Viyana görüşmeleri, Ruhani’nin görev süresi sona ermeden önce  ‘nükleer anlaşmanın’ geleceğini belirliyor

İran Dışişleri Bakanı, geçen Şubat ayında Tahran’da Uluslararası Atom Enerjisi Ajans Genel Müdürü ile görüştü (Reuters)
İran Dışişleri Bakanı, geçen Şubat ayında Tahran’da Uluslararası Atom Enerjisi Ajans Genel Müdürü ile görüştü (Reuters)
TT

Viyana görüşmeleri, Ruhani’nin görev süresi sona ermeden önce  ‘nükleer anlaşmanın’ geleceğini belirliyor

İran Dışişleri Bakanı, geçen Şubat ayında Tahran’da Uluslararası Atom Enerjisi Ajans Genel Müdürü ile görüştü (Reuters)
İran Dışişleri Bakanı, geçen Şubat ayında Tahran’da Uluslararası Atom Enerjisi Ajans Genel Müdürü ile görüştü (Reuters)

4+1 uluslararası grubu ve İran’ın bugün Viyana’da yapacağı görüşmeler, 18 Haziran’daki İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin ikinci dönemi sonlarında 4 ay içerisinde ‘ABD’nin anlaşmaya uymak ve Tahran üzerindeki yaptırımları kaldırmak için anlaşmaya dönme’ olasılığını belirleyecek.
Beyaz Saray, Washington ve Tahran’ın 2015’te imzalanan nükleer anlaşmaya uymasına ilişkin Viyana’daki dolaylı görüşmelerden ortaya çıkabilecek beklentileri küçümsedi. ABD Dışişleri Bakanlığı ise görüşmelerin zor olmasının beklendiğini belirtti.
Dün bir açıklama yapan Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, diplomasinin genel olarak zaman gerektirdiğini söyledi. “Şu anda bu anlaşmaya geri dönüş sürecinin ne kadar süreceğine ya da bizi neler beklediğine ilişkin bir tahminde bulunamam” diyen Psaki, “Gelecek günlerde, İran'ın nükleer anlaşmanın şartlarına geri dönmesi için atması gerektiği adımlar konuşulacaktır. Bundan sonra da ABD'nin yaptırımlar konusundaki adımları görüşülebilir” açıklamasında bulundu. Beyaz Saray Sözcüsü, Tahran’ın tüm ABD yaptırımlarının kaldırılması talebine değinmekten ise kaçındı.
Psaki, Başkan Joe Biden’in pozisyonunun değişmediğini ve yakın bir zamanda ABD ile İran arasında doğrudan görüşmelerin beklenmediğini ifade etti. ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley’in, Viyana’daki dolaylı görüşmelerde ortak ABD heyetine başkanlık etmesi bekleniyor.

“İlerleme beklemiyoruz”
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı müzakerelerin zor olmasının beklediğini açıkladı. Reuters’ın aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ise gazetecilere yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki zorlukları asla küçümsemiyoruz. Bunlar ilk günler. Bu görüşmelerin tamamen zor olmasını beklediğimiz için erken veya acil bir ilerleme beklemiyoruz” dedi.
İran Dışişleri Bakanlığı, anlaşmaya ilişkin ortak komite toplantısının ise diğer toplantılardan farklı olmayacağını kaydetti. Ancak nükleer ihlalleri engellemenin bir koşulu olarak büyük güçlerin, taleplerini yerine getirip getiremeyeceğini görmek istediklerini kaydetti.
Başkan Joe Biden’ın 20 Ocak’ta göreve başlamasından sonra iki taraf arasında beklenti durumundan ve karşılıklı koşullardan daha büyük bir atılım elde etmek için önde gelen ülkelerin temsilcileri, Avusturya’nın başkenti Viyana’daki diyalog masası etrafında bir araya gelmeyi kabul ettiler ve geçtiğimiz Cuma günü video konferans yoluyla görüşmeler yaptılar.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, 5 Nisan’da düzenlediği basın toplantısında “Biden göreve geldiğinden beri verilen sözlerle, olumlu ve olumsuz işaretlerle ilgilenmiyoruz; Önem verdiğimiz şey ABD’den gerçek bir eylemdir” dedi. İki taraf arasında Cuma günü yapılan görüşmelerin devamında, ‘ABD yaptırımlarının kaldırılması, diğer bir deyişle karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmesinin yolu’ meselesinin toplantının gündeminde olacağını söyledi.
Hatibzade, “4+1 grubunun İran’ın taleplerini karşılayıp karşılamayacağını öğreneceğiz” diyerek, İranlı yetkililerin ‘adım adım’ hamlesini reddettiklerini tekrarladı. Sözcü, “Temel olarak, adım adım projesi İran tarafından kabul edilmedi ve kabul edilmeyecek” dedi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Şubat ayı başlarında Avrupa Birliği’ne (AB) nükleer anlaşmaya geri dönme adımlarını koordine etme çağrısı yaptı. İran müzakere heyetine, Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi başkanlık ediyor. Kendisi, geçtiğimiz Pazar günü ülkesinin, anlaşmayı canlandırmak için ‘adım adım’ projesini kabul etmeyeceğini belirterek, ABD ile doğrudan veya dolaylı herhangi bir müzakereye girmeyi de reddetti.
Bu bağlamda Hatibzade, “4+1 grubu ile ABD’nin nasıl ve nerede müzakere edeceği onlara bağlı. İran ve ABD arasında Viyana’da doğrudan veya dolaylı görüşmeler olmayacak. 4+1 ile bir anlaşmaya varabilirsek ve ABD’nin taahhütlerini güvence altına alabilirlerse yol açılacak” dedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Cuma günü ABD hükümetinin Salı gününden itibaren Avusturya’nın başkentinde Avrupalılar, Ruslar ve Çinlilerle birlikte Tahran ve Washington’un anlaşmaya ‘ortak dönüşü’ için ‘müzakerelere katılmayı kabul ettiğini’ belirtti.

