Dibeybe, yakılan Taverga şehrinin ‘yaralarını sararken’ sakinlerine şehre geri dönmeleri çağrısında bulundu

Başkent Trablus, silah seslerinin susması sonrası belediye seçimlerine hazırlanıyor.

Dibeybe’nin Taverga ziyareti sırasında, yanında Yerel Meclis Başkanı Şikşak ile birlikte çekilen bir fotoğrafı (Ulusal Birlik Hükümeti)
Dibeybe’nin Taverga ziyareti sırasında, yanında Yerel Meclis Başkanı Şikşak ile birlikte çekilen bir fotoğrafı (Ulusal Birlik Hükümeti)
TT

Dibeybe, yakılan Taverga şehrinin ‘yaralarını sararken’ sakinlerine şehre geri dönmeleri çağrısında bulundu

Dibeybe’nin Taverga ziyareti sırasında, yanında Yerel Meclis Başkanı Şikşak ile birlikte çekilen bir fotoğrafı (Ulusal Birlik Hükümeti)
Dibeybe’nin Taverga ziyareti sırasında, yanında Yerel Meclis Başkanı Şikşak ile birlikte çekilen bir fotoğrafı (Ulusal Birlik Hükümeti)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, kamplarda yaşayan yerlerinden edilmiş başkent Trablus’un 240 kilometre doğusundaki Taverga şehri sakinlerini evlerine geri dönmeye çağırdı. Başbakan Dibeybe,  hükümetinin, 17 Şubat Devrimi’nin patlak vermesinden sonra binalarının çoğu yakılan şehrin sakinlerine ‘hizmet etmek ve şehirlerini desteklemek konusunda tereddüt etmeyeceğini’ söyledi.
Ulusal Birlik Hükümeti Basın Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre Dibeybe dün Taverga’yı şehri istikrara kavuşturmak için şuana kadar yapılan çalışmaları yerinde görmek üzere şehri ziyaret etti. Bazı Tevergalıların mallarını yakarak zarar vermekle suçladığı Misrata şehrinin sakinlerinden biri olan Dibeybe, böylece Taverga’ya ilk ziyaretini gerçekleştirmiş oldu.
Dibeybe’nin Tuverga ziyareti, Trablus ve Bingazi’deki kamplarda yaşayan ve yetkililerin evlerine dönmeleri için ikna etmeye çalıştıkları Tavergalıların yaralarını sarmaya yönelik bir adım olarak görüldü.
Dibeybe ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, “Bu göreve geldiğimde, Libya'nın içinde ve dışında hiçbir evsiz veya yardıma muhtaç kimsenin kalmaması için Libya’nın tüm şehirlerini yeniden canlandırmak için hiçbir çabadan kaçınmayacağıma dair kendi kendime söz verdim” ifadelerini kullandı. Taverga ziyaretinin, şehrin yeniden normal hayata dönüşünün başlangıcı olacağını vurgulayan Başbakan Dibeybe, buradaki resmi kurumların vatandaşlara hizmet vermesi için çalışmalara başladıklarını belirtti.
Öte yandan Başbakan Dibeybe’yi şehre gelişinde karşılayan Taverga Yerel Meclis Başkanı Abdurrahman eş-Şikşak, Ulusal Birlik Hükümeti’ni yıkılan evlerin sahiplerine tazminat ödenmesini, hasarlarının karşılanmasını ve şehrin altyapısının bakımını hızlandırmaya çağırdı.
Yerel seçimlerin yapılmasını desteklediğini vurgulayan Şikşak, Taverga halkı adına, şehir sakinlerinin geçmiş yıllarda çektikleri acıları hafifletmek için çabalayan ve şehirlerine geri dönmelerinde emeği geçen herkese teşekkür etti.
Diğer yandan başkent Trablus’ta hayat yavaş yavaş normale dönemeye başladı. Son 13 aydır şehrin baskın özelliği haline gelen silah ve patlama seslerinin kesilmesinin ardından vatandaşlar, yerel seçimlerde oy kullanmak için dün Cuma Pazarı bölgesine (başkentin doğusu) akın ettiler.
