Husiler, Aden'de Hindu tapınağını yok etti

Aden'deki en büyük Hindu tapınağının bir kısmı (Şarku’l Avsat)
Aden'deki en büyük Hindu tapınağının bir kısmı (Şarku’l Avsat)
TT

Husiler, Aden'de Hindu tapınağını yok etti

Aden'deki en büyük Hindu tapınağının bir kısmı (Şarku’l Avsat)
Aden'deki en büyük Hindu tapınağının bir kısmı (Şarku’l Avsat)

Yemen’in başkenti Aden’de, günümüze kadar gelen dini semboller tarih boyunca korundu. Ancak Husiler, yüzyıllardır bir arada yaşamanın örneklerinin yer aldığı kıyı kentini işgal ederek şehirdeki son Hindu tapınağına baskın yapıp içindekileri yok ettiler ve kapılarını onu yok eden El Kaide’nin terörist unsurlarına açtılar. Tapınaktan geriye kalanlar, bir arada yaşama ve çeşitliliğin yerine ötekileştirme ve yıkımın hakim olduğu bir dönüm noktasının kanıtı olmaya devam ediyor.
Sira bölgesindeki el-Husaf mahallesine bakan dağın aşağısındaki doğal bir mağaranın içinde bulunan Shree Hingraj tapınağının inşası 1865 yılına kadar uzanıyor. Bu tapınak, sayıları konusunda farklı rivayetlerin olduğu Aden'de kurulan Hindu tapınaklarından biri olarak kabul ediliyor. 1861'de bölgede yaşayan Hindu topluluğu, İngiliz sömürgesi altındaki en büyük nüfus grubunu temsil ederek çoğulcu karakterini bağımsızlığın kazanılmasından Yemen Demokratik Cumhuriyeti'nin kurulmasına ve 1990'da tek devletin kurulmasına kadar korudu.
2015 yılına kadar bu tapınakta dini ritüeller devam etti. Ancak Husiler şehri istila ettiğinde tapınağı bastılar ve içindekileri ele geçirdiler. Ardından El Kaide'den olduğu düşünülen silahlı kişilerin tapınaktaki tüm heykelleri ve süslemeleri yıkmaları için kapılarını açtılar ve içindeki hazineleri ve kitapları yağmaladılar. Ayrıca duvarlarına örgütün sloganlarını astılar. Örgüt daha sonra tapınakta bulunanların yağmalanmasına izin verdiklerini duyurdu. Böylece tapınağın pervaneleri, klimaları, elektrik kabloları ve hatta fayansları bile yağmalandı.
O zamandan beri Hindular tapınaktaki ritüellerine devam edemedi. Bu dinin 3 binden fazla takipçisi, Yemen'deki Hint topluluklarının tahliyesini gerçekleştiren Hint savaş gemileri aracılığıyla şehri terk etti. Binanın bir kısmı mağaranın içinde, bir kısmı da dışında kalacak şekilde inşa edilen tapınak, ibadet edenlerin 3 katlı yapının içine taş döşeli bir yoldan geçtikleri taş duvarla çevrili geniş bir alana sahip. İçeride kalan kısımdaki odalardan birinde, heykel kalıntılarının yer aldığı mermerden inşa edilmiş bir oda ve biri tapınağın çatısına kadar uzanan bir koridor ve merdivenlerle birbirine bağlanan diğer iç odalar yer alıyor.
Bazı tapınak odalarında sökülen ve yağmalanan hazineden kalıntılar ve parçalanmış heykel kalıntıları da var. Tapınağa yönelik saldırılar birden fazla kez tekrarlandı. Son saldırılar 23 Eylül 2016'da, diğeri ise 2 Nisan 2019’da yaşandı. Silahlı kişiler tapınağa saldırarak onu tamamen yıkmak istedi. O dönemde grubun binayı yıkıp yerine bir alışveriş merkezi inşa etmek isteyen etkili bir kişi tarafından desteklendiği iddia edildi.
