İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



5 dolarla girdiği kumarhaneden birkaç dakika içinde 10 milyonla ayrıldı

Georgia'da yaşayan konuk, Westgate Las Vegas Resort & Casino'daki bir slot makinesinde oynarken büyük ikramiyeyi kazandı (Westgate Resorts)
Georgia'da yaşayan konuk, Westgate Las Vegas Resort & Casino'daki bir slot makinesinde oynarken büyük ikramiyeyi kazandı (Westgate Resorts)
TT

5 dolarla girdiği kumarhaneden birkaç dakika içinde 10 milyonla ayrıldı

Georgia'da yaşayan konuk, Westgate Las Vegas Resort & Casino'daki bir slot makinesinde oynarken büyük ikramiyeyi kazandı (Westgate Resorts)
Georgia'da yaşayan konuk, Westgate Las Vegas Resort & Casino'daki bir slot makinesinde oynarken büyük ikramiyeyi kazandı (Westgate Resorts)

ABD'nin Atlanta kentinden bir turist, slot makinesinde 5 dakikadan kısa süre oynadıktan sonra 10 milyon dolarlık dudak uçuklatan ikramiyeyle Las Vegas'tan ayrılıyor.

Westgate Las Vegas Resort & Casino'nun basın açıklamasına göre, adı kamuoyuna açıklanmayan şanslı misafir salı sabahı oteldeki IGT Megabucks Wolf Run Eclipse slot makinesinde oynuyordu.

Konuk, 5 dolarlık bahis koyup sadece üç dakika oynadıktan sonra 10 milyon 292 bin 912 dolar 32 cent'lik ikramiyeyi kazandı.

Westgate Las Vegas Başkanı ve Genel Müdürü Cami Christensen yaptığı açıklamada, "Las Vegas unutulmaz anlar üzerine kuruldu ve 5 dolarlık bir bahsi 10 milyon dolardan fazla bir ikramiyeye dönüştürmekten daha unutulmaz bir şey olamaz" dedi. 

Atlanta'dan gelen misafirimiz adına çok heyecanlıyız ve Westgate'te böyle efsanevi olaylar yaşanmasını çok seviyoruz.

Basın açıklamasına göre Georgia'da ikamet eden bu misafir, haberin tesiste yayılmasının ardından diğer konuklar ve kumarhane ekibi üyeleriyle birlikte ikramiyeyi kutladı. Bu ödül, Westgate Las Vegas'ta kazanılan en büyük slot ikramiyelerinden de biri.

Westgate, kazananı X'te kutlayarak "En yeni multimilyonerimizi tebrik ederiz. Buralarda kazananlar sadece kutlanmaz… Onlar yaratılır. Sırada kim var?" diye yazdı.

Yıllar boyunca birçok şanslı oyuncu, Las Vegas kumarhanelerinde devasa ikramiyeler kazandı.  Sadece Kevin adıyla tanınan bir oyuncu, 2020'deki Noel arifesinde Suncoast Hotel and Casino'daki bir slot makinesine sadece 40 dolar koyduktan sonra 15 milyon 491 bn 103 dolarlık Megabucks Progressive Jackpot'ı kazanmıştı.

Las Vegas'ta daha yüksek bahisler de devasa kazançlara yol açabiliyor. Circa Resort & Casino'daki bir bir konuk, geçen yıl Dragon Link slot makinesine 250 dolar koyarak 1 milyon dolarla oradan ayrılmıştı.

Kullanıcılar o dönemde gizemli kazananı Facebook'ta hemen tebrik etmiş, bir kişi de oyuncuların bu kumarhanede sık sık büyük kazançlar elde ettiğini öne sürmüştü. Kullanıcı, "Vay canına, Circa milyon dolarlık ikramiyeleri şeker gibi dağıtıyor" diye yazmıştı.

