Libya Petrol Muhafızları, maaşlarının gecikmesini protesto etmek için petrol tesislerini kapatmakla tehdit ediyor https://turkish.aawsat.com/home/article/2911121/libya-petrol-muhaf%C4%B1zlar%C4%B1-maa%C5%9Flar%C4%B1n%C4%B1n-gecikmesini-protesto-etmek-i%C3%A7in-petrol
Libya Petrol Muhafızları, maaşlarının gecikmesini protesto etmek için petrol tesislerini kapatmakla tehdit ediyor
Türkiye Silahlı Kuvvetleri tarafından eğitilen Libya özel kuvvetleri, geçen perşembe günü Trablus’un 120 km doğusundaki Hums şehrindeki mezuniyet töreninde (AFP)
Kahire/ Halid Mahmud
TT
TT
Libya Petrol Muhafızları, maaşlarının gecikmesini protesto etmek için petrol tesislerini kapatmakla tehdit ediyor
Türkiye Silahlı Kuvvetleri tarafından eğitilen Libya özel kuvvetleri, geçen perşembe günü Trablus’un 120 km doğusundaki Hums şehrindeki mezuniyet töreninde (AFP)
Libya’da Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Birlik Hükümeti’ne bağlı İçişleri Bakanlığı, başkent Trablus’taki havalimanı yolunda bulunan bakanlık binasına baskın düzenlendiği haberlerini yalanladı. Petrol Tesisleri Muhafızları ise ülkenin güneybatı çölündeki en büyük petrol sahası olan eş-Şerare’den başlayarak, petrol sahalarının çoğunda ‘petrol ihracatını tekrar engellemekle’ tehdit etti.
Eş-Şerare petrol sahasındaki Petrol Tesisleri Muhafızları kurumundan bir grup, son zamanlarda maaşlarının tamamının ödenmemesini protesto etmek için 9 Nisan’da petrol tesislerini kapatma ve ihracatını engelleme tehdidinde bulundu. Grup, yaptığı bir açıklamada, geçen ayki ödenmemiş maaşlarının ödenmesi de dahil, taleplerine yanıt verilmesi için yetkili makamlara iki haftalık süre verdiklerini belirtti. Açıklamada, aksi taktirde eş-Şerare petrol sahasından başlayarak, tüm petrol sahalarında ve limanlarında petrol ihracatını durduracakları, ayrıca meseleyi başsavcılığa taşıyacakları aktarıldı.
Açıklama, Başkanlık Konseyi ve Birlik Hükümeti de dahil olmak üzere ülkenin yeni yürütme otoritesinin karşı karşıya kaldığı ilk gerçek sınavı temsil ediyor. Ülkedeki en büyük petrol sahası olan eş-Şerare’de, günlük 300 bin varilden fazla petrol üretiliyor. Söz konusu miktar, Libya ham petrol üretiminin yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Libya’daki petrol sektörü, güvenli tehditleri veya işçi grevleri arka planında petrol sahalarının ve limanlarının tekrar tekrar kapatılması nedeniyle üretim faaliyetlerinin istikrarsızlığı sonucunda zorluklarla karşı karşıya.
İddialara yalanlama
Gelişmeyle eş zamanlı olarak Libya İçişleri Bakanlığı, Trablus’taki havalimanı yolu üzerinde bulunan bakanlık binasına baskın düzenlendiğine ilişkin haberleri yalanladı. Bakanlık, yaptığı açıklamada bu bilgilerin tümüyle doğruluğunun bulunmadığını vurguladı. Bakanlık, vatandaşlara ülkenin güvenliğine ve istikrarına zarar veren bu söylentilere aldanmama çağrısı yaptı. Aynı şekilde Bakanlık, Perşembe günü ise ‘suçluları ve kanun kaçaklarını caydırmak, olası güvenlik ihlallerini önlemek, onlarla kararlı şekilde mücadele etmek’ amacıyla başkent Trablus’taki Kolluk Kuvvetleri İdaresi’ne bağlı güvenlik devriyelerinin yoğun şekilde bölgede konuşlandırıldığını açıkladı.