Sandık merkezleri kapılarını yerel saatle sabah 09.00’da açmasıyla vatandaşlar seçim haklarını kullanmak için sandık başına gittiler. Vatandaşlar, şehirlerindeki güvenlik kaosunun sona ermesini ve istikrarın kalıcı olmasını istediklerini ifade ettiler.
Belediye Meclisi Seçimleri Merkez Komitesi (GAT) tarafından dün yapılan açıklamada, GAT Başkanı Salim bin Tahiye ve Alt Komite Başkanı Abdulhakim et-Teriki’nin birçok sandık merkezini denetledikleri belirtildi. Ayrıca Yerel Yönetim Bakanı Bedreddin es-Sadık et-Tumi de seçim sürecinin gidişatını denetledi.  
Yerel seçimlerde 52 sandıktaki oy oranları 29 bin 985'i erkek ve 18 bin 891'i kadın olmak üzere toplam 48 bin 876 seçmen oy kullanma hakkına sahiptir. Seçimlerde yarışan 9 listede ise 10 kadın ve 5 engelli birey yer alırken seçim süreci, on farklı kuruluştan 181 gözlemci tarafından izleniyor.
Mart 2019’un sonlarında ülkenin batısındaki 9 belediyede yerel seçimler gerçekleştirilmiş, ancak 4 Nisan 2019’da Trablus’a karşı başlatılan savaş nedeniyle seçimler yarım kalmıştı. Ancak, savaşa ve sonrasındaki zorluklara rağmen, Libya'da 99 yerel meclisten yaklaşık 60'ı halen seçimlerini yapmaya çalışıyor. Buralardaki seçimler kademeli olarak yeniden başladı. Daha önceki seçimlerde silahlı gruplar sandık merkezlerini kapatarak vatandaşların oy kullanması engellemişlerdi. GAT tarafından dün yapılan açıklamada tansiyonun yüksek olmasına rağmen seçmenlerin Cuma Pazarı bölgesindeki yerel mecliste oy kullanmak ve temsilcilerini seçmek için sandık başına gittiklerinin altını çizerek seçim sürecinin sorunsuz bir şekilde gerçekleştiğini bildirdi. Açıklamada, GAT’ın ‘tüm ihtiyati tedbirleri almak, vatandaşları oy kullanmaya teşvik etmek ve halkı yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından korumak’ için tüm çalışmaları gerçekleştirdiği vurgulandı.
Bu arada yaşı ilerleyen vatandaşların oy kullanmak için sandık merkezlerine akın ettikleri gözlemlendi, GAT, yaşlıların sandık başına gitme azmini herkesi seçim sürecine katılmaya teşvik etmek için kullanarak, ‘seçimlere daha yüksek katım göstermeleri ve yerel meclislerini seçmeleri’ çağrısında bulundu. GAT, açıklamada inceleme sürecini tamamladıktan ve kendisine gönderilen sonuç formlarını kontrol ettikten sonra sonuçların sadece kendisinin açıklayacağının da altını çizdi.
Yerel basın yer alan haberlerde seçimlere katılanların, bu seçimlerin ülkenin istikrarına ve güvenliğine olumlu olarak yansıması ve yeni yerel meclislerin vatandaşlara hizmet etmek için çalışmaları temennileri aktarıldı. Ayrıca fahiş fiyat kaosunun ve çöp yığınlarının sona ermesini diledikleri de belirtildi.  
Başkent Trablus'ta birçok semt, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) tarafından başlatılan, binlerce kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olan savaş sırasında 13 ay boyunca bombardıman altında kaldı.