Las Vegas Review-Journal'a göre sadece James ismiyle tanımlanan şanslı bir oyuncu, aynı kumarhanede Mart 2025'te Dollar Storm slot makinesinde oynarken 1 milyon 16 bin 145 dolar 14 cent'lik ikramiyeyi kazanmıştı. Oyuncu 2 dolarlık bir bahis yatırmıştı.

Slot makinelerinde bugüne kadarki en büyük kazanç ise, Los Angeles'tan 25 yaşındaki bir yazılım mühendisinin Mart 2003'te Excalibur Hotel and Casino'daki Megabucks slot makinesinde oynayarak 39,7 milyon dolar kazanmasıyla gerçekleşti.

Slot makinelerinde büyük ikramiye kazanma ihtimali düşük; maksimum jetonla oynandığında en büyük ikramiyeyi kazanma şansı 5 binde birle yaklaşık 34 milyonda bir arasında.

ABD genelide slot oynayanların sayısında geçen yıl artış yaşandı. Amerikan Kumar Derneği'nin haziranda yayımladığı rapora göre, slot makineleri ve masa oyunlarından elde edilen gelir, bir önceki yıla göre yüzde 5'in üzerinde arttı.

Independent Türkçe


Korku ustası, 1980'lerin sevilen serisini canlandırmak istemiş

1984'te başlayan Polis Akademisi serisinde Steve Guttenberg, Kim Cattrall ve Bubba Smith gibi yıldızlar oynamıştı (Warner Bros)
1984'te başlayan Polis Akademisi serisinde Steve Guttenberg, Kim Cattrall ve Bubba Smith gibi yıldızlar oynamıştı (Warner Bros)
TT

Korku ustası, 1980'lerin sevilen serisini canlandırmak istemiş

1984'te başlayan Polis Akademisi serisinde Steve Guttenberg, Kim Cattrall ve Bubba Smith gibi yıldızlar oynamıştı (Warner Bros)
1984'te başlayan Polis Akademisi serisinde Steve Guttenberg, Kim Cattrall ve Bubba Smith gibi yıldızlar oynamıştı (Warner Bros)

Amerikalı komedyen Ike Barinholtz, Keegan-Michael Key ve Jordan Peele'ın 1980'lere damga vuran Police Academy (Polis Akademisi) serisini yeniden başlatmak için yaptığı girişimi açıkladı. 

Kendisinin podcast'i Funny You Ask'te aktör Joel McHale'ı ağırlayan senarist ve oyuncu, ikilinin 2010'ların başında geliştirdiği bu projenin senaryo ekibinde David Stassen'le birlikte yer aldıklarını söyledi.

Barinholtz, Key & Peele adlı komedi dizileriyle ünlerini pekiştiren ikilinin sunum toplantısına kendilerinin de katıldığını belirtip şu ifadeleri kullandı:

New Line Cinema için Polis Akademisi'ni yeniden yazmak üzere yıllar önce işe alındık. Adamın hâlâ hayatta olup olmadığını bile bilmiyorum, bunu belki çıkarmamız gerekebilir: Polis Akademisi'nin yaratıcısı da anlaşmanın bir parçası olarak geldi. Bize, 'Senaryoyu sizin yazmanızı istiyoruz, müstehcen, R dereceli (17 yaş altındakilerin ancak bir ebeveyn eşliğinde izleyebileceği içerik) ve modern olsun' dendi. Bazı toplantılara katılacaktı ama onu dinlemek zorunda değildik. 

Barinholtz, bu kişinin "İlk filmde bunu asla yapmazdık" ve "Mahoney bunu asla söylemezdi" gibi uyarılarda bulunmayı amaçladığını ve ilk serideki oyuncu kadrosunun yeni projede büyük rollerle yer alması konusunda ısrarcı olduğunu anlattı. 

Stassen'in sunum sırasında "Şu sahnemiz var ve işte tam o sırada bütün ilk kadroyu görüyoruz. Hightower'ı görüyoruz, Tackleberry'yi görüyoruz" diye konuşurken ölen aktörlerin isimlerini saydığını belirten Barinholtz, "Kadrodan kimin hâlâ yaşadığını öğrenmek için araştırma bile yapmamıştı. Karşı taraf bundan hiç memnun olmadı" dedi. 

