Pekin, Washington ile çekişmesinde ABD’nin devlet borcu silahını mı kullanıyor?

FTSE Russell’in Çin'in devlet tahvillerini Dünya Devlet Tahvili Endeksi'ne (WGBI) dahil etmesinin ardından Pekin, dünyaya açılmaya daha fazla odaklandı

Pekin ile Washington arasındaki ekonomik ve siyasi rekabet, Çin'in ABD Hazine tahvilleri satın almasını engellemedi (Reuters)
Pekin ile Washington arasındaki ekonomik ve siyasi rekabet, Çin'in ABD Hazine tahvilleri satın almasını engellemedi (Reuters)
TT

Pekin, Washington ile çekişmesinde ABD’nin devlet borcu silahını mı kullanıyor?

Pekin ile Washington arasındaki ekonomik ve siyasi rekabet, Çin'in ABD Hazine tahvilleri satın almasını engellemedi (Reuters)
Pekin ile Washington arasındaki ekonomik ve siyasi rekabet, Çin'in ABD Hazine tahvilleri satın almasını engellemedi (Reuters)

Ahmed Mustafa
Çin'in, sahip olduğu büyük miktarlardaki ABD Hazine tahvillerinden kurtulması veya düzenli olarak açık artırmalarla bunları elden çıkarması beklenmiyor. Çin, elinde bulunan, değeri 1 trilyon doların üzerindeki ABD Hazine tahvilleriyle bunlara sahip olan yabancı ülkeler arasında Japonya'dan sonra ikinci sırada yer alıyor.
Washington ile Pekin arasındaki gerilim giderek artarken, bazı basın kuruluşlarında Çin'in ABD'nin tutumlarına karşı devlet tahvilleri silahını kullanabileceği olasılığını gündeme geldi. Ancak birçok analist ve ekonomist böyle bir olasılığı reddediyor.
Araştırma şirketi BCA’nın Jeopolitik Stratejiler Bölümü Bakanı Matt Gertken, Reuters tarafından aktarılan açıklamasında, “(Pekin ve Washington arasında) gerginliğin artmasına rağmen Çin'in (ABD) Hazine tahvilleri yatırımında herhangi bir düşüş görmedik. Zira bu kendilerine zarar vermeden kullanabilecekleri bir silah değildir” ifadelerini kullandı.
Tahvil piyasasında, yüksek enflasyon ve merkez bankalarının faiz oranlarını erken artırma korkusu nedeniyle tahvil getirilerinin yükselmesiyle birlikte geçtiğimiz Şubat ayından bu yana çalkantılı bir süreç yaşanıyor. Getiri arttıkça, tahvillerin fiyatı düşer ve bu da getiri oranıyla ters düşen bir durumdur.
Büyük miktarlarda hazine bonosu satışı, fiyatı daha da düşürecek ve böylece getiriyi daha da artıracaktır. Getiri oranı, ABD’nin devlet borcunun ödenmesi yükünün bir göstergesidir.

Küçük bir yüzde
Çin'in ABD devlet borcunu, çok sayıda hazine bonosu şeklinde elinde tutmasına rağmen, tahviller borcun büyüklüğünün yalnızca yaklaşık yüzde 5'ini oluşturuyor. Yani Pekin borç silahı kullanıp piyasadaki ABD Hazine tahvillerinin hepsinden kurtulsa dahi bunun pek bir etkisi olmayacaktır.
ABD Hazine Bakanlığı ve Merkez Bankası'ndan (FED) alınan son verilere göre Japonya, 1,28 trilyon dolarlık ABD Hazine tahvilleriyle, ABD Hazine bonolarına sahip yabancı ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor. ABD Hazine tahvillerinin en fazla elinde bulunduran ise elbette FED. FED’in elinde ABD Hazine bonolarının toplam değerinin 4,92 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor.
Çin ise Ekim 2020'de satın aldığı ABD Hazine tahvilleri sonrası elindeki tahvillerin değerini yaklaşık 1 trilyon 54 milyon dolara, ardından geçtiğimiz Ocak ayında 1 trilyon 95 milyon dolara yükseltti.
ABD devlet borcunun büyüklüğü, bir önceki yıl 17,19 trilyon dolar iken geçtiğimiz yılın sonunda 21,65 trilyon dolara ulaştı. Oysa ABD’nin devlet borcu, 2010 yılında 8,29 trilyon doları aşmıyordu.

