İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



ABD'de endişe: "Çin ve Rusya'ya karşı caydırıcılığımız zayıfladı"

İran savaşı, Ukrayna'nın da ihtiyaç duyduğu ABD mühimmatının stoklarını tüketiyor (AP)
İran savaşı, Ukrayna'nın da ihtiyaç duyduğu ABD mühimmatının stoklarını tüketiyor (AP)
TT

ABD'de endişe: "Çin ve Rusya'ya karşı caydırıcılığımız zayıfladı"

İran savaşı, Ukrayna'nın da ihtiyaç duyduğu ABD mühimmatının stoklarını tüketiyor (AP)
İran savaşı, Ukrayna'nın da ihtiyaç duyduğu ABD mühimmatının stoklarını tüketiyor (AP)

Wall Street Journal'ın (WSJ) haberine göre İran savaşında kullanılan silahların miktarı Amerikalı yetkililerde endişe yarattı. 

Amerikan gazetesinin kaynakları, cephanelerin boşalmasının ABD'nin, Çin ve Rusya'nın atabileceği askeri adımları caydırmasını ya da bunlara yanıt vermesini zorlaştıracağını savunuyor. 

Yetkililerden bazıları, ABD'nin Avrupa'daki PAC-3 Patriot hava savunma önleyicileri ve ATACMS karadan karaya füzeleri stoklarının "kritik seviyenin de altına" düştüğünü söyledi.

Yetkililer, Avrupa'da hassas vuruş füzeleri ve güdümlü roketlerin aralarında olduğu diğer silahların da son derece düşük seviyelere indiğini belirtti. Aktarılana göre THAAD füze önleyicileriyle Merops anti-drone sistemleri de Ortadoğu'ya gönderilerek Avrupa'daki stokların daha da azalmasına yol açtı.

ABD ve İran son haftalarda birbirlerine yönelik saldırılarını büyük ölçüde azalttı. Ancak Japonya, Güney Kore ve Almanya gibi ülkelerden kaydırılan silah stoklarının yeniden doldurulmasının yıllar sürebileceği belirtiliyor. 

Batı ülkeleri, Çin ve Rusya'nın yakın zamanda geniş çaplı saldırılar düzenlemesini beklemese de WSJ'ye konuşan yetkililere göre bu durum, ABD'nin küresel askeri kapasitesinde zayıflık yarattı. 

Amerikalı kaynaklar, Çin'in yakın zamanda Tayvan'ı istilaya başlaması durumunda ABD'nin zorluk yaşayabileceğini vurguladı. 

Avrupalı yetkililerin de Rusya'ya karşı ABD desteğine daha az bel bağladığı hatırlatıldı. 

Daha önce de New York Times, Tayvan için savaşa girmeye hazırlandığı öne sürülen Çin ve Washington'ın eskisi kadar destek veremediği Ukrayna'yla çatışan Rusya'nın ABD'nin stoklarını yakından takip ettiğini bildirmişti. 

ABD'nin son dönemde İran'a yönelik saldırılarında daha az silah kullanması dikkat çekiyor. 

Diğer yandan WSJ, Beyaz Saray'ın istenen tüm operasyonları yürütebilecek kadar silaha sahip olduğunu öne sürdüğünü de aktardı. 

Amerikan gazetesi, ABD'den silah sipariş eden ülkelerin gecikmelerle karşı karşıya kaldığını bildiriyor. 

Independent Türkçe, WSJ, NYT


İran basını Amerikan ekonomik savaşını nasıl değerlendiriyor?

Tahran'da bir gazete bayisinde, Javan gazetesinin ön sayfası (solda) ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nda boğulduğunu gösteren bir karikatürün yer aldığı ve “Denizcilik Aldatmacası” manşetiyle yayınlanan Jam-e Jam gazetesinin ön sayfası, 13 Nisan 2026
Tahran'da bir gazete bayisinde, Javan gazetesinin ön sayfası (solda) ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nda boğulduğunu gösteren bir karikatürün yer aldığı ve “Denizcilik Aldatmacası” manşetiyle yayınlanan Jam-e Jam gazetesinin ön sayfası, 13 Nisan 2026
TT

İran basını Amerikan ekonomik savaşını nasıl değerlendiriyor?