Barinholtz, 9 Ağustos 2014'te 18 yaşındaki siyah Michael Brown'ın ABD'nin Missouri eyaletine bağlı Ferguson'da beyaz bir polis memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ardından başlayan protestoların projenin fişini çektiğini sözlerine ekledi:

Biz filmi Key ve Peele için hazırlarken ''Şu anda iki siyah komedyenin polis memurlarını canlandırdığı bir polis komedisi yapmıyoruz' denmeye başlandı.

Toplamda 7 filmin, biri animasyon diğeri gerçek çekim iki de dizinin çekildiği seriyi yeniden canlandırma çalışmaları 2003'ten beri yapılsa da hâlâ sonuç alınamadı. 

2017 yapımı Kapan'la (Get Out) Oscar kazanan Jordan Peele sonrasında çektiği Hayır (Nope) ve Biz'le (Us) korku sinemasının ustalarından biri olarak kabul görmeye başladı. 

47 yaşındaki Amerikalı, şu sıralar detayları gizli tutulan 4. uzun metraj filmine hazırlanıyor. 

Independent Türkçe, Deadline, Variety


Rusya Merkez Bankası Başkanı'nın akıbeti merak konusu oldu

Putin, Elvira Nabiullina'yı 2013'te göreve getirmişti (AFP)
Putin, Elvira Nabiullina'yı 2013'te göreve getirmişti (AFP)
TT

Rusya Merkez Bankası Başkanı'nın akıbeti merak konusu oldu

Putin, Elvira Nabiullina'yı 2013'te göreve getirmişti (AFP)
Putin, Elvira Nabiullina'yı 2013'te göreve getirmişti (AFP)

Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina'nın bir süredir ortada görülmemesi görev değişikliği söylentilerine yol açtı.

Nabiullina, haziran başından bu yana St. Petersburg'daki Uluslararası Ekonomi Forumu ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le diğer üst düzey ekonomi yetkililerinin düzenlediği kabine toplantısı gibi kritik etkinliklere katılamadı.

Merkez Bankası, Nabiullina'nın hastalık izninde olduğunu açıklamıştı. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov da geçen haftaki açıklamasında Nabiullina'nın hastalandığını doğrulayarak "Komplo teorilerine gerek yok" demişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Financial Times'a konuşan yetkililer, Nabiullina'nın şiddetli bir solunum yolu enfeksiyonu geçirdiğini söylüyor. Bununla birlikte, 62 yaşındaki ekonomistle Putin'in arasının açıldığına dair spekülasyonlar da arttı.  

Analizde, Nabiullina'nın ayrılması durumunda Merkez Bankası'nda kapsamlı değişikliklere gidilebileceğine dikkat çekiliyor. Bunlar arasında bankanın geniş kapsamlı düzenleme yetkilerinin çeşitli kurumlar arasında paylaştırılması da var.  

Berlin'deki düşünce kuruluşu Carnegie Rusya Avrasya Merkezi'nden Aleksandra Prokopenko, "Merkez Bankası, Putin'in Rusya'sında zaten çok güçlü. Onu parçalamak istemeleri doğal" diyor.

Şubat 2022'de başlayan Ukrayna savaşında Rus ekonomisini ayakta tutma çabalarına öncülük eden Nabiullina'nın gelecek yıl haziranda görev süresi doluyor. Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin ve devlete ait Promsvyazbank'ın yöneticisi Petr Fradkov gibi isimlerin bu göreve geçebileceği savunuluyor.

Kaynaklara göre Putin, memnun olduğu sürece bir takım kural değişiklikleriyle Nabiullina'yı görevde tutmanın yolunu bulabilir.

Bir dönem Rusya Merkez Bankası'nda çalışmış Prokopenko, "Son karar tamamen Putin'e ait. Bildiğim kadarıyla henüz bir karar vermedi" diyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Meduza