İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



G7 Zirvesi: İran'ın soğuk savaşı ve Batı'nın maliyet mühendisliği

Fotoğraf: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 17 Haziran'da Fransa'nın doğusunda Évian'da düzenlenen G7 zirvesinin kapanış basın toplantısında konuşuyor (AFP)
Fotoğraf: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 17 Haziran'da Fransa'nın doğusunda Évian'da düzenlenen G7 zirvesinin kapanış basın toplantısında konuşuyor (AFP)
TT

G7 Zirvesi: İran'ın soğuk savaşı ve Batı'nın maliyet mühendisliği

Fotoğraf: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 17 Haziran'da Fransa'nın doğusunda Évian'da düzenlenen G7 zirvesinin kapanış basın toplantısında konuşuyor (AFP)
Fotoğraf: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 17 Haziran'da Fransa'nın doğusunda Évian'da düzenlenen G7 zirvesinin kapanış basın toplantısında konuşuyor (AFP)

Maneli Mirkhan

G7 ülkeleri, 23 yıl sonra, 15 Haziran 2026'da Évian'a geri döndü; aynı kasaba - ve yine Fransa cumhurbaşkanlığı altında - Haziran 2003'teki G8 toplantısında İran'ın nükleer dosyasını ilk kez uluslararası gündeme taşımıştı. Évian'ın Batı doktrininin yapısal olarak düşman bir aktöre karşı dördüncü anlaşmasına sahne olması gerekiyordu. Ancak imza başka bir yerde atıldı. ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, Versay'da aceleyle ve G7 Zirvesi sırasında, Tahran'a 20 yıldır talep ettiklerini veren bir mutabakat zaptı imzaladı; tüm yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş tüm varlıkların serbest bırakılması ve iktidar aygıtının karşılıksız olarak İran devleti olarak tanınması.

2003'te nükleer silahların yayılmasının önlenmesi meselesi olarak ele alınan husus, 2026'da dönemin temel mücadelesinin yapısal normalleşmesi olarak pekiştirildi. Bu, 28 Şubat'tan 2026 Mayıs sonuna kadar süren İsrail-Amerikan savaşının 20 yıl öncesinde yaşanan bir mücadele. Savaş ise şunu yaptı; Batı'da, adı konulmadan bu mücadelenin maliyetinin üstünü tam 20 yıl boyunca örten retorik örtüyü kaldırdı. Versay'a gelince, savaş analizlerinin dolaşımından daha hızlı bir şekilde ve Évian'ın üretmesi gereken hizalanmayı aşan bir platform aracılığıyla bu örtüyü yeniden inşa etti. Bunun bedelini Avrupa ve küresel düzen ödedi ve sonraki on yıl da aynı koşullarla bunun bedelini peşinen ödemiş olabilir.

İslam Cumhuriyeti, yapısı Batı'nın Sovyetler Birliği'ne karşı yarım yüzyıldır yürüttüğü yapısal mücadelenin özelliklerini yansıtan bir soğuk savaş yürütüyor. Nükleer silahların yayılmasının önlenmesi rejimine meydan okuyan bir nükleer ve füze programı var ve ve füzeleri şu anda Batı topraklarını vurabilecek durumda; 1 Mart 2026'da İran'a ait bir Şahed insansız hava aracı, Avrupa Birliği topraklarına yönelik ilk doğrudan İran saldırısında, Kıbrıs topraklarındaki Akrotiri'deki (Ağrotur) İngiliz üssünü vurdu. Lübnan'daki Hizbullah'tan Yemen'deki Husiler ve Irak'taki Haşdi Şabi Güçlerine kadar bölgesel vekillerden oluşan bir ağ, ortakların istikrarını bozmak, küresel seyrüsefer üzerinde inkâr edilemez bir baskı oluşturmak için tasarlandı. Bir de küresel finans sisteminin yaptırımlarından kaçmak için tasarlanmış altyapısı tarafından tükenmiş, devlet tarafından yönetilen bir suç ekonomisi, 2023 ile 2026 yılları arasında sekiz Avrupa istihbarat servisi tarafından hazırlanan çapraz raporlar ile belgelenmiş, Batı bölgelerinde faaliyet gösteren bir siber korsanlık aygıtı, ayrıca sürekli Hürmüz Boğazı ve Babu’l Mendeb'e oynanan bahisler var.

