İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



Paraşütle atlayan iki kişi havada çarpışıp hayatını kaybetti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Paraşütle atlayan iki kişi havada çarpışıp hayatını kaybetti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Güney Kaliforniya'da düzenlenen etkinliğe katılan iki deneyimli paraşütçü, havada çarpışmalarının ardından yere çakılarak hayatlarını kaybetti.

Riverside County Şerif Ofisi cumartesi günü, yaşamını yitirenlerin Güney Dakota'nın Box Elder kentinden 56 yaşındaki Georgia Jean ve Illinois'un Aurora kentinden 29 yaşındaki Levi Pimentel olduğunu açıkladı.

Jean, internet sitesinde "bilinci açık halde ruhsal mesajlara aracılık eden Georgia Jean'le fiziksel varlığı olmayan Işık Çemberi adlı kolektif arasındaki işbirliği" diye tanımlanan Circle Evolution adlı firmayı kurmuştu.

Biyografik bilgilerde Jean'ın paraşütle atlamaya 2015'te başladığı ve bugüne dek 1700'den fazla atlayış gerçekleştirdiği belirtildi.

LinkedIn profiline göre Pimentel, kapalı alanda paraşütle atlama deneyimi sunan iFLY Naperville'de baş eğitmen olarak görev yapıyordu.

Trajik olay, cuma günü öğle saatlerinde Skydive Elsinore tesisinde meydana geldi. Tesis, her iki paraşütçünün de lisanslı olduğunu açıkladı.Riverside County İtfaiyesi, ağır travmatik yaralanmalar geçiren iki kişinin kritik durumda hastaneye kaldırıldığını bildirdi.

dfbgnn
Haziranda Missouri'de gerçekleşen bir paraşüt uçağı kazasında da 12 kişi hayatını kaybetmişti (AFP)

Skydive Elsinore'un açıklamasına göre atlayışın serbest düşüş aşaması ve paraşütlerin açılması sorunsuz gerçekleşti. Ancak paraşütçüler, inişe hazırlandıkları sırada yerden yaklaşık 46 metre yükseklikte birbirleriyle çarpıştı.

Skydive Elsinore'un açıklamasında, "Çarpışma sonucunda paraşütleri birbirine dolandı ve her iki kişi de yere çarptıklarında ağır yaralandı" dendi. İkili, kaldırıldıkları hastanede hayatlarını kaybetti.

Şerif bürosu, ABD Federal Havacılık İdaresi'nin durumdan haberdar edildiğini belirtti. Yetkililer, kapsamlı bir soruşturma yürütmek üzere paraşütçülerin ekipmanlarını incelemeye alacak.

ABD Paraşüt Derneği'ne göre, üyeleri 2025'te toplam 3,47 milyon atlayış gerçekleştirdi ve bu süreçte 16 ölümcül kaza yaşandı. Dernek, üyelerin yüzde 5,6'sının 2025'te tıbbi müdahale gerektiren yaralanmalar bildirdiğini belirtti. En sık bildirilen yaralanmaların ise inişle bağlantılı ayak bileği sakatlıkları olduğunu kaydetti.

Cuma günü yaşanan trajedi, haziranda Missouri'de bir paraşüt uçağının düşmesi sonucu pilot dahil 12 kişinin hayatını kaybettiği kazanın ardından meydana geldi.

Independent Türkçe


İsrail Savunma Bakanı: İran konusunda görev henüz tamamlanmadı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (Arşiv – DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (Arşiv – DPA)
TT

İsrail Savunma Bakanı: İran konusunda görev henüz tamamlanmadı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (Arşiv – DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (Arşiv – DPA)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, İsrail'in İran'la ilgili mücadelesinin henüz sona ermediğini söyledi. Katz, Tahran'ı nükleer silah elde etmeye çalışmakla suçlarken, İran bu iddiayı uzun süredir reddediyor.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, resmi bir törende yaptığı konuşmada, “İran konusunda görev henüz tamamlanmadı. İran, nükleer silah elde etme çabalarını yeniden canlandırmaya çalışıyor. Bunun yanı sıra İsrail devletini ciddi biçimde tehdit eden başka tehlikeli girişimlerde de bulunuyor” dedi.

İsrail, İran'a karşı iki savaş yürüttü. Haziran 2025'te 12 gün süren ilk savaşın ardından, Şubat 2026'da ABD ile birlikte ikinci kez İran'a saldırdı. İkinci saldırı, Ortadoğu'da geniş çaplı bir çatışmanın patlak vermesine yol açtı.

