Suriye rejimi SDG’ye sınırları kapattı Fırat’ın doğusunda fiyatlar arttı

Arap aşiretleri Barış Pınarı bölgesinde konferans düzenledi.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Tabka kentinin girişi (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin kuzeydoğusundaki Tabka kentinin girişi (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye rejimi SDG’ye sınırları kapattı Fırat’ın doğusunda fiyatlar arttı

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Tabka kentinin girişi (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin kuzeydoğusundaki Tabka kentinin girişi (Şarku’l Avsat)

Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan Rakka kentindeki meyve sebze tüccarları, Suriye hükümet güçlerinin Tabka Sınır Kapısını üç hafta aralıksız bir şekilde kapalı tutması nedeniyle fiyatlarda yaşanan artıştan büyük zarar ettiler. Tabka Sınır Kapısı, Arap ve Kürt bileşenlerden oluşan ve ABD tarafından desteklenen Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Özerk Yönetim’in kontrol ettiği bölgeler ile rejim bölgelerinin birbirine bağlıyor.
Rakka merkez meyve sebze halindeki tüccarlar, rejimin kontrolündeki bölgelerden gönderilen malların gecikmesinden şikayetçi. Bu durum malların kaçak yollardan getirilmesine, sürecin uzamasına, rejime bağlı güvenlik kontrol noktalarında ödenen vergi, harç ve paraların artmasına ve dolayısıyla da sebze meyve fiyatlarında artışa sebep oluyor.
Sebze meyve halinin tüccarlarından İmad, eline telef olmuş domateslerin ulaşması nedeniyle sadece dünkü zararının 25 milyon Suriye lirasına (1 ABD Doları 3 bin 500 Suriye lirasından işlem görüyor) ulaştığını söyledi. İmad, “Araçtaki satın aldığım yük 10 tondu. Yarısı telef olmuştu ve yemeye elverişli değildi. Bugün bir kilo domates bin 500 liradan satılıyor. Sınır kapısının kapatılması ve kaçak yolların kullanımı sebebiyle zararımız büyük” dedi.
Meyve sebze mallarının çoğu Halep, Hama, Humus ve başkent Şam gibi içerdeki illerden gönderiliyor ve Rakka’ya ulaşarak buradan Fırat’ın doğusunda Özerk Yönetim’in kontrolünde olan diğer bölgelere dağıtılıyor. Özerk Yönetim’in kontrolündeki bölgeler ile rejim bölgelerinin birbirine bağlayan 3 sınır kapısı bulunuyor. Birincisi, Halep’in kuzey kırsalındaki Menbiç kentinde bulunan Et-Tahiye Sınır Kapısı, ikincisi Fırat Nehri’nin güneyindeki Tabka Sınır Kapısı ve üçüncüsü Suriye orta kesimindeki Hama kentinin kırsalında yer alan Es-Silmiyye kenti ve Rakka kenti arasındaki otobanın üzerindeki Rakka Sınır Kapısı olarak biliniyor.
Suriye lirasının döviz kurları karşısındaki dalgalanmalarına rağmen meyve sebze fiyatlarında istikrar sürüyor. Meyve sebzelerin yerel tarımın ürünleri olması bu istikrarda önemli rol oynuyor. Hamis isimli tüccar, sınır kapısının kapatılmasının ardından fiyatların ikiye katlandığını söyledi. Hamis, “Kapatılmadan önce domatesin kilosu Rakka’da 700 ila 800 lira (2 Amerikan senti) arasında satılırdı. Fakat kapatılmasının ardından domatesin fiyatı iki katına çıktı bir kilosu 2 bin 500 liraya yükseldi ve yaklaşık bin 500 ila bin 800 arasında sabitlendi” ifadelerini kullandı.
