İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



Devrim Muhafızları, balistik füzelerinin menziline yönelik kısıtlamayı kaldırdığını duyurdu

İki din adamı, Tahran'ın batısındaki Azadi Meydanı'nda balistik füzenin sergilendiği, devrimin yıl dönümünü anma törenlerinde (Reuters)
İki din adamı, Tahran'ın batısındaki Azadi Meydanı'nda balistik füzenin sergilendiği, devrimin yıl dönümünü anma törenlerinde (Reuters)
TT

Devrim Muhafızları, balistik füzelerinin menziline yönelik kısıtlamayı kaldırdığını duyurdu

İki din adamı, Tahran'ın batısındaki Azadi Meydanı'nda balistik füzenin sergilendiği, devrimin yıl dönümünü anma törenlerinde (Reuters)
İki din adamı, Tahran'ın batısındaki Azadi Meydanı'nda balistik füzenin sergilendiği, devrimin yıl dönümünü anma törenlerinde (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu dün yaptığı açıklamada, balistik füzelerinin menzilini 2 bin kilometreyle sınırlayan kendi koyduğu kısıtlamayı kaldırdığını duyurdu.

Bu açıklama, kapsamlı bir savaşın yeniden patlak verebileceğine ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde, İran'ın daha uzak mesafelerdeki hedefleri vurabilecek füzeler geliştirme arayışına işaret ediyor.

Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbî'ye, Tahran'da düzenlenen basın toplantısında füze menziline ilişkin kısıtlama soruldu. Muhibbî, “Bu kısıtlama bizim açımızdan kaldırılmıştır” cevabını verdi.

dsv fd
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbî (Arşiv – IRNA)

Muhibî, İran'ın 2 bin kilometrenin üzerinde menzile sahip füzelere sahip olup olmadığı konusunda ise herhangi bir açıklama yapmadı. Yalnızca, bu kabiliyetlerini sözlü açıklamalar yerine “fiilen göstereceklerini” ifade etmekle yetindi.

Muhibbî'nin açıklaması, İran'ın Dini Lideri Mücteba Hamaney'in, ABD veya İsrail'den gelebilecek “her türlü tehdit ve tehdidin her düzeyine”, “coğrafi sınır tanımayan” bir karşılık verileceği uyarısında bulunmasından birkaç gün sonra geldi.

Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığına göre İran'ın 2 bin kilometrenin üzerinde menzile sahip füzelere sahip olduğuna ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Bununla birlikte, 2 bin kilometrelik menzil, İran füzelerinin Yunanistan'ın bazı bölgeleri ile Balkanlar'ın bir bölümüne ulaşabilmesini mümkün kılıyor.

Öte yandan ABD'li yetkililer, İran'ın uzay programında kullanılan teknolojilerin kıtalararası balistik füze geliştirmek amacıyla uyarlanabileceğini belirtiyor.


CENTCOM, İran ablukasını aşmaya çalışan ticari gemiyi Umman Körfezi'nde durdurdu

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), Umman Körfezi'nde Saint Kitts ve Nevis bayrağı taşıyan gemiye yönelik müdahalesini gösteren videodan alındı. (CENTCOM)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), Umman Körfezi'nde Saint Kitts ve Nevis bayrağı taşıyan gemiye yönelik müdahalesini gösteren videodan alındı. (CENTCOM)
TT

CENTCOM, İran ablukasını aşmaya çalışan ticari gemiyi Umman Körfezi'nde durdurdu

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), Umman Körfezi'nde Saint Kitts ve Nevis bayrağı taşıyan gemiye yönelik müdahalesini gösteren videodan alındı. (CENTCOM)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), Umman Körfezi'nde Saint Kitts ve Nevis bayrağı taşıyan gemiye yönelik müdahalesini gösteren videodan alındı. (CENTCOM)

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), dün akşam yaptığı açıklamada, St Kitts ve Nevis bayrağı taşıyan bir geminin, tekrarlanan uyarıları dikkate almaması ve İran'daki bir limana uğradıktan sonra bölgeden ayrılmaya çalışması üzerine etkisiz hâle getirildiğini duyurdu.

ABD güçleri, aylardır İran'a yönelik deniz ablukası uyguluyor.

Söz konusu saldırı, ABD ordusunun bir gün önce İran'a yönelik gerçekleştirdiği ve bir hava savunma sistemini hedef alan sınırlı hava saldırılarının ardından geldi.

İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu (UKMTO) ise dün Birleşik Arap Emirlikleri'nin Horfakkan kentinin yaklaşık 18 deniz mili doğusunda, Umman Körfezi'nde bir kargo gemisi ile askerî güçler arasında yaşanan olaya ilişkin ihbar aldığını bildirdi.

