Kulaklarınızı iyi açın ve okuyun!

Kitap dinlemenin zamanı yoktur (Pixabay)
Kitap dinlemenin zamanı yoktur (Pixabay)
TT

Kulaklarınızı iyi açın ve okuyun!

Kitap dinlemenin zamanı yoktur (Pixabay)
Kitap dinlemenin zamanı yoktur (Pixabay)

Hela Kerim
Hangimiz uykuya dalarken dede ve büyükannelerimiz ya da anne ve babalarımızın okuduğu ya da anlattığı hikâyelerle uyuyakalmadı ki. Bu genellikle henüz okumayı bilmediğimiz zamanlardaydı.
Uykudan önce masal ve hikâyeler, çocukların hayallerinin dehlizlerine girişti ki hala da öyle. Anlatıcının sesinin kesilmesiyle birlikte rüyaların eşiğinden içeri adım atılır.
Anlatı, çocuğun küçük kafasında hayal gücünün iplerini çözebilmesi için anlatıcının istediği gibi sunulduğu için bu, her insanın çocukluğundan itibaren kültürüyle ilk tanışması sayılabilir.

Yaşayan bir hikâye anlatıcısı
Sesli hikâyeler, hiç de yeni bir durum değil. Hikâye anlatıcısı, her zaman mahalle kahvehanelerinde eski hikâyeler anlatır. Erkekler, oturup hikâyeleri dinler ve karakterlerle ilgili taraf tutarlar.
Hikâye anlatıcısı, cebinde bazen küçük kamışlar taşır ve zaman zaman ritimli bir şekilde masaya vurur. Hikâyeyi açıklamak ya da olayları canlandırmak için bazı fiziki hareketler yapar. Dinleyicilerin, destekleyici, kızgın veya itiraz içeren yorumlarına kulak verir. Ses tonu ile tüm duyguları dinleyiciye geçirir. Karakterleri taklit ederek sesi yükseltip alçaltır. Hikâye anlatıcısı, okuma oranlarının düşük olduğu köy ve şehirlerde popüler bir kültürün temsilcisiydi.
Radyoların yaygınlaşmasıyla birlikte hikâyeler bölümler şeklinde yayınlanmaya başladı. Radyolardaki bu hikâyeler, birden fazla kişi tarafından seslendirilir. Özellikle de diyaloglarda ses değişiyordu. İnsanlar, bu bölümleri pembe dizi gibi izler ve bekler hale geldiler.
Hikâye anlatıcılığı mesleği, eğitimin yayılmasından sonra unutulup gitti. Kadim miraların anlatıldığı kitaplarda kaldı. Ancak başka bir yolla yeniden ortaya çıkmış görünüyor. Okunan kitaplar, roman ve hikâyelerden, siyasi, ekonomik, edebi, felsefi ve diğer alanlardan kitaplara ulaştı. Dinleyiciler, bir gruptan yalnızca bir kişiye düştü. Bir radyo, şarkı veya program dinler gibi istedikleri her yerde dinleyebiliyorlar.

Okunan ve dinlenen arasında   
Parasını daima kitap satın almaya yatırdığını söyleyen Gassan Haddad, kitap okumayı çok sevdiğini ifade ediyor. Haddad, her gün işe giderken yanına aldığı kitabı okuduğunu ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını belirtiyor. Telefon ya da tablet ekranlarından kitap okumanın kendisini çekmediğini söyleyen Haddad, yaşının ilerlemesiyle birlikte okuma gözlüğü kullanmak zorunda kaldığını ve otobüste kitap okurken başının dönmeye başladığını ifade ediyor. Bunun üzerine kızının ona bir sesli kitap uygulaması yükleyip kendisine bir kulaklık verdiğini söylüyor. Evde Wi-fi ile sesli kitaplar indirip yolda dinlediğini anlatıyor.
Sesli kitap fikrinden hoşlanan Gassan, daha önce okuduğu romanları sık sık dinlediğini, çünkü okuyucuların performanslarının romanlara farklı bir boyut kattığını söylüyor. Ancak bazı seslendirmelerin insanın dikkatini dağıtacak derecede aşırıya gittiğini düşünüyor. “Bu şiir değil, bir okuma” diyen Gassan, “Bir fikri iletmek için okumaya duygu verilmesine karşı değilim ama bazı seslendirmelerde abartıya kaçılıyor” diyor. Haddad, sesli kitap dinlerken daha sevecen ve etkileşimli bulduğu için kadın seslerini tercih ettiğini dile getiriyor.
Ancak her şeye rağmen Gassan, ‘okumanın’ gözbebeği olduğunu söylüyor. Evde veya kafelerde kitapları yavaş okuduğunu ancak yolda zaman geçirmek için kitap dinlediğini söylüyor.

