Koronavirüs kanser hastalarının iyileşmesine yardımcı olabilir mi?

Washington’daki bir hastanede kanser tedavisi gören bir hasta (Reuters-Arşiv)
Washington’daki bir hastanede kanser tedavisi gören bir hasta (Reuters-Arşiv)
TT

Koronavirüs kanser hastalarının iyileşmesine yardımcı olabilir mi?

Washington’daki bir hastanede kanser tedavisi gören bir hasta (Reuters-Arşiv)
Washington’daki bir hastanede kanser tedavisi gören bir hasta (Reuters-Arşiv)

Bazı araştırmacılar, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) kanser hastalarının kötü huylu bu hastalıktan kurtulmasına yardımcı olabileceğini öne sürdü.
Daily Mail gazetesine göre, İngiltere’de Hodgkin lenfoma adı verilen bir tür lenfoma teşhisi konulan 61 yaşındaki bir adam koronavirüse yakalandı ve kendisindeki zatürrenin ilerlemesinin ardından hastaneye kaldırıldı.
Nefes almasına yardımcı olmak için birkaç gün oksijen verilen İngiliz, tamamen iyileşerek eve dönmeden önce 11 gün hastanede kaldı.
Birkaç hafta sonra, kanseri kontrol etmek için yapılan CT taramasında kanserli hücrelerin vücudundan yok olduğunu gören doktorlar şaşırdı.
Doktorlarının ulaştığı sonuç şaşırtıcı ve alışılmadık.
Kovid-19, bağışıklık sistemini sadece virüsten kurtulmaya değil, aynı zamanda kötü huylu hücrelere saldırıp yok etmeye yetecek kadar harekete geçirerek, kanserini yok etmeye yardımcı olmuştu.
Royal Cornwall Hastanesi’nde söz konusu kişiyi tedavi eden doktorlardan Sarah Challoner, “Kovid-19’un anti-tümör bağışıklık tepkisini tetiklediğini düşünüyoruz. Bağışıklık sisteminin koronavirüsten kurtulmak için büyük ölçekte başlattığı T hücreleri adı verilen enfeksiyonla savaşan hücrelerin, vücutta yabancı hücreler olduklarını fark ettikleri için kanser hücrelerine de saldırdıkları sonucuna vardık” dedi.
Dünyanın gördüğü en tehlikeli virüslerden birinin bazı hayatları kurtarabileceği fikri birçok kişiye mantıksız geliyor.
Şu ana kadar buna benzer 2 örnek daha yaşandı.
Geçtiğimiz Ağustos ayında İtalya’daki Cremona Hastanesi’ndeki doktorlar, lenfoma olan 20 yaşındaki bir erkeğin aynı olayı yaşadığını bildirdi.
Söz konusu İtalyan, aylarca tedavi görmesine rağmen, hastalığı birkaç kez nüksetti ve kemoterapi veya radyasyon tedavisine yanıt vermedi.
Ancak koronavirüse yakalanan adam, vücudu virüsle savaşmaya çalışırken beş günlük yorgunluk, ateş ve öksürük yaşadı. Birkaç hafta sonra yapılan taramalarda kanserin vücudundan gittiği görüldü.
İtalya Milano’daki Humanitas Araştırma Hastanesi’nde ise, yine buna benzer üçüncü bir vaka kaydedildi. Kovid-19'a yakalanan 61 yaşındaki bir erkekte tüm lenfoma belirtileri hızla kayboldu.
Birçok sağlık uzmanı, kanser hastalarını kötü huylu hastalığı tedavi etme umuduyla kasıtlı olarak koronavirüse yakalanma konusunda uyardı.
İyileştirmelerin nadir ve bireysel olabileceğine dikkat çeken uzmanlar, kanser hastalarının koronavirüse yakalanmaları halinde hayatlarını kaybetme riski olduğunu vurguladı.



Çılgın Aptal Aşk'ın yönetmenleri çok eğlendikleri için endişelenmiş

Fotoğraf: Warner Bros.
Fotoğraf: Warner Bros.
TT

Çılgın Aptal Aşk'ın yönetmenleri çok eğlendikleri için endişelenmiş

Fotoğraf: Warner Bros.
Fotoğraf: Warner Bros.

Çılgın Aptal Aşk'ın (Crazy, Stupid, Love) yönetmenleri John Requa ve Glen Ficarra, oyuncularla çekim ekibinin sette fazla eğlenmesi nedeniyle filmin kötü çıkmasından endişelendiklerini Kevin Bacon'a söylediklerini anlattı.

2011 yapımı sevilen romantik komedide, eşinden yeni ayrılmış orta yaşlı Cal rolünde Steve Carell ve onu kanatlarının altına alıp flört dünyasında başarılı olmanın yollarını öğreten karizmatik bekar rolünde Ryan Gosling yer alıyordu.

