İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



Fransa’nın doğusunda düşen savaş uçağındaki ikinci pilotun naaşı bulundu

Fransız Hava Kuvvetleri tarafından 13 Mart 2018’de çekilen fotoğrafta, Nancy-Ochey Hava Üssü’ne (BA133) bağlı bir Dassault Mirage 2000D savaş uçağı uçuş sırasında. (AFP)
Fransız Hava Kuvvetleri tarafından 13 Mart 2018’de çekilen fotoğrafta, Nancy-Ochey Hava Üssü’ne (BA133) bağlı bir Dassault Mirage 2000D savaş uçağı uçuş sırasında. (AFP)
TT

Fransa’nın doğusunda düşen savaş uçağındaki ikinci pilotun naaşı bulundu

Fransız Hava Kuvvetleri tarafından 13 Mart 2018’de çekilen fotoğrafta, Nancy-Ochey Hava Üssü’ne (BA133) bağlı bir Dassault Mirage 2000D savaş uçağı uçuş sırasında. (AFP)
Fransız Hava Kuvvetleri tarafından 13 Mart 2018’de çekilen fotoğrafta, Nancy-Ochey Hava Üssü’ne (BA133) bağlı bir Dassault Mirage 2000D savaş uçağı uçuş sırasında. (AFP)

Fransa’nın Metz kentindeki savcılık dün yaptığı açıklamada, ülkenin doğusunda Nancy kenti yakınlarında düşen savaş uçağının ikinci pilotunun da cansız bedenine ulaşıldığını duyurdu. Fransız basınında yer alan haberlere göre pilotun hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılık, “Kaza yerinde bulunan bulgular, iki kişinin de hayatını kaybettiğini doğrulamaya imkân sağlıyor” açıklamasını yaptı. Ancak hayatını kaybedenlerin kimliklerinin kesin olarak belirlenmesi için DNA analizinin hâlâ gerekli olduğu bildirildi.

Fransa Savunma Bakanlığına göre, Mirage 2000D tipi savaş uçağı salı akşamı, Rogéville köyü yakınlarında bir görevden dönerken düştü. Uçakta iki kişilik bir mürettebat bulunuyordu.

L’Est Républicain gazetesi, Fransa Savunma Bakanı Catherine Vautrin’in dün akşam hayatını kaybedenlerin kimliklerini doğruladığını yazdı. Hayatını kaybedenlerin 44 yaşındaki bir pilot ile 27 yaşındaki bir pilot adayı olduğu belirtildi.

İlk aşamada yalnızca pilotun cansız bedenine ulaşılmıştı. Kazanın nedeni ise henüz bilinmiyor. Hava üssü komutanı, uçağın Nancy-Ochey Hava Üssü’nden havalandığını ve gece uçuş eğitimi gerçekleştirdiğini belirtti.


Ekvador’da iki cezaevinde çıkan isyanlarda 8 kişi hayatını kaybetti

Askerler, dün Quito’daki Pichincha Cezaevi’nin dışında devriye geziyor. (AFP)
Askerler, dün Quito’daki Pichincha Cezaevi’nin dışında devriye geziyor. (AFP)
TT

Ekvador’da iki cezaevinde çıkan isyanlarda 8 kişi hayatını kaybetti

Askerler, dün Quito’daki Pichincha Cezaevi’nin dışında devriye geziyor. (AFP)
Askerler, dün Quito’daki Pichincha Cezaevi’nin dışında devriye geziyor. (AFP)

Ekvador Ceza İnfaz Kurumu yetkilileri bugün yaptıkları açıklamada, dün iki cezaevinde çıkan isyanlarda 8 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 kişinin de yaralandığını duyurdu.

Yetkililer, Cotopaxi Cezaevi’nde 4 mahkûmun, Pichincha Cezaevi’nde de 4 mahkûmun öldüğünü bildirdi.

Ekvador’daki cezaevlerinde 2021’den bu yana 500’den fazla mahkûm hayatını kaybetti.

İsyanların ardından Pichincha Cezaevi’nin önünde mahkûm yakınları. (AFP)
İsyanların ardından Pichincha Cezaevi’nin önünde mahkûm yakınları. (AFP)

Bazı cezaevlerinin kontrolü orduya geçmiş olsa da uyuşturucu kaçakçılığı yapan çeteler, cezaevlerinin içinden yetkililere meydan okumayı sürdürüyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre çetelerin mahkûmların öldürülmesi veya şantaja maruz bırakılması yönünde talimatlar verdiği belirtiliyor.

Yetkililer, isyanlara karışan kişilerin kimliklerinin tespit edildiğini ve bu kişilerin yüksek güvenlikli El Encuentro Cezaevi’ne nakledileceğini bildirdi.

Devlet Başkanı Daniel Noboa yönetimi, ülkede aranan en tehlikeli suçluları barındırmak amacıyla bu cezaevini özel olarak inşa etti.


ABD’den İran savaşıyla bağlantılı şüpheli petrol işlemlerine soruşturma

Mayıs 2026’nın başlarında Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir petrol tankeri. (Reuters)
Mayıs 2026’nın başlarında Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir petrol tankeri. (Reuters)
TT

ABD’den İran savaşıyla bağlantılı şüpheli petrol işlemlerine soruşturma

Mayıs 2026’nın başlarında Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir petrol tankeri. (Reuters)
Mayıs 2026’nın başlarında Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir petrol tankeri. (Reuters)

ABD Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu (CFTC) Düzenlemeleri Uygulama Birimi Direktörü David Miller, dün yaptığı açıklamada, komisyonun ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşla bağlantılı şüpheli petrol işlemlerini soruşturduğunu söyledi. Miller, komisyonun seçimlerle ilgili tahmin piyasalarındaki işlemleri de incelediğini belirtti.

