İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)
TT

İran-İsrail, "Gölge Savaşı" şiddetleniyor... İki ülke 1979'dan beri ilk defa sıcak çatışmaya bu kadar yakın

(Reuters- AFP)
(Reuters- AFP)

İran ve İsrail, gergin ilişkiler içinde olan iki ülke.
Ancak bu gerginlik hiç olmadığı kadar artmış durumda.
İsrail, uzun zamandan beri Suriye içinde bulunan İran güçlerini vuruyor.
İran da özellikle geçmiş yıllarda finanse ettiği Filistinli gruplar ve Hizbullah aracılığıyla İsrail'e yönelik saldırıları destekliyor.
Ancak son dönemlerde karşılıklı saldırıların daha direkt yapıldığı, çeşitlendiği ve geniş coğrafyaya yayıldığı görülüyor.
Hatta artık İran içindeki bazı saldırıların bizzat İsrail tarafından yapıldığı öne sürülüyor.
Örneğin 27 Kasım 2020 tarihinde İran'ın nükleer ve füze programının en önde gelen isimlerinden olan Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Fahrizade ülkesinde uğradığı silahlı bir suikast sonucu öldürüldü.
İranlı yetkililer, bu saldırıdan İsrail gizli servisi Mossad'ı sorumlu tuttu.
Yine İran'ın savunma sanayisinde veya nükleer projelerinin geliştirilmesinde görev alan başka uzmanlar da geçmiş yıllarda benzer suikastlar sonucu hayatını yitirmiş, Tahran yönetimi bu saldırılardan da Mossad'ı suçlamıştı.
Ancak yaşanan yeni gelişmeler iki ülke arasındaki gizli savaşın artık denizlere de yayıldığını gösterdi.

Gemilere karşılıklı saldırılar
İlk olarak İsrail'in bir süreden beri Suriye'ye yük götüren İran tankerlerine farklı tarihlerde Akdeniz'de saldırı düzenlediği ve en az 12 İran tankerinin batırılmayacak şekilde vurulduğu öne sürüldü.
Bu iddia Umman Körfezi'nde bir İsrail gemisine saldırı düzenlenmesinin ardından ortaya atıldı.
İran'ın bu saldırılara misilleme amacıyla İsrail gemisine saldırdığı iddia edildi.
Derken yine geçen günlerde Kızıldeniz'de bir İran gemisi daha saldırıya uğradı.

İran, Natanz Nükleer Tesisi'ndeki patlamadan İsrail'i sorumlu tuttu
Aynı günlerde İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nde bir patlama meydana geldi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıdan İsrail'i sorumlu tuttu ve intikam alacaklarını söyledi.
Zarif, tesiste büyük hasar olmadığını da öne sürdü.
İsrail'den yapılan dolaylı açıklamalarda saldırı üstlenildi ancak patlamanın bir bombadan değil, siber saldırıdan kaynaklandığı ve tesise ciddi zarar verdirilerek, dokuz ay süreyle yeni uranyum zenginleştirilemeyecek hale getirildiği iddia edildi.
Aynı tesisin geçen yıl da bir siber saldırıya uğradığı biliniyor.

Erbil'de Mossad üssü vuruldu iddiası
Bu olaydan hemen sonra bu sefer de önce Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir İsrail gemisi vuruldu.
Devamında da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de Mossad'a ait olduğu öne sürülen bir üsse İran yanlısı olduğu ve adı duyulmamış bir grup tarafından saldırı düzenlendiği ve ölenlerin olduğu gündeme getirildi. 
IKBY'li yetkililer ise Erbil'de Mossad üssü olmadığını, böyle bir olayın yaşanmadığını söylerken, İran yanlısı kaynaklar iddialarında ısrarlı.

"Süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor"
Peki bu tür olaylar daha ne kadar devam edebilir? İki ülke arasında sıcak savaş riski var mı?
Bu soruları ilk olarak İran uzmanları Savash Porgham ile Arif Keskin'e yönelttik.
Porgham, iki ülkenin uzun süreden beri Suriye'da örtülü savaştığını belirtti. Porgham'a göre iki ülke arasındaki bu durum "Gölge Savaşı".
Porgham, devam eden "Gölge Savaş"ta İsrail'in bir süreden beri farklı bir şey yaparak direkt İran içinde operasyonlar düzenlemeye başladığını söyledi. Porgham, "İsrail ve İran, 1979'daki İslam devriminden bu yana sıcak savaşa en yakın noktada" dedi.
Keskin ise son durumu "1979'dan günümüze kadar baktığımızda İran ve İsrail ilişkilerinin en tehlikeli, öngörülemez sürece girdiğini düşünüyorum. Bu süreç küçük çaplı da olsa bir savaş ihtimalini barındırıyor" diye özetledi.

"İran, İsrail saldırılarına karşı koyamıyor"
Her iki uzmanın da dikkati çektiği bir noktada İran'ın zafiyeti ve İsrail'in İran içerisindeki etkinliği.
Porgham, yaşanan son olayların İran'ın istihbaratı ve güvenlik birimleri içerisinde çok önemli bir gediğin açıldığını gösterdiğini öne sürdü.
Porgham, İran'ın nükleer programına dair gizli belgelerin bile İsrail tarafından ele geçirilip, Netanyahu tarafından televizyonlarda gösterildiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
"İran, inanılmaz biçimde kendi içinde İsrail'in saldırılarına karşı koyamıyor. İsrail, İran'ın en korunaklı yerlerinde operasyon yapabiliyor. Bakıldığında İran'ın İsrail karşısında bir altta kalmışlığı görünüyor."

