Veliaht Prens Muhammed bin Selman: Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerinde büyük başarılar elde ettik

Rakamlar, vizyon çerçevesindeki projelerde yakalanan başarıları ortaya koydu. Suudi Arabistan ekonomisinin geleceğinin bir tablosu çizildi

Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman: Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerinde büyük başarılar elde ettik

Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, son beş yılda ülkesinin 2030 Vizyonu çerçevesindeki programlarda ve projelerde büyük başarılar elde ettiklerini ifade etti. Suudi Arabistan’ın bölgedeki ve tüm dünyadaki ülkelerle arasındaki ilişkilere değinen Veliaht Prens,  radikalizmle mücadele etme ve Suudi Arabistan’ı hedef alan aşırılık yanlılarından hesap sorma sözü verdi.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman dün akşam devlet televizyonunda ve önde gelen Arap televizyon kanallarında yayınlanan röportajında, petrolün Suudi Arabistan'a çok büyük yarar sağladığını, ancak Suudi Arabistan’ın petrolden önce de var olan bir ülke olduğunu söyledi. Veliaht Prens, “Petrolün özellikle 1930’lu ve 1940’lı yıllarda sağladığı gelir ve büyüme hacmi, ihtiyaçlarımızdan çok daha fazlaydı. Bu gelirin ve ekonomik büyümenin büyüklüğü, istediğimizin yüzlerce katı üzerindeydi. Petrolün ülkenin tüm ihtiyaçlarını karşılayacağına dair bir izlenim vardı. Elbette o zamanlar ülkenin nüfusu üç milyonun altındaydı. Belki çok daha azdı. O zamanlar Riyad'ın nüfusu 150 bindi” ifadelerini kullandı.
Ancak zaman geçtikçe petrol üretim hacminin çok az arttığını ifade eden Veliaht Prens, buna karşın ülke nüfusunun büyük bir hızla arttığını belirterek, “Petrol, 1960’lı ve 1970’li yıllarda alışık olduğumuz ihtiyaçları ve yaşam tarzımızı karşıladı. Ancak eğer nüfus artışı aynı şekilde devam ederse, 10 ya da 20 yıl sonra, elli yıldır sürdürdüğümüz yaşam kalitesi olumsuz etkilenecektir” dedi.
Veliaht Prens sözlerini şöyle sürdürdü:
“Suudiler olarak, zaman geçtikçe aynı hayat standardını sürdürmeyi, daha iyi bir yaşam kalitesine kavuşmayı ve gelecekte de büyümeye devam etmeyi istiyoruz. Petrolün önümüzdeki 40 veya 50 yıl içinde karşılaşacağı zorluklar ve ileride kullanımındaki azalma ile fiyatları da daha fazla düşeceği için Suudi Arabistan ekonomisinin petrole bağımlı kalması durumunda karşı karşıya kalacağı tehlikeden bahsetmiyorum bile. Bu, Suudi Arabistan ekonomisinde bir dengesizliğe, bireysel ve ulusal düzeyde olumsuz ekonomik ve mali sonuçlara yol açabilir.”
Vizyon 2030’un bir diğer itici gücünün, Suudi Arabistan’daki madencilik, turizm, lojistik ve yatırım dahil olmak üzere petrol sektörü dışındaki çeşitli sektörlerde bulunan çok sayıda fırsatı olduğuna işaret eden Veliaht Prens, “Pek çok büyük fırsat var. Suudiler olarak halen yararlanmak istediğimiz çok güçlü bir arzu ve motivasyon duygusu hakim. Karşılaştığımız zorlukları ortadan kaldırmak ve bizi bugünkü durumdan yüzde 90 daha büyük hale getirebilecek olan kullanılmayan fırsatlardan yararlanmak, Vizyon 2030'un çalışmasını sağlayan iki ana itici güçtür. Büyümeye, gelişmeye ve tüm alanlarda rekabet etmeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
Suudi Arabistan 2030 Vizyonu’nun duyurulmasından bu yana geçen beş yılda elde edilen büyük başarılara değinen Veliaht Prens, “Elde edilen çok fazla kazanım var, ama karşı karşıya olduğumuz en önemli zorluk barınma sorunudur. Yirmi yıldır çözülemeyen bir konut sorunumuz var ve vatandaşın yaklaşık 15 yıl süreyle kredi veya konut desteği almayı bekliyor” diye konuştu. Ev sahibi olma oranının dört yıl içinde yüzde 47'den yüzde 60'a yükseldiğine dikkati çeken Veliaht Prens, “Bu da size gidişatımızla ilgili fikir verir” dedi.
Suudi Arabistan’ın işsizlik oranını yüzde 14’ten yüzde 11’e indirdiğini belirten Veliaht Prens, “G20 üyeleri arasında işsizlik oranları açısından en iyi performans gösteren altıncı ülke olduk. Şimdi, 2021'in dördüncü çeyreğinde yapılan açıklamaya göre yüzde 12'ye geri döndük. Ancak bu yıl yüzde 11 sınırını yüzde 7'ye düşüreceğimizi düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Petrol dışı gelirlerin 166 milyardan 350 milyar riyale yükseldiğini söyleyerek vizyonun bazı başarılarını sıralayan Veliaht Prens, “Örneğin altı devlet kurumu aracılığıyla ticaret sicilinin çıkarılması günler sürüyordu.  Şimdi e-devlet sistemi aracılığıyla bu işlem yarım saat içinde tamamlanıyor” dedi. Ayrıca, Suudi Arabistan’daki yılık beş milyar riyal olan yabancı yatırımların üç kat artarak yıllık 17 milyar riyale yükseldiğini sözlerine ekleyen Muhammed Bin Selman, “Suudi Arabistan borsası son krizden sonra 4 bin ile 7 bin puan arasında sıkışıp kalmıştı. Şimdi on bin puanı aştı. Bu da özel sektörün büyümeye başladığına işaret ediyor” dedi.