Modern çözüm
Nadiye Kablan, sesli kitapların modern dönemde bir çözüm olarak ortaya çıktığını söylüyor. Bilgisayar karşısında sayılar ve isimlerle geçen zorlu bir iş gününün ardından okuma yapmak için zamanının olmadığını ifade ediyor.
Nadiye, çoğunlukla sesli kitap dinlerken uyuyor ve daha çok İngilizce seslendirmeler tercih ediyor. Seslendirmenin kadın ya da erkek olmasının onun için bir önemi olmadığını söylüyor. Kablan, “Ne zaman hislenmem gerektiğine ben karar veririm. Okuyucu tarafsız, düzgün ve net bir okuyuşa sahip olmalı. Duygu verip beni ses tonu ile etkilemesine gerek yok. İstiyorsa kitap seslendirmeyi bırakıp oyunculuk yapabilir. Etkiyi oluşturması gereken kullanılan kelime ya da verilen fikirdir” diyor.
Nadiye dikkati dağıldığı için araç kullanırken sesli kitap dinlemek yerine yolda şarkı, podcast veya haber dinlemeyi tercih ediyor.
Kablan’a göre sesli kitaplar, okuma yazma bilmemeler, meşguliyet, gözle ilgili sorunlar yaşayanlara kadar çeşitli nedenler kitap okuyamayan insanlar için güzel bir çözüm olduğuna dikkat çekiyor. Annesinin yemek pişirdiği süre boyunca duygusal hikâyeler dinlediğini bildiriyor. 

Okumanın alışkanlıkları
Rebi ed-Dika’nın kitap okuma konusunda belirli alışkanlıkları var. Kitap onun için herhangi bir elektronik veya ses cihazından çok daha fazla şey ifade ediyor. Sayfaları çevirmek ve ona dokunmak Rebi için çok şey ifade ediyor. Kitap ve kahvesini alıp kanepeye geçtiği zaman hissettiklerinin sesli kitap tarafından telefi edilemeyeceğini söylüyor. Dika, “Birbirleri ile kıyaslanamazlar. Okumak için elime bir cihaz alsam gerilirim ve aldığım zevki kaybederim” diyor.
Rebi, daha önce kitaplarını arkadaşlarıyla paylaşmaktan mutlu olduğunu ancak şu an defalarca okumuş olsa da tek birini bile kimseye vermek istemediğini dile getiriyor. Elini attığı zaman kitabının kitaplığında olmasını sevdiğini söylüyor.
Nayef Hasan, bazı kitapların özellikle de felsefi, ekonomik ve kitapların dinlemekle yetinilemeyeceğini söylüyor. Bu tür kitapların ikinci bir okumaya ihtiyacı olduğunu ifade eden Hasan, referans olarak başvurmak, üzerinde düşünüp fikri anlamak ve analiz etmek gerektiğine dikkat çekiyor. Kitabı genellikle yanında kalemle okuduğunu belirten Hasan dikkatini çeken ifadelerinin altını çizip daha sonra geri dönmek üzere kenar boşluklarına notlar aldığını belirtiyor.
Nayef, basılı kitaplar okuma tutkusuna rağmen bunun onu ‘devasa bir kütüphane’ içeren telefonundan da birçok kitap okumaktan alıkoymadığını ifade ediyor. Araç kullanırken kişisel gelişim kitapları ve hikâyeler dinlemenin kendisinde alışkanlık haline geldiğine dikkat çekiyor. Sesli kitap dinlerken hiç okuma zevki hissetmediğini ancak uzun süre araba kullanan biri için iyi olduğunu söylüyor.
Okumanın hayal gücü ve yaratıcılığını özgürleştirdiğine işaret eden Hasan, beklenti ve hayal açısından geniş ufuklar sunduğunu bildiriyor. Romanlarda anlatıcının aceleciliği olmaksızın okuyucunun zaman ve ritmine göre hayal kurma imkânı sunduğunu söylüyor.

