İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



Mücteba İran’ın askeri komuta kademesini yeniden şekillendirdi... Trump Tahran’dan tazminat talep ediyor

Mücteba İran’ın askeri komuta kademesini yeniden şekillendirdi... Trump Tahran’dan tazminat talep ediyor
TT

Mücteba İran’ın askeri komuta kademesini yeniden şekillendirdi... Trump Tahran’dan tazminat talep ediyor

Mücteba İran’ın askeri komuta kademesini yeniden şekillendirdi... Trump Tahran’dan tazminat talep ediyor

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney, askeri komuta kademesinde kapsamlı değişikliğe gitti. Hamaney, Ali Abdullahi’yi Genelkurmay Başkanı, Ahmed Vahidi’yi Devrim Muhafızları Komutanı, Ali Azmai’yi Deniz Kuvvetleri Komutanı ve Hüseyin Taib’i Besic Teşkilatı Başkanı olarak atadı. Bu atamalar, Muhsin Rızai’nin bir gün önce Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreterliği görevine getirilmesinin ardından geldi.

Washington ile Tahran, Hürmüz Boğazı krizini tarafların ellerindeki baskı unsurlarına sıkı sıkıya sarıldığı ve taviz vermeden önce karşı tarafın hamlesini beklediği açık bir “satranç oyununa” dönüştürdü. Umman’la deniz ulaşım güzergâhları konusunda varılan mutabakat ise boğazın yeniden açılıp açılmayacağı meselesini henüz çözüme kavuşturmadı. Tahran, boğazın açılmasını başta ABD ablukasının kaldırılması olmak üzere bir dizi koşula bağladı.

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’ın Washington’dan savaşın yol açtığı zararlar için tazminat talep etmesine karşılık, geçmişteki çatışmalarda İran’ın sorumlu olduğunu söylediği ölümler ve yaralanmalar nedeniyle İran’dan tazminat talep edeceğini açıkladı. Trump, pazar günü yaptığı açıklamada yönetiminin İran’la ihtiyatlı bir şekilde hareket ettiğini ve ülke üzerindeki ekonomik baskıları izlediğini söylemiş, yaşanan karşılaşmayı “satranç oyunu” olarak nitelendirmişti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise İranlıların “profesyonel satranç oyuncuları” olduklarını kanıtladıklarını söyledi. Bekayi, Umman’la deniz ulaşım haritası konusunda bir mutabakata varıldığını, ancak bazı teknik konuların hâlâ çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtti.


Mali: Ordu ve El Kaide arasındaki çatışmalarda 12 asker ve 50 terörist öldü

Mali askerleri, muhalefetle ittifak kuran aşırılıkçılarla mücadele etmek için sahada (Arşiv- Bamako Bamada web sitesi)
Mali askerleri, muhalefetle ittifak kuran aşırılıkçılarla mücadele etmek için sahada (Arşiv- Bamako Bamada web sitesi)
TT

Mali: Ordu ve El Kaide arasındaki çatışmalarda 12 asker ve 50 terörist öldü

Mali askerleri, muhalefetle ittifak kuran aşırılıkçılarla mücadele etmek için sahada (Arşiv- Bamako Bamada web sitesi)
Mali askerleri, muhalefetle ittifak kuran aşırılıkçılarla mücadele etmek için sahada (Arşiv- Bamako Bamada web sitesi)

Mali ordusunun, El Kaide'ye bağlı Nusret el-İslam vel-Müslimin (CNIM) grubunun ülkenin orta kesimindeki San kentinde bulunan bir askeri kışlaya düzenlediği saldırıyı püskürtmesi sırasında onlarca kişinin öldüğü bildirildi. San, başkent Bamako'nun yaklaşık 400 kilometre kuzeydoğusunda bulunuyor.

Askeri ve yerel kaynaklara göre saldırı pazar günü sabaha karşı başladı. Bölgede şiddetli çatışmalar, patlamalar ve uzun süreli silahlı çatışmalar yaşanırken, daha sonra durum sakinleşti. Saldırıda onlarca kişinin öldüğüne ilişkin haberler geldi.

CNIM, yayımladığı kısa açıklamada kışlanın tamamen kontrolünü ele geçirdiğini öne sürdü ancak saldırıya ilişkin ayrıntı vermedi ve can kaybına ilişkin herhangi bir bilgi paylaşmadı. Diğer kaynaklar ise saldırıyı "şiddetli ve karmaşık" olarak nitelendirdi.

Mali ordusu: 50'den fazla militan öldürüldü

Mali ordusu ise yayımladığı kapsamlı açıklamada, güçlerinin 50'den fazla silahlı militanı öldürdüğünü, buna karşılık kendi saflarında da kayıplar bulunduğunu ancak ölen askerlerin sayısını açıklamadığını bildirdi.

Ordu, Nusret el-İslam vel-Müslimin (CNIM) Grubu ile Azavad Kurtuluş Cephesi ittifakına bağlı silahlı gruplardan oluşan büyük bir gücün San kentindeki 23. Piyade Alayı karargahına "karmaşık bir saldırı" düzenlediğini belirtti.