Kurum, gemi mürettebatının durumunun, gemide meydana gelen hasarın ve olayın çevresel etkilerinin henüz netlik kazanmadığını açıkladı.


Fransa’da yüksek yaşam maliyetine karşı yeni gösteriler düzenlendi, ancak katılım düşük oldu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 18 Ekim’de Elysee Sarayı’nda gerçekleşen bir toplantıya başkanlık etti. (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 18 Ekim’de Elysee Sarayı’nda gerçekleşen bir toplantıya başkanlık etti. (AFP)
TT

Fransa’da yüksek yaşam maliyetine karşı yeni gösteriler düzenlendi, ancak katılım düşük oldu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 18 Ekim’de Elysee Sarayı’nda gerçekleşen bir toplantıya başkanlık etti. (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 18 Ekim’de Elysee Sarayı’nda gerçekleşen bir toplantıya başkanlık etti. (AFP)

Fransa’da hayat pahalılığına karşı düzenlenen yeni gösteriler, dün, önceki üç haftaya kıyasla daha düşük katılımla başladı. Özellikle Paris’te yoğun güvenlik önlemleri alındı.

Yetkililer, gösteriler sırasında 17 Ekim’de yaşanan taşkınlık ve yağma olaylarının tekrarlanmasını önlemeye çalışıyor. Hareketliliğin merkezi olarak kabul edilen Paris dışında, İçişleri Bakanı’na yakın kaynakların verdiği bilgiye göre, öğleden sonra düzenlenen 68 gösteriye yaklaşık 7 bin kişi katıldı. Bu rakam, katılımda belirgin bir düşüşe işaret ediyor.

Perşembe günü düzenlenen büyük sendikal gösterilerin ardından gerçekleştirilen yeni eylemler, hükümetin yarın sabah sendikalar ve işveren temsilcilerinin katılımıyla düzenlemeyi planladığı konferans öncesinde yetkililer üzerindeki baskıyı sürdürmeyi amaçlıyor. Hükümet, konferansın ardından öğleden sonra öğrenci örgütleriyle de görüşmeler gerçekleştirecek.

cd
Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu (solda) ve Eğitim Bakanı Edouard Geoffroy, 4 Kasım’da Ulusal Meclis’te düzenlenen bir oturumda (AFP)

Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, satın alma gücü ve ücretlerin ele alınması amacıyla yarın işçi sendikaları ve işveren birliklerinin katılımıyla bir konferans düzenleneceğini açıkladı. Hükümet, asgari ücreti artırmayı planladığını belirtirken okullardaki eğitim personeli sayısının artırılması ve eğitime ayrılan bütçenin yükseltilmesi taahhüdünde bulundu. Öte yandan, öğrenci ve öğretmenleri temsil eden sendikalar, hükümetin eğitim harcamalarını artırması yönündeki baskıyı sürdürmek amacıyla gelecek salı günü greve gidilmesi çağrısı yaptı. Haftalardır devam eden eylemler kapsamında okulların kapatılması ve protestolar düzenleniyor.

Söz konusu sendikalar dün yayımladıkları ortak açıklamada, “Hareketimiz güçlü bir konumda, hükümet ise zayıf durumda ve geri adım atmaya başladı” ifadesini kullandı. Açıklamada ayrıca, “Protestoların kapsamını genişletmenin ve hükümet üzerindeki baskıyı sürdürmenin zamanı geldi” denildi.

sderv
Üniversite rektörleri veya temsilcileri, üniversitelere ve okullara hükümetin daha fazla ilgi göstermesini talep etmek amacıyla cuma günü Paris’te toplandı. (AFP)

Kriz, başlangıçta liselerdeki eğitim sisteminin durumunu protesto eden öğrencilerin başlattığı eylemlerle ortaya çıktı. Daha sonra hayat pahalılığına ilişkin talepler de eklendi. Eylemler, on yıllık iktidarının ardından mayıs ayında cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılacak olan Macron’a yönelik protestolara da dönüştü.

Lecornu, cuma günü sosyal taraflara gönderdiği mektupta, ücretler ve satın alma gücü konusunda dile getirilen beklentileri ve işverenlerin endişelerini dinlediğini belirtti. Söz konusu konferansın, ‘Fransızların beklentilerine yönelik somut yanıtların ortaya konulmasını sağlayacağını’ ifade etti. Gençlik sendikaları konfederasyonu ile yerel sendikalar birliği, ‘hayat pahalılığına karşı ve gençler için’ sloganıyla dün gösteri düzenlenmesi çağrısında bulundu. İzin verilen yürüyüşün, Paris’in merkezindeki Place de la Republique’den (Cumhuriyet Meydanı) başlayarak Place de la Nation’a (Ulus Meydanı) kadar devam etmesi planlandı. Saat 15.00 civarında yürüyüşün sakin bir şekilde sürdüğü bildirildi.

