Mladenov’dan İsrail’e Kudüs’te seçimlere izin ver çağrısı

Ramallah bu meselenin oy verme sürecini aksatabileceğini düşünüyor

Dün Kovid-19 hastalığının yayılmasını önlemek için sıkı önlemlere tabi olan Gazze şehrindeki Filistinliler (EPA)
Dün Kovid-19 hastalığının yayılmasını önlemek için sıkı önlemlere tabi olan Gazze şehrindeki Filistinliler (EPA)
TT

Mladenov’dan İsrail’e Kudüs’te seçimlere izin ver çağrısı

Dün Kovid-19 hastalığının yayılmasını önlemek için sıkı önlemlere tabi olan Gazze şehrindeki Filistinliler (EPA)
Dün Kovid-19 hastalığının yayılmasını önlemek için sıkı önlemlere tabi olan Gazze şehrindeki Filistinliler (EPA)

Eski Birleşmiş Milletler (BM) Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Nickolay Mladenov, İsrail’e Filistin yasama seçimlerinin Kudüs’te yapılmasına izin vermesi, seçimlerin engellenmesini önlemesi ve “seçimleri engellemeye çalışan kişiler tarafından” bir bahane olarak kullanılmasına izin vermemesi için çağrıda bulundu.
Mladenov, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Kudüs’teki tüm seçmenlerin yasaya uygun olarak barış ve huzuru bozmadan seçimlere katılmasını sağlayacak yollar var” ifadelerini kullandı. Mladenov sivil toplumun, seçilmiş tüm yetkililerin ve gelecekteki herhangi bir hükümetin “İsrail’in tanınması ve şiddetten vazgeçilmesi” de dahil olmak üzere eski anlaşmalara uymak zorunda olduğunu net bir şekilde belirtmesi gerektiğini vurguladı.
Mladenov “Seçim yapmanın imkansız bir adım olduğu kanıtlanırsa, Filistinli liderlerin Mısır ve Ürdün’ün desteğiyle hızlı bir şekilde harekete geçmeleri ve Gazze ile Batı Şeria’yı tek bir ulusal otorite altında toplayan gerçek bir ulusal birlik hükümeti kurmaları son derece önemli olacak” dedi.
Mladenov meşru demokratik kurumsal temsilcilik ile sürdürülebilir ve adil bir barışın canlandırılması gerektiğini vurguladı. Miladinov herkesi, seçimler yapılsa bile “Filistinliler ve İsrail için” barış, kalkınma ve güvenliğe katkıda bulunmak için üzerlerine düşeni yapmaya davet etti.
Mladenov sözlerini şöyle sürdürdü:
“Üzerinde uzlaşılmış bir referans çerçevesi olmadan önceki başarılar kaybolup sahadaki durum hızla daha kötüye gidebilir. Önümüzdeki seçimlerde her adayın çatışmaya ilişkin müzakere edilmiş bir çözüme sadık kalması, şiddet karşıtı bir duruş sergilemesi ve hukukun üstünlüğünü desteklemesi gerekiyor. Bütün silahların ve güvenlik güçlerinin uluslararası alanda tanınmış hesap vermekle yükümlü bir hükümetin kontrolü altında olması gerekiyor. Filistin Yönetimi seçimlerde tüm adaylara eşit fırsatlar sağlamalı, yetkililer kontrollerindeki kaynakları rakiplerine karşı kullanmamalı ve yargı ve güvenlik hizmetleri siyasetin üstünde olmalı.”
Mladenov’un bu çağrısı, Filistin Yönetimi’nin uluslararası ve Avrupalı taraflara, İsrail’i seçimlerin oylama ve aday olma şeklinde Kudüs’te yapılmasını sağlamak da dahil olmak üzere imzalanan anlaşmalara saygı göstermeye zorlamaları için baskı yapmaları çağrısında bulunduğu bir sırada geldi.
Kudüs’te seçimlerin yapılması konusu birçok tartışmaya yol açıyor ve en nihayetinde seçimlerin iptal edilmesine yol açacağına dair endişeleri artırıyor.
İsrail seçimlerin Kudüs’te yapılmasına izin vermesine yönelik Avrupa Birliği (AB) tarafından gelen talebe cevap vermedi ancak seçimleri denetlemekle görevli heyetin Kudüs’e girmesine izin vermemesinin ardından Avrupalı ve Filistinli tarafların endişeleri artmaya başladı.
Bu hassas mesele sadece İsrail’le değil aynı zamanda Filistin içerisinde de ihtilafın başlangıcını teşkil ediyor.
