Kulaklarınızı iyi açın ve okuyun!

Kitap dinlemenin zamanı yoktur (Pixabay)
Kitap dinlemenin zamanı yoktur (Pixabay)
TT

Kulaklarınızı iyi açın ve okuyun!

Kitap dinlemenin zamanı yoktur (Pixabay)
Kitap dinlemenin zamanı yoktur (Pixabay)

Hela Kerim
Hangimiz uykuya dalarken dede ve büyükannelerimiz ya da anne ve babalarımızın okuduğu ya da anlattığı hikâyelerle uyuyakalmadı ki. Bu genellikle henüz okumayı bilmediğimiz zamanlardaydı.
Uykudan önce masal ve hikâyeler, çocukların hayallerinin dehlizlerine girişti ki hala da öyle. Anlatıcının sesinin kesilmesiyle birlikte rüyaların eşiğinden içeri adım atılır.
Anlatı, çocuğun küçük kafasında hayal gücünün iplerini çözebilmesi için anlatıcının istediği gibi sunulduğu için bu, her insanın çocukluğundan itibaren kültürüyle ilk tanışması sayılabilir.

Yaşayan bir hikâye anlatıcısı
Sesli hikâyeler, hiç de yeni bir durum değil. Hikâye anlatıcısı, her zaman mahalle kahvehanelerinde eski hikâyeler anlatır. Erkekler, oturup hikâyeleri dinler ve karakterlerle ilgili taraf tutarlar.
Hikâye anlatıcısı, cebinde bazen küçük kamışlar taşır ve zaman zaman ritimli bir şekilde masaya vurur. Hikâyeyi açıklamak ya da olayları canlandırmak için bazı fiziki hareketler yapar. Dinleyicilerin, destekleyici, kızgın veya itiraz içeren yorumlarına kulak verir. Ses tonu ile tüm duyguları dinleyiciye geçirir. Karakterleri taklit ederek sesi yükseltip alçaltır. Hikâye anlatıcısı, okuma oranlarının düşük olduğu köy ve şehirlerde popüler bir kültürün temsilcisiydi.
Radyoların yaygınlaşmasıyla birlikte hikâyeler bölümler şeklinde yayınlanmaya başladı. Radyolardaki bu hikâyeler, birden fazla kişi tarafından seslendirilir. Özellikle de diyaloglarda ses değişiyordu. İnsanlar, bu bölümleri pembe dizi gibi izler ve bekler hale geldiler.
Hikâye anlatıcılığı mesleği, eğitimin yayılmasından sonra unutulup gitti. Kadim miraların anlatıldığı kitaplarda kaldı. Ancak başka bir yolla yeniden ortaya çıkmış görünüyor. Okunan kitaplar, roman ve hikâyelerden, siyasi, ekonomik, edebi, felsefi ve diğer alanlardan kitaplara ulaştı. Dinleyiciler, bir gruptan yalnızca bir kişiye düştü. Bir radyo, şarkı veya program dinler gibi istedikleri her yerde dinleyebiliyorlar.

Okunan ve dinlenen arasında   
Parasını daima kitap satın almaya yatırdığını söyleyen Gassan Haddad, kitap okumayı çok sevdiğini ifade ediyor. Haddad, her gün işe giderken yanına aldığı kitabı okuduğunu ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını belirtiyor. Telefon ya da tablet ekranlarından kitap okumanın kendisini çekmediğini söyleyen Haddad, yaşının ilerlemesiyle birlikte okuma gözlüğü kullanmak zorunda kaldığını ve otobüste kitap okurken başının dönmeye başladığını ifade ediyor. Bunun üzerine kızının ona bir sesli kitap uygulaması yükleyip kendisine bir kulaklık verdiğini söylüyor. Evde Wi-fi ile sesli kitaplar indirip yolda dinlediğini anlatıyor.
Sesli kitap fikrinden hoşlanan Gassan, daha önce okuduğu romanları sık sık dinlediğini, çünkü okuyucuların performanslarının romanlara farklı bir boyut kattığını söylüyor. Ancak bazı seslendirmelerin insanın dikkatini dağıtacak derecede aşırıya gittiğini düşünüyor. “Bu şiir değil, bir okuma” diyen Gassan, “Bir fikri iletmek için okumaya duygu verilmesine karşı değilim ama bazı seslendirmelerde abartıya kaçılıyor” diyor. Haddad, sesli kitap dinlerken daha sevecen ve etkileşimli bulduğu için kadın seslerini tercih ettiğini dile getiriyor.
Ancak her şeye rağmen Gassan, ‘okumanın’ gözbebeği olduğunu söylüyor. Evde veya kafelerde kitapları yavaş okuduğunu ancak yolda zaman geçirmek için kitap dinlediğini söylüyor.

