İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



Sırbistan'da İsrail Büyükelçiliği önünde bıçaklı saldırı: Saldırgan öldürüldü

Belgrad’da İsrail Büyükelçiliği’ni koruyan bir polis memurunu hedef alan saldırının gerçekleştiği nokta (AFP)
Belgrad’da İsrail Büyükelçiliği’ni koruyan bir polis memurunu hedef alan saldırının gerçekleştiği nokta (AFP)
TT

Sırbistan'da İsrail Büyükelçiliği önünde bıçaklı saldırı: Saldırgan öldürüldü

Belgrad’da İsrail Büyükelçiliği’ni koruyan bir polis memurunu hedef alan saldırının gerçekleştiği nokta (AFP)
Belgrad’da İsrail Büyükelçiliği’ni koruyan bir polis memurunu hedef alan saldırının gerçekleştiği nokta (AFP)

Sırp polisi, Belgrad’daki İsrail Büyükelçiliği önünde görev yapan bir güvenlik görevlisine bıçaklarla saldıran kimliği belirsiz bir kişinin gece yarısından sonra vurularak öldürüldüğünü açıkladı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, Belgrad’daki büyükelçiliğinin yakınında bir “terör saldırısı girişimi” yaşandığını doğruladı. Bakanlık, büyükelçilik çalışanlarından hiçbirinin yaralanmadığını ve olayla ilgili soruşturma başlatıldığını bildirdi.

Bakanlığın X platformundaki açıklamasında, “Saldırgan yerel polis tarafından öldürüldü. Büyükelçilik çalışanlarından hiçbiri zarar görmedi. Olayın yaşandığı gece geç saatlerde diplomatik misyon kapalıydı. Yetkili makamlar olayla ilgili soruşturmayı sürdürüyor” ifadelerine yer verildi.

Sırbistan İçişleri Bakanı Ivica Dačić de olayın “terör saldırısı” olarak değerlendirildiğini belirtti. Dačić, terör tehdidi seviyesinin en üst düzeye çıkarıldığını ve kritik noktalardaki polis varlığının artırıldığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığı habere göre Dačić, “Henüz kimliği belirlenemeyen reşit olmayan bir kişi, iki bıçakla bir jandarma personeline saldırdı” dedi.

Polis memurunun kendini savunmak amacıyla saldırganı etkisiz hale getirdiğini belirten Dačić, memurun hafif yaralandığını kaydetti.

gthy
Sırp jandarma birlikleri, Belgrad’daki İsrail Büyükelçiliği’nin girişinde güvenlik önlemi alıyor (AFP)

Belgrad’daki İsrail Büyükelçiliği daha önce de benzer bir saldırının hedefi olmuştu. Haziran 2024’te, terör örgütü DEAŞ ile bağlantıları bulunan 25 yaşındaki Sırp vatandaşı, aynı büyükelçiliğin önünde görev yapan bir polis memurunu arbaletle yaralamış, ardından polis tarafından vurularak öldürülmüştü. Avrupa merkezli EU Alive haber platformunun aktardığına göre bu olay da terör saldırısı olarak sınıflandırılmış ve o dönemde güvenlik tehdidi seviyesi geçici olarak yükseltilmişti.


Trump, İran’la ‘kısa ve yoğun bir savaş’ seçeneğini değerlendiriyor

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper (solda), CH-47 Chinook helikopteriyle Hürmüz Boğazı üzerinde uçuyor. (CENTCOM)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper (solda), CH-47 Chinook helikopteriyle Hürmüz Boğazı üzerinde uçuyor. (CENTCOM)
TT

Trump, İran’la ‘kısa ve yoğun bir savaş’ seçeneğini değerlendiriyor

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper (solda), CH-47 Chinook helikopteriyle Hürmüz Boğazı üzerinde uçuyor. (CENTCOM)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper (solda), CH-47 Chinook helikopteriyle Hürmüz Boğazı üzerinde uçuyor. (CENTCOM)

ABD, Kongre ara seçimlerinin ardından İran’a yönelik kısa ve yoğun bir askerî harekât ihtimaline karşı aralarında Arap ülkelerinin de bulunduğu çok sayıda devlete hazırlıklı olmaları yönünde uyarıda bulundu. Şarku’l Avsat’ın The Wall Street Journal’dan (WSJ) aktardığına göre, Washington ve İsrail’in İran’ın kapasitesini zayıflatarak Tahran’ı müzakere masasına oturtmayı amaçlayan hava saldırılarını yeniden başlatmaya hazırlandığına dair işaretler artıyor.

WSJ’ye konuşan yetkililer, temasların diplomatik ve askerî kanallar aracılığıyla yürütüldüğünü bildirdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın olası saldırıya ilişkin nihai kararını henüz vermediği, ancak süreci yakından takip eden kaynaklara göre, seçimlerin ardından İran’ın altyapısını ve nükleer tesislerini hedef alabilecek kapsamlı bir saldırıya sıcak baktığı ifade edildi.