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed rejimi yanlısı güçler 21 Mart’tan bu yana ticari araç ve kamyonların SDG’nin ülkenin kuzeydoğusunda kontrol ettiği bölgelere girmesine izin vermiyor. Aktivistlerin sosyal medya hesaplarından paylaştıkları fotoğraflarda sınır kapısının rejim tarafındaki bölümünde kapıdan geçmeyi bekleyen yüzlerce kamyonun sıraya girdiği görülüyor.
Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Başkan Yardımcısı Hamd el-Abd iki taraf arasındaki sınır kapısının kapatılmasına, Suriye Devlet Başkanı’nın kardeşi Mahir el-Esed komutasındaki 4. Tümen ve Rusya destekli 5. Kolordu arasındaki rekabetin sebep olduğunu söyledi. Abd, “Özerk Yönetim ile olan sınır kapılarında kontrolü ele geçirerek bir taraftan siyasi, askeri ve maddi hedeflere ulaşmak diğer taraftan Özerk Yönetim’i Rusya’nın planlarına mecbur bırakmak amacıyla yapılan bu çekişme artık gün yüzüne çıktı” ifadesini kullandı.
Tabka Sivil Yönetimi’nden kaynaklar, Moskova’nın Suriye rejim güçleri ile SDG arasında anlaşma imzalanmasına öncülük ettiğini bildirdi. Anlaşmaya göre SDG’nin kontrolündeki bölgelerden Katırcı Şirketi üzerinden rejim bölgelerine haftalık partiler halinde 9 milyon litre ham petrol gönderilmesi, ticari araçların geçişinden alınan vergilerin artırılarak yüzde 30’a kadar yükseltilmesi ve SDG bölgelerine geçenlerden kişi başı 5 bin Suriye lirası alınması bekleniyor.
Ancak sınır kapısının kapatılmasının 4. Tümen ile 5. Kolordu arasındaki rekabetten kaynaklandığını söyleyen Hamd el-Abd, “Biz, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve halkının birliği için çağırıda bulunurken Özerk Yönetim’in ayrılıkçı bir proje olduğunu söylüyorlar. Bir ülkenin toprakları arasında gümrük geçişlerinin olmasından üzüntü duyuyoruz” diye konuştu. Abd, “ister Suriye’nin kuzey ve doğusunda isterse Suriye’nin içlerinde yaşasın aynı ülkenin evlatlarının ekmek parası bulma konusunda yaşadığı gündelik sıkıntıları hafifletmek amacıyla” Rusya’dan ve rejim yetkililerinden defalarca kez gümrük değil insani ve güvenlik sınır kapısı açmalarını talep ettiklerini söyledi.
Öte yandan, Deyrizor’un doğu kırsalındaki Eş-Şuheyl beldesinin sakinlerinden olan bir kaçakçı, SDG’nin beldedeki Eş-Şebeke Mahallesi’nden Suriye rejim bölgelerine bağlanan nehir sınırına düzenlediği baskın sırasında öldürüldü. Yerel kaynaklar ve aktivistler, SDG unsurlarının koalisyon güçlerinin de desteğiyle “rejimin kontrolündeki bölgelere petrol kaçırmaya çalışan kaçakçılarla silahlı çatışmaya girdiğini, çatışma sonucu kaçakçılardan birinin hayatını kaybettiğini birinin de yaralandığını ve oradaki güçlerin karşı tarafa götürülmek üzere hazırlanan malzemelere el koyarak su teknesini batırdığını” aktardı.
Diğer taraftan, Ankara destekli grupların Fırat’ın doğusunda kontrol ettiği Tel Abyad ve Rasulayn arasındaki Barış Pınarı bölgesinde Suriyeli muhalif siyasi parti ve gruplardan temsilcilerin katılımıyla Arap aşiretleri konferans düzenledi.



