Etiyopya Barajı anlaşmazlığı üzerindeki savaş gölgesi

Sisi, baraj konusunda tüm seçeneklerin masada olduğunu vurguladı.

Sisi, 7 Nisan’da barajla ilgili açıklamalar yaptı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, 7 Nisan’da barajla ilgili açıklamalar yaptı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Etiyopya Barajı anlaşmazlığı üzerindeki savaş gölgesi

Sisi, 7 Nisan’da barajla ilgili açıklamalar yaptı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, 7 Nisan’da barajla ilgili açıklamalar yaptı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Mısır’ın Nil sularındaki payının ‘kırmızı çizgi’ olduğunu belirterek tehlikeye atılmaması uyarısı yaptı. Nahda (Rönesans) Barajı krizi ile ilgili ‘tüm seçeneklerin masada olduğunu’ vurgulayan Sisi’nin ifadeleri, Afrika Birliği (AfB) himayesinde düzenlenen son Kinşasa müzakerelerinin başarısızlığı sonrasında krizi sonlandırmak için askeri seçeneğin masada olup olmadığı yönünde soru işaretlerine yol açtı.
Mısırlı diplomatların ve su uzmanlarının ise askeri bir çözüme başvurma olasılığı konusunda görüşleri farklı. Diplomatlar, ‘geçici bir askeri çözümü’ uzak görürken su uzmanları ise ‘savaş hayaletinin çok yakın olduğunu’ öne sürdüler.
Kahire, 7 Nisan’da Kongo Cumhuriyeti’nin ev sahipliği yaptığı son tur müzakerelerin başarısızlığının ilanından birkaç saat sonra ‘su güvenliğini korumak için her türlü önlemi alma’ taahhüdünde bulundu.
Mısır ve Sudan, Addis Ababa’nın ‘elektrik enerjisi üretmek için’ Nil’in ana kollu üzerinde inşa ettiği barajın doldurulmasını ve işletilmesini düzenleyen bağlayıcı bir yasal anlaşma imzalamak amacıyla Etiyopya ile yaklaşık 10 yıldır sonuç alınamayan müzakereler yürütüyor. Mısır ve Sudan, barajın su güvenliği üzerindeki etkilerinden endişe ediyor.
Sisi ise 7 Nisan’da yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Mısır’dan bir damla su bile ödün verme aşamasına gelmemeliyiz. İş birliği içinde olmamız daha iyidir. Sudan’daki kardeşlerimizle koordineli çalışıyoruz ve uluslararası hukuk çerçevesinde davamızın adil olduğunu dünyaya duyuracağız.”
Mısır, geçen mart ayının sonunda Etiyopya’da, anlaşmazlıkla ilgili güç kullanımına dair sinyal vermişti. Sisi o dönemde sert bir dille, “Kimse bu adımı atamaz. Kim bunu yapmak isterse, neler yapılabileceğini gösterelim. Bu bir tehdit değil, su hakkımızın vurgusudur” demişti.
Eski Mısır Dışişleri Bakanı Muhammed el-Arabi de “Önümüzdeki dönem için Mısır ve Sudan’ın ortak diplomatik çabaları var. Etiyopya anlaşılmaz konumunda ısrar ederse uluslararası toplum, durumun ciddiyetinin farkına varmalıdır” ifadelerini kullandı.
Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Baraj krizinde savaş kelimesini kullandığımızı sanmıyorum” diyen Arabi uluslararası toplumun kriz hakkındaki tepkisinin tehlike duygusunun yokluğundan kaynaklandığını söyledi. Arabi açıklamasına şöyle devam etti:
“Öyle görünüyor ki grilimin arttığına dair bölgeden haberler geliyor olmalı. Hatta bu tansiyonun önümüzdeki dönemde Mısır- Sudan caydırıcı gücünde bile görülebileceği belirtiliyor. Görünüşe göre bu mesele, dünyayı Etiyopya ile sert bir şekilde başa çıkmaya sevk edecek. Uluslararası toplum, Etiyopya’ya karşı büyük bir hoşgörüye sahip. Bu, Tigray katliamlarında da görüldü. Etiyopya’ya siyasi baskı uygulanarak bunu durdurmanın zamanı geldi.”
