Netanyahu, İslami Hareket’in desteğini yeniden almak için hummalı bir baskı kampanyası yürütüyor

Mansur Abbas’ın muhalif kampın lehine oy kullanması Likud’da kafa karışıklığına yol açtı.

Knesset’te Salı günü düzenlenen Düzenleme Komitesi oylaması (Knesset Basın Ofisi)
Knesset’te Salı günü düzenlenen Düzenleme Komitesi oylaması (Knesset Basın Ofisi)
TT

Netanyahu, İslami Hareket’in desteğini yeniden almak için hummalı bir baskı kampanyası yürütüyor

Knesset’te Salı günü düzenlenen Düzenleme Komitesi oylaması (Knesset Basın Ofisi)
Knesset’te Salı günü düzenlenen Düzenleme Komitesi oylaması (Knesset Basın Ofisi)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Meclisi’nde (Knesset) Pazartesi akşamı Düzenleme Komitesi üyelerinin seçimi için yapılan oylama sırasında yaşanan ve partisinin meclisteki etkisini zayıflatan dramatik ve şaşkınlık veren olayın ardından, İslami Hareket’in desteğini yeniden almak ve hareketin muhalif kampta yer alan Yair Lapid liderliğindeki Yeş Atid Partisi’ne (Gelecek Var ) yanaşmasını engellemek amacıyla hummalı bir baskı kampanyası yürütüyor. Netanyahu’nun liderliğindeki Likud Partisi’nin Meclis Grup Başkanı Miki Zohar, sağ partilerin Düzenleme Komitesi’nde çoğunluğu elde edememesi nedeniyle ‘iktidarı kaybetme ve Netanyahu’nun ana muhalefet liderine dönüşmesine’ karşı uyardı.
Netanyahu’ya yakın isimler, Likud’un kadrolarına Netanyahu’nun İslami Hareket’in desteğini yeniden alabileceği konusunda güvence vermeye çalışıyor. Netanyahu’ya yakın bir isim, “İslami Hareket’in Lapid ile ittifak kurması, ona önem vermemiz için -ki bunu memnuniyetle yapacağız- bizi ısırmayı hedefleyen taktiksel bir adımdı” ifadelerini kullandı. Netanyahu, Dini Siyonizm Koalisyonu Başkanı Bezalel Smotrich ile bir araya geldi ve onu kalıcı bir sağ hükümetinin kurulamamasından sorumlu tuttu. Netanyahu, Smotrich’i, hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’e iade ederek ‘toplu bir şekilde muhalefet çölüne gitmekle’ tehdit etti.
İsrail Meclisi’nde Pazartesi akşamı Düzenleme Komitesi üyelerinin seçimi sırasında sağ partiler açısından dramatik ve şaşkınlık verici bir gelişme yaşandı. Düzenleme Komitesi, İsrail’de seçimlerin yapılması ile hükümetin kurulması arasında geçen süreçte en önemli komite kabul edilir. İsrail yasalarına göre Komite’nin başkanlığını, başbakanın görevlendireceği bir milletvekili üstlenir. Düzenleme Komitesi yasama döneminde dış ilişkiler, güvenlik ve maliye gibi ana komitelerin çalışma takvimini düzenler ve her bir meclis komitesinde yer alacak parti temsilcilerinin sayılarını belirler. Meclis Başkan Yardımcısı’nın seçilmesi, genel kurula sunulacak meselelerin ve temel yasaların belirlenmesi ve meclis faaliyetlerinin takip edilmesi gibi düzenleyici görevlerin tamamından Düzenleme Komitesi sorumludur.
Komite üyelerinin seçimi için Pazartesi akşamı yapılan oylama oturumundan önce Netanyahu, sağ partilerden oluşan müttefikleriyle Komite’de çoğunluğu elde etme konusunda anlaştı. Bunun için sağ partiler, dini partiler ve aynı şekilde İslami Hareket’in 4 milletvekilinin de aralarında bulunduğu 63 vekil Likud’un sunduğu önerinin lehine oy kullanacaktı. Fakat oylamaya geçildiğinde herkesi şaşırtan İslami Hareket milletvekilleri Likud’un önerisinin aleyhine oy kullandı. Likud, muhalefetin 60 oyuna karşı 58 oy alabildi. Oylamanın ardından Likud’un önerisinin lehine oy kullanan Naftali Bennett'in liderliğindeki Yamina Partisi’nin 7 milletvekili genel kurulu terk ederken, Netanyahu karşıtı değişim kampının 60 vekili kurulda kalmaya devam etti. Meclis Genel Başkanlığı, Komitenin kurulmasıyla ilgili Yair Lapid liderliğindeki Yeş Atid Partisi’nin sunduğu öneriyi meclisteki 51 ret oyuna karşı 60 evet oyuyla onayladı.
