Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Şam ve Brüksel arasında normalleşme şartlarına ilişkin dolaylı diyalog

Şam ve Brüksel arasında normalleşme şartlarına ilişkin dolaylı diyalog

Suriye Dışişleri Bakanı, Avrupalı bakanlara ‘yeni yaptırımlar uygulanmasını önlemek’ için bir mektup gönderdi
Çarşamba, 7 Nisan, 2021 - 16:00
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 30 Mart’ta düzenlenen Suriye konulu Brüksel Konferansı’nda (Reuters)

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanlarına, Şam ile ‘açık diyalog’ yürütülmesi ve ‘Avrupa Birliği (AB) tarafından yeni yaptırımların uygulanmasını engelleme’ talebi içeren bir mektup gönderdi. Ancak Avrupalı bakanlar Mikdad’ın mektubuna henüz yanıt vermedi.

Ancak Mikdad’ın mektubuna yanıt, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell tarafından “Suriye hükümeti doğru yönde doğru adımlar atarsa, hepimiz karşılık veririz” şeklindeki açıklamasıyla dolaylı olarak geldi. Borrell, “Ekonomik yaptırımlardan vazgeçmeyeceğiz. Hiçbir seviyede normalleşme olmayacak. Suriye’de siyasi geçiş sürecinin başladığını görene kadar yeniden yapılanma çabalarını asla desteklemeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Borrell’in bu ‘net yanıtı’ ve Avrupa ülkelerinin ortak tutumu, Mikdad’ın Avrupalılardan diyalog yolunu açma talebinde bulunmasının ve Avrupa duvarında çatlaklar açma çabalarına devam etmesinin gecikmesine katkıda bulundu.


“Terörizm ortak bir düşmandır”

Suriye Dışişleri Mikdad geçtiğimiz Mart ayı ortalarında, Şarku’l Avsat’ın bir kopyasına ulaştığı Avusturya, Romanya, İtalya ve Yunanistan dahil olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanlarına bir mektup gönderdi. Geçtiğimiz Kasım ayında eski Dışişleri Bakanı Velid el-Muallim'den görevi devralan Mikdat’ın, geçmiş yıllardaki duruma yönelik genel bir okumanın yer aldığı mektupta, “Bazı ülkelerde kaos ve istikrarsızlık hüküm sürdü. Buna yol açan nedenlerin başında, Suriye'de ülkenin karanlık bir döneminde terörün ortaya çıkması ve ardından Avrupa’daki ve dünyadaki diğer birçok ülkeye yayılması gelmektedir. Terörizm, birçok masum insanın hayatını kaybetmesine neden oldu” ifadelerine yer verdi. Mektubunda bir takım risklere dikkati çeken Mikdad, “Gerek doğrudan askeri yolla gerek basında bilinen adıyla ‘yumuşak güç’ yoluyla olsun diğer ülkelerin iç işlerine yönelik müdahaleler, dar ve muhtemelen acil çıkarlar elde edilmesini sağlarken belirli siyasi gündemleri de empoze etmeyi hedefler. Bu müdahaleler aynı zamanda ulusal egemenliğin, uluslararası hukuk ilkelerinin ve Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın açıkça ihlal eder ve halkların çıkarlarından ve özlemlerinden çok uzaktadır” dedi.

Daha sonra Suriye’nin durumuna değinen Mikdad mektubunda, “Suriye, bölgede özellikle dış güçlerin doğrudan desteğiyle gerçekleşen şiddetli terör eylemleri başta olmak üzere yukarıda belirtilen etkileşim ve müdahalelerden en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldı. Bu kısa mektubun satırları, Suriye halkının çektiği acıların, sıkıntıların ve trajedilerin boyutlarını ve bunun sonucunda ülkemizi etkileyen korkunç yıkımı tam olarak açıklayamaz” yazdı.

Mikdad ayrıca Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanlarına hitaben, ‘bazı bilinen hükümetler tarafından benimsenen yanlış politikaların gelecekte de devam etmesine izin vermemek için zorlu geçen yıllardan ders çıkarılması’ gerektiğini ifade etti.

Suriyeli bakan, ‘karşılıklı saygı, ortak çıkarlar ve terörizmle mücadele temelinde, ortak özlemlere ulaşılmasına katkıda bulunabilecek şekilde taraflar arasındaki diyalog ve anlayış dilinin güçlendirilmesi ve ardından, herkes için istenen güvenlik ve istikrar seviyesine ulaşılması gerektiği’ çağrısında bulundu. Mikdad son dönemde bazı AB kurumları tarafından yapılan açıklamaların hiçbir şekilde ortak çıkarlara hizmet etmeyeceğine ve Suriye'deki krizin uzamasına katkı sağlayacağına dikkati çekerek yaptığı çağrı dışındaki bir tutumun, ‘Suriye halkına tek taraflı boğucu yaptırımlar uygularken iç işlerine açıkça müdahaleyi sürdürmeyi hedefleyen hükümetlerin politikalarından uzak’ olduğunun altını çizdi.

AB, şuana kadar yaklaşık 350 Suriyeli kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı. AB, Suriye'nin yeniden inşasına katkıda bulunmayı BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararı çerçevesindeki siyasi bir süreçte önemli bir ilerleme kaydedilmesiyle ilişkilendiren AB Bakanlar Konseyi'nin kararına bağlılığını sürdürürken, önümüzdeki Mayıs ayında Şam'a uygulanan dönemsel yaptırımların süresinin uzatılması bekleniyor.

Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Romanya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve İtalya gibi ‘arabulucu’ ülkeleri, AB tarafından Suriye’ye yeni yaptırımların uygulanmasını önlemeye çağırdı. ABD yaptırımlarını, uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Antlaşması’na ve uluslararası insancıl hukuka tam saygı çerçevesinde ‘arzu edilen diyalogun ve mültecilerin gönüllü ve güvenli bir şekilde geri dönüşünün önünde bir engel teşkil ettiğini’ öne süren Mikdad, “Suriye hükümeti, Suriye krizine halkın ulusal egemenliğine tam saygı çerçevesinde özlemlerini gerçekleştirecek bir çözüm bulmak için elinden gelen çabayı gösterdi ve göstermeye devam ediyor” dedi.

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen, 30 Mart’ta Brüksel’de düzenlenen Suriye'ye bağış konferansının sonuç bildirisinde, Avrupa’nın Suriye Anayasa Komitesi'nin çalışmalarında ilerleme kaydedilememesinden Şam'ın sorumlu tutulması önerisini reddetmişti.

Suriye Dışişleri Bakanı Mikdad, Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanlarına yönelik mektubunu Brüksel konferansı öncesinde yazdı. Şarku’l Avsat’a konuşan Avrupalı bir diplomat, “Mikdad, durumun bütünlüğünü test etmek için Avrupa ülkeleri arasında bir nabız yoklaması yapmak istedi. Muhtemelen mektubuna bir yanıt verilmesini de beklemiyordu” ifadelerini kullandı.


Avrupa’nın üç hayrı

Öte yandan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Borrell, Mikdad’ın mektubuna cevaben kaleme aldığı bir makalede şunları yazdı:

“Hepimiz, Suriye'nin yaşadığı yıkımın ve Suriye halkının katlandığı, on yıldır her gün devam eden acıların boyutunun farkındayız. Suriye’nin adı ölüm, yıkım ve felaketle eş anlamlı hale gelmesinin yanı sıra yirmi birinci yüzyılda şu ana kadar görülen en büyük insani göç hareketinin başlangıç noktası oldu. Ölenlerin sayısına ilişkin bazıları 400 binlere kadar çıkan tahminler yapılırken 100 bin kişiden halen haber alınamıyor. Suriye ekonomisinin de büyük ve hızlı bir çöküş içinde olduğunu çok iyi biliyoruz. Suriye vatandaşlarının yüzde 90'ından fazlası aşırı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Şu an 13 milyondan fazla Suriyeli (toplam nüfusun yaklaşık yüzde 60'ı ve yarısı çocuk), acil insani yardıma duyulan ihtiyaç nedeniyle ciddi gıda güvensizliği ile karşı karşıyadır. Aynı zamanda 12 milyondan fazla Suriyeli ülkelerinden kaçtı ve binlercesi ülkenin kuzeyindeki açık kamplarda zor şartlarda yaşıyor.”

AB’nin Suriye krizinin başlangıcından bu yana Suriye’ye yaptığı 25 milyar euroluk bağış çerçevesinde geçtiğimiz yıl yapılan bağış konferansında Suriye için taahhüt ettiği miktarla aynı olan 560 milyon euro hibede bulunduğunu belirten Borrell, “55'ten fazla ülkeden 85'ten fazla delege ve temsilciyi ve 25'ten fazla uluslararası örgütü bir araya getiren bu konferans sayesinde, toplam 5,3 milyar euroluk yeni mali bağış taahhüt edilmesini sağladık” dedi.

Avrupalılar olarak isteklerinin basit ve Suriye vatandaşlarının istekleriyle tutarlı olduğunu söyleyen Borrell, “Suriye'nin güvenli bir yer olarak ayağa kalkmasını istiyoruz. Uluslararası toplum ve Suriye kriziyle ilgili diğer taraflar, BMGK’nın 2254 sayılı kararı uyarınca ve BM gözetiminde özgür ve adil seçimler yapılarak, ülke için yeni bir anayasa taslağı hazırlamanın gerekliliği konusunda hemfikirler. Suriye’deki mevcut gidişat değişmeli. İktidardaki Suriye rejiminin, BMGK’nın 2254 sayılı kararında öngörülen önemli adımlar atması için büyük bir sorumluluğu var. Suriye hükümeti doğru yönde doğru adımlar atarsa ​​biz de buna hep birlikte karşılık vereceğiz. Ancak bu adımlar atılana kadar her düzeyde baskı uygulamaya devam edeceğiz. Suriye'de siyasi geçiş sürecinin başladığını görene kadar ekonomik yaptırımları uygulamaktan vazgeçmeyeceğiz. Hiçbir düzeyde normalleşme olmayacak ve yeniden yapılanma çabalarını asla desteklemeyeceğiz” şeklinde konuştu. Avrupalı bir diplomat bu şartları ‘Avrupa’nın üç hayırı’ olarak isimlendirdi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı, Brüksel konferansı açıklamasına, konferansı ‘yasadışı’ olarak nitelendirerek yanıt verdi. Bakanlık, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne ve BMGK Başkanı'na gönderilen bir mektupla, Suriye hükümeti davet edilmeden beşinci kez yapılan konferansı kınadı.

Burada Rusya'nın da konferansa katıldığı ve aynı eleştirinin hedefi olduğu belirtilmeli.


Editörün Seçimi

Multimedya