Kitap seslendirmenleri
Bir de daha önce radyo, kaset, albüm en son da uygulamalardan dinlediğimiz kitapları seslendirenler var.
Sesli kitap seslendiren Arapça öğretmeni Samar Şihab eş-Şerif, çocukların olaylara göre değişen vurgu ve tonlamalar yaptığı seslendirmelerinden hoşlandığını söylüyor. Arapça seslendirmelerin dinlenilme oranlarının azaldığına dikkat çeken Şerif, bunun üzerine okul kütüphanesindeki hikâyeleri ses efektleri katarak seslendirmeye karar verdiğini ifade ediyor.
Samar, çocuk kitapları seslendiriyor. İnsanların uzun hikayelere odaklanma kabiliyetlerinin sınırlı olduğunu söyleyen Şerif, bir keresinde 20 dakikalık bir hikaye seslendirmeyi denediğini ve onuncu dakikadan sonra çocukların dikkatlerinin dağıldığını hissettiğini belirtti. Bazılarının 15’inci dakikaya kadar dayandığını ifade eden Şerif, bu nedenle uzun romanlar kaydetmenin yetişkinler için bile sağlıklı olmadığını söylüyor. Yapılan kayıt ne kadar kısa olursa o kadar odaklanıp dinlenebileceğine dikkat çekiyor.
Samar, okumayı dinlemeye tercih ettiğini ancak işinden dolayı sesli kitap da dinlediğini söylüyor. Anlatıcının kadın ya da erkek olmasının bir önemi olmadığını önemli olanın okuma şekli olduğunu ifade ediyor. Çocuklara duygunun geçmesi için tonlama yapmayı sevdiğini çünkü görselliğin olmadığı yerde işitmenin önemli olduğunu belirtiyor. Çocuklar hayal güçlerini tetiklemek için tüm dikkatlerini işitmeye odaklanıyor. Böylece önlerindeki resmi görüyorlarmış gibi hayal güçlerini canlandırmaya çalışıyorlar.

Samar, ses tonu ve hamlığı nedeniyle sık sık iltifatlar duyuyor. Harfleri net ve mutedil bir hızda çıkmasının övgüyle karşılandığını söylüyor. Sesin net olması için tüm faktörlerin gerekli olduğunu söylüyor.

Dublajdan kitap seslendirmeye
Seslendirmen Suad İlyas Garaveys’te okuma tutkusunun henüz okul sıralarında ödev olduğu dönemlerinde başladığını söylüyor. Hanna Al-Fakhoury adında bir Arap dili öğretmeninin harflerin seslendirilmesi ve çıkışlarını öğretip ve ezberletmesinin kendisine çok ilginç ve zevkli geldiğini söylüyor.
Sad, Arapça kitaplar okumayı sevdiğini ve dilin derin bir ruhaniyete sahip olduğunu söylüyor. Bu konuyla ilgilendiğini ve okuldan sonra bunun üzerine yoğunlaştığını ifade ediyor.
Rahmetli oyuncu Michel Tabet sayesinde telaffuz ve ‘vokaliz’ sesine hayran olmasının ardından bu alana girdiğini söylüyor. Ondan Meksika pembe dizilerinin bölümlerini kaydetmesini istediğini ardından o ve aktör Patrick Mubarak’ın ona kitap seslendirmeyi teklif ettiğini ifade ediyor.
İşe, stüdyoda metinler, çoğunlukla hikâyeler, romanlar ve diyaloglar kaydetmekle başladığımı ifade eden Suad, hikâyenin duygularını hissettiğini, hatta bazen fiziksel hareketlerle ifade ettiğini söylüyor. Karakterin bazen ona stüdyo dışında da eşlik ettiğine dikkat çekiyor.
Ancak Suad, dinlemek yerine kitap okumayı tercih ettiğini söylüyor.
Okumanın bir insanı daha fazla takip edip odaklanabilmesini sağladığına inanıyor. Ancak dinlemede tam bir odaklanma sağlanamadığı takdirde kişinin öykünün dışında kaldığına işaret ediyor.
Sesli kitap dinlerken bir erkek sesini kadın sesine tercih ettiğini söylüyor. Abdulmecid Meczubi Cihad el-Atraş, Ömer ez-Zeyn ve İlyas Nasır’ın seslerini sevdiğini ifade ediyor.



