Çad’ın yeni güçlü adamı Muhammed İdris Debi mi?

Oğul Debi orduya ek olarak yasama ve yürütme yetkilerini elinde topladı.

Hayatını kaybeden Çad Devlet Başkanı İdris Debi’nin oğlu Muhammed, geçiş konseyi başkanlığı ve ordu komutanlığının yanı sıra temel yasama ve yürütme yetkilerini elinde topladı (Reuters)
Hayatını kaybeden Çad Devlet Başkanı İdris Debi’nin oğlu Muhammed, geçiş konseyi başkanlığı ve ordu komutanlığının yanı sıra temel yasama ve yürütme yetkilerini elinde topladı (Reuters)
TT

Çad’ın yeni güçlü adamı Muhammed İdris Debi mi?

Hayatını kaybeden Çad Devlet Başkanı İdris Debi’nin oğlu Muhammed, geçiş konseyi başkanlığı ve ordu komutanlığının yanı sıra temel yasama ve yürütme yetkilerini elinde topladı (Reuters)
Hayatını kaybeden Çad Devlet Başkanı İdris Debi’nin oğlu Muhammed, geçiş konseyi başkanlığı ve ordu komutanlığının yanı sıra temel yasama ve yürütme yetkilerini elinde topladı (Reuters)

Çad Cumhurbaşkanı İdris Debi’nin ülkenin kuzeyinde isyancı unsurlarla çatışan askerleri ziyaret ettiği sırada yaralanarak hayatını kaybetmesinin üzerinden henüz 24 saat geçmesine rağmen Askeri Geçiş Konseyi’nin 18 ay süreyle ülkeyi yöneteceğini ilan ettiği geçiş yönetiminin fotoğrafı netleşmeye başladı. Bu sürecin yönetimini üstlenen Cumhurbaşkanı Debi’nin oğlu General Muhammed İdris Debi, Askeri Geçiş Konseyi Başkanlığı ve ordu komutanlığının yanı sıra temel yasama ve yürütme yetkilerini elinde topladı. Ülkede parlamento ve hükümetin feshedilmesi, kara ve hava sınırlarının kapatılması ve akşam saatlerinde sokağa çıkma yasağının ilan edilmesinin ardından dün Çad’ın “Temel Anayasası” olarak kabul edilen “Geçiş Sözleşmesi” ilan edildi.
Askeri Geçiş Konseyi’nin yayınladığı Geçiş Sözleşmesi’nde, 37 yaşındaki oğul Debi’nin Cumhurbaşkanlığı ve Silahlı Kuvvetler Komutanlığı görevlerini üstlendiği belirtildi. İşe ilk olarak Askeri Geçiş Konseyi’ne 14 general atamakla başlayan genç generalin sorumlulukları sadece bu iki görevle sınırlı değil zira oğul Debi aynı zamanda Başbakanlık ve Yüksek Ulusal Savunma Komiteleri Başkanlığı görevlerini de yürütecek. Ayrıca General Debi’nin bizzat atadığı 69 üyeden oluşan Parlamentonun çıkardığı kanunların onaylanması için Debi’nin imzası gerekecek. Böylece babasının görevlerinin yanı sıra temel kurumların tamamı artık General Debi’nin elinde bulunuyor.
Çad’ı 30 yıldır yöneten baba Debi’nin ölüm ilanından bu yana özellikle kendisini düşürmeyi hedefleyen çok sayıda girişimi Fransa’nın siyasi ve askeri desteğiyle sonuçsuz bırakarak Çad’da istikrarı korumasındaki rolünden övgüyle söz eden açıklamalar ve taziye mesajları art arda geldi. Halihazırda Çad’da olup bitenler aslında yönetimin yeniden dizayn edilmesi ve oğul Muhammed Debi’nin elinde toplanmasıdır. Bu durum, cumhurbaşkanının hayatını kaybetmesi veya görevini yerine getirmekten aciz kalması durumunda cumhurbaşkanlığı yetkilerinin geçici süreliğine meclis başkanına devredilmesini öngören Çad Anayasası’na yapılmış bir darbedir. Ancak Batı ve Afrika ülkeleri olayın bu boyutuna gözlerini kapattı. Paris ve Washington ise “geçiş sürecinin” kısa vadeli ve barışçıl olması ve seçimleri yaparak yönetimi tekrardan sivil bir idareye devretme çağrısında bulunmakla yetindi. Ancak hiç kimse bugünden itibaren Çad’da 18 ay sonra olacakları tahmin edemeyeceği gibi yeni yönetimin geçici görev süresini 18 ayla sınırlayıp sınırlamayacağını ve bu sürenin sonunda parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini düzenlemeyi kabul edip etmeyeceğini de bilemez. Nitekim seçimlerin öncesinde de yeni bir anayasanın kabul edilmesi gerekecek. İşin doğrusu, Çad’daki durumları takip eden Batı ve Afrika ülkeleri, bu ülkede önümüzdeki gün ve haftalarda neler olup biteceğiyle ilgileniyorlar.
Libya’nın güneyinden Çad’ın kuzeyine gelen Sözde Değişim ve Uyum Cephesi (FACT) isyancıları başkent Encemine’ye doğru ilerleyişini sürdürüyor. FACT Sözcüsü Kingabe Ogouzeimi dünkü açıklamasında “savaşçıların saldırıları sürdürmeye kararlı olduğunu” ve “Askeri Geçiş Konseyi'ni tamamen reddettiklerini” ifade etti. Muhalefet partileri de “kurumlara darbe” olarak nitelediği bu gelişmeleri kınadı. Demokrasi çağrısında bulunan muhalefetteki 30 siyasi parti, sivil geçiş sürecinin başlatılmasını talep etti. Muhalefet ayrıca, Askeri Geçiş Konseyi’nin “dayattığı sokağa çıkma yasağı ve Geçiş Sözleşmesi” başta olmak üzere “Konseyin aldığı yasadışı ve gayri meşru kararları tanımama” çağrısında bulundu. Bu bir anlamda sivil itaatsizlik çağrısı olarak da görülebilir.
Diğer taraftan General Muhammed İdris Debi’nin babasının yaptığı gibi durumu kontrol altında tutmaya güç yetiremeyebileceğine dair bazı endişeler var. Bu bağlamda, Çad çalışmaları uzmanı Roland Marchal Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı değerlendirmede, Çad’ın yeni güçlü adamı için “O, çok genç ve diğer üst rütbeli askerler tarafından kesinlikle sevilmiyor” değerlendirmesinde bulundu. Marchal, Devlet Güvenlik Birimleri Kamu İdaresi yetkilileri arasında tasfiyelerin olabileceğine işaret etti.
Bugün yeni yönetimin, baba Debi’nin zayıflattığı ve çoğu lideri hakkında kovuşturma başlattığı muhalefetin taleplerine kulak vermeye hazır olduğuna dair bir işaret bulunmuyor. Baba Debi’nin vefatının ülkede istikrarsızlık döneminin başlangıcı olmasından endişe ediliyor. Bu endişenin haklı çıkması, G5 Sahil Ortak Gücü üyesi olan Çad Silahlı Kuvvetleri’nin bölgedeki cihatçı örgütlerle mücadelesini sürdürme gücünü ve Sahel ülkelerini de etkileyecektir. Halihazırda ülkenin kuzeyinde isyancı gruplara karşı yürütülen operasyonların gidişatı hakkında çelişkili bilgiler söz konusu. Zira bir tarafta Çad Ordusu pazartesi yaptığı açıklamada isyancıları “ezdiğini” ve 300 unsuru öldürdüğünü aktarırken, diğer taraftan şiddetli çatışmaların sürdüğü ve iki tarafın ağır kayıplar verdiğini ifade eden bilgiler geliyor. Bugünkü isyan, devam eden bir isyan silsilesinin son halkasından başka bir şey değil. Bu silsilenin en tehlikeli halkasını, Cumhurbaşkanı Debi’nin 2019’da Fransa’nın hava gücü desteğini almak için bulunduğu talep oluşturuyor. Nitekim başkent Encemine’deki Havalimanı’na konuşlanan Fransız Hava Kuvvetleri, Libya’dan gelen isyancıları bombaladı.