Libya deniz sınırlarında Ankara-Atina arasında denge arıyor

Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
TT

Libya deniz sınırlarında Ankara-Atina arasında denge arıyor

Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Libya Temsilciler Meclisi, Doğu Akdeniz’de deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin dosyayı, ülkedeki siyasi ve kurumsal bölünmüşlüğün yanı sıra 2011’den bu yana devam eden geçiş süreci nedeniyle “incelemede” tutmaya devam etti. Bu durum, deniz anlaşmalarının sonuçlandırılmasını ertelerken dosyanın hukuki ve teknik boyutların ötesine geçen iç uzlaşılar ve bölgesel hesaplamalara bağlı kalmasına yol açıyor.

Deniz sınırlarının belirlenmesi konusu, Libya parlamentosunun Dışişleri Komisyonu üyelerinin geçen hafta sonu Atina’da Yunan parlamenterlerle yaptığı görüşmeler sırasında yeniden gündeme geldi. Libya tarafı, deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin anlaşmaların Bingazi’deki Temsilciler Meclisi bünyesinde hâlâ incelendiğini ve sınırları ilgilendiren tüm ülkelerin çıkarlarının ilgili hukuki çerçeveler doğrultusunda dikkate alındığını vurguladı.

Bu tutum, Libya’nın içinde bulunduğu geçiş sürecinin yanı sıra komşu ve Akdeniz ülkeleriyle sınırların belirlenmesine ilişkin meselelerin karmaşıklığı karşısında deniz sınırları dosyasının kurumsal bir süreç içinde tutulmasına yönelik parlamenter yaklaşımı yansıtıyor.

Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkan Yardımcısı Hasan el-Bergusi, meclisin yayımladığı açıklamada bu yaklaşımı şöyle ifade etti: “Bu dosyaların ele alınması, ülkenin bunları sonuçlandırmaya imkân verecek daha istikrarlı bir aşamaya ulaşmasına kadar diyalog ve sükûnet gerektiriyor.”

Çıkarların kesişmesi

Konu, Libya’nın Türkiye, Yunanistan ve Mısır’la kesişen çıkarları nedeniyle özel bir hassasiyet taşıyor. Dosya aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz rezervleri ile yatırım güzergâhlarıyla da bağlantılı.

Ülke içindeki bölünmüşlük, Libya’nın ortak bir tutum oluşturmasını daha da zorlaştırıyor. Libya’da yetki, Trablus’ta Abdülhamid ed-Dibeybe başkanlığındaki geçici Ulusal Birlik Hükümeti ile doğuda Temsilciler Meclisi tarafından görevlendirilen Usame Hammad hükümeti arasında bölünmüş durumda.

Bu çerçevede Temsilciler Meclisi üyesi Abdüsselam Nasıye, deniz sınırları dosyasının sonuçlandırılması ve Libya’nın kaynaklarının korunmasının “öncelikle iç bölünmüşlüğün giderilmesi, devlet kurumlarının ve egemenlik kararının birleştirilmesiyle” başlayacağı görüşünü savunuyor.

rgty
Libya Temsilciler Meclisi’nin önceki oturumundan (Meclis Başkanı Akile Salih’in Basın Merkezi)

Nasıye, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Uzun süren geçiş döneminde siyasi, güvenlik ve ekonomik koşulların kırılganlığı, Libya’yı bölgesel güçlerin çıkarlarının kesiştiği bir sahaya dönüştürdü” dedi.

Nasıye, Libya’nın Doğu Akdeniz konusundaki tutumunun Türkiye veya Yunanistan safında yer almaktan ziyade “Libya’nın yüksek ulusal çıkarları” temelinde şekillenmesi gerektiğini vurguladı.

Nasıye’ye göre devlet kurumlarının birleştirilmesi ve sınırları koruyup kaynakları yönetebilecek ulusal kapasitenin oluşturulması, Libya’nın denizcilik alanındaki çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde savunmasını ve bölgesel gelişmelerle kendi kararını verebilen bir devlet olarak ilgilenmesini sağlayacak.

