İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



Çocuk felci benzeri hastalığa yol açabilen virüs Kaliforniya'da yayılıyor

100'den fazla çocuk felci dışı enterovirüs türünden biri olan enterovirüs D68 (EV-D68), Kaliforniya'nın kuzeyinde yayılıyor (AFP)
100'den fazla çocuk felci dışı enterovirüs türünden biri olan enterovirüs D68 (EV-D68), Kaliforniya'nın kuzeyinde yayılıyor (AFP)
TT

Çocuk felci benzeri hastalığa yol açabilen virüs Kaliforniya'da yayılıyor

100'den fazla çocuk felci dışı enterovirüs türünden biri olan enterovirüs D68 (EV-D68), Kaliforniya'nın kuzeyinde yayılıyor (AFP)
100'den fazla çocuk felci dışı enterovirüs türünden biri olan enterovirüs D68 (EV-D68), Kaliforniya'nın kuzeyinde yayılıyor (AFP)

Çocuklarda nadiren çocuk felci benzeri bir hastalığa yol açabilen bir solunum yolu virüsü, Kaliforniya'da giderek yaygınlaşıyor.

SFGate'in, belediye atık sularındaki virüs kalıntılarını izleyen WastewaterSCAN'in verilerine dayanarak aktardığı üzere Palo Alto, Napa, San Francisco'nun güneydoğusu ve San Rafael dahil San Francisco Körfez Bölgesi'nde enterovirüs D68 yoğunluğu yüksek seviyelerde ve artmaya devam ediyor.

100'den fazla çocuk felci dışı enterovirüsten biri olan EV-D68, genellikle yaz sonu ve sonbahar başında yayılıyor. Yaygın semptomları, öksürük, nefes darlığı ve hırıltılı nefes alma gibi soğuk algınlığı belirtilerine benziyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri'ne (CDC) göre, EV-D68'e yakalanan çocuklarda ateşin yanı sıra nefes almada zorluk ya da zatürre gibi daha ciddi semptomlar da görülebiliyor. CDC, virüse daha önce maruz kalarak bağışıklık geliştirmeyen bebeklerin, çocukların ve ergenlerin daha ciddi şekilde etkilenebileceğini belirtiyor.

Bazı nadir durumlarda EV-D68, akut flask miyelite (AFM) de yol açabiliyor. Sık görülmese de tehlikeli bir nörolojik hastalık olan AFM, esasen çocukları etkiliyor. AFM belirtileri, EV-D68 enfeksiyonundan birkaç hafta sonra ortaya çıkmaya başlıyor.

AFM belirtileri arasında kol veya bacaklarda güçsüzlük; kas tonusu ve refleks kaybı; boyun, sırt, kol veya bacaklarda ağrı; yutarken zorlanma veya konuşma bozukluğu; gözleri hareket ettirmede zorluk ve yüzde sarkma veya zayıflık yer alıyor.

Kaliforniya Üniversitesi San Francisco'dan bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dr. Monica Gandhi, SFGate'e yaptığı açıklamada, EV-D68 enfeksiyonu halinde ağır hastalık geçirme riski en yüksek grupların yaşlılar, küçük çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler olduğunu söyledi.

Gandhi, çoğu solunum yolu hastalığının sağlıklı bireylerde hafif seyretmesine rağmen, "belirli risk gruplarında ağır" geçebileceğini vurguladı.

EV-D68'nin aşısı yok ancak insanlar ellerini sık sık yıkayarak ve hasta kişilerle temastan kaçınarak kendilerini virüsten koruyabilir. Habere göre EV-D68 vakalarındaki artış sürerken, Körfez Bölgesi sakinlerine bu sonbaharda güncellenmiş grip ve Kovid-19 aşılarını olma çağrısı da yapılıyor.

Vakalardaki artış, San Francisco Halk Sağlığı Departmanı'nın 1 Ekim'de sezonun grip kaynaklı ilk ölümünü duyurmasının ardından meydana geldi.

San Francisco Sağlık Sorumlusu Dr. Susan Philip, duyuruda, "Bu üzücü haber, grip ve Kovid gibi solunum yolu virüslerinin, özellikle hastalanma riski yüksek kişiler açısından çok ciddiye alınması gerektiğini bize hatırlatıyor" demişti.

Sonbahar etkinlikleri yaklaşırken, halkın sağlıklı kalarak yapmak istedikleri tüm eğlenceli ve keyifli şeyleri yapabilmesini istiyoruz. Aşılar bunu sağlıyor.

Independent Türkçe


MI6 alarma geçti: Alman istihbaratından hangi belgeler sızdı?

