart’ta El-Meyadin’de çok sayıda dükkan ve eve el koydu. Gözlemevi, raporun devamında, “İran yanlısı milisler, kötü hayat koşulları ve ekonominin felaket bir şekilde çöktüğü bir ortamda Suriye rejimine ait bölgelerin tamamında hakim olan aşırı yoksulluğu açık ve net bir biçimde istismar ederek Fırat’ın batısındaki gençleri ve adamları kendi yanına çekiyor ve saflarında silah altına alıyor. Zira İran, milisleri parayla silahlandırıyor, gençleri ve adamları saflarına katılmaya ikna ediyor ve buna ek olarak bölgedeki aşiretleri kendi yanına çekiyor. Fırat’ın batısında İran yanlısı milislerin saflarında silah altına alınan kişilerin sayısı 9 bin 850’ye yükseldi. Ayrıca İranlıların ve onlara bağlı Suriye uyruklu ve başka milletlerden olan milislerin sayılarının 25 binin üzerine çıktığı ifade ediliyor. Rusya, Fırat’ın batısındaki aşiretleri ve kişileri kendi tarafına çekme çabaları sırasında İranlılarla rekabet etmede büyük zorluk yaşıyor. Zira terazi kefesinde şu ana kadar İran güçlü bir şekilde ağır basmaya devam ediyor” ifadelerine yer verildi.
Lübnan sınırına yakın Şam Kırsalı bölgeleri, ‘bölgenin fiili hakimi’ olan Hizbullah’ın öncülüğündeki İran yanlısı milislerin sürekli hareketliliğine tanık oluyor. Bu hareketlilik, Suriye ve Lübnan arasındaki sınır hattında bulunan arazileri satın alma işlemlerine odaklanıyor. Gözlemevi’ne göre, “Bu milisler Ez-Zebdani bölgesinde şu ana kadar 200’den fazla arazi, Suriye’nin bir televizyon dizisinde efsanevi bir üne kavuşan sınırdaki Tufeyl köyünde de en az 305 arazi satın aldı.”
Yerli, Asya ve Arap milletlerinden olan İran yanlısı milislerin Halep’in çeşitli mahallelerinde kötü hayat koşullarını istismar ederek burada gayrimenkul alımlarını giderek artan bir ivmeyle sürdürüyor. Yıllar önce çok sayıda sakinin terk ederek göç ettiği Halep’in doğu mahallelerindeki ev ve dükkanlar İran yanlısı milisler tarafından sahipleniliyor. Bu durumu “sanki bölgede yapılan bir demografik değişim” diye niteleyen Gözlemevi, açıklamasında, “Afgan Fatimiyyun Tugayı’nın liderliğindeki İran yanlısı milisler silah altına alma çalışmalarını sürdürerek Halep kırsalında yayılmaya ve ilerlemeye devam ediyor. Silah altına alınanların sayısı, bu çalışmaların ivme kazandığı Şubat 2021’den bu yana 645’e yükseldi” ifadelerini kullandı.
Gözlemevi, ‘bir hayır kurumunun’ Irak’tan Humus’a uzanan İran petrol hattını koruma görevinde İran yanlısı milislerin askeri saflarında silah altına almak için Humus kentinin gençlerini ve farklı kentlerdeki sakinleri aylık maaşlarla kendine çektiğine ve bu kişilerin Irak-Suriye sınırından Humus kentine kadar uzanan petrol hattını koruduğuna işaret etti.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.