Çin devlet tahvilleri
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Çin, 2013 yılından bu yana ABD Hazine bonosu alımlarını azaltsa da riskleri azaltma politikası çerçevesinde politik, teknik, ekonomik ve mali nedenlerden ötürü böyle bir eğilim sergiledi.  Ancak, finansal hesapları etkileyen önemli bir risk faktörü olduğundan elbette siyaset göz ardı edilemez.
Çin aynı zamanda dünyanın geri kalan büyük ekonomileri gibi, Hazine tahvilleri satın alarak ABD'ye borç vermekten yararlanmaya devam ediyor. Hazine tahvillerinin doğrudan yararlı olduğu konu ise orta ve uzun vadede istikrarlı bir getiri garanti etmesidir. Getiri yüzde bir buçuk puanın üzerinde olmasa da, bu tahviller dünyadaki yatırımcılar için en cazip yatırım alanlarından olmaya devam ediyor. Çin'in yurtdışında Çin devlet tahvillerini pazarlamak ve küresel piyasaya daha fazla açılmak istemesine rağmen şuan bu durumda bir değişiklik gözlemlenmedi. Fakat FTSE Russell’in Çin'in devlet tahvillerini WGBI dahil etmesinin ardından tahvillerin bu yılın sonunda WGBI’da işlem görmeye başlayabileceği düşünülüyor.
Bazı ekonomistler ve analistler, Çin devlet tahvillerinin şuan yabancı yatırımcıların ilgisini çok fazla çekmese de ABD Hazine tahvillerinden daha cazip hale gelebileceğine inanıyorlar. Orta vadeli ABD 10 Yıllık Devlet tahvilinin yaklaşık yüzde 1,64'lük getirisine karşın, Çin devlet tahvillerinin benzer getiri oranı yüzde 3,22'dir.
Ancak Çin devlet tahvillerinin yüzdesindeki fazlalık, merkez bankalarının ve dünya çapındaki büyük yatırım fonlarının ilk hedefi olmaya devam eden ABD Hazine tahvilleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olamayacak.



Ortadoğu’daki enerji tesislerine yönelik saldırıların artmasının ardından Brent petrol 118 doları aştı

Fransa’nın Paris yakınlarındaki Vaudoy-en-Brie kasabasında gün batımında çalışan petrol pompaları (Reuters)
Fransa’nın Paris yakınlarındaki Vaudoy-en-Brie kasabasında gün batımında çalışan petrol pompaları (Reuters)
TT

Ortadoğu’daki enerji tesislerine yönelik saldırıların artmasının ardından Brent petrol 118 doları aştı

Fransa’nın Paris yakınlarındaki Vaudoy-en-Brie kasabasında gün batımında çalışan petrol pompaları (Reuters)
Fransa’nın Paris yakınlarındaki Vaudoy-en-Brie kasabasında gün batımında çalışan petrol pompaları (Reuters)

Brent ham petrol fiyatları, İran’ın Ortadoğu’daki enerji tesislerine yönelik saldırılarının ve İsrail’in güney Pars gaz sahasına düzenlediği saldırının ardından, bugün işlem sırasında varil başına 118 doları aşarak rekor seviyeye yükseldi.

Brent ham petrol vadeli işlemleri yüzde 10,08 artışla saat 09:00’da varil başına 118,20 dolara ulaştı. Gün içi işlemde yaklaşık 8 dolar yükselerek 9 Mart’tan bu yana en yüksek seviyesi olan 115,10 doları gördü.