Modern çözüm
Nadiye Kablan, sesli kitapların modern dönemde bir çözüm olarak ortaya çıktığını söylüyor. Bilgisayar karşısında sayılar ve isimlerle geçen zorlu bir iş gününün ardından okuma yapmak için zamanının olmadığını ifade ediyor.
Nadiye, çoğunlukla sesli kitap dinlerken uyuyor ve daha çok İngilizce seslendirmeler tercih ediyor. Seslendirmenin kadın ya da erkek olmasının onun için bir önemi olmadığını söylüyor. Kablan, “Ne zaman hislenmem gerektiğine ben karar veririm. Okuyucu tarafsız, düzgün ve net bir okuyuşa sahip olmalı. Duygu verip beni ses tonu ile etkilemesine gerek yok. İstiyorsa kitap seslendirmeyi bırakıp oyunculuk yapabilir. Etkiyi oluşturması gereken kullanılan kelime ya da verilen fikirdir” diyor.
Nadiye dikkati dağıldığı için araç kullanırken sesli kitap dinlemek yerine yolda şarkı, podcast veya haber dinlemeyi tercih ediyor.
Kablan’a göre sesli kitaplar, okuma yazma bilmemeler, meşguliyet, gözle ilgili sorunlar yaşayanlara kadar çeşitli nedenler kitap okuyamayan insanlar için güzel bir çözüm olduğuna dikkat çekiyor. Annesinin yemek pişirdiği süre boyunca duygusal hikâyeler dinlediğini bildiriyor. 

Okumanın alışkanlıkları
Rebi ed-Dika’nın kitap okuma konusunda belirli alışkanlıkları var. Kitap onun için herhangi bir elektronik veya ses cihazından çok daha fazla şey ifade ediyor. Sayfaları çevirmek ve ona dokunmak Rebi için çok şey ifade ediyor. Kitap ve kahvesini alıp kanepeye geçtiği zaman hissettiklerinin sesli kitap tarafından telefi edilemeyeceğini söylüyor. Dika, “Birbirleri ile kıyaslanamazlar. Okumak için elime bir cihaz alsam gerilirim ve aldığım zevki kaybederim” diyor.
Rebi, daha önce kitaplarını arkadaşlarıyla paylaşmaktan mutlu olduğunu ancak şu an defalarca okumuş olsa da tek birini bile kimseye vermek istemediğini dile getiriyor. Elini attığı zaman kitabının kitaplığında olmasını sevdiğini söylüyor.
Nayef Hasan, bazı kitapların özellikle de felsefi, ekonomik ve kitapların dinlemekle yetinilemeyeceğini söylüyor. Bu tür kitapların ikinci bir okumaya ihtiyacı olduğunu ifade eden Hasan, referans olarak başvurmak, üzerinde düşünüp fikri anlamak ve analiz etmek gerektiğine dikkat çekiyor. Kitabı genellikle yanında kalemle okuduğunu belirten Hasan dikkatini çeken ifadelerinin altını çizip daha sonra geri dönmek üzere kenar boşluklarına notlar aldığını belirtiyor.
Nayef, basılı kitaplar okuma tutkusuna rağmen bunun onu ‘devasa bir kütüphane’ içeren telefonundan da birçok kitap okumaktan alıkoymadığını ifade ediyor. Araç kullanırken kişisel gelişim kitapları ve hikâyeler dinlemenin kendisinde alışkanlık haline geldiğine dikkat çekiyor. Sesli kitap dinlerken hiç okuma zevki hissetmediğini ancak uzun süre araba kullanan biri için iyi olduğunu söylüyor.
Okumanın hayal gücü ve yaratıcılığını özgürleştirdiğine işaret eden Hasan, beklenti ve hayal açısından geniş ufuklar sunduğunu bildiriyor. Romanlarda anlatıcının aceleciliği olmaksızın okuyucunun zaman ve ritmine göre hayal kurma imkânı sunduğunu söylüyor.