Tuaregler Mali'deki hükümeti devirmekle tehdit ediyor

Libya'nın güneybatı sınırında devriye gezen askeri araçlar (Genel Komutanlık Medya Birimi)
Libya'nın güneybatı sınırında devriye gezen askeri araçlar (Genel Komutanlık Medya Birimi)
TT

Tuaregler Mali'deki hükümeti devirmekle tehdit ediyor

Libya'nın güneybatı sınırında devriye gezen askeri araçlar (Genel Komutanlık Medya Birimi)
Libya'nın güneybatı sınırında devriye gezen askeri araçlar (Genel Komutanlık Medya Birimi)

Mali'deki ayrılıkçı Tuareg isyancıları, dün yaptıkları açıklamada, Cemaat Nusrat el-İslam ve-l Muslimin (CNİM)) ile koordineli olarak yürüttükleri saldırılar karşısında askeri cuntanın "çöküş" yaşayacağı tehdidinde bulundu.

Tuareg isyancılarının sözcüsü Muhammed Mevlut Ramazan, Paris ziyareti sırasında AFP'ye yaptığı açıklamada,demeçte, "Bu sistem er ya da geç devrilecek. Bir yanda Azavad Kurtuluş Cephesi'nin kuzeydeki hamleleri, diğer yanda silahlı grupların Bamako ve diğer şehirlere yönelik saldırıları karşısında iktidarda kalmalarının imkanı yok" ifadelerini kullandı.

Rus Güçlerinin Geri Çekilmesi İddiası

Tuaregler, kuzeydeki Kidal bölgesinde bulunan Rus "Afrika Kolordusu" askerlerinin geri çekilmesini öngören bir "anlaşmaya" varıldığını ileri sürdü. Sözcü Ramazan, temel hedeflerini "Rusların Azavad'dan ve tüm Mali topraklarından kalıcı olarak çıkarılmasıdır" şeklinde özetledi.

Fransa Gelişmeleri Uzaktan İzliyor

Öte yandan, bölgedeki nüfuzunu kaybeden Fransa, Mali'deki gelişmeler karşısında etkisiz kalmış görünüyor. Şarkul Avsat’ın edindiği bilgiye göre Paris yönetimi, vatandaşlarına "vakit kaybetmeden" ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.

Eski sömürgesindeki kaosu uzaktan izleyen Fransız hükümetinin, kendisini ülkeden çıkaran mevcut askeri cuntayı kurtarmaya niyetli olmadığı belirtiliyor. Ancak isyanın Senegal ve Fildişi Sahili gibi Fransa ile yakın bağları olan Batı Afrika ülkelerine sıçrama riski, Paris'teki endişeleri artırmaya devam ediyor.


Libya: Teknelerinin denizde arızalanmasının ardından 17 göçmenin cesedi bulundu, 9 kişi kayıp

Libya kıyılarından Avrupa'ya doğru yola çıkan teknelerinin batmasının ardından kurtarılan göçmenler (AP)
Libya kıyılarından Avrupa'ya doğru yola çıkan teknelerinin batmasının ardından kurtarılan göçmenler (AP)
TT

Libya: Teknelerinin denizde arızalanmasının ardından 17 göçmenin cesedi bulundu, 9 kişi kayıp

Libya kıyılarından Avrupa'ya doğru yola çıkan teknelerinin batmasının ardından kurtarılan göçmenler (AP)
Libya kıyılarından Avrupa'ya doğru yola çıkan teknelerinin batmasının ardından kurtarılan göçmenler (AP)

Libya Kızılayı ve güvenlik kaynakları dün yaptıkları açıklamada, teknelerinin arızalanmasının ardından sekiz gün boyunca denizde mahsur kalan göçmenlerden en az 17’sinin cansız bedenine ulaşıldığını, 7 kişinin kurtarıldığını, 9 kişinin ise kayıp olduğunu bildirdi.

Kızılay yaptığı açıklamada gönüllülerin, deniz kuvvetleri ve Libya Ulusal Ordusu Sahil Güvenliği ile iş birliği içinde, ülkenin doğusunda Mısır sınırına yakın kıyı kenti Tobruk açıklarında kurtarma ve cenazeleri çıkarma çalışmaları yürüttüğünü belirtti.