ABD Batı Teksas Ham Petrolü (WTI) ise yüzde 3,09 artışla varil başına 99,30 dolara çıktı; gün içinde yaklaşık 4 dolar yükselerek 100,02 doları buldu.

WTI şu anda Brent petrole kıyasla 11 yılın en büyük iskonto seviyesinde işlem görüyor; bunun ABD’den gelen verilerle bağlantılı olduğu bildirildi.

Stratejik rezervler, artan nakliye maliyetleri ve Ortadoğu’daki enerji tesislerine yönelik saldırıların yeniden gündeme gelmesi, Brent petrolü destekleyen faktörler arasında yer alıyor.

Phillip Nova analistlerinden Priyanka Sachdeva, yayımladığı bir notta şu ifadeleri kullandı: “Ortadoğu’daki tırmanış, enerji altyapısına yapılan hassas saldırılar ve İranlı liderlerin ölümü, uzun süreli petrol arzı aksaklıklarına işaret ediyor.”

Sachdeva ayrıca, “ABD Merkez Bankası’nın (FED) sıkı bir dil kullanmasına rağmen faiz oranlarını sabit bırakması, savaşın ardından ekonomik kaygıları artırdı” dedi.

FED dün faiz oranlarını sabit tutarken, politika yapıcılar, ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmanın etkilerini değerlendirerek enflasyonun yükselebileceği öngörüsünde bulundu.


FED savaşa rağmen sıkı para politikasında kararlı

Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
TT

FED savaşa rağmen sıkı para politikasında kararlı

Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)

Federal Rezerv (Fed) Yönetim Kurulu, faiz oranlarını yüzde 3,50 – yüzde 3,75 aralığında sabit tutma kararı aldı. Bu karar, Ortadoğu’da artan askeri gerilimlerin yarattığı jeopolitik şokları dengelemeye yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Ancak asıl dikkat çeken, kararın kendisinden çok, geleceğe dair artan belirsizlik oldu; merkez bankası, yüksek enflasyonu kontrol etme isteği ile enerji fiyatlarındaki sıçramalar ve uluslararası deniz taşımacılığındaki aksaklıkların beslediği stagflasyon endişeleri arasında sıkışmış durumda.

Bu sabitleme kararı, yıl içinde ikinci kez alındı ve geçici bir istikrar izlenimi verse de, aslında Fed’in maksimum hedge yaklaşımına doğru bir kayışı yansıtıyor. Yani kararlar artık ekonomik verilere olduğu kadar, sahadaki askeri gelişmelere de bağlı hale gelmiş durumda. Bu durum, önümüzdeki toplantılarda faizlerin tekrar artırılmasını da içeren tüm senaryoların masada olduğunu gösteriyor.

Karar, geniş ölçüde beklendiği şekilde geldi; Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) 12 üyeden 11’inin oyuyla faizleri sabit tutma yönünde karar aldı. Toplantı sonrası yayımlanan açıklamada, ekonomiye ilişkin öngörülerde önemli bir değişiklik yapılmadığı, 2026 yılı için biraz daha hızlı büyüme ve daha yüksek enflasyon beklentisinin korunduğu ifade edildi.

Belirsizlik artarken, yetkililer gelecekte bazı faiz indirimlerinin olacağını öngörmeye devam ettiklerini yineledi. Üyelerin faiz beklentilerini yansıtan ve yakından takip edilen “dot plot” gösterimi, bu yıl bir, 2027’de ise bir faiz indirimi olacağını öngörüyor; ancak zamanlaması hâlâ net değil.

19 FOMC üyesinin öngörülerinde bu yıl için 7 kişi faizlerin değişmeyeceğini tahmin ediyor; bu, Aralık ayına göre bir artış anlamına geliyor. Önümüzdeki yıllara ilişkin beklentiler farklılık gösterse de, uzun vadede federal fon oranının yaklaşık yüzde 3,1 civarında sabitlenmesi öngörülüyor.

