Washington, Tahran nükleer anlaşmadaki taahhütlerine uyana kadar yaptırımları kaldırmayacak

Kalibaf: Uranyumun yüzde 60 saflıkta zenginleştirilmesi adımı, İran'ın müzakere masasındaki pozisyonunu zayıflatma planına verilen bir cevaptır.

İran'ın BM Viyana Daimi Temsilcisi Kazım Garipabadi, dün Viyana'daki Nükleer Anlaşma Ortak Komisyonu ile ikili görüşmelerin ardından otelden ayrıldı. (EPA)
İran'ın BM Viyana Daimi Temsilcisi Kazım Garipabadi, dün Viyana'daki Nükleer Anlaşma Ortak Komisyonu ile ikili görüşmelerin ardından otelden ayrıldı. (EPA)
TT

Washington, Tahran nükleer anlaşmadaki taahhütlerine uyana kadar yaptırımları kaldırmayacak

İran'ın BM Viyana Daimi Temsilcisi Kazım Garipabadi, dün Viyana'daki Nükleer Anlaşma Ortak Komisyonu ile ikili görüşmelerin ardından otelden ayrıldı. (EPA)
İran'ın BM Viyana Daimi Temsilcisi Kazım Garipabadi, dün Viyana'daki Nükleer Anlaşma Ortak Komisyonu ile ikili görüşmelerin ardından otelden ayrıldı. (EPA)

