İsrail Genelkurmay Başkanı’ndan İran’a savaş tehdidi

İsrail Genelkurmay Başkanı, Natanz olayının ve Tahran’ın Saviz gemisindeki patlamanın intikamını alma tehdidinin ardından İran’a savaş tehdidinde bulundu

İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi, 26 Ocak 2021'de Tel Aviv'de düzenlediği basın toplantısında konuşurken (AP)
İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi, 26 Ocak 2021'de Tel Aviv'de düzenlediği basın toplantısında konuşurken (AP)
TT

İsrail Genelkurmay Başkanı’ndan İran’a savaş tehdidi

İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi, 26 Ocak 2021'de Tel Aviv'de düzenlediği basın toplantısında konuşurken (AP)
İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi, 26 Ocak 2021'de Tel Aviv'de düzenlediği basın toplantısında konuşurken (AP)

İsrailli komutan, Tahran'ı askeri bir karşılık vermemesi için uyardı. İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi, İran'ın Natanz'daki nükleer tesisinde yaşanan olayın arkasında Mossad'ın rolünün olabileceğine dair birtakım bilgilerin Batı basınına sızdırılmasıyla birlikte dün (Pazar) yaptığı açıklamada, “Bir eğitim tatbikatından gerçek bir askeri harekata dönüşmek için her an tetikte olan gelişmiş saldırı kabiliyetiyle hazır durumdayız” ifadelerini kullandı.
Kochavi açıklamasında, “İsrail ordusunun, Ortadoğu genelindeki operasyonları düşmanın gözünden saklı değil. Yeteneklerimizi izliyorlar ve atacakları adımları buna göre dikkatlice inceliyorlar” dedi. Ardından önümüzdeki ay yapılması planlanan tatbikatlara işaret eden Kochavi, “Bir ay içinde, daha önce hiç yapmadığımız kadar büyük bir eğitim tatbikatı gerçekleştireceğiz. Bu bir savaş ayı olacak. Bu süre zarfında, çeşitli planlar, savaş yöntemleri ve geliştirilen tüm askeri yetenekler hakkında eğitim vereceğiz” şeklinde konuştu. Yüz yılı aşkın bir süredir savaşlarda ölen ve sayıları 23 bin 928’e ulaşan İsrail askerlerini anma töreninde konuşan Kochavi, doğrudan tehdit niteliğindeki, “Bu eğitimi gerçek bir askeri harekata dönüştürmeye hazırız” ifadelerini kullandı.
İran'ın ana uranyum zenginleştirme tesislerinin saldırıya uğradığı doğrulanmadan önce bir kaza geçirdiğine ilişkin haberlerin yayınlanmasından sadece birkaç saat sonra bu açıklamalarda bulunan Kochavi, böylece geçtiğimiz hafta İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) ait ticaret gemisi Saviz’de Cibuti açıklarında yaşanan patlamanın ardından İran'ın İsrail'e yönelttiği suçlama ve tehditlere yanıt verdi.
Kohavi askerlerine şunları söyledi: “İsrail ordusundaki asker ve subayların gerçekleştirdiği karmaşık ve akıllı askeri operasyonlar sayesinde geçen yıl, İsrail Devleti ve vatandaşlarının tanık olduğu en güvenli yıllardan biri oldu. İsrail Devleti'nin güvenliğini sağlamak için büyük bir güç ve sağlam fikirlerle sorumlu bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz.
Yedioth Ahronoth gazetesinin internet sitesi Ynet’de askeri konular analisti Ron Ben-Yishai, dün sabah, Natanz nükleer tesisindeki elektrik kesintisi ile İsrail arasında herhangi bir bağlantı olup olmadığının şuan net olmadığını yazdı. Ancak elektrik kesintisinin, İran'ın buraya yerleştirdiği büyük miktarlarda uranyum zenginleştiren eski cihazların yanı sıra modern santrifüjlerin de çalışmasını engellediğinin açık olduğunu da ekledi. Ben-Yishai, İranlıların Natanz nükleer tesisindeki elektrik kesintisini onarmakta başarılı olup olamadıklarının ve arızanın yeni santrifüjlere zarar verip vermediğinin henüz belli olmadığını kaydetti. İran’ın tesisteki arızayı duyurmasının iki nedenden kaynaklanmış olabileceği düşünülüyor. Birincisi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerinin tesiste bulunması ve elektrik kesintilerini uzun süre onlardan saklayamaması, ikincisi ise resmi sözcü tarafından yapılan açıklamayla İsrail’i kışkırtmayı ve İsrail'in olanlarla bir ilgisi olup olmadığını görmeyi amaçlıyor olması.