Netflix izleyicileri fişi çekilen dizi için yeni sezon çağrısı yapıyor

The Residence'ta cinayete kurban giden A. B. Wynter karakterini canlandıran 67 yaşındaki Giancarlo Esposito (solda), en çok Breaking Bad'deki rolüyle tanınıyor (Netflix)
The Residence'ta cinayete kurban giden A. B. Wynter karakterini canlandıran 67 yaşındaki Giancarlo Esposito (solda), en çok Breaking Bad'deki rolüyle tanınıyor (Netflix)
TT

Netflix izleyicileri fişi çekilen dizi için yeni sezon çağrısı yapıyor

The Residence'ta cinayete kurban giden A. B. Wynter karakterini canlandıran 67 yaşındaki Giancarlo Esposito (solda), en çok Breaking Bad'deki rolüyle tanınıyor (Netflix)
The Residence'ta cinayete kurban giden A. B. Wynter karakterini canlandıran 67 yaşındaki Giancarlo Esposito (solda), en çok Breaking Bad'deki rolüyle tanınıyor (Netflix)

Netflix kütüphanesinin son dönemdeki en dikkat çekici yapımlarından biri olan The Residence, mizahla gizemi bir araya getirerek sosyal medyada dikkat çeken dizilerden biri oldu.

Tek sezonda biten sürükleyici bir dizi arayanların radarına giren yapım, "mutlaka izlenmeli" listelerinde sıkça anılmaya başladı.

Dijital platformlardaki binlerce içerik arasında seçim yapmakta zorlanan izleyiciler, çareyi topluluk önerilerinde buluyor. Son olarak Reddit'te "tek sezonda biten, aksiyon dolu ve bir oturuşta izlenecek dizi" tavsiyesi isteyen kullanıcılara gelen yanıtlar arasında tek bir isim öne çıktı: The Residence. 

2025'te izleyiciyle buluşan Amerikan yapımı gizem-komedi dizisi, kısa sürede sadık bir hayran kitlesi edinmeyi başardı.

Beyaz Saray'da bir cinayet

Dizi, eksantrik dedektif Cordelia Cupp'ın (Uzo Aduba), Beyaz Saray'da Avustralya Başbakanı onuruna verilen resmi bir akşam yemeği sırasında işlenen karmaşık bir cinayeti çözme çabasını konu alıyor. 

Soruşturma derinleştikçe, konut çalışanları ve seçkin konuklar arasındaki gizli gerilimler ve çatışmalar gün yüzüne çıkıyor. Herkesin şüpheli konumuna düştüğü bu süreç, izleyiciye hem zekice kurgulanmış bir polisiye hem de keskin bir mizah sunuyor.

The Residence, eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'ta yüzde 84, IMDb'de ise 7,7 gibi iddialı puanlara ulaştı. 

İzleyiciler, özellikle Uzo Aduba'nın performansını ve dizinin hafif ama merak uyandırıcı tarzını öve öve bitiremiyor.

Bir izleyici, The Residence'la ilgili "Tam anlamıyla bir altın madeni! Bitmesin diye dua ettim" yorumunu yaparken bir diğeri ekliyor:

Müthiş derecede zekice ve son ana kadar tahmin yürütmenizi sağlıyor.

Bir diğer izleyici ise "Karakterler o kadar derin ki, hikayenin içine çekilmemek imkansız" yorumunu yapıyor.

İptal kararına rağmen ikinci sezon beklentisi

Netflix'in The Residence'ı tek sezonda iptal etmesi hayranlarını üzse de sosyal medyada yeni sezon talepleri yükselmeye çoktan başladı. 