Macron, Debi’nin cenaze törenine katılacak
Çad’ın modern tarihi, Eski Cumhurbaşkanı Hüseyin Habri’yi Fransa’nın desteğiyle deviren ve Sudan’ın Darfur bölgesine sürgün eden baba Debi de dahil olmak ülke yönetimin başına geçen liderlerin çoğunun askeri darbe veya isyan hareketleriyle geldiğini gösteriyor. Fakat Paris’in sabit kanaati, Çad’da rejimin şekli ne olursa olsun, birçok kez düşmekten kurtardığı baba Debi gibi oğul Debiyi de desteklemeyi sürdürmektir. Fransa’nın Çad’ın istikrarlı kalmasına ihtiyacı var. Nitekim Paris’in Barkhane operasyonu için başkent Encemine’yi karargah olarak seçtiği ve bu seçimin mevcut yönetime bir dereceye kadar güvence sağladığına işaret etmekte fayda var. Paris’in dün Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un cuma günü Debi’nin cenaze törenine katılacağını ilan etmesi şaşırtıcı olmadı. Fransa Savunma Bakanı, ülkesinin “Sahel ülkelerinde terörle mücadelede önemli bir müttefikini kaybettiğini” ifade etti. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Askeri Geçiş Konseyi sürecini “kapsamlı ve sivil bir hükümet kurulana kadar” sınırlı tutma çağrısında bulunarak, üstü kapalı bir şekilde Paris’in endişesini dile getirdi. Elysee Sarayı, askeri yönetimden sivil yönetime geçişin “barışçıl” bir şekilde gerçekleşmesinin önemini vurguladı. Şüphesiz Macron’un cuma günkü Encemine ziyareti yeni yönetimle birlikte siyasi ve askeri meseleleri görüşme fırsatı sunacaktır.
Uluslararası düzeyde Çad’daki gelişmelere verilen tepkilere gelince, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, baba Debi’nin “BM’nin önemli bir ortağı olduğunu ve Sahel bölgesinde terörizm, şiddet içeren radikalizm ve organize suçlarla mücadelede bölgesel istikrara büyük katkı sağladığını” ifade etti. Yerel ve uluslararası basın yayın organlarında dün çıkan haberlerde başkent Encemine’de hayatın normale döndüğü ve mağaza, pazar yerleri ve bankaların yeniden açıldığı bilgisi paylaşıldı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.