ABD, hayati sektörleri siber saldırılara karşı korumaya çalışıyor

Newberger ve Saki, 17 Şubat’ta Beyaz Saray'da bir basın toplantısında (Reuters)
Newberger ve Saki, 17 Şubat’ta Beyaz Saray'da bir basın toplantısında (Reuters)
TT

ABD, hayati sektörleri siber saldırılara karşı korumaya çalışıyor

Newberger ve Saki, 17 Şubat’ta Beyaz Saray'da bir basın toplantısında (Reuters)
Newberger ve Saki, 17 Şubat’ta Beyaz Saray'da bir basın toplantısında (Reuters)

ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey bir yetkili, hükümetin elektrik, su ve diğer hayati tesislerin olası siber saldırılara karşı korunmasına yardımcı olmak için yeni çabalar ortaya koyduğunu söyledi.
Associated Press (AP) haber ajansının aktardığına göre ABD'nin siber güvenlik ve teknolojiden sorumlu ulusal güvenlik danışmanı yardımcısı Anne Neuberger, AP’ye verdiği demeçte şunları söyledi: “Amacımız, ülkede 50 bin veya daha fazla ABD vatandaşına hizmet verebilen, kontrol sistemlerindeki düşmanca siber faaliyetleri tespit edip önleyebilen temel teknolojinin kullanılabilirliğini sağlamaktır. Hedef açık, ancak ona ulaşmak için çok çalışmak gerekir.”
ABD'de kamu ve özel sektör arasındaki ortaklık, yönetimin Amerikan yaşamı üzerinde çok ciddi etkileri olabilecek siber izinsiz girişler karşısında elektrik şebekesi ve su arıtma tesisleri dahil olmak üzere kritik sistemlerin savunmasızlığına ilişkin endişelerini yansıtıyor. ABD hükümetinin bu hayati tesislerle daha önceki çalışmalarının kayıtlı bir geçmişi olmasına rağmen, yetkililer, bu tesislerin internet üzerinden kullanıcı sayısının artmasıyla tehditlerin de arttığını düşünüyor. Biden yönetimi, bu tesisleri hedef alabilecek siber saldırıları durdurmak için hızlı bir ilerleme peşinde.
Bu arada, ABD yönetimi siber hacklemeye yönelik iki büyük girişime yanıt vermeye başladı. İlk hack girişiminde, Rus bilgisayar korsanları, binlerce devlet kurumu ve özel şirkete gönderilen bir yazılım güncelleme işlemine kötü amaçlı yazılım gönderdiler. İkinci ve daha büyük hack girişimi Microsoft'un Exchange e-posta uygulamasındaki binlerce e-posta sunucusunu etkiledi.