"İsrail, İran'a istihbari olarak nüfuz etti"
Keskin ise son gelişmelerin İsrail'in ciddi şekilde İran'a istihbari olarak nüfuz ettiğini ve bunun İran'ın nükleer çalışmalarına, istihbarat birimlerine hatta askeri alanlarına kadar uzandığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Neredeyse İran'ı felç etmiş durumda. Son dönemlerde İran devlet yetkilileri de bunu itiraf ediyor. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, demecinde ‘Açıkça söylüyorum güvenlik olarak inanılmaz açığımız var' dedi. Yine Devrim Muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai, her alanda casusluk yapıldığını söyleyerek yabancı istihbarat servislerinin İran'da güvenlik bürokrasisindeki nüfuzunu bir nevi itiraf etti."

"İran, intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok"
İsrail'in eylemlerine karşın İran'ın ciddi bir karşılık veremediğini de öne süren Keskin, iddialarını şöyle sürdürdü:
"İran sürekli intikam alacağız diyor ama yaptığı bir şey de yok. İran'ın acizliği ülke içinde yönetimin meşruluğunu da tartışma konusu yapıyor. İçeride dayılanıyorsunuz ama İsrail'e bir şey yapamıyorsunuz deniyor. Devletin kendini koruyamadığı düşüncesi gelişiyor."

"İsrail, ABD'nin İran'la anlaşmasını istemiyor"
Gerek Porgham gerekse Keskin, İran ve İsrail arasında gerilimin yükselmesinin Biden yönetiminin İran'la yeniden nükleer görüşmelere başlama niyetinden kaynaklandığını iddia ederek, İran ile ABD arasında varılacak bir mutabakatın İran'ı güçlendireceğinden endişe eden İsrail'in bunun önüne geçmek için elinden geleni yapacağını deklere ettiğini hatırlattılar.
Porgham, İran'ın nükleer programına yönelik müzakerelerin Viyana'da başladığını hatırlatarak, bu müzakerelerde ilerleme sağlandıkça İsrail ile İran'ın gölge savaşının daha fazla sertleştiğini öne sürdü.

"Sıcak çatışmaya hiç bu kadar yakın olmadılar"
Savaş ihtimalinin güçlenmesine karşın bunun gerçekleşmesinin de kolay olmadığını söyleyen Porgham, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İran askeri gücü İsrail teknolojisiyle açık bir savaşta boy ölçüşemez ama İran'da bağlı örgütler üzerinden Lübnan'da ve Körfez'de İsrail gemilerine karşı asimetrik savaş yürütebilir. Sıcak çatışma riski var ve 42 yıldır sıcak çatışmaya hiçbir bu kadar yakın olmadılar. Endişeyle takip ediyorum."

"İsrail, nükleer görüşmelerin masasının çerçevesini belirleyecek noktada"
Son olayların ardından İran ve İsrail'in daha sert karşı karşıya geleceğinin görüldüğünü belirten Keskin ise uğradığı saldırıların İran devletini imajını korumak için bir şeyler yapmaya zorladığını belirterek, İran'ın içinde olduğu karmaşayı şöyle anlattı:
"İran nükleer dosyasının bundan sonra nereye evrileceğine sadece ABD ve İran görüşmeleri açısından bakmakta yanlış. Şu an itibariyle İsrail masada olmasa da yaptıklarıyla masanın çerçevesini belirleyecek noktaya gelmiştir. Muhsin Fahrizade öldürüldüğünde İran ek protokolden çıktı. Natanz tesisine saldırının ardından şimdi de yüzde 60 uranyum zenginleştirmeye başladık denildi. Her ikisi de İsrail operasyonlarına tepki olarak yapıldı. Bunlar da İsrail eylemlerinin İran'ın görüşmelerini etkileyecek noktada olduğunu gösteriyor."

Kasım Süleymani'nin öldürülmesi İran'ın operasyon gücünü azalttı mı?
Her iki uzmana da Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın dış operasyon gücünün azalıp azalmadığını, sorduk.
Porgham, Süleymani'nin önemine değindikten sonra İran'ın operasyonel gücünün Kasım Süleymani öncesi ve sonrasında çok önemli değişimler gösterdiğinin söylenebileceğini belirtti.

İran'ın kaygısı ABD'nin işe karışması
Buna karşılık Keskin, İran'ın karşılık verememesinin Kasım Süleymani'nin olmamasından kaynaklanmadığını öne sürerek, "İran karşılık verirse İsrail'in daha sert karşılık vereceğini biliyor. İsrail'in kendisini karşılıklı misillemelere sokarak olayı büyüterek bu şekilde ABD'yi de işin içine çekmeye çalıştığından çekiniyor ve korkuyor" iddiasında bulundu.