Libya, çoğu Sahra altı Afrika ülkelerinden gelen göçmenler için önemli bir geçiş noktası olmayı sürdürüyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre göçmenler, çatışma ve yoksulluktan kaçarak Avrupa’ya ulaşmak amacıyla çöl ve deniz yolculuklarında hayatlarını riske atıyor.

Güvenlik kaynakları, kayıp 9 kişinin cesetlerinin önümüzdeki günlerde dalgalarla kıyıya vurmasının beklendiğini ifade etti.

Kızılay tarafından paylaşılan görüntülerde, gönüllülerin cesetleri siyah plastik torbalara koyarak araçlarla taşıdığı görülüyor.

Öte yandan Başsavcılık salı günü yaptığı açıklamada, başkent Trablus’taki Ağır Ceza Mahkemesi’nin, ülkenin batısındaki Zuwara kentinde faaliyet gösteren ve insan kaçakçılığı, fidye amacıyla kaçırma ve işkence suçlarına karışan dört kişiyi mahkûm ettiğini, sanıklar hakkında 22 yıla kadar hapis cezaları verildiğini duyurdu.

Ayrıca Başsavcılık Ofisi’nin pazartesi günü, Tobruk’tan Akdeniz’in kuzeyine doğru göçmenleri güvenli olmayan eski bir tekneyle sevk eden bir suç örgütü hakkında yakalama kararı çıkardığı bildirildi. Söz konusu olayda teknenin batması sonucu Sudan, Mısır ve Etiyopya uyruklu 38 kişinin hayatını kaybettiği ifade edildi.


Hizbullah masada mı? Perde arkası iddialar gündemde… Lübnan dosyası İran’a mı devrediliyor?

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Hizbullah masada mı? Perde arkası iddialar gündemde… Lübnan dosyası İran’a mı devrediliyor?

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam’ın arasında (Arşiv fotoğrafı - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Hizbullah arasında, Lübnan’ı temsilen müzakereleri kimin yürüteceğine ilişkin artan gerilim ve İsrail’in yoğunlaşan saldırıları, Avn’ın Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevaf Selam ile planladığı görüşmenin ertelenmesine neden oldu. Taraflar, tansiyonun düşürülmesi ve uygun bir zemin oluşturulması amacıyla toplantıyı ileri bir tarihe bırakırken, bu süreçte iletişimi kesmeyerek temaslarını sürdürme kararı aldı. ABD’nin saldırıları durdurma yönünde ilerleme sağlaması halinde görüşmenin kısa sürede yeniden yapılması öngörülüyor.

Ancak yüksek siyasi tonla yürütülen bu medya savaşı, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın, İsrail ile doğrudan müzakereleri reddetme gerekçelerini açıkladığı bildiride yer alan mesajların önemini gölgelemiyor.

Kasım’ın, “Yetkililer bilsin ki performansları ne Lübnan’a ne de kendilerine fayda sağlar. İsrail-Amerikan tarafının onlardan istediği onların elinde değil, sizin ondan istediklerinizi de size vermeyecek” sözleri, Avn’ın ABD arabuluculuğunda doğrudan müzakere seçeneğini destekleyen siyasi çoğunlukta şaşkınlıkla karşılandı.

İran mesajı

Lübnanlı kaynaklara göre, Kasım’ın dile getirmediği hususlar açıklamalarından daha fazla önem taşıyor. Bu çerçevede Hizbullah’ın sahada tek başına “etki ve güç sahibi” olduğu mesajını vermeyi amaçladığı belirtiliyor. Kaynaklar, bunun İran’ın Lübnan adına müzakere yürütme konusunda en yetkin taraf olduğu yönünde dolaylı bir işaret taşıdığını ifade ediyor. Kasım’ın, İran ile ABD arasında Pakistan’da yapılan görüşmeler sonrası sağlanan ateşkese teşekkür etmesi de bu yaklaşımın bir yansıması olarak görülüyor.

vfeve
Güney Lübnan’da, İsrail sınırına yakın bölgede UNIFIL güçlerine ait bir devriye (AP)

Kasım’ın, dolaylı müzakereleri kimin yürüteceğini özellikle belirtmemesi dikkat çekerken, “Ateşkes herhangi bir arabulucudan gelirse kabul etmeliyiz” demesi de soru işaretlerine yol açtı.

