Libya Ulusal Birlik Hükümeti Bingazi’deki toplantısını iptal etti

Kaynaklar, Başbakan Dibeybe’nin heyetinde ‘silahlı gruplardan unsurların’ yer aldığını belirttiler.

Başbakan Abdulhamid Dibeybe, Bingazi ziyaretinin iptal edildiğini açıkladı (AFP)
Başbakan Abdulhamid Dibeybe, Bingazi ziyaretinin iptal edildiğini açıkladı (AFP)
TT

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Bingazi’deki toplantısını iptal etti

Başbakan Abdulhamid Dibeybe, Bingazi ziyaretinin iptal edildiğini açıkladı (AFP)
Başbakan Abdulhamid Dibeybe, Bingazi ziyaretinin iptal edildiğini açıkladı (AFP)

Libya’da ulusal uzlaşı sürecindeki güçlükleri yansıtan sürpriz bir gelişme yaşandı. Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH), ülkenin doğusunda yer alan Bingazi şehrinde göreve başlamasından bu yana ilk kez dün yapılması planlanan kabine toplantısının iptal edildiğini duyurmak zorunda kaldı. UBH yetkililerinden yapılan açıklamada, toplantının daha sonraki bir tarihte yapılmasına karar verildiği belirtildi.
UBH Sözcüsü Muhamed Hammude tarafından dün sabah yapılan kısa açıklamada, Bingazi’de yapılması planlanan toplantının ertelendiği bildirildi. Hammude açıklamasında ertelenmeye ve nedenlerine ilişkin daha fazla detay vermekten kaçındı. Ancak Bingazi şehrini ve Benina Uluslararası Havalimanı’nı kontrol eden Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) kaynakları, Başbakan Dibeybe’nin Bingazi’ye aralarında başkent Trablus'u kontrol eden silahlı gruplardan unsurların da olduğu korumalar ve yetkililerden oluşan bir öncü heyet gönderdiğini söylediler. Kaynaklar, bu kişilerin Benina Uluslararası Havalimanı’ndaki  VIP salonunun güvenliğini devralma talebinde bulunduklarını ve ziyareti havaalanındaki güvenlik yetkilileriyle veya LUO komutanlığı ile koordine etmeyi reddettiklerini belirttiler.
Bingazi’deki Benina Uluslararası Havalimanı yetkilileri, hükümete bağlı güvenlik görevlilerinin, Trablus'tan ziyaret için gelecek olan Başbakan ve beraberindekiler için güvenliği devralmalarını engellediler. Havalimanı güvenliği, Bingazi'deki yetkililerde olduğu için Trablus’tan gelen öncü güvenlik heyeti, Benina Uluslararası Havalimanı’na varır varmaz Trablus'a geri döndü. Öte yandan ziyareti protesto etmek için havalimanı dışında toplanan göstericiler, Türkiye tepki gösterdiler. Bazıları Dibeybe’nin Bingazi’ye gelmemesini isteyen sloganlar attılar.
Dibeybe, ülkenin doğusundaki Tobruk’ta düzenlenen toplantıda görev yemini etmesine rağmen Libya'nın en büyük ikinci şehri olan Bingazi ziyaretini görmezden gelerek Bingazilileri kızdırmıştı. Ayrıca, LUO’ya karşı savaşan silahlı milisler de dahil olmak üzere yerinden edilmiş bazı kişilerin, ‘vatanın kucaklaşması’ olarak nitelendirdiği girişimle geri dönmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bu da bazı göstericiler tarafından şehrin güvensiz olduğuna dair bir ipucu olarak değerlendirildi. Dibeybe’nin şimdiye kadar Mareşal Hafter'le görüşememesi de Dibeybe’ye duyulan öfkeyi artırdı.
Şarku’l Avsat’a konuşan Hafter’e yakın bir askeri yetkili, “Hafter, Türk müdahalesini meşrulaştırdığını düşündüğü bir önceki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Türkiye arasında imzalanan anlaşmaları destekleyen Dibeybe’nin tutumlarına ilişkin bir takım çekincelere sahip” dedi.