O dönemde tapınağı korumakla görevlendirilen ve binada ikamet eden Abdülcelil ailesine göre, tapınaktaki dini ritüeller Husilerin Aden'i işgalinin başlamasıyla ve Hindu topluluğunun çoğunun bölgeyi terk etmesiyle durdu. Aile, bu insanların eskiden sabah 8’de tapınağa geldiklerini, ibadet etmek ve vaazlar dinlemek için üst kata çıktıklarını, daha sonra zemin kata inip salonun ortasındaki bir yerde ateş yakarak etrafında dua okurken döndüklerini anlattı. “Ardından getirdikleri yiyecek ve meyvelerı çıkararak yemeği birlikte yerlerdi ve bir kısmını da tapınağın yakınındaki mahallede yaşayan muhtaçlara dağıtması için bekçiye verirlerdi.”
Hindu tapınaklarından geriye kalanları yağmalama girişimleri, ülkedeki en büyük tapınak olan bu tapınağa saldırmakla son bulmadı. 24 Ekim 2013'te gruplardan biri, Sira (Crater) şehir merkezindeki Askeri Müze'nin arkasındaki el-Baz Caddesi'nde bulunan Shree Jain Swetamber adlı başka bir Hindu tapınağına saldırdı. Ancak mahalle sakinleri tarafından yürütülen kampanya ve aktivistlerin eylemleri yağmalama girişimini engelledi.
Tapınağın altındaki dükkanlarda çalışan bir terzi olan Ahmed, tüccarlardan birinin silahlı adamların yardımıyla tapınağı ele geçirip yıkarak dükkanlara dönüştürmeye çalıştığını, ancak mahalle sakinlerinin onu durdurduğunu belirtti. Terzi Ahmed açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
“Dükkanlar gibi tapınakta kapatıldı. Artık kaldırımlarda çalışıyoruz. 10 yıllardır burada terzi olarak çalışıyorum. Hindular her hafta namaz kılmak için tapınağa gelirlerdi. Husiler Aden'e girdikten ve kaos hakim olduktan sonra tapınak kapatıldı ve hala kapalı kalmaya devam ediyor.” 
Hindistan'ın Riyad Büyükelçisi Dr. Avsaf Said, "Aden'deki Hindu Tapınakları" adlı çalışmasında, şehirde sadece dört tapınağın var olduğu konusundaki yaygın söylentilerin aksine, şehirde İngiliz yönetiminden bağımsızlığın elde edilmesinden sonra 10 Hindu tapınağı olduğunu öne sürüyor. Ayrıca topraklar işgal edildiğinde tapınağın Vakıflar ve Rehberlik Bakanlığı'na bağlandığı halde Hindu tapınağı olarak kaldığını belirtiyor. 1990 yılında Yemen’in birleşmesinden sonra mevcut durum değişti ve tapınaklar devlet mülkiyetinin bir parçası oldu.
Yemen’de, inşası 1882 yılına kadar uzanan Şeyh Osman bölgesindeki Hanumanji Tapınağı gibi bir dizi tapınak yıkıldı veya tanınmayacak şekilde değiştirildi. Günümüze kadar dört tapınak kaldı. Bunlardan biri, 1875 yılında inşa edilen ve Tavahi'deki el-Feth askeri kampında bulunan Sharee Ramji Tapınağı. Ancak tapınak askeri bir bölge içinde bulunması nedeniyle açık değil. Diğer tapınaklar ise, 1862'de Hasan Ali Caddesi üzerine inşa edilen Shree Trikamraiji-Haveli Tapınağı ve Shree Jain Swetamber ile Shree Hingraj Mataji Mandir tapınakları.
Jain Tapınağı olarak bilinen Shree Jain Swetamber tapınağı, şehrin en eski tapınağı olarak biliniyor. Önceden Hintli bir tüccarın dükkanı olan tapınak, 1860 yılında inşa edildi. 1872'de ise Tavahi semtinde Sharee Ramji adlı başka bir Hindu tapınağı açıldı. 10 yıl sonra, Şeyh Osman bölgesinde Hanuman adında üçüncü bir Hindu tapınağı açıldı.
Şehir, kapalı olsa bile bölgedeki bir sinagog halen korunuyor ve yağmalanmadı. Ateş Tapınağı olarak adlandırılan Fars Tapınağı ise el-Husaf'taki Hindu tapınağının yakınına inşa edildi. Ayrıca tapınağa ve sarnıçlara bakan dağın eteğine, bugün hala var olan Sessizlik Mezarlığı adında bir mezarlık da inşa edildi. Bölge halkının el-Mehlike olarak adlandırdığı mezarlığa erişim günümüzde yakınındaki askeri alanların varlığı nedeniyle kısıtlandı.