"İran şimdilik Hizbullah kartına oynamayacak"
Keskin ayrıca İran'ın Hizbullah kartını oynamak içinde henüz erken olduğunu düşündüğünü belirterek, "İran zamanından önce bir hareket yapmak istemiyor. Tansiyon yükselirse İsrail – Hizbullah çatışması olabilir ama İran bunun için erken olduğunu düşünüyor" dedi.

İsrail, İran'ı Suriye'de Rusya'nın onayıyla mı vuruyor?
İsrail'de yaşayan gazeteci Rafael Sadi ise İran rejiminin İsrail'i yok etmeyi, denize dökmeyi hedeflediğini dile getirdiğini hatırlatarak bundan dolayı İran'a karşı yürütülen mücadele kapsamında Suriye içindeki İran hedeflerinin vurulduğunu belirtti.
Sadi, Suriye'deki İran hedeflerinin vurulmasının Rusya ile İsrail arasında varılan mutabakat kapsamında olduğunu ve Rusya'nın İsrail uçaklarına engellemede bulunmadığını öne sürdü.

İran gemisi İsrail kıyılarına bilerek petrol sızdırdı iddiası
İran'ın nükleer projesinin iddia ettiği gibi barışçıl hedefler içermediğini de öne süren Sadi, "Nükleer enerji veya silah sahibi hiçbir ülkenin ağzından bir diğerini imha edeceği ifadelerini duymuş değiliz. Halbuki İran İsrail'i atom bombası atarak yok etmekten söz eden ilk ülkedir" şeklinde konuştu.
İran'ın İsrail gemilerine yönelik saldırılar düzenlediğini aktaran Sadi, hatta bir Suriye'ye kaçak petrol taşıyan bir İran tankerinin İsrail kıyılarına petrol sızdırarak bilerek çevre kirliliği yarattığını iddia etti.

"İsrail'in tutumu Biden'ın İran politikasından bağımsız"
Sadi, İsrail ve İran arasında gerilen ilişkilerde Biden yönetiminin İran'la görüşme konusundaki tutumundan bağımsız olduğu görüşünde.
Sadi, İsrail'in Biden yönetiminin alacağı kararların kendi bilecekleri bir iş olduğunu söylediğini ancak güvenliklerini kimseye bırakmayacaklarını ve gerekirse kendi göbeklerini kendilerinin keseceğini deklere ettiğini de hatırlatarak şöyle devam etti:

"İsrail, nükleer santrale sabotajı kerhen de olsa kabullendi"
"Bunun sonucunda da İran Natanz  nükleer santralinde uranyum zenginleştirmeye başlanacağı haberi ile  her nasıl olduysa  santralin elektrikleri kesilivermiş ve trafosu patlamıştır. Hasar ifade edildiği kadarı ile 9 aylık bir gecikmeye sebebiyet vermiştir. İsrail şimdiye kadar ki politikaları gereğince bu tür eylemlerinde sessiz kalmayı yeğlemiş ve sorumluluk almamıştır. İlk kez bu olayda  yarım ağızla olsa bile ki öncelikle yabancı istihbarat kurumlarının ifadesine göre ibaresi ile haber İsrail basınında da yer almış hatta aynı  gün Başbakan Netanyahu, ordu mensupları ile bulunduğu şehitleri anma töreni arifesinde kendilerini kutlamış ve İsrail'in vatanı koruması için daima görevde oldukları için bu  eylemi de  kerhen kabullenmiştir."

"ABD'lilere siz olmasanız da biz devam edeceğiz mesajı verildi"
Sadi, bu kabullenmenin arkasında  sadece İran'a verilen bir mesaj olmadığını belirterek, "Aynı  zamanda Amerikalılara da siz bu işin içinde yanımızda olmazsanız bile biz gerekeni yapmaya devam edeceğiz denmekteydi. Hoş kaldı ki bu elektrik kesintisi Amerikalıların da az hoşuna gitmemiş değildi" ifadelerini kullandı.

"İran'ın en endişe ettiği sözcük Mossad"
İsrail'in yıllardır İran'a karşı sadece psikolojik değil aynı zamanda stratejik ve askeri bir üstünlük konumunda olduğunu öne süren Sadi, "Kimin ne dediği çok önemli değildir. Durum budur ve İranlıların en fazla endişe duydukları sözcük Mossad istihbarat kurumudur" iddiasında bulundu.

"Topyekün savaşa dönüşmeyecek"
Sadi, buna karşın karşılıklı çatışmalar asla bir topyekün savaşa dönüşmeyeceğini çünkü böyle bir savaşın her iki ülke açısından fazlasıyla pahalı ve gereksiz olduğunu ayrıca iki ülke halkları arasında da bir düşmanlık bulunmadığını vurguladı.

Independent Türkçe



Yargı kararını verdi: Japon balıkları duyarlı canlılar ve hakları var

Hayvan hakları savunucuları hukukun balıkları "mal" olarak görmemesinden memnun (Carlos José Aga)
Hayvan hakları savunucuları hukukun balıkları "mal" olarak görmemesinden memnun (Carlos José Aga)
TT

Yargı kararını verdi: Japon balıkları duyarlı canlılar ve hakları var

Hayvan hakları savunucuları hukukun balıkları "mal" olarak görmemesinden memnun (Carlos José Aga)
Hayvan hakları savunucuları hukukun balıkları "mal" olarak görmemesinden memnun (Carlos José Aga)

Arjantin'in başkenti Buenos Aires'teki bir suşicinin vitrininde sergilenen iki Japon balığı için harekete geçen hayvan hakları savunucuları zafer kazandı. 

