İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



Bekayi: Avrupa sorumluluk üstlenmeli

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi (İran Dışişleri Bakanlığı)
TT

Bekayi: Avrupa sorumluluk üstlenmeli

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi (İran Dışişleri Bakanlığı)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin Avrupa ülkelerinin İran'a karşı yürütülen savaşa katılımına ilişkin açıklamalarına tepki göstererek, "Avrupa sorumluluk üstlenmeli" dedi.

Şarku’l Avsat’ın, Mehr Haber Ajansı’ndan aktardığı habere göre  Bekayi bugün (Perşembe) sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Rutte'nin açıklamalarını değerlendirdi.

Bekayi paylaşımında, "Mark Rutte'nin Avrupa ülkelerinin İran'a yönelik askeri saldırıya katıldığını defalarca kabul etmesi, Avrupa'nın bu saldırgan savaşta tarafsız olmadığını bir kez daha teyit etmektedir" ifadelerini kullandı.

Avrupa toprakları, askeri üsleri ve altyapısının ABD-İsrail ortak askeri operasyonuna tahsis edildiğini belirten Bekayi, "Topraklarını, üslerini ve altyapısını ABD-İsrail saldırganlığına açan taraflar, bu iş birliğinin ve sonuçlarının sorumluluğundan kaçamaz. ABD'nin zorbalığını ve saldırgan savaşını desteklemekle övünmek, güç ve özgüven göstergesi olmaktan ziyade; efendisinin kibirli bakışını dalkavuklukla değiştirebileceğine inanan bir zihniyetin yansımasıdır" ifadelerini kullandı.


ABD'den İran'da 90 noktaya hava saldırısı... Tahran'dan uyarı, Trump'tan anlaşma mesajı

ABD'den İran'da 90 noktaya hava saldırısı... Tahran'dan uyarı, Trump'tan anlaşma mesajı
TT

ABD'den İran'da 90 noktaya hava saldırısı... Tahran'dan uyarı, Trump'tan anlaşma mesajı

ABD'den İran'da 90 noktaya hava saldırısı... Tahran'dan uyarı, Trump'tan anlaşma mesajı

Washington ile Tahran arasında eşi benzeri görülmemiş askeri gerilim, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) bugün (Perşembe) sabah saatlerinde İran'ın iç kesimlerine yönelik yeni bir hava saldırısı dalgasını tamamladığını duyurmasının ardından bölgeyi kapsamlı bir çatışmanın eşiğine getirdi.

İran devlet medyası ve Sağlık Bakanlığı'na göre ABD hava saldırılarında en az 14 kişi hayatını kaybetti, 78 kişi yaralandı. Saldırıların ardından yetkililer, Tahran-Meşhed demir yolu hattındaki seferleri durdurdu.

İran ise buna hızlı bir karşılık vererek Devrim Muhafızları aracılığıyla Kuveyt ve Bahreyn'deki ABD askeri üslerini hedef aldığını açıkladı. Bahreyn ve Kuveyt yönetimleri ise hava sahalarına giren füzelerin ve diğer mühimmatın etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

CENTCOM, X platformundan yaptığı açıklamada ABD güçlerinin İran'da yaklaşık 90 askeri hedefi vurduğunu duyurdu. Hedefler arasında hava savunma sistemleri, kıyı gözetleme unsurları, füze ve insansız hava aracı depoları, deniz kuvvetlerine ait askeri kapasite ile İran kıyıları boyunca bulunan askeri lojistik altyapı yer aldı.

Washington, son saldırı dalgasının amacının "İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere ve masum sivil denizcilere yönelik saldırı kapasitesini daha da zayıflatmak" olduğunu belirtti. Açıklamada, operasyonların önceki gece gerçekleştirilen başarılı hava saldırılarının devamı niteliğinde olduğu ifade edildi.

Sahadaki çatışmalar sürerken diplomatik cephede de dikkat çekici gelişmeler yaşandı. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın yönetimiyle temasa geçerek bir "anlaşma" yapma isteğini ilettiğini açıkladı.

Trump'ın bu açıklamalarıyla eş zamanlı olarak İran Devrim Muhafızları, saldırıların tekrarlanması halinde bölgedeki diğer ABD üslerinin de hedef alınacağı uyarısında bulundu. Açıklamada, askeri karşılığın genişletilebileceği belirtilirken, bölgenin karşılıklı caydırıcılık ile gerilimi arka kapı diplomasisi yoluyla kontrol altına alma çabaları arasında kritik bir dönemece girdiği vurgulandı.

İsrail Güney Lübnan'da saldırılar düzenledi

İsrail ordusu, bugün (Perşembe) sabahın erken saatlerinde ve dün gece Güney Lübnan'daki Hıyam beldesinde saldırılar gerçekleştirdi. Ordu ayrıca gece saatlerinde Tayyibe beldesini hedef alan bir başka saldırı düzenledi.

Lübnan resmi haber ajansı NNA'nın aktardığına göre İsrail ordusu gece ve sabah saatlerinde Hıyam beldesi içinde art arda saldırılar gerçekleştirdi. Patlamaların sesi Güney Lübnan'ın birçok bölgesinde duyuldu.