Fetih Hareketi Merkez Komite Üyesi Hüseyin eş-Şeyh konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Filistin seçimleri büyük bir demokratik başarı ve ulusal bir demokratik zafer. Bu önemine rağmen, Kudüs’te oylama ve aday olma şeklinde seçimlerin yapılması konusunda en büyük siyasi başarı düzeyine ulaşamıyor. Buna binaen bu seçimlerin yapılması konusunda ulusal bir fikir birliği olsun. Vatanın başında bizim Kudüs’ümüz ve başkentimiz var. Bazılarının dediği gibi Kudüs bir bahane değil” ifadelerini kullandı.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Kurulu Üyesi Bessam es-Salihi, Kudüssüz bir seçimi reddederek ve bu konuyu herhangi bir bahane ile ötekileştirme eğilimi göstermeyerek tüm Filistin güçlerinin söylemlerini birleştirme çağrısında bulundu.
Salihi Kudüs olmadan seçimlerin yapılmasına razı olmanın eski ABD Başkanı Donald Trump tarafından sunulan anlaşmanın dolaylı olarak kabul edilmesi anlamına geleceğini söyledi. Salihi listelerin tescillenmesinin ve İsrail’in Kudüs’teki taahhütlere uymayı reddetmesinin ardından, yetkililerin Kudüs’ün olmadığı bir seçimi reddetme tutumunu yansıtacak mekanizmalar üzerinde uzlaşmanın daha gerekli hale geldiğini vurguladı.
Salihi sözlerini şöyle sürdürdü:
“İsrail’in Kudüs’teki yükümlülüklerini yerine getirmeyi açıkça reddetmesinin ışığında, İsrail ile anlaşmalar imzalayan FKÖ Yürütme Kurulu Başkanı olarak Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı, bu anlaşmalarda gözetmenlik yapan BM ve AB’den sorumluluklarını yerine getirmeleri, BM ve AB’nin toplam 17 merkezini Kudüs’teki seçmenlerin şehirlerinde oy kullanması için açmalarını ve bunun gerçekleştirilmesi için Filistin Merkez Seçim Komisyonu ile işbirliği yapmaları için talepte bulunmaya davet ediyoruz. Aynı zamanda BM ve AB'ye, seçim propagandasını koruma, adayların ve aktivistlerin İsrail tehditleri ve kovuşturma faaliyetlerine karşı dokunulmazlıklarını sağlama ve İsrail'in bunu engelleme veya seçimleri sabote etme girişimlerini kınama da dahil olmak üzere Kudüs'teki seçimleri denetleme ve takip etme çağrısında bulunuyoruz.”
Salihi Kudüs olmadan seçimlere katılmama çağrısında bulundu. Ancak Hamas Hareketi’nin yurtdışındaki siyasi bürosunun üyelerinden Muhammed Nezzal seçimlerin Kudüs’te yapılmamasını mazeret olarak göstererek seçimlerin ertelenmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Nezzal Filistin Enformasyon Merkezi ile yaptığı özel bir röportajda sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir duyum almış olsak bile herhangi bir resmi makam tarafından seçimleri erteleme düşüncesi veya eğilimi olduğuna dair bilgilendirilmedik. Tabiki seçimlerin ertelenmesine ve Kudüs’te seçimlerin yapılmamasının bir bahane olarak kullanılmasına karşıyız. Kahire'de toplanan grupların ortak bir kararı olması lazım. Aynı şekilde Filistinliler için merkeziyetini, önemini ve kutsallığını gösterecek ve seçimleri aksatmayacak şekilde Kudüs’te seçimlerin yapılması için uygun alternatifler bulmak üzere bir diyalog gerçekleştirilmesi lazım.”
Nezzal “Olabilecek veya olmayabilecek varsayımlar ve tahminler üzerine yorum yapmak için henüz çok erken. Ancak tavrımız çok net; o da seçimlerin belirlenen tarihte gerçekleştirilmesi konusunda kararlı olmak. Çünkü bu, Filistinlilerin davalarını savunma ve sıkıntılarına ve krizlerine çözüm bulma sorumluluğunu üstlenecek liderlerini seçmeleri için Filistinlilerin önündeki tek seçenek. Aksi halde mevcut yönetim sonsuza kadar kalacak ve ilelebet devam edecek” dedi.
Filistin yasama seçimlerinin önümüzdeki 22 Mayıs’ta yapılması bekleniyor.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.