Bakanlığın açıklaması, yeni Libya hükümetinde İçişleri Bakanı Halid Mazen ve bakanlığa bağlı emniyet birimlerinde yer alan silahlı milislerin liderleri arasında son günlerde yaşanan anlaşmazlıklara ilişkin haberlere yanıt olarak geldi. Mazen’in bu milislerin bazı liderlerinin daha yüksek makamlara terfi edilmesini reddetmesi sonrasında anlaşmazlıklar yaşandığı belirtilmişti.
Bir videoda, İçişleri Bakanlığı binası içerisinde silahlı unsurların yayıldığı görünürken, Mazen ise iki gündür herhangi bir resmi organda görülmedi.
90 üye mezun oldu
Öte yandan Fayiz es-Serrac başkanlığında görev süresi sona eren Ulusal Mutabakat Hükümeti’nden (UMH) Dibeybe hükümetine geçen silahlı milislerin başlattığı Burkan el-Gadab (Öfke Volkanı) operasyon odası, Serrac’ın 2019 yılında Ankara ile imzaladığı askeri iş birliği muhtırası çerçevesinde Türk kuvvetleri tarafından eğitilen terörle mücadele gücü bünyesindeki 90 üyenin mezun olduğunu duyurdu.
Terörle Mücadele Gücü Komutanı General Muhammed Zeyn, Türkiye’nin Libya Görev Grubu Komutanlığı personeli tarafından Libya ordusuna bağlı 90 öğrenciye, temel ve ileri seviyede 6 ve 12 hafta süren eğitimler verildiğini açıkladı. Mısrata, orta ve güney bölgelerde ve Trablus’ta, Burkan el-Gadab’a mensup ölen unsurların ailelerini onurlandırma törenine Birlik Hükümeti Sözcüsü Muhammed Kanunu da katıldı. Törenle birlikte, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’nin, Kanunu’nun medyada görünmesini engelleme kararı aldığı yönündeki söylentiler de yalanlanmış oldu.
Libya’nın doğusundaki Bingazi Belediyesi, Mısır Dışişleri Bakanı’nın Libya işlerinden sorumlu yardımcısı Ahmed Abdulhamid başkanlığındaki bir diplomatik heyetin, Libya Dışişleri Bakanlığı temsilcilerinin huzurunda belediye yetkilileriyle görüştüğünü açıkladı. Görüşmelerin gündeminde ‘yakın gelecekte Bingazi şehrinde Mısır konsolosluğunun açılması, Mısırlı çalışanların hukuki durumlarının ilgili makamlarla koordineli olarak düzeltilmesi, Mısırlı ve Libyalı iş adamlarının Bingazi’de her iki tarafın ticaret odaları aracılığıyla toplantı düzenlenmesine ilişkin iş birliği ve Bingazi’deki Mısır Okulu’nun karşılaştığı zorlukların üstesinden gelinmesi’ meselelerinin ele alındığı belirtildi.
Bingazi Belediyesi, yaptığı açıklamada, Mısır heyeti başkanının, Bingazi’deki Mısır Konsolosluğu’nun hızla yeniden açılması çalışmaları hususundaki iş birliğine övgüde bulunduğunu söyledi.
Suriye’de geçiş döneminin ilk yılı: Başarılar ve sonraki aşamanın önceliklerine bir bakışhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5263024-suriye%E2%80%99de-ge%C3%A7i%C5%9F-d%C3%B6neminin-ilk-y%C4%B1l%C4%B1-ba%C5%9Far%C4%B1lar-ve-sonraki-a%C5%9Faman%C4%B1n-%C3%B6nceliklerine
Suriye’de geçiş döneminin ilk yılı: Başarılar ve sonraki aşamanın önceliklerine bir bakış
Beşşar Esed'in devrilişinin birinci yıldönümünü anmak için bir araya gelen Suriyeliler(Reuters)
Hayed Hayed
Suriye geçiş hükümetinin göreve başlamasının üzerinden bir yıl geçti; bu aşamada genellikle hükümetlerin performansı, verdikleri sözlerle değil, başardıkları ve belirledikleri yönle ölçülür. Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara yakın zamanda kapsamlı bir değerlendirme yapma niyetinde olduğunu belirtti. Fakat hükümetin yalnızca sınırlı sayıda şeffaf veri açıklaması, yeterince açık planlar sunmaması ve performansının güvenle ölçülebileceği genel kriterleri neredeyse hiç belirlememesi nedeniyle, dış gözlemciler için adil bir değerlendirme yapmak daha zor olmaya devam ediyor.
