İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



İran savaşı ABD'nin silah stoklarını eritti: Pentagon'dan acil çağrı

Pentagon, bildirilenlere göre İran savaşı nedeniyle önemli mühimmat stoklarının azaldığı için silah üreticilerine üretimi hızlandırmaları yönünde baskı yapıyor (ABD Donanması)
Pentagon, bildirilenlere göre İran savaşı nedeniyle önemli mühimmat stoklarının azaldığı için silah üreticilerine üretimi hızlandırmaları yönünde baskı yapıyor (ABD Donanması)
TT

İran savaşı ABD'nin silah stoklarını eritti: Pentagon'dan acil çağrı

Pentagon, bildirilenlere göre İran savaşı nedeniyle önemli mühimmat stoklarının azaldığı için silah üreticilerine üretimi hızlandırmaları yönünde baskı yapıyor (ABD Donanması)
Pentagon, bildirilenlere göre İran savaşı nedeniyle önemli mühimmat stoklarının azaldığı için silah üreticilerine üretimi hızlandırmaları yönünde baskı yapıyor (ABD Donanması)

İran savaşı ABD'nin silah stoklarını eritirken, Pentagon'un savunma şirketlerine üretimi bir an önce hızlandırmaları için yoğun baskı uyguladığı bildiriliyor.

Çarşamba günü yayımlanan notta, Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg, şirketlere "kritik kabiliyetlere yönelik teslimat takvimlerini önemli ölçüde hızlandırmak ve daha iddialı hale getirmek ve/veya üretimi artırmak" için atacakları adımları açıklamaları amacıyla üç hafta süre verdi.

Washington Post'un ulaştığı notta Feinberg, "Yıllarca süren geliştirme döngüleri kabul edilemez" diye ekledi.

Program takvimlerimizi önemli ölçüde hızlandırmalı ve üretim kapasitemizi hemen genişletmeliyiz.

Pentagon, 5 Ağustos tarihli notun varlığını doğruladı ve Feinberg'ü "işlemeyen, çağın gerisinde kalmış ve son derece karmaşık satın alma sistemimizi düzelten" bir "nesiller boyu lider" diye övdü.

Pentagon'un baş sözcüsü Sean Parnell, The Independent'a yaptığı açıklamada, "Üretimi hızlandırmak için doğrudan sektör liderleriyle çalışmak yeni bir şey değil" dedi.

Bu, Başkan'ın ve Savunma Bakanı'nın en başından beri açıkça ortaya koyduğu bir hedefti.

"Halihazırda Kongre'de görüşülen 2027 mali yılı bütçesi bu çabayı hızlandırabilir" diye ekledi.

Bu talepler, silah üreticilerinin temmuzda Beyaz Saray'a çağrıldığı ve Kongre'nin yeni bir finansman paketini kabul etmesi için lobi yapmalarının istendiği yönündeki haberlerin ardından geldi.

Başkan Donald Trump, ABD'nin hâlâ "muazzam miktarda" silaha sahip olduğunu ısrarla belirtse de perde arkasında bu konuda gerginlikler yaşandığı bildiriliyor.

Başkanın geçen hafta Camp David'de Savunma Bakanı Pete Hegseth'le mühimmat kıtlığı konusunda görüştüğü ve sorunun zaten "çözüldüğünü" düşündüğünü iddia ettiği bildiriliyor.

dfgrthy
ABD, Ortadoğu'daki Amerikan üslerine yönelik İran drone sürülerini ve füze saldırılarını püskürtmek karşı çok sayıda mühimmat harcadı (AFP)

Trump yönetimi bu iddiayı yalanlarken başkan da bu haberleri yayan "hain" bilgi sızdırıcılara hapis cezası tehdidinde bulundu.

CBS News'a göre ABD'nin İran çatışmasında stokladığı uzun menzilli hassas füzelerin neredeyse tamamını kullandığı bildiriliyor.

CNN'in haberine göre ordu ayrıca savaş öncesi seviyelere kıyasla Patriot önleme füzelerinin yaklaşık yarısını ve Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma (THAAD) füze envanterinin neredeyse 5'te 4'ünü tüketti.

İran çatışması stratejik bir uyumsuzluk örneği oldu. Tahran, ABD'den çok daha küçük bir orduya sahip olmasına rağmen Ortadoğu'daki Amerikan üslerini düşük maliyetli, tek kullanımlık drone'larla bombaladı ve ABD bunları durdurmak için genellikle pahalı önleme füzeleri kullanmak zorunda kaldı.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin temmuzda yayımladığı rapora göre ABD ordusunun savaştan önce 2 bin 330 Patriot sistemi ve 452 THAAD sistemi bulunuyordu.

Kuruluşun 27 Temmuz itibarıyla yaptığı tahminlere göre, geriye 759 ila 827 Patriot sistemi ve 234 ila 278 THAAD sistemi kaldı.

