Nükleer anlaşma müzakerelerinde ‘temkinli ilerleyiş’

Tahran, Washington’ın yaptırımları üç kısma ayırma teklifini reddetti

İran’daki Natanz Nükleer Tesisi (EPA)
İran’daki Natanz Nükleer Tesisi (EPA)
TT

Nükleer anlaşma müzakerelerinde ‘temkinli ilerleyiş’

İran’daki Natanz Nükleer Tesisi (EPA)
İran’daki Natanz Nükleer Tesisi (EPA)

Viyana'da düzenlenen ve İran'la imzalanan nükleer anlaşmayı kurtarmayı amaçlayan toplantıya başkanlık eden Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Servisi Genel Sekreter Yardımcısı ve Siyasi Direktörü Enrique Mora, ‘kolay olmayan bir görevde ilerleme kaydedildiğini’ söyledi. Mora dün yaptığı açıklamada, “Yoğun görüşmelerin ardından ortak komitede bir değerlendirme yaptık ve kolay olmayan bir görevde ilerleme kaydedildiğini gördük. ABD’nin Ortak Kapsamlı Eylem Planı’na (KOEP) diğer bir deyişle nükleer anlaşmaya geri dönmesi ve anlaşmanın tam olarak uygulanmasını istiyoruz” dedi.
İran basını, Tahran’ın baş müzakerecisi Abbas Arakçi’nin dün, nükleer anlaşmayı kurtarmayı amaçlayan görüşmelerde ‘yeni bir uzlaşının ortaya çıkmaya başladığını’ söylediğini aktardı. Bu arada oturumlara katılan Çin temsilcisi de görüşmelerde ilerleme kaydedildiğinden bahsetti. İran ile dünya güçleri arasında 2015 yılında imzalanan anlaşmanın diğer tarafları ile yaptığı görüşmelerin ardından açıklamalarda bulunan Arakçi, görüşmelere katılan İran heyetinin, yaptırımların kaldırılması ve nükleer konusunda yazılı teklifler sunduğunu ve ‘en azından fikir birliği olan alanlarda’ bazı çalışmaların ortak bir metin üzerinden başlayabileceğini söyledi.
İran'ın yarı resmi haber ajansı Fars tarafından aktarılan açıklamasında Arakçi şunları söyledi:
“Yeni bir uzlaşı oluşuyor gibi görünüyor. Şimdi herkes ortak bir zeminde bulunuyor. Sürecin önünde ne tür kısıtlamalar olduğu herkes tarafından biliniyor. Elbette bu kolay bir yolculuk olmayacak. Görüş ayrılıkları henüz tamamen giderilemedi. Önümüzdeki görüşmelerde azaltılması gereken bir takım görüş ayrılıkları var. Müzakereler artık tarafların en azından fikir birliğine varılan alanlarda ortak bir metin üzerinde çalışmaya başlayabilecekleri bir aşamaya geldi.”
Ancak İran'ın İngilizce yayın yapan devlet televizyonu Press TV’nin internet sitesine göre İran’ın müzakere heyetindeki bir kaynağın, ABD’nin Trump döneminde uyguladığı yaptırımları üç kısma ayıran bir teklifte bulunduğunu söylediğini aktardı. Kaynağın açıklamasına göre teklif, yaptırımların kaldırılabilir ve iptal edilebilir, pazarlık edilebilir ve kaldırılamaz olarak üç kısma ayrılmasını öngörüyor ve bu öneri, İran'la yapılacak yeni anlaşmanın temelini oluşturuyor. Ancak Press TV’ye göre Tahran bu teklifi reddetti.
İran, ABD’nin anlaşmadan tek taraflı çekilmesine ve eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi tarafından İran’a yönelik yaptırımların yeniden uygulanmasına yanıt olarak nükleer anlaşma çerçevesindeki taahhütlerinin bir kısmından vazgeçerek, anlaşmayı ihlal etti. Buna karşın Arakçi’nin, devam eden ciddi anlaşmazlıklara rağmen, ‘ufukta yeni bir uzlaşının belirdiği görüldüğünü’ söylediği aktarıldı.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Ortadoğu'da yeni bir diplomatik yön benimserken, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasına yönelik görüşmelerin ikinci turu geçtiğimiz Perşembe günü Viyana'da lüks bir otelde başladı. ABD, İran ile doğrudan müzakereleri reddettiği için bu görüşmelere katılmıyor. Fakat müzakere girişimine liderlik eden AB yetkilileri, yolun karşısındaki bir diğer otelde bulunan ABD heyetiyle de görüşerek taraflar arasında mekik diplomasisi uyguluyor.