Filmde ayrıca Emma Stone, Julianne Moore ve Bacon da rol almıştı. Bacon'ın hayat verdiği karakterin Moore'un canlandırdığı Emily'yle ilişkisi, Emily'nin Cal'den boşanma isteğini tetiklemişti.

Geçen ay filmin 15. yıldönümünü kutlayan Requa ve Ficarra, People'a verdikleri yeni röportajda yapımın son sahnelerinden birinin çekiminden güzel anılarını anlattı.

Requa, "Filmin sonundaki o arka bahçe sahnesini çekiyorduk ve çekim 5 gün sürdü. Yani kameranın kurulmasını beklerken çok zaman geçirdik. Ve Kevin Bacon'la konuşuyorduk. Ona, 'Kevin, çok eğleniyoruz diye endişeleniyoruz' dedim. Çünkü sette eğlenirseniz filmin iyi çıkmayacağı, çekimler kötü geçerse de ortaya harika bir film çıkacağı hep söylenir" diye anlattı.

defrthyju
Ryan Gosling, Çılgın Aptal Aşk'ta Steve Carell'le birlikte rol aldı (Netflix)

Ortak yönetmen, 68 yaşındaki Footloose yıldızının "Hayır, doğru değil. Buna inanmayın" sözleriyle endişelerini giderdiğini anımsadı.

Requa şöyle anlattı:

Bu bizi rahatlattı çünkü çok eğleniyorduk. Herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyordu, bol bol doğaçlama yapıyor ve şakalaşıyorduk.

Rahat ortam, filmin süresini iki saatin altında tutmak için nihayetinde kesilen birçok deneysel çekime yol açtı.

Ficarra, Önce sahneleri senaryoda yazıldığı şekliyle çeker, ardından oyuncularla birlikte farklı şeyler denerdik. Bu yüzden filme girmeyen birçok doğaçlama sahnemiz oldu" diye ekledi.

Ama bence en iyilerini koruduk.

2011'de vizyona giren Çılgın Aptal Aşk, 50 milyon dolarlık bütçesine karşılık dünya çapında 145,1 milyon dolar hasılat elde ederek gişe başarısı yakalamıştı. Film ayrıca Gosling ve Stone'un romantik yapımların başrol oyuncuları olarak sektördeki yerlerini sağlamlaştırmalarına katkı sunmuştu.

Yapım şirketi Carousel Productions aracılığıyla yapımcılığını üstlenen Carell, 15. yıldönümünden önce filmin adına başlangıçta ikna olmadığını itiraf etmişti.

Carell, martta Entertainment Tonight'a verdiği röportajda, "Adını hiç sevmedim" demişti.

Artık seviyorum ama [senaryo yazarı] Dan Fogelman yazdığında, senaryoya bir ad vermemişti. Ona hiçbir isim koymamıştı. Adı 'İsimsiz Dan Fogelman Projesi'ydi.

The Office yıldızı, Warner Bros.'un son sözü söylemesinden önce "herkesin adın ne olması gerektiği konusunda bir fikri olduğunu" paylaştı.

Sonunda Warner Brothers, 'Adını Çılgın Aptal Aşk koyacağız' dedi, ben de 'Eh, tamam' dedim. Ama eğer film iyiyse ve insanlar beğenirse, adını da beğeneceklerinden eminim. İsmi ne olursa olsun.

Independent Türkçe


Bir hafta meditasyon yapmanın beyne etkisi belirlendi

Araştırmacılar, katılımcıların beyinlerini inzivadan önce ve sonra MR taramalarıyla inceledi (AFP)
Araştırmacılar, katılımcıların beyinlerini inzivadan önce ve sonra MR taramalarıyla inceledi (AFP)
TT

Bir hafta meditasyon yapmanın beyne etkisi belirlendi

Araştırmacılar, katılımcıların beyinlerini inzivadan önce ve sonra MR taramalarıyla inceledi (AFP)
Araştırmacılar, katılımcıların beyinlerini inzivadan önce ve sonra MR taramalarıyla inceledi (AFP)

Yeni bir araştırma, yalnızca 7 günlük yoğun meditasyonun, yeni beyin bağlantılarının oluşması da dahil, bedensel rahatlamanın çok ötesine geçen değişikliklere yol açabileceğini gösteriyor.

Dünya genelindeki kültürler, sağlık ve refahı iyileştirmek için binlerce yıldır farklı meditasyon biçimleri uyguluyor. Ancak bu uygulamaların beyindeki kesin etkisi belirsizliğini koruyor.