İran’dan Avrupa’ya çağrı
Cuma günü ise İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ve İngiliz mevkidaşı Dominic Raab ile telefon görüşmelerinde bulundu. İranlı Bakan, Avrupalıları nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasında ‘aktif’ bir rol oynamaya çağırdı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bölge ülkelerinden gelen görüşmelere katılma veya İran’ın nükleer programını yeniden müzakere etme çağrılarını reddetti. İki hafta önce ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’ndeki Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “ABD, İran’ın nükleer silah elde etmemesi kararlılığını sürdürüyor. Diplomasi bu hedefe ulaşmanın en iyi yoludur” dedi.
ABD’li Bakan, “Müttefikler ve ortaklarla birlikte çalışarak, Ortak Kapsamlı Eylem Planı’nı (nükleer anlaşma) uzatmaya, güçlendirmeye ve İran’ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı davranışı, balistik füzelerin gelişmesi ve yayılması gibi diğer endişeleri ele almaya çalışacağız” açıklamasında bulundu. The Jerusalem Post gazetesinin aktardığına göre İsrailli yetkililer, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in İsrailli mevkidaşı Gabi Aşkenazi’ye anlaşmaya geri dönmek için İran’la aşamalı bir yaklaşım hakkında bilgi verdi.
Konu hakkında bilgi sahibi bir yetkili de Biden yönetimi içinde artan yaklaşımla ilgili bir bölünmeye işaret etti. Yetkili, Blinken’in çağrısının İsrailliler arasında ‘izlenim’ bıraktığını söylerken, “Biden yönetimi (bugün) Viyana’daki görüşmelere umutlarını bağlamıyor ve buradan bir ilerleme beklemiyor” dedi.
Gazete, İsrailli yetkililerin ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley’in BBC kanalına yaptığı açıklamalara ilişkin ‘korkularına’ ve ‘şaşkınlığına’ atıfta bulundu. Malley, anlaşmanın süresini uzatmak veya anlaşmayı güçlendirmek için herhangi bir unsur eklemeden, Washington’un mevcut anlaşmaya geri dönme olasılığı ile ilgili açıklama yapmıştı.
Malley, Viyana’daki müzakerelerin amacının ‘ABD’nin nükleer anlaşmaya uymak için atması gereken adımlar’ ve ‘İran’ın nükleer anlaşmaya uymak için atması gereken adımlar’ konusunda hemfikir olup olunamayacağını görmek olduğunu söyledi. İran içerisinde yarı resmi kurumlar, ABD Başkanı’na ‘reformist cepheden’ bir mesaj ileterek, derhal nükleer anlaşmaya dönme çağrısında bulundu. Devrim Muhafızları’nın medya kuruluşu Fars, mesajı bir ‘yakarış’ olarak nitelendirdi. Aynı şekilde “Reformistlerin ve hükümetlerinin nükleer anlaşmaya dönme umutları, ABD’deki iktidar değişikliği ve Biden’ın varsayımı ile yeniden canlandı” denildi.
‘Reformist Cephe’, İran seçimlerinde hareketin siyasetini belirleyen reformist hareketin en yüksek çadırı olarak biliniyor. Reformist talepler, ABD Başkanı’nın seçim kampanyası sırasında diplomasi aktivasyonu ve uluslararası anlaşmalara dönüş konusunda verdiği sözlere dayanmakta. Ayrıca mesajın bir kısmı, Temmuz 2015’'te anlaşmaya vardıktan sonra Barack Obama’nın eski başkan yardımcısı sıfatıyla Biden’a da hitap ediyor. Mektup, Biden’ın mevcut ekibinin bir parçası olarak nükleer müzakerelere katılan bir dizi ABD yetkilisinin varlığına dikkati çekiyor.
Mesaj, eski ABD hükümetini ve eski Başkan Donald Trump’ı nükleer anlaşmayı çöküşün eşiğine getirmekten sorumlu tutarken, “Prensip olarak, İran’daki yönetici grubun, önceki ABD hükümetinin olağanüstü ve yasadışı bir kararının bedelini ödemesi beklenmiyor” ifadelerini içerdi.