Ağustos 2024'te, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi, Londra'da kayıtlı ZedSix kuruluşunu, yaptırımlara tabi İranlı oluşumlarla bağlantılı 94 milyar doların üzerinde işlem gerçekleştirdikten sonra yaptırımlar listesine dahil etti. Son on yılda dört Avrupa bankası İran ile ilgili ihlaller nedeniyle 12 milyar avrodan fazla para cezası ödedi. Bu iki örnek, Avrupa Ekonomik Alanı, Birleşik Krallık, Arap Körfezi ve ötesindeki yüzlerce aracı yoluyla gerçekleşen bir yaptırımları atlatma yapısının yalnızca görünen kısmıdır. Bunun maliyetini, uyumu sağlayan Avrupa finans sistemi, düzenleyici baskıyı absorbe eden Körfez ülkeleri ve yaptırım çerçevesi yapısal olarak zayıflayan bölgesel ekonomiler ödüyor.

Versay Mutabakat Zaptı, ABD'nin İslam Cumhuriyeti'ne yönelik birincil ve ikincil tüm yaptırımlarını sona erdiriyor. Uygulandığı takdirde, yaptırımları atlatma yapısını meşrulaştıracak, uyumun maliyetini karşılıksız bırakacak ve Soğuk Savaş'ın mali cephesini gelecek on yıla kadar genişletecektir.

defvrbthyjn
ABD Başkanı Donald Trump, Kanada Başbakanı Mark Carney, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, 16 Haziran'da Fransa'nın doğusunda Évian'da düzenlenen G7 zirvesi sırasında fotoğraf çekiminin yapılacağı yerde (AFP)

İslam Cumhuriyeti, Batı'nın yarım asırdır Sovyetler Birliği'ne karşı yürüttüğü yapısal mücadelenin özelliklerini yansıtan bir soğuk savaş yürütüyor

Güvenlik tarafında ise İran'da üretilip Ukrayna şehirlerine karşı kullanılmak üzere Rusya Federasyonu'na tedarik edilen Şahed-136 insansız hava aracının maliyeti 50 bin dolar civarında.  Onu düşürebilecek Patriot önleme füzesinin maliyeti ise 1 milyon doları aşıyor. Aradaki fark yirmi kat ve stratejik düzeyde işe yarıyor: Bir harekat alanına tahsis edilen her Batı bataryası diğer bir alan için kullanılamaz hale geliyor ve her önleme operasyonu, hedefin kendisinden yirmi kat daha değerli bir mühimmatı harcıyor. Aynı dengesizlik nükleer dosyada da geçerli; İslam Cumhuriyeti'ni 2026'nın başlarında nükleer silah üretme eşiğine birkaç hafta kadar yaklaştıran hızlanma, Suudi, Türk ve Mısırlı yetkilileri orijinal nükleer silahların yayılmasını önleme çerçevesinin korumayı amaçladığı bölgesel dengeyi yeniden değerlendirmeye sevk etti. Versay Mutabakat Zaptı İran'ı nükleer programını mevcut aşamada tutmakla yükümlü kılıyor ve bu aşama tam olarak bölgesel dengeyi tehdit ediyor, çünkü eşik hâlâ sadece birkaç hafta içinde aşılabilir.

Yirmi yıl boyunca Süleymani'nin vekil arenalar aracılığıyla derinlemesine savunmaya dayanan doktrini, İran ile mücadelenin maliyetini 1982'den beri Lübnan'da Hizbullah, 1992'den bu yana Filistin'de Hamas, 2003'ten bu yana Iraklı milisler, 2009'dan bu yana Yemen'de Husiler ve 2012'den 2024'teki devrilişine kadar desteklenmeye devam eden Esed rejimi ile bölgesel çevreye yükledi. Her arena, Körfez ve Avrupa ekonomilerinin insani yardım, yeniden inşa çağrıları, yerinden edilmiş sakinler ve aksayan ticaret yoluyla özümsediği bölgesel bir fatura üretti. Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu, tam tersi yönde tasarlanmış bir süreç dahilinde İran'ın bölgesel baskısını dengeledi. Mısır'a gelince, Süveyş Kanalı gelirleri Husi eylemlerinin başlamasından bu yana keskin bir düşüş yaşadı. Bu bölgesel cephenin denizdeki ifadesi, onun en açık tezahürü olmaya devam ediyor; dünya genelinde deniz yoluyla taşınan ham petrolün yüzde 30'u Hürmüz Boğazı'ndan geçerken, Babu’l Mendeb, Asya ile Avrupa arasındaki konteyner trafiğinin büyük bir kısmını Ümit Burnu'nun etrafından dolanmaya zorluyor. Versay Mutabakat Zaptı Hürmüz'ü yeniden açıyor ancak İran Devrim Muhafızları'nın kontrolü ve yönetimi altında.