Ayrıca İsrail güçleri, Tayyibe beldesinde de saldırılar düzenlerken, eş zamanlı olarak Deyr Seryan beldesinin çevresi topçu ateşiyle hedef alındı.

Fransa Dışişleri Bakanı: ABD saldırılarının nedeni İran'ın taahhütlerini ihlal etmesi

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, bugün (Perşembe) yaptığı açıklamada ABD'nin İran'a yönelik son saldırılarının, Tahran'ın taahhütlerini ihlal etmesinin sonucu olduğunu söyledi.

Fransız TF1 kanalına konuşan Barrot, saldırıların meşruiyetine ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, "İran, Umman açıklarında seyreden gemileri hedef alarak hem Washington ile son imzaladığı mutabakat zaptındaki yükümlülüklerini hem de uluslararası hukuku ihlal etti" ifadelerini kullandı.

Barrot, İran'ın geçen ay ABD ile varılan anlaşmayı ihlal ettiğini belirterek, "Bu tür girişimlerin derhal sona ermesi gerekiyor ki kritik müzakereler mümkün olan en iyi şartlarda yeniden başlayabilsin" dedi.

Katar Dışişleri Bakanlığı

  • Katar Başbakanı, İran Dışişleri Bakanı ile telefonda görüştü.
  • Görüşmede Washington ile Tahran arasında yaşanan son askeri gerilim ele alındı.
  • Katar Başbakanı, İran Dışişleri Bakanı ile yaptığı görüşmede Hürmüz Boğazı'nda gemilere yönelik saldırıları kınadı.
  • Katar Başbakanı, tüm tarafların diplomatik diyaloga bağlı kalmasının önemini vurguladı.
  • Katar Başbakanı, mutabakat zaptı kapsamında üzerinde uzlaşılan hususların uygulanması gerektiğini ifade etti.
  • Katar'ın gerilimin kontrol altına alınması ve kapsamlı bir anlaşmaya varılması amacıyla yürütülen tüm diplomatik girişimleri desteklemeyi sürdüreceğini yineledi.

Gazze Barış Konseyi, Gazze'de pilot insani bölge oluşturmayı planlıyor

İsrail’in Gazze şehrinde yerinden edilmişlerin kaldığı bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının ardından bölgeyi inceleyen Filistinliler (Reuters)
İsrail’in Gazze şehrinde yerinden edilmişlerin kaldığı bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının ardından bölgeyi inceleyen Filistinliler (Reuters)
TT

Gazze Barış Konseyi, Gazze'de pilot insani bölge oluşturmayı planlıyor

İsrail’in Gazze şehrinde yerinden edilmişlerin kaldığı bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının ardından bölgeyi inceleyen Filistinliler (Reuters)
İsrail’in Gazze şehrinde yerinden edilmişlerin kaldığı bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının ardından bölgeyi inceleyen Filistinliler (Reuters)

Reuters haber ajansı ABD Başkanı Donald Trump'ın kurduğu Gazze Barış Konseyi’nden bir yetkilinin, konseyin Trump'ın tıkanan barış planını yeniden canlandırmak amacıyla Hamas ile ikinci aşama anlaşmasına ilerleme sağlanıp sağlanamadığından bağımsız olarak Gazzeliler için pilot bir insani bölge oluşturmayı planladığını açıklamasını aktardı.

Gazze Barış Konseyi içindeki konumunu belirtmeyen yetkili, konseyin Gazzelilerden oraya geçmek isteyenlerin insani ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mal ve hizmetlerin genişletilebileceği ve on binlerce kişiyi ağırlayabilecek güvenli bölgeler belirlediğini söyledi.

Gazze, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e yönelik saldırılarının ardından patlak veren ve iki yıl süren topyekun bir savaşın yol açtığı yıkımın ortasında kalmaya devam ediyor.

Ateşkes anlaşmasına varılmasının ardından Trump, insani yardımların artırılmasını, Gazze Şeridi’nin Filistinli teknokratlardan oluşan bir grup tarafından yönetilmesini, Hamas'ın silahsızlandırılmasını ve İsrail ordusunun çekilmesini öngören Gazze planını açıkladı. Ancak plan tıkandı ve ‘Gazze Ulusal Yönetim Komitesi’ olarak bilinen teknik uzmanlar heyeti de şeritte henüz faaliyete geçemedi.

İsrail, 2 milyonu aşkın nüfusun açlık, hastalık ve yerinden edilmeyle boğuştuğu şeritte askeri saldırılarını sürdürüyor. İsrail ayrıca Gazze'nin yüzde 70'ini kapsayacak şekilde kontrolünü genişleteceğini ilan etti.

Ateşkesin ardından ABD ve İsrail destekli Gazze İnsani Vakfı tarafından yürütülen yardım programı kapatıldı. Program, dağıtım noktalarına ulaşmaya çalışan Filistinlilerin hayatını kaybetmesi nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer kuruluşlardan yoğun eleştiri almıştı.