Hukuki ve siyasi karmaşıklıklar

Anlaşmazlığın kökeni, Trablus’taki savaşın sürdüğü 2019 yılında Libya’nın eski Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat zaptına dayanıyor. Anlaşmaya o dönemde Libya’nın doğusundaki yönetim karşı çıkarken Yunanistan da özellikle Girit olmak üzere Yunan adalarının haklarını etkilediğini savunarak mutabakatı reddetti. Ankara ise anlaşmanın hukuki sonuçlarının geçerli olduğunu savunuyor.

Son iki yılda doğu Libya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyileşmesine paralel olarak deniz sınırlarının nasıl hesaplanacağı konusunda anlaşmazlıklar daha karmaşık bir boyut kazandı. Özellikle Sirte Körfezi ve adaların hukuki statüsünün deniz yetki alanlarına etkisi tartışmaların merkezinde yer aldı.

Bu durum, Yunanistan’ın Girit’in güneyinde arama sahaları ilan etmesinin ardından Haziran 2025’te gerilimin yükselmesiyle daha belirgin hale geldi. Bu gelişme üzerine Hammad hükümeti itiraz ederek diyalog çağrısında bulundu ve anlaşmaların gözden geçirilmesini talep etti.

Dibeybe hükümeti ise daha önce deniz sınırları dosyasındaki anlaşmazlık noktalarını çözmek amacıyla Yunanistan tarafıyla bir dizi görüşmeye katılmıştı. Libya ve Yunanistan medyasında yer alan haberlerde bu görüşmelerin, müzakerelerin hızlı ilerlemesini engelleyen hukuki ve siyasi karmaşıklıklarla karşı karşıya olduğu belirtilmişti.

Hukuki açıdan deniz sınırlarının belirlenmesi, Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan anlaşmaya ilişkin nihai bir tutum almadan önce kapsamlı bir hukuki, teknik ve siyasi inceleme yapmasını gerektiren karmaşık dosyalardan biri olarak değerlendiriliyor. Diplomat ve uluslararası hukuk uzmanı Muhammed ez-Zübeydi de bu görüşü destekliyor.

Zübeydi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu karmaşıklıkların çözümünde temel adımın deniz alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin uluslararası deniz hukuku kurallarıyla, özellikle de 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’yle uyumunun incelenmesi olduğunu söyledi.

Zübeydi ayrıca anlaşmada yer alan koordinatların ve sınır çizgilerinin gözden geçirilmesi ve uluslararası hukuk ile deniz hukuku alanlarında uzmanlardan yararlanılması gerektiğini belirtti.

Zübeydi, deniz anlaşmalarının parlamentodan geçirilmesi senaryosunun “ülkeyi deniz anlaşmazlıklarına sürükleyebileceği ve bir ülkenin zarar görmesi halinde bu anlaşmazlıkların özellikle Uluslararası Adalet Divanı olmak üzere uluslararası yargı veya tahkim mercilerine taşınabileceği” uyarısında bulundu.

Jeopolitik boyutlar

Meselenin yalnızca hukuki boyutla sınırlı olmadığı görülüyor. Zübeydi’ye göre konu, Libya’nın Akdeniz’in merkezindeki konumu ve denizcilik alanındaki çıkarlarının bölge ülkeleriyle iç içe geçmesi nedeniyle siyasi ve jeopolitik boyutlar da taşıyor.

Özellikle Mısır, Yunanistan, Malta ve Türkiye ile denizcilik alanındaki çıkarların kesiştiğine dikkat çeken Zübeydi, “Libya ile Türkiye arasında yapılacak herhangi bir deniz düzenlemesi, diğer ülkelerin çıkarları üzerinde de etkiler yaratabilir” dedi.

Zübeydi, Türkiye’nin Libya’nın batısındaki askeri nüfuzu nedeniyle deniz mutabakatının parlamentodan geçirilmesi yönünde sürekli baskı bulunduğunu belirtti. Ancak kararın ertelenmesinin dosyanın kapatılması anlamına gelmediğini, aksine Libya’nın ortak bir tutum oluşturmasına imkân verecek daha istikrarlı siyasi koşullar oluşana kadar dosyanın inceleme ve değerlendirme aşamasında tutulması anlamına geldiğini ifade etti.