 


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.


BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
TT

BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)

Sudan'daki bağımsız uluslararası araştırma misyonu dün, geçen ekim ayında "Hızlı Destek Kuvvetleri"nin (HDK) eline geçmesinden bu yana birçok vahşete tanık olan Sudan'ın el Faşir kentinde "soykırım eylemlerinin" meydana gelmesini kınadı.

Birleşmiş Milletler misyonu, Sudan'ın batı Darfur bölgesindeki bu şehirde HDK'nin sistematik eylemlerinden çıkarılabilecek tek makul sonucun soykırım niyeti olduğu sonucuna varan bir rapor yayınladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD Hazine Bakanlığı, el Faşir'deki suistimalleri nedeniyle üç HDK komutanına yaptırım uyguladı. Bakanlık, bu kişilerin HDK'nin şehri ele geçirmesinden önce 18 ay süren el Faşir kuşatmasında yer aldığını belirtti.


Hamas: Gazze ile ilgili her türlü düzenleme, ablukanın kaldırılmasıyla başlamalıdır

Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)
Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)
TT

Hamas: Gazze ile ilgili her türlü düzenleme, ablukanın kaldırılmasıyla başlamalıdır

Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)
Filistinli bir aile, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de çadırlarının önünde kahvaltı yapıyor (EPA)

Hamas, Gazze Şeridi ve Filistin halkının geleceğiyle ilgili her türlü siyasi sürecin veya düzenlemenin, düşmanlıkların tamamen sona ermesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere meşru ulusal hakların güvence altına alınmasıyla başlaması gerektiğini vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre bu açıklama, hareketin dün Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenen Gazze Şeridi "Barış Konseyi" oturumuna yanıt olarak yayınladığı basın bildirisinde yer aldı.

Hareket, işgalin suçlarına ve ateşkes anlaşmasının sürekli ihlallerine devam ettiği bir dönemde oturumun düzenlenmesinin, uluslararası toplumun ve katılımcı tarafların işgali saldırganlığını durdurmaya zorlamak için pratik adımlar atmasını gerektirdiğini vurguladı.

Hamas, geçiş noktalarının açılmasını ve insani yardımın kısıtlama olmaksızın girişini, ayrıca yeniden yapılanma sürecinin derhal başlatılmasını talep etti. Uluslararası tarafların ve arabulucuların, anlaşmaların uygulanmasını sağlamak ve insani ve siyasi hakların engellenmesini önlemek için sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğinin altını çizdi.

Ayrıca, kalıcı bir ateşkesin sağlanması için ciddi çabalara ihtiyaç duyulduğunu belirterek, Gazze Şeridi'ni istikrara kavuşturmaya yönelik her türlü gerçek uluslararası çabanın, sorunun kök nedenini ele alması gerektiğini vurguladı: işgal, işgal politikalarının sona erdirilmesi ve Filistin halkının tam ve eksiksiz haklarına kavuşması.

ABD Başkanı Donald Trump, dün 40'tan fazla ülkeden temsilci ve 12 ülkeden gözlemcinin katılımıyla "Barış Konseyi"nin ilk toplantısını düzenledi. Toplantının odak noktası, savaşın harap ettiği Gazze Şeridi'nde yeniden yapılanma ve uluslararası bir istikrar gücünün oluşturulmasıydı.