August Hanning vatana ihanet niteliğinde casusluk, devlet sırlarını araştırmak, vatana ihanete teşebbüs etmek ve casusluk yapmakla suçlanıyor (AP)
August Hanning vatana ihanet niteliğinde casusluk, devlet sırlarını araştırmak, vatana ihanete teşebbüs etmek ve casusluk yapmakla suçlanıyor (AP)
TT

MI6 alarma geçti: Alman istihbaratından hangi belgeler sızdı?

August Hanning vatana ihanet niteliğinde casusluk, devlet sırlarını araştırmak, vatana ihanete teşebbüs etmek ve casusluk yapmakla suçlanıyor (AP)
August Hanning vatana ihanet niteliğinde casusluk, devlet sırlarını araştırmak, vatana ihanete teşebbüs etmek ve casusluk yapmakla suçlanıyor (AP)

Almanya'nın eski Federal İstihbarat Servisi (BND) Başkanı August Hanning'in casusluk şüphesiyle gözaltına alınması, Birleşik Krallık (BK) istihbaratını da harekete geçirdi.

Telegraph'ın haberinde, BK'nin dış istihbarat teşkilatı MI6'in bilgi sızıntısı riskine karşı kapsamlı inceleme başlattığı belirtiliyor.

1998'den 2005'e kadar BND başkanlığı yapan 80 yaşındaki Hanning, Almanya'nın güneyindeki Bad Tölz-Wolfratshausen'de dün (6 Ekim) gözaltına alındı.

Adı "Manfred D” diye paylaşılan BND'den eski bir üst düzey yetkili de Hanning'le aynı gün ülkenin batısındaki Steinfurt'ta yakalandı.

Federal Başsavcılık, Hanning'in emekli olduktan sonra teşkilattaki eski özel kalem müdürü Manfred D.'den para karşılığı gizli istihbarat raporlarını almayı sürdürdüğünü savunuyor. Açıklamaya göre Manfred D., Hanning'e 2 bine yakın belge satmış.

Eski BND şefinin devlet sırlarını özel danışmanlık hizmetlerinde kullandığı, bazı bilgileri ise yabancı istihbarat servisleriyle paylaşılmış olabileceği öne sürülüyor.  

Savcılığın açıklamasında Hanning'in "yabancı bir istihbarat servisi adına casusluk faaliyeti yürüttüğü yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu" ifade edilirken, sözkonusu ülkenin adı paylaşılmadı.

Öte yandan Der Spiegel'ın haberinde, Hanning'in Azerbaycan istihbaratı için özel bir analiz hazırlattığı iddia edildi.

Telegraph'ın haberinde, Hanning'in faaliyetleri sonucu BK ve ABD istihbaratına ait bilgilerin sızdırılmış olabileceği savunuluyor.

Ayrıca sahada Amerikan veya Britanya istihbaratı adına faaliyet gösteren ajan ya da muhbirlerin kimliklerinin ortaya çıkmasından endişelenildiği aktarılıyor.

ABD ve BK istihbaratının, sözkonusu dönemde Avrupalı müttefiklerle paylaşılan tüm hassas bilgilere ilişkin kurum içi inceleme başlatmış olabileceği yazılıyor.

Eski MI6 görevlisi Matthew Dunn, BK istihbaratının BND'yle paylaşılan tüm bilgileri titizlikle inceleyip riskleri değerlendireceğini söylüyor.

Alman medyasındaki haberlerde, belgeler arasında İran'ın nükleer programı, Rus ordusu ve müttefik istihbarat servislerinin gizli olarak sınıflandırdığı dokümanlarla ilgili son derece hassas raporların yer aldığı ileri sürülüyor.

Washington Post, olayın "Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana BND'de yaşanan en ciddi güvenlik ihlali" olabileceğini yazıyor. New York Times da Hanning hakkındaki iddiaların, "Almanya'yla Çin ve Rusya gibi rakip yabancı güçler arasında gerginliğin tırmandığı" bir dönemde geldiğine dikkat çekerek, bunun "Alman siyasetinde şok etkisi yarattığını" aktarıyor. 

Çocuk kaçırma soruşturmasından gizli belgelere

Hanning'in adı, Hamburglu iş insanı Christina Block'un iki çocuğunun 31 Aralık 2023'te Danimarka'da babalarının yanından kaçırılarak Almanya'ya götürülmesiyle ilgili soruşturmada geçmişti. Alman makamları, Hanning'in yönettiği güvenlik şirketinin çocukların kaçırılmasıyla bağlantılı olduğunu savunurken, eski BND şefi iddiaları reddetmişti.