Açıklamada, yaklaşık üç hafta önce başlayan İran ile savaşın yol açtığı belirsizliklere de dikkat çekildi. Savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki etkileri, petrol piyasalarında dalgalanmalara yol açarak enflasyonun Fed’in yüzde 2 hedefinin üzerinde kalma riskini artırıyor. Açıklamada, “Ortadoğu’daki gelişmelerin ABD ekonomisi üzerindeki etkileri belirsiz” denildi.

Yönetim kurulu üyesi Steven Miran, artan işgücü piyasası kaygıları nedeniyle tekrar 0,25 puanlık faiz indirimi çağrısında bulundu. Daha önce Ocak ayında Miran’a katılan Christopher Waller ise bu toplantıda faizlerin sabit tutulmasını destekledi.

Savaş öncesinde piyasalar, bu yıl iki faiz indirimi beklerken, üçüncü indirimin olasılığı düşüktü. Ancak petrol fiyatlarındaki artış ve güçlü enflasyon göstergeleri, 2026 için beklenen indirimin sadece bir kez olacağı yönünde revize edildi.

Ekonomik beklentilerdeki güncellemelerde, Fed yetkilileri bu yıl ABD GSYH’sının yüzde 2,4 büyümesini öngörüyor; bu, Aralık ayı tahminlerinin biraz üzerinde. 2027’de ise yüzde 2,3 büyüme bekleniyor; bu, önceki tahmine göre 0,3 puanlık bir artış anlamına geliyor.

Yetkililer, bu yıl kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi (PCE) bazında enflasyonun yüzde 2,7 olmasını bekliyor; hem genel hem de temel enflasyon için. Ancak, gümrük tarifleri ve savaşın etkisinin azalmasıyla birlikte, enflasyonun önümüzdeki yıllarda tekrar yüzde 2 hedefine yaklaşacağı öngörülüyor. İşsizlik oranının ise yıl sonunda yüzde 4,4 civarında kalması bekleniyor.

Fed’in faizleri sabit tutma kararı, karmaşık bir siyasi ortamda alındı. Başkan Donald Trump, Fed Başkanı Jerome Powell ve ekibine faizleri düşürme yönünde baskı yapmayı sürdürüyor. Bu hafta başında Trump, enflasyon yükselmesine ve savaşın belirsiz etkilerine rağmen Powell’ın acil bir toplantı çağrısı yapmamasını eleştirdi.


Petrol fiyatlarının seyrini bekleyen Asya piyasalarında dalgalanma

Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
TT

Petrol fiyatlarının seyrini bekleyen Asya piyasalarında dalgalanma

Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)

Asya piyasaları bugün işlemlerinde karışık bir görünüm sergiledi. Bu sırada, geçici olarak düşen petrol fiyatlarının etkisiyle Amerikan vadeli hisse senetleri geriledi.

Ancak ham petrol fiyatlarındaki düşüş uzun sürmedi. Brent petrol, erken işlemlerde yaklaşık yüzde 4 artışla varil başına 104,21 dolara yükselirken, Batı Teksas tipi ham petrol 97,61 dolara çıktı. AP’nin verilerine göre dün fiyatlar yaklaşık 93 dolara kadar düşmüştü.

ABD vadeli piyasalarında ise Standard & Poor’s 500 ve Dow Jones Endüstri Endeksi’nin her biri yüzde 0,5 değer kaybetti.

Asya tarafında, Tokyo’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,2 düşüşle 53.630,16 puana gerileyerek sabah kazançlarını koruyamadı. Güney Kore’de KOSPI endeksi ise dikkat çekici şekilde yüzde 1,6 artışla 5.639,77 puana ulaştı.

Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,2 artışla 25.892,88 puana çıkarken, Şanghay Kompozit Endeksi yüzde 0,6 düşüşle 4.058,31 puan seviyesinde işlem gördü.