Tahran'da bir gazete bayisinde, Javan gazetesinin ön sayfası (solda) ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nda boğulduğunu gösteren bir karikatürün yer aldığı ve “Denizcilik Aldatmacası” manşetiyle yayınlanan Jam-e Jam gazetesinin ön sayfası, 13 Nisan 2026
Tahran'da bir gazete bayisinde, Javan gazetesinin ön sayfası (solda) ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nda boğulduğunu gösteren bir karikatürün yer aldığı ve “Denizcilik Aldatmacası” manşetiyle yayınlanan Jam-e Jam gazetesinin ön sayfası, 13 Nisan 2026

Hanan Azizi

“Diplomasi için yeni bir fırsat” ve “kayıp fırsatlar” ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir'i “düşman çıkarlarına hizmet eden bir kişi” olarak değerlendirmeleri arasında, İran basınının İran-Amerikan çatışmasındaki son gelişmeler ve ABD Başkanı Donald Trump'ın “ekonomik savaş” duyurusu ve İran'a eşi benzeri görülmemiş bir tecrit uygulanması konusunda görüşleri ve tutumları farklılık gösterdi.

Sertlik yanlısı kesim ekonomik savaşı “hiçbir askeri zafer elde edemediği için Trump'ın sahadaki başarısızlığının bir sonucu” olarak görüyor. Dolayısıyla ona göre bu yüzleşme “ABD'nin savaş bataklığından kurtulmasının bir aracı”dır. Reformist ve ılımlı kesim ise İran'ın “çok sayıda anlaşma ve diplomatik fırsatı kaçırdığını ve şu anda kasvetli bir gelecekle karşı karşıya olduğunu” düşünüyor.

Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü General Hüseyin Muhibbi, İran'ın ABD ile yakın ekonomik ilişkileri olduğunu belirterek, Amerikan yönetiminin “ekonomik savaşının sonuçlarını yakın gelecekte göreceğini” söyledi ve “Düşman bize kazandığına inandırmak istediği bir savaş yürütüyor” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Bu savaş, dünyanın en büyük askeri gücü ile 47 yıldır yaptırımlar altında olan bir ülke arasındaki bir mücadeledir. Bu, geleneksel, dengeli bir savaş değil, askeri araçlarla desteklenen bir bilgi savaşıdır. İran halkının düşmanı olan Amerika Birleşik Devletleri, kendisini İran halkının kurtarıcısı olarak göstermek istedi, ancak ulusumuzun zenginliklerini yağmalamaya ve halka hizmet edenleri hain olarak göstermeye çalışıyor. Düşmanın askeri çatışmada aldığı aşağılayıcı yenilgi, İran'a karşı ekonomik savaş başlatmasının ana nedenidir.”

Hüseyin Muhibbi ABD destekçilerine de şunları söyledi: “Eğer askeri çatışmayı kazanmış olsaydınız, ekonomik savaşa gerek kalmazdı. Ekonomik savaş yeni değil, çünkü 47 yıldır bize karşı ekonomik savaş yürütüyorsunuz. Ülke ekonomisinin tüm temellerine yaptırımlar uyguladınız, şimdi de kamuoyunu şekillendirmeye çalışıyorsunuz. Düşmanın her hamlesi için senaryolarımız olduğunu defalarca belirttik ve ekonomik savaş da bunun bir parçasıdır. Olası sonuçlarını hafifletmek ve diğer ülkelerle kolayca ekonomik ilişkiler kurmak için bir senaryomuz var. Ekonomik alan konusunda asla endişe duymuyoruz.” Hüseyin ayrıca Başkan Trump'ın destekçilerine de seslendi: “Hürmüz Boğazı'nı kapatmak amacıyla tüm askeri teçhizatınızı bölgeye gönderdiniz, ancak başaramadınız. Kimle savaştığınızı ve kimi yenmeyi amaçladığınızı biliyor musunuz? ABD şimdi yenildi, çünkü yenilmemiş olsaydı geri çekilip ekonomik savaş ilan etmezdi.”