Olası hazırlıklar kapsamında, uçuş takip verileri ve sevkiyat hakkında bilgi sahibi yetkililere dayandırılan bilgilere göre ABD, Teksas eyaletindeki bir Patriot hava savunma sistemini İsrail’e sevk ediyor. Yetkililer, Amerikan güçlerinin bölgedeki mühimmat stoklarını yenilediğini, ayrıca savaş uçakları ile bombardıman uçaklarının olası saldırılar için teyakkuza geçirildiğini kaydetti.

Hazırlıklar çerçevesinde, önümüzdeki ay içerisinde Ortadoğu’da halihazırda görev yapan yaklaşık 20 savaş gemisinden oluşan filoya ek bir uçak gemisi taarruz grubu ile bir deniz piyade keşif birliğinin katılması beklenirken, bölgedeki bazı gemilerin ise görev süresini tamamlayarak ayrılması öngörülüyor.

Daha önce basına yansıyan raporlarda da Amerikan güçlerinin olası bir tırmanışa karşı risk altındaki üslerde görev yapan personeli güvenli noktalara naklettiği bildirilmişti.

‘Küçük bir operasyon’

Trump henüz bir saldırı kararı aldığını açıklamadı, ancak geçen hafta düzenlenen bir seçim mitinginde, “Küçük bir operasyon turu daha düzenleyebiliriz ya da uzlaşmayı kabul ederler” ifadesini kullandı.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ‘var olabilecek veya olmayabilecek hassas askerî planlar’ hakkında yorum yapılmayacağı vurgulanırken, Trump’ın İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha erişememesini sağlamak amacıyla tüm seçenekleri masada tuttuğu belirtildi. ABD Başkanı daha önce Kongre ara seçimlerinden önce İran’a saldırmayacağını ifade etmişti.

 cxfbg
ABD güçleri, 2 binden fazla ticari geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine yardım ettiğini açıkladı. (CENTCOM)

WSJ, yürütülen askerî hareketliliğin Trump’a bir saldırı kararı alması durumunda ek seçenekler sunduğunu değerlendirirken, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ise görevlerinin Başkana bu seçenekleri sunmak olduğunu bildirdi.

Basına yansıyan haberlere göre İsrail ordusu yeni bir saldırı için planlarını ve hedeflerini hazırlarken, Başbakan Binyamin Netanyahu ise İran’ı zayıflatarak rejim değişikliğine zemin hazırlamak amacıyla saldırıların yeniden başlatılması yönündeki baskısını sürdürüyor.

Bombardımana geri dönülme ihtimali, Trump yönetiminin ekonomik baskıya dayalı stratejisinden bir sapmayı temsil ediyor. Yaptırımların sertleştirilmesi ve deniz ablukası uygulanması, İran’ın petrol satışlarını aylarca aksatmış, hava trafiğinin büyük bir kısmını durdurmuş ve kara ticaretini sınırlandırarak zaten kötü durumda olan İran ekonomisi üzerindeki baskıyı artırmıştı.

Ancak askerî operasyonların yeniden başlatılmasının etkinliği analistler arasında tartışma konusu olmayı sürdürüyor. ABD merkezli düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) İran Programı Direktörü Behnam Ben Taleblu, Trump’ın İran’ın füze kapasitesini yeniden inşa etmesi gibi büyüyen bir tehdit olarak tanımladığı unsurların hedeflenme gerekçelerini olabildiğince ayrıntılı bir şekilde açıklaması gerektiğini belirtti.

Taleblu, böyle bir gerekçenin bulunmadığı senaryoda ABD’nin mevcut yaptırımlar ve abluka sayesinde avantajlı konumda olduğunu ve bu yolda ilerlemeye devam etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

İran bu sefer teslim olacak mı?

Analistler, savaşın en yoğun döneminde 20 binden fazla ABD ve İsrail hava saldırısına maruz kalan İran’ın yeni bir saldırı dalgası karşısında kolayca teslim olmayacağı görüşünü taşıyor. Uğradığı hasara rağmen Tahran yönetimi; Hürmüz Boğazı’ndaki gemileri hedef almaya, ABD güçlerine ve gemilerine saldırmaya ve müzakerelerdeki sert tutumunu korumaya devam etti.

bhju
Tahran’ın bir caddesinde sergilenen İran füzeleri, Eylül 2026 (Reuters)

İsrail Askerî İstihbaratı’nın eski yetkililerinden Danny Citrinowicz, ABD ve İsrail’in yapmaya devam ettiği en büyük hatalardan birinin; kritik altyapıların hedeflenmesi veya üst düzey yetkililere suikast düzenlenmesi de dahil olmak üzere ek bir saldırı dalgasının İran rejiminin çöküşüne yol açabileceğine inanmak olduğunu belirtti.

Citrinowicz, yeni bombardımanların rejimi daha da sertleşmeye itebileceği ve füze ile nükleer programlarına olan bağlılığını pekiştirebileceği uyarısında bulundu.