sdc
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)

Öte yandan, Sarı Yelekliler hareketinin koordinasyon komitesi, Ulusal Meclis binasının yakınındaki Place de la Concorde’de ayrı bir gösteri düzenlenmesi çağrısında bulundu. Ancak yetkililer bu gösteriyi yasakladı. Dün öğleden sonra yaklaşık 100 kişi meydanda toplandı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre polis, göstericileri hızla kuşatırken hareketin liderlerinden biri Ulusal Meclis binası önünde gözaltına alındı. Sarı Yelekliler, 17 Ekim’de düzenledikleri yaklaşık bin 700 eylemin ardından bugünlerde Fransa’nın farklı bölgelerinde yaklaşık 120 eylem gerçekleştirmeyi planlıyor.

Aşırı sağcı aday Marine Le Pen’in önde olduğu cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı aydan az bir süre kala Sebastien Lecornu hükümeti, Ulusal Meclis’te çoğunluğa sahip değil. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise yeni bir toplumsal krizle karşı karşıya. Radikal solun cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Melenchon’un, kamuoyu yoklamalarında ikinci tura kalmasının beklendiği seçim sürecinde bu krizden yararlanmayı planladığı belirtiliyor. Melenchon, seçim kampanyasını başlatmak üzere büyük bir miting düzenleyecek.

Melenchon, cumartesi günü 2027 seçim programını açıklarken asgari ücretin artırılmasını ve ülkede emeklilik yaşının 60’a düşürülmesini vaat etmeyi planlıyor.

75 yaşındaki Melenchon, solun en güçlü adayı olarak görülüyor. Son kamuoyu yoklamaları, gelecek nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Le Pen ile karşı karşıya geleceğine işaret ediyor. Ancak anketler, ikinci turda seçimi kaybedeceğini de gösteriyor.

brgbrg
Fransa’nın başkenti Paris’teki Place de la Republique’de toplanan protestocular (Reuters)

Programı ‘Ortak Bir Gelecek’ başlığını taşıyor. Bu program, Boyun Eğmeyen Fransa Partisi’nin beşinci seçim programı olma özelliğini taşıyor ve Melenchon’un önceki cumhurbaşkanlığı seçim kampanyalarının temelini oluşturan politikaları büyük ölçüde yeniden gündeme getiriyor.

Programın başlıca vaatleri arasında, Macron tarafından kabul edilen ve kamu maliyesini güçlendirmek amacıyla Fransa’daki asgari emeklilik yaşını kademeli olarak 62’den 64’e çıkaran emeklilik reformunun iptal edilmesi yer alıyor. Boyun Eğmeyen Fransa Partisi, sisteme 40 yıl boyunca katkıda bulunanlar için emeklilik yaşının yeniden 60’a düşürüleceğini belirtiyor.

Program ayrıca, aylık net asgari ücretin yaklaşık bin 480 eurodan bin 700 euroya yükseltilmesini, sermaye gelirlerine uygulanan sabit oranlı verginin kaldırılmasını, varlıklı ailelere yönelik vergilerin artırılmasını ve temel gıda ürünlerinin fiyatlarına üst sınır getirilmesini öngörüyor.

frgb gfr
Yaşam maliyetindeki artışa ve yükselen yakıt fiyatlarına karşı düzenlenen protestolar sırasında Place de la Republique’de ulusal bayrağı dalgalandıran bir gösterici (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Boyun Eğmeyen Fransa Partisi, nükleer enerjiden aşamalı olarak vazgeçilerek tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı bir elektrik sistemine geçilmesini de destekliyor. Bu kapsamda nükleer reaktör programının iptal edilmesi ve nükleer santrallerin faaliyet ömrünün 60 yılın ötesine uzatılmaması öngörülüyor.

Dış politika konusunda ise Melenchon’un programı, uzun süredir eleştirdiği NATO’ya yönelik tutumunu yineliyor. Programda, Fransa’nın öncelikle NATO’nun entegre askerî komutanlık yapısından ayrılması, ardından ittifaktan aşamalı olarak çekilmesi çağrısında bulunuluyor.

Programda ayrıca, Almanya’nın Avrupa Birliği’nin (AB) ekonomi politikaları üzerindeki etkisi eleştiriliyor. Berlin, Avrupa’da ‘düzenlenmiş liberalizm’ anlayışının başlıca savunucusu olarak nitelendiriliyor. Söz konusu ekonomik yaklaşım, katı bütçe kuralları, fiyat istikrarı ve bağımsız para politikası ilkelerine dayanıyor. Program, yerli sanayiye daha fazla koruma sağlanmasını, üretimin Fransa’ya taşınmasını teşvik edecek önlemler alınmasını ve devletin ekonomide daha müdahaleci bir rol üstlenmesini de savunuyor.