Açıklamada, saldırganların ağır makineli tüfeklerin yanı sıra kamikaze dronlar, mühimmat taşıyan insansız hava araçları (SİHA) ve iki zırhlı araç kullandığı, bunlardan birinin askeri kışlanın duvarında gedik açmayı başardığı ifade edildi.

hty5hjy
Mali'nin başkenti Bamako'daki ana yollardan birindeki trafik (Arşiv- AFP)

Ordu, savunma birliklerinin "güçlü ve koordineli karşılığı" sayesinde saldırıların püskürtüldüğünü, kışlaya sızan çok sayıda militanın etkisiz hale getirildiğini ve karargâhın tamamen yeniden kontrol altına alındığını açıkladı.

İlk değerlendirmelere göre 50'den fazla militanın öldürüldüğünü ve çok sayıda kişinin yaralandığını belirten ordu, saldırganların büyük bölümünün geri çekilerek bölgeden ayrıldığını kaydetti. Açıklamada, kaçan saldırganların bulunması ve takip edilmesi için operasyonların sürdüğü ifade edildi.

En az 12 Mali askeri öldü

Öte yandan Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre yerel ve askeri kaynaklar saldırıda en az 12 Mali askeri hayatını kaybettiğini belirtti.

Kaynaklar, saldırganların sayısının fazla olduğunu, bazı militanların askeri kışlaya motosikletlerle, bazılarının ise yürüyerek ulaştığını belirtti. Bazı saldırganların kamuflaj amacıyla Mali ordusunun resmi üniformasını giydiği de aktarıldı.

vfgthytn
Mali'nin kuzeyindeki Gao kentinde ayrılıkçıların saldırdığı bir bölgeden duman yükseliyor (Arşiv- AP)

Kaynaklara göre silahlı grup saldırı sırasında bazı askeri teçhizata da el koydu. Bir görgü tanığı, saldırganların kampa girerek bir süre kontrolü ele geçirdiğini, ardından bölgeden ayrıldığını söyledi. Mali ordusu ise saldırganların kendi birliklerinin müdahalesi sonucu geri çekilmek zorunda kaldığını savundu.

Mali Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı, saldırgan grubun takibi sırasında San kentinin 17 kilometre uzağında bir silahlı grubun yerinin tespit edildiğini açıkladı. Genelkurmay, grubun etkisiz hale getirildiğini, teçhizatının bir bölümünün imha edildiğini ve kalan kısmına el konulduğunu bildirdi.

Mali'de terörle mücadele operasyonları sürüyor

Mali ordusu ayrıca ülkenin tamamında terörle mücadelenin sürdüğünü açıkladı. Rusya'nın Wagner grubunun halefi olarak nitelendirilen Afrika Kolordusu tarafından desteklenen Mali güçlerinin, ülkenin kuzeyindeki Tuareg isyancılarını etkisiz hale getirmeyi amaçlayan "Dugukoloko" operasyonunu sürdürdüğü belirtildi.

Mali ordusu geçen cumartesi günü, Bambara-Maoudé bölgesinde bitki örtüsünün arasında saklanan bir grup silahlı militanın tespit edildiğini ve hedefin doğrulanmasının ardından bölgede görev yapan hava unsurlarının gruba yönelik başarılı bir operasyon gerçekleştirdiğini bildirmişti. Ordu, operasyonun ardından herhangi bir insan hareketliliğinin gözlemlenmediğini açıkladı.

Ordu, pazar günü de Kidal bölgesindeki Abeybara çevresinde, Timbuktu bölgesindeki Razi el-Ma'da ve Kutiala bölgesindeki Maho'nun kuzeybatısında CNIM ile "Azavad Kurtuluş Cephesi" ittifakına bağlı militanların çeşitli gruplar halinde toplandığının tespit edildiğini duyurdu.

Söz konusu bölgelerde "terörist liderlerin" bulunduğunu belirten ordu, tespit edilen bütün hedeflere yönelik operasyonların başarıyla gerçekleştirildiğini, militanların etkisiz hale getirildiğini ve başta silahlı araçlar, İHA’lar ve motosikletler olmak üzere askeri teçhizatlarının imha edildiğini bildirdi.

Mali'de güvenlik krizi derinleşiyor

Mali, 2012'den bu yana ağırlaşan bir güvenlik kriziyle karşı karşıya. El Kaide bağlantılı CNIM ve Büyük Sahra'daki DEAŞ gibi silahlı gruplar, ülkenin kuzey ve orta kesimlerinde geniş alanlarda etkinlik gösterirken, Tuareg ayrılıkçı grupları, özellikle "Azavad Kurtuluş Cephesi" de bölgede faaliyet yürütüyor.

fgthy6j
Mali'nin kuzeyindeki Gao kentinde ayrılıkçı militanların düzenlediği saldırının ardından yaşananlar (Arşiv- AP)

Son aylarda güvenlik durumu daha da kötüleşti. Nisan ayında başkent Bamako ile stratejik kentleri hedef alan koordineli saldırılar düzenlendi. Bu saldırılarda Savunma Bakanı hayatını kaybederken, isyancılar ülkenin kuzeyindeki en önemli kentlerden Kidal'ın kontrolünü yeniden ele geçirdi.