ABD ile İran arasında, nükleer anlaşmaya uyma konusunda dolaylı görüşmeler devam ederken Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, İran nükleer anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirene kadar yaptırımların kaldırılmayacağını açıkladı. Diğer yandan Viyana'daki İranlı üst düzey bir diplomat, ABD yaptırımlarının kaldırılmasına yönelik tablonun netleşmeye başladığını söyledi. İranlı diplomat, Viyana’daki görüşmelere katılan İran heyetinin, rejimin ‘önce ABD yaptırımlarının kaldırılmasını şart koşan’ politikasını izlediğini vurguladı.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakir Kalibaf, İran’ın uranyumun yüzde 60 saflıkta zenginleştirilmesi adımının Avusturya'nın başkenti Viyana’da yapılan görüşmelerde Tahran’In müzakere masasındaki pozisyonunu zayıflatma planına verilen bir cevap olduğunu söyledi.
Perşembe günü Viyana'daki Nükleer Anlaşma Ortak Komisyonu görüşmelerinin ikinci turu çerçevesinde, İran’ın nükleer anlaşmaya uymasını sağlamak için atması gereken adımlar karşılığında kaldırılmasını talep ettiği ABD yaptırımlarından oluşan bir listesinin hazırlanması ile ilgili nihai bir mutabakata varılması amacıyla gayrı resmi toplantılara yeniden başlandı.
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jack Sullivan dün Fox News’a yaptığı açıklamada, İran'ın nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirdiği onaylanıncaya kadar ABD’nin Tahran’a uyguladığı yaptırımları kaldırmayacağını bildirdi. Sullivan, Viyana'da devam eden görüşmelerin ‘yapıcı’ olduğunu da sözlerine ekledi.
Tedbirlerin İran’ın nükleer silah elde etme süresini uzatması gerektiğini vurgulayan Sullivan ayrıca Tahran’ın uranyum zenginleştirme seviyesini ve stokunu azaltması gerektiğini kaydetti. Buna karşın İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Daimi Temsilcisi Kazım Garipabadi, İran’ın resmi haber ajansı IRNA’ya yaptığı açıklamada Viyana'da devam eden görüşmelerde ABD yaptırımlarının kaldırılmasına yönelik net bir tablo şekillenmeye başladığını söyledi.
Garipabadi, nükleer anlaşmaya geri dönerken ‘şeffaflığı sağlamak ve ABD’nin ciddiyetini anlamak’ için kaldırılacak yaptırımların bir listesinin hazırlanması ve bu listenin İran'ın ilan edilen politikasına uygun olması gerektiğini kaydetti.
Garipabadi, İran’ın müzakere heyetinin ‘rejimin dini lideri tarafından belirlenen ve önce ABD yaptırımlarının kaldırılmasını şart koşan politikası’ temelinde hareket ettiğini belirtti.
Rusya'nın Viyana'daki uluslararası kuruluşlar nezdindeki daimi temsilcisi olan Mihail Ulyanov ise açıklamasında, Ortak Nükleer Anlaşma Komisyonu’nun uzmanlar düzeyindeki toplantılarına devam ettiğini söyledi. Ulyanov, Twitter hesabından paylaştığı mesajlarda şu ifadeleri kullandı: “Ortak Komisyon'un kararına göre kendisine bağlı iki uzman grup dün öğleden sonra ve bugün, yaptırımların kaldırılması ve nükleer meseleler ile ilgili çalışma toplantılarına devam etti. Görevleri kolay değil ama süreç devam ediyor ve ilerleme kaydediliyor.”
Diğer yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakir Kalibaf yaptığı açıklamada, Tahran'ın geçtiğimiz hafta yüzde 60 saflıkta uranyum zenginleştirmeye çalışmalarına başlama adımının, Viyana'da nükleer anlaşmayı canlandırmak için devam eden görüşmelerde, ‘düşmanların Tahran’ın müzakere masasındaki pozisyonunu zayıflatma komplosuna verilen net bir cevap’ olduğunu söyledi. Kalibaf bu adımın ‘önemli siyasi mesajlar taşıdığına’ işaret etti.
İranlı yetkililer geçtiğimiz cuma günü, Natanz Nükleer Tesisi’nde uranyum zenginleştirme çalışmalarının başlamasından sadece 24 saat sonra 9 gram yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum elde edildiğini açıkladılar. İran, bu gelişmeyle, atom bombası geliştirmek için gereken yüzde 90 oranında zenginleştirilmiş uranyum seviyesine ilk kez bu kadar yaklaşmış oldu.
Yetkililere nükleer tesislerin güvenlik seviyelerinin yükseltilmesi çağrısında bulunan İran Meclis Başkanı Kalibaf, “Natanz'a yönelik terörist saldırıya karşılık verilmesi zorunludurve zamanında yapılacaktır” dedi.
Kalibaf, İran’ın attığı adımın, Meclis’in geçtiğimiz aralık ayında onayladığı ‘Yaptırımların Kaldırılması ve İran Ulusunun Çıkarlarının Korunması için Stratejik Eylem Planı’ adı verilen yasanın 1’inci maddesi kapsamında olduğunu söyledi. Kalibaf ayrıca adımın duyurulmasından kısa bir süre sonra yüzde 60 oranında uranyum zenginleştirilmesinin, İran’ın nükleer programında karar alma ile eyleme geçme arasındaki sürenin asgari düzeye indiğinin bir işareti olduğunu vurguladı.
Kalibaf, Hasan Ruhani hükümetinin eleştirilerini hızla geri çektiği meclis kararının, İran’ın nükleer programına yönelik kilitleri kırdığını ve nükleer müzakere heyetine yaptırımları kaldırma hedefine ulaşmada kullanması için güç verdiğini kaydetti. ‘Düşmanlar’ olarak nitelediği tarafları, İran’ın müzakere masasındaki pozisyonunu zayıflatmaya çalışmakla suçlayadığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Elde edilen bu başarı, karşı tarafa bu tür eylemlerin, İran'ın nükleer faaliyetlerine yönelik bir tehdit olmaktan çok nükleer programının ilerlemesinde büyük adımlar atması için nadir bir fırsat sunduğunu gösterdi. Düşmanlar, terör eylemlerinin İran'ın nükleer faaliyetlerini durdurmasını veya yavaşlatmasını bekliyordu. Ancak uranyumun bu düzeyde zenginleştirilmesi, nükleer endüstrimizin büyüdüğünü ve İran'ın ilerleyişini kimsenin durduramayacağını kanıtladı. Baskı uygulamayı amaçlayan yanlış hesaplanmış bir adımın (İran’ın nükleer programına) hiçbir etkisi yoktur.”



Trump, İran'ı vurup vurmayacağını özel temsilcisi ve damadına soracak

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, İran'ı vurup vurmayacağını özel temsilcisi ve damadına soracak

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırma kararını büyük ölçüde, özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner'ın tavsiyeleri doğrultusunda vereceği bildirildi.