Siyasi geleceğini korumaya çalışan Başbakan Binyamin Netanyahu, son haftalarda İran'a yönelik yeni saldırılar düzenlemekle defalarca tehdit etti. Ancak Netanyahu'nun yakın müttefiki ABD Başkanı Donald Trump'ın bu girişime destek verip vermeyeceği belirsizliğini koruyor. Trump, kısmen savaşa yönelik kamuoyu tepkisi nedeniyle, salı günü düzenlenen seçimlerde seçmenlerden ağır bir darbe aldı.

İsrail'in Kanal 12 televizyonu cuma günü yayımladığı haberde, Netanyahu ile İsrail dış istihbarat servisi Mossad'ın 27 Ekim'de düzenlenen İsrail seçimlerinden bir gün önce İran'a yönelik bir operasyon gerçekleştirmeye çalıştığını, ancak ABD'nin girişimden haberdar olarak bunu engellediğini bildirdi.

Netanyahu, 7 Ekim 2023 saldırılarından bu yana birçok ülkeyi kapsayan bir savaş sürecine öncülük etti. İsrail, Hizbullah'ın İran'a destek amacıyla İsrail'e ateş açmasının ardından Gazze Şeridi'ni büyük ölçüde yıktı ve Lübnan'ı işgal etti. Ayrıca 2024'te Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından, İsrail tarihsel rakibi Suriye'de ateşkes hattını aşarak bazı bölgeleri kontrol altına aldı.

Katz, “Gazze, Lübnan ve Suriye'deki güvenlik bölgelerinden çekilmeyeceğiz. Terör örgütü Hizbullah, İsrail'e yönelik bir saldırıda İran'a katılmayı seçerse çok ağır darbeler alacak” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, 27 Ekim'deki seçimlerde kayba uğrarken, rakibi Gadi Eisenkot'a yeni hükümeti kurma görevi verildi. Eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot, İsrail askeri yönetimini Netanyahu'nun savaş yürütmek için halktan yetki almadığı konusunda uyardı. Eisenkot, Netanyahu'nun “siyasi ihtiyaçları” uğruna savaşa girilmemesi gerektiğini söyledi. Bununla birlikte Eisenkot, Netanyahu'nun savaşla ilgili kararlarını büyük ölçüde desteklemişti.

Katz, 1956'da Mısır'a karşı yürütülen savaşta hayatını kaybeden İsrail askerlerini anma töreninde yaptığı konuşmada ise şu ifadeleri kullandı:

“Fikir ayrılıkları yaşayabilir, farklı görüşlere sahip olabiliriz. Ancak devletin güvenliği tehlikeye girdiğinde, anlaşmazlıklarımızı bir kenara bırakmayı bilmeliyiz.”


İsrail Cumhurbaşkanı, Gadi Eisenkot'u yeni hükümeti kurmakla resmen görevlendirdi

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, pazar günü Kudüs'teki Cumhurbaşkanlığı konutunda Gadi Eisenkot'a yeni hükümeti kurma görevini tevdi etti (Reuters).
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, pazar günü Kudüs'teki Cumhurbaşkanlığı konutunda Gadi Eisenkot'a yeni hükümeti kurma görevini tevdi etti (Reuters).
TT

İsrail Cumhurbaşkanı, Gadi Eisenkot'u yeni hükümeti kurmakla resmen görevlendirdi

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, pazar günü Kudüs'teki Cumhurbaşkanlığı konutunda Gadi Eisenkot'a yeni hükümeti kurma görevini tevdi etti (Reuters).
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, pazar günü Kudüs'teki Cumhurbaşkanlığı konutunda Gadi Eisenkot'a yeni hükümeti kurma görevini tevdi etti (Reuters).

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, pazar günü Gadi Eisenkot'u yeni hükümeti kurmakla görevlendirirken, ABD seçimlerinin ardından ülkenin karşı karşıya olduğu siyasi belirsizliğe dikkat çekti.

Herzog, “İsrail'in istikrarlı bir hükümete ihtiyacı var” dedi. ABD'de Cumhuriyetçilerin ara seçimlerde Kongre'deki çoğunluğu kaybetmesinin ardından ortaya çıkan “yeni siyasi gerçekliğe” işaret etti.

Eski İsrail Genelkurmay Başkanı 66 yaşındaki Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloku, 27 Ekim'de yapılan seçimlerde 120 sandalyeli parlamentoda 48 sandalye kazandı. Eski Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğindeki blok ise 53 sandalyeye ulaştı.

Arap partilerinden Birleşik Arap Listesi (Ra'am) ile Ortak Liste (Hadash-Ta'al) ise toplam 19 sandalye kazanarak benzeri görülmemiş bir seçim sonucuna imza attı.