Bununla birlikte, iktidarda geçen bir yıl, hükümetin insanların yaşamları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesine, yönetim modellerinin belirlenmesine, yapısal zayıflıkların ortaya çıkarılmasına ve Suriye'nin daha verimli ve hesap sorulabilir devlete doğru ilerleyip ilerlemediğinin değerlendirilmesine olanak tanıdığı için önemli bir göstergedir. Bu bağlamda, tablo karışık görünüyor. Kamuoyuna açık kanıtlar, hizmetlerde, geçim kaynaklarında ve güvenlikte kısmi kazanımlar olduğunu gösterse de bu kazanımlar eşit olarak dağıtılmamış ve toplumun tüm kesimlerini aynı derecede etkilememiştir.
Sorun sadece düşük performansla sınırlı kalmayıp, hükümetin tutarlı bir yönetim modeline sahip olmamasına kadar uzanıyor. Kayıtları sadece kaynak kıtlığı ve acil ihtiyaçlardan değil, aynı zamanda zayıf yönetimden, yetersiz koordinasyondan, sınırlı şeffaflıktan ve stratejik olmaktan çok reaktif bir yönetim tarzından da etkilenmiştir. Kabine değişikliği ile ilgili artan konuşmalarla birlikte, bu yapısal kusurlar daha da belirgin hale geliyor. Bakanların değiştirilmesi performansta hafif bir iyileşmeye yol açabilir, ancak hükümetin çalışmalarını engelleyen köklü zayıflıkları gidermeyecektir.
Değerlendirmek zor ancak hissetmek kolay
30 Mart'ta göreve gelmesinden bu yana hükümet medyada yüksek bir varlık gösterdi, ancak somut şeffaflık konusunda sınırlı kaldı. Medyada varlık göstermek, sorumlu yönetişim anlamına gelmez ve temel değerlendirme araçlarının yokluğunda ciddi bir değerlendirme yapmak zorlaşır.
Net bir genel strateji, ulusal önceliklere bağlı bakanlık çerçevesi, performansı değerlendirmek için bir dizi temel göstergenin yokluğu devam ediyor. Ayrıca, bütçe verileri, politika gerekçeleri ve uygulama kriterleri büyük ölçüde şeffaf değil.
Ancak Suriyeliler, hükümeti planlama belgelerine veya kurumsal yapılara göre değil, yapısal kısıtlamalar ve sınırlı kaynaklara rağmen devlet politikalarının günlük yaşamları üzerindeki etkisine göre değerlendiriyorlar. Yaşam koşulları, hizmetler ve güvenlik, insanların temel ihtiyaçlarını karşılayabilme gücünü, sürekli elektrik tedarikini, serbestçe hareket edebilmeyi, geçimini sağlayabilmeyi, evde ve toplum içinde güvende hissedebilmeyi belirlediği için son derece önemlidir.
Bu nedenle, bu göstergeler hükümetin performansını yansıtmada en acil ve politik olarak en önemli olanlardır. Bunlar aynı zamanda hükümetin performansının değişken göründüğü alanlardır. Bu üç sektörde kayda değer iyileşmeler görülmüş olsa da bunlar genellikle daha yüksek maliyetler, düzensiz uygulama veya insanların yaşamları üzerindeki etkilerini sınırlayan kısıtlamalarla birlikte gelmiştir.