Geçen hafta Trump, perşembe günü Cenevre'de yapılacak ve son çare niteliğindeki nükleer anlaşma görüşmeleri öncesinde İran'a karşı hava saldırılarını ciddiyetle "değerlendirdiğini" söylemişti.

stemlerindeki düşük stok seviyesine ilişkin endişeleri nedeniyle Vance, İran'a yönelik saldırıların başarısına daha şüpheli yaklaşıyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, General Caine'in "Görevi başkomutana tarafsız bilgi sağlamayı gerektiren ve bunu mükemmel bir şekilde yapan, son derece saygın bir profesyonel" olduğunu ve görüşmelerde kişisel görüşlerini dile getirmediğini söyledi.

fdbf
Dünyanın en büyük savaş gemisi USS Gerald R. Ford uçak gemisi, Girit adasındaki Suda Körfezi'ne geldi (Reuters).

Bazı danışmanların saldırıların etkili olup olmayacağı konusunda şüphe duyması nedeniyle çeşitli seçenekler görüşülüyor. Diğer seçenekler arasında İran'ın tıbbi araştırma veya tedavi ve sivil enerji için sınırlı nükleer zenginleştirmeyi sürdürmesine izin vermek de yer alıyor.

Witkoff, Amerika'nın amacının sıfır zenginleştirme sağlamak olduğunu açıklasa da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi daha sonra CBS'e ülkenin zenginleştirmeden vazgeçmeye hazır olmadığını söyledi.

Pazar günü Fox News'a konuşan Witkoff, Trump'ın ABD'nin bölgedeki askeri yığılması karşısında İran'ın neden "teslim olmadığını" anlamakta zorlandığını söylemişti.

"'Hayal kırıklığına uğramış' kelimesini kullanmak istemiyorum... Çünkü [Trump] birçok alternatifi olduğunu anlıyor ancak neden teslim olmadıklarını merak ediyor... 'Teslim' kelimesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadıklarını merak ediyor" demişti.

Her iki taraf da görüşmelerin başarısız olması durumunda savaşa hazır oldukları mesajını verdi. Ayetullah Ali Hamaney, uçak gemilerinin konuşlandırılmasına onları batırmakla tehdit ederek karşılık verdi.

Independent Türkçe


İran'ın uyuyan hücrelerle ABD hedeflerine saldırı planladığı uyarısı

Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
TT

İran'ın uyuyan hücrelerle ABD hedeflerine saldırı planladığı uyarısı

Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)
Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, Tahran'ı 2020'de Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla yanıtının kapsamını genişletmeye itebilir (Reuters)

ABD’li ve Batılı yetkililer tarafından yapılan uyarılar, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı büyük çaplı askeri saldırılar başlatmaya karar vermesi halinde İran'ın, vekillerine Avrupa ve Ortadoğu'daki ABD hedeflerine misilleme saldırıları düzenlemeleri talimatını verebileceğine dair giderek endişe verici sinyaller veriyor.

New York Times (NYT) gazetesi tarafından yayınlanan bir rapora göre istihbarat kurumları, radikal unsurlar arasındaki elektronik iletişimin dinlenmesini ifade eden ve olası saldırılar için bir planlama ve koordinasyon olduğunu gösteren ‘sohbet’ olarak bilinen faaliyetlerde artış olduğunu gözlemledi, ancak şimdiye kadar herhangi bir somut plan tespit edilmedi.

Hibrit tepkiler

Olası senaryolar arasında Yemen'deki Husilere Kızıldeniz'de Batılı ülkelerin gemilerini hedef almaya devam etmeleri talimatı verilmesi, Hizbullah’ın Avrupa'daki uyuyan hücrelerinin harekete geçirilmesi ve El Kaide veya ona bağlı örgütlerin ABD üslerine ve büyükelçiliklerine saldırı düzenlemesi yer alıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre New York'taki Soufan Araştırma Merkezi (TSC) İcra Direktörü Colin P. Clarke, İran'ın, vekilleri aracılığıyla terörist saldırılar düzenleyerek ABD'nin askeri harekatının maliyetini artırabileceğini söyledi.