Avustralya’da S&P/ASX 200 endeksi yüzde 0,4 yükselerek 8.614,30 puana çıktı. Endeksin yükselişi, ülke merkez bankasının temel faiz oranını yüzde 4,1’e çıkarma kararıyla desteklendi. Bu adım, özellikle artan yakıt maliyetleriyle birlikte yükselen enflasyon baskılarını sınırlamayı hedefliyor. Banka, Kasım 2023’ten bu yana ilk kez faizi artırmış, 3 Şubat toplantısında sabit tuttuğu yüzde 3,85 seviyesini yükseltmişti.

Diğer piyasalarda ise Tayvan’da TAIEX endeksi yüzde 1,5 artarken, Hindistan’da BSE SENSEX endeksi yüzde 0,1 değer kaybetti.

Wall Street, pazartesi seansını güçlü kazançlarla kapatmıştı. Standard & Poor’s 500 endeksi yüzde 1 yükselerek 6.698,38 puana ulaşarak beş haftanın en büyük kazancını kaydetti. Dow Jones Endüstri Endeksi yüzde 0,8 artışla 46.946,41 puan seviyesine gelirken, Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 1,2 yükselerek 22.374,18 puana çıktı.

Piyasaları yönlendirmede petrol fiyatları halen en belirleyici faktör olarak öne çıkıyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları öncesinde varil fiyatı yaklaşık 70 dolarken hızla yükseldi. İran, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini neredeyse tamamen kısıtladı ve bu durum petrol akışında ciddi aksamalara yol açtı.

Bu gelişmeler, bazı üreticilerde üretim kesintilerine neden olurken, boğazın uzun süre kapalı kalması halinde büyük miktarda arzın engellenebileceği ve küresel enflasyonun ekonomiyi zorlayacak seviyelere yükselebileceği endişelerini artırdı.

SPI Asset Management’tan Stephen Innes, “Piyasalar hâlâ tedirginlik içinde, ancak petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte kaygı bir miktar azaldı. Brent petrolün 100 dolar seviyelerine gerilemesi, yatırımcı davranışını, korumaya yönelik birikimden riskli varlıklarda fırsat arayışına kaydırdı” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Donald Trump hafta sonu yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından etkilenen ülkeleri krizi çözmek için adım atmaya çağırdı ve ABD’nin bu kapsamda ‘büyük destek sağlayacağını’ duyurdu.

Savaşın süresi ve kapsamına ilişkin belirsizlik, iki haftadan uzun süredir devam eden çatışmaların ardından küresel piyasalarda sert dalgalanmalara yol açtı. Yine de piyasalar, genellikle askerî krizlerden hızla toparlanma eğilimi gösteriyor ve birçok yatırımcı, petrol fiyatlarında ani ve kalıcı artışlar yaşanmadığı sürece bunun tekrarlanmasını bekliyor.

Yüksek enerji fiyatları, Fed’in büyümeyi destekleme ile enflasyonu kontrol altında tutma dengesini sağlamasını zorlaştırıyor. Buna karşın piyasa katılımcıları, Fed’in bu hafta yapılacak toplantısında faiz indirimi yapmasını beklemiyor.

Teknoloji sektöründe ise Nvidia hisseleri güçlü performansını sürdürdü. Dün hisseler yüzde 1,6 artarken, CEO Jensen Huang, yapay zekâ çiplerine olan talebin 2027 yılına kadar trilyon dolara ulaşabileceğini açıkladı; bu durum, Amerikan piyasalarındaki kazançları önemli ölçüde destekledi.

Döviz piyasalarında ise ABD doları 159,43 Japon yeni seviyesine yükseldi; önceki seansta 159,05 yen seviyesindeydi. Euro ise 1,1478 dolara gerileyerek, bir önceki değer olan 1,1507 doların altına indi.