Independent Türkçe


ABD başkanlığına aday olması beklenen AOC, yumurtalarını donduruyor

Amerikan basını, onun 2028'de ABD Senatosu'na mı yoksa başkanlığa mı aday olacağını değerlendirdiğini bildiriyor (AP)
Amerikan basını, onun 2028'de ABD Senatosu'na mı yoksa başkanlığa mı aday olacağını değerlendirdiğini bildiriyor (AP)
TT

ABD başkanlığına aday olması beklenen AOC, yumurtalarını donduruyor

Amerikan basını, onun 2028'de ABD Senatosu'na mı yoksa başkanlığa mı aday olacağını değerlendirdiğini bildiriyor (AP)
Amerikan basını, onun 2028'de ABD Senatosu'na mı yoksa başkanlığa mı aday olacağını değerlendirdiğini bildiriyor (AP)

ABD Kongresi üyelerinden Alexandria Ocasio-Cortez (AOC), sosyal medyadan yaptığı paylaşımla yumurtalarını dondurmaya karar verdiğini duyurdu.

Demokrat Partili siyasetçi, bu sürecin ilk adımlarının görüntülerini de paylaştı.

36 yaşındaki politikacı, kendisine iğne yaparken görülüyor ve yumurta dondurmaya dair öğrendiği bazı bilgileri aktarıyor.

AOC; maliyetler, klinik işlemler, yumurtaların saklanması ve ABD'nin "bozuk" sağlık sisteminde doğurganlık hizmetlerinin nasıl işlediğine ilişkin soruları da yanıtlıyor. 

Bu adımı atarak siyasi risk aldığını söyleyen siyasetçi, "Hayatım üzerinde daha fazla kontrol sahibi olduğumu hissetmek istiyorum" diyor.

2019'dan beri Temsilciler Meclisi'nde New York'u temsil eden AOC, bu gönderilerden birkaç saat önce ABC News'e konuştu ve başkanlığa aday olma ihtimalini tamamen dışlamadığını söyledi:

Bu olasılığı göz ardı etmiyorum ve bana verilen büyük desteğe gerçekten çok müteşekkirim.

AOC, yumurta dondurma sürecinden de bahsederek bu sürecin normalleştirilmesi gerektiğini vurguladı:

Özellikle mevcut siyasi ortamda bu çok önemli. Bu yönetim, kürtaj hakkından sağlıklı bir hamilelik geçirme imkanına kadar, ülke genelindeki kadınların üreme sağlığı hizmetlerine erişimini engelliyor. Liderler olarak bu konuları konuşmamızın ve bu süreçleri paylaşmamızın önemli olduğunu düşünüyorum.

Bir kadının yumurtalarının vücudundan alınarak dondurulması ve daha sonra kullanılmak üzere saklanması işlemine yumurta dondurma deniyor.

Giderek daha fazla tercih edilen bu işlemle saklanan yumurtalar daha sonra döllenebiliyor. 

Döllenen yumurtalar gelişmeye devam ediyor ve embriyolar hazır olduğunda, kadının hamile kalması umuduyla rahmine transfer ediliyor.

Halihazırda ara seçim yarışına katıldığını hatırlatan AOC, "Bireysel hedeflerimize veya planlarımıza değil, ara seçimlere odaklanmaya devam etmek gibi bir sorumluluğumuz var" dedi.

Başkanın 4 yıllık görev süresinin ortasında düzenlenen ara seçimler kasım başında yapılacak. Temsilciler Meclisi'ndeki 435 sandalyenin tamamı, Senato'daki 100 sandalyeninse yaklaşık üçte biri için oy kullanılacak.

AOC, 2019'da kendisi gibi genç ilerici adaylarla birlikte ABD Kongresi'nde göreve başladığında basından aldığı yoğun ilgi sayesinde ulusal çapta bir görünürlüğe halihazırda sahip. 

O zamandan beri alım gücü, silahlı şiddet, iklim değişikliği, üreme hakları ve diğer sıcak gündemlerle ilgili sosyal medyada genç seçmenlerle etkileşime girerek etkisini artırdı.

Ocasio-Cortez genç seçmenler arasında popüler olsa da yarışa girmesi durumunda, Demokrat Parti'nin başkan adaylığı için partinin diğer deneyimli isimleriyle mücadele edecek.

Potansiyel aday havuzundaki diğer isimler arasında eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Michigan Valisi Gretchen Whitmer ve eski Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg var.