NYT’nin haberine göre Trump'ın hedeflerinin belirsizliği, ister askeri tesislere yönelik sınırlı saldırılar olsun, ister İran rejimini devirmeye yönelik daha geniş çaplı bir çaba olsun, Tahran'ı herhangi bir saldırıyı varoluşsal bir tehdit olarak görmeye itebilir ve bu da 2020 yılı başlarında Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani suikastından sonra yaşananlara kıyasla Tahran'ın yanıtının kapsamını genişletebilir.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Ortadoğu'da konuşlu 30 ila 40 bin ABD askerini korumak için bölgeye Patriot bataryaları ve diğer hava savunma sistemleri takviyesinde bulundu. Ancak güvenlik yetkilileri, olası saldırıların büyükelçilikler veya ekonomik çıkarlar gibi daha az korunan yerleri hedef alabileceğine inanıyor. Bununla birlikte üst düzey Batılı bir yetkili, İran'ın terörist operasyonlar veya dolaylı saldırılar da dahil olmak üzere karma tepkilere başvurabileceği konusunda uyardı. ABD, Avrupa ve Ortadoğu'daki istihbarat kurumlarının tehdit raporlarını sürekli olarak gözden geçirdiğini açıkladı.

Bölgesel savaş

ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi Başkanı Demokrat Senatör Jack Reed, İran'a yönelik herhangi bir askeri saldırının daha geniş çaplı bir bölgesel savaşı tetikleyebileceği, Ortadoğu'da konuşlu ABD askerlerini tehlikeye atabileceği ve küresel piyasaları istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulundu.

Reed, Başkan Trump'tan olası bir askeri harekatın hedeflerini netleştirmesi, risklerini ve maliyetlerini açıklaması ve net sonuca ulaşacak açık bir strateji sunmasını istedi.

Haberde, 2025 yılında Hamas'tan Hizbullah'a ve Husilere kadar İran'ın bazı bölgesel müttefiklerinin kapasitelerinde bir düşüş olduğu belirtilse de bu örgütlerin geri kalanı, özellikle Irak ve Yemen'de ABD'nin çıkarları için hala ciddi tehdit oluşturuyor.

Bu endişeler, El Kaide'nin Avrupa'da varlığını yeniden kazanmak için büyük bir saldırı düzenlemeye çalıştığına dair haberlerle örtüşüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) şubat ayında yaptığı bir değerlendirmede, El Kaide’nin yurtdışı eylemler düzenleme hedefinin ‘hala yüksek olduğu ve artıyor olabileceği’ belirtildi.

BMGK’nın raporuna göre İran'dan El Kaide'yi yönettiği düşünülen Seyful Adil, Irak, Suriye, Libya ve Avrupa'daki hücreleri yeniden faaliyete geçirme emri verdi. Bu da örgütün yurtdışında eylemlerde bulunma niyetinin uzun vadeli olduğunu gösteriyor.

NYT’nin haberi, İran'ın vekilleri aracılığıyla geleneksel olmayan yöntemlere başvurma olasılığının, Washington'ın sınırlı saldırılardan Ortadoğu'nun ötesine yayılabilecek daha geniş çaplı çatışmaya kadar çeşitli senaryolara hazırlandığı bir dönemde, ABD'nin askeri olarak gerilimi artırma kararını zorlaştırdığı sonucuna varıyor.


Çin’in hipersonik seyir füzeleri İran deniz kuvvetleri cephaneliğine giriyor

İranlı bir adam, Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın bir gazete olan Vatan Emruz’un bir nüshasını elinde tutuyor. Gazetenin ön sayfasında ‘Tahran’da deniz sürprizleri’ başlığı altında bir füze resmi yer alıyor. (EPA)
İranlı bir adam, Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın bir gazete olan Vatan Emruz’un bir nüshasını elinde tutuyor. Gazetenin ön sayfasında ‘Tahran’da deniz sürprizleri’ başlığı altında bir füze resmi yer alıyor. (EPA)
TT

Çin’in hipersonik seyir füzeleri İran deniz kuvvetleri cephaneliğine giriyor

İranlı bir adam, Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın bir gazete olan Vatan Emruz’un bir nüshasını elinde tutuyor. Gazetenin ön sayfasında ‘Tahran’da deniz sürprizleri’ başlığı altında bir füze resmi yer alıyor. (EPA)
İranlı bir adam, Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın bir gazete olan Vatan Emruz’un bir nüshasını elinde tutuyor. Gazetenin ön sayfasında ‘Tahran’da deniz sürprizleri’ başlığı altında bir füze resmi yer alıyor. (EPA)

Tahran, Çin’den hipersonik gemisavar seyir füzeleri satın almak üzere bir anlaşmaya yaklaşırken, ABD bölgesel sulara bir savaş gücü konuşlandırdı. Söz konusu füzelerin alınması, İran topraklarının derinliklerine yönelik olası saldırılara karşı bir önlem olarak değerlendiriliyor.

Reuters’ın müzakereler hakkında bilgi sahibi altı kaynağa dayandırdığı habere göre, Çin yapımı CM-302 tipi füzelerin alımına yönelik anlaşma neredeyse tamamlanmış durumda; ancak teslimat tarihi konusunda henüz bir uzlaşı sağlanmış değil. Hipersonik füzelerin menzili yaklaşık 290 kilometre olup, düşük irtifada yüksek hızla uçacak şekilde tasarlanarak deniz savunma sistemlerinden kaçınabiliyor.

Silahlanma uzmanları, bu füzelerin konuşlandırılmasının İran’ın vurucu kabiliyetlerini önemli ölçüde artıracağını ve bölgedeki ABD donanması için ciddi bir tehdit oluşturacağını belirtiyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, iki yıl önce başlayan Çin’den füze sistemleri alımına yönelik müzakereler, haziran ayında İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaşın ardından önemli ölçüde hız kazandı.

Müzakereler geçen yaz nihai aşamalara girerken, İran’ın üst düzey askerî ve hükümet yetkilileri Çin’e seyahat etti. Bu isimler arasında İran Savunma Bakan Yardımcısı Mesud Ourai de bulunuyor. İki güvenlik yetkilisine göre, Ourai’nin ziyareti daha önce kamuoyuna açıklanmamıştı.

İsrail istihbaratında eski bir subay ve halihazırda İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS) bünyesinde İran uzmanı olan Danny Citrinowicz, “İran’ın bölgedeki gemilere hipersonik saldırı kapasitesine sahip olması, köklü bir değişiklik anlamına gelir. Bu füzelerin engellenmesi son derece zor” değerlendirmesinde bulundu.

Reuters’ın raporunda, anlaşma kapsamında kaç füzenin olduğu, İran’ın ödemeyi kabul ettiği miktar ve Çin’in bölgedeki artan gerilimler karşısında anlaşmayı ilerletip ilerletmeyeceği belirtilmedi.

İran Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, “İran’ın müttefikleriyle askeri ve güvenlik anlaşmaları var; şimdi bu anlaşmalardan yararlanmanın zamanı” dedi.

Çin’in Savunma ve Dışişleri bakanlıkları, Reuters’ın yorum talebini reddetti. Beyaz Saray ise ajansın İran-Çin füze sistemi müzakerelerine dair sorusunu doğrudan yanıtlamadı.

dvbth
Geçtiğimiz hafta Umman Denizi’nde düzenlenen ortak deniz tatbikatları sırasında bir Rus savaş gemisi (EPA)

Beyaz Saray’dan bir yetkili, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran ile mevcut gerilime atıfta bulunarak, “Ya bir anlaşmaya varırız ya da bir önceki seferde yaptığımız gibi çok sert adımlar atmak zorunda kalırız” şeklinde net bir tutum sergilediğini belirtti.

Bu füzeler, Çin’in İran’a sevk edebileceği en yeni askerî teçhizat arasında yer alıyor ve ilk olarak 2006’da Birleşmiş Milletler (BM) tarafından uygulanan silah ambargosunu zorluyor. Ambargo, 2015’te ABD ve müttefikleriyle yapılan nükleer anlaşma kapsamında askıya alınmış, ancak geçtiğimiz eylül ayında tekrar yürürlüğe konmuştu.

Amerikan kalabalığı

İran ile Çin arasındaki anlaşma, bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde Çin ile İran arasındaki askerî ilişkilerin derinleştiğini doğrulayacak ve ABD’nin İran’ın füze programını kontrol altına alma ve nükleer faaliyetlerini sınırlama çabalarını zorlaştıracak. Aynı zamanda söz konusu anlaşma Çin’in, uzun yıllar ABD askerî hakimiyetinde kalan bölgede varlığını artırma isteğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Çin, İran ve Rusya, her yıl ortak deniz tatbikatları düzenliyor. Geçen yıl ABD Hazine Bakanlığı, bazı Çinli kuruluşlara, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) balistik füze programında kullanılmak üzere kimyasal öncül maddeler sağladıkları gerekçesiyle yaptırım uyguladı. Çin ise bu suçlamaları reddederek, söz konusu yaptırım kapsamındaki durumdan haberdar olmadığını ve çift kullanımlı ürünler için ihracat kontrollerini sıkı bir şekilde uyguladığını belirtti.

Geçtiğimiz eylül ayında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ı askeri bir geçit töreninde ağırlayan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, “Çin, İran’ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve ulusal onurunu korumasını destekliyor” ifadesini kullandı.

Çin, 18 Ekim’de Rusya ve İran ile ortak bir mesaj yayımlayarak, yaptırımların yeniden uygulanmasının yanlış bir karar olduğunu ifade etti.

İran hükümeti tarafından füze müzakereleri hakkında bilgilendirilen bir yetkili, “İran artık ABD’ye karşı, Rusya ve Çin ile bir karşı karşıya gelme alanı haline geldi” değerlendirmesinde bulundu.

rgbgrb
USS Gerald R. Ford uçak gemisi dün Girit Adası’ndaki Souda Körfezi’ne ulaştı. (Reuters)

Bu anlaşma, ABD’nin İran’a yakın mesafede deniz filosu topladığı bir dönemde gündeme geliyor. Bu filo, USS Abraham Lincoln ve savaş grubu ile USS Gerald R. Ford ve eskort gemilerinden oluşuyor. İki uçak gemisi birlikte beş binden fazla personel ve 150’den fazla uçak taşıyabilir.

İsrailli araştırmacı Danny Citrinowicz, “Çin, İran’da Batı yanlısı bir rejim görmek istemiyor; çünkü bu kendi çıkarlarına tehdit oluşturur. Çin, mevcut rejimin sürmesini umuyor” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, 19 Şubat’ta İran’a nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varması için on gün süre tanıdığını, aksi halde askerî operasyon yapılacağını açıklamıştı.

ABD, Trump’ın saldırı emri vermesi durumunda, haftalar sürebilecek sürekli askerî operasyonlar ihtimaline hazırlanıyor.

Tükenmiş cephanelik

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nde (SIPRI) kıdemli araştırmacı olan Peter Wallensteen, ‘CM-302 füzelerinin satın alınmasının, geçen yılki savaşla büyük ölçüde yıpranmış İran cephaneliğinde önemli bir iyileşme sağlayacağını’ belirtti.

Devlete ait Çin Havacılık, Uzay Bilimi ve Sanayi Şirketi (CASIC), CM-302 füzesini, dünyanın en iyi gemisavar füzesi olarak tanıtıyor; füzenin bir uçak gemisini veya destroyeri batırma kapasitesine sahip olduğunu iddia ediyor. Silah sistemi, gemilere, uçaklara veya kara hareketli araçlarına monte edilebiliyor ve kara hedeflerini de vurabiliyor. Şirket, yorum talebine yanıt vermedi.

Altı kaynak, İran’ın ayrıca Çin’den taşınabilir kara-hava füze sistemleri, balistik füze karşıtı silahlar ve uydu karşıtı silahlar satın almak için de görüşmeler yürüttüğünü aktardı.

Çin, 1980’lerde İran’a silah tedarikinde başlıca bir kaynak olmuş, ancak 1990’ların sonlarında uluslararası baskılar nedeniyle geniş çaplı silah sevkiyatları azalmıştı. Son yıllarda ise ABD yetkilileri, bazı Çinli şirketleri İran’a füze ile ilişkili malzeme sağlamakla suçladı; ancak Çin’in tamamen füze sistemleri sağladığını kamuoyuna açıkça iddia etmediler.