Olası herhangi bir askeri harekattan önce halen zaman olduğuna inanan Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakanı Yardımcısı Büyükelçi Raha Ahmed Hasan, “Herhangi bir askeri harekatın yankıları zordur ve bölgede istikrarsızlığa yol açar” dedi.
Ancak sonunda savaş seçeneğinin mümkün olduğunu belirten eski Dışişleri Bakanı Yardımcısı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Müzakereler halen AfB çatısı altında devam ediyor. AfB’nin müzakereleri Birleşmiş Milletler’e (BM) yönelttiği henüz görülmedi. Etiyopya ise bir yandan ABD baskısını hafifletmek, diğer yandan Mısır ve Sudan’a zarar vermeyeceği teorisini kanıtlamak için AfB çatısı altında müzakereleri tamamlamak istiyor. Herhangi bir askeri harekattan kaçınmak için önümüzdeki haziran ayı bitmeden duruma bir çözüm bulunmalı. Öyle ki Mısır da barajın, ülkedeki yaşam kaynağını etkilememesi için sadece güvence talep ediyor. Şimdiden su eksikliğinden mustarip olmaya başladı. Ancak Etiyopya, iç siyasi tavır nedeniyle kararlı pozisyonunda ısrar ediyor.”
Yolun sonunda askeri bir çözüm göründüğünü belirten Raha Ahmed Hasan “Temiz bir darbe olacak. O zaman Etiyopya barajın inşasına yönelebilir, Afrika ülkelerinden sempatiyle karşılaşabilir” diyerek krize yönelik her türlü çözümün bir ikilem içerdiğine dikkat çekti.
Hasan, Mısır ve Sudan’ın sonraki adımlarına ilişkin de şunarı söyledi:
“Mısır ve Sudan, haklarını güvence altına alan bir anlaşma imzalamak için uluslararası topluma durumu anlatmaya çalışacaklar.”
Kahire Üniversitesi’nden Nil kaynakları konusunda uzmanlaşmış olan Toprak ve Su Profesörü Dr. Nadir Nureddin, ‘savaş hayaletinin şiddetli bir şekilde yaklaştığını ve Etiyopya’nın, iradesi olmadan Mısır'ı savaşa sürüklediğini’ vurguladı. Dr. Nureddin, “Etiyopya, Kinşasa toplantısı sırasında uluslararası bir dörtlü kurulmasına şiddetle itiraz etti ve Mısır’ın tüm önerilerini reddetti” dedi.
Dr. Nadir Nureddin konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Özellikle dolum ayları ile ilgili olarak, gelecek görüşmelerin gündemi açısından durum zorlaştı. Etiyopya, geçen yıl 5 milyarın yanı sıra gelecek temmuz ayında 13,5 milyar metreküp su depolamak istiyor. Bunların tümü Mavi Nil suyunun yüzde 28'ini temsil ediyor. Etiyopya'nın gelecek ağustos ayında elektrik üreteceğine dair açıklamaları, temmuz ayında baraj rezervuarının doldurulmasının ikinci aşamasının uygulanması anlamına geliyor. Mısır, dolumun ağustos veya eylül aylarında yapılmasını önerdi. Etiyopya’nın duyurduğu şeyi gerçekleştirmesi durumunda Mısır ve Sudan’ın zarar görecek. Ta ki Etiyopya 13,5 milyar metreküp elde edene kadar.”
“Etiyopya uzlaşmazlığı, bizi savaşa sürüklüyor” diyen Dr. Nureddin sözlerine şöyle devam etti:
“Etiyopya’nın Mısır’ı baraja darbe vurmaya zorladığına dair söylentiler dolaşıyor. Çünkü barajda Mısır’ın varlığını tehdit eden büyük eksiklikler var. Uydu görüntüleri barajın 13 milyar metreküplük depolamayı tamamlayamayacağını gösteriyor. Mısır, baraj yapımındaki ilerlemeyi haziran ayına kadar takip edecek. Bu miktarda suyun depolanmasına izin verecek mi? Bir sonraki adım, Mısır ve Sudan’dan Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) ‘acil bir toplantı yapılması, BMGK’nın zararı değerlendirmesi’ için ortak bir talepte bulunması ve bir uzmanlar komitesi göndermesidir. Eğer bir askeri hareket olursa bu gelecek temmuz ayından önce gerçekleşecektir.”