İran: İsrail için casusluk yapan bir kişi yakalandı
Ayrıca Tahran’daki güvenlik teşkilatına yakın olan ‘Genç Gazeteciler Kulübü’nün (YJC)’ açıklamasına göre İranlı yetkililer, İsrail için bir casusluk yapan bir ismin tutuklandığını duyurdu.
Reuters’ın YJC’den aktardığına göre İstihbarat Bakanlığı’ndan bir yetkili, “Doğu Azerbaycan bölgesinde, bir İsrailli casus tutuklandı. Birkaç ülkede istihbarat servislerince aranan diğer casuslar da tutuklandı” diyerek, kimliklerine dair ayrıntıya girmedi.
 



ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
TT

ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)

ABD ordusu, Irak’ta düşen KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağında görevli altı kişiden dördünün hayatını kaybettiğini açıkladı.

ABD ordusu dün, Irak’ın batısında bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağının düştüğünü, kazaya karışan ikinci uçağın ise güvenli bir şekilde indiğini duyurmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün yaptığı açıklamada, İran ile süren çatışmalar sırasında ‘dost hava sahasında’ bir askeri uçağın kaybolması üzerine kurtarma operasyonu yürütüldüğünü belirtmişti. Ordu, kazaya karışan iki uçağın bulunduğunu, bunlardan birinin Irak’ın batısına düştüğünü, diğerinin ise güvenli bir şekilde indiğini açıkladı. Kazanın düşman veya dost ateşi sonucu meydana gelmediği ifade edildi.

Bu ölümler, 28 Şubat’tan bu yana İran’a karşı yürütülen ABD operasyonlarında hayatını kaybeden yedi Amerikan askerine eklendi.

ABD, Ortadoğu’da İran’a yönelik operasyonlara destek amacıyla çok sayıda uçak konuşlandırmıştı. Olay, yalnızca askeri operasyonların değil, aynı zamanda havada yakıt ikmali operasyonlarının da risklerini gözler önüne serdi.

1950’ler ve 1960’ların başında Boeing tarafından üretilen KC-135 uçakları, ABD ordusunun yakıt ikmal filosunun belkemiğini oluşturuyor ve uçakların görevlerini iniş yapmadan sürdürebilmesini sağlıyor.

Irak’taki İran yanlısı silahlı grupları kapsayan İslami Direniş adlı örgüt bu sabah yaptığı açıklamada, ikinci bir KC-135 uçağını hedef aldıklarını ve uçağın hasar aldığını, ancak zorunlu iniş yaparak kaçmayı başardığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan salı günü aktardığı bilgiye göre, ABD-İsrail saldırıları sırasında İran’a karşı yürütülen operasyonlarda 150 Amerikan askerinin yaralandığı bildirildi. Uçağın düşmesi haberi, ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford’da çıkan ve savaşla ilgili olmayan yangın sonucu iki denizcinin yaralanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Kuveyt’in Şuaybe limanındaki bir Amerikan tesisine insansız hava aracı (İHA) çarpması sonucu yedi Amerikan askeri hayatını kaybetti. ABD Başkanı Donald Trump ve diğer üst düzey yetkililer, İran ile çatışmaların Amerikan ordusunda daha fazla kayba yol açabileceği uyarısında bulundu.


Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
TT

Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)

Cibuti, Etiyopya ve Somali liderlerini bir araya getiren ve yaklaşık 40 gün içinde ikinci kez düzenlenen üçlü zirvede, bölgede gerilime neden olan başlıca dosyalar ele alındı. Zirve aynı zamanda, Etiyopya’nın Rönesans Barajı nedeniyle Mısır’ın su güvenliğine yönelik tehditler ve Addis Ababa yönetiminin Kızıldeniz’e çıkış arayışı bağlamında Kahire’nin tutumuna ilişkin soruları da gündeme getirdi.