Independent Türkçe, BBC, Washington Post


Kolombiya’da 7,4 büyüklüğünde deprem: En az 111 ölü

Depremin ardından Cali’deki hastanelerden birinden tahliye edilen hastalar. (AP)
Depremin ardından Cali’deki hastanelerden birinden tahliye edilen hastalar. (AP)
TT

Kolombiya’da 7,4 büyüklüğünde deprem: En az 111 ölü

Depremin ardından Cali’deki hastanelerden birinden tahliye edilen hastalar. (AP)
Depremin ardından Cali’deki hastanelerden birinden tahliye edilen hastalar. (AP)

Kolombiya’nın batısında pazartesi sabahı meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde en az 111 kişi hayatını kaybetti. Şiddetli sarsıntı birçok kentte binaların yıkılmasına, çok sayıda  kişinin enkaz altında mahsur kalmasına neden oldu.

Deprem, Abelardo de Espria’nın cumhurbaşkanı olarak yemin etmesinden yalnızca birkaç gün sonra meydana geldi. Böylece yeni yönetim ilk büyük kriziyle karşı karşıya kaldı. Ülkede ayrıca, komşu Venezuela’da haziran ayında meydana gelen iki yıkıcı depremin ardından yaşanan felaketin izleri henüz silinmemişti.

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS), 7,4 büyüklüğündeki depremin Kolombiya’nın Pasifik kıyısındaki Chocó bölgesinde, San José del Palmar yakınlarında 107 kilometre derinlikte meydana geldiğini açıkladı. Sarsıntı ülke genelindeki büyük kentlerde hissedildi. Kurum, “Can kaybı ve ağır hasar meydana gelmesi muhtemel; afet geniş çaplı olabilir” uyarısında bulundu.

En fazla can kaybı, Kolombiya’nın kahve üretim merkezlerinden biri olan batıdaki Risaralda bölgesinde kaydedildi. Bölge Valisi Juan Diego Patiño, Caracol televizyonuna yaptığı açıklamada 42 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.

scdfrgth
Vatandaşlar, enkaz altında mahsur kalanların kurtarılmasına yardım ediyor. (AP)

Bölgenin başkenti Pereira’da sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, cephesi çatlayan bir binanın yıkılmasıyla çevreyi yoğun bir toz bulutunun kapladığı, enkaz parçalarının etrafa saçıldığı ve yayaların bölgeden uzaklaşmak için caddelerde koştuğu görüldü.

Komşu Manizales’in Belediye Başkanı Jorge Eduardo Rojas, kentte üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Kolombiya’nın Pasifik kıyısındaki başlıca limanı Buenaventura’nın Belediye Başkanı Lixia del Carmen Córdoba ise bir binanın çökmesi sonucu bir kişinin öldüğünü, çok sayıda kişinin enkaz altında kaldığını bildirdi.

Cali Belediye Başkanı Alejandro Eder, kentte en az 20 binanın yıkıldığını ve enkaz altında mahsur kalanların bulunduğunu söyledi. Eder, kurtarma çalışmalarına destek vermeleri için Bogota ve Medellín’den ekip talep ettiklerini belirtti.

Eder, Blu Radio’ya yaptığı açıklamada, “Şu ana kadar yaşlı bir kadın ve küçük bir kız olmak üzere iki kişiyi kurtardık. Enkaz altında daha fazla kişi bulunuyor... En az 12 kritik nokta ve 25 yıkılmış binayla karşı karşıyayız” dedi.

Chocó Valisi Nubia Carolina Córdoba Curi, bölgenin başkenti Quibdó’da yaralanmalar ve ciddi hasar meydana geldiğini açıkladı. Córdoba, bölge sakinlerini artçı sarsıntılara karşı uyardı.

ABD Tsunami Uyarı Sistemi ise deprem sonrası tsunami uyarısı yapılmadığını bildirdi.

Başkent Bogota’da AFP muhabirleri, siren sesleri eşliğinde bazı sakinlerin pijamalarıyla sokaklara çıktığını gözlemledi. Sivil Havacılık Kurumu, deprem nedeniyle meydana gelen hasarların ardından ülkedeki altı havalimanında faaliyetlerin durdurulduğunu açıkladı.

dfergty
Kolombiya’yı sarsan şiddetli deprem. (EPA)

Depremin merkez üssü, Kolombiya’nın batısındaki Chocó bölgesinde San José del Palmar yakınları olarak belirlendi. Sarsıntı Ekvador’da da hissedilirken etkileri kuzeyde Panama’ya kadar ulaştı. Bogota’da bazı binalar tedbir amacıyla tahliye edildi.

Kolombiya Jeoloji Kurumu, depremin büyüklüğünü 7,4 olarak revize ederken derinliğini de ilk açıklanan 79 kilometre yerine 96 kilometre olarak güncelledi.

Kolombiya Ulusal Afet Risk Yönetimi Birimi, olası hasarın tespiti için yerel makamlarla koordinasyon halinde olduğunu açıkladı. Bogota Belediye Başkanı Carlos Galán ise başkentte şu ana kadar ciddi bir hasar bildirilmediğini söyledi.