Müzakereciler, iki tarafın nükleer anlaşmaya tam olarak uyması amacıyla yaptırımlar ve nükleer faaliyetler için atılması gereken adımlar üzerinde çalışıyorlar. Ancak görüşmeler, İran'ın Natanz Nükleer Tesisi’nde meydana gelen patlama sonrasında bir takım olumsuz gelişmelere tanık oldu. Tahran, patlamaya uranyum zenginleştirme oranını yüzde 20'den yüzde 60’a yükselterek yanıt verdi. Bu da nükleer silah üretimine doğru atılan büyük bir adım anlamına geliyor.
Öte yandan görüşmelere katılan Çin temsilcisi, dün yaptığı açıklamada, Çin, Rusya, Fransa, İngiltere, Almanya ve İran gibi tüm katılımcı tarafların önümüzdeki günlerde ABD tarafından yaptırımların kaldırılması da dahil olmak üzere çeşitli konularda yapılacak çalışmalara hız verilmesine ilişkin fikir birliğine vardıklarını söyledi.
Çin'in Viyana'daki Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer uluslararası örgütler nezdindeki daimi temsilcisi Wang Qun, gazetecilere verdiği demeçte, “Tüm taraflar, diğer ilgili konuların yanı sıra yaptırımların kaldırılmasına yönelik daha objektif ve kapsamlı çalışmalara girişerek önümüzdeki günlerde görüşmelerin hızını daha da artırma konusunda anlaştılar” ifadelerini kullandı.
Tahran, patlamanın İsrail tarafından bir sabotaj eylemi olduğunu söylüyor ve Cumartesi günü bir şüphelinin ismini açıkladı. İsrail olay hakkında resmi olarak yorum yapmadı. Görüşmelerin dışında gazetecilere düzenli olarak açıklamalarda bulunan tek temsilci olan Wang, anlaşmanın taraflarının son iki gün içinde ‘verimli ve yapıcı bir şekilde çalıştıklarını’ söyledi. Wang, “Önümüzdeki birkaç gün içinde ortak komitenin, yaptırımların kaldırılmasına ilişkin bir formülü müzakere etmeye başlayacağını umuyoruz” dedi. Buradaki ortak komite, tarafların resmi toplantılarını ifade ediyor.
Rusya'nın BM Viyana Temsilcisi Büyükelçi Mihail Ulyanov ise ‘kaydedilen ilerlemeden ve katılımcıların bu ilerlemeden duydukları memnuniyetten’ bahsetti. Süreci bir an önce tamamlamak amacıyla müzakerelere devam etme niyetinde olduklarını vurgulayan Ulyanov, görüşmelerin önümüzdeki hafta teknik düzeyde devam edeceğini belirtti.
Nükleer silah elde etmek için uranyum zenginleştirme oranının yüzde 90’a ulaşması gerektiği biliniyor. İran’ın 2015 yılında dünya güçleriyle imzaladığı nükleer anlaşma, kendisine uygulanan uluslararası yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programına bir takım kısıtlamalar getirdi. Anlaşma, uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 3,67 ile sınırlarken İran herhangi bir nükleer silah elde etmeye çalışmadığını vurguluyor.
İran Atom Enerjisi Kurumu başkanı Ali Ekber Salihi, İran devlet televizyonunda yaptığı bir açıklamada, “Saatte yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş yaklaşık dokuz gram uranyum üretiyoruz. Fakat üretimi saatte beş grama düşürmek için bir takım düzenlemeler yapmalıyız. Ancak daha sonra aynı anda yüzde 20 saflıkta zenginleştirilmiş uranyum üreteceğiz” dedi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Kalibaf ise daha önce yaptığı açıklamada, İranlı bilim insanlarının yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum üretebildiklerini söylemişti. Kalibaf, Twitter hesabından paylaştığı tweette, “İranlı genç bilim adamlarının yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum üretebildiğini gururla duyuruyorum. İran halkının kararlılığı mucizeler yaratıyor ve tüm komplolara engel oluyor” yazdı.
Diğer yandan İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney Ulusal Ordu Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, ordunun hem sahada hem de görevlerini yerine getirme konusunda hazır olduğuna dikkati çekerek, “İstenilen seviyeye kadar hazırlıkları yerine getirdiler” dedi. İran Ordusu komutanına gönderdiği mesajda ise Hamaney, tüm ordu personelini ve ailelerini selamlayarak, orduya önemli bir rol oynaması çağrısında bulundu.