Ben-Yishai değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“İranlılar son zamanlarda İsraillilerin gevezeliklerinin ve İsrailli yetkililerin gizli operasyonları gösterme eğiliminin arttığını fark ettikler. Bu nedenle artık kendi topraklarında olup bitenleri anlamak için İsrail’de söylenenleri inceleyeceklerdir.”
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin İran'ın uranyumu mevcut cihazlardan çok daha hızlı zenginleştiren üç tip santrifüjü test ettiğine ilişkin açıklamalarını da değerlendiren Ben-Yishai, “İran'ın nükleer silahlanmanın eşiğinde bir devlet olmak isteğini vurguladığı” yorumunda bulundu. Ben-Yishai’ye göre İsrailliler, İranlıların hedeflerine ulaşmasından ve daha sonra çok geç olmasından korkuyorlar. Ben-Yishai, “Yeni bir nükleer anlaşma olsun ya da olmasın, İran, bunun Ortadoğu ve tüm dünya için ifade ettikleriyle bir nükleer yeteneğe sahip olacaktır. Basit bir ifadeyle İsrail, İran'ın nükleer silah edindikten sonra dünyanın uğraşmaktan korktuğu Kuzey Kore’nin yolunu izlemesinden çekiniyor. Bu nedenle, Natanz'daki elektrik şebekesinin arızalanmasının nedeni büyük olasılıkla bir kazadan değil, ABD ile yaptırımların kaldırılmasına yönelik müzakerelerin ardından hızlanan nükleer yarışını kesintiye uğratmayı amaçlayan bir sabotaj eyleminden kaynaklanıyor olabilir” ifadelerini kullandı.
Haaretz gazetesinin askeri analisti Amos Harel ise yaklaşık on yıl önce tesisin bilgisayarlarına ‘Stuxnet’ adlı bir virüsün sızdırılması ve geçtiğimiz Temmuz ayında tesisin bombalanması da dahil olmak üzere geçmişte Natanz nükleer tesisinde meydana gelen olaylara işaret ederek, “Bunlar, dün gece yaşanan aksaklığın İsrail’in siber saldırısından kaynaklanmış olabileceğini düşünmemizi sağlayan örneklerdir” yorumunda bulundu.
Başbakan Binyamin Netanyahu'nun karşı karşıya olduğu siyasi çıkmazı İran'a karşı bir güvenlik gerilimi başlatarak çözmeye çalıştığını göz ardı etmediğini söyleyen Harel, “İsrail'e atfedilen saldırılar hassas bir siyasi dönemde gerçekleşiyor. Güvenlik gerilimi, halen Netanyahu'nun önerdiği sağcı hükümete katılmaktan çekinen sağ eğilimli partilerin liderlerinden Naftali Bennett ve Bezalel Smotrich'in daha fazla direnmelerine son verebilir” yazdı.
Öte yandan Şarku'l Avsat'ın elde ettiği bilgiye göre İsrail resmi televizyon kanalı KAN 11, Cumartesi günü, İsrail'in İran gemisi Saviz'in Kızıldeniz'de hedef alınmasından ve Tahran'ın karşılık vermekle tehdit etmesinden sonra İran'la bir deniz çatışmasının fitilini ateşlemeye hazırlandığını bildirdi.



Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
TT

Sırbistan’ı sallayan Trump oteli davası başladı: Hepimiz için bir sınav

Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)
Bombalanan eski Yugoslav Halk Ordusu karargahının yer aldığı anıt bölgesinde inşa edilmesi planlanan otel, ülkede büyük tartışma yaratmıştı (AFP)

Sırbistan'da, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın otel projesiyle ilgili dava başladı. 

