Libya yazından Etiyopya yazına… ‘Hızla çatışmaya doğru gidiyoruz’

Addis Ababa'nın uzlaşıya yanaşmaması, bölgeyi öngörülemeyen bir dönüm noktasına getirdi

Eğer siyasi irade varsa müzakereler, her zaman anlaşmazlıkları çözmenin en iyi yoludur (Reuters)
Eğer siyasi irade varsa müzakereler, her zaman anlaşmazlıkları çözmenin en iyi yoludur (Reuters)
TT

Libya yazından Etiyopya yazına… ‘Hızla çatışmaya doğru gidiyoruz’

Eğer siyasi irade varsa müzakereler, her zaman anlaşmazlıkları çözmenin en iyi yoludur (Reuters)
Eğer siyasi irade varsa müzakereler, her zaman anlaşmazlıkları çözmenin en iyi yoludur (Reuters)

Nebil Fehmi- Mısır eski Dışişleri Bakanı 
Geçtiğimiz yazın başlarında, Mısır Cumhurbaşkanı’nın ‘kırmızı çizginin geçilmemesi’ uyarısının ardından Türkiye’nin Libya’daki askeri varlığını artırması halinde Libya'nın bir savaş alanı ve bölgesel çatışma sahası olabileceğini yazmıştım. Daha sonra Libya’daki çatışma riski azaldı, diplomatik ve siyasi çabalar yeniden canlandırıldı. Yeni bir Libya için yönetici birimlerin kurulmasına yönelik uluslararası bir yol haritası oluşturuldu. Bu, istenen sonucun ulaşılabilir olduğunu varsaymak için henüz çok erken olsa da olumlu ve memnuniyetle karşılanan bir gelişmeydi.
Bu yıl ise kendimizi yaz mevsimine büyük bir endişeyle, Doğu Afrika'da artan gerilime ve özellikle Etiyopya’nın Nahda (Rönesans) Barajı ile ilgili gelişmelere bakarken buluyoruz. Mısır, Sudan ve Etiyopya liderleri, barajın doldurulması ve yönetilmesi konusunda üç ülke arasında yasal bağlayıcılığı olan bir anlaşma yapılamamasına rağmen Etiyopya’nın yazın yağış mevsiminde barajı ikinci kez doldurma konusundaki ısrarı nedeniyle sert açıklamalarda bulunuyorlar.
Bazı ülkelerin Nil Nehri suyunu kötüye kullandıklarını ve Mısır'ın su haklarının ihlal edilemeyeceğini söyleyen Mısır Cumhurbaşkanı, ülkesinin zenginliklerini ve haklarını büyük bir hatadan koruma konusundaki kararlığını sorgulayanları uyardı. Sudan da sert açıklamalarda bulundu. Sudan, Etiyopya'nın Nahda Barajı ile ilgili müzakerelerinde uzlaşıya yanaşmaması ve barajı herhangi bir anlaşmaya varılmadan ikinci kez doldurma konusunda ısrar etmesi sonrası, güvenliği için tüm seçenekleri masaya yatırdığını vurguladı. Etiyopya’nın imkanlarının da herhangi bir tehdit veya tehlike karşısında kendisini korumasına izin verdiğinin altını çizdi.
Tüm göstergeler, Etiyopya’nın uzlaşmaya ve anlaşmaya yanaşma konusundaki isteksizliğinin uzun süredir var olduğuna işaret ediyor. Etiyopya, Sudan'da üç ülke arasında ortak bir bildiri imzalanması sonrasında dahi Yabancı Uzmanlar Ofisi ile iş birliği yapmayı reddetti. Addis Ababa, üç ülke arasında barajla ilgili bağlayıcı bir anlaşmaya varma girişimlerini reddetmeye devam etti. Barajın yönetimi ile ilgili bağımsız ve tek taraflı kararlar alırken ve yağmur ve sel gibi çeşitli iklim koşullarında su akış oranlarını kontrol ederken anlaşmanın sadece yol gösterici bir kılavuz olması konusunda ısrar etti. Daha sonra Kongo'daki son toplantılarda tek taraflı olarak attığı adımlar hakkında diğer ülkeleri bilgilendirmek için resmi fikirler öne sürerek, aynı tutumu sürdürdü.

Dönüm noktası
Şuan çok hassas ve tehlikeli bir yol ayrımındayız. Seçenekler ve alternatifler pek de iyiye işaret etmiyor. Afrika Birliği (AfB) himayesinde yapılan mevcut üçlü müzakerelerin, ne kadar sürerse sürsün istenen sonuçlara yol açmayacağı ortada. Barajın ikinci kez doldurulma tarihi yaklaştığı için, artık siyasi manevralar için fazla alan veya müzakereler için zaman yok. Yoğun yağışlar, barajın Mısır ve Sudan'a verdiği zararı geçici olarak azaltsa bile barajın ikinci kez doldurulmasının yarattığı tehdit, bir oldu-bittiye getirme olması ve barajla ilgili kararların gelecekte sadece Etiyopya tarafından tek taraflı olarak alınacak olduğunu teyit etmesidir.
Eğer siyasi irade varsa müzakereler, her zaman anlaşmazlıkları çözmenin en iyi yoludur. Müzakere süreciyle tekrar tekrar iletişim kurulması her zaman daha iyidir. Ancak Etiyopya'nın gelecekteki herhangi bir uygulanabilir anlaşmayla çelişen tek taraflı kararlar alma girişimleri durumu ciddileştiriyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından anlaşmazlığın çözümüne ilişkin gösterilen çabayı anlıyor, Suudi Arabistan'ın üç ülke arasında yapılacak bir zirveye ev sahipliği yapma niyetini duyurmasını memnuniyetle karşılıyorum. Fakat bunların, Etiyopya tek taraflı kararlar veren taraf olmakta ısrar ettiği sürece başarılı olacağını düşünmüyorum. Daha ziyade bir orada bir burada istişarelerin ve müzakerelerin yapılmasının Etiyopya’ya zaman kazandırabileceğine inanıyorum.
Mısır ve Sudan, durumu açıklamak için çeşitli uluslararası kuruluşlara başvurma ve uluslararası toplumdan kendi tutumlarına destek bulma hakkına sahipler.  Bu, her iki ülke için de bir hak ve bir zorunluluktur. Ancak Etiyopya'nın uluslararası kuruluşların çağrılarına ve kararlarına cevap vereceğini düşünmüyorum. Zira mevcut uluslararası dengeler, kendilerine yaptırım uygulanmasına veya bu kurumların verdikleri kararların uygulanmasında güç kullanımına izin vermeyecektir.

Rusya’nın müdahalesi işe yarar mı?
Acaba bir Rusya-ABD müdahalesi mevcut durumdan çıkış için bir yol sağlar mı? Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Nisan ayının ikinci haftasında Mısır'ı ziyaret etti. Yeni ABD yönetimi, Demokrat Senatör Chris Coons’u birkaç hafta önce Mısır'a gönderdi. Bunun yanı sıra Amerikalı diplomat Jeffrey Feltman’ın ABD’nin Afrika Kıtası Temsilcisi olarak atanmasına ilişkin söylentiler dolaşıyor. Umarım bu sadece söylentiden ibarettir. Rusya'nın Etiyopya'ya baskı uygulamak için elinde çok fazla siyasi kartı bulunmuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın son zamanlarda yaptığı ve Etiyopya’nın adımları konusunda diğer tarafları bilgilendirme önerisini destekleyen açıklamalar, Addis Ababa'nın lehine yorumlanabilir. Oysa bu adımlar, tek taraflı kararlar alma tutumunu da içerisinde barındırıyor.
Tüm bu nedenlerden ötürü çoktan tehlikeli bir yol ayrımına gelmiş olabileceğimizden korkuyorum. Bütün seçenekler, çetin şartlara sahip. Olası bir yavaşlama, bizi bir oldu-bitti riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Hızla bize dayatılan çatışmaya doğru gidiyoruz. Bu da birçok bölgesel ve uluslararası yansımayı, zorlu bir durumu ve sert kararlar almayı beraberinde getiriyor. Güçlü devlet, sorunları barışçıl yollarla ve her şeyden önce müzakere yoluyla çözme bilgeliğine sahip olan ve tüm olasılıklar ve yansımaları hesaba katan bir devlettir. Güçlü devletler, gerektiğinde ve doğru zamanda belirleyici kararlar veren, zor şartlar altında aldıkları kararları uzun vadede çıkarlarını gerçekleştirecek somut sonuçlara dönüştürebilen devletlerdir.
Bu yaz, sıcak ve tehlikeli, herkesin büyük bedel ödediği olaylara şahit olur muyuz? Yoksa ihtiyacımız olan siyasi irade son anda gösterilerek ani bir atılımla tüm tehlikeler ortadan kalkar mı? Ya da taraflardan biri tutumundan vazgeçerek sürpriz yapar mı? En azından 2021 yazının üç ülkenin çıkarları ve pozisyonları ile Doğu Afrika'nın istikrarı ve geleceği üzerinde net bir iz bırakacağını söyleyebiliriz.



Kongo'da toplu mezarlarda 170 ceset bulundu

M23 sözcüsü Willy Ngoma (ortada), 29 Ocak 2025'te Kongo'nun doğusundaki bir sınır noktası yakınlarında paralı askerlerin serbest bırakılması sırasında (AP)
M23 sözcüsü Willy Ngoma (ortada), 29 Ocak 2025'te Kongo'nun doğusundaki bir sınır noktası yakınlarında paralı askerlerin serbest bırakılması sırasında (AP)
TT

Kongo'da toplu mezarlarda 170 ceset bulundu

M23 sözcüsü Willy Ngoma (ortada), 29 Ocak 2025'te Kongo'nun doğusundaki bir sınır noktası yakınlarında paralı askerlerin serbest bırakılması sırasında (AP)
M23 sözcüsü Willy Ngoma (ortada), 29 Ocak 2025'te Kongo'nun doğusundaki bir sınır noktası yakınlarında paralı askerlerin serbest bırakılması sırasında (AP)

Dün bir yetkili, ABD arabuluculuğuyla imzalanan barış anlaşmasına rağmen çatışmaların artması üzerine, Kongo'nun doğusunda, M23 isyancı grubunun yakın zamanda boşalttığı bir bölgede en az 170 cesedin toplu mezarlarda bulunduğunu söyledi.

Güney Kivu eyaletinin valisi Jacques Burusi, yetkililerin ülkenin doğusundaki büyük Uvira şehrinin yakınlarında 171'den fazla ceset içeren iki toplu mezar keşfettiğini belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre Burusi, ajansa telefonla yaptığı açıklamada, "Bu aşamada iki yer tespit ettik: Kongo tarafında, Burundi sınırına yakın Kiromoni'de yaklaşık 30 ceset içeren bir toplu mezar ve Kafimfira'da 141 cesedin bulunduğu başka bir yer" dedi.

Ruanda ile sınır komşusu olan ve doğal kaynaklar açısından zengin Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğu kesimi, 30 yılı aşkın süredir sık ​​sık şiddet olaylarına sahne olmakta olup, M23'ün faaliyetlerine yeniden başlamasıyla birlikte durum 2021'den bu yana daha da kötüleşmiş durumda.

Hükümet karşıtı grup, 2025 yılının başlarında Doğu Kongo'nun en büyük iki şehri olan Goma ve Bukavu'yu ele geçirdikten sonra, aralık ayında Güney Kivu eyaletinde yeni bir saldırı başlattı ve 10'unda stratejik Uvira bölgesinin yanı sıra Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Burundi arasındaki kara sınırında bulunan tüm bölgelerin kontrolünü ele geçirdi. Bu olay, Kinsaşa ve Kigali'nin ABD Başkanı Donald Trump'ın himayesinde Washington'da barış anlaşması imzaladığı bir dönemde gerçekleşti.


Somaliland, Amerika Birleşik Devletleri'ne maden kaynaklarına ve askeri üslerine erişim izni vermeye hazır

İnsanlar, başkent Hargeisa'daki bir meyve çiftliğinin girişinde İsrail ve Somaliland bayraklarının önünden geçiyor (AFP)
İnsanlar, başkent Hargeisa'daki bir meyve çiftliğinin girişinde İsrail ve Somaliland bayraklarının önünden geçiyor (AFP)
TT

Somaliland, Amerika Birleşik Devletleri'ne maden kaynaklarına ve askeri üslerine erişim izni vermeye hazır

İnsanlar, başkent Hargeisa'daki bir meyve çiftliğinin girişinde İsrail ve Somaliland bayraklarının önünden geçiyor (AFP)
İnsanlar, başkent Hargeisa'daki bir meyve çiftliğinin girişinde İsrail ve Somaliland bayraklarının önünden geçiyor (AFP)

Somaliland bölgesi, tek taraflı olarak ayrılıkçı ilan edilen bölgenin bir bakanı AFP’ye verdiği demeçte, ABD'ye madenlerini işletme ve bölgede askeri üsler kurma konusunda münhasır haklar vermeyi kabul ettiğini açıkladı.

Somaliland'ın sözde Cumhurbaşkanlığı İşleri Bakanı Kadir Huseyin Abdi, “Amerika Birleşik Devletleri'ne (madencilik sektöründe) münhasır haklar vermeyi kabul ediyoruz ve Amerika'ya askeri üsler sağlama fikrine açığız” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre 1991 yılında Somali'den ayrıldığını ilan eden Somaliland, Aralık 2025'in sonlarında İsrail'in onu “bağımsız egemen devlet” olarak tanıyan ilk ülke olmasıyla birlikte tanınmak için çaba gösteriyor.

Enerji ve Maden Bakanı'na göre, Somaliland stratejik mineraller barındırmaktadır, ancak bu konuda bugüne kadar yapılan çalışmalar olmadığından miktarları bilinmemektedir.

Son haftalarda, bölgenin başkanı Abdirahman Muhammed Abdullahi, İsrail'e maden kaynaklarını işletme hakkı verme olasılığını açıkça gündeme getirdi.

Kadir Hüseyin Abdi röportajda, “Amerika Birleşik Devletleri ile bir tür anlaşmaya varacağımıza inanıyoruz” dedi.

Washington’un Somaliland'ın komşusu olan Cibuti'de bir deniz üssü bulunmaktadır. Cibuti ve Somaliland, Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki Babbu’l Mendeb Boğazı'nın girişinde, Hint Okyanusu ile Süveyş Kanalı'nı birbirine bağlayan dünyanın en yoğun ticaret rotalarından birinde yer almaktadır.

İsrail'e bu bölgede bir askeri üs verilmesi olasılığı sorulduğunda, bakan, İsrail'de “yakında” imzalanacak “iki taraf arasındaki stratejik ortaklık” çerçevesinde “hiçbir şeyin göz ardı edilmediğini” söyledi.

Bölgedeki analistler, bu yakınlaşmanın, İran destekli Husi isyancıların Gazze Şeridi'nde savaşın patlak vermesinden sonra İsrail'e saldırılar düzenlediği Yemen'in karşısında yer alan ayrılıkçı bölgenin konumunun bir sonucu olduğunu değerlendiriyor.

Somaliland, Binyamin Netanyahu hükümetinin son zamanlarda “bağımsızlığını” tanıması karşılığında, topraklarından sürülen Filistinlileri veya bir İsrail askeri üssünü kabul etme niyetini kategorik olarak reddetti ve iddiaları “asılsız” olarak nitelendirdi.

Donald Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünden bu yana Washington, ABD ekonomisine fayda sağlayabilecek maden kaynaklarına sahip ülkelere karşı pragmatik bir diplomatik yaklaşım benimsedi.


Nijerya'nın kuzeybatısında düzenlenen saldırıda en az 38 kişi öldürüldü

Nijerya ordu devriyesi (Arşiv- Reuters)
Nijerya ordu devriyesi (Arşiv- Reuters)
TT

Nijerya'nın kuzeybatısında düzenlenen saldırıda en az 38 kişi öldürüldü

Nijerya ordu devriyesi (Arşiv- Reuters)
Nijerya ordu devriyesi (Arşiv- Reuters)

Polis ve yerel yetkililerin bugün AFP'ye verdiği bilgiye göre, Nijerya'nın kuzeybatısındaki Zamfara eyaletinde bir köyde perşembeyi cumaya bağlayan gece silahlı kişiler en az 38 kişiyi öldürdü.

Zamfara polis sözcüsü Yezid Abubakar, “Köy ıssız bir yerde ve ulaşımı sağlayan çok az yol var. Bölgeye şu an sükunet geri döndü ve devriyeler devam ediyor” dedi.

Yerel yetkili Hamiso Faru ise 50 ölümden bahsetti ve çetelerin "ayrım gözetmeksizin ateş açtığını ve kaçmaya çalışan sakinleri öldürdüğünü" belirtti.