Jaulas Vacías (Boş Kafesler) adlı sivil toplum kuruluşu (STK), hayvan istismarı suçlamasıyla açtıkları davayı kazandıklarını duyurdu.

STK'nin avukatı Matías Trufero, güneş ve sokak gürültüsüne maruz kalan Fede ve Magui için "Oradan geçen ve durup bakan herkes, oranın balıklara uygun olmadığını görebilirdi" dedi. 

Trufero, mahkemenin balıkları duyarlı canlılar ve hak öznesi olarak tanıdığını aktardı. Balıkların bir uzmana verilmesi kararına, restoranın itiraz etmediğini de sözlerine ekledi. 

Balıklara kucak açan Carlos José Aga, iki balığın vitrinde sergilenmesi için "İki kutup ayısını bir kafesin içinde saunaya sokmak gibi" dedi. 

40 litrelik akvaryumlarından alınan balıklar, Aga'nın evindeki 2 bin 500 litrelik yeni yuvalarına taşındı. 

Balık uzmanı Aga, Fede ve Magui'nin keyfinin artık yerinde olduğunu söyledi. 

Balıkların duyarlı canlılar ve hak öznesi olarak tanınması, uygunsuz koşullarda tutulan diğer hayvanlarla ilgili davaları da etkileyebilir.

Arjantin mahkemeleri, Almanya'da doğup 20 yıl boyunca Buenos Aires Hayvanat Bahçesi'nde yaşayan Sandra adlı orangutanın "insan olmayan kişi" diye nitelenmesine 2014'te hükmetmişti. 

İyi beslense ve kötü davranışa maruz kalmasa da, 1986 doğumlu maymunun tutsak edilip sergilenmesinin onun haklarını ihlal ettiği belirtilmişti. 

Bunun üzerine Buenos Aires Hayvanat Bahçesi, 2016'da ekoparka dönüştürülmüş, içindeki hayvanlarsa doğal yaşam alanlarına ya da koruma merkezlerine gönderilmişti. 

Independent Türkçe, CNN, AP


İran’ın telefon operasyonu: ABD askerlerinin yeri tespit edildi

Londra'daki İran Büyükelçiliği, FT'nin yorum taleplerine yanıt vermedi (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği, FT'nin yorum taleplerine yanıt vermedi (Reuters)
TT

İran’ın telefon operasyonu: ABD askerlerinin yeri tespit edildi

Londra'daki İran Büyükelçiliği, FT'nin yorum taleplerine yanıt vermedi (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği, FT'nin yorum taleplerine yanıt vermedi (Reuters)

İran istihbaratının, savaşta Amerikan personelinin yerini telefon takibiyle tespit ettiği iddia edildi.

Financial Times'ın (FT) haberine göre İran, savaş sırasında Ortadoğu'daki mobil ağlara yönelik siber saldırılar düzenleyerek ABD askerlerinin konumlarını belirlemiş.

Telekom verilerini inceleyen Mobile Surveillance Monitor'un paylaştığı bilgilere göre bölgedeki operatörler çok sayıda "SS7 ping" talebini engelledi.

SS7, küresel telekomünikasyon ağlarının birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan bir sinyalleşme protokolü.

Siber güvenlik uzmanları, SS7 ping taleplerinin uluslararası dolaşımdaki (roaming) belirli telefonların yerinin tespiti için kullanılabileceğini söylüyor.

Kanada merkezli araştırma enstitüsü Citizen Lab'den Gary Miller, "İran'ın gerçek zamanlı ve kesintisiz konum bilgisi elde etme kapasitesi" olduğunu vurguluyor. Tahran yönetiminin SS7 ve mobil ağ erişimini kullanarak böyle bir operasyon yürütmüş olabileceğini öne sürüyor.

İran ve desteklediği Şii örgütler, savaşta Irak, Bahreyn ve Körfez'de ABD ordusuna ait çeşitli hedeflere saldırılar düzenlemişti. Bahreyn'deki ABD 5. Filo üssü yakınında Amerikan savunma personelinin konakladığı Crowne Plaza oteli de martta füze saldırısına uğramıştı.

Habere göre, saldırılarda Amerikan personelinin nerede kaldığına ilişkin bilgiler bu siber saldırılarla elde edilmiş olabilir. Bahreyn yönetiminden gazeteye gönderilen açıklamada, ülkenin telekomünikasyon ağına yönelik saldırılar olduğu ancak gerekli tüm önlemlerin alındığı, sistemde herhangi bir sorunun tespit edilmediği bildirildi.

Diğer yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM), nisanda Kongre'ye sunduğu raporda, "düşman aktörlerin ticari konum verilerini kullanarak ABD personelini hedef aldığına veya gözetlediğine ilişkin çok sayıda tehdit raporu" alındığı doğrulanmıştı.  

Ancak adının paylaşılmaması şartıyla konuşan ABD'li bir yetkili, böyle bir veri takibinin saldırılarda belirleyici rol oynadığı iddialarının "gerçeği yansıtmadığını" savundu.  