ABD ve İsrail, Haziran 2025’te patlak veren daha kısa süreli savaş sırasında İran’ın nükleer programının büyük bir bölümünü imha etmişti. Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Direktörü Rafael Grossi, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne verdiği bilgide, UAEA’nın her iki savaşta da hasar gören tesisleri onarma veya yeniden inşa etmeye yönelik herhangi bir faaliyet tespit etmediğini bildirdi.

Buna karşılık Grossi, UAEA müfettişlerinin durumlarını doğrulamak için söz konusu tesislere erişim sağlayamadığına ve UAEA’nın İran’ın nükleer maddeleri beyan edilen amaçların dışına çıkarıp çıkarmadığını teyit edemediğine dikkat çekti. Washington, müfettişlerin geri dönmesine izin vermesi için Tahran’a baskı yapmayı sürdürürken, İran yönetimi bu talebe direnmeye devam ediyor.

Endişe yaratan alanlar arasında, yüzlerce metre kayalık zeminin altında yer alan Kazma Dağı sahası da bulunuyor.

Trump zafer istiyor

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) savunma ve güvenlik analisti Seth Jones, Trump’ın saldırıların İran’ın kapasitesine kesin bir darbe indirmemesi durumunda dahi, yeni bir saldırı dalgasını zafer ilan etmek ve ardından ABD’nin savaştaki angajmanını azaltmak için kullanabileceğini değerlendirdi.

Jones, hiçbir saldırının İran’ın nükleer programını kalıcı olarak geriletemeyeceğini düşündüğünü belirtirken, bununla birlikte Trump’ın Washington’ın programı bir kez daha geciktirmeyi başardığını savunabileceğine işaret etti.

dcfrg
Döviz kurlarının gösterildiği panonun önünden geçen bir İranlı, Tahran, 27 Ekim 2026 (Reuters)

Buna karşılık İran, kamuoyuna açık ve özel kanallar aracılığıyla, herhangi bir saldırıya bölge genelindeki ekonomik tesisleri ve sivil hedefleri hedef alan sert misillemelerle yanıt vereceği konusunda uyarıda bulundu. Tahran yönetimi, savaş öncesinde de benzer tehditlerde bulunmuş; ardından ABD askerî üsleri ve diplomatik misyonlarının yanı sıra Körfez ülkelerindeki enerji tesislerini ve havalimanlarını hedef almıştı.

Olası bir yeni İran misillemesinin, ABD ve Körfez müttefiklerinin savaş sırasında İran saldırıları nedeniyle tükenen hava savunma füze stoklarını henüz yenilemeye çalıştığı bir döneme denk gelebileceği belirtiliyor.


İsrailli muhalif lider Golan’dan Netanyahu’yu devirmek için Arap partileriyle iş birliği çağrısı

İsrailli muhalif lider Yair Golan, dün Rosh Haayin’deki seçim merkezlerinden birinde oy kullanmak üzere sandık başına giderken (DPA)
İsrailli muhalif lider Yair Golan, dün Rosh Haayin’deki seçim merkezlerinden birinde oy kullanmak üzere sandık başına giderken (DPA)
TT

İsrailli muhalif lider Golan’dan Netanyahu’yu devirmek için Arap partileriyle iş birliği çağrısı

İsrailli muhalif lider Yair Golan, dün Rosh Haayin’deki seçim merkezlerinden birinde oy kullanmak üzere sandık başına giderken (DPA)
İsrailli muhalif lider Yair Golan, dün Rosh Haayin’deki seçim merkezlerinden birinde oy kullanmak üzere sandık başına giderken (DPA)

İsrail'de muhalif lider Yair Golan, kısmi seçim sonuçlarının hükümet koalisyonu kurmak için Arap partilerinin desteğine ihtiyaç duyulduğunu göstermesi üzerine, bugün (çarşamba) muhalefetteki müttefiklerine Başbakan Binyamin Netanyahu’yu devirmek için Arap partileriyle iş birliği yapma çağrısında bulundu.

Golan, X platformundaki paylaşımında, “Netanyahu’nun Yahudi oyları ile Arap oyları arasında uyguladığı ırkçı ayrımı artık kabul etmemeliyiz” ifadelerini kullandı. Golan, “İsrail’deki Arap vatandaşlarla ortaklık içinde bir değişim hükümeti kurmak hem sorumluluğumuz hem de önümüzdeki bir fırsattır” dedi.

Şarku’l Avsat’ın İsrail medyasından aktardığı haberlere göre oyların yaklaşık yüzde 48,4’ünün sayılmasının ardından yapılan tahminler, Netanyahu’nun siyasi bloğunun 55, Gadi Eisenkot liderliğindeki bloğun ise 50 sandalye kazanabileceğine işaret ediyor. Arap partilerinin toplam sandalye sayısının ise 15 olması bekleniyor.

Oy sayımının sürmesi nedeniyle bu sonuçların değişebileceği belirtilirken, her iki blok da 120 sandalyeli İsrail Meclisi’nde (Knesset) çoğunluğu elde etmek için gereken 61 sandalye eşiğinin altında kalıyor. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre ne Netanyahu ne de Eisenkot zafer ilan etti.