İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



Mekke Anlaşması: Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan bölgesel güvenlik için yol haritasını belirledi

İstanbul’da “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısından, (AFP)
İstanbul’da “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısından, (AFP)
TT

Mekke Anlaşması: Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan bölgesel güvenlik için yol haritasını belirledi

İstanbul’da “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısından, (AFP)
İstanbul’da “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısından, (AFP)

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, bölgede istikrar ve refahı sağlamayı amaçlayan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında bir güvenlik yapısı oluşturulmasına yönelik somut adımlarda anlaşmaya vardı.

Üç ülke ortak açıklamada, bölgesel sorumluluklarını yerine getirme kararlılıkları doğrultusunda, “Mekke Anlaşması” çerçevesinde birlikte hareket ederek bölgelerinde kalıcı barış ve istikrarı sağlamaya yönelik çalışmalarını sürdüreceklerini vurguladı. Ülkeler, bu doğrultuda gerilimi düşürmeye ve itidali teşvik etmeye yönelik çabaları desteklemeye devam edeceklerini, bunun krizlerin barışçıl yollarla çözülmesine katkı sağlayacağını belirtti.

Açıklamada, üç ülkenin “Mekke Anlaşması” kapsamındaki iş birliğini kurumsallaştırmak için yeni adımlar atma konusunda mutabık kaldığı bildirildi. Bu adımların, ülkeler arasındaki dayanışmayı güçlendirmesi, ortak caydırıcılık ve savunmanın güvenilirliğini ve etkinliğini sağlaması ve adil, kapsamlı ve kalıcı barışın tesisine yönelik bölgesel çabalara katkıda bulunması hedefleniyor.

Açıklamaya göre üç ülkenin “Mekke Anlaşması” kapsamındaki çalışmalarını desteklemek üzere merkezi Suudi Arabistan’da olacak bir genel sekreterlik kurulacak. Genel sekreterlik, ilk üç yıllık dönemde Pakistanlı bir genel sekreter tarafından yönetilecek.

Üç ülke ayrıca ortak faaliyetler yoluyla savunma kapasitelerini ve silahlı kuvvetleri arasındaki uyumu artıracak. Bu kapsamda savunma sanayisinde güçlü iş birliği, ortak üretim ve teknolojilerin geliştirilmesi üzerinde çalışılacak. Ülkeler, “Mekke Anlaşması”nın ciddi ve kurumsal biçimde uygulanmasıyla bölgesel barış ve istikrara önemli katkılar sunmayı hedefliyor.

Yeni bir güvenlik yapısı

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, anlaşmanın bölgede istikrar ve refahı artıracağını, belirsizliği azaltacağını belirterek, “Bu anlaşmayla bölgemizde yeni bir güvenlik ve iş birliği yapısının test edilmesi süreci başladı” ifadelerini kullandı.

Fidan, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı “tarihi bir adım” olarak nitelendirdi. Bölge ülkelerinin barışı tesis etmek için birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, anlaşmanın bölgenin sorunlarının dış müdahaleler yerine bölge ülkeleri tarafından çözülmesi anlayışını güçlendirdiğini söyledi.

Fidan, İstanbul’daki toplantının ardından düzenlediği basın toplantısında konuşurken. (AP)
Fidan, İstanbul’daki toplantının ardından düzenlediği basın toplantısında konuşurken. (AP)

Fidan, dün İstanbul’da düzenlenen “Mekke Anlaşması”ndan doğan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, “Anlaşmanın uygulanmasıyla bölgede daha fazla istikrar göreceğiz, belirsizlik azalacak ve bölgedeki aktörlerin tutumları daha net hale gelecek” ifadelerini kullandı.

Toplantıda bölgede bir güvenlik yapısı oluşturulmasına yönelik somut adımlar konusunda mutabakata varıldığını belirten Fidan, belirsizliğin azalmasıyla oluşacak istikrarlı ortamda daha fazla yatırım ve kalkınma projesinin hayata geçirilebileceğini belirtti.

“Mekke Anlaşması” genişleyecek

Anlaşmaya ilerleyen dönemde başka ülkelerin katılıp katılmayacağına ilişkin soruyu cevaplayan Fidan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan tarafından 7 Ağustos’ta imzalanan ortak savunma anlaşmasına yeni ülkelerin katılım süreci için bir yol haritası üzerinde çalışıldığını söyledi.