Beyrut kulislerinde dolaşan iddialara göre Hizbullah, İran’ın ABD ile Pakistan’da yürüttüğü müzakerelere dolaylı biçimde dahil oluyor. Partiyle bağlantılı danışmanların masada yer almadığı, ancak yakın bir odada bulunarak gerektiğinde görüş aktardığı öne sürülüyor. Diplomatik kaynaklar ise bu senaryonun doğru olması halinde Hizbullah’ın Lübnan dosyasını İran’a devretme ısrarının Washington tarafından kabul edilmeyeceğini belirtiyor. ABD’nin, Lübnan’ın İran’a bağlanmasına karşı çıktığı ve doğrudan müzakere yetkisinin anayasal olarak cumhurbaşkanına ait olduğunu savunduğu ifade ediliyor.

Hizbullah neden doğrudan müzakereleri reddediyor?

Kaynaklar, Hizbullah’ın askeri sahadaki gücüne dayanarak son sözün kendisinde kalmasını istediğini ve müzakereleri yürütecek tarafı da kendisinin belirlemek istediğini öne sürüyor. Ancak İsrail’in köyleri yıkmaya ve operasyonlarını sürdürmeye devam ettiği bir ortamda, bu tutumun Lübnan halkına nasıl anlatılacağı sorusu gündeme geliyor.

sdtgrt
Güney Lübnan’da, İsrail topçu atışlarının hedef aldığı bölgede yükselen duman (EPA)

Hizbullah’ın doğrudan müzakereleri reddederek zaman kazanmaya çalıştığı, bunun ise İsrail’e saldırılarını sürdürmek için gerekçe sunduğu ifade ediliyor. Saldırıların yalnızca sınır hattıyla sınırlı kalmayıp Litani Nehri’nin kuzeyine kadar uzandığı belirtiliyor.

Kaynaklar, zamanın Lübnan’ın aleyhine işlediğini vurgulayarak Hizbullah’ın silahlarını devlete devretmesi ve müzakere koşullarını güçlendirecek cesur bir adım atması gerektiğini dile getiriyor.

Avn’a siyasi destek çağrısı

Krizin aşılması için Cumhurbaşkanı Avn’a siyasi destek sağlanması gerektiğini belirten kaynaklar, Avn’ın ABD arabuluculuğunda doğrudan müzakere çağrısından geri adım atmayacağını ifade ediyor. Avn’ın, müzakerelerin başlaması için İsrail’in saldırılarını durdurmasını şart koştuğu ve ulusal ilkelerden taviz vermeyeceğini vurguladığı aktarılıyor.

Ülkedeki gerginliğin azaltılması için siyasi söylemlerde daha ılımlı bir dil benimsenmesi gerektiği, aksi halde iç barışın riske girebileceği uyarısı yapılıyor.

Güneyde geri dönüş zor

Kaynaklar, savaşın sürmesi halinde güneyde yerinden edilenlerin geçici göçünün kalıcı hale gelebileceği uyarısında bulunuyor. İsrail’in geniş çaplı yıkımı nedeniyle birçok köyün yaşanamaz hale geldiği, bu nedenle geri dönüşün zorlaştığı ifade ediliyor.

Diplomatik çözümün tek çıkış yolu olduğu belirtilirken, Hizbullah’ın savaş politikalarının ülkeye ağır bedeller yüklediği ve uluslararası toplumun silahların devlet kontrolüne alınması yönündeki baskısının arttığı kaydediliyor. Ayrıca güneyin yeniden inşası için uluslararası destekli bir planın zorunlu olduğu, bunun da Hizbullah üzerinde siyasi baskı oluşturabileceği ifade ediliyor.