Hizmetler daha erişilebilir hale geldi ancak genellikle aşırı pahalı
Yaşam standartlarını iyileştirme konusunda hükümetin aldığı en önemli önlem, kamu sektöründe maaşları artırmaktı. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Haziran 2025'te yüzde 200'lük bir zam ve ardından Mart 2026'da yüzde 50'lik bir zam daha sağlayan kararnameler yayınladı. Bu önlemler, asgari ücreti 250 bin Suriye lirasından 1.256 bin Suriye lirasına yükselterek toplamda yüzde 400'ün üzerinde bir artış sağladı. Devletin sınırlı gelirleri ve sayısız ihtiyacı göz önüne alındığında, bu zamların hem hızı hem de büyüklüğü dikkat çekici görünüyordu.
Ancak etkileri sınırlı kaldı. Hatta bu zamlar, kendisinden faydalananların bile temel ihtiyaçlarını karşılamalarına yetmedi, enflasyon ve artan yaşam maliyeti karşısında hızla eridi. Bu kısıtlamalar, Suriyelilerin çoğunun tamamen dışında kaldığı ve zamlardan faydalanamadığı kamu sektörü dışında daha da belirgindi. İş fırsatları yaratma, üretici sektörleri destekleme ve piyasayı istikrara kavuşturma yönünde daha geniş önlemler alınmadığı takdirde, bu politika sadece bazılarına sınırlı bir rahatlama sağlarken, iyileşme sürecine çok az katkıda bulunacaktır.
Şam'ın merkezindeki döviz bürosunun önünde yeni Suriye para birimi banknotlarını tutan bir Suriyeli, 4 Ocak 2026 (Reuters)
Aynı durum hizmetler için de geçerli. Hükümet ekmek ve yakıt konusunda yaşanan sıkıntıları hafifletti ve en önemlisi elektrik tedarikini iyileştirdi. Ancak bu kazanımların etkisi sınırlı kaldı, çünkü sübvansiyonların kaldırılmasının ardından keskin fiyat artışları yaşandı. Eskiden rejimin kontrolünde olan bölgelerde ekmek fiyatları neredeyse on kat artarken, elektrik faturaları tüketim seviyelerine bağlı olarak 60 ila 190 kat arasında dramatik bir şekilde yükseldi.
Bugün birçok Suriyeli çarpıcı bir paradoksla karşı karşıya; hizmetler daha kolay erişilebilir hale gelirken, aynı zamanda aşırı pahalı hale de geldi. Hükümetin gelir kaynaklarının azlığı göz önüne alındığında, eski sübvansiyon modelini sona erdirmek mantıklı görünüyordu. Ancak, fiyatların yeniden yapılandırılması tek seçenek değildi; gelir artışına bağlı ve en savunmasız gruplara yönelik hedefli desteklerle birleştirilmiş kademeli bir yaklaşım, sosyal yükü hafifletebilirdi.
Güvenlik de benzer bir durumda. Hükümetin önemli kısmi kazanımlar elde ettiğini iddia edebileceği alan burası, ancak bu kazanımların sınırlarının en belirgin olduğu alan da burası. Büyük şehir merkezlerinde günlük istikrarın arttığına dair işaretler var ve bazı bölgelerde suç oranlarının azaldığı görülüyor. Ancak bununla ülke çapında güvenliğin sağlanması birbirine karıştırılmamalı. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre güvenlik koşulları bölgeler arasında son derece dengesiz ve bazı bölgeler hâlâ tekrarlanan istikrarsızlık, yerel gerilimler ve mezhepsel şiddete karşı savunmasız.
Tüm bu yönelimler daha geniş bir sonuca işaret ediyor: Hükümetin sorunu, hiçbir ilerleme kaydetmemek değil, sınırlı kazanımların yönetim tarzı sebebiyle sürekli olarak aşınmasıdır.
Bu nedenle daha derin sorun, herhangi bir sektördeki eksikliklerde değil, yönetim modelinin kendisinde yatıyor. Hükümetin ilk yılında, çeşitli politika alanlarında yapısal zayıflıklar ortaya çıktı ve bu da gerçek kazanımların neden sınırlı kaldığını kısmen açıklıyor.