Sırbistan Kültür Bakanı Nikola Selakovic, Kültür Bakanlığı Sekreteri Slavica Jelaca, Sırp Kültür Anıtları Koruma Enstitüsü Başkan Vekili Goran Vasic ve Belgrad Kültür Enstitüsü Müdür Vekili Aleksandar Ivanovic, çarşamba günü mahkemeye çıktı. 

4 yetkili de görevi kötüye kullanma ve belgede sahtecilikle suçlanıyor. 

Selakovic'in avukatı Vladimir Djukanovic, müvekkilinin otel projesinden kişisel kazanç elde etmediğini ve suçlamaların asılsız olduğunu savundu: 

Zarar gören tek taraf Sırbistan Cumhuriyeti oldu, ABD'yle ilişkilerimizi iyileştirebilecek kazançlı bir anlaşma yok edildi.

BBC'nin aktardığına göre sanıklar, suçlu bulunmaları halinde üçer yıl hapis cezası alabilir. Diğer yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, böyle bir karar verilmesi durumunda yetkililer hakkında af çıkaracağını söylemişti.

Protestocular, mahkeme binasının önünde toplanarak "Hırsızlar!" sloganlarıyla otel projesinde yer alan yetkililere tepki gösterdi. 

Eylemcilerden öğrenci Dimitrije Radojevic, davayı "Hepimiz için bir sınav" diye niteledi.

 Selakovic ve diğer üç sanık, haklarındaki suçlamaları reddetti. Duruşma 15 Nisan'a ertelendi.

Sözkonusu isimler hakkındaki iddianame, Organize Suçlardan Sorumlu Kamu Başsavcılığı'nın internet sitesinde aralıkta yayımlanmıştı. 

Bunun üzerine Kushner'ın firması Affinity Partners hızlıca bir açıklama yayımlayarak Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin iptal edildiğini duyurmuştu.

Lüks otel Trump markasını taşıyacağı için projede Cumhuriyetçi liderin oğulları Eric ve Donald Jr. tarafından yönetilen Trump Organization da yer alıyordu.

Kushner'ın iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı projenin 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı, kültürel koruma statüsüne sahip eski Genelkurmaylık binasının yer aldığı bölgede yapılması öngörülüyordu.

Vucic, bölgenin kültürel koruma statüsünü 2024'te kaldırmıştı. Ayrıca Kushner'ın firması Affinity Partners'la 99 yıllığına kira sözleşmesi imzalanmıştı. Bunun ardından ülkede büyük protestolar patlak vermişti. 

Cumhurbaşkanının liderliğindeki Sırp İlerleme Partisi, çoğunluğu elinde bulundurduğu Parlamento'da geçen yıl kasımda geçirdiği yasayla inşaatın önünü açmıştı. 

Hükümetin bu hamlesine muhalefetten de sert tepkiler gelmişti. Merkez sol Özgür ve Adalet Parti'den parlamenter Marinika Tepić, hükümeti "Donald Trump'ı memnun etmek uğruna ülke tarihini yok etmekle" suçlamıştı.

Independent Türkçe, BBC, Times of Israel


Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
TT

Birleşik Krallık’ta Epstein şoku: Başbakan Starmer’ın günleri sayılı

Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)
Epstein belgeleri nedeniyle yoğun baskı altındaki Keir Starmer'ın bir sonraki adımı merakla bekleniyor (AFP)

Birleşik Krallık'ın (BK) eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson'ın Jeffrey Epstein'le bağlantıları, İşçi Partisi'ni sarsmaya devam ediyor.  

Başbakan Keir Starmer'ın, Parlamento'da dün düzenlenen oturumda Mandelson'ı büyükelçi olarak atamadan önce siyasetçinin Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olduğunu söylemesi şok etkisi yarattı. 

İşçi Partisi lideri Starmer, Mandelson hakkında "Büyükelçi olarak atanmasından önce ve görev süresi boyunca Epstein'le ilişkisi sorulduğunda ekibime defalarca yalan söyledi" dedi.

Mandelson'ı büyükelçi olarak atadığı için pişmanlık duyduğunu dile getiren Starmer, "O zaman bugün bildiklerimi bilseydim, hükümetin yakınından bile geçemezdi" dedi.