İslami Birlik Listesi Başkanı ve Milletvekili Mansur Abbas’ın, Netanyahu karşıtı değişim kampının lideri Lapid ile oturum öncesinde bir araya gelerek Likud’un önerisine karşı muhalefet önerisini destekleme ve meclisin çalışma düzenini pratikte kontrol etme konusunda anlaştığı ortaya çıktı. Sağ partilerin vekilleri, İslami Hareket’in bu tavrını ‘aldatma’ ve ‘arkadan bıçaklama’ şeklinde niteleyerek, harekete karşı sözlü saldırı başlattı. Dini Siyonizm Koalisyonu Başkanı Bezalel Smotrich, İslami Hareket’in bu davranışının, hareketle ittifak kurmayı reddetme hususundaki haklılığını ve ‘hareketin terör destekçisi ve Yahudi devleti düşmanı olduğunu’ gösterdiğini belirtti.
Netanyahu’yu desteklemekten vazgeçme sebebini anlatan Abbas, Smotrich’in kendilerini terörist olmakla suçladığını ve Netanyahu’nun bu ithamlara karşı kendilerini savunmak için tek kelime sarf etmediğini söyledi. Abbas, “Bugün Meclis Düzenleme Komitesi’nin oylaması sırasında yaşananlar, bizim başta söylediğimizi teyit ediyor: Biz çantada keklik değiliz. Bizim ilk başta ve sonuna kadar tek derdimiz Arap toplumumuzun davaları ve talepleridir. Bu sözden şüphesi olanlar bugün cevabını aldı” ifadesini kullandı.
Abbas, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“Bugün boyunca iki kamp arasında yani Likud Partisi ile Yeş Atid Partisi arasında müzakereler yürüttük. İkisine de Arap toplumumuzun davalarına hizmet eden taleplerimizi sunduk ve açık bir şekilde en önemli talebimizin partimizin abra (teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan ağırlık) şeklinde devam etmesi olduğunu vurguladık. Likud kampı, kendi açısından Yamina Partisi’nin abra olması için son dönemlerde Yamina ile bir anlaşma yaptı. Bu anlaşma yapıldığında Düzenleme Komitesi’nden bir üye partimizin etki alanından çıktığını ve abra olamayacağını söyledi. Buna karşılık Lapid kampı İslami Birlik Listesi’nin abra olarak kalması talebini kabul etti. Bunun üzerine biz de abra olarak kalmamızın yanı sıra Arap toplumumuzun taleplerinin ve davalarının tarafında oy kullandık.”
Likud yetkilileri, sağ partilerin aldığı bu yenilgi üzerine, ülke yönetimini kaybetme ihtimalinin gerçekleşme olasılığı hakkında düşünmeye başladı. Sağ partilerin sürpriz bir biçimde Düzenleme Komitesi’nde çoğunluğu kaybettiği bir ortamda, Likud içerisinden, Netanyahu’nun hükümeti kurmak için Cumhurbaşkanı ile müzakerelere yeniden başlaması yönünde sesler yükseliyor. Likud Partisi Meclis Grup Başkanı Miki Zohar, Düzenleme Komitesi’nin ilk toplantısında yaptığı konuşmasında, “Likud’un artık muhalefetin sandalyelerine oturma ve Netanyahu’nun da ana muhalefet lideri olma yolunda olduğunun farkındayım” dedi. Likud ilk toplantıda Meclis Başkan Yardımcısı ile ilgili önerisini geçiremedi, meclis işlemez hale geldi ve bunun üzerine Zohar, toplantıyı erteleme kararı aldı.
Netanyahu bu esnada, İslami Hareket’i kendi tarafına döndürene dek hareket aleyhindeki açıklamalarını durdurması için Bezalel Smotrich’i ikna etmeye çalışıyordu. Mansur Abbas, Netanyahu’nun ikna çabaların ortaya çıkmasının ardından yaptığı açıklamada, “Biz, stratejik değil, taktiksel oy kullandık. İki kampa da halen açığız. Taleplerimize kim daha fazla yanıt verirse onun tarafında dururuz” ifadesini kullandı.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.