İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



İspanya Başbakanı, Trump ile yaşanan gerginliğe rağmen Dünya Kupası finaline katılacak

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Dünya Kupası finalini ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte izleyecek. (AFP)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Dünya Kupası finalini ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte izleyecek. (AFP)
TT

İspanya Başbakanı, Trump ile yaşanan gerginliğe rağmen Dünya Kupası finaline katılacak

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Dünya Kupası finalini ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte izleyecek. (AFP)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Dünya Kupası finalini ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte izleyecek. (AFP)

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik eleştirilerine rağmen, 2026 Dünya Kupası finalinde İspanya Milli Takımı’na destek vermek üzere pazar günü New Jersey’deki MetLife Stadı’nda hazır bulunacağı bildirildi.

Sanchez’in ofisi bugün AFP’ye yaptığı açıklamada, “Başbakan, pazar günü ABD’de oynanacak 2026 FIFA Dünya Kupası finalini izleyecek. Ardından daha önce planlanan resmi ziyaret kapsamında Cezayir’e geçecek” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün yaptığı açıklamada, İspanya ile Arjantin arasında oynanacak final karşılaşmasına ABD Başkanı Donald Trump’ın da katılacağını doğruladı.

Böylece Sanchez ile Trump, ikili ilişkilerde yaşanan gerilimlerin gölgesinde yeniden aynı organizasyonda bir araya gelecek. Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ise dün yaptığı açıklamada final karşılaşmasını televizyondan takip edeceğini duyurdu.

İspanya Kralı 6. Felipe ile ailesinin de finali tribünden izlemesi bekleniyor.

Sanchez ile Trump arasındaki ilişkiler, yılın başında İspanya Başbakanı’nın ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını eleştirmesiyle belirgin şekilde gerilmişti. Sanchez, Ortadoğu’daki çatışmaları tırmandıran askeri operasyonlara karşı çıkan Batılı liderler arasında öne çıkan isimlerden biri olmuştu.

Trump, geçen hafta Türkiye’de düzenlenen NATO Zirvesi sırasında da İspanyol liderin politikalarını sert sözlerle eleştirmiş, İspanya’yı ‘kaybedilmiş bir vaka’ olarak nitelendirerek ABD’nin ülkeyle ‘her türlü ticari alışverişi’ durduracağını söylemişti.

Trump, özellikle İspanya’nın NATO savunma harcamalarına yeterli katkıyı sağlamadığını ve Endülüs’teki Amerikan askeri üslerinin İran’a yönelik hava saldırılarında kullanılmasına izin vermediğini öne sürüyor.

Gerilimi yumuşatma çabası kapsamında Sanchez ise Ankara’da, Trump’ın sert açıklamalarından saatler sonra ABD ile ilişkilerin ‘son derece olumlu’ olduğunu belirterek, Beyaz Saray’daki mevkidaşıyla samimi ve gayriresmi bir görüşmede futbol, Dünya Kupası ve golf üzerine sohbet ettiklerini söyledi.

İspanya ile Arjantin arasında pazar günü 22.00’de oynanacak Dünya Kupası finalinin ardından Sanchez’in, dört yıl aradan sonra ilk kez Cezayir’e resmi ziyarette bulunması bekleniyor.

Söz konusu ziyaretin, yıllar süren gerginliğin ardından Madrid ile Cezayir arasındaki ilişkilerin normalleşme sürecine katkı sağlaması öngörülüyor.


Hamamböceği Hareketi’nde açlık grevi: Modi halka hesap verecek

Delhi Yüksek Mahkemesi, Wangçuk'un sağlık durumunun düzenli takibi için talimat verdi (Reuters)
Delhi Yüksek Mahkemesi, Wangçuk'un sağlık durumunun düzenli takibi için talimat verdi (Reuters)
TT

Hamamböceği Hareketi’nde açlık grevi: Modi halka hesap verecek

Delhi Yüksek Mahkemesi, Wangçuk'un sağlık durumunun düzenli takibi için talimat verdi (Reuters)
Delhi Yüksek Mahkemesi, Wangçuk'un sağlık durumunun düzenli takibi için talimat verdi (Reuters)

Hindistan'da gençlerin örgütlenmesiyle oluşturulan Hamamböceği Halk Partisi'ne (Cockroach Janta Party/CJP) destek veren aktivist Sonam Wangçuk, zor şartlara rağmen açlık grevini sürdürüyor.  

BBC'nin aktardığına göre 20 gündür açlık grevinde olan Wangçuk, tuz ve su dışında hiçbir şey tüketmiyor.

Yaklaşık 9 kilo kaybeden aktivist, Yeni Delhi'deki eylemcilere gönderdiği mesajda "Dışarıdan zayıf görünsem de içim hâlâ güçlü" dedi.

Açlık grevini sonlandırmasına yönelik çağrıları reddederek, "Benden grevi bitirmemi istemeyin, hükümete neden bizi dinlemediklerini sorun" ifadelerini kullandı.

Wangçuk, CJP'nin Jantar Mantar meydanında geçen ay başlattığı gösterilere destek veriyor. Eylemciler, Hindistan'da yıllardır tartışma konusu olan sınav sorusu sızıntıları nedeniyle Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan'ın istifasını istiyor.

30 yaşındaki Abhijeet Dipke'nin mayısta kurduğu hareket, pazartesi günü başkentte büyük bir yürüyüş planlıyor.

Sıcak dalgası altında eylemini sürdüren Wangçuk, protestoculardan bu yürüyüşe katılmalarını istedi:

Hep birlikte barışçıl şekilde Parlamento'ya yürüyeceğiz ve taleplerimizi sunacağız.

59 yaşındaki iklim aktivisti, yürüyüşten önce yaşamını kaybetmesi halinde "ruhunun eylemcilerle birlikte olacağını" söyledi.