Bazı eleştirmenler, dedektif Cupp karakteri etrafında aynı etkiyi ikinci kez yaratmanın zor olabileceğini söylüyor. Buna rağmen izleyiciler, dizinin kurduğu bu eğlenceli ve merak duygusu yüksek dünyadan ayrılmaya henüz hazır görünmüyor.

Independent Türkçe, Express, The Mirror


Daniel Radcliffe favori Harry Potter filmini açıkladı

2011 yapımı Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2, Harry, Ron ve Hermione'nin Lord Voldemort'un ruhunun kalan parçalarını bulup yok etmeye çalışmalarını konu alıyor (Warner Bros.)
2011 yapımı Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2, Harry, Ron ve Hermione'nin Lord Voldemort'un ruhunun kalan parçalarını bulup yok etmeye çalışmalarını konu alıyor (Warner Bros.)
TT

Daniel Radcliffe favori Harry Potter filmini açıkladı

2011 yapımı Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2, Harry, Ron ve Hermione'nin Lord Voldemort'un ruhunun kalan parçalarını bulup yok etmeye çalışmalarını konu alıyor (Warner Bros.)
2011 yapımı Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2, Harry, Ron ve Hermione'nin Lord Voldemort'un ruhunun kalan parçalarını bulup yok etmeye çalışmalarını konu alıyor (Warner Bros.)

Daniel Radcliffe, Harry Potter serisindeki favori filmlerini, en az sevdiği halkayı ve yıllar içinde kendi oyunculuğuna bakışının nasıl değiştiğini anlattı.

Bugün 36 yaşında bir baba olan Radcliffe, geçmişe baktığında artık kendi performanslarına karşı daha bağışlayıcı bir tutum sergiliyor.

Sinema tarihinin en popüler genç yetişkin serilerinden biri olan Harry Potter'ın başrol oyuncusu, favorisini açıkladı. Geçmişte kendi oyunculuğunu izlemekten "utandığını" sık sık dile getiren Radcliffe, 36 yaşına bastığı 2026'dan geriye baktığında, artık ilk filmleri izlerken daha keyifli vakit geçirdiğini itiraf etti.

"Kendi oyunculuğumdan mahcup oluyorum"

Happy Sad Confused podcast yayınında Josh Horowitz'in konuğu olan Radcliffe, yaş aldıkça kendisini izleme konusundaki fikrinin değiştiğini belirtti:

18 yaşındayken ilk filmleri izlediğimde yerin dibine girerdim. Şimdi ise o ilk hallerimi çok tatlı buluyorum; asıl 18-19 yaşlarındaki performansımı izlerken mahcup oluyorum. Sanırım bu döngü ben yaşlandıkça böyle devam edecek.

Zirvede Ölüm Yadigarları, dipte Melez Prens

Programda uygulanan turnuva usulü bir eşleşme sisteminde Radcliffe, serinin 8 filmi arasından seçim yaptı. Yıldız oyuncunun mutlak favorisi, serinin büyük finali olan Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2 (Harry Potter and the Deathly Hallows – Part 2) oldu.

En az sevdiği film sorulduğunda ise şaşırtıcı bir dürüstlükle Melez Prens'i (Harry Potter and the Half-Blood Prince) işaret eden Radcliffe, bu durumun filmin kalitesiyle değil, tamamen kendi performansıyla ilgili olduğunu vurguladı: 

Zümrüdüanka Yoldaşlığı (Harry Potter and the Order of the Phoenix) açık ara daha iyiydi. Melez Prens muhtemelen benim için listenin en sonunda yer alıyor. Ama bu tamamen benim kendi oyunculuğumla, performansımla alakalı; filmle değil.

Hayranların favorisi kabul edilen Azkaban Tutsağı (Harry Potter and the Prisoner of Azkaban) ve Ateş Kadehi (Harry Potter and the Goblet of Fire) arasında bir seçim yapması istendiğinde Radcliffe, Potter hayranlarından "merhamet" dileyerek tercihini 4. filmden yana kullandı:

Herkesin Azkaban dememi beklediğini biliyorum, genel kanı bu yönde ama ben 4. filmde (Ateş Kadehi) yapma fırsatı bulduğum şeyleri çok sevdim.