Faslılar, 2030 Dünya Kupası öncesinde hükümetin şeklini belirleyecek seçimde oy kullanıyor

Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)
Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)
TT

Faslılar, 2030 Dünya Kupası öncesinde hükümetin şeklini belirleyecek seçimde oy kullanıyor

Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)
Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de İstiklal Partisi'nin kadınlara yönelik seçim kampanyası etkinliği, (Reuters)

Fas'ta seçmenler bugün, 2030 FIFA Dünya Kupası finallerine ev sahipliği hazırlıkları kapsamında yürütülen 20 milyar dolarlık planın son aşamalarını yönetecek hükümetin yapısını belirleyecek parlamento seçimleri için sandık başına gidiyor. Seçimlerin aynı zamanda ekonomik kazanımların ülkedeki hayal kırıklığı yaşayan gençlere yönlendirilmesini amaçlayan projelerin geleceğini de şekillendirmesi bekleniyor.

Parlamento seçimlerinin Fas'taki güç dengesinde köklü bir değişiklik yaratması beklenmiyor. Ancak yeni Temsilciler Meclisi, gençlerin artan hoşnutsuzluğunu gidermeye yönelik girişimleri hayata geçirmekle yükümlü olacak. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu hoşnutsuzluk, geçen yıl İspanya'nın Ceuta (Sebte) özerk bölgesine toplu geçiş girişimi ve “Z Kuşağı” öncülüğündeki, ölümlere yol açan protestolarla kendini gösterdi.

2011'de kabul edilen Anayasa uyarınca kral, 395 sandalyeli parlamentoda en fazla sandalye kazanan partiden başbakanı atıyor.

İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi destekçileri, Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de seçim kampanyasına katılıyor (Reuters).
İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi destekçileri, Rabat yakınlarındaki Yeni Salé'de seçim kampanyasına katılıyor (Reuters)

Başbakanın ardından hükümet koalisyonunu oluşturmak için istişarelerde bulunması ve bakanların listesini hazırlayarak kralın onayına sunması gerekiyor.

Sandıklar sabah saat 08.00'de açıldı ve 19.00'da kapanacak. İlk sonuçların genellikle seçimden sonraki gün açıklanması bekleniyor.

Katılım oranı, özellikle genç seçmenlerin sandığa ilgisi yakından takip edilecek. Katılımın, vatandaşların seçilmiş kurumlarla ne ölçüde etkileşim içinde olduğuna ve bu kurumlara duyduğu güvene ilişkin bir gösterge olarak değerlendirilmesi bekleniyor.

Fas'ta oy kullanma yaşındaki nüfus yaklaşık 27 milyon kişiden oluşuyor. Ancak seçmen kütüklerine kayıtlı kişi sayısı 15,8 milyonda kalıyor. Bu sayı, 2021 seçimlerine kıyasla yaklaşık yüzde 12'lik düşüş anlamına geliyor.

Harcama planları

Mevcut parlamentodaki iki büyük parti olan Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) ile Asalet ve Çağdaşlık Partisi (PAM), gelecek beş yıllık yasama döneminde yaklaşık 1 milyon istihdam yaratma sözü verdi. İki parti ayrıca konut, ücretler ve hastanelerde iyileştirme vaatlerinde bulundu.