Bu savaşın iç cephesi, G7'nin eylem için en net araçlara sahip olduğu alan. 2023 ile 2026 yılları arasında sekiz Avrupa istihbarat servisi, İslam Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık topraklarındaki faaliyetlerine ilişkin çapraz raporlar yayınladı. Bu raporlar beş koordineli düzenlemeyi belgeliyor; sürgündeki muhaliflere karşı sınır ötesi baskı, Avrupa kurumları hakkında istihbarat toplama, derneksel ve akademik kanallar aracılığıyla siyasi nüfuz elde etme, Devrim Muhafızları ile bağlantılı gruplara atfedilen siber operasyonlar, inkar edilebilir operasyonlar gerçekleştirmek için aracıların kullanılması. Aynı yapı, Körfez'e de uzanıyor ve İran'ın muhalif isimlere, gazetecilere ve diaspora ağlarına yönelik eylemleri Riyad, Abu Dabi, Doha ve İstanbul'da yaşanan vakalar ile belgelendi. Farklı yargı bölgelerinde münferit olaylar gibi görünen hadiseler, operasyonel açıdan, maliyetleri ayrı bütçeler aracılığıyla karşılanan tek bir yapıdır. Bunları yöneten aygıtsa, mutabakat zaptı ile İran devleti olarak tanındı; dondurulmuş varlıkları serbest bırakıldı, ona yönelik yaptırımları kaldırıldı, ama operasyonel araçları öylece bırakıldı.

vbthyn
Zirveye katılan liderlerden hatıra fotoğrafı (Reuters)

Bu maliyet, sınırların ötesinde işleyen, devlet boyutunda bir stratejik doktrin inşa etti. Aynı boyutta koordineli bir Batı hizalanması dışında küçültülemez. G7, Batı'nın artık karşılayamayacağı bir maliyetle karşı karşıya olduğu anlarda daha önce de bu tür bir yapısal hizalanmayı sağlamıştı. Mayıs 1986'da Tokyo'da, ABD'nin Libya'ya saldırısının ardından devlet başkanları Trablus'u terör sponsoru bir devlet olarak deklare etmiş ve silah satışlarına ve Libyalı diplomatlara karşı somut önlemler almıştı. Mart 2014'te Lahey'de 72 saat içinde Kırım'ın ilhakından sonra Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımların yapısı yeniden oluşturulmuştu. Haziran 2022'de Elmau'da, daha önce hiçbir kılavuzda bulunmayan bir araç olan Rusya petrolüne tavan fiyatı uygulaması icat edilmişti. Tokyo karar vermiş. Lahey yeniden oluşturmuş. Elmau icat etmişti. Versay ise maliyeti on yıl daha uzatacak bir belgeye imza attı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Versay Mutabakat Zaptı’nın başlattığı süreci düzeltmek hâlâ mümkün. 2009'dan bu yana beş seferberlik turu ile rejim sayfasını kapatma kararlılığını dile getiren İran halkı ile İran rejimi, tüm bu süreçte dil ve siyaset açısından iki farklı taraftır. Batı'nın gelecekte rejime vereceği her taviz, yalnızca rejimin kendisinden somut bir getiri karşılığında verilmeli. Yaptırımların sona erdirilmesi, yeniden inşa için 300 milyar dolar ödenmesi ve Hürmüz'ün yeniden açılmasına ilişkin operasyonel ayrıntılara ilişkin uygulama aşamaları, mutabakatın dokunulmadan bıraktığı dört cepheden en az birinde doğrulanabilir bir davranış değişikliğine bağlı olmalı. Avrupa'nın “İran Devrim Muhafızları”nı paramiliter bir terör örgütü olarak tanımlamasına gelince, yıllar süren kurumsal tartışmalardan sonra, bu tanımlama bozulmadan kalmalı ve mutabakata eşlik eden bir referans olarak hafifletilmesine yönelik her türlü baskıya dayanmalı. Zira bu, rejimi davranışını değiştirmeye zorlayabilecek tek ideolojik dayanak. O olmadan, normalleşmeye yönelik diğer tüm araçlar çöker.