UBH’ye bağlı yerel basın, UBH’den bir kaynağın, ‘Hafter milisleri’ olarak nitelendirdikleri kişilerin Dibeybe ve beraberindekilerin Bingazi'ye girmesini engellemeleri nedeniyle ziyaretin iptal edildiğini söylediğini aktardı.
Korumaların ve yetkililerin yer aldığı bir heyetin dün akşam Benina Uluslararası Havalimanı'na geldiğini söyleyen kaynak, “Ancak Hafter milisleri, havalimanını kordon altına aldıktan sonra heyetin Bingazi'ye girmesini engellediler. Bu nedenle heyet başkent Trablus’taki Mitiga Uluslararası Havaalanı’na geri döndü” ifadelerini kullandı. UBH bakanları, Mitiga Uluslararası Havalimanı’nda bir süre Benina Uluslararası Havalimanı’na iniş izni beklediler, ancak daha sonra uçuşun tamamen iptal edildiği kendilerine bildirildi.
Öte yandan Libya Devlet Yüksek Konseyi Sözcüsü Muhammed Abdunnasır, ‘darbeci milisler’ olarak nitelendirdiği kişileri, ‘siyasi uzlaşıya giden süreci bozmak için UBH’nin çalışmalarını engellemekle’ suçladı. Abdunnasır, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’na (UNSMIL) ‘bu süreci engelleyenlere karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri’ çağrısında bulundu.
Dibeybe hükümetinin çatışan taraflar arasında yıllardır süregelen bölünmüşlüğü sona erdirme sürecini göstermeyi amaçlayan ziyaretin ertelenmesi, iki rakip taraf arasındaki bölünmenin halen devam ettiğini ortaya koydu. Başbakan Dibeybe daha önce devlet kurumlarını denetlemek ve şehrin yeniden yapılanma programları çerçevesindeki ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla Bingazi'yi ziyaret etmek ve ilk Bakanlar Kurulu toplantısını burada yapmak istediğini duyurmuştu.
Diğer yandan 5 + 5 Ortak Askeri Komite'nin dördüncü toplantısı, Pazartesi akşamı toplantının yapılacağı yere gelmiş olan UNSMIL heyetinin katılımıyla dün başladı. Toplantıda sahil kenti Sirte'deki LUO ve UBH güçlerinin temsilcileri yer aldı.
Ortak Askeri Komite, iki gün sürecek toplantıda, 23 Ekim'de Cenevre'de imzalanan kalıcı ateşkesi uygulama mekanizmasına ilişkin önceki toplantılarda kalınan kararları tartışacak. Ayrıca güvenlik birimleri ve polis alt komitelerinin çalışma raporlarını inceleyecek olan Komite, Sirte ile Misrata arasındaki sahil yolunun açılması hazırlık olarak mayınların ve savaş kalıntılarının kaldırılması ve paralı askerlerin Libya topraklarından çıkarılması konularını da ele alacak.
Bir başka gelişmede, üst düzey makamlara aday isimlerin dosyalarını alan ve inceleyen bir Temsilciler Meclisi (TM) komisyonu çalışmalarını tamamladı. Komisyon, tamamlanan dosyaları Libya Parlamentosu Başkanı Akile Salih’e teslim etti. TM’den yapılan açıklamada, komisyon üyelerinden birinin açıklamasına göre bu makamlarda yer alacak adayların dosyalarının, başkent Trablus'taki Devlet Yüksek Konseyi’ne gönderileceği belirtildi.
Son olarak Libya'nın başkenti Trablus'ta Ulusal Petrol Kurumu (NOC) Başkanı Mustafa Sanallah, Bingazi’deki el-Halic, Sirte ve Ras Lanuf şirketlerinin başkanlarıyla NOC arasında gerçekleştirilen bir acil durum toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Tobruk'taki Harika Limanı'ndaki mücbir sebep durumunun kaldırması ve üretim çalışmalarının derhal başlatılması için gerekli tüm tedbirlerin alındığını duyurdu.



Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.


Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.