Kabine değişikliği performansı biraz iyileştirebilir, ancak yapısal kusurları gidermeyecektir
Bunlardan ilki, zayıf koordinasyondur. Bakanlıklar genellikle birleşik bir stratejinin bileşenleri olarak değil, izole bir şekilde çalışıyor gibi görünüyorlar. Politikalar parçalı, kopuk ve yeterince tutarlı değil gibi. Sonuç yalnızca zayıf bürokratik verimlilik değil, aynı zamanda hükümetin tutarlı bir ulusal plan uygulamak yerine, olaylara tepki verdiğine dair daha geniş bir izlenimdir.
İkinci sorun ise şeffaflık eksikliğidir. Geçiş aşamasında şeffaflık sadece bir formalite değil, hükümetin zayıf kurumların gölgesinde güvenilirliğini inşa edebileceği birkaç yoldan biridir. Kararlar belirsiz olduğunda, bu sadece vatandaşları bilgiden mahrum bırakmakla kalmaz, aynı zamanda gücün başka yerlerde, gayri resmi olarak veya hesap sorma olmadan kullanıldığına dair şüpheleri de besler.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Şam'da Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri arasında ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalıyor, 18 Ocak 2026 (SANA)
Nitekim bu algı, şeffaflıktan yoksun bir yönetim tarzına ilişkin daha geniş çaplı endişeleri körükledi. Zira fiili karar alma süreci dar bir çevrede yoğunlaşırken, resmi kurumlar sadece kapalı kapılar ardında alınan kararları uyguluyor. Bu tanımlama doğru olsun ya da olmasın, yaygınlığı ciddi bir meşruiyet sorununa işaret ediyor.
Üçüncü zayıflık noktası ise hem bakanlıklar içinde hem de hükümetin genelinde belirgin olan darboğazlar ile karakterize edilen yönetim tarzıdır. Birçok karar dar kanallardan geçiyor gibi görünüyor, bu da hem süreci hem de ilerlemeyi yavaşlatıyor.
Etkin bir kamu katılımı eksikliği var. Kritik kararlar, sınırlı kamusal istişare ve politikaları şekillendirmede topluma küçük bir alan bırakılarak, en tepede alınmaya devam ediyor. Kırılgan bir geçiş döneminde, bir dereceye kadar merkezileşme kaçınılmaz olabilir. Ancak merkezileşme kamu katılımının yerini aldığında, meşruiyete en çok ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yöneten ve yönetilen arasındaki uçurumu genişletme riski taşır.
Bu uçurumlar işe alım sorunları sebebiyle daha da kötüleşiyor. Deneyimli memurların dışlanması, daha önce işten çıkarılan bazı çalışanların yetersiz bir şekilde yeniden entegrasyonu ve sadakate dayalı atamalar yapıldığına dair suçlamalar, devletin liyakate mi yoksa daha dar güven ağlarına dayalı temellere göre mi yeniden inşa edildiği konusunda soruları gündeme getirdi. Bu konu çok önemli çünkü etkili yönetim yalnızca otoriteye değil, aynı zamanda idari yetkinliğe de dayanır.
Kriz yönetiminin ötesinde
Bir yılın ardından Suriye hükümeti gerçekçi olmayan beklentilere veya ilerleme iddialarına göre değerlendirilmemelidir. Yıkılmış bir devlet, çökmüş bir ekonomi ve parçalanmış bir toplum devraldığı doğru ve hiçbir hükümet bu koşulları on iki ayda temelden değiştiremez. Ancak bu, yönetimdeki yapısal zayıflıklar için bir bahane olamaz.
İlk yıl, mevcut yaklaşımın potansiyelini ve sınırlarını ortaya koydu. Kısmi iyileştirmelerin mümkün olduğunu, ancak devletin işleyiş biçiminde daha derin reformlar olmadan sürdürülebilir olmalarının mümkün olmadığını gösterdi.