İran'ın çöküşünün bölge üzerindeki potansiyel etkisi nedir?

Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026
Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026
TT

İran'ın çöküşünün bölge üzerindeki potansiyel etkisi nedir?

Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026
Londra'nın merkezindeki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir mitingde, rejim karşıtı protestocular, 1979 devriminden önce kullanılan aslan ve güneş amblemli İran bayrağını taşıyor, 9 Ocak 2026

Ömer Önhon

İranlılar, 1979 devriminden sonra iktidarı ele geçiren rejimi protesto etmek için sayısız kez sokaklara döküldüler; bu, İslam Cumhuriyeti tarihinde çok tanıdık bir sahne haline geldi. Ancak bu kez, protestolar daha derin ve daha tehlikeli anlamlar taşıyor.

Protestoların itici gücü artık rejimin ideolojik ve baskıcı doğasıyla sınırlı değil; günlük yaşamın her yönünü etkileyen boğucu bir ekonomik krizi de içerecek şekilde genişledi. Öfke yayılırken, dikkat çekici bir gelişme yaşandı; geleneksel olarak rejimin destekçileri olarak kabul edilen ve daha önce protestolardan uzak duran Tahran Kapalı Çarşı tüccarlarının da protestolara dahil olması. Onların dahil olması, rejim için endişe verici bir değişimi temsil ediyor, ancak bu, rejimin yakın zamanda yıkılacağının kesin bir göstergesi değil.

Bu harekete karşılık olarak, İran makamları protestoları bastırmak için rejim güvenlik güçlerini, Devrim Muhafızlarını ve Besic olarak bilinen sadık milisleri büyük sayılarda sokaklarda konuşlandırdı. Tahminler, yaklaşık üç bin kişinin öldürüldüğüne, binlerce kişinin de yaralandığına ve tutuklandığına, gerçek can kaybının ise resmi rakamlardan üç veya dört kat daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.

Krizi açıklarken, İran rejimi yaşananları ülkeyi istikrarsızlaştırmayı amaçlayan yabancı müdahaleye ve ekonomiye olan ciddi etkisinden dolayı uluslararası yaptırımlara bağlıyor. Bu iddialar bir miktar doğruluk payı içerse de, krizin kökenleri çok daha derine iniyor ve esas olarak rejimin kendi içindeki yapısal dengesizliklerden kaynaklanıyor gibi görünüyor.

Enflasyon yüzde 45 ile 50 arasında seyrediyor, İran tümeni yabancı para birimleri karşısında değerinin önemli bir kısmını kaybetti, emekli maaşlarını ödeme sorunu kötüleşiyor ve İranlılar genel bir tükenmişlik ve bitkinlik duygusu yaşıyor. Halk her geçen gün daha da fakirleşirken, rejimin elitleri ve fırsatçıları, adaletsizlik duygusunu daha da artıran yaygın yolsuzluk ortamında servet biriktirmeye devam ediyor.

Ekonomik krizin yanı sıra, İran makamları yıllardır Tahran'daki hava kirliliği de dahil olmak üzere kronik sorunlarla başa çıkmayı başaramadı; bu sorunlara şimdi kuraklık krizi de eklendi. Bu arada, ülkenin kıt kaynakları, çoğu ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılarla büyük ölçüde yok edilen çok sayıda silahlanma programına yönlendirildi.