Ülkede günlük saldırıların yanı sıra ekonomik abluka nedeniyle tedarik ve yakıt sıkıntısı da yaşanıyor.

Mali yönetimi bu süreçte ağırlıklı olarak, Rusya'nın Afrika Kolordusu tarafından desteklenen silahlı kuvvetlerine dayanıyor. Mali ordusu kara ve hava operasyonlarının yanı sıra İHA’larla düzenlenen saldırılar gerçekleştiriyor. Ancak bu çabalar, çatışmayı sona erdirmeyi veya ülkenin tamamında yeniden tam kontrol sağlamayı henüz başaramadı.


Leipzig havaalanı olayının ardından Almanya, İHA’lara karşı savunma birimini iki katına çıkarıyor

Polis, 21 Nisan 2026'da Almanya'nın Leipzig kentinde bir operasyonda (DPA)
Polis, 21 Nisan 2026'da Almanya'nın Leipzig kentinde bir operasyonda (DPA)
TT

Leipzig havaalanı olayının ardından Almanya, İHA’lara karşı savunma birimini iki katına çıkarıyor

Polis, 21 Nisan 2026'da Almanya'nın Leipzig kentinde bir operasyonda (DPA)
Polis, 21 Nisan 2026'da Almanya'nın Leipzig kentinde bir operasyonda (DPA)

Almanya İçişleri Bakanlığı, geçen hafta Ukrayna ve NATO için önemli bir askeri merkez konumundaki Leipzig Havalimanı'nda bomba yüklü bir insansız hava aracının (İHA) bulunmasının ardından, İHA'larla mücadeleden sorumlu polis biriminin personel sayısının iki katına çıkarılacağını açıkladı.

Bakanlık Sözcüsü Sonja Kok, Berlin'de düzenlenen olağan hükümet basın toplantısında, İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt'in federal polise, İHA'lara karşı görev yapan özel birlik personelinin sayısını 300'e çıkarılması talimatını vereceğini söyledi.

Alman hükümetinin internet sitesine göre söz konusu birimde şu ana kadar yaklaşık 130 personel görev yapıyordu.

Kok ayrıca, İHA savunmasına yönelik merkez sayısının da 4'ten 8'e çıkarılacağını belirtti. Bu adımla "mümkün olduğunca Almanya'nın tamamında konuşlanmak ve ihtiyaç halinde hızlı ve esnek şekilde müdahale edebilmek" hedefleniyor.

Sözcü, İHA güvenliğiyle bağlantılı teknolojilerin araştırılması, geliştirilmesi ve test edilmesi amacıyla yeni bir merkezin 18 Ağustos'ta faaliyete geçeceğini açıkladı.

Berlin'in yaklaşık 200 kilometre batısındaki Heeklingen'de kurulacak merkez, İçişleri Bakanlığı, Araştırma Bakanlığı ve Alman Havacılık ve Uzay Merkezi'nin iş birliğiyle hayata geçirilecek.

Almanya'da tehdit seviyesi yükseltildi

Leipzig Havalimanı'nda geçen salı gecesi ile çarşamba sabahı arasında bomba yüklü bir İHA bulunmasının ardından Alman hükümeti, "tehdidin yeni boyutu" ve olası bir "hibrit saldırı senaryosu" olarak nitelendirdiği durum karşısında alarma geçmişti.

Alman makamları, olayın arkasında belirli bir aktör olduğuna ilişkin henüz tespitte bulunmadı. Ancak "yabancı güçlerin" olaya dahil olmuş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Aralarında Ukrayna'nın Berlin Büyükelçisi'nin de bulunduğu bazı Alman yetkililer ise Rusya'yı başlıca şüpheli olarak gösterdi.

Alman haftalık gazetesi Die Zeit'te dün yer alan habere göre, bomba yüklü İHA Leipzig'de doğrudan Ukrayna'ya ait bir kargo uçağına doğru uçtu.

Gazete, özellikle güvenlik kamerası görüntülerine dayandırdığı haberinde, İHA'nın saat 19.30 sıralarında Antonov tipi uçağın kanadına çarptığının görüldüğünü bildirdi.

Uçağın kanadında tespit edilen izlerin de olayın bu şekilde gerçekleştiğini doğrular nitelikte olduğu belirtildi. Patlayıcının neden infilak etmediği ise henüz bilinmiyor.

Almanya'nın eski Doğu Almanya topraklarında bulunan Leipzig-Halle Havalimanı, başta Alman ordusu ve NATO müttefiklerine ait askeri malzemelerin taşınması olmak üzere askeri lojistikte önemli bir rol oynuyor.