İki parti koalisyon hükümetinde birlikte yer alıyor. Ancak seçim kampanyası sırasında gıda fiyatlarındaki artışın önlenememesi ve diğer politika alanlarındaki eksiklikler konusunda birbirlerini suçladılar.

Bu anlaşmazlıklar nedeniyle Asalet ve Çağdaşlık Partisi yöneticileri, seçimden birinci çıkması halinde Ulusal Bağımsızlar Birliği ile yeniden koalisyon kurmayacağını açıkladı.

2021'den bu yana hükümete başbakan olarak liderlik eden milyarder iş insanı Aziz Ahnuş ise bu kez yeniden aday olmayacak. Ahnuş, bu yıl Ulusal Bağımsızlar Birliği'nin genel başkanlığından da ayrılmıştı.

Fas Kraliyet Futbol Federasyonu Başkanı ve Ekonomi ve Maliye Bakanlığı'nda bütçeden sorumlu bakan yardımcısı Fouzi Lekjaa, seçimlerden birkaç hafta önce Asalet ve Çağdaşlık Partisi yönetimine katıldı. Lekjaa, 2030 FIFA Dünya Kupası organizasyon komitesine de başkanlık ediyor.

Fas, İspanya ve Portekiz'le birlikte ev sahipliği yapacağı Dünya Kupası öncesinde stadyumlar, demiryolları ve diğer altyapı projelerine büyük yatırımlar yapıyor.Ülke ayrıca 2035'e kadar kişi başına düşen ekonomik üretimi iki katına çıkarmayı hedefliyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), planlanan harcamaların yaklaşık 190 milyar dirhem, yani 20 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor. Bu tutar, Fas'ın 2024'teki GSYH'sinin yaklaşık yüzde 12'sine denk geliyor.

Seçimde yarışan diğer partiler arasında iktidar koalisyonunun ortağı olan muhafazakâr milliyetçi İstiklal Partisi, önceki seçimlerde ağır bir yenilgi alan İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi ile çeşitli sol partiler bulunuyor.


Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
TT

Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)

Irak, silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik planını 2027 yılının ortasına erteledi. Planın daha önce bu ayın sonunda uygulanmaya başlanması öngörülüyordu.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, dün yaptığı açıklamada, silahlı grupların unsurlarının devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören bir plan açıkladı. Zeydi planın, grupların saldırılarını durdurmaları karşılığında ABD saldırılarına maruz kalmamalarını öngören 90 günlük bir aşamayla başlayacağını belirtti.

Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Zeydi ile New York'ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yayımlanan açıklamada, Irak Başbakanı ile “milislerin dağıtılması ve saldırılarının durdurulması” konusunda mutabakata vardığını söyledi.

ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Tom Barrack ise Irak'ın, “Haziran 2027 sonuna kadar askeri güce sahip tek makamın devlet olması” yönünde taahhütte bulunduğunu ifade etti.


Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
TT

Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)

Gazze'deki yetkililer, bölgede sakinlerin yaşadığı ve yıkılma tehlikesi bulunan bina sayısının yaklaşık 2 bin olduğunu tahmin ediyor. Buna rağmen bölge halkı ve yetkililer, kendilerini barındıkları binaların çatılarının çökmesi tehlikesine karşı koruyabilecek herhangi bir alternatif bulunmadığını kabul ediyor.

Gazze kentinde bir hafta önce “Saade” binasının çökmesinden zarar gören kişiler ve görgü tanıkları, yaklaşan kış ve yağışlarla birlikte ortaya çıkabilecek tehlikelere ilişkin “Şarku'l Avsat”a konuştu. Görgü tanıkları ve mağdurlar, yağışların, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı sırasında hasar gören diğer binaların da çökmesini hızlandırabileceği uyarısında bulundu.