İran'da yaşananlar, Ortadoğu'da gerçekleşen dönüşümlerin daha geniş bağlamından ayrılamaz. Rejimin bölgesel ve uluslararası politikaları yıllar içinde kendisine o kadar çok düşman kazandırdı ki, olası çöküşü uluslararası alanda kendisine karşı pek sempati uyandırmıyor gibi görünüyor

Şarku'l Avsat'ın Al Majalla'dan aktardığı analize göre İran'da yaşananlar, Ortadoğu'da gerçekleşen dönüşümlerin daha geniş bağlamından ayrılamaz. Rejimin bölgesel ve uluslararası politikaları yıllar içinde kendisine o kadar çok düşman kazandırdı ki, olası çöküşü uluslararası alanda kendisine karşı pek sempati uyandırmıyor gibi görünüyor.

Suriye krizinin yankıları bölge ve dünya genelinde hâlâ tazeyken, nüfus ve doğal kaynaklar açısından Suriye'den çok daha büyük bir ülke olan İran'ın çöküşünün potansiyel etkileri düşünüldüğünde endişe daha da artıyor. Bu olasılık, bölgenin çok ötesine uzanan sarsıntılara neden oluyor. Dolayısıyla ilk soru şu: Rejim gerçekten devrilecek mi ve böyle bir değişimin maliyeti ne olacak? Bunu daha ağır bir soru izliyor: Eğer böyle bir durum yaşanırsa, sonrasında sahne nasıl görünecek?

Bu bağlamda, ABD ve İsrail, İranlı protestoculara açık desteklerini açıkladılar. Doğu ve Batı arasındaki ticaret ve enerji yollarında stratejik bir konuma ve yine dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerinden birine sahip olan İran, ABD Başkanı Donald Trump için Gazze, Venezuela ve Grönland'a benzer bir başka cazip yatırım fırsatı olarak öne çıkıyor.

Trump, rejim protestocuları öldürürse müdahale tehdidinde bulundu ve İranlılara gösterilerinin ivmesini artırma çağrısı yaptı. Ancak, ölümlerin durduğuna ve rejimin protestocuları infaz etme planlarının olmadığına dair bilgilere sahip olduğuna dair son açıklamaları, gerçek niyetleri konusunda bazı belirsizlikler yarattı.

cdfgthy
İran'ın Tahran şehrinde bir kadın sokakta yürüyor, 15 Ocak 2026 (Reuters)

Buna paralel olarak, arka kapı diplomasisi yoluyla İran'ın bazı ABD talepleri karşısında geri adım attığına dair iddialar dolaşıyor. ABD kaynakları ve bilgi sahibi medya kuruluşları, ABD Başkanı’nın hâlâ seçeneklerini değerlendirdiğini ve olası bir askeri müdahalenin tam ölçekli bir işgalden ziyade sınırlı ve belirli olacağını bildiriyor.

Ancak, Venezuela ve başka yerlerde zaten yük altında olan ABD, herhangi bir çatışmanın kontrolden çıkabileceğini kabul ediyor. İran direnir ve karşı saldırı başlatırsa, Washington, bölgeye ve ötesine yayılacak öngörülemeyen sonuçları olan uzun süreli bir çatışmaya sürüklenebilir.

Bu bağlamda, üst düzey bir İranlı yetkilinin, ABD tarafından saldırıya uğramaları durumunda ülkelerinin Suudi Arabistan, BAE ve Türkiye'deki ABD üslerine saldırı düzenleyeceğini söylediği aktarıldı. Önlem olarak, ABD, Ortadoğu'daki en büyük ABD askeri üssü olan Katar'daki el-Udeyd Hava Üssü'nden bazı askeri personelini geri çekti.

İsrail ise, İran'da açıkça rejim değişikliği arayışında olup, yerine Şah dönemini anımsatan dost bir yönetimin gelmesini umuyor. Buna karşılık, Suudi Arabistan, Kuveyt, Umman ve bölgedeki diğer ülkeler, askeri müdahale veya savaşın olumsuz sonuçları korkusuyla itidal çağrısında bulundular, topraklarının herhangi bir askeri operasyon için kullanılmasına izin vermeyeceklerini vurguladılar.

En çok endişe duyan ülkeler arasında Türkiye öne çıkıyor. İran ile ekonomik ve sosyal bağlarına rağmen, iki ülke Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya'da bölgesel rakiplerdir; bu rekabet, Suriye'deki kriz ve iç savaş sırasında özellikle belirgin hale geldi.