Haberde, İranlı telekom operatörlerinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) ABD personelini takip etmek için cep telefonlarında kişiye özel reklamlar sunan çeşitli yazılımlardan faydalandığı da iddia ediliyor.

Eski CIA yetkilisi Michael Stokes, akıllı telefonların konum, bağlantılar ve hatta adım sayıları gibi büyük miktarda veriyi sürekli dışarı sızdırdığını söylüyor. Birçok devlet görevlisinin güvenli cihazlar yerine kişisel akıllı telefonlarını kullanmasının ciddi bir ulusal güvenlik riski yarattığını vurguluyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Iranwire


İsrail'in Ahmedinejad'ı kendi saflarına çekme girişiminin perde arkası

Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
TT

İsrail'in Ahmedinejad'ı kendi saflarına çekme girişiminin perde arkası

Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)
Ahmedinejad, 2024 haziranında İçişleri Bakanlığı bünyesindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri aday kayıt komitesi merkezine gelişi sırasında destekçilerine el sallarken (arşiv - EPA)

Macar hükümetinin üst düzey bir yetkilisi, 2024 yılının başlarında Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki bir üniversitenin rektöründen beklenmedik bir talepte bulundu.

Yetkili, üniversite rektörü Prof. Gergely Deli’ye, Ludovika Kamu Hizmeti Üniversitesi'nin iklim değişikliği üzerine bir konferans düzenlemesi ve beklenmedik bir konuğu, geniş çevrelerce eleştirilen eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ı bu konferansa davet etmesi gerektiğini bildirdi.

Gerekçe ise çok daha şaşırtıcıydı. Yetkili Deli'ye, konferansın yalnızca bir kılıf olduğunu, Ahmedinejad'ın bu vesileyle Budapeşte'de, açıkça düşmanı olarak bilinen İsrail istihbarat mensuplarıyla gizli görüşmeler yapabileceğini söyledi.

Deli, bu davetin hem kendi itibarına hem de üniversitenin itibarına zarar verebileceğinin farkındaydı. Ancak verdiği bir röportajda, belki de hayat kurtarmaya yardımcı bir rol üstlenmiş olabileceğini düşündüğünü belirtti.

Deli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İki düşmanınız var ve bu iki düşman birbiriyle konuşmak istiyorsa, elinizden geleni yapıp onları konuşturmanız daha iyidir."

Bilgilerin hassasiyeti nedeniyle kimliklerinin açıklanmaması şartıyla konuşan sürece ilişkin bilgi sahibi ABD'li ve İranlı yetkililere göre Ahmedinejad'ın 2024 yılında üniversiteye yaptığı ziyaret ve ertesi yıl gerçekleştirdiği ikinci ziyaret, İsrail'in yıllardır sürdürdüğü bir çabanın parçasıydı. Bu çaba, Ahmedinejad'ı, zamanı geldiğinde İran'ın yeni lideri olarak konumlandırılabilecek bir istihbarat varlığı haline getirmeyi amaçlıyordu.

Eski ABD'li yetkililer, İsrail için Ahmedinejad'ın İsrail safına çekilmesinin yüksek bir öncelik olduğunu, dönemin İsrail İstihbarat Servisi (Mossad) Başkanı David Barnea'nın bizzat 2024 yılında Macaristan'ın başkentine giderek Ahmedinejad ile görüşmesinin de bunu kanıtladığını belirtti. Yetkililer ayrıca, İsrail'in dış istihbarat servisi Mossad'ın kısa bir süre sonra ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'na (CIA) Ahmedinejad ile temas halinde olduğunu bildirdiğini ekledi.

rtghyj
İran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmud  ofisinin resmi sözcüsü olan Dolat-e Bahar (Bahar Hükümeti) sitesi dün, Ahmedinejad’ın Tahran’da eski Dini Lider (Rehber) Ali Hamaney’in cenaze törenine katıldığını gösteren bir fotoğrafı yayınladı

İsrail'in Ahmedinejad merkezli bir rejim değişikliği planı inşa etme kararı, İran’ın nükleer programını hızlandırmasıyla, İsrail'in yok edilmesi çağrılarını tekrarlamasıyla ve Holokost (Yahudi soykırımı) inkârcılığıyla tanınan eski İran Cumhurbaşkanı ile ilişkisinin seyrinde olağanüstü bir dönüşüme işaret ediyor.

ABD'li yetkililere göre İsrail, son yıllarda Ahmedinejad'a konaklama ve seyahat masraflarını karşılamak üzere gizlice para aktardı. İsrailli istihbarat mensupları ayrıca, Budapeşte'ye yaptığı seyahatler de dahil olmak üzere, kendisiyle yurt dışında birçok kez bir araya geldi.

Bu çaba, ABD ve İsrail'in bu yılın şubat ayı sonlarında, İran'a karşı yürüttüğü savaşın ilk günlerinde, Tahran'da sıkı gözetim altında yaşayan eski Dini Lider Ali Hamaney’in nakledilmesine yönelik cüretkâr bir operasyonla zirveye ulaştı. Amaç, mevcut rejimi devirmeyi ve Ahmedinejad'ı iktidara getirmeyi öngören planı devreye sokmaktı. Ancak plan başarısız oldu.