2026’daki G7 Zirvesi'nin hatırlanacağı sınav budur. Versay Mutabakat Zaptı önümüzdeki aylarda Batı hizalanmasının ideolojik disiplini yoluyla İran rejimine davranış değişikliği dayatacak bir araca dönüştürülürse, 2026 yılı, Batı'nın yapısal olarak düşman bir aktörle mücadele becerisini gecikmeli ama kararlı bir şekilde yeniden kazandığı bir yıl olarak hatırlanacaktır. Ama mutabakatın yazıldığı gibi uygulanması, tüm tavizlerin koşulsuz verilmesi, Devrim Muhafızları’nın terör örgütü tanımının aşınması ve ideolojik hizalanmanın süresiz olarak ertelenmesi halinde, 2026’daki G7 Zirvesi, Tahran'ın dünyaya dayattığı ve Batı'nın 20 yıllık inkarın ardından mücadele yerine normalleştirmeyi seçtiği soğuk savaş karşısında Batılı güçlerin başarısızlığı olarak tarihe geçecektir.


Birleşik Krallık Başbakanı istifa edecek mi? Hükümetten bir kaynak bunu yalanladı... Kararın yarın verilmesi bekleniyor

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, önemli reformları duyurmak üzere Londra’nın kuzeyindeki bir konut projesini ziyaret ederken yerel halkla sohbet ediyor. (DPA)
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, önemli reformları duyurmak üzere Londra’nın kuzeyindeki bir konut projesini ziyaret ederken yerel halkla sohbet ediyor. (DPA)
TT

Birleşik Krallık Başbakanı istifa edecek mi? Hükümetten bir kaynak bunu yalanladı... Kararın yarın verilmesi bekleniyor

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, önemli reformları duyurmak üzere Londra’nın kuzeyindeki bir konut projesini ziyaret ederken yerel halkla sohbet ediyor. (DPA)
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, önemli reformları duyurmak üzere Londra’nın kuzeyindeki bir konut projesini ziyaret ederken yerel halkla sohbet ediyor. (DPA)

The Observer gazetesinin haberine göre, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın yarın (pazartesi) görevinden istifa etmesinin beklendiği ve ayrılışına ilişkin bir zaman çerçevesi belirleyeceği bildirildi. Ancak bir hükümet kaynağı, Starmer’ın halen hükümet görevlerini sürdürmeye odaklandığını belirtti.

Starmer’ın konumunu çevreleyen tehditlerin aylardır artış gösterdiği ve özellikle cuma günü rakibi Andy Burnham’ın, İşçi Partisi liderliğine resmi bir yarışa katılmasına imkân tanıyan bir parlamento koltuğunu kazanmasının ardından keskin biçimde yükseldiği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın The Observer’dan aktardığına göre Starmer, nihai kararı vermeden önce eşiyle birlikte kırsaldaki resmi konutu Chequers’ta konuyu değerlendiriyor. Ancak İşçi Partisi’nin üst düzey isimlerinin, Starmer’ın geleceğine ilişkin net bir açıklamanın en geç pazartesi günü yapılmasını beklediği aktarıldı.

Buna karşın bir hükümet kaynağı, Reuters’a yaptığı açıklamada Starmer’ın halen görevlerine odaklandığını ve daha önce yaptığı açıklamaların bu durumu yansıttığını söyledi.

Starmer, cuma günü liderliğine yönelik herhangi bir yarışla karşılaşması durumunda mücadele edeceğini belirtmiş ve İşçi Partisi’ne iç çekişmelerle bölünmemesi çağrısında bulunmuştu.

Starmer, 2024 seçimlerinde İşçi Partisi’ni ezici bir zafere taşımıştı. Ancak daha sonra yaşanan bir dizi skandal ve siyasi dalgalanma, kamuoyunda vaat ettiği yaşam standardı iyileşmesini sağlayamayacağı yönünde bir algı oluşmasına ve popülaritesinin ciddi biçimde düşmesine yol açtı.

Birleşik Krallık’ta başbakanların en sık değiştiği dönem

Eğer istifa eder ya da görevden alınırsa, bu durum ülkenin on yılı biraz aşan bir sürede yedinci başbakanını göreve getireceği anlamına geliyor. Bu, yaklaşık iki yüzyıldır görülen en yüksek başbakan değişim oranı olarak kaydedilirken, ardışık hükümetlerin kamu hizmetlerini iyileştirme ve yasadışı göç gibi sorunları ele alma konusundaki başarısızlıklarına yönelik öfkeyi de yansıtıyor.

defr
İşçi Partisi adayı Andy Burnham, İngiltere’nin kuzeybatısındaki Wigan’daki The Edge oy sayım merkezinde, Macfield seçim bölgesinden yapılan parlamento seçimlerini kazandıktan sonra kalabalığa el sallıyor. (AFP)

Reuters tarafından yapılan bir sayımına göre, Starmer’ın partisinden seçilmiş 100’den fazla milletvekili -İşçi Partisi’nin Avam Kamarası’ndaki toplam milletvekillerinin yaklaşık dörtte biri- açıkça onun istifa etmesini ya da ayrılığı için bir zaman çerçevesi belirlemesini talep etti.

