İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



Ürdün'deki saldırıda iki ABD askeri hayatını kaybetti, bir asker kayıp

İki ABD Deniz Piyadesi, Umman Körfezi'ndeki "Wen Yao" tankerinde inceleme yapıyor (AFP)
İki ABD Deniz Piyadesi, Umman Körfezi'ndeki "Wen Yao" tankerinde inceleme yapıyor (AFP)
TT

Ürdün'deki saldırıda iki ABD askeri hayatını kaybetti, bir asker kayıp

İki ABD Deniz Piyadesi, Umman Körfezi'ndeki "Wen Yao" tankerinde inceleme yapıyor (AFP)
İki ABD Deniz Piyadesi, Umman Körfezi'ndeki "Wen Yao" tankerinde inceleme yapıyor (AFP)

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), dün yaptığı resmî açıklamayla, cuma günü Ürdün'de görev yapan iki ABD askerinin, İran tarafından gerçekleştirilen füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları sırasında hayatını kaybettiğini duyurdu.

Sosyal medya platformu X üzerinden yapılan açıklamada, hayatını kaybeden personelin, İran’ın balistik füze ve İHA'larla düzenlediği saldırıları püskürtme operasyonu sırasında görev başında olduğu belirtildi. Açıklamada, operasyonun CENTCOM ve bölgedeki ortak güçlerin koordinasyonuyla yürütüldüğü ifade edildi.

CENTCOM ayrıca, saldırı sonrasında bir Amerikan askerinin daha kayıp olduğunu ve kendisinden haber alınamadığını belirtti. Yaşanan bu kayıplar, Washington ile Tahran arasında artan karşılıklı askeri gerilimin son dönemdeki en kritik sonuçlarından biri olarak kaydedildi.


Zahran Mamdani: Netanyahu'yu tutuklama olasılığını değerlendiriyoruz

New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani (Reuters)
New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani (Reuters)
TT

Zahran Mamdani: Netanyahu'yu tutuklama olasılığını değerlendiriyoruz

New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani (Reuters)
New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani (Reuters)

New York Belediye Başkanı Zehran Mamdani, The New York Times (NYT) gazetesine verdiği röportajda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun eylül ayında gerçekleşmesi beklenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York’a gelmesi durumunda, yönetimi olarak tutuklanma ihtimalini değerlendirdiklerini açıkladı.

O bir savaş suçlusu

Netanyahu’nun yerinin Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) merkezi olan Lahey olduğunu savunan Mamdani, "O bir savaş suçlusu ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında suçlamalar yöneltildi. Yaptıkları göz önüne alındığında, bunun yaygın bir görüş olduğunu göreceksiniz" ifadelerini kullandı.

Mamdani, New York Polis Departmanı'na (NYPD) yabancı bir devlet yetkilisini gözaltına alması yönünde emir verme konusunda hukuki yetkisinin olup olmadığından emin olmadığını, bu konuda belediyenin hukuk birimiyle "ciddi görüşmeler" yürüttüğünü belirtti. Belediye Başkanı, "New York yasalarının izin verdiğini yapacağız ancak bunun için kendi kurallarımızı koymayacağız" dedi.

Netanyahu ise yakın zamanda katıldığı bir radyo programında, Mamdani’nin bu açıklamalarını ciddiye almadığını belirterek, Belediye Başkanı'nı "Hamas destekçisi" olmakla itham etti. Netanyahu, "Kimi kınadığına ve kimi övdüğüne bakmalı. İsrail'i kınaması, Amerikan değerleriyle yan yana duran tek demokrasiyi hedef alması demektir" diyerek, Mamdani'yi gizlice Amerika'dan nefret etmekle suçladı.

İsrail Başbakanı Beinyamin Netanyahu Knesset'te (AFP)İsrail Başbakanı Beinyamin Netanyahu Knesset'te (AFP)

Filistin, çağımızın en önemli ahlaki meselesi

Şarku’l Avsat’ın NYT’den aktardığına göre Mamdani 7 Ekim 2023 saldırılarını kınadı ve Hamas hakkında olumlu konuşmadı, İsrail’e yönelik eleştirileri ise siyasi kimliğinin temelini oluşturmakta. Yakın çevresi, Mamdani'nin Filistin’in özgürleşmesini "çağımızın en acil ve önemli ahlaki meselelerinden biri" olarak gördüğünü ifade ediyor.

Mamdani'nin İsrail'e yönelik sert tutumu, Demokrat Parti içindeki genel eğilimin de bir yansıması olarak görülüyor. Geçtiğimiz hafta Demokrat Partili milletvekillerinin yaklaşık yarısının İsrail'e yardımların kesilmesi yönünde oy kullanması, partideki görüş değişimini gözler önüne seriyor. Gazze'deki savaşın ülke genelindeki seçmenleri harekete geçirdiğini belirten Mamdani, "Ülkemizin Gazze ve Filistin konusunda izlediği politikadan daha iflas etmiş bir siyasi yaklaşım bulmak zordur" değerlendirmesinde bulundu.


İran "mutabakatı" askıya aldı, savaş genişliyor

Diplomasinin çöküşü uzun bir çatışmayı gösteriyor: Ürdün'de ABD askerleri öldürüldü
Diplomasinin çöküşü uzun bir çatışmayı gösteriyor: Ürdün'de ABD askerleri öldürüldü
TT

İran "mutabakatı" askıya aldı, savaş genişliyor

Diplomasinin çöküşü uzun bir çatışmayı gösteriyor: Ürdün'de ABD askerleri öldürüldü
Diplomasinin çöküşü uzun bir çatışmayı gösteriyor: Ürdün'de ABD askerleri öldürüldü

İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim, yeni ve tehlikeli bir evreye girdi. Tahran yönetimi, dün yaptığı açıklamada, Washington ile İslamabad'da imzalanan mutabakat zaptındaki bütün yükümlülüklerini askıya aldığını duyurdu. Siyasi yatıştırma sürecinin tamamen çöktüğünü gösteren bu hamle, bölgede uzun soluklu bir çatışma riskini beraberinde getiriyor.

Diplomatik çabaların tamamen durma noktasına geldiği bir ortamda, çatışmanın kapsamı genişliyor. ABD ordusu, İran içindeki hedeflere yönelik operasyonlarını art arda yedinci gecesinde de sürdürürken, Tahran yönetimi misilleme kapsamını genişleterek Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün’deki hedefleri vurdu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), sivil altyapıyı hedef aldıkları yönündeki İran iddialarını reddederek, operasyonların sadece Devrim Muhafızları tarafından bölgesel deniz ulaşımını tehdit etmek amacıyla kullanılan tesislere odaklandığını savundu.

Ürdün'de ABD askerlerine saldırı

CENTCOM, cuma günü Ürdün'de gerçekleşen İran saldırıları sonucunda 2 ABD askerinin hayatını kaybettiğini ve bir askerin de kayıp olduğunu açıkladı. Yapılan açıklamada, kayıpların İran'ın balistik füze ve İHA saldırılarına karşı verilen karşılık sırasında yaşandığı belirtildi.

İran'dan sert tepki

 İran dini lideri Mücteba Hameney dün yayımladığı yazılı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın imzaladığı mutabakat zaptına atıfta bulunarak, "ABD'nin mutabakatı defalarca ihlal etmesi, Başkan Trump’ın imzasının hiçbir değerinin olmadığını ve güvenilirlikten yoksun olduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı. Hameney ayrıca, "ABD, İran ulusunun ve direniş cephesinin Washington’a verecek unutulmaz dersleri olduğunu bilmelidir" diyerek sert bir uyarıda bulundu.