"Her şey bitti"

Guardian'ın analizinde, Epstein'le ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen Mandelson'ı büyükelçi olarak ataması nedeniyle Starmer'ın koltuğunu kaybedebileceği yazılıyor. 

Eskiden Starmer'a yakın olan fakat adının paylaşılmamasını isteyen bir parlamenter, oturuma dair "Atmosferin değiştiğini hissedebiliyordunuz, ortam kararmaya başlamıştı" diyor. 

Başka bir parlamenter de "Bu savunulamaz bir şey. Peter'ın Epstein'le ilişkisini bilmelerine rağmen yine de onu göreve getirdiler" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: 

Keir bunu itiraf ettiği anda her şey bitti.

Eski bir bakan da "Yeni bir başlangıç yapmanın zamanı geldi, ne kadar erken olursa o kadar iyi" diyerek, Starmer'ın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguluyor. 

Starmer, Mandelson'ı atarken, Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerindeki görevinin yanı sıra 2004-2008'de Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi olmasının, Donald Trump yönetimiyle ilişkileri yürütmek için onu ideal bir isim kıldığını savunmuştu. 

BBC'nin Newsnight programına katılan İşçi Partili Barry Gardiner, Starmer'ın istifa ihtimaline dair şunları söyledi: 

Bence ülkenin çıkarları için neyin en iyi olduğunu detaylıca düşünmesi gerek.

2020'deki İşçi Partisi liderlik yarışında Starmer'a rakip olan Rebecca Long-Bailey de Mandelson'ın atanmasının "felaket bir karar" olduğunu söyleyerek, başbakanın "yanıtlaması gereken büyük sorularla" karşı karşıya kaldığını ekledi.

Mandelson'ın Epstein'le bağlantıları

ABD'de yürütülen Epstein davasıyla ilgili 9 Eylül'de ortaya çıkan yazışmalarda, Mandelson'ın Epstein'e gönderdiği doğum günü mesajında, iş insanından "En iyi dostum" diye bahsettiği görülmüştü. Bunun ardından Starmer'ın talimatıyla, 10 Şubat 2025'te başladığı büyükelçilik görevinden 11 Eylül 2025'te alınmıştı. 

Geçen hafta yayımlanan belgelerde, 72 yaşındaki siyasetçinin Epstein'den 75 bin dolar civarında ödeme aldığı ortaya çıkmıştı. Ayrıca Epstein'in, Mandelson'ın eşinin osteopati eğitimi için yaklaşık 10 bin sterlin (yaklaşık 592 bin TL) ödeme yaptığı da görülmüştü. 

Mandelson ise bu paraları aldığını hatırlamadığını savunmuş, belgelerin gerçekliğinin araştıracağını söylemişti. 

Mandelson geçen hafta İşçi Partisi'nden, 3 Şubat'ta da Lordlar Kamarası'ndan istifa etmişti. 

frgthy
Son dava belgelerinde Epstein'le Mandelson'un birlikte görüldüğü kareler de paylaşıldı (ABD Temsilciler Meclisi)

Kamu görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Mandelson'ın, ekonomik olarak zor durumdaki Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere destek sağlamak amacıyla planlanan 500 milyar euroluk kurtarma fonuna ilişkin bazı bilgileri Epstein'e sızdırdığı da yeni belgelerdeki iddialar arasında. 

Buna ek olarak Mandelson'ın 2008-2009 finansal krizi sırasında Londra yönetiminin para politikalarına dair hassas bilgileri Epstein'le paylaştığı da savunuluyor. 

Epstein hakkında reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 2005'te soruşturma başlatılmıştı. İş insanı, 2008'de mahkemeyle yaptığı anlaşma kapsamında "fuhuşa teşvik" suçunu kabul etmiş, karşılığında 18 aylığına açık cezaevine gönderilmişti. Haftada 6 gün, günde 12 saat ofisine gitmek için izin alan Epstein, 13 ay sonra şartlı tahliyeyle serbest bırakılmıştı. 