İzinsiz girişleri engellemek için araç üretildi
Microsoft şirketi izinsiz girişleri engellemek için çalışan bir araç yarattı. Bu adım, Beyaz Saray’ın, sunucuları Çin saldırılarına karşı temizlemenin basit bir yolunu bulması için şirketi teşvik etmesinin ardından geldi. Neuberger’in ifade ettiğine göre bunun sonucunda hacklenen sistemlerin sayısı 100 binden 10 binin altına düştü ve düşmeye de devam ediyor.
Newberger ayrıca, sunulan fikirlerden birinin, Microsoft’un hacklenen tüm sistemleri saldırılara karşı etkili bir şekilde "bağışıklı kılmak" için bir tashih programı gönderip gönderemeyeceği ile ilgili olduğuna dikkat çekti. Bu fikir şu anda teknik olarak uygulanabilir olmasa da ABD yönetimi gelecekte bu fikri ve onu başka durumlarda uygulamanın yollarını tartışmak için özel sektörle birlikte çalışmaya devam edecek. "Solar Winds" siber saldırıları ile mücadele eden Newberger, bu alanda ABD yönetiminin önde gelen isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Washington, Rus bilgisayar korsanlarının "Solar Winds" siber saldırıları ile en az 9 ABD federal kurumuna sızdığını tahmin ediyor. AP haber ajansı, Rus bilgisayar korsanlarının, eski Başkan Donald Trump yönetimindeki İç Güvenlik Bakanının e-posta hesaplarına ve görevleri, yabancı ülkelerden kaynaklanan siber tehditleri takip etmek olan Bakanlıktaki Siber Güvenlik Departmanının diğer çalışanlarının e-posta hesaplarına erişim sağladığını bildirdi.
Newberger ayrıca, önceki saldırılardan etkilenen dokuz federal kurumun bir kısmında temel siber güvenlik savunmalarında bilinen boşluklar olduğunu ve bu durumun yetkililerin korsanlar tarafından kime erişilebileceğini belirleme yeteneğini engellediğini kaydetti. Newberger konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi: “ABD yönetimi, "Solar Winds" saldırısının ilk etapta nasıl gerçekleştiğini incelemesi sonucunda siber savunmaları modernize etmekle ilgilenecek beş organ belirledi. Bu, zararlı faaliyetleri yakından izleyen ve çok bileşenli sertifikasyonun daha fazla kullanılmasını gerektiren teknolojinin kullanımını içeriyor. Bu adım, bilgisayar korsanlarının parolaları ele geçirdiklerinde tek başlarına sistemlere başarılı bir şekilde girmelerini engellemek için.
Kritik altyapıya yönelik bu tehditler, bir bilgisayar korsanı tarafından Florida'daki küçük bir kasabadaki su kaynağını zehirleme girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından geçen Şubat ayında gün yüzüne çıktı. Bu, ülkedeki hayati kamu tesislerinin gelecekte korsanların daha karmaşık saldırılarına ne ölçüde maruz kalabileceği konusunda tehlike çanlarının çalmasına neden oldu.

"Oldsmar" kasabasındaki su kaynağı kısa bir süre tehlikeye maruz kaldı
Yerel bir polis şefi, yaklaşık 15 bin kişinin yaşadığı "Oldsmar" kasabasındaki su kaynağının kısa bir süre için tehlikelere maruz kaldığını söyledi. Bu tehlike, kimliği tespit edilemeyen bir bilgisayar korsanının, su tesisi çalışanlarının ortak kullandığı bir uzaktan erişim programı vasıtasıyla "sodyum hidroksit" çözeltisinin miktarını normal miktarın 100 katına çıkarmasıyla kendini gösterdi. Bu çözelti sudaki asitlik seviyesini düşürmek için kullanılır, ancak suya yüksek yoğunlukta pompalanırsa suyu içenlerde yanmalara neden olabilir. Bu madde kanalizasyon temizleme ürünlerinde bulunur.
Su istasyonunun kontrol ünitesini izlemekten sorumlu gözetmen, imlecin ekranda garip bir şekilde hareket ettiğini fark etti ve ön ayar ayarlarını eski haline getirdi. Bilgisayar korsanı sisteme girebildi ve sadece 5 dakika içinde sistemden çıkmayı başardı. Uzmanlar, şüpheli vakaların genellikle eylem sırasında mekanik veya prosedürel hatalara atfedildiği için nadiren rapor edildiğini söylüyor. Bu tür şüpheli vakaları bildirmek için herhangi bir kurumsal gereklilik yok. Bu tür vakaların bildirilmesine ilişkin kurallar ve düzenlemeler, ülkedeki eyalet ve şehirler arasında büyük farklılıklar göstermektedir.
ABD'deki 151 bin kamu su sistemi, nükleer santrallerin ve diğer hayati elektrik tesislerinin sahipleri gibi gerekli mali destekten yoksundur. Bu, asimetrik bir çalışma karışımını yansıtır ve teknolojik yetenekler ve güvenlik önlemleri açısından diğer zengin ülkelere göre daha az tutarlıdır.
Federal savcılar, geçtiğimiz Çarşamba günü, kırsal bir banliyödeki bir su fabrikasında korumalı bir bilgisayar sistemine yetkisiz erişim sağladığı gerekçesiyle Kansaslı bir adam hakkında suç duyurusunda bulundu. Söz konusu şahıs bölgedeki fabrikada, su tesisinin temizlik ve dezenfeksiyon işlemlerini etkileyen faaliyetlerin askıya alınmasına neden olmakla suçlanıyor.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.