Suudi Arabistan 2030 Vizyonu’nun dünyanın en büyük, bir başka deyişle en hızlı ilerleyen dönüştürücü projelerinden biri olup olmadığıyla ilgili bir soruyu ise Veliaht Prens, “Çok hızlı diye bir şey yoktur. Eğer bir fırsatınız varsa, bunu başarabilecekseniz ve ben bunu sadece hızı bahane edersem, bu benim geciktiğim ve harekete geçmek istemediğim anlamına gelir. Yani ister on, ister yüz, ister bin, ister on bin fırsat olsun, üzerinde çalışacağımız fırsatlar vardır. İnsani yeteneklerimizi geliştiriyor ve bu fırsatlara en kısa sürede ulaşmak için hükümetin imkanlarını geliştiriyoruz. Tamamına ulaştığımızda yeni ufuklar açacağız” şeklinde yanıtladı.
Veliaht Prens Muhammed sözlerini şöyle sürdürdü:
“Vizyon çerçevesindeki projelerde öngördüğümüzden çok daha önce hedeflenen rakamlara yaklaştık. Örneğin Vizyon 2030’daki konut ile ilgili hedefimiz 2020 içi yüzde 60, 2025 için ise yüzde 62’ydi. Biz 2020 yılında yüzde 60’a ulaştık. Bu da vizyon çerçevesinde ev sahibi vatandaş sayısını artırma hedefinin yüzden 62'den yüzde 70'in üzerine çıktığı anlamına geliyor.”
Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2025 yılında 4 trilyon riyal büyüklüğünde olacağını ve 2030 yılında ise 7 trilyon riyale sahip olmasının hedeflendiğini belirten Veliaht Prens, 2030 hedefinin on milyon riyale revize edeceklerini söyledi. Büyük ve ulaşılamaz olduğu düşünülen tüm rakamları 2020 yılında yaklaştıklarını vurgulayan Muhammed Bin Selman, bu rakamların birçoğunu 2025 yılında yakalayacaklarını, bunun da 2030 yılında daha büyük rakamlara ulaşılacağı anlamına geldiğini belirtti.

Devlet merkezinin kurulması
Veliaht Prens, devlet merkezinin kurulmasıyla ilgili olarak ise şunları söyledi:
“Kral Selman’ın kral olduğu 2015 yılında karşı karşıya olduğumuz en büyük zorluk, yetkililerin nüfuzunu ve rollerini netleştiren bakanlıklar, kurumlar ve temel bir hükümet sisteminin olmasına rağmen yürütme otoritesine gelindiğinde devlet merkezinin olmamasıydı. Strateji oluşturmayan, politika yapmayan ve bütçenin bakanlıklar tarafından ayrı ayrı hazırlandığı bir devlet merkezi olamaz.”
Buna Kral Abdullah bin Abdulaziz döneminde konut dosyasına ayrılan, ancak harcanamayan 250 milyar riyalin tahsis edilmesi deneyimini örnek veren Veliaht Prens, “Araziye ihtiyacı duyduğumuz ve belediyelerle bir takım sorunlarımız olduğundan tahsis edilen bu parayı harcayamıyorsunuz. Belediyelerin politikaları konut politikalarıyla uyumlu değil. İpotek, borçlanma ve banka kredisi ile ilgili bir sisteme, Merkez Bankası’nın da bunu uygulaması için mevzuata ihtiyacı var. Politikalar ve stratejiler belirleyen ve bunları taraflar arasında uyumlu hale getiren ve her bakanlığa bunu uygulaması için rol veren güçlü bir devlet merkezi olmadan hiçbir şey elde edilemez. Örneğin, çalışmalarımızın ardından bir devlet merkezi kurduk. Konut sahibi vatandaşların sayısının yüzde 60'a yükselmesi bunun bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.
2015 yılının zorlu bir yıl olduğunu ve bakanların yüzde 80'inin işinin ehli olmadığını, en küçük kamu yatırım fonu şirketiyle dahi ilgilenmediklerini belirten Veliaht Prens, bakanlık yetkilileri arasında yetkin isimlerin yok denecek kadar az olduğunu ve bunun büyük bir eksikliğe yol açtığını vurguladı. Veliaht Prens, çalışmaların ve prosedürlerin çoğu boşa harcandı ve çalışmaların çoğu stratejik veya planlı bir şekilde olmadıklarından geleceğe dair hedeflere ulaştırmıyordu. Karar almayı destekleyebilecek bir ekip, bir hükümetin veya bakanlar kurulu çalışma konseyleri olmadığını söyleyen Veliaht Prens, “Herhangi bir hedefe ulaşmadan önce, Suudiler olarak arzu ettiklerimizi gerçekleştirmemize ve fırsatları değerlendirmemize yardımcı olacak yapı için bir ekip oluşturmanız gerekti” dedi.
Zor geçen 2015 yılının bir bölümünde bazı sektörleri ve bazı bakanlıkları yeniden yapılandırarak, yeni bakanlar, bakan yardımcıları ve vekiller atayarak, Ekonomik İşler ve Kalkınma Konseyi ve Siyasi ve Güvenlik İşleri Konseyi gibi konseyler kurarak hükümetin yeniden yapılandırıldığını belirten Muhammed Bin Selman, “Mesela 2015 yılı sonunda yaptığımız en önemli işlerden biri, tüm bakanlıklardaki en önemli ismi sıralamak oldu. Bu isimleri yeşil, sarı ve kırmızı gibi kategorilere ayırdık. Yüzde 90'ı kırmızı ve sarı (yani Suudi vatandaşı olmayan) ve yüzde 10’u yeşil (Suudi vatandaşı)’di. İhtiyacımız olanı elde etmek için tüm bu kadroları yüzde 70 yeşile dönecek şekilde nasıl değiştirebileceğimizi düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
Ekonomik İşler ve Kalkınma Konseyi ve Siyasi ve Güvenlik İşleri Konseyi’nin kurulmasının sorunun çözüldüğü anlamına gelmediğini ve yeniden yapılanmanın devam ettiğini vurgulayan Veliaht Prens, “Ülke içinde kurumsal çalışmaya ihtiyacınız var. Bu nedenle vizyon çerçevesindeki konut, enerji, sanayi, yaşam kalitesini artıma ve diğer projeler için stratejiler geliştirmek amacıyla başkanlığını yaptığım Ekonomik İşler ve Kalkınma Konseyi’nde bir strateji ofisi kurarak işe başladık. Hazinenin sadece Maliye Bakanlığı’nın sorumluluğunda olmaması için Devlet Bütçe Çalışma Ofisi’ni kurduk. Stratejinin uygulanmasında koordinasyon sağlamak için her iki haftada bir toplanan Maliye Bakanı başkanlığındaki bir Finans Komitesi kuruldu. Şimdi devlet merkezindeki Politika Ofisi’ni kurma çalışmalarını bitirmek üzereyiz” ifadelerini kullandı.
Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, vizyon belirlediğinde vizyonun, ülkedeki insan gücü, doğal kaynaklar, ekonomik ve finansal zenginlikler olsun, sahip olunan tüm fırsatları ve imkanlara ulaşılabilecek hedefleri koyduğunu ve stratejiler belirlediğini söyledi. Bugün politikaların komisyonlar aracılığıyla belirlendiğini ve bu yıl başka bir uzman ofisin daha kurulmasının planlandığını söyleyen Veliaht Prens, bakanlıkların, hazırlanan stratejiyi her bakanlık için bir rol ve net bir hedefle uygulaması, istenen her hedefe ulaşmak için tüm bakanlıklara görevlerinin koordine edilmesi ve rollerinin uygun şekilde dağıtılması için talimatlar verildiğini belirtti. Bu çalışmanın 2016'dan 2018 yılına kadar neredeyse üç yıl sürdüğünün altını çizen Veliaht Prens, “Buradan ilerlemeye başladık. Eğer dikkat ederseniz 2016, 2017 ve 2018 yıllarındaki ekonomik ve hizmet alanında yakalanan başarılar, 2019 yılına kıyasla çok zayıf, ancak endişeli değilim. Bu yıl bir yenilik daha olacak. Bu yenilik için çok çaba harcadık. Yüksek verimli bir devlet merkezi kurma çalışmalarında yüzde 70'i geçtik. Kalan yüzde 30’u ise önümüzdeki bir buçuk yıl içinde tamamlayacağız” şeklinde konuştu.
Veliaht Prens, çalışma ekibinin nasıl seçileceğiyle ilgili olarak şunları söyledi:
“Yetkinlik ve yetenekli olmak gibi özelliklerin esas olduğuna şüphe yok, ancak en önemlisi tutkudur. Bir kişi bir göreve atandığında tıpkı Prens Abdulaziz bin Turki el-Faysal gibi, kişisel bir amacı ve tutkusu olmalıdır. Spor yapmaya önem veren Prens Turki el-Faysal, bulunduğu konumu hak eden biridir. Spor onun kişisel amacıdır. Tutku ise bir görevlinin mümkün olduğunca hareket etmesini sağlayan en büyük motivasyondur. Yaptığı işe tutkuyla bağlanmayan bir görevlinin, çok yüksek hedeflere ve özlemlere ulaşması zordur. Bunu pek çok bakanda görebilirsiniz. Size tutkulu ve çalıştığı her sektörü araştırmak isteyen isimler de verebilirim.”

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu
Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF), 2025 ve 2030 gelir hedeflerine değinen Veliaht Prens, PIF’in devlet hazinesine getirisinin şuan sıfır olduğunu belirterek, “Kamu yatırımlarının amacı büyüme ve çok büyük bir fon sağlamaktır. PIF, bu hedef doğrultusunda 2030 yılından sonra bir devlet geliri kaynağı olacaktır. Kamu yatırımlarının amacı büyüme ve çok büyük bir fon sağlamaktır, böylece 2030'dan sonra bir devlet geliri kaynağı olacaktır. Bugün PIF’i tüketmek ve kârını büyümesi pahasına devlet bütçesine aktarmak istemiyoruz. Dediğim gibi PIF’in gelir hedefi değişti. Gelir hedefinin 2030 yılında on trilyon riyal olacağı resmi olarak duyurulacak. Bu nedenle PIF’in büyümesine odaklanıyoruz. PIF, yaklaşık dört yıl içinde yüzde 300 oranında büyüme kaydetti. Önümüzdeki beş yıl içinde de yüzde 200 büyüyecek. 2030 yılında geliri on trilyon riyale ulaşacağını tahmin ediyoruz. Ardından o zamanki duruma göre bir politika uygulayacaktır. Büyümenin devam etmesi için PIF’den yapılacak harcamalar yüzde 2,5'i geçmeyecek” dedi.
PIF’in Vizyon 2030’un duyurulması öncesinde ülkedeki yatırımlara sadece 3 milyar riyal harcadığına işaret eden Muhammed Bin Selman, PIF’in 2020 yılında yeni yatırımlara 90 milyar riyal harcadığını, bu yıl ise 160 milyar riyal harcamasının hedeflendiğini, devletin sermaye harcamasının ise 150 milyar riyal olacağını söyledi.
Bunun, PIF’in bugün ülke içindeki yeni yatırımlara devletin sermaye harcamalarından daha fazla harcadığı anlamına geldiğine dikkati çeken Veliaht Prens, bunun PIF’in bugün ülke ekonomisi için devlet bütçesinden çok daha iyi bir motor haline geldiğini gösterdiğini, PIF’in yatırım hacminin 2030 yılında 400 milyar riyalin üzerine çıkmasının beklendiğini kaydetti.
Bunun PIF’in 2030 yılında yeni yatırımlara harcayacağı meblağın devletin sermaye harcamalarının neredeyse 3 katına denk geleceğini belirten Veliaht Prens, PIF’in bugünkü bütçesinin 1 buçuk trilyon riyal olması nedeniyle bu rakamın 2030 yılında nasıl 4 milyar riyale yükseleceği ve nasıl harcanacağı sorusunun gündeme geleceğini belirterek, “PIF’in elinde varlık bulundurmamasını gerektiren bir politika üzerinde çalıştık. Yani bu varlığı elden çıkarıyoruz. Eğer bu varlık borsada ise, oranımızı düşürüyoruz. Değerini, bize bu varlığın büyümeye devam edeceğine dair garanti veren bir oranda sabitliyoruz” ifadelerini kullandı.