"Mandelson ülkemize ihanet etti"

Mandelson ve Epstein arasındaki yazışmaların bu döneme denk gelmesi ve Britanyalı siyasetçinin, hapse girip çıktıktan sonra da iş insanıyla ilişkisini sürdürmesi dikkat çekiyor. 

Başbakan Starmer, Mandelson'ın Epstein'le ilişkisinin detaylarının ve iş insanıyla hassas bilgileri paylaşmasının "son derece öfkelendirici" olduğunu belirterek şunları söyledi: 

Mandelson ülkemize, parlamentomuza ve partime ihanet etti.

Starmer, Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması öncesinde yapılan güvenlik soruşturması hakkındaki belgelerin en kısa zamanda yayımlanacağını taahhüt ederken, dokümanlarda ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek unsurların kapsam dışında tutulacağını söyledi. 

Independent Türkçe, BBC, Guardian, CNN, Reuters


Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
TT

Trump'tan göçmenlik politikasında geri adım

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota'daki göçmenlik karşıtı sert politikasında yönetiminin "biraz daha yumuşak bir yaklaşım benimseyebileceğini" kabul etti (Saul Loeb/AFP)

Geçen ay Minneapolis sokaklarında federal ajanların iki ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, göçmenlik konusundaki sert önlemlerinde "biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebileceğini" itiraf etti.

Çarşamba günü yayımlanan, Trump'ın Super Bowl öncesinde NBC News'ten Tom Llamas'a verdiği röportajdan bir kesitte başkan, İç Güvenlik Bakanlığı'nın ülke genelinde protestolara yol açan Minnesota'daki geniş kapsamlı göçmenlik operasyonuna değindi.

Minneapolis'ten ne ders çıkardığı sorulunca Trump, "Belki biraz daha yumuşak bir yaklaşım sergileyebiliriz diye düşündüm. Ama yine de sert olmak zorundayız. Gerçekten tehlikeli suçlularla uğraşıyoruz" dedi.

Trump yönetimi Minnesota'da "kötülerin en kötüsü"nün peşinde olduğunu iddia ederken, üç çocuk annesi Renee Good ve yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti, operasyonda öldürülmüştü.

37 yaşındaki Good, 7 Ocak'ta arabasının direksiyonunda Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanı Jonathan Ross tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.

Yine 37 yaşındaki Pretti ise 24 Ocak'ta Sınır Devriyesi ajanlarıyla girdiği arbede sırasında açılan ateş sonucu ölmüştü.

Trump yönetimi her iki olayı da meşru müdafaa olarak nitelendirdi ancak bu gerekçe sorgulanıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı'na göre Minnesota'daki federal ajanlar son haftalarda binlerce kişiyi gözaltına aldı.

Minnesota Star Tribune'un yakın tarihli bir haberine göre, Minnesota'daki bir federal binada tutulanlar, yiyecek ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma da dahil insanlık dışı koşulları anlattı.

Minnesota'daki karışıklık ortamında, Trump'ın sınır sorumlusu Tom Homan çarşamba günü erken saatlerde 700 federal ajanın Minnesota'dan çekileceğini ve eyalette yaklaşık 2 bin görevlinin kalacağını duyurdu.

Homan, "çekilmenin kamu güvenliği tehditlerinin topluma geri salınmasını önlemek için ilçe hapishaneleri ve ICE arasında yasal bir şekilde koordinasyonu artırma" konusunda eyalet ve yerel yetkililerle yapılan "verimli görüşmelerin" sonucu olduğunu söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz, X'te Homan'ın duyurusunun "doğru yönde bir adım olduğunu ancak güçlerin daha hızlı ve daha fazla çekilmesine ihtiyaç duyulduğunu" yazdı. Walz ayrıca Good ve Pretti'nin öldürülmesiyle ilgili eyalet öncülüğünde soruşturulma çağrısında bulundu.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kalan 2 bin ajanı gerekçe göstererek, çekilmenin "gerilimi azaltma anlamına gelmediğini" savundu. İç Güvenlik Bakanlığı'nın Minnesota'daki operasyonunun "sakinlerle işletmeler için felaket olduğunu ve derhal sona ermesi gerektiğini" söyledi.

Independent Türkçe