Ankara, diğer bölgesel güçler gibi, askeri müdahalenin olumsuz sonuçlar doğuracağına inanıyor. Yeni bir kitlesel göç dalgası, Irak ve Suriye'dekine benzer bir Kürt sorununun ortaya çıkması ve enerji arzında aksamalardan korkuyor. Buna ek olarak, İsrail ile dost yeni bir İran yönetiminin kurulması endişesi de var; bu durum Türkiye için son derece rahatsız edici bir olasılık.

Prensip olarak, İranlıların liderlerini seçmelerine olanak tanıyan özgür seçimler yoluyla rejim içinden değişim, en iyi çözüm yolu gibi görünüyor. Ancak rejimin sertlik yanlısı kurmaylarının ve ona sadık olanların iktidarı kolayca bırakacağını hayal etmek zor

Bu bağlamda, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, özellikle İsrail'i işaret ederek, bir dış müdahale olduğunu belirtti. İsrail’in İran'daki protestolardan istediği sonucu alamayacağını varsayması, rejimin çökmesi olasılığından şüphe duyduğu şeklinde yorumlanabilir.

Fidan, 24 saat içinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile iki telefon görüşmesi yaptı ve ayrıca ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile de temasa geçti. Bu, Türkiye'nin gerilimi kontrol altına alma ve durumu yatıştırma yönündeki diplomatik çabaları olarak görülebilir.

sdvfd
Lahey'de düzenlenen ve İran'daki kitlesel protestoları destekleyen bir mitingde göstericiler İran bayrakları ve pankartlar taşıdı, 10 Ocak 2026 (AFP)

Bu Türk yaklaşımı, Ankara'nın 2011'deki Suriye'ye yönelik tutumunu hatırlatıyor; o zaman da komşu ülke olarak Esed rejimini reformları uygulamaya, protestocuların taleplerini dinlemeye ve güç kullanmayı bırakmaya çağırmıştı. Ancak rejim o dönemde oyalamayı tercih etmişti.

Prensip olarak, İranlıların liderlerini seçmelerine olanak tanıyan özgür seçimler yoluyla rejim içinden değişim, en iyi çözüm yolu gibi görünüyor. Ancak rejimin sertlik yanlısı kurmaylarının ve ona sadık olanların iktidarı kolayca bırakacağını hayal etmek zor.

Buna karşılık, İran muhalefeti cesur ve kararlı görünüyor, ancak birleşik bir siyasi cephe ve tek bir birleştirici lider yokluğundan muzdarip. Bu boşlukta, bazı göstericiler, İran'ın son Şahı'nın oğlu ve ABD'de ikamet eden, son zamanlarda kendisini lider ve kurtarıcı olarak göstermeye çalışan Rıza Pehlevi'nin geri dönmesini talep ettiler.

Rıza Pehlevi’nin bir rolü olabilir, ama İranlıların çoğunluğunun, hatta rejime karşı olanların bile, Mollalar yönetimini 46 yıl önce devirdikleri ve nefret ettikleri bir monarşi sistemi ile değiştirmek isteyeceğine inanmak zor. Bununla birlikte, iç ve uluslararası güç mücadelelerinin karmaşık ağı göz önüne alındığında, tüm senaryolar muhtemel olmayı sürdürüyor.


Netanyahu, Gazze'deki Yürütme Kurulu’nun yapısına itirazının ardından iktidar koalisyonuyla bir araya geldi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)
TT

Netanyahu, Gazze'deki Yürütme Kurulu’nun yapısına itirazının ardından iktidar koalisyonuyla bir araya geldi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv – Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bugün iktidardaki koalisyon ortaklarını toplantıya çağırdı. Bu adım, Netanyahu’nun Beyaz Saray tarafından Gazze Şeridi’nin yönetimini denetleyecek Barış Konseyi kapsamında ilan edilen Yürütme Kurulu’nun yapısına itiraz etmesinin ertesi günü geldi.

Beyaz Saray dün, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeyi hedefleyen 20 maddelik planı çerçevesinde, başkanlığını Trump’ın üstleneceği Barış Konseyi’nin çatısı altında faaliyet gösterecek Yürütme Kurulu’nun kurulduğunu duyurmuştu.

Danışma niteliğinde olduğu belirtilen Yürütme Kurulu’nda, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Katarlı diplomat Ali ez-Zavadi’nin yanı sıra çeşitli bölgesel ve uluslararası yetkililerin yer aldığı kaydedildi.