Muhammed Bin Selman sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir şekilde borsayı etkilediği için size bununla ilgili bir örnek veremem. Sorun olabilir. Ancak PIF bünyesindeki hiçbir şirketin borsada listelenmediği bir gün dahi olmaz. Bu şirketlere ait bu yıl ve önümüzdeki yıllar için teklifler var. NEOM, Kızıldeniz, Qiddiya, es-Sawda veya diğer projeler gibi beş yıldan kısa bir süre içinde kar elde ettikten sonra kurduğumuz yeni şirketler var.”
Buralardan elde edilen gelirleri yeniden Suudi Arabistan ekonomisindeki yeni yatırımlara aktarıldığına işaret eden Veliaht Prens, “2030 yılında Suudi Arabistan'da sermaye harcamalarının lideri devlet bütçesi değil, bu yıl Suudi Arabistan'da sermaye harcamalarında lider olan ve bir yatırım fonu markası haline gelen PIF olacak” dedi.

Petrolün geleceği
PIF’in petrolden vazgeçeceği veya petrolün, bütçenin daimi destekçisi olacağı şeklindeki düşünceye dair değerlendirmelerde bulunan Veliaht Prens, “Analistler arasında Suudi Arabistan’ın petrolden kurtulmak istediğine dair yanlış bir algı var. Bu tam olarak doğru değil. Gerek petrol sektöründeki gerekse diğer sektörlerdeki tüm imkanlardan yararlanmak istiyoruz. Dünya çağında birçok analist, 2030 yılına kadar petrol talebinin artacağını tahmin ediyor. Çoğunluk, petrol talebinin 2040'a kadar artmasını bekliyor. Az sayıdaki bir kesim ise petrole olan talebin 2030 yılından 2070'e kadar kademeli olarak azalacağını öngörüyor. Burada petrole olan talepten bahsediyoruz. Ancak arz tarafından bakıldığında, petrole olan talebindeki düşüşten çok daha hızlı bir azalma olduğunu görüyoruz. Örneğin ABD on yıl sonra petrol üreten bir ülke olmayacak. Bugün kabaca 11 milyon varil petrol üreten ABD, on yıl sonra ancak iki milyon varil petrol üretebilecek. Çin bugün 4 milyon varil petrol üretiyor. Ancak 2030 yılında üretim kapasitesi ya tamamen sıfırlanacak ya da sıfıra yaklaşacak. Rusya bugün neredeyse 11 milyon varil petrol üretiyor. Ancak 19 - 20 yıl sonra bir milyon varil veya daha az petrol üretecek. Arz, petrol talebindeki düşüşten çok daha hızlı bir şekilde azalıyor. Petrol talebi 2030 yılına kadar büyüyecek. Birçok analistin öngördüğü gibi petrol talebi 2040 yılına kadar artacak, ancak petrol arzı beş yıl sonra kademeli olarak azalmaya başlayacak. Bu da Suudi Arabistan'ın petrol talebini karşılayabilmesi için gelecekte üretimini artırmak zorunda kalacağı anlamına geliyor. Bu durum gelecek vaat etse de buna güvenmemeliyiz” diye konuştu.
Petrol sektöründe petrol türevi ürünlerin üretimi ile ilgili başka bir alana dikkati çeken Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, “Suudi Arabistan bugün, yılda yaklaşık 800 bin varil petrol ve türevlerinden elde edilen ürün ve hammadde üretiyor. Suudi Arabistan’ın Saudi Aramco ile 2030 yılında çeşitli dönüşüm endüstrileri için 3 milyon varillik üretim yapmayı hedefliyoruz. Bu boyut, oldukça önemli bir büyüme sağlayacaktır. 3 milyon varille petrolden üretilen ham madde iki katına çıkacak. Oldukça büyük bir Saudi Aramco sermaye harcama programı çerçevesinde ortak çalışma programının yüzde 40 veya 50'sini oluşturabilecek değerde bir program olarak duyuruldu.  Dolayısıyla, Saudi Aramco'ya baktığınızda, talebe dayalı farklı sektörlere ulaşma fırsatınızın çok büyük olduğunu görebilirsiniz. Saudi Aramco bugün dünya çapında en büyük tanker kiralayıcısıdır. Bu, Aramco’nun gemi yapımında yerel bir sektör oluşturması ve bunu yıllar önce başlatması durumunda bir şansı olduğu anlamına geliyor. Gemi inşası alanındaki en büyük sanayi şirketlerinden biri olacak. Bu aynı zamanda borular, teller ve diğer çeşitli parçaların üretimi için de geçerli. Eğer Saudi Aramco, taleplerinin bir kısmını yerel sektöre yönlendirmesi, bugün Aramco'da sermaye harcamalarının yüzde 70'inin yerel sektöre yönlendirilmesi hedefinin belirlenmesini ve bir kısmının Aramco’nun iştiraki olan kuruluşlar tarafından bir kısmının da Suudi Arabistan’daki çeşitli şirketler tarafından sağlanması mümkün olabilir. Sonuç olarak, petrol sektöründe halen çok büyük ve yeterli fırsatlar olduğunu, radikal bir değişim getirebileceğini söylemeye çalışıyorum. Petrol sektöründen ve imalat sanayilerinden vb. elde edilen kazançları artırmak istiyoruz. Aynı zamanda ekonomimizi çeşitlendirmek ve ekonomimizi büyütmek için petrol sektöründen uzakta çeşitli başka fırsatlar üzerinde de çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Saudi Aramco’nun halka arz edilmesi
Veliaht Prens, Saudi Aramco’nun yakında halk arz edilecek hisseleriyle ilgili olarak, halka arz işlemlerinin devam ettiğini, ancak şu an için ayrıntıları açıklayamayacağını vurgulayarak yine de çok yakında yeni gelişmelerin olabileceğini belirtti. Önümüzdeki bir veya iki yıl içinde büyük uluslararası yatırımcılara bir miktar satış yapılabileceğini söyleyen Muhammed Bin Selman, “Ancak şuan dünyanın önde gelen şirketlerinden birinin, Aramco hisselerinin yüzde 1'ini satın alması gündemde. Bu, Aramco'nun Suudi Arabistan’daki veya başka bir ülkedeki şirkette satışlarını artıran çok önemli bir anlaşma olacak. Adını söyleyememem ama çok bir ülke Aramco’nun hisselerinin yüzde 1’ini alırsa şirket üretim sanayilerini artıracak ve ülkedeki Aramco ürünlerine olan talebi artıracak. Ayrıca Aramco’nun yüzde 1'ini satın alan şirket ve başka şirketlerle başka hisselerin de satışı için görüşmeler yapılıyor. Aramco'nun bazıları PIF’e devredilebilecek varlıkları da var. Bir kısmı Suudi Arabistan borsasında halka arz edilecek” şeklinde konuştu.
PIF’in özel sektörle arasındaki rekabete de değinen Veliaht Prens, “PIF’in özel sektör için fırsatları güçlendirdiğini düşünüyorum. Yani özel sektör esas olarak devletin sermaye harcamalarıyla ayakta duruyordu” dedi.

Çevreye duyarlı olmak kayıp değildir
Veliaht Prens, yatırımlar pahasına çevreye duyarlı olup olmadığına ilişkin bir soruyu ise Kızıldeniz adalarındaki çevre güzelliğine işaret ederek şöyle yanıtladı:
“Gerek yerli gerek yabancı turistler Kızıldeniz'i ziyaret ettiğinde, çevrenin tadını çıkarmak, temiz bir kumsal, canlı mercan resifleri, temiz su ister. İyi bir balık çeşitliğini olmasını bekler. Eğer çevreyi yok ederseniz turizm alanındaki tüm imkanları da yok edersiniz.”
Kum ve toz fırtınasındaki artışın sağlık üzerindeki etkisine dikkati çeken Veliaht Prens, “Bunun gelecekte sağlık sektörüne çok büyük maliyetlere yükleyeceğinden hiç şüphesiz çevreyi eski haline getirmeyi istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Veliaht Prens sözlerini şöyle sürdürdü:
“Suudi Arabistan'da son 50 yılda bitki örtüsünün yaklaşık yüzde 70 oranında azaldı. 2030 yılında bitki örtüsünü yüzde 200'e çıkarmak ve normal halimize dönmeyi hedefliyoruz. Son dört yılda bitki örtüsü yüzde 40 artırıldı. Böylece kum fırtınalarının yüzde 30’un üzerinde azaldı. Aynı zamanda geçtiğimiz yıllarda yağmur seviyesindeki artışta çok büyük etkisi oldu. Gerek karada gerek ülkenin güneyindeki plajlar veya ormanlarda, gerek çiftçilik veya Yeşil Riyad gibi diğer girişimlerde, gerek park ve bahçeler gibi şehirlerdeki yeşil alanlarda olsun çok fazla çevresel nokta var. Bunların hem turizm sektörü hem de hayat kalitesi üzerinde doğrudan etkisi bulunuyor. Suudi Arabistan’a ilgi ve yatırım sermayesi çekmek ve var olanları korumak için hayat kalitesini yüksek tutmalıyız. Çevrenin, Suudi Arabistan’ın turizm ve hayat kalitesinden yatırım sermayeleri ve ilgi çekmeye, hayat kalitesine kadar tüm ekonomik hedefleri üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olduğundan büyük öneme sahiptir.”

Gelir vergisi uygulanması gibi bir plan yok
Katma değer vergisinin 2020 yılında yeni tip koronavirüs (Kovid-19)  salgınının patlak vermesi ve tüm dünyanın karşılaştığı ekonomik zorluk çerçevesinde yüzde 15’e yükseltildiğini söyleyen Veliaht Prens, “Suudi Arabistan’ın gelirinin önemli bir bölümünü oluşturan petrol fiyatlarının 2020 yılında sıfırın altına düştüğünü gördük. Çok büyük bir zorluktu. Ya tüm hedeflerimizi değiştirmeli ve geleceğe yönelik tüm hayallerimizden geri adım atmalıydık ya da kısa süreliğine sert önlemler alıp sonra işlerin normale dönmesini beklemeliydik. Ödeneklerin büyük bir kısmının kaldırılmasını veya maaşların düşürülmesini önlemek için alınan önlemlerden biri de katma değer vergisinin yüzde 15'e yükseltilmesiydi. Sıkıcı bir önlem olduğun a şüphe yok. Bir Suudi vatandaşını sıkıntıya düşürmek isteyeceğim son şeydir. Ülkenin refah içinde olması ve büyümesi benim yararımadır. Bir Suudi vatandaşının bir önceki günden daha fazla tatmin olması benim çıkarımadır. Ama aynı zamanda büyümeye devam eden, üç-dört yıllık büyüme hedefleriyle tatmin olmayan ve ülkenin birikimlerini ve daha iyi bir gelecek için fırsatlarını değerlendiren uzun vadeli bir gelecek inşa etmek de benim görevim. Bir ila beş yıl sürebilecek geçici bir karar olan katma değer vergisinin yüzde 15’e çıkarılması da dahil olmak üzere bir dizi karar alındı. Daha sonra işler normale dönecektir. Salgından sonra ekonomik verilere ve koşullara göre normale döneceğiz” şeklinde konuştu. Veliaht Prens ayrıca gelir vergisi uygulanması gibi bir plan olmadığının altını çizdi.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, devletin vatandaşın gelirini artırma yaklaşımı ve politikası ile ilgili olarak şunları söyledi:
“Vatandaşın gelirini artırmak istediğimize şüphe yok. Fakat bunun öncesinde bir takım önceliklerim var.  İlk önceliğimiz istikrarlı, güçlü, sürdürülebilir ve tükenmeyecek finansman kaynağına sahip olmaktır. Böylelikle gelecekte büyüme sağlayamayacağımız çok zor bir alana giriyoruz. Çok yüksek harcama yapabilirim. PIF’in ve Merkez Bankası'nın birikimlerini piyasaya sürebilir ve bir günde işsizlik oranını yüzde 3'e indirebilirim. Ancak bu sürdürülebilir mi? Eğer böyle olursa, 5 yıl sonra ekonomiye yük getiren ve yükselmek için ne imkanınızın ne de fırsatınızın olmayacağı daha büyük bir sorun ortaya çıkacaktır. Bu yüzden birinci önceliğim, güçlü ve sürdürülebilir bir finansman kaynağı oluşturmaktır. İkincisi ise ekonomiyi düzeyini korumak ve devletin sermaye harcamalarından uzakta araçlar geliştirmektir.”
Suudi Arabistan’ın petrol zengini bir ülke olmasına rağmen başta benzin olmak üzere enerji alanındaki maliyetlerin artmasına dair bir soruya verdiği yanıtta, petrol ülkesi olmanın zengin bir ülke olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Muhammed Bin Selman, “Cezayir ve Irak petrol ülkeleri, ama zengin ülkeler mi? Zengin bir ülke, nüfusunuzun büyüklüğü ile imkanlarının ve ekonomik gelirleri orantılı ülkedir. Nüfusun 6 milyon 7 milyon olduğu ve günlük 10 milyon varil petrol ürettiğimiz dönemde zengin bir ülke olduğumuz doğrudur. Ancak bugün nüfusumuz 20 milyon ve bu sayı günden güne artıyor. Yeni araçlar edinmez, birikimlerimizi koruyup doğru yönlendirmezsek, her geçen gün daha fakir bir ülkeye dönüşeceğiz. Birkaç yıl sonra bu engeli aşarak sürdürülebilir bir büyüme ve refaha kavuşabilmek için bu birikimleri koruyor ve doğru bir şekilde kullanmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Kur’an anayasamız
Veliaht Prens, devlet televizyonunun yanı sıra önde gelen Arap televizyon kanallarında yayınlanan ve Abdullah el-Mudifer’e verdiği röportajında, ​ Kur'an-ı Kerim'in Suudi Arabistan’ın anayasası olduğunu ve Temel Yönetim Yasası'nın bunu şart koştuğunu ifade ederken, radikalizm yanlısı bir tutum sergileyen herkesin suçlu olduğunu ve yargılanacağını yineledi.
İslam anlayışında “İtidal” (dengeli olma) kavramına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Veliaht Prens, itidalin geniş anlamlı bir kelime olduğunu söyledi. Veliaht Prens, “Müslüman alimler ve fıkıhçılar bin yılı aşkın bir süredir, dengeli olma kavramını esas alarak içtihat ediyorlar. Suudi Arabistan’ın Kur’an-ı Kerim’e ve mütevatir Sünnet’e dayanan anayasasına, onun temel yönetim sistemine ve anayasanın herkesi kapsayacak şekilde uygulanmasına bağlı kaldığım sürece dengeli çizgiyi yorumlayacak bir konumda olduğumu düşünmüyorum. Bizim anayasamız Kur’an-ı Kerim’dir ve sonsuza kadar da böylece olacaktır. Temel Yönetim Kanunu bunu çok açık bir şekilde belirtmektedir. Hükümet ya da Şura Meclisi olarak veya kanun koyucu ya da Kral olarak veya Danışma Mercii olarak Kur’an'ı uygulamakla yükümlüyüz. Yani Kur’an-ı Kerim’de veya Sünnet’te açık bir nas/delil olmadan meşru bir hüküm vermemeliyim. Hükümetin hukuken Kur’an-ı Kerim ve mütevatir hadis metinlerini uygulamakla yükümlü olduğunu vurgulayan Dini bir meselede Kur'an-ı Kerim’deki açık bir nass dışında hüküm verilmez. Verilen hüküm ise tıpkı Hz. Muhammed’in döneminde uygulandığı şekliyle uygulanır. Bir Kur’an ayetini Hz. Muhammed’in uygulamasından farklı bir şekilde uygulamak, Allah’ın şeriatını (kanunu) uygulamak değildir. Kur’an’da veya mütevatir Sünnet’te olmayan bir hükmün uygulanması şeriatı tahrif etmektir. Allah bir şeyi haram kıldığında (yasakladığında) ve bunun ahirette cezası olduğunu vaat ettiğinde, insan olarak bizler bu haram davranışı cezalandırmamızı emretmemiştir. Bu haramın cezasını kıyamet gününe ve ahirete bırakmıştır. Allah kendisine şirk koşulması dışında her günahı affeder. Kur’an ve Sünnet’in uygulandığı anayasamıza göre doğru yaklaşım budur. Kendimizi sadece belirli bir ekole/mezhebe veya dünyaya adadığımızda insanları ilahlaştırmış oluruz. Allah ve Resulü,  insanlarla aralarına bir engel koymadı. Kur’an-ı Kerim nazil oldu (indirildi). Hz. Muhammed’in sünneti, Kur’an-ı Kerim’in yer yüzündeki uygulanışıdır ve içtihadı sonsuza kadar açıktır. Şeyh Muhammed Bin Abdulvehhab, mezarından çıkıp bizi onun metinlerine bağlı kaldığımızı, aklımızı içtihada kapattığımızı ve onu tanrılaştırdığımızı ya da aşırı övdüğümüzü görse buna itiraz ederdi. Dinin hükümleri konusunda kendimizi bir ekole veya belirli bir kişiye bağlayamayız. Her fetva, zamana, yere ve anlayışa göredir. Yani örneğin yüz yıl önce vefat eden bir alim, dünyanın yuvarlak olduğunu veya dünyanın kıtalarını bilmeden, şuan ulaştığı teknolojiden habersiz bir şekilde bir fetva yayınlamıştır. Fetvası, sahip olduğu verilere ve bilgilere, Kur’an-ı Kerim ve Sünnet anlayışına dayanmaktadır, ancak bu bizim mevcut durumumuzda değişmektedir. Sonuç itibariyle referansımız Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in sünnetidir” ifadelerini kullandı.
“Din’de asıl ölçünün Kur’an ve mütevatir ameli Sünnet olduğunu” ifade eden Prens, “tek ravi zinciriyle bize ulaşan (Haber-i Ahad) hadis rivayetlerinin zan ifade ettiğini ve Dinin temel ölçüsü olmayacağını” vurguladı.
Prens, içtihat kapısının açık olduğunu, içtihatlara referansın ise haber-i ahad rivayetler değil Kur’an ve mütevatir sünnet olduğunu kaydetti.

Kanuni sistemler
Medeni Hukuk (eşler arası) ve Ahvali Şahsiyye (Kişinin doğrudan şahsıyla ilgili hukukî haller) hukuku kapsamında son çıkarılan dört yasaya da değinen Veliaht Prens, “Tüm dünya, insanın özel hayatını korumak amacıyla açık düzenlemeler ve yasalar üzerinde çalışıyor. Bizim rolümüz, ülkede Kur’an-ı Kerim ve Sünnet ile çelişmeyen, çıkarlarımıza ters düşmeyen, vatandaşın güvenliğini ve çıkarlarını koruyan, ülkenin kalkınmasına ve refahına yardımcı olan yasalar çıkarmaktır. Yasalar aynı zamanda uluslararası alanda kabul görmüş prosedürlere göre çıkarılır. Eğer üç milyon kişiye istihdam sağlayacak olan 100 milyon turistin ülkenize gelmesini istiyorsanız geleneksel kanunlar dışında yeni yasalara ihtiyacınız olacaktır. Aksi takdirde turistler gelmeyecektir. Şuan toplam beş milyar riyal olan yabancı yatırımları 17 milyar riyale çıkarmak isteyip yabancı yatırımcılara gel benimle çalış diyorsunuz ama avukatı nasıl başvuracağını ve ne gibi prosedürler uyguladığını bilmiyor, büyük paralar harcaması gerekiyor ve ‘Bu ülkeye yatırım yapmaktan vazgeçin’ diyor. Suudi Arabistan’a beyin göçü olmasını ve çalışmak için ehil kişilerin gelmesini istiyorsunuz, ama bu durumda kimse gelmeyecektir. Suudi Arabistan’a yatırım ve ilgi çekmek için anayasanız, çıkarlarınız ve hedefleriniz temelinde, vatandaşın güvenliğini ve çıkarlarını koruyan ve vatanın kalkınmasını ve refahını sağlayan uluslararası kabul görmüş yasalar çıkarırsınız” dedi.
Veliaht Prens dünyaya açılma konusunda ise şunları söyledi:
“Eğer kimliğiniz dünyadaki büyük çeşitliliği karşısında güçsüzse bu, kimliğinizin zayıf olduğu ve ondan vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelir. Kimliğiniz güçlü ve özgünse, onu geliştirebilir, içindeki olumsuzlukları değiştirebilir ve pozitifleri ortaya çıkarabilirsiniz. Bu da kimliğinizi koruduğunuz ve geliştirdiğiniz anlamına gelir. Bugün giysimiz, eski geleneklerimiz, göreneklerimiz, kültürel ve tarihi mirasımız kimliğimizin güçlü olduğunun kanıtıdır. İslam mirasımız, zamanla geliştirdiğimiz kimliğimizin önemli bir parçasıdır. Kimliğimizin aynı zamanda dünyayı oluşturan unsurlarından biri olması için geliştirmeye devam ediyoruz.

Radikalizm bir suçtur ve bunu benimseyen herkes hesap verecektir
Aşırılıkçı muhafazakar söylemleri etkisiz hale getirmeye yönelik kampanya ile ilgili olarak ise Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın dünyanın dört bir yanındaki radikalizm ve terörizm projeleri için büyük bir hedef olduğuna dikkati çekerek, “Eğer Usame Bin Ladin olsaydım ve aşırılıkçı ideolojimi tüm dünyaya ve özellikle Müslümanlar arasında yaymak isteseydim, nereden başlardım? Müslümanların kıblesinin ve kutsal mekanlarının, umre ve hac yapmak isteyenlerin geldiği ülkeden başlardım. Müslümanlar günde beş kez vakit oraya yöneliyor. Eğer projemi orada yaymayı başarırsam otomatik olarak tüm dünyaya yayılacaktır. Bir aşırılık yanlısı ideoloji başlatılmak istendiğinde önce Suudi Arabistan’ı hedef alacağına hiç şüphe yok. 1950'lerden 1970'lere kadar çok zor bir dönem yaşadık. Arap ulusal projesi, sosyalizm, komünizm ve bölgedeki birçok aşırılık yanlısı grubun şu ya da bu şekilde Suudi Arabistan’a sızıp devlette, ekonomide ve benzeri yerlerde farklı noktalara ulaşmalarına fırsat veren diğer projeler, talihsiz sonuçlara yol açtı. Etkilerini geçtiğimiz yıllarda gördük. Bugün, ülkeye yatırım ve turist çekemiyoruz. Aşırılık yanlısı ideolojinin varlığıyla ilerleyemiyoruz. Eğer milyonlarca kişiye istihdam sağlanmasını ve işsizlik oranlarının düşmesini, ekonominin büyümesini ve gelirlerin artmasını istiyorsanız dünyevi çıkarlar için üretilen bu projenin ortadan kaldırılması gerekir. Bu insanların şu ya da bu şekilde İslam dinini ve hoşgörülü ilkelerimizi temsil etmediklerinden bahsetmiyorum bile. Aşırılık yanlısı ideolojilerin benimsenmesi, hem dünyada hem de Suudi Arabistan’da insanların hayatlarına mal olan, ekonomilere zarar veren terör örgütlerinin kurulması gibi bir suçtur.  Bu, Suudi Arabistan anayasasına göre yasadışı ve cezalandırılması gereken bir eylemdir. Aşırılık yanlısı bir ideolojiyi benimseyen bir kişi terörist olmasa bile, bundan hukuken sorumlu tutulacak olan bir suçludur.

Muhazafakarlık yolumuzu tıkıyor
Veliaht Prens’in Suudi Arabistan 2030 Vizyonu duyurusunun ardından geçen 5 yıllık süre zarfında ılımlılık, mutedil olma ve aşırılıkla mücadeleyi ilişkilendirdiği açıklamasında, ülkesinde muhafazakar ideolojinin varlığının ülke geleceğine yük olduğunu ifade etti. Prens Selman açıklamasında, “Muhafazakar ideolojinin varlığıyla ilerleyemiyoruz. Eğer milyonlarca kişiye istihdam sağlanmasını ve işsizlik oranlarının düşmesini, ekonominin büyümesini ve gelirlerin artmasını istiyorsanız aslında dünyevi çıkarları olan bu aşırı muhafazakar söylemin ortadan kaldırılması gerekir. Bu insanların şu ya da bu şekilde İslam dinini ve hoşgörülü ilkelerimizi temsil etmediklerinden bahsetmiyorum bile” ifadelerini kullandı.

Ulusal çıkarlar dış politikaya yön verir
Veliaht Prens dış politikaya ilişkin düşüncesinin, Suudi Arabistan’ın çıkarlarına dayandığını belirterek, “Dış politikamız tamamen çıkarlarımıza ve güvenliğimize dayanmaktadır” dedi.
Suudi Arabistan’ın çıkarlarına Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi veya diğer ülkelerin yasalarıyla çelişmeyecek bir şekilde ulaşmak için çeşitli alanlarda nüfuz sahibi olunması gerektiğine inanan Veliaht Prens, PIF’in tüm dünyada iyi bir üne sahip olduğunu ve dünya genelinde birçok sektörde önemli bir itici güç haline geldiğini, bunun da dünyanın PIF’in yatırımlarına açık olduğunu gösterdiğini söyledi. Muhammed Bin Selman, PIF, yatırım yapmamız ve yatırım imkanlarına ulaşmamız için bize yeni fırsatlar sundu. Uber'e yapılan yatırım gibi başlangıçta oluşturulan vizyon, PIF’in de etkisi ve itibarıyla birçok yatırımı çekmemizi sağladı” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan ile ABD arasında yüzde 90 fikir birliği var
Yeni başkan Joe Biden yönetimindeki ABD ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilere değinen Veliaht Prens, “Elbette ülkelerin hiç birinin aralarında yüzde yüz fikir birliği yoktur. Size en yakın ülkelerle bile bir fikir ayrılığı mutlaka olur. Biden yönetimindeki ABD ile Suudi Arabistan çıkarları konusunda yüzde 90’ın üzerinde fikir birliğine sahipler. Herkes bir şekilde bu fikir birliğini güçlendirmek için çalışıyor. Bu çabaların en sonuncusu çevreyi korumak amacıyla temiz enerji kullanımı için önemli hedefleri olan yeni bir gruba katılmamız oldu. ABD ile üzerinde anlaşamadığımız konular yüzde on civarında. Bu konuları da çözüme kavuşturmak ve uzlaşıya varmak, ülkelerimize yönelik tehditleri etkisiz hale getirmek ve çıkarlarımızı desteklemek için birlikte çalışıyoruz. ABD, Suudi Arabistan için seksen yıllık stratejik bir ortaktır. Bu geçmişin Suudi Arabistan ile ABD üzerinde büyük bir etkisi vardır” dedi.
Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın ABD’nin gücüne olan katkısı hakkındaki yorumunda, “Suudi Arabistan’ın ABD’nin gücüne katkısı olduğuna şüphe yok. Eğer bu destek İngiltere'ye verilseydi, ABD’nin durumu bugün tamamen farklı olurdu. Hatta bize göre bu destek İngiltere'ye verilseydi, İngiltere bölgedeki çoğu ülkenin sınırları çizerek sömürgeleştirdiğinden üzerimizde baskı oluşurdu. Böylece genel durumumuzda daha fazla baskı ile karşılaşabilirdik. Ancak ABD ile beraber olmamız, İngiltere’nin Suudi Arabistan üzerinde olası bir baskı oluşturmadan önce hesaba katması gereken sıkı bir ABD ilgisi oluşturdu. Bu şekilde tüm dünya ile çalışıyoruz. ABD ekonomisi, 1950'lerde dünya ekonomisinin yüzde 50'sini oluşturuyordu. Bugün ise yüzde 20'sini oluşturuyor. Dünya, birinci ve ikinci dünya savaşlarından sonra dengesini yeniden kazanmaya başladı. Körfez ülkeleri, Arap ülkeleri ve Ortadoğu ülkelerinden başlayarak bölgedeki en büyük ortaklarımızla stratejik ortaklıklarımızı sürdürmek için çalışıyoruz. Ayrıca ABD, İngiltere, Fransa, Avrupa ve diğerleri ile ittifaklarımızı güçlendirmek için çalışıyoruz. Rusya, Hindistan, Çin, Latin Amerika ülkeleri, Afrika ülkeleri ve diğer herkesle Suudi Arabistan çıkarları için başka ülkelere zarar vermeyecek şekilde yeni ortaklıklar kurmaya çalışıyoruz. Çin, Suudi Arabistan’ın stratejik bir ortağı olduğunu duyurdu. Hindistan da Suudi Arabistan’ı stratejik ortak ilan etti. Aynı şekilde Rusya da. Bunun yanı sıra ABD’nin stratejik ortağı olmaya devam ediyoruz.  Çıkarlarımızı hem bize hem onlara hem de uluslararası çıkarlara hizmet edecek şekilde destekliyoruz. Sonuçta, her ülkenin bir tercihi vardır. Herkes için iyi olanı elde etmek için onlarla çalışabilirsek çalışırız. Eğer başaramazsak, o zaman dünyadaki başka seçeneklere yöneliriz” şeklinde konuştu.

Baskı veya müdahaleyi kabul etmiyoruz
Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın iç işlerine yönelik herhangi bir baskı veya müdahaleyi asla kabul etmeyeceğinin altını çizdi. BM Sözleşmesi’nin devletlerin egemenliğini ve tam bağımsızlığını açıkça ifade ettiğini vurgulayan Muhammed Bin Selman, “Birinci ve ikinci dünya savaşlarını yapan dünyanın sorunu, devletlerin iç işlerine yapılan müdahalelerdir. BM Sözleşmesi’nin hedefi, sömürge dönemlerinden birinci ve ikinci dünya savaşlarına kadar uzun bir süre devam eden krizi sona erdirmekti. Bu sorun, BM Sözleşmesi ile çözüldü. Devletlerin egemenliklerine ve iç işlerine karışılmaması BM Sözleşmesinin en önemli maddelerinden biridir. Herhangi bir devletin iç işlerine müdahale edilmesi, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünyanın barışını, güvenliğini ve istikrarını koruyan ve onu son altmış yılda güçlendiren bu sözleşmenin ihlalidir” ifadelerini kullandı.

İran ile özel ilişkilerimiz olsun istiyoruz
İran ile ilişkiler konusuna da değinen Veliaht Prens Muhammed bin Selman, İran'ın Suudi