Şimdi asıl soru kabinede bir değişikliğin olup olmayacağı değil, gelecek yılın farklı bir yönetim tarzı; daha net öncelikler, daha güçlü koordinasyon, daha fazla şeffaflık ve daha etkili bir kurumsal karar alma süreci getirip getirmeyeceğidir.
Bu olmadan, Suriye kriz yönetimi döngüsünde sıkışıp kalma riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Böylece çöküşü önlemek için yeterli ilerleme kaydedecek, ancak güven inşa etmek için yeterli reformu gerçekleştiremeyecektir. Buna rağmen ikinci yıl, sadece hayatta kalma mücadelesinden ziyade, devlet inşası için gerçek bir sıçrama tahtası gibi görünebilir.
* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafındanLondra merkezli al Majalla dergidinden çevrilmiştir.
İsrail, Güney Lübnan’ı ülkenin geri kalanına bağlayan son köprüyü bombaladıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5263015-i%CC%87srail-g%C3%BCney-l%C3%BCbnan%E2%80%99%C4%B1-%C3%BClkenin-geri-kalan%C4%B1na-ba%C4%9Flayan-son-k%C3%B6pr%C3%BCy%C3%BC-bombalad%C4%B1
İsrail, Güney Lübnan’ı ülkenin geri kalanına bağlayan son köprüyü bombaladı
İsrail’in bugün Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye kentine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
Reuters’a konuşan üst düzey bir Lübnanlı güvenlik yetkilisi, İsrail’in bugün düzenlediği saldırının Güney Lübnan’ı ülkenin geri kalanına bağlayan son köprüyü hedef aldığını ve köprünün onarılamayacak şekilde yıkıldığını söyledi.
Öte yandan, iki gün önce Washington’da Lübnan ve İsrail büyükelçilerinin ABD Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya gelerek ateşkes ilanı ve müzakerelerin ne zaman başlayacağı konusunu, ABD arabuluculuğunda ele aldığı bildirildi.
Lübnan Cumhurbaşkanı, 9 Mart’ta tüm İsrail saldırılarının durdurulmasını içeren tam bir ateşkes, orduya destek sağlanması, güvenlik bölgelerinde ordunun kontrolü ele alması ve silahların toplanması ile İsrail’le müzakerelere başlanmasını öngören bir girişim başlatmıştı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise görüşmelerin, Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve iki komşu ülke arasında barışçıl ilişkilerin kurulması konularına odaklanacağını belirtti.
Sudan Başbakanı: Berlin Konferansı'nın sonuçlarıyla ilgilenmiyoruzhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5262972-sudan-ba%C5%9Fbakan%C4%B1-berlin-konferans%C4%B1n%C4%B1n-sonu%C3%A7lar%C4%B1yla-ilgilenmiyoruz
Sudan Başbakanı: Berlin Konferansı'nın sonuçlarıyla ilgilenmiyoruz
Sudan Başbakanı Kamil Idris dün Hartum'da düzenlediği basın toplantısında (Hükümet Medyası)
Sudan Başbakanı Kamil İdris dün yaptığı açıklamada, hükümetinin Sudan'daki insani durumla ilgili uluslararası "Berlin Konferansı"nın sonuçlarıyla ilgilenmediğini ve konferansa katılmak için davet almadıklarını vurguladı.
Başkent Hartum'da düzenlediği basın toplantısında, Sudan hükümetinin konferanstan dışlanmasının organizatörler tarafından yapılan "ciddi bir hata" olduğunu belirten İdris, Avrupa başkentlerinde Sudanlı grupların konferansın tavsiyelerini ve hükümetin dışlanmasını reddettiklerini ifade eden protestolarına dikkat çekti.
"Sudan'daki durumla ilgili bütün gerçekleri açıklığa kavuşturmak için Berlin konferansına katılmaya davet edilmeyi umuyorduk" ifadesini kullandı.
Hükümetinin, Sudan'da adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmayı amaçlayan bölgesel ve uluslararası taraflarla her türlü girişime ve diyaloğa açık olduğunu teyit etti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة