Tunus: Fransız polis memurunun öldürülmesiyle ilgili terör soruşturması başlatıldı

Cuma günü Fransız polis memurunu öldüren Tunuslu saldırgan Cemal Karşan (AFP)
Cuma günü Fransız polis memurunu öldüren Tunuslu saldırgan Cemal Karşan (AFP)
TT

Tunus: Fransız polis memurunun öldürülmesiyle ilgili terör soruşturması başlatıldı

Cuma günü Fransız polis memurunu öldüren Tunuslu saldırgan Cemal Karşan (AFP)
Cuma günü Fransız polis memurunu öldüren Tunuslu saldırgan Cemal Karşan (AFP)

Tunus’taki Terörle Mücadele Servisi Cuma günü Fransız polis memurunun hayatına kasteden saldırının aşırılık yanlısı örgütler tarafından düzenlenebileceği şüphelerinin ardından, saldırının faili Cemal Karşan’ın ailesi dahil olmak üzere Tunus’ta bir dizi güvenlik soruşturması başlattı.
Dava, Tunus Palamentosu’ndaki Onur Koalisyonu liderliğinde bulunan ve terör dosyalarına bakan avukat Seyfeddin Mahluf tarafından yürütülecek.
Tunuslu güvenlik güçleri şuanda bağlantıları henüz belli olmayan saldırganın Tunus topraklarına kadar yayılmış olma olasılığı ile memleketi Mesakin bölgesinde gizli terör hücreleri ve başka saldırı planları olma ihtimalini araştırıyor.
Yerel basın Tunusluların daha önce işledikleri benzer suçların aksine, Fransız polis memurunun bıçak saldırısı sonucu ölmesi noktasında saldırganın söz konusu suçu kazara işlediğini söylüyor. Fail hakkında doğrulanmış herhangi bir bilgi olmadığı belirtildi. Failin ailesi kamuoyuna görünmekten ve bilgi vermekten kaçınırken, aile fertleri ve yakınları hala olayın şoku içerisinde olduklarını ve olanlara inanamadıklarını doğruladı.
1984’de Tunus’un doğusundaki Susa şehrinde doğan Cemal, 14 Temmuz 2016’da Nice şehrinde bir kamyonu kalabalığın üzerine sürerek birçok kişinin ölümüne neden olan Muhammed Lahouaiej Bouhlel ile aynı bölgede yaşıyordu. Her ikisi de yıllar önce Fransa’ya yerleşmişti.
Söz konusu durum, bu iki kişi arasında, şehirdeki gençleri çekme noktasında terör hücrelerinin aktif olarak hareket etmesi çerçevesindeki bir takım soruları gündeme getiriyor.
Kanlı saldırının faili geçtiğimiz Şubat ayında yurt dışına çıktıktan sonra ilk kez Tunus’a gelmişti. Saldırganın Fransa’ya dönmeden önce ailesiyle birlikte iki haftadan fazla bir süre Mesakin (Tunus’un doğusu) şehrinde kaldığı bildirildi. Saldırgan başkent Paris’in güneybatısındaki Rambouillet kentinde kanlı saldırıyı gerçekleştirmişti.
DPA’ya göre Tunus güvenlik güçlerine yakın bir kaynak, Cemal’in suçu işlediği gün annesini arayarak 25 Nisan’da Tunus’a döneceğini söylediğini aktardı. Aynı bağlamda, Tunus’taki Terörle Mücadele Servisi, Tunuslu göçmen Cemal Karşan’ın işlediği cinayet kapsamında saldırganın Tunus’taki ilişkilerini araştıracağı ve söz konusu cinayeti dava edeceği noktasında söz verdi. Saldırganın ismi terörle mücadele servislerinin kayıtlarında yer almasa bile hakkındaki şüpheler hala devam ediyor.
Başbakan Hişam el-Meşişi, Paris’in güneybatısındaki Rambouillet kentinde bir polis karakolunu hedef alan ve cinayetle sonuçlanan terörist eylemin ardından, Fransız halkına ve kurbanın ailesine en içten taziyelerini sundu.



Hizbullah’a "son şans" tavsiyesi

Lübnanlılar, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının ardından 27 Kasım 2024'te Beyrut'un güney banliyölerine geri döndüler (Arşiv- EPA)
Lübnanlılar, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının ardından 27 Kasım 2024'te Beyrut'un güney banliyölerine geri döndüler (Arşiv- EPA)
TT

Hizbullah’a "son şans" tavsiyesi

Lübnanlılar, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının ardından 27 Kasım 2024'te Beyrut'un güney banliyölerine geri döndüler (Arşiv- EPA)
Lübnanlılar, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının ardından 27 Kasım 2024'te Beyrut'un güney banliyölerine geri döndüler (Arşiv- EPA)

Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, Hizbullah'a Mısır, Katar ve Türkiye'den "son şans tavsiyesi" niteliğinde mesajlar gönderildiğini, bunun amacının Lübnan'ı İsrail saldırısından kurtarmak ve böylece Lübnan halkının ezici çoğunluğu ile uluslararası toplum arasındaki uçurumu daha da derinleştirmemek olduğunu açıkladı.