Kitap seslendirmenleri
Bir de daha önce radyo, kaset, albüm en son da uygulamalardan dinlediğimiz kitapları seslendirenler var.
Sesli kitap seslendiren Arapça öğretmeni Samar Şihab eş-Şerif, çocukların olaylara göre değişen vurgu ve tonlamalar yaptığı seslendirmelerinden hoşlandığını söylüyor. Arapça seslendirmelerin dinlenilme oranlarının azaldığına dikkat çeken Şerif, bunun üzerine okul kütüphanesindeki hikâyeleri ses efektleri katarak seslendirmeye karar verdiğini ifade ediyor.
Samar, çocuk kitapları seslendiriyor. İnsanların uzun hikayelere odaklanma kabiliyetlerinin sınırlı olduğunu söyleyen Şerif, bir keresinde 20 dakikalık bir hikaye seslendirmeyi denediğini ve onuncu dakikadan sonra çocukların dikkatlerinin dağıldığını hissettiğini belirtti. Bazılarının 15’inci dakikaya kadar dayandığını ifade eden Şerif, bu nedenle uzun romanlar kaydetmenin yetişkinler için bile sağlıklı olmadığını söylüyor. Yapılan kayıt ne kadar kısa olursa o kadar odaklanıp dinlenebileceğine dikkat çekiyor.
Samar, okumayı dinlemeye tercih ettiğini ancak işinden dolayı sesli kitap da dinlediğini söylüyor. Anlatıcının kadın ya da erkek olmasının bir önemi olmadığını önemli olanın okuma şekli olduğunu ifade ediyor. Çocuklara duygunun geçmesi için tonlama yapmayı sevdiğini çünkü görselliğin olmadığı yerde işitmenin önemli olduğunu belirtiyor. Çocuklar hayal güçlerini tetiklemek için tüm dikkatlerini işitmeye odaklanıyor. Böylece önlerindeki resmi görüyorlarmış gibi hayal güçlerini canlandırmaya çalışıyorlar.

Samar, ses tonu ve hamlığı nedeniyle sık sık iltifatlar duyuyor. Harfleri net ve mutedil bir hızda çıkmasının övgüyle karşılandığını söylüyor. Sesin net olması için tüm faktörlerin gerekli olduğunu söylüyor.

Dublajdan kitap seslendirmeye
Seslendirmen Suad İlyas Garaveys’te okuma tutkusunun henüz okul sıralarında ödev olduğu dönemlerinde başladığını söylüyor. Hanna Al-Fakhoury adında bir Arap dili öğretmeninin harflerin seslendirilmesi ve çıkışlarını öğretip ve ezberletmesinin kendisine çok ilginç ve zevkli geldiğini söylüyor.
Sad, Arapça kitaplar okumayı sevdiğini ve dilin derin bir ruhaniyete sahip olduğunu söylüyor. Bu konuyla ilgilendiğini ve okuldan sonra bunun üzerine yoğunlaştığını ifade ediyor.
Rahmetli oyuncu Michel Tabet sayesinde telaffuz ve ‘vokaliz’ sesine hayran olmasının ardından bu alana girdiğini söylüyor. Ondan Meksika pembe dizilerinin bölümlerini kaydetmesini istediğini ardından o ve aktör Patrick Mubarak’ın ona kitap seslendirmeyi teklif ettiğini ifade ediyor.
İşe, stüdyoda metinler, çoğunlukla hikâyeler, romanlar ve diyaloglar kaydetmekle başladığımı ifade eden Suad, hikâyenin duygularını hissettiğini, hatta bazen fiziksel hareketlerle ifade ettiğini söylüyor. Karakterin bazen ona stüdyo dışında da eşlik ettiğine dikkat çekiyor.
Ancak Suad, dinlemek yerine kitap okumayı tercih ettiğini söylüyor.
Okumanın bir insanı daha fazla takip edip odaklanabilmesini sağladığına inanıyor. Ancak dinlemede tam bir odaklanma sağlanamadığı takdirde kişinin öykünün dışında kaldığına işaret ediyor.
Sesli kitap dinlerken bir erkek sesini kadın sesine tercih ettiğini söylüyor. Abdulmecid Meczubi Cihad el-Atraş, Ömer ez-Zeyn ve İlyas Nasır’ın seslerini sevdiğini ifade ediyor.