Zübeydi ve Libyalı diplomatların değerlendirmelerine göre Libya’nın çıkarları, meselenin “günübirlik siyasi hesaplara indirgenmemesini”, hukuki ve teknik unsurların Libya’nın komşu ve Akdeniz ülkeleriyle ilişkileriyle birlikte dengelenmesini gerektiriyor.


Libya'da özel jeti alkollü kullandıkları şüphesiyle iki pilot gözaltına alındı

Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
TT

Libya'da özel jeti alkollü kullandıkları şüphesiyle iki pilot gözaltına alındı

Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)

İstanbul'dan Libya'ya giden özel jet Misrata Havalimanı’nda iniş sırasında pistten çıkarak alev almıştı. Libya Başsavcılığı, kazadan yara almadan kurtulan pilot ve yardımcı pilotun olay sırasında alkollü olduğunu açıkladı. İki pilotun gözaltına alınmasına karar verildiğini duyuran başsavcılık olayda can kaybının yaşanmadığı bildirildi.

Başsavcılık pilotların kimliklerini açıklamazken, özel Libya el-Ahrar televizyonu, uçağın kaptanının Alman, yardımcısının ise Türk olduğunu bildirdi.

Türkiye merkezli bir şirket tarafından işletilen özel uçağın, pazartesi günü Misrata Havalimanı’na iniş sırasında pistten çıktığı ve ardından alev aldığı bildirildi.

Televizyon kanalı, Türk vatandaşı bir kabin görevlisinin uçaktaki tek yolcu olduğunu aktardı.

Başsavcılık, soruşturmayı yürüten savcının iki pilotun uçağı “alkollü halde kullandıkları” yönündeki tespitiyle şüphelilerin tutuklu yargılanmasına karar verildiğini bildirdi.

gthyju
İtfaiye ekipleri, 14 Eylül 2026'da Misrata Uluslararası Havalimanı’nda düşen uçağın ardından çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. Görüntü sosyal medyadan alınmıştır (Reuters)

Başsavcılık, iki pilotun “kendi can güvenlikleri ve uçağın güvenliği açısından kesin bir tehlike, havalimanı ve kullanıcıları açısından potansiyel bir tehlike oluşturduğunu” ve ayrıca “uçağın geçtiği hava sahasının güvenliğini tehdit ettiğini” kaydetti.

Açıklamada, soruşturmayı yürüten savcının, olayla ilgili incelemeleri “ulusal ve uluslararası ilgili kurallar doğrultusunda” sürdürdüğü belirtildi.

İnternette yayılan görüntülerde, uçağın kokpit bölümü dışında tamamının alevler içinde kaldığı görüldü.


Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin yeni Başkanı Muhammed Takala oldu

Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
TT

Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin yeni Başkanı Muhammed Takala oldu

Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)

Libya Yüksek Devlet Konseyi üyeleri, bugün yapılan ikinci turda Muhammed Takala’yı yeni başkanları olarak seçti.

Şarku’l Avsat’ın, Libya merkezli Al-Ahrar kanalından alıntı yapan DPA’dan aktardığı habere göre, Muhammed Takala, bugünkü oylamada Yüksek Devlet Konseyi eski Başkanı Halid Mişri’yi geride bırakarak yeni başkan olarak seçildi.

Yüksek Devlet Konseyi başkanlığı için her yıl seçimler düzenleniyor. Şu ana kadar, Abdurrahman Suveyhili ve Halid Mişri konseye başkanlık eden isimler oldu.

2015 tarihli bir siyasi anlaşmanın şartları uyarınca önemli siyasi konularda söz sahibi olan Yüksek Devlet Konseyi ve ülkenin doğusunda bulunan Temsilciler Meclisi, başbakanı seçmek, önerilen bütçe hakkında yorum yapmak ve egemenlik pozisyonlarını seçmek dahil olmak üzere çeşitli yetkileri paylaşıyor.