Miller, New York eyaletinde düzenlenen bir konferansta, geçen hafta Bloomberg News tarafından yayımlanan bir haberle ilgili soruyu cevaplarken konuştu. Haberde, komisyonun siyasi atamayla göreve gelen bir yetkilisinin, piyasa gözetimi çalışanlarından şüpheli işlemleri Düzenlemeleri Uygulama Birimi’ne sevk etmekten vazgeçmelerini istediği öne sürülmüştü. Söz konusu işlemlerin, ABD Başkanı Donald Trump’ın mart ayında İran’daki elektrik santrallerine saldırı düzenlemekten vazgeçme kararıyla bağlantılı olduğu belirtilmişti.

Miller, bir panelde haberle ilgili soruya verdiği yanıtta, komisyonun bu işlemleri “en başından beri” soruşturduğunu ve soruşturmanın hâlâ devam ettiğini ifade etti.

Söz konusu haber, komisyonun düzenlemeleri uygulama konusundaki kararlılığına ilişkin yatırımcı hakları savunucuları ve milletvekilleri arasında endişelere yol açtı. Bu endişeler, kurumun geniş çaplı personel işten çıkarmaları yaşadığı ve hızla büyüyen tahmin piyasaları sektörünü denetlemeye çalıştığı bir dönemde gündeme geldi. Bu piyasalarda ABD seçimlerinden spor müsabakalarına kadar çeşitli olayların sonuçları üzerine bahis yapılabiliyor.

ABD Kongre üyeleri de sektörü daha yakından incelemeye başladı. Reuters ve Ipsos tarafından ekim ayının ortasında gerçekleştirilen bir anket, Amerikalıların çoğunluğunun hükûmet kararları veya seçim sonuçları üzerine bahis oynanmasına karşı çıktığını ortaya koydu.

Miller, komisyonun seçim sonuçlarıyla bağlantılı olanlar da dâhil olmak üzere tahmin piyasalarındaki şüpheli işlemleri izlediğini söyledi. Ancak kasım ayında yapılması planlanan Kongre ara seçimlerine ilişkin özel bir yorumda bulunmadı. Miller, komisyon çalışanlarının “soruşturmalar yürüttüğünü ve kendi seçilmelerine dayalı sözleşmelerde işlem yapan bazı adaylarla ilgili devam eden soruşturmalarının da bulunabileceğini” ifade etti.

Birleşik Arap Emirlikleri kıyıları açıklarında Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir petrol tankeri. (Reuters)
Birleşik Arap Emirlikleri kıyıları açıklarında Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir petrol tankeri. (Reuters)

Almanya’dan İran İhracat Bankası’nın tasfiyesi kararı

Almanya Federal Finansal Denetleme Kurumu (BaFin), dün yaptığı açıklamada, yaptırımların ardından Hamburg’daki İran İhracat Bankası şubesinin faaliyet iznini iptal ettiğini ve tasfiye edilmesine karar verdiğini duyurdu.

Kurum, bankanın yasal yükümlülükleri ihlal etmesi ve tespit edilen eksiklikleri gidermemesi nedeniyle faaliyet izninin geçen yıl iptal edildiğini belirtti. Açıklamada, Hamburg’daki bir mahkemenin geçen ay tasfiye işlemlerini yürütmek üzere bir görevli atadığı ve bunun sonucunda “kurumun artık bankacılık faaliyetlerinde bulunmasına izin verilmediği” kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın BaFin’in verilerinden aktardığına göre şubede 13 kişi çalışıyor ve şubenin toplam varlıkları 62,4 milyon avroya (70,16 milyon dolar) ulaşıyor. Banka, yorum talebine cevap vermedi.

Bu karar, Almanya’da İran bankalarına yönelik alınan son önlem oldu. BaFin, geçen yıl eylül ayında da İran devletine ait Sepah Bank’ın bir şubesinin iflas ettiğini açıklamıştı.

Yunanistan: İran’a yönelik yaptırımları uyguluyoruz

Yunanistan Maliye Bakanlığı, dün yayımladığı açıklamada, İran’la bağlantılı yürürlükteki yaptırımları uyguladığını ve kara para aklama ile terörün finansmanıyla etkin biçimde mücadele edilmesine yönelik çabaları desteklediğini bildirdi.

Açıklama, ABD Hazine Bakanlığının bir gün önce Yunanistan ve Panama’da faaliyet gösteren Karnakis & Karnakis hukuk firmasına yaptırım uyguladığını duyurmasının ardından geldi. ABD yönetimi, firmayı İran’ın deniz taşımacılığı ağlarına yıllardır hukuki yardım sağlamakla suçladı.

ABD Hazine Bakanlığı ayrıca, Mali Suçları Uygulama Ağı’nın (FinCEN), kimliği açıklanmayan bir Yunan bankası hakkındaki soruşturmayı hızlandırmak amacıyla idari bir celp çıkardığını bildirdi.

Yunanistan Maliye Bakanlığı, ABD Hazine Bakanlığının açıklamasından haberdar olduklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Mevcut bütün bilgiler değerlendirilmektedir. Yürürlükteki prosedürler, ulusal mevzuat, Avrupa Birliği hukuku ve geçerli uluslararası hukuk doğrultusunda uygun tedbirler alınmaktadır.”