Kaynaklara göre, bu mesajlar bölgesel ve uluslararası baskının artması ve partinin devlet çerçevesi dışında silah bulundurmaya devam etmesinin Lübnan'ı siyasi ve ekonomik izolasyona, ayrıca askeri çatışma olasılığına maruz bırakabileceği uyarılarının ardından geldi.


Suriye: Halep'te düzenlenen intihar saldırısında bir polis öldü, iki kişi yaralı

Suriye polisi, Halep'te bir DEAŞ hücresine karşı düzenlenen güvenlik operasyonunda
Suriye polisi, Halep'te bir DEAŞ hücresine karşı düzenlenen güvenlik operasyonunda
TT

Suriye: Halep'te düzenlenen intihar saldırısında bir polis öldü, iki kişi yaralı

Suriye polisi, Halep'te bir DEAŞ hücresine karşı düzenlenen güvenlik operasyonunda
Suriye polisi, Halep'te bir DEAŞ hücresine karşı düzenlenen güvenlik operasyonunda

Suriye İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, DEAŞ bağlantılı olduğundan şüphelenilen bir intihar bombacısının yılbaşı gecesi kuzeydeki Halep kentinde bir kiliseyi hedef aldıktan sonra güvenlik devriyesinin yakınında patlayıcı kemerini infilak ettirdiğini, bir polis memurunun öldüğünü ve iki memurun yaralandığını bildirdi.

Bakanlık sözcüsü Nureddin el-Baba, saldırganın kimliğini belirlemek için soruşturmaların devam ettiğini söyledi. Devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, "Halep'te devriyenin yakınında patlayıcı kemeriyle kendini havaya uçuran kişinin DEAŞ ile ideolojik veya örgütsel bir bağlantısı olması muhtemeldir" dedi.

Bu saldırı, Suriye yetkililerinin DEAŞ ile mücadelede ABD güçleriyle iş birliğini güçlendirdiği bir dönemde gerçekleşti. Saldırının sorumluluğunu henüz hiçbir grup üstlenmedi.

Aralık ayının başlarında, Suriye'de ABD-Suriye ortak askeri konvoyunu hedef alan ve DEAŞ'lı olduğundan şüphelenilen bir saldırgan tarafından iki ABD askeri ve bir sivil tercüman öldürülmüştü. ABD ordusu, ülkedeki onlarca DEAŞ hedefine yönelik geniş çaplı bir saldırıyla karşılık vermişti.

İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, saldırının Halep'in Bab el-Ferec mahallesinde gerçekleştiğini belirtti. Resmi Suriye haber ajansı SANA tarafından yayınlanan görüntülerde, intihar bombacısının saldırısı sonucu tahrip olmuş bir taş sokak ve sokak boyunca dağılmış enkaz ve bükülmüş metal parçaları görülüyordu.

Suriye, kasım ayında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın Beyaz Saray'ı ziyaret etmesiyle varılan anlaşma doğrultusunda, DEAŞ'a karşı ABD liderliğindeki koalisyonla iş birliği yapıyor.

Öte yandan, Suriye Enerji Bakanlığı, güney bölgesinde yüksek gerilim hatlarını hedef alan bir saldırı olduğunu ve Şam ile kırsal kesimine elektrik sağlayan şebekenin etkilendiğini bildirdi.


Lahbib: İsrail'in Gazze'de uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planları, yardımların engellenmesi anlamına geliyor

İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
TT

Lahbib: İsrail'in Gazze'de uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planları, yardımların engellenmesi anlamına geliyor

İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)

Avrupa Komisyonu Eşitlik, Hazırlık ve Kriz Yönetimi Komiseri Hadja Lahbib bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’nde uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planlarının, hayat kurtaran yardımların bölgeye ulaşmasını engelleyeceğini belirtti.

Lahbib, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Avrupa Birliği’nin (AB) tutumunun net olduğunu vurgulayarak, “Sivil toplum kuruluşlarının mevcut haliyle kayıt altına alınması yasasının uygulanması mümkün değil” dedi.

Lahbib, insani yardımların önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiğini vurguladı ve “Uluslararası insancıl hukuk, herhangi bir belirsizliğe yer bırakmıyor; yardımlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmalı” ifadesini kullandı.

İsrail medyası, hükümetin dün yaptığı açıklamaya dayanarak, Sınır Tanımayan Doktorlar, ActionAid ve Oxfam gibi onlarca insani yardım örgütünün lisanslarının iptal edileceğini ve bunların ‘terörle bağlantılı’ olduğu gerekçesiyle kapatılabileceğini duyurmuştu.

Bazı uluslararası yardım kuruluşları, kayıtlarının iptal edilmesi riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Eğer 31 Aralık’a kadar İsrail makamlarının belirlediği yeni kriterlere uyum sağlamazlarsa, 60 gün içinde faaliyetlerini durdurmak veya Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki çalışmalarına kısıtlama getirmek zorunda kalabilirler.