Guardian, Yeni Delhi'de görüşmeye gittiği Wangçuk'un sağlık durumunun her geçen gün kötüleştiğini, bir fizyoterapist gözetiminde protestosuna devam ettiğini aktarıyor.

Haberde, ihtilaflı Keşmir'deki Ladah bölgesinde düzenlediği çevre eylemlerle tanınan aktivistin, CJP'nin Hindistan lideri Narendra Modi'ye karşı yürüttüğü protestoların "kalbine dönüştüğü" yazılıyor.

Ayrıca eylemlerin başından beri Modi hükümetinden kimsenin protestocularla iletişime geçmediğine dikkat çekiliyor.

CJP Sözcüsü Aşutoş Ranka şunları söylüyor:

Neden bizimle konuşmuyorlar Bu ülkenin hizmetkarı olduklarını ve halka karşı hesap vermekle yükümlü olduklarını bilmiyorlar mı?

Wangçuk, Ladah'ta geçen yılki hükümet karşıtı protestoları örgütlediği gerekçesiyle tutuklanmış, 170 gün hapis yattıktan sonra serbest bırakılmıştı.

Aktivistin açlık grevine destek olarak başka protestocular da benzer eylemlere başladı. 27 yaşındaki Atul Yadav, 4 gündür yemek yemediğini söylüyor. Bir protestocu da açlık grevi nedeniyle fenalaşarak hastaneye kaldırılmış.

Independent Türkçe, BBC, Guardian, India Today


İsrail Cumhurbaşkanı Herzog: Suudi Arabistan’la normalleşme tamamlanmalı

Herzog, ocak ayındaki Davos Zirvesi'nde de Suudi Arabistan'la normalleşme görüşmelerinin sürdürülmesini istediğini söylemişti (Reuters)
Herzog, ocak ayındaki Davos Zirvesi'nde de Suudi Arabistan'la normalleşme görüşmelerinin sürdürülmesini istediğini söylemişti (Reuters)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı Herzog: Suudi Arabistan’la normalleşme tamamlanmalı

Herzog, ocak ayındaki Davos Zirvesi'nde de Suudi Arabistan'la normalleşme görüşmelerinin sürdürülmesini istediğini söylemişti (Reuters)
Herzog, ocak ayındaki Davos Zirvesi'nde de Suudi Arabistan'la normalleşme görüşmelerinin sürdürülmesini istediğini söylemişti (Reuters)

İsrail Cumhurbaşkanı İzak Herzog, Suudi Arabistan'la normalleşme sürecini tamamlamak istediklerini söyledi.

Herzog, Suudi Arabistan merkezli El Arabiya kanalına verdiği röportajda, Riyad'la normalleşme görüşmelerine ilişkin şunları söyledi:

Veliaht Prens Muhammed bin Selman'a büyük saygı duyuyorum. İsrail'de en çok istediğimiz şey, ülkeler arasında bir yakınlaşma görmek.

"Zamanı geldiğinde Suudi Arabistan yönetimiyle resmi olarak görüşmeyi" umduğunu söyleyen lider, ABD'nin desteğiyle iki ülkenin doğrudan temas kurması gerektiğini ifade etti.

Riyad ve Tel Aviv arasında Beyaz Saray arabuluculuğunda yürütülen normalleşme görüşmeleri, Hamas'ın 7 Ekim 2023'teki Aksa Tufanı operasyonuyla patlak veren Gazze savaşının ardından askıya alınmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, 10 Ekim 2025'te Gazze'de sağlanan ateşkesin ardından 16 Ekim'de yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın da İbrahim Anlaşmaları'na katılmasını istediğini söylemişti.

Cumhuriyetçi liderin ilk döneminde 2020'de hazırlanan İbrahim Anlaşmaları kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, İsrail'le ilişkileri normalleştirme kararı almıştı. Anlaşmaya daha sonra Fas, Sudan ve Kazakistan da katılmıştı.

Diğer yandan Riyad yönetimi, normalleşme görüşmelerinin başından beri bağımsız Filistin devletinin kurulmasına gidecek bir sürecin başlatılmasını şart koşuyor.

Herzog ise söyleşisinde iki devletli çözümle ilgili herhangi bir yorum yapmazken, İsrail'le Arap ülkeleri arasındaki bölgesel işbirliğini artırdığını savunduğu İbrahim Anlaşmaları'ndan övgüyle söz etti.

"Gazzeliler iyi bir yaşamı hak ediyor"

Ayrıca hayatını kaybeden her masum Filistinli sivil için "kalbinin sızladığını" belirterek, "Bizim amacımız hiçbir şekilde böyle bir şey değil" ifadelerini kullandı. Gazze halkının "iyi bir yaşamı hak ettiğini" vurguladı.

İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 73 bini geçti.

"ABD'nin İran'a yönelik tavrından memnunuz"

İsrail cumhurbaşkanı, İran savaşında diplomatik çözümden yana olduklarını savunurken, Washington'ın Tahran'a yönelik "net ve sert" tavrını memnuniyetle karşıladıklarını dile getirdi.

ABD ve İsrail, Washington-Tahran müzakereleri devam ederken 28 Şubat'ta İran'a saldırılarla savaşı başlatmıştı.

"Suriye ve Lübnan'la barış istiyoruz"

Bunlara ek olarak Herzog, Lübnan ve Suriye yönetimleriyle barış anlaşması imzalamak istediklerini öne sürdü:

Bir arabaya binip Beyrut'a gitmek benim hayalim. Şam'a gitmek de hayallerim arasında. Bölgenin tehditler ve benzeri unsurların yer aldığı bir silahlanma yarışına değil, barışa doğru ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz.

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde ve Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki işgalini sürdürüyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Al Arabiya