Viyana’daki nükleer görüşmelerde ikinci tura geçiliyor

ABD bazı yaptırımları kaldırmaya hazır; Tahran ise pratik adımlar atılmasını talep ediyor.

Grossi dün Viyana'da Arakçi başkanlığındaki İran heyetini ağırladı. (UAEA)
Grossi dün Viyana'da Arakçi başkanlığındaki İran heyetini ağırladı. (UAEA)
TT

Viyana’daki nükleer görüşmelerde ikinci tura geçiliyor

Grossi dün Viyana'da Arakçi başkanlığındaki İran heyetini ağırladı. (UAEA)
Grossi dün Viyana'da Arakçi başkanlığındaki İran heyetini ağırladı. (UAEA)

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Başmüzakereci Abbas Arakçi dün yaptığı açıklamada, nükleer anlaşmayı yeniden hayata geçirmek amacıyla salı günü başlayan müzakerelerin bugün İran'ın istenen nükleer adımları ve ABD yaptırımlarını incelemeye odaklanan iki çalışma grubunun değerlendirmesiyle sona ereceğini açıkladı. Ayrıca katılımcı heyetlerin müzakerelere devam etmek için önümüzdeki hafta Avusturya’nın başkentine dönmeden önce kendi ülkelerinde görüşmelerde bulunduğunu kaydetti. Söz konusu ifadeler, Washington'ın uyumu yeniden sağlama yönünde nükleer anlaşma ile tutarlı olmayan yaptırımları kaldırarak gerekli adımları atmaya hazır olduğunu duyurmasının ardından geldi.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi ile görüşmesinin ardından PressTV’ye açıklamalarda bulunan Arakçi, “İran'ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (KOEP) tam iltizam sağlamaya devam edebilmesi için ABD'nin yaptırımları bir adımda kaldırması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma yolları hakkındaki görüşmelerin sonuçlarına dair kendisine yöneltilen bir soruya verdiği cevapta ise söz konusu görüşmelerin sona ermeye yakın olmadığını ancak iyi yönde ilerlediğini kaydetti.
UAEA Başkanı Grossi ise Twitter hesabından yaptığı açıklamada, İranlı yetkili ile devam eden istişareler hakkında ayrıntılı görüşmelerde bulunduğunu, ajansın İran'ın faaliyetlerini ‘teknik ve profesyonel’ olarak izlemeye devam edeceğini bildirdi.
Eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde anlaşmadan çekilen Washington, Tahran'a yeniden sert yaptırımlar uygulamış; Tahran ise anlaşmanın birçok şartına bağlı kalmaktan geri adım atmıştı. Yeni ABD Başkanı Joe Biden, Tahran'ın taahhütlere yeniden uyması şartıyla anlaşmaya geri dönme niyetini belirtirken İran ise önce yaptırımların kaldırılması gerektiğini savunuyor.
Nükleer anlaşmanın tarafları olan İran, Fransa, İngiltere, Rusya, Çin ve Almanya bir araya gelirken görüşmelere dolaylı yoldan katılan ABD ise Tahran heyeti ile aynı masaya oturmadı.
Devlet televizyonuna konuşan Arakçi, nükleer anlaşmaya dahil olan ülkelerden uzmanların, müzakerelerin ilk gününde iki farklı çalışma grubunun kurulmasının ardından gün boyu çalıştıklarını belirtti. İki tarafın da ‘tek aşamada’ alması gereken önlemleri organize etme yönünde çeşitli konuların dikkate alındığını söyledi.
Aşamalı adımlar veya hazırlık adımlarına yönelik herhangi bir yaklaşımı kesin bir dille reddeden İranlı diplomat, “Yaptırımların bir kerede kaldırılması yönünde görüşmelerde bulunuyoruz. Yaptırımların neler olduğu ve nasıl kaldırılacağını net bir şekilde belirleyeceğiz” ifadelerini kullandı. İki taraf, ikili adımların tertibi ve yöntemini müzakere etmeden önce İran'ın nükleer anlaşmaya tam uyum sağlama yönünde atması gereken bir dizi adım olduğuna dikkat çekti dedi.
“ABD adım atmalı, İran yükümlülüklerini yerine getirmeden önce bunu doğrulayacağız” diyen Arakçi, doğrulamanın, bunun nasıl ve ne yönlerde yapılacağının da başka bir tartışma konusu olduğunu vurguladı.
İran Rejim Lideri Ali Hamaney de Instagram hesabından yaptığı açıklamada, ABD yaptırımlarının kaldırıldığını doğrulamanın İran petrolünün kolaylıkla, resmi yolla ve normal şartlarda satılabilmesi, kaynaklara erişilmesi anlamına geldiğini vurguladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ise yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Anlaşmaya aykırı olan yaptırımların kaldırılması da dahil olmak üzere nükleer anlaşmaya geri dönme yönünde gerekli adımları atmaya hazırız. Bunun ne anlama gelebileceğine dair kesin ayrıntılar verecek konumda değilim. Diplomasi ve tartışmalara girme anlaşmamız buna hizmet ediyor. Yaptırımların kesin niteliği ise diplomasi konusu.”
İranlı üst düzey bir yetkili ise Price'a yanıtı Press TV'ye yaptığı açıklamayla verdi:
“İran, yaptırımların bölünmesine dayalı müzakereleri kabul etmediği gibi tanımıyor da. İran'ın nükleer taahhütlerine geri dönme koşulu, tüm yaptırımların kalıcı olarak kaldırılmasıdır. Ayrıca İran'ın yaptırımların sona erdiğini doğrulama yönünde yeterli zamana ihtiyacı olacak. Zira bu kısa bir süreç değil. ABD ve Avrupa, İran'a yönelik yaptırımların kaldırılması ardından yeniden uygulanmayacağına dair garanti vermelidir.”
ABD yönetiminin İran ile herhangi bir anlaşma yolunu kolaylamak için tek taraflı bir işaret veya teşvik sağlamayacağını vurgulayan Price, İran'ı müzakere masasına geri dönmeye veya bu müzakere masasını daha iyi bir konuma getirmeye çağırdı. Aynı zamanda Viyana'da ABD ve İran arasında arabulucuların yer aldığı dolaylı müzakerelerin zorluğunu dile getirdi.
ABD yönetiminin ‘herhangi bir ani atılım sağlamayacağı’ beklentilerine dikkat çeken Price, bunun potansiyel bir sürecin başlangıcı olabileceğini fark ettiklerini vurguladı. Price sözlerine şöyle devam etti:
“Önümüzde uzun ve zor bir yolculuk var. İki taraf arasındaki güven kaybı nedeniyle mekanizmalar yorucu olabilir. Zor olacak; çünkü bunlar teknik ve oldukça karmaşık konular; stratejik görüşmeler değil. Bu görüşmelerin şu ana kadar pratik olduğuna inanıyoruz. Buna karşılık yaptırımların hafifletilmesini gerektiren nükleer anlaşma planına uymaya devam edebiliriz.”
Nükleer anlaşmaya taraf olan, aynı zamanda İran ile de bir araya gelen ‘ortaklarla’ yapılan görüşmelere değinen Price, iki taraf arasındaki mesaj trafiğine atıfta bulunarak “İran'ın tutumu hakkında kendilerine kulak verdiğimiz ortaklarımız, daha sonra da bizim tutumumuzu İranlılara aktardılar” dedi.
ABD, müttefikleri ve ortaklarının mevcut nükleer anlaşmanın ötesine geçerek İran’ın insan hakları ihlallerini, terörizme verdiği desteği ve balistik füze programını ele alan kapsamlı bir anlaşmaya doğru gitmesi gerektiğini vurgulayan Price sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Bu hususlar mevzubahis olduğunda, stratejimiz, KOEP’e karşılıklı bir dönüşün gerekli ancak yeterli olmadığı yönünde. ABD yönetimi hem daha uzun ve daha güçlü bir anlaşmayı hem de uzun vadede bölgedeki ortaklarıyla bu sorunları ele alma yönünde takip anlaşmaları üzerinde çalışmayı amaçlıyor.”
Gelişen Sekiz Ülke Teşkilatı zirvesi video konferansında yaptığı açıklamada öncelikle ABD’nin yaptırımları kaldırıp pratik önlemler alarak KOEP’e geri dönmek zorunda olduğunu söyleyen İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise karşılıklı ‘olumlu’ adımların atılacağı sözü verdi.  “Elbette İran İslam Cumhuriyeti de ABD'nin eylemine karşılıklı olumlu bir adımla cevap verecektir” diyen Ruhani ABD'nin İran ulusunu diz çöktürmeye yönelik ‘tek taraflı yasa dışı’ adımlarının tamamen başarısızlıkla sonuçlandığıyla övündü. “Şiddetli ekonomik baskılara rağmen irademize ve iç gücümüze dayanarak büyük başarılar elde ettik” dedi.
ABD’nin İran'a karşı verdiği ekonomik savaşın son dört yılda yoğunlaştığını belirten Ruhani, yaptırımların İran’a oldukça zarar verdiğine dikkat çektiği açıklamasında “İran, ABD'nin ihlal ettiği ve onu yerle bir etmek için elinden gelen her şeyi yaptığı nükleer anlaşmayı halen himaye ediyor” ifadesini kullandı.



Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran’ın bir nükleer anlaşmaya varmak için uzlaşmaya hazır göründüğünü belirterek, görüşmelerin kapsamının Tahran’ın balistik füze programını içerecek şekilde genişletilmesinin yalnızca “başka bir savaşa” yol açacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times gazetesine aktardığı röportajda Fidan, “Amerikalıların İran’ın uranyum zenginleştirmesine açık ve net sınırlar içinde müsamaha göstermeye hazır olması olumlu” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, “İranlılar artık Amerikalılarla bir anlaşmaya varmaları gerektiğini biliyor. Amerikalılar da İranlıların belirli sınırları olduğunu biliyor. Onları zorlamaya çalışmanın bir anlamı yok” dedi.

Washington, İran’dan saflık oranı yüzde 60’a ulaşan zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini talep ediyor. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin mali yaptırımların kaldırılmasını talep etmeyi ve zenginleştirme dâhil olmak üzere “nükleer haklarında” ısrarcı olmayı sürdüreceğini söyledi.

Fidan, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın “gerçekten gerçek bir anlaşma yapmak istediğine” inandığını ve 2015’te ABD ve diğer ülkelerle imzalanan anlaşmada olduğu gibi zenginleştirme seviyelerine sınırlamalar ve sıkı bir denetim mekanizmasını kabul edebileceğini belirtti.

ABD’li ve İranlı diplomatlar, geçen hafta Umman’ın arabuluculuğunda Maskat’ta bir araya gelerek diplomatik çabaları yeniden canlandırma amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temaslar, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgede bir filo konuşlandırmasının ardından yeni bir askeri harekât ihtimaline ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yapıldı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran’ın müzakerelere yeniden başlamaya hazırlandığı bir süreçte Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray ise mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine yanıt vermedi.


Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.