Fransız Dışişleri Bakanı, Lübnan'da çözümü engelleyenlere yönelik tehdidini yineledi

Le Drian, krizin doğal bir süreç sonucu değil, siyasetçilerden kaynaklandığını söyledi.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian. (AFP)
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian. (AFP)
TT

Fransız Dışişleri Bakanı, Lübnan'da çözümü engelleyenlere yönelik tehdidini yineledi

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian. (AFP)
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian. (AFP)

Fransa bir kez daha Lübnan'da başta kurumsal boşluğun hükümet düzeyinde sürmesinden kaynaklanan çok yönlü krizden çıkışı engelleyen siyasetçilere yönelik yaptırım olasılığına ilişkin açıklamada bulundu. Başbakan Saad Hariri’nin hükümet kurma görevini almasından bu yana beş ay geçmiş olmasına rağmen Paris'in en üst düzeyde gösterdiği çabalara, Cumhurbaşkanı Macron, Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ve Elysee'deki özel bir grup ile yapılan kapsamlı temaslara rağmen bugün bile Fransız yetkilileri sinirlendiren bir kısır döngü yaşanıyor.
Nitekim Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian’ın Senato’da Lübnan'daki durumla ilgili bir soruya verdiği yanıt oldukça sertti. Önceki açıklamalarında yalnızca Lübnan siyasi sınıfı oldukça sert bir şekilde eleştiren, tüm Avrupalı ​​dışişleri bakanlarını baskı için harekete geçirmekle tehdit eden Fransız Bakan dün de “Önümüzdeki günlerde, Lübnan'daki krize bir çözüm bulunmasını engelleyenlere karşı prosedürler alınacak” ifadelerini kullandı.
Ancak Paris, ne tür yaptırımlara başvuracağını açıklamadı. Nitekim Cumhurbaşkanı Macron’un ikna etme girişimlerinden herhangi bir sonuç alınamadığını, Fransız girişiminin yerinde saydığını belirtmesinin ardından, yaklaşık bir ay önce, Lübnanlı yetkililerle ilişkilere yönelik ‘yaklaşımı değiştirmeye’ karar verdiğini bildirmişti. Paris için ideal ölçü, bir Fransa-Avrupa-ABD baskı bloğu ve bir dizi Arap tarafının Lübnanlı politikacıları bencilliklerini terk etmeye zorlaması yönünde.
Le Drian, dün yaptığı açıklamada, ‘vaatlerine rağmen ülkeyi kurtarmak için hareket etmeyen körler’ olarak nitelendirdiği Lübnanlı siyasi güçlerin kasıtlı olarak uzlaşmadıklarını ve krizden çıkmaya çalışmadıklarını söyledi. Aciz bırakacak taleplerde bulunan Lübnanlı siyasetçiler bulunduğunu vurgulayan Bakan, Paris'in sarf edilen çabaları engelleyenler olarak gördüğü isimleri ifşa etmedi.
Le Drian'ın açıklamaları, Cumhurbaşkanı, Temsilciler Meclisi Başkanı ve Başbakan adayı ile yaptığı görüşmelerin ardından, 29 Mart’ta Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklama doğrultusunda geldi. Zira söz konusu dönemde yetkililere siyasi krizden çıkışın kasıtlı olarak engellenmesine derhal bir son verilmesi gerektiğini bildiren Fransız Bakan, Avrupa Birliği’nin (AB) Lübnan'daki siyasi, ekonomik, mali ve sosyal krize çözüm bulmayı önleyenler üzerinde baskı kurmanın yollarını aradığını belirtmişti. Nitekim Le Drian, Lübnan çöktüğü sırada AB’nin ise eli kolu bağlı bir şekilde duramayacağını vurguluyor.
Fransa’nın başkentindeki birçok gözlemci, Fransız girişiminin bir yandan zaman faktörü, diğer yandan ise Paris'in tehditlerini uygulama konusundaki isteksizliği nedeniyle ivmesini kaybettiğine, hatta kaybolduğuna inanıyor.  Gözlemciler, Paris'in yaptırım uygulamaya hazır olduğuna ve daha sonraki aşamada Avrupa'nın da bu adımı atma ihtimali bulunduğuna işaret etmesinin Lübnanlı siyasetçileri dikkatlice düşünmeye ve engelleyici yaklaşımlarını sonlandırmaya sevk edeceği görüşündeler. Ancak sorun şu ki Lübnanlı tüm taraflarla temas halinde kalmakta ve siyasi sınıfla uğraşmakta ısrar eden Fransız yetkililer, Lübnan'daki istikrarın geldiği aşama ve buna dair sokakta kaydedilecek ve asla istemeyecekleri yansımaları ile ilgili tehlikenin farkındalar.

 


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.