Etiyopya Haber Ajansı (ENA) dün, Cibuti’de düzenlenen görüşmeden fotoğraflar yayımlayarak Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bölgesel iş birliği konularını ele aldığı temaslar gerçekleştirdiğini bildirdi. Ajans görüşmelerin içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.

Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) ise Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un çarşamba günü düzenlenen üçlü zirveye katıldığını aktardı. Ajansa göre görüşmeler özellikle güvenlik ve terörle mücadele alanlarında ortak koordinasyonun güçlendirilmesine odaklandı.

Toplantıda ayrıca Somali’nin demokratik dönüşüm sürecine verilen desteğin artırılması, ortak yatırımların geliştirilmesi, bölge ülkeleri arasında hareketliliğin kolaylaştırılması ve bölgesel entegrasyonu güçlendirecek ekonomik altyapı projelerinin teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Bu, iki aydan kısa sürede düzenlenen ikinci zirve oldu. Üç lider daha önce 31 Ocak’ta Etiyopya’nın doğusunda bir araya gelmişti. O toplantıda SONNA, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ve siyasi durumun değerlendirildiğini, mevcut zorluklara çözüm bulunması ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarının ele alındığını bildirmişti.

Mısır’ın beklentisi

Konuya hâkim Mısırlı bir kaynak, Kahire’nin bölgedeki Etiyopya faaliyetlerini yakından izlediğini belirterek, Addis Ababa yönetiminin bölgedeki dalgalı durumdan ve dünyanın İran savaşıyla meşgul olmasından yararlanarak nüfuzunu yeniden düzenlemeye çalışmasından endişe duyulduğunu söyledi.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bizim için önemli olan Cibuti ve Somali’nin tepkilerinin, Addis Ababa’nın bölgesel hâkimiyet kurma girişimini reddetme yönünde varılan mutabakatla uyumlu olmasıdır” dedi. Aynı kaynak, bunun Mısır’ın bu ülkeler arasındaki ilişkilere müdahalesi anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Hâkimiyet kurma ve nüfuz genişletme fikri Mısır tarafından kabul edilemez. Zirvenin sonuçlarını göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Mısırlı uzmanlar ise söz konusu zirvenin bir ittifakla sonuçlanmasını beklemiyor. Uzmanlara göre toplantı, son iki yılda Etiyopya ile Somali arasında yaşanan anlaşmazlıkların gölgesinde, tarafların çıkarlarını öne çıkaran üçlü bir iş birliğini güçlendirme amacı taşıyor.

Afrika Boynuzu son dönemde bölgedeki yüksek gerilim nedeniyle dikkat çeken zirvelere sahne oldu. Bunların en öne çıkanlarından biri, Ekim 2024’te Somali, Mısır ve Eritre liderleri arasında düzenlenen zirveydi. Mogadişu ile Addis Ababa arasında tartışmalı bir limanın kontrolü konusunda yaşanan gerilim ortamında gerçekleştirilen toplantıda üç ülke, ‘bölgedeki zorluk ve tehditlerle mücadelede ittifak’ vurgusu yapmıştı.

fergthyju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (ENA)

Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime’ye göre “söz konusu zirve yeni bir ittifak olarak nitelendirilemez. Gerçek şu ki, bölge ülkeleri arasında üçlü bir iş birliği söz konusu. Toplantının odak noktası, başta terörle mücadele olmak üzere hayati öneme sahip konuların koordinasyonu ile yatırım alanlarındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve iç durumların ele alınmasıdır.”

Halime, “Zirvede ele alınan konular, güvenlik ve istikrarın sağlanmasına, ortak kalkınma sürecinin ilerlemesine hizmet ediyor ve şu aşamada bir ittifak anlamına gelmiyor. Bu yaklaşım, Mısır’ın Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinde barışın yaygınlaştırılmasını ve komşu ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan politikalarıyla çelişmiyor” dedi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan da Halime ile aynı görüşü paylaşarak, zirvenin özellikle Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlıklar yerine ortak çıkarların güçlendirilmesine yönelik olarak düzenlendiğini vurguladı.