İsrail’in 28 Şubat'ta düzenlediği hava saldırısı, Ahmedinejad'ın konutunun bulunduğu kompleksi vurarak, korumalarının bulunduğu binayı ve zırhlı aracını hedef aldı. İranlı dört üst düzey yetkiliye göre saldırının ardından siyah bir Peugeot marka araç bölgeye geldi, Ahmedinejad'ı aldı ve büyük bir kargaşanın hakim olduğu bölgeden hızla uzaklaştı.

Operasyona dair bilgi sahibi ABD'li ve İranlı yetkililer, aracı Mossad mensuplarının kullandığını ve Ahmedinejad'ı İran içindeki gizli bir güvenli eve naklettiklerini belirtti.

Ancak yaşananlara vakıf kişilere göre İran’ın eski Cumhurbaşkanı bu çılgın kurtarma operasyonundan rahatsızlık duydu ve kendisini yeniden iktidara getirmeyi amaçlayan İsrail planı karşısında hayal kırıklığına uğradı.

Ahmedinejad daha sonra, hâlâ netlik kazanmamış koşullar altında güvenli evden ayrıldı. Ahmedinejad, 6 Temmuz'da merhum Dini Lider Ali Hamaney'in cenaze törenine kısa süreliğine katılana kadar bir daha kamuoyu önünde görünmedi.

Mevcut durumu hâlâ belirsizliğini koruyor. Ancak İranlı dört üst düzey yetkili, Ahmedinejad'ın Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı istihbarat servisi tarafından gözaltında tutulduğunu ve İran'ın kendisinin İsrail ile teması hakkındaki birçok ayrıntıyı öğrenmesinin ardından hâlihazırda ev hapsinde bulunduğunu belirtti.

İsrailli yetkililer, Tahran'daki hükümeti devirmeye yönelik daha geniş çaplı bir girişimin parçası olan Ahmedinejad'ı İran'ın lideri olarak konumlandırma planına ilişkin kamuoyu önünde bir açıklama yapmadı. Planın bir başka unsuru ise, Irak'ın kuzeyinde konuşlu İranlı Kürt muhalif güçlerin silahlandırılıp eğitilerek sınırı geçip İran'ın batısına girmesini, orada bölgeler ele geçirmesini ve nihayetinde Tahran'a doğru ilerlemesini öngörüyordu. Ancak bu plan hiçbir zaman somut bir hal almadı.

İsrail Ordusu İstihbarat Dairesi'nin eski başkanı Tamir Hayman, The New York Times gazetesinin Ahmedinejad'ın plandaki rolüne ilişkin ayrıntıları ilk kez ortaya çıkarmasının ardından, geçtiğimiz mayıs ayında PBS kanalında yayımlanan ‘Firing Line’ programında, “Rejim değişikliği planı, uygulanması öngörülen çok özel bir dizi özel operasyonu içeriyordu” yorumunda bulundu. Hayman, ayrıca "Ahmedinejad da bu dizinin bir parçasıydı” diye ekledi.

Mossad yetkilileri yorum taleplerine yanıt vermedi. Ahmedinejad'ın basın danışmanı Ali Ekber Cevanfikr de konuya dair yorum yapmayı reddetti.

Cumhurbaşkanlığı sonrası dönüşüm

2005-2013 yılları arasında İran Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenen Ahmedinejad, ülkenin en önde gelen katı muhafazakarlık yanlısı siyasetçileri arasında yer aldı. İsrail'in ortadan kaldırılması çağrısında bulunan Ahmedinejad döneminde İran, uranyum zenginleştirme programını yeniden başlattı. Bu da ülkenin gizli bir nükleer silah programı peşinde olabileceğine dair şüpheleri artırdı. Ahmedinejad ayrıca, 2009 yılında yeniden seçilmesini protesto etmek amacıyla ülke genelinde patlak veren ayaklanmanın güç kullanılarak bastırılması talimatı verdi. Döneminde yargı organı, muhaliflere yönelik toplu idamlar gerçekleştirdi ve rakip ile hasımları hapse attı.

cdfvrgth
Ahmedinejad, 2024 yılının haziran ayında İçişleri Bakanlığı'ndaki cumhurbaşkanlığı seçim aday kayıt komitesi binasına geldiği sırada destekçilerine el sallarken (Arşiv – EPA)

Ancak cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra Ahmedinejad, tutumunu yumuşattı ve iktidarda bulunduğu yıllara damgasını vuran İsrail karşıtı söylemini sınırlandırdı. Ahmedinejad, İran pop müziği kültürüne değindiği röportajlar ve konuşmalar yaparak, güvenlik güçlerini gösterileri güç kullanarak bastırmaları nedeniyle eleştirdi ve yönetici sınıfı mali yolsuzlukla suçlayarak, daha ılımlı yeni imajını sergilemeye özen gösterdi.

Ahmedinejad ayrıca kendisinin ayırt edici işareti haline gelen bol haki rengi ceketinden vazgeçerek modern kesimli takım elbiseler giymeye başladı. Düzensiz sakalına özen gösterdi ve botoks yaptırdığı izlenimi verdi. Ayrıca İngilizce öğrenmeye başladı.