Oğluyla birlikte kendi filmlerini izleme fikrine pek sıcak bakmayan Radcliffe, martta yaptığı açıklamada, oğlunun bu hikayeyi HBO'nun yeni dizi uyarlaması üzerinden deneyimleyecek olmasından memnuniyet duyduğunu dile getirmişti. 

"Babasını o rolde izlemesi bence pek havalı olmazdı, hikayenin büyüsünü bozabilirdi" diyerek yeni nesil Harry Potter projesine olan desteğini yinelemişti.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, Happy Sad Confused, People


Suikast sonrası ertelenen dizi geri dönüyor

Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
TT

Suikast sonrası ertelenen dizi geri dönüyor

Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)
Gerçek olaylardan esinlenen The Savant, ABD'de kitlesel şiddet eylemleri planlayan aşırılıkçı grupların içine sızarak bu tehlikeleri önceden engellemeye çalışan gizli bir araştırmacının hikayesini anlatıyor (Apple TV)

Apple TV'nin geçen yıl gerçek bir suikastın gölgesinde kalarak son anda rafa kaldırdığı dizisi The Savant için bekleyiş sona eriyor. Başrol oyuncusu Jessica Chastain, aylardır akıbeti merak edilen projenin nihayet izleyiciyle buluşacağını duyurdu.

Oscar ödüllü oyuncu Chastain, yayın tarihi yılan hikayesine dönen yeni mini dizisi The Savant hakkında ilk kez somut bir açıklama yaptı. 

Cumartesi gecesi ABD'nin Santa Monica kentinde düzenlenen 2026 Breakthrough Ödül Töreni'nde konuşan Chastain, bir dönem yayımlanıp yayımlanmayacağı bile belirsiz olan dizinin artık gün saydığını belirtti. 

Kırmızı halıda esprili bir dille projenin ne kadar uzun süredir beklediğine değinen yıldız, "O zamanlar saçlarım küt bile değildi!" diyerek dizinin çekimlerinin üzerinden geçen zamana vurgu yaptı.

Suikast ve "talihsiz zamanlama"

The Savant, normal şartlarda 26 Eylül 2025'te prömiyer yapacaktı. Ancak planlanan tarihten yalnızca günler önce, ABD'li aşırı sağcı podcast sunucusu Charlie Kirk'ün suikasta kurban gitmesi üzerine Apple TV projeyi süresiz olarak erteleme kararı almıştı. 

Dizinin konusuyla yaşanan gerçek şiddet olayları arasındaki benzerlikler, platformu daha temkinli davranmaya yöneltmişti.

Aralarında ağırlaştırılmış cinayetin de bulunduğu çok sayıda suçlamayla Utah'ta yargılanan zanlı Tyler Robinson'ın davası sürerken, Apple'ın diziyi yeniden takvime alması sektörde dikkat çekici bir gelişme olarak görülüyor.

Bir katliam gerçekleşmeden önlenebilir mi?

Gerçek bir hikayeden uyarlanan dizi, Cosmopolitan dergisinde yayımlanan "Bir kitle saldırısını gerçekleşmeden durdurmak mümkün mü?" başlıklı makaleye dayanıyor. 

Chastain, internetteki aşırılık yanlısı ve nefret odaklı topluluklara sızarak, radikalleşmiş ve şiddete meyilli gençleri eyleme geçmeden önce yatıştırmaya çalışan The Savant lakaplı gizli bir araştırmacıyı canlandırıyor.

"Bu dizi hiç olmadığı kadar güncel"

Erteleme kararı alındığında buna katılmadığını açıkça belirten Chastain, projenin önemini şu sözlerle savunmuştu:

Son 5 yılda ABD'de ne yazık ki çok fazla şiddet olayına tanıklık ettik. Zor konulardan hiçbir zaman kaçmadım. Bu dizinin bu kadar güncel olmamasını dilerdim ama ne yazık ki öyle. The Savant, şiddeti durdurmak için her gün çalışan gizli kahramanları ve onların cesaretini onurlandırıyor.

Apple TV+ henüz resmi bir yayın tarihi açıklamasa da Chastain'in açıklaması, projenin gelecek aylarda platforma geleceğini güçlü biçimde işaret ediyor.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, ScreenRant, Cosmopolitan