“Mekke Anlaşması”na taraf ülkelerin savunma ve dışişleri bakanları ile genelkurmay başkanları toplu fotoğraf çektirdi. (Türkiye Savunma Bakanlığı / X)
“Mekke Anlaşması”na taraf ülkelerin savunma ve dışişleri bakanları ile genelkurmay başkanları toplu fotoğraf çektirdi. (Türkiye Savunma Bakanlığı / X)

Fidan, güvenlik, istikrar, refah ve kalıcı barışın sağlanması için bölge ülkelerinin çabalarını birleştirmesi ve bu doğrultuda atılan adımların kurumsallaştırılması gerektiğini vurguladı.

Başka ülkelerin anlaşmaya katılabileceğini belirten Fidan, “Katılmak isteyen ülkelerle, gerekli şartlar, prosedürler ve kriterler konusunda üç tarafla istişare edildikten sonra görüşmeler yapılması gerekiyor” dedi.

Fidan, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nın hedefinin genişlemek olduğunu belirterek, öncelikle sağlam temeller oluşturulması ve anlaşmanın tamamen kurumsallaştırılması gerektiğini kaydetti.

Suudi Arabistan ve Pakistan’ın da Türkiye gibi bu konuya büyük önem verdiğini belirten Fidan, anlaşmanın üç ülkenin onayıyla ve kademeli bir süreç içerisinde başka ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletileceğini ifade etti.

 Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, İstanbul’daki toplantı sırasında. (AP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, İstanbul’daki toplantı sırasında. (AP)

Fidan, anlaşmaya katılabilecek müttefiklerin sağlam ve etkin bir yapının parçası olması gerektiğini belirterek, “Şu anda sürecin en zor aşaması olan kuruluş aşamasını birlikte tamamlamaya çalışıyoruz” diye konuştu.

İstanbul’da üst düzey katılım

İstanbul, dün “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında oluşturulan temel mekanizma olan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısına ev sahipliği yaptı.

Toplantıya Suudi Arabistan’dan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Genelkurmay Başkanı Korgeneral Feyyad er-Ruveyli katıldı.

Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu temsil etti.

Pakistan heyetinde ise Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Savunma Bakanı Hoca Muhammed Asıf ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Münir yer aldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre toplantıda uluslararası güvenlik, savunma kapasitelerinin geliştirilmesi, üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki operasyonel koordinasyonun güçlendirilmesi, ortak üretim ve araştırma-geliştirme faaliyetleri de dahil olmak üzere savunma sanayisinde iş birliğinin derinleştirilmesi ve terörle mücadelede ortak çabaların artırılması gibi konular ele alındı.

Toplantıda ayrıca merkezi Riyad’da olacak genel sekreterliğin çalışma çerçevesi ve diğer ilgili mekanizmalar belirlendi. Bu mekanizmaların, Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi tarafından belirlenen ortak faaliyet alanlarında yürütülecek çalışmalara yön vermesi ve anlaşmanın gelecekteki adımlarının yol haritasını oluşturması planlanıyor.

İkili görüşmeler

Toplantı öncesinde bir dizi ikili görüşme de gerçekleştirildi. Fidan, dün sabah Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile bir araya gelirken, cumartesi akşamı da Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile görüşmüştü.

Görüşmelerde ikili ve bölgesel konuların yanı sıra “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında gelecekte atılacak adımlar ele alındı.

“Mekke Anlaşması” Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi toplantısı öncesinde Fidan ile Bin Ferhan’ın görüşmesi. (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
“Mekke Anlaşması” Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi toplantısı öncesinde Fidan ile Bin Ferhan’ın görüşmesi. (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler de Pakistan Savunma Bakanı Hoca Muhammed Asıf ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile ayrı ayrı görüştü. Görüşmelerde ikili ve bölgesel meseleler ile “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nın geleceğine ilişkin yol haritası değerlendirildi.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, üç ülke arasında caydırıcılık, koordinasyon ve savunma alanında bütünleşme ilkelerine dayanan uzun vadeli bir ortaklığın önünü açan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı 7 Ağustos’ta Mekke’de imzaladı. Anlaşmanın, bölgenin ve dünyanın güvenlik ve istikrarına katkı sağlaması hedefleniyor.

Anlaşma, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif tarafından “Mekke Ortak Savunma Zirvesi” sırasında imzalanmıştı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalarken. (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalarken. (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

“Mekke Ortak Savunma Anlaşması”, bölgede ve dünyada güvenlik, barış, istikrar ve refahı güçlendirmeyi ve ortak caydırıcılığı artırmayı amaçlıyor. Anlaşmaya göre, imzacı ülkelerden herhangi birine yönelik saldırı, tüm taraflara yönelik saldırı olarak kabul edilecek.