Tahran'daki ofisinde her sabah, sıradan vatandaşların şikayetlerini dinlemek üzere bir saat süren halka açık toplantılar düzenliyordu. Bazı vatandaşlar, devlet bürokrasisiyle uğraşırken yardım talep etmek için kendisine başvuruyordu. Bazen bakanlıklara, bazı başvuru sahiplerine kredi verilmesini tavsiye eden mektuplar yazıyordu. Ahmedinejad ayrıca düzenli olarak ülkenin farklı bölgelerine seyahat ediyor, şehirlerde ve kırsal bölgelerde destekçileriyle bir araya geliyordu.

yj6jku
Ahmedinejad, Tahran'da düzenlenen Liderlik Uzmanlar Konseyi'nin açılış töreninin kenarında, müttefiki ve İran Rehberi'nin danışmanı Said Celili ile konuşurken (Arşiv - ILNA)

Ahmedinejad'ın İran hükümetiyle ilişkisi karmaşık bir şekilde devam etti. Üst düzey liderler kendisini bir kenara itip hareketlerine kısıtlamalar getirdi. Ancak yine de İran’ın Dini Lideri'ne danışmanlık yapan üst düzey bir konseyde diğer üst düzey yetkililerle birlikte oturmasına izin verildi. Ahmedinejad, şubat ayında savaşın patlak vermesinden birkaç gün önce bu konseyin toplantısına katıldı.

İran içinde birçok kişi, Ahmedinejad'da yaşanan bu değişimin arkasında siyasi saikler olduğunu düşündü ve bunu, popülist imajını güçlendirme ve kendisini iktidardaki yetkililerden uzaklaştırma girişimi olarak değerlendirdi. Bununla birlikte Ahmedinejad, işçi sınıfına mensup İranlılar arasındaki destek tabanını korumaya devam etti. Danışmanları ise hedefinin bir gün yeniden iktidara dönmek olduğundan emindi.

Ahmedinejad'ın eski yakın çevresinden ve üst düzey danışmanlarından biri olan Abdurrıza Davari, telefonla verdiği bir röportajda şunları söyledi:

“Ahmedinejad bunu para için yapmayacaktır. Zaten parası var, geniş bir ekonomik ağı var. Bunu iktidar için yapacaktır. İktidarın başında olmak istiyor."

İki adam yıllar önce aralarında yaşanan bir anlaşmazlık nedeniyle küs düşmüştü.

Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla özel görüşmeleri anlatan yakın çevresinden bir isme göre Ahmedinejad, en yakın yardımcıları ve kendisine yakın sınırlı sayıda kişiye, yabancı güçlerin yardımıyla İran'ın gelecekteki lideri olma hedefini paylaştı.

Kaynağa göre Ahmedinejad, cumhurbaşkanlığı adaylığından üç kez elenmesinin ardından İran İslam Cumhuriyeti rejimi karşısında hayal kırıklığına uğradı ve mevcut rejim sürdüğü sürece iktidara ulaşamayacağı sonucuna vardı.

Aynı kaynağa göre Ahmedinejad, bir savaşın patlak vermesi ve rejim değişikliği yaşanması halinde, Amerikalıların ve İsraillilerin ülkeyi tanımayan, İran dışından bir muhalif figürü seçeceğinden ve bunun ülkenin istikrarını sarsacağından endişe ediyordu. Ahmedinejad, yakın çevresine kendisini eski Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin'e benzer, reformist bir rol üstlenebilecek biri olarak tanımlıyordu. Aynı kaynağa göre Ahmedinejad, iktidara gelmesi halinde İran'ın İsrail'i tanıyacağını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın başlattığı ‘Abraham (İbrahim) Anlaşmaları’ çerçevesinde İsrail ile ilişkileri normalleştireceğini belirtiyordu.

Dönemin istihbarat değerlendirmelerine dair bilgi sahibi İsrail Savunma Bakanlığı yetkililerine göre İsrail istihbarat servisleri, o dönemde Ahmedinejad ile İran rejimi arasında derinleşen çatlağı yakından takip ediyordu. İki yetkili, kendilerinin özellikle ilgisini çeken şeyin, Ahmedinejad'ın İran’ın Dini Lideri'ne ve kendisini yeniden cumhurbaşkanlığı adaylığından eleyen üst düzey yetkililere yönelik artan hoşnutsuzluğu olduğunu belirtti.

Ahmedinejad'ın hareketliliği, İran İslam Cumhuriyeti'ni yabancı müdahalelerden korumakla görevli DMO’ya bağlı istihbarat servisi içinde şüphe uyandırmaya başladı.

İki DMO üyesi ve konuya vakıf bir istihbarat yetkilisi, bu şüphelerin, Ahmedinejad'ın 2017 yılında Trump'a açık mesajlar yöneltmeye başlamasının ardından tırmandığını belirtti.

Dört yetkiliye göre bu yıl gerçekleşen ve başlangıçta Ahmedinejad'ı DMO’nun denetiminden kurtaran İsrail saldırısının ardından, İran istihbarat servisleri kendisinin İsrail ile bağlantısını soruşturmaya ve buna ilişkin delil toplamaya başladı.

Yurt dışındaki görüşmeler

İsrail istihbarat mensuplarının Ahmedinejad'ı ilk kez ne zaman devşirmeye çalıştığı net değil. Ancak İranlı yetkililer, en azından Ahmedinejad'ın 2023 yılında çevre konularına odaklanan bir konferansa katılmak üzere Guatemala'ya yaptığı seyahat sırasında bir temasın gerçekleştiğini belirtti. Davet, çoğu Latin Amerika ülkesine kıyasla İsrail ile daha yakın diplomatik ilişkilere sahip bir ülke olan Guatemala hükümetinden gelmişti.