Eylül 2025'te bu soruşturma kapsamında Hanning'in evi ve işyerleri aranmış, BND'ye ait yaklaşık 2 bin belge ele geçirilmişti. Bunun üzerine Federal Savcılık, casusluk ve vatana ihanet şüphesiyle Hanning hakkında Mayıs 2026'da ayrı bir soruşturma açmıştı. Hanning'in dün gözaltına alınması, bu ayrı soruşturma kapsamında gerçekleşti.

Independent Türkçe, Telegraph, New York Times, Washington Post, Tagesschau


Myanmar'ın cunta liderinin Malezya ziyareti ne anlama geliyor?

Myanmar'da Hlaing'in liderliğinde gerçekleştirilen 2021'deki darbenin ardından en az 3,5 milyon kişi yerinden edildi (Reuters)
Myanmar'da Hlaing'in liderliğinde gerçekleştirilen 2021'deki darbenin ardından en az 3,5 milyon kişi yerinden edildi (Reuters)
TT

Myanmar'ın cunta liderinin Malezya ziyareti ne anlama geliyor?

Myanmar'da Hlaing'in liderliğinde gerçekleştirilen 2021'deki darbenin ardından en az 3,5 milyon kişi yerinden edildi (Reuters)
Myanmar'da Hlaing'in liderliğinde gerçekleştirilen 2021'deki darbenin ardından en az 3,5 milyon kişi yerinden edildi (Reuters)

Myanmar'da cunta lideri Min Ang Hlaing, mültecilerin geri gönderilmesine ilişkin tartışmalar sürerken Malezya'ya resmi ziyarette bulundu.

Myanmar Dışişleri Bakanlığı'ndan bugün yapılan açıklamada, liderin iki ülke arasındaki yatırımı ve ekonomik işbirliğini güçlendirmeyi amaçlayan özel bir iş toplantısına katıldığı belirtildi.

Malezyalı yetkililerin Kuala Lumpur Uluslararası Havalimanı'nda karşıladığı Hlaing'in yarın Malezya Başbakanı Enver İbrahim'le görüşmesi planlanıyor.

2021'de darbeyle yönetimi ele geçiren Genelkurmay Başkanı General Hlaing'in ziyareti, Malezya'nın yaklaşık 1500 Myanmar vatandaşını ülkelerine geri göndermesinden 4 gün sonra gerçekleşti.

Enver İbrahim, temmuzdaki açıklamasında ülkesinde bulunan yaklaşık 5 bin Arakanlı Müslümanın (Rohingya) Myanmar'a gönderileceğini duyurmuştu.

Malezya, Hlaing yönetimiyle özel bir anlaşmaya varıldığını ve mültecilerin can güvenliğinin sağlanacağını savunurken hak örgütleri, iç savaştan kaçanların 2021'den bu yana 100 binden fazla kişinin öldürüldüğü iç savaşın sürdüğü Myanmar'a geri gönderilmesine tepki göstermişti.

Malezya yönetimi ocak ayından bu yana yaklaşık 10 bin Myanmar vatandaşını sınır dışı ederken, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ülkedeki iç savaşın sonlandırılmasına yönelik çağrılarını sürdürüyor.

ASEAN, cunta yönetiminin barış planını uygulamaması nedeniyle Min Aung Hlaing ve diğer Myanmarlı üst düzey yetkilileri 2021'den bu yana liderler zirvelerine davet etmiyor.

Hlaing, darbenin ardından ilk kez düzenlenen genel seçimler sonucunda nisanda ülkenin devlet başkanı olmuştu. Bunun ardından Tayland, Laos, Kamboçya ve Vietnam'ın yanı sıra Çin, Hindistan, Rusya ve Belarus'u ziyaret etmişti. Malezya ziyareti de kendisinin bir ASEAN ülkesine gerçekleştirdiği 5. ziyaret.

Diğer yandan AP ve Reuters'ın analizlerinde, ziyaretin askeri yönetimin uluslararası meşruiyet kazanmasına katkı sağlayabileceğine dikkat çekiliyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan Richard Horsey, mültecileri geri göndermesi için Enver İbrahim üzerindeki baskının arttığına dikkat çekerek, Malezya yönetiminin bu süreçte Myanmar'la işbirliğine ihtiyaç duyduğunu söylüyor.

Min Aung Hlaing'in, Kuala Lumpur'da kırmızı halıyla karşılandığı bu ziyareti uluslararası arenada meşruiyetinin tanınmasına yönelik bir adım olarak sunacağını ifade ediyor.

Independent Türkçe, Reuters, AP