Bölgede yeni bir iş birliği kültürü oluşturmayı hedefleyen anlaşma, uluslararası hukuka saygı gösteren ve barışçıl iş birliği anlayışını paylaşan diğer ülkelerin de anlaşmaya katılmasına imkân tanıyor.


New York’taki Times Square’de bıçaklı saldırı: 2 kişi hayatını kaybetti

Times Meydanı'ndaki bıçaklama olayının yaşandığı yerden, (Reuters)
Times Meydanı'ndaki bıçaklama olayının yaşandığı yerden, (Reuters)
TT

New York’taki Times Square’de bıçaklı saldırı: 2 kişi hayatını kaybetti

Times Meydanı'ndaki bıçaklama olayının yaşandığı yerden, (Reuters)
Times Meydanı'ndaki bıçaklama olayının yaşandığı yerden, (Reuters)

New York’ta turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Times Square’de dün bir kadın iki kişiyi bıçakladı. Saldırıda bir kişi hayatını kaybederken, polis kadına ateş ederek öldürdü.

New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani, düzenlediği basın toplantısında iki kişinin de hayatını kaybettiğini açıkladı. Mamdani, diğer mağdurun hastanede tedavi altında olduğunu ve durumunun stabil seyrettiğini belirtti.

Yerel basında çıkan haberlere göre, şüpheli kadın da hayatını kaybetmeden önce ağır yaralı halde hastaneye kaldırıldı. Polis, bıçaklı saldırının terör bağlantılı olduğuna inanmadığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, olay yerine çok sayıda acil durum ekibi ve yetkili geldi, Times Square’deki kan izlerinin bulunduğu bölge incelendi. Bölge, normalde turistlerin yoğun şekilde ziyaret ettiği ve hareketliliğin eksik olmadığı bir nokta olarak biliniyor.

Yerel medya kuruluşu PIX11’e konuşan bir görgü tanığı, şüphelinin iki elinde de bıçak bulunduğunu söyledi. Tanık, polisin kadına karşı elektroşok tabancası kullandığını, ancak kadının ardından polislerin üzerine doğru hamle yaptığını belirtti.

İsmini açıklamayan görgü tanığı, “Ona iki kez ateş ettiler” dedi.

Polis sözcüsü ise daha önce yaptığı açıklamada, “Şu anda soruşturma devam ediyor” ifadelerini kullandı.

 


ABD-İran hattında yeni gerilim: Trump karşılık verecek

ABD-İran hattında yeni gerilim: Trump karşılık verecek
TT

ABD-İran hattında yeni gerilim: Trump karşılık verecek

ABD-İran hattında yeni gerilim: Trump karşılık verecek

Fox News, ABD Başkanı Donald Trump’ın bugün yaptığı açıklamada, İran’ın gece saatlerinde Ürdün’deki iki ABD hava üssüne füze saldırısı düzenlemesinin ardından Tahran’a güçlü bir saldırı düzenlemekle tehdit ettiğini bildirdi. İran’ın saldırısının, ABD’nin İran’a ait Lark Adası’na yönelik saldırısına misilleme olarak gerçekleştirildiği belirtildi.

Fox News muhabirinin aktardığına göre Trump, kanala yaptığı açıklamada, “Onları güçlü bir şekilde vuracağız. Bir karşılık verilecek” dedi.

Üst düzey bir İranlı kaynak ise Reuters’a yaptığı açıklamada, gece saatlerinde ABD ile İran arasında başlayan çatışmaları sınırlı bir karşılaşma olarak nitelendirdi. Ancak kaynak, Tahran’ın yeni bir saldırıya maruz kalması halinde güçlü bir şekilde karşılık vereceğini de vurguladı. Bu gelişme, iki ülke arasında temmuz ayı sonundan bu yana yaşanan ilk askeri çatışma oldu.

Fox News’in Trump’tan aktardığı bir diğer açıklamaya göre ABD hava savunma sistemleri zarar verebilecek nitelikteki tüm İran füzelerini etkisiz hale getirdi. Trump ayrıca, İran’a karşı uygulamaya konulan yeni ABD ekonomik yaptırımlarının önemli bir etki yarattığını söyledi.

İran Devrim Muhafızları’na göre, ABD’nin Lark Adası’na düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve yaralandı. Saldırılar, Washington ile Tahran arasında haftalardır süren gerilimin ardından yaşanan ilk doğrudan tırmanış olarak kayda geçti.