Etiyopya hamleleri

İlk zirveden yaklaşık 10 gün önce Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki yıl kadar önce kendisine deniz erişimi sağlama teklifinde bulunulan Cibuti’yi ziyaret etti. Başbakan, ziyaretinde ticaret ve lojistik konularına odaklandı; bu durum, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim talebini sürdürmesi nedeniyle Mısır ve kıyıdaş ülkelerin direnişiyle bir yıldan fazla süredir devam eden tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Etiyopya, 1993’te Eritre’nin yaklaşık otuz yıl süren savaşın ardından bağımsızlığını kazanmasıyla kara ile çevrili bir ülke haline geldi. Bu durum, Etiyopya’yı komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kıldı. Ülke, uluslararası ticaretinin yüzde 95’inden fazlasının geçtiği Cibuti Limanı’na özellikle güveniyor ve lojistik hizmetler için yıllık yüksek ücretler ödüyor; bu hizmetler Cibuti için önemli gelir kaynağı oluşturuyor.

sdfgthy
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud çarşamba günü Cibuti’ye geldi. (SONNA)

Halime, son gelişmelerin Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişimi konusuyla bağlantılı düzenlemelerin bir parçası olmadığını belirterek, deniz erişimi meselesinin genellikle iki ülke arasında yapılan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ele alındığını, tek bir ülke içindeki bölgesel bir mesele olarak değerlendirilmediğini söyledi.

Somali’ye ilişkin olarak Halime, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve siyasi dönüşümünü sağlamak amacıyla bir strateji izlediğini ve tüm taraflarla dengeli ilişkiler kurmaya çalıştığını vurguladı. Ayrıca, Kızıldeniz kıyısındaki ülkelerle olan ilişkilerin sağlam ve doğru bir çerçevede yürütüldüğünü ifade etti.

Bu görüşe, Somali’nin Etiyopya ile böyle toplantılara katılmasının Mısır ile ilişkilerini kaybetmesi anlamına gelmeyeceğini belirten Hasan da katıldı. Hasan’a göre, “Mogadişu, Addis Ababa ile bir ittifak kurarak Mısır ile iş birliğini telafi edemez.”


İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Tahran’da Besic güçlerine ait kontrol noktalarını hedef aldığını duyurdu. Açıklamada saldırıların, İran’daki rejimi zayıflatma çabalarının bir parçası olduğu belirtildi.

Besic, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kontrolü altında bulunan yarı askerî bir güç olarak biliniyor. Gerektiğinde devreye sokulan bu yapı, genellikle ülke içindeki protestoların bastırılmasında kullanılıyor.

İsrail ordusu yazılı açıklamasında, son dönemde Tahran’da Besic güçlerine ait yeni kontrol noktalarının tespit edildiğini bildirdi.

Ordudan yapılan açıklamada, “Bu noktaların tespit edilmesinin ardından İsrail Hava Kuvvetleri, ordunun istihbarat bilgilerine dayanarak son 24 saat içinde Besic kontrol noktalarını ve unsurlarını hedef aldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, söz konusu güçlerin, özellikle son aylarda rejimin iç protestoları bastırma çabalarında başlıca rol oynadığı; göstericilere karşı aşırı şiddet, toplu gözaltılar ve güç kullanıldığı öne sürüldü.

İsrail ve ABD 28 Şubat’ta İran’a yönelik bir bombardıman dalgası başlattı; saldırıların ilk gününde İran Dini Lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti. ABD ve İsrail, İran halkına ayaklanma ve yöneticilerini devirmeleri çağrısında bulundu.

İran’da aylar önce yetkililere karşı eşi görülmemiş protestolar düzenlenmiş, gösteriler geçtiğimiz ocak ayında zirveye ulaşmıştı. Yetkililer protestoculara karşı güvenlik operasyonu başlatmış ve gösterileri ‘isyan eylemleri’ olarak nitelendirmişti. İnsan hakları örgütleri ise söz konusu operasyonlarda binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, on binlerce kişinin de gözaltına alındığını bildirdi. Buna karşın, ülkenin maruz kaldığı saldırılar sırasında örgütlü bir muhalefetin ortaya çıktığına dair herhangi bir işaret görülmediği ve İran yönetiminin iktidarı bırakmaya hazır olduğuna dair bir belirti bulunmadığı ifade edildi.

Tahran’da yaşayan bazı kişiler AFP’ye yaptıkları açıklamada, DMO’nun ABD-İsrail saldırıları karşısında kontrolü sağlamak amacıyla başkentin farklı noktalarında kontrol noktaları kurduğunu söyledi. Tahran’da yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen 30’lu yaşlardaki bir kadın, “En küçük polis merkezleri bile kapalı, bu yüzden görevlilerin gidebileceği bir yer yok… Var olduklarını ve durumun kontrol altında olduğunu gösterebilecekleri tek yol kontrol noktaları kurmak” ifadelerini kullandı.