Ahmedinejad, Tahran Havalimanı'nda güvenlik güçleri tarafından durdurulup kendisine biniş kartı verilmesinin reddedilmesi ve ülkeden ayrılmasına izin verilmemesi nedeniyle bu seyahati neredeyse gerçekleştiremiyordu.

Ahmedinejad buna, havalimanında saatlerce süren bir oturma eylemi düzenleyerek karşılık verdi. Bu eylem kamuya açık bir gösteriye dönüştü; sıradan İranlı yolcularla, havalimanı ve havayolu personeliyle fotoğraflar çektirdi ve sosyal medya hesaplarında güncellemeler paylaştı.

Sonunda İran makamları, Ahmedinejad'ın uçağa binip konferansa katılmasına izin verdi.

Ahmedinejad, seyahati sırasında paylaştığı bir video kaydında şunları söyledi:

"Bazı insanlar bana Guatemala'ya gitmememi söyledi, ama onlara kardeşim olan Guatemala Çevre Bakanı'nın beni davet ettiğini söyledim. Bu, Latin Amerika'da çok önemli bir ülke."

Ertesi yıl Ahmedinejad, Ludovika Üniversitesi'nde düzenlenen konferansa katılmak üzere Macaristan'a ilk ziyaretini gerçekleştirdi ve Budapeşte'de, geçen aya kadar beş yıl boyunca Mossad başkanlığı yapan David Barnea ile bir araya geldi.

O dönemde sağ görüşlü Başbakan Viktor Orban tarafından yönetilen Macaristan, muhtemelen Avrupa'daki diğer herhangi bir ülkeye kıyasla İsrail ile daha yakın ilişkilere sahipti. Orban ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, karşılıklı resmi ziyaretler gerçekleştirdi. Nisan 2025'te Netanyahu, Ludovika Kamu Hizmeti Üniversitesi'nde bir konuşma yaptı ve üniversite kendisine kamu hizmeti ödülü verdi.

İki ay sonra Ahmedinejad, İsrail'in İran'a karşı savaş başlatmasından sadece birkaç gün önce, İsrail istihbarat mensuplarıyla buluşmasına kılıf oluşturan bir ziyaretle yeniden Budapeşte'ye gitti.

Tüm yurt dışı seyahatlerinde kendisine eşlik eden, Devrim Muhafızları'na bağlı Ensar Birimi'nden İranlı korumaları, Ahmedinejad'ın en az iki kez güvenlik refakatçilerinden kaçarak Haziran 2025 seyahati sırasında uzun görüşmeler yapmak üzere ortadan kaybolabildiğini bildirdi.

İki DMO üyesi ve konuya vakıf bir istihbarat yetkilisine göre korumalar seyahate ilişkin raporlarında, Ahmedinejad'ı ortadan kaybolmasıyla ilgili sorguladıklarını, kendisinin ise üniversite hocalarıyla görüştüğünü söylediğini belirtti.

Konferans sırasında İran’ın eski Cumhurbaşkanı konuşmasını İngilizce yaptı ve daha önce tüm konuşmalarını açtığı Kur'an ayetinden bu kez vazgeçerek dinleyicileri şaşırttı.

Seyahatine ilişkin olarak sosyal medya hesaplarında paylaştığı video kayıtlarına göre koyu mavi renkli, modern kesimli bir takım elbise giyen Ahmedinejad, ‘ortak insanlık’ ve ‘değişen dünya düzeni’ hakkında konuşurken yeni bir dünyanın nasıl ortaya çıkabileceğine dair kendi vizyonunu sundu.

Ahmedinejad, Üniversite Rektörü Gergely Deli'ye Fars şair Firdevsi'nin ‘Şehname’ adlı eserinin bir kopyasını hediye ederken, Deli de kendisine üniversitenin amblemini hediye etti.

Deli, geçtiğimiz ay yapılan bir röportajda, Ahmedinejad'a davet gönderdiğinde, Almanca ‘paravan’ veya ‘kukla’ anlamına gelen ‘Strohmann’ rolünü üstlendiğini belirtti.

Ahmedinejad, şubat ayının sonlarında Tahran'daki evinden aceleyle siyah bir Peugeot marka araçla götürülmesinden geçtiğimiz haftaya kadar kamuoyu önünde görülmemişti.

6 Temmuz'da ise İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine, ani ve kısa bir şekilde katıldı. Video kayıtları, sıcaklığın 32 dereceye yaklaşmasına rağmen Ahmedinejad'ın kalın bir ceket giydiğini, cerrahi maskesinin ise çenesinin altına sarkmış vaziyette olduğunu gösterdi. İran’ın diğer eski cumhurbaşkanlarından Hasan Ruhani ve Muhammed Hatemi ise cenaze törenine davet edilmedi. İki eski lider de törenlerin hiçbirinde görünmedi.

Ahmedinejad, başı öne eğik bir şekilde tek kelime etmeden ayakta dururken etrafı güvenlik görevlisi olduğu izlenimini veren kişilerle çevriliydi.