Meşhur korku serisinin yeni halkası tarih yazıyor: En iyi açılış yolda

Serinin 7. filmi, Sidney Prescott'un hayalet maskeli yeni bir katilin hedef aldığı kızını kurtarmaya çalışmasını anlatıyor (Paramount Pictures)
Serinin 7. filmi, Sidney Prescott'un hayalet maskeli yeni bir katilin hedef aldığı kızını kurtarmaya çalışmasını anlatıyor (Paramount Pictures)
TT

Meşhur korku serisinin yeni halkası tarih yazıyor: En iyi açılış yolda

Serinin 7. filmi, Sidney Prescott'un hayalet maskeli yeni bir katilin hedef aldığı kızını kurtarmaya çalışmasını anlatıyor (Paramount Pictures)
Serinin 7. filmi, Sidney Prescott'un hayalet maskeli yeni bir katilin hedef aldığı kızını kurtarmaya çalışmasını anlatıyor (Paramount Pictures)

Paramount ve Spyglass ortak yapımı Çığlık 7 (Scream 7), Kuzey Amerika’da hafta sonunu 60 milyon dolar civarında kapatmaya hazırlanıyor. İzleyicilerin filme ilgisi güçlü kalırsa bu rakamın daha da yükselebileceği konuşuluyor.

Bu sonuç, 30 yıllık serinin en iyi açılışına işaret ediyor.

İzleyici ölçüm şirketi PostTrak verilerine göre filmi "kesinlikle tavsiye ederim" diyenlerin oranı yüzde 61. Bu, genel olarak güçlü bir seviye olsa da Jenna Ortega ve Melissa Barrera'lı Çığlık 6'nın yüzde 74'lük oranının gerisinde kalıyor.

Buna karşın Ortega–Barrera ikilisinin yokluğu bilet satışlarını düşürmüş görünmüyor. Serinin köklü yüzleri Neve Campbell ve Courteney Cox'un dönüşü gişeye yaramış görünüyor.

Screen Engine/Comscore PostTrak anketlerine göre izleyicilerin yüzde 56'sı filme "sevdiği bir seri olduğu için" geldiğini söylerken, yüzde 30'u tercihini oyuncu kadrosuna bağladı. 

Uzun soluklu slasher serisinin 7. filmi, Kuzey Amerika'da 3 bin 540 salonda gösterime girdi. Film 28,8 milyon dolarla serinin en iyi ilk gün performansını da imza attı. Rakip stüdyolar ise açılışın 60 milyon doları aşabileceğini öngörüyor.

Filmin performansı, genel hafta sonu gişesini de yukarı taşıyor. Tüm yapımların toplam hasılatının 110,3 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu, geçen yılın aynı hafta sonuna kıyasla yüzde 103 artış demek.

Öte yandan seyirci notu cephesinde tablo daha ölçülü. CinemaScore'da filmin notu B- çıktı. Bu, Çığlık 6'nın B+ notundan düşük ve serinin "düşüş" dönemi olarak görülen 2011 yapımı Çığlık 4'le aynı seviyede.

Premium büyük format salonlar ve IMAX, hafta sonu hasılatının yüzde 40'ını oluşturuyor.

Çığlık 7, Neve Campbell'ın canlandırdığı Sidney Prescott karakterini yeniden sahneye çıkarıyor. Sidney, kızıyla birlikte sakin bir hayat kurmak için Pine Grove adlı küçük kasabaya taşınıyor ancak Ghostface bu huzuru yerle bir etmeye çalışıyor. 

Campbell'a, serinin diğer tanıdık isimleri Courteney Cox, David Arquette ve Matthew Lillard eşlik ediyor. Kadroda ayrıca Isabel May, Jasmin Savoy Brown, Mason Gooding, Anna Camp, Joel McHale ve Mckenna Grace de yer alıyor.

Çığlık 7, Türkiye'de de 27 Şubat'ta vizyona girdi.

Independent Türkçe, Deadline, Variety


Frankenstein'ın Gelini yeniden doğdu: Benzerine az rastlanır

Gelin!, 1930'ların Şikago'sunda kendisine bir partner yaratmak isteyen Frankenstein'ın Canavarı'nın, Dr. Euphronious'tan yardım alarak öldürülmüş genç bir kadını hayata döndürmesiyle gelişen olayları anlatıyor (Warner Bros. Pictures)
Gelin!, 1930'ların Şikago'sunda kendisine bir partner yaratmak isteyen Frankenstein'ın Canavarı'nın, Dr. Euphronious'tan yardım alarak öldürülmüş genç bir kadını hayata döndürmesiyle gelişen olayları anlatıyor (Warner Bros. Pictures)
TT

Frankenstein'ın Gelini yeniden doğdu: Benzerine az rastlanır

Gelin!, 1930'ların Şikago'sunda kendisine bir partner yaratmak isteyen Frankenstein'ın Canavarı'nın, Dr. Euphronious'tan yardım alarak öldürülmüş genç bir kadını hayata döndürmesiyle gelişen olayları anlatıyor (Warner Bros. Pictures)
Gelin!, 1930'ların Şikago'sunda kendisine bir partner yaratmak isteyen Frankenstein'ın Canavarı'nın, Dr. Euphronious'tan yardım alarak öldürülmüş genç bir kadını hayata döndürmesiyle gelişen olayları anlatıyor (Warner Bros. Pictures)

Maggie Gyllenhaal imzalı Gelin! (The Bride!), perşembe gecesi Londra'nın West End bölgesinde dünya prömiyerini yaptı. Gösterimin hemen ardından filme yönelik ilk tepkiler sosyal medyada hızla yayılmaya başladı.

Prömiyere katılanların çoğu, Gyllenhaal'un cesur ve gözü kara yaklaşımını överken, başroldeki Jessie Buckley'nin performansına da dikkat çekti. Filmin diğer başrol oyuncusu Christian Bale için de övgü dolu yorumlar yapıldı.

Gyllenhaal'un ilk yönetmenlik denemesi Karanlık Kız'ın (The Lost Daughter) ardından imza attığı Gelin!, Mary Shelley'nin klasik eseri Frankenstein'a cüretkar ve hayal gücü yüksek bir yorum getiriyor. 

1930'ların Şikago'sunda geçen film, Bale'in canlandırdığı yapayalnız canavarın kendisine bir eş yaratması için Dr. Euphronios'u ikna etmesini konu alıyor. 

İkili, öldürülmüş genç bir kadını hayata döndürüyor ve Buckley'nin canlandırdığı "gelin" böylece doğuyor. Tuhaf ve yaralı bir aşk hikayesine evrilen filmde, canavarla gelin bir cinayet dalgasının içine sürükleniyor.

Film, Shelley'nin 1818 tarihli romanının yanı sıra 1935 yapımı Frankenstein'ın Gelini'nden (Bride of Frankenstein) de ilham alıyor. Gyllenhaal, kendi yazdığı senaryoyu yönetirken yapımcılığı Emma Tillinger Koskoff, Talia Kleinhendler ve Osnat Handelsman Keren'la birlikte üstleniyor.

Oyuncu kadrosunda Maggie Gyllenhaal'un kardeşi Jake Gyllenhaal ve yönetmenin eşi Peter Sarsgaard da yer alıyor. Filmde ayrıca Annette Bening ve Penélope Cruz da var.

Eğlence dünyasından haberler veren The Mary Sue yazarı Rachel Leishman, filmi "hikaye anlatımına, bilimkurguya, sinemaya ve çok daha fazlasına yazılmış bir aşk mektubu" diye nitelendirdi. Leishman, "Frankenstein ve onun aşkına nefes kesici bir bakış. Jessie Buckley ve Christian Bale'den gerçekten olağanüstü performanslar izliyoruz. Maggie Gyllenhaal çok özel bir iş çıkarmış" ifadelerini kullandı.

This Ends At Prom'dan BJ Colangelo ise yapımı "2026'nın en cesur ve özgün filmlerinden biri; hatta tüm zamanların en iyi canavar uyarlamalarından biri olabilir" diye tanımladı. Colangelo, "Çoğu Frankenstein filmi insanın kibrini anlatır ama Gelin! bunu bir adım ileri taşıyıp 'Geride bıraktıkları bu korkunç karmaşayla ne yapacağız?' diye soruyor" dedi.

The Film Maven yazarı Kristen Lopez de, "Maggie Gyllenhaal'ın filmi çılgın, cüretkar ve onu sevip sevmemenizle zerre kadar ilgilenmiyor" diye yazdı. Buckley ve Bale'in filmde parladığını belirten Lopez, ortaya çıkan işin benzerine kolay rastlanmadığını ve benzer heveslerle yola çıkan Joker: İkili Delilik'in (Joker: Folie à Deux) başarısız olduğunu söyledi.