Gazetenin kaynak belirtmeden aktardığı habere göre Starmer, hükümet bakanları, danışmanlar, bağışçılar ve sendika liderleriyle yaptığı görüşmelerin ardından görevine devam etmesinin artık mümkün olmadığı sonucuna vardı.

56 yaşındaki profesyonel siyasetçi Andy Burnham, İşçi Partisi içinde birçok kişi tarafından Starmer’ın en olası halefi olarak görülüyor. Bu geçişin ya müzakere yoluyla ya da liderlik için resmi bir yarış üzerinden gerçekleşebileceği değerlendiriliyor.

Burnham henüz Starmer’a karşı resmi bir adaylık açıklamamış olsa da, zafer konuşmasını ülke için yeni bir yol vaadiyle değerlendirdi. Müttefikleri ise Starmer’a görevi bırakması ve iktidarı gönüllü şekilde devretmesi çağrısında bulundu.


Lübnan Ateşkesi İsviçre sürecini test ediyor... Tahran, Washington'u taahhütlerini yerine getirmemekle suçladı

Lübnan Ateşkesi İsviçre sürecini test ediyor... Tahran, Washington'u taahhütlerini yerine getirmemekle suçladı
TT

Lübnan Ateşkesi İsviçre sürecini test ediyor... Tahran, Washington'u taahhütlerini yerine getirmemekle suçladı

Lübnan Ateşkesi İsviçre sürecini test ediyor... Tahran, Washington'u taahhütlerini yerine getirmemekle suçladı

Tahran, Washington'un üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde ABD ile varılan anlaşmanın "tehlikeye gireceği" uyarısında bulundu.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, resmi haber ajansı IRNA'ya yaptığı açıklamada, İran heyetinin mutabakat kapsamında karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmesini yakından takip edeceğini ve bunun için ısrarcı olacağını söyledi.

İran heyeti Tahran'dan ayrılmadan hemen önce de İranlı yetkililer, İsrail'in Lübnan'daki savaşını durduracağına ilişkin güvence almadan müzakerelere katılmayı reddettiklerini açıklamıştı.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ise Washington'dan İsviçre'ye hareket etmeden önce yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Başkan'ın damadı Jared Kushner'e katılacağını belirterek şunları söyledi:

"Orada yalnızca bir ya da iki gün kalabilirim. Nükleer dosyada ilerleme kaydedeceğimizi, aynı zamanda Lübnan'da ateşkes konusunda da ilerleme sağlayacağımızı düşünüyorum. Odaklanacağımız iki temel konu bunlar olacak."

Pakistan da bugün İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında "teknik düzeyde görüşmeler" yapılacağını doğruladı. Açıklamada, Pakistanlı ve Katarlı arabulucuların ABD ve İran heyetleriyle birlikte müzakerelere katılacağı bildirildi.

Bundan önce Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, İsviçre görüşmelerinin ertelenmesinin ardından yürütülen diplomatik girişimler kapsamında İran'a bir ziyaret gerçekleştirmişti.

İranlı Bakan: Petrol Sektörü, ABD ile nihai anlaşmanın gerçek sınavı olacak

  • İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad, bugün (Pazar) yaptığı açıklamada, Batılı tarafların nihai anlaşmanın hükümlerine bağlı kalması halinde İran petrol sektörünün Tahran ile Washington arasında varılacak nihai anlaşmanın en önemli sınavı olacağını söyledi.
  • İran Petrol Bakanlığı'na bağlı ŞANA Haber Ajansı'nın aktardığına göre Paknejad, anlaşma sonrasında İran petrol sektörünün küresel ekonomi için büyük yatırım fırsatları sunacağını belirtti.
  • Paknejad, sektörde yüzlerce yatırım projesinin bulunduğunu, ayrıca teknik iş birliği ve işletme alanlarında imzalanmaya hazır ortaklık sözleşmelerinin de mevcut olduğunu ifade etti.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı

  • Başbakan ile Genelkurmay Başkanı, mutabakat zaptının uygulanmasına ilişkin görüşmelere katılmak üzere İsviçre'ye gitti.
  • Pakistan, İran ile ABD arasında varılan mutabakatların uygulanmasını desteklemeyi sürdürecek.
  • Başbakanın görüşmelerin yanı sıra katılımcı heyetlerle ikili görüşmeler yapması bekleniyor.