Netanyahu’nun ofisi cumartesi gecesi geç saatlerde, Yürütme Kurulu’nun yapısına itiraz etti. İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, “Trump tarafından kurulan ve başkanlığını bizzat üstlendiği Barış Konseyi’ne bağlı Yürütme Kurulu’nun yapısının ilanı, İsrail ile herhangi bir koordinasyon sağlanmadan yapılmış olup, İsrail’in politikalarıyla çelişmektedir” ifadesi kullanıldı. Açıklamada, Başbakan Netanyahu’nun, İsrail’in çekincelerini ele almak üzere Dışişleri Bakanı’na ABD Dışişleri Bakanı ile temasa geçmesi talimatını verdiği belirtildi.

Açıklamada itirazın gerekçeleri ayrıntılandırılmadı. Ancak Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre İsrail, Ekim 2023’te savaşın başlamasından bu yana iki ülke arasındaki ilişkilerin ciddi şekilde bozulması nedeniyle, savaş sonrası Gazze Şeridi’nde Türkiye’nin herhangi bir rol üstlenmesine daha önce de sert biçimde karşı çıkmıştı.

Trump’ın, Hakan Fidan’ı Yürütme Kurulu’na dahil etmenin yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da Barış Konseyi’ne katılmaya davet ettiği bildirildi. İsrail medyasında yer alan haberlere göre, iktidar koalisyonu liderleri bugün Yürütme Kurulu’nun yapısını görüşmek üzere bir araya geldi.

Netanyahu’nun liderliğini yaptığı Likud Partisi’nin Sözcüsü, “Koalisyonun saat 10.00’da bir toplantısı planlanıyor” açıklamasını yaptı, ancak toplantının içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.


İranlı yetkili: Protestolarda 500 güvenlik görevlisi dahil 5 bin kişi hayatını kaybetti

 ‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)
‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)
TT

İranlı yetkili: Protestolarda 500 güvenlik görevlisi dahil 5 bin kişi hayatını kaybetti

 ‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)
‘İran bizim vatanımızdır’ yazan Farsça bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (EPA)

İranlı bir yetkili bugün yaptığı açıklamada, ülkede yaşanan protestolarda en az 5 bin kişinin hayatını kaybettiğinin tespit edildiğini, yaşamını yitirenler arasında yaklaşık 500 güvenlik görevlisinin de bulunduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre yetkili, ‘teröristler ve silahlı kışkırtıcıların’ masum İranlıların ölümünden sorumlu olduğunu ileri sürdü.

Konuya ilişkin hassasiyet nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen yetkili, en şiddetli çatışmaların ve en yüksek can kaybının, ayrılıkçı Kürt grupların faaliyet gösterdiği ülkenin kuzeybatısındaki bölgelerde yaşandığını ifade etti.

Yetkili, nihai can kaybı sayısının keskin biçimde artmasının beklenmediğini belirterek, ‘İsrail ve yurt dışındaki silahlı grupların’ sokaklara çıkanlara destek ve silah sağladığını iddia etti.

Aynı bağlamda, İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai de bugün yaptığı açıklamada, Avrupa Troykası’nın büyükelçilerinin doğrudan ‘terör unsurlarının’ yanında yer aldığını ve olayların yönlendirilmesinde etkin rol oynadığını savundu.

Rızai, İran’daki ilgili kurumların, bazı Batılı ülkelerin İran içinde cinayetler işlemek üzere terör gruplarını organize etmek amacıyla dolar ve yabancı para transferleri yaptığını gösteren belgelere sahip olduğunu öne sürdü.

Diğer yandan İran Yargı Erki Sözcüsü Asgar Cihangir ise ülkede yaşanan son olayların sıradan karışıklıklar olmadığını, Batılı ülkeler tarafından yönlendirilen terör eylemleri olduğunu söyledi. Cihangir, içerideki terör hücrelerinin liderleri ve yurt dışındaki bağlantılarının ortaya çıkarıldığını belirterek, yargı sürecinde şiddet olaylarına kandırılarak katılan kişiler ile yabancı istihbaratlara çalışan teröristler arasında ayrım yapılacağını kaydetti.