Araştırmacılar, kısa süreli ve yoğun bir program kapsamında uygulanan zihin-beden pratiklerinin biyolojik etkilerini inceleyen ilk kapsamlı araştırmayı gerçekleştirdi. Communications Biology adlı akademik dergide yayımlanan çalışmanın yazarı Hemal Patel, "Yıllardır meditasyon gibi uygulamaların sağlığı etkileyebileceğini biliyoruz ancak çarpıcı olan, birden fazla zihin-beden uygulamasını tek bir inzivada birleştirmenin, doğrudan beyin ve kan üzerinden ölçebildiğimiz çok sayıda biyolojik sistemde değişiklik yaratması" dedi.

Bu sadece stres atma veya rahatlamayla ilgili değil. Bu, beynin gerçeklikle nasıl etkileşim kurduğunu temelden değiştirmek ve bu değişiklikleri biyolojik olarak ölçmekle ilgili.

Bu küçük çaplı çalışmada, günlük dersler, yaklaşık 33 saatlik rehberli meditasyon ve ilgili diğer uygulamaları içeren 7 günlük yatılı bir programa katılan 20 sağlıklı yetişkin yer aldı.

Araştırmacılar, katılımcıların beyinlerini inzivadan önce ve sonra MRI taramaları kullanarak inceledi. Taramalar, beyin aktivitesiyle ilişkili kan akışındaki değişiklikleri tespit edebiliyor ve araştırmacıların hangi alanların ve ağların daha aktif veya daha pasif olduğunu gözlemlemelerini sağlıyor.

Araştırmacılar ayrıca metabolizma, bağışıklık aktivitesi, moleküler sinyalizasyon ve diğer biyolojik süreçlerle ilgili değişiklikleri değerlendirmek için çalışmaya katılanlardan kan örnekleri topladı.

Meditasyon sırasında, zihindeki kesintisiz düşünce akışıyla bağlantılı beyin bölgelerindeki aktivitenin azaldığı görüldü. Araştırmacılar, bunun beynin daha verimli çalıştığının bir işareti olabileceğini belirtti.

Laboratuvarda yetiştirilen nöronlar, inziva sonrasında katılımcılardan alınan kan plazmasına maruz bırakıldığında daha uzun uzantılar geliştirip daha fazla bağlantı oluşturdu. Bu da beynin meditasyon yoluyla daha uyum sağlayabilir hale gelebileceğini gösteriyor.

Katılımcılardan inziva sonrasında alınan plazmaya maruz bırakılan hücrelerin metabolizmasında da artış görüldü.

Bilim insanları katılımcıların kan örneklerinde inzivadan sonra daha fazla iltihap ve iltihap önleyici sinyal buldu. Bu da bağışıklık sistemlerinin karmaşık bir adaptif yanıt verdiğini gösteriyor.

Tarama sonuçları, meditasyonun psikedelik deneyimlerle ilişkilendirilen bazı beyin değişikliklerine benzer etkiler yaratabileceğine işaret etti.

Dr. Patel, "Normalde psilosibin gerektiren aynı mistik deneyimlerin ve sinirsel bağlantı örüntülerinin, artık yalnızca meditasyon yoluyla ortaya çıkabildiğini görüyoruz" dedi.

Psilosibin, "sihirli mantarlar" diye adlandırılan mantarlarda bulunan psikoaktif bir bileşik.

Bu bulgu, meditasyon ve psikedelik ilaçların aynı etkileri ürettiği anlamına gelmese de çalışma, iki çok farklı deneyimin örtüşen beyin süreçlerini harekete geçirebileceğini gösteriyor.

Bilim insanları, gözlemlenen biyolojik değişikliklerin anlamlı tedavi faydalarına dönüşüp dönüşmediğini belirlemek için daha fazla kontrollü klinik çalışma yapılmasını umuyor.

Independent Türkçe


Yıldızların daha önce hiç görülmemiş bir şekilde ölebileceği keşfedildi

Bu görüntü, 21 Mart 2026'da Einstein Sondası tarafından tespit edilen SN 2026gzf süpernovasının kaynak yıldızının çevresindeki alanı gösteriyor. Süpernova kaynak yıldızı, görüntünün merkezinde yer alan galaksi içinde parlak mavi bir nokta olarak görülüyor (CTIO/NOIRLab/DOE/NSF/AURA Görüntüsü)
Bu görüntü, 21 Mart 2026'da Einstein Sondası tarafından tespit edilen SN 2026gzf süpernovasının kaynak yıldızının çevresindeki alanı gösteriyor. Süpernova kaynak yıldızı, görüntünün merkezinde yer alan galaksi içinde parlak mavi bir nokta olarak görülüyor (CTIO/NOIRLab/DOE/NSF/AURA Görüntüsü)
TT