Erik Davis ise filmin "vahşi, komik, kaotik ve romantik" yapısını överken, Jessie Buckley'nin çarpıcı performansının filme ayrı bir güç kattığını söyledi: 

Gelin!, klasik sinema deneyimine yazılmış bir aşk mektubu gibi ama bunu cesur, modern bir canavar filmi formunda yapıyor. Açıkçası böyle filmlerden daha fazla lazım.

Gelin!, sinemalarda 6 Mart'ta gösterime girecek.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Digital Spy


Yeni gerçek suç dizisi izleyiciyi ekrana kilitledi

Accused: Did I Do It, birinci derece cinayet, terörizm ve ağır saldırı gibi ciddi suçlamalarla yargılanan kişilerin yüksek gerilimli hikayelerini izliyor (Netflix)
Accused: Did I Do It, birinci derece cinayet, terörizm ve ağır saldırı gibi ciddi suçlamalarla yargılanan kişilerin yüksek gerilimli hikayelerini izliyor (Netflix)
TT

Yeni gerçek suç dizisi izleyiciyi ekrana kilitledi

Accused: Did I Do It, birinci derece cinayet, terörizm ve ağır saldırı gibi ciddi suçlamalarla yargılanan kişilerin yüksek gerilimli hikayelerini izliyor (Netflix)
Accused: Did I Do It, birinci derece cinayet, terörizm ve ağır saldırı gibi ciddi suçlamalarla yargılanan kişilerin yüksek gerilimli hikayelerini izliyor (Netflix)

Gerçek suç meraklıları, Netflix'te yayımlanan ve beklenmedik gelişmeleriyle öne çıkan yeni belgesel diziye adeta kilitlendi.

Adından da anlaşılacağı gibi Accused: Did I Do It?, ABD'de ağır suçlamalarla karşı karşıya kalan kişilerin hikayelerini konu alıyor. 10 bölümlük dizi ilk kez 2025'te ABD'deki A+E adlı kanalda yayımlanmıştı.

Suçlanan kişilerin birinci ağızdan anlatımlarına yer veren yapım, polisler ve tanık ifadeleriyle izleyiciyi Amerikan adalet sisteminin tam içine çekiyor.

Netflix, 18 yaş altı izleyiciler için uygun olmadığını belirttiği dizinin konusunu şöyle özetliyor:

Yaptılar mı? Bir suçlama söz konusu olduğunda hepimizin yanıtını merak ettiği soru bu. Masum olduğunu söyleyen birine güvenebilir miyiz? Gerçeği yalandan nasıl ayırırız? Bu yeni format, ciddi suçlarla itham edilen kişilerin yaşadıklarını anlattığı hikayeler üzerinden bu kritik ve sürükleyici soruyu merkeze taşıyor.

İzleyici yorumlarının da ortaya koyduğu gibi, davaların gerçek hayattaki sonuçları zaman zaman ciddi şaşkınlık yaratabiliyor.

çıktım. Kan beynime sıçradı" dedi.

Bir başka izleyici, dizinin "sürprizlerle dolu" olduğunu söylerken, başkaları belgeselin sarsıcı yapısının kendilerini "ekrana kilitlediğini" söyledi.

Dizi, IMDb'de de benzer övgüler topladı ve 10 üzerinden 7,4 gibi güçlü bir puan aldı.

Sadece üç bölümün ardından dizinin "bağımlısı olduğunu" söyleyen bir IMDb kullanıcısı şu yorumu yaptı:

Önce suçlanan kişiyle tanışıyorsunuz. Ardından olayın ayrıntılarını öğreniyorsunuz. Sanığın avukatları delillere dair kendi bakış açılarını anlatıyor, fotoğraf ve videolar gösteriyor, bazen olay yerine geri dönüyor. Bölüm de kişinin suçlu mu yoksa masum mu bulunduğuyla bitiyor.

Dizinin ikinci sezon için onay almasını umduğunu söyleyen başka bir izleyici de IMDb'de şöyle yazdı:

Resmen bağımlısı oldum! Dizinin, suçlanan kişiyi bize tanıtma biçimini seviyorum. Savunma ekibini görüyoruz ve neden o savunma stratejisini benimsediklerini anlıyoruz.

Dizi Reddit'te de gündem oldu. Bir kullanıcı, davaların ilerleyiş biçiminin kendisini hayli sinirlendirdiğini yazdı.

Bir başka izleyici de şu yorumu yaptı:

Bu yeni dizi bana adalet sisteminin ne kadar kusurlu olduğunu gösterdi.

Independent Türkçe, Daily Mail, Express