Zorlayıcı diplomasi etkili mi?

 Devrim Muhafızları'nın meydan okuyucu tonunun aksine, reformist gazeteler “diplomasi ve arabuluculara bir şans daha verme” ihtiyacını vurguluyor. İtimad (Etemad) gazetesi “Diplomasi için bir şans daha: Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir'in Tahran'a son ziyaretinin analizi" başlıklı bir makale yayınladı. Makalede “Bu ziyaretin, baskı yoluyla diplomatik yolun yeniden başlatılma olasılığını değerlendirme girişimi olduğu, ancak Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı ABD ve dünya açısından ekonomik maliyeti artırmak için kullanmaya çalıştığı” belirtildi.

ABD yönetimi, deniz ablukasının ve yaptırımların başarılı olacağına inanıyor ve İran'ın zayıf bir konumda olduğunu, bunun da İran'ı daha fazla taviz vermeye teşvik ettiğini düşünüyor

Araştırmacı ve uluslararası ilişkiler uzmanı Rahman Ghahremanpour İtimad'a verdiği demeçte, Pakistan tarafının ABD yönetiminin yeni tutumlarını İran'a ilettiğini söyledi.

Trump, Tahran ile müzakerelerin askıya alındığını duyurdu, ancak geçmiş deneyimler Trump'ın birkaç sert ve uzlaşmaz tavır aldıktan sonra müzakerelere geri döneceğini gösteriyor. Böyle yaparak müzakerelerde güçlü bir konuma sahip olacağını düşünüyor. Ghahremanpour “Trump şu anda Tahran'a yönelik baskının ve gerilimin arttığına inanıyor. Bu nedenle, ABD zorlayıcı diplomasi yoluyla ve güçlü bir konumdayken, İran'a yeni bir teklif sunabilir ve diplomasiye yeniden başlama şansını test edebilir. Bu girişimin başarısı veya başarısızlığı, İranlı yetkililerin iç ve dış duruma dair değerlendirmelerine ve İran'ın bu koşullara dayanma gücüne bağlı. Herhangi bir diplomatik süreçte her iki taraf da diğer taraftan azami tavizler almaya ve kendileri asgari tavizler vermeye çalışır” ifadelerini kullandı.

Uzmanlar Meclisi Üyesi Muhsin Kumi, Dini Liderin Danışmanı Muhsin Rızai, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Cumhurbaşkanı, Tahran'da Ali Hamaney için düzenlenen veda töreninde, 3 Temmuz 2026 (Reuters)
Uzmanlar Meclisi Üyesi Muhsin Kumi, Dini Liderin Danışmanı Muhsin Rızai, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Cumhurbaşkanı, Tahran'da Ali Hamaney için düzenlenen veda töreninde, 3 Temmuz 2026 (Reuters)

Tahran ve Washington'un hesapları nelerdir?

Ghahremanpour Tahran'ın hesaplarının, ABD'nin ara seçimlere yaklaşması, petrol fiyatlarının yükselmesi ve Washington'un müttefikleri arasında hoşnutsuzluk olması nedeniyle Trump'ın önemli bir baskı altında olduğu yönünde olduğunu belirtti. Bu nedenle İran, gerilimin devam etmesinin veya Hürmüz Boğazı'nın sürekli olarak kapatılmasının Cumhuriyetçi Parti'nin ara seçimlerdeki şansını azaltabileceğine inanıyor. İran, ABD yönetiminin daha fazla taviz vermesine neden olabileceğinden, şimdi Washington ve Trump'a baskı uygulamak için en uygun zaman olduğuna inanıyor. “İran'ın Hürmüz Boğazı'nın açılmayacağına ve Trump'ın taviz vermesi gerektiğine dair güvencelerinin nedeni de budur” diyor Ghahremanpour. Öte yandan, ABD yönetimi deniz ablukasının ve yaptırımların başarı olacağına inanıyor ve İran'ın zayıf bir durumda olduğunu, bu durumun da onu daha fazla taviz vermeye teşvik ettiğini düşünüyor.

Müzakere aldatmacasıyla savaş alanındaki yenilgiden kaçış

Sertlik yanlısı Keyhan gazetesi, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ve Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi'nin Tahran ziyaretine ilişkin yayımladığı haberinde, ziyaretleri “bağımsız girişim değil, Amerikan yönetiminin uyguladığı yeni bir aldatma süreci” olarak nitelendirdi. Haberde ayrıca, “ABD'nin, deniz filosunda önemli bir yıpratmaya maruz kaldığı, enerji krizi ve enflasyonla mücadele ettiği, stratejik yenilgisini örtbas etmek için bir yandan yaptırım sopasını, diğer yandan diplomatik mesajlar havucunu kullanmaya çalıştığı” belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre gazete şöyle devam etti: “Ancak biz aldatıcılara diyoruz ki, İslam Cumhuriyeti onların planlarını gördü ve bu ziyaretlerin amacının İran'a tek taraflı eleştiri yöneltmek ve Tahran'ı gerçek bir karşılık olmadan taviz vermeye teşvik etmek olduğunu biliyor.”

İran bugün gerçek bir sorunla karşı karşıya: Karar alma süreçlerinde yaşanan kafa karışıklığı ve kararsızlık, Hürmüz Boğazı'nın geleceğini ve dış ilişkilerinin seyrini etkiliyor

Keyhan gazetesi, özellikle Pakistanlı yetkilinin Trump ile telefon görüşmesi yapmasının ardından, Pakistan Genelkurmay Başkanını Tahran'da Amerikan çıkarlarına hizmet etmekle suçladı. Ona göre bu, ziyaretin dengeli bir diplomatik hamle değil, Washington tarafından kendisine verilen bir görev olduğunu gösteriyor.

 Gazete, daha önce deniz ablukasının hemen başarılı olacağına bahse giren ABD'nin anlaşmalardan çekildiğini ve kendisini müzakerelerden muaf gördüğünü, ancak şimdi muazzam ekonomik baskı nedeniyle geri adım attığını belirtti. Gazete şöyle devam etti: “Amerikan uçak gemilerinin ve savaş gemilerinin bölgede konuşlandırılması ABD'yi güçlendirmedi. Washington şu anda iki büyük zorlukla karşı karşıya; uzun vadeli görevlerdeki birliklerinin ve askeri güçlerinin önemli ölçüde yıpranması ve İran'ın kendisine deniz ablukası uygulayan savaş gemilerine ateş açma tehditleri. Bu nedenle, gerçek tamamen farklı. Washington, yarattığı enerji krizinden kurtulmak ve Hürmüz Savaşı bataklığından çıkmak için İran'ın müzakere masasına geri dönmesine son derece ihtiyaç duyuyor.” Kayhan gazetesi ayrıca ekonomik sorunların çözümünde diplomatik zayıflığın değil, çaba ve planlamanın anahtar olduğunu da ifade etti.

 İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'da Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ile görüştü, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'da Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ile görüştü, 24 Ağustos 2026 (Reuters)

22 Ağustos'ta Sazandegi gazetesinde yayınlanan “İyi bir anlaşmadan karanlık bir ufka” başlıklı makalede, İnşaat Partisi (eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani'ye yakın bir fraksiyon) Genel Sekreteri Hüseyin Maraşi, ülkenin bugün gerçek bir sorunla karşı karşıya olduğunu savundu. Söz konusu sorun; karar alma süreçlerinde yaşanan kafa karışıklığı ve kararsızlığın Hürmüz Boğazı'nın geleceğini ve dış ilişkilerinin seyrini etkilemesidir. “Ateşkesin sağlanması ve saldırı kabiliyetinin korunması, savaştan sonra İran'ın önemli bir başarısıdır” diye belirtti.

Ayrıca, “savaş sırasında İran'da 16 binden fazla hedefin bombalanmasına rağmen, karşı taraf İran'ın saldırı kabiliyetini etkisiz hale getirmeyi başaramadı. Ardından diplomatik mekanizma savaş sahasındaki bu başarıyı siyasi bir fırsata dönüştürmeyi başardı ve bu da İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında bir ateşkes anlaşmasının imzalanmasıyla sonuçlandı. Anlaşmanın şartları büyük ölçüde İran'ın lehineydi” değerlendirmesinde bulundu.

 Tahran ve Washington, Dini Lider Ali Hamaney'in cenazesi sırasında da ateşkes konusunda anlaştılar.

Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Pezeşkiyan yaptırımların İran ekonomisini etkilediğini doğruladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (DPA)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (DPA)
TT

Pezeşkiyan yaptırımların İran ekonomisini etkilediğini doğruladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (DPA)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (DPA)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesine uygulanan ABD yaptırımlarının İran ekonomisine zarar verdiğini doğruladı. Pezeşkiyan, birkaç gün önce yaptığı açıklamada ise yaptırımların herhangi bir sonuç vermeyeceğini söylemişti.

Pezeşkiyan, dün akşam devlet televizyonuna verdiği röportajda, “Bazıları yaptırımların hiçbir etkisinin olmadığını söylüyor. Bu kişilere nasıl cevap vereceğimi gerçekten bilmiyorum” dedi. Pezeşkiyan, “Savaş halindeyiz ve savaşın dayattığı koşulları kabullenmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, geçen pazartesi günü İran ekonomisini “boğmaya” yönelik planları açıklamış ve İran’la ticari ilişkilerini sürdüren ülkeleri ağır sonuçlarla karşı karşıya kalacakları konusunda uyarmıştı.

Son dönemde açıklanan yeni tedbirler, ABD ve bazı müttefiklerinin Tahran’a 2018’den bu yana uyguladığı yaptırım rejimine ekleniyor. Söz konusu tarih, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’la 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan (Kapsamlı Ortak Eylem Planı- KOEP) çekildiği döneme denk geliyor.

İran Cumhurbaşkanı, son aylarda “ithalat ve ihracatın yüzde 25 ila 35 arasında azaldığını” belirterek, ticaret hacmindeki düşüşe ayak uydurabilmesi için benzin fiyatlarının nihayetinde artırılması gerektiğini söyledi.

Pezeşkiyan, “Benzin kotasının üçüncü kademesindeki fiyatı yükseltmeliyiz... Örneğin 5 bin tümenden 10 bin tümene çıkarabiliriz” dedi. İran’da tüketim miktarına göre farklı sübvansiyonlu benzin fiyatları uygulanıyor. Dünyanın önde gelen petrol üreticilerinden İran’da akaryakıt fiyatları küresel ölçekte en düşük seviyeler arasında bulunuyor.

İran Cumhurbaşkanı’nın yürütmeden sorumlu yardımcısı Muhammed Cafer Kaimpenah çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının, ülkenin yurt içindeki üretim açığını kapatacak miktarda benzin ithal etmesini engellediğini söylemişti.

Ancak Pezeşkiyan aynı gün yaptığı açıklamada, söz konusu yaptırımların “hiçbir sonuç vermeyeceğini” savunmuş ve İran’ın ekonomik baskılara karşı “kararlılıkla durduğunu” vurgulamıştı.