Yıldızların daha önce hiç görülmemiş bir şekilde ölebileceği keşfedildi

Bu görüntü, 21 Mart 2026'da Einstein Sondası tarafından tespit edilen SN 2026gzf süpernovasının kaynak yıldızının çevresindeki alanı gösteriyor. Süpernova kaynak yıldızı, görüntünün merkezinde yer alan galaksi içinde parlak mavi bir nokta olarak görülüyor (CTIO/NOIRLab/DOE/NSF/AURA Görüntüsü)
Bu görüntü, 21 Mart 2026'da Einstein Sondası tarafından tespit edilen SN 2026gzf süpernovasının kaynak yıldızının çevresindeki alanı gösteriyor. Süpernova kaynak yıldızı, görüntünün merkezinde yer alan galaksi içinde parlak mavi bir nokta olarak görülüyor (CTIO/NOIRLab/DOE/NSF/AURA Görüntüsü)

Gökbilimciler, bir yıldızın ölümünü daha önce hiç görülmemiş bir şekilde izledi ve bu gözlem, yıldızların ölmesinin yeni bir yolu olabileceğine işaret ediyor.

Einstein Sondası adlı bir uzay teleskobu geçen sene, yaklaşık 500 milyon ışık yılı uzaklıktaki bir galaksiden gelen hızlı bir X-ışını parlamasını tespit etti. EP260321a adı verilen bu parlamanın kaynağını gözlemlemek için bilim dünyası hemen harekete geçti.

Bu gözlemler sırasında iki araştırma ekibi de birbirinden bağımsız olarak ilk X-ışını parlamasının bir "şok çıkışı" olduğunu belirledi. Bu olay, patlayan bir yıldızdan gelen şok dalgasının yıldızın yüzeyinden dışarı fırlayarak bir süpernovanın ilk ışığını yaymasıyla gerçekleşiyor. Bu tür şok çıkışlarının her süpernova patlamasında meydana geldiği düşünülüyor. Ancak yalnızca birkaç saniye sürebildikleri için gözlemlenmeleri son derece zor ve bilim insanları daha önce bunlardan sadece birini doğrulayabilmişti.

Araştırmacılar olayı daha ayrıntılı inceleyince, patlamanın bilinen bir süpernova türü olduğunu saptadı. Ancak alışılmadık bir durum vardı: Patlamanın kendisi zayıf olmadığı halde şok çıkışı, bu süpernova türünde şimdiye kadar gözlemlenenlerin en sönüğüydü. Üstelik daha önceki benzer örneklerin aksine bir gama ışını patlaması da üretmemişti.

Carnegie Mellon Üniversitesi'nden McWilliams Bursiyeri gökbilimci Brendan O'Connor, "SN 2026gzf [sözkonusu süpernova], daha önce gama ışını patlamalarıyla ilişkilendirilmiş diğer yüksek enerjili süpernovalara olağanüstü derecede benziyor. Ancak en hassas gözlem araçlarıyla farklı dalga boylarında yapılan takip gözlemlerinde, bu tür olaylarda genellikle görülen relativistik jete veya artçı ışımaya ilişkin hiçbir kanıt bulunamadı" diyor. 

Olası bir açıklama, jetin ya yıldızın yüzeyi ya da yıldızı çevreleyen çöküntü çemberi maddesi tarafından 'tıkanması' olabilir.

Araştırmacılar olayı daha iyi anlamak için dünyanın dört bir yanındaki teleskoplardan elde edilen verileri bir araya getirdi. Bu sayede olayın zaman içindeki gelişimini izleyerek bunun, tahmin ettikleri gibi Ic-BL türünde bir süpernova olduğunu doğruladılar.

Diğer ekibi yöneten, Maryland Üniversitesi'nden NASA Einstein Bursiyeri Jillian Rastinejad "Gözlemlerimiz, bu patlamanın üç unsurunun fiziğini incelememize olanak sağladı: X-ışını şok çıkışı, buna eşlik eden süpernova ve süpernovanın, ölmekte olan yıldızın daha önce attığı maddeyle etkileşimi" diyor.

Bu bilgiler sayesinde, yıldızı çevreleyen maddenin yapısını haritalandırarak yıldızın çökmeden önceki şiddetli yaşam döngüsünü anlamayı başardık.

Bu süreci daha iyi anlamaları, araştırmacıların yıldızın hem yaşamını hem de ölümünü benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla kavramasını sağladı. Yıldızın alışılmadık doğası, yıldızların daha önce anlaşılmamış şekillerde ölebileceğine işaret ediyor.

Çalışma, The Astrophysical Journal Letters'ta yayımlanan "Multi-Wavelength View of the First Type Ic-BL Supernova with an Einstein Probe X-ray Shock Breakout" (Einstein Sondası X-ışını Şok Çıkışı'yla İlk Tip Ic-BL Süpernovasının Çok Dalga Boylu Gözlemi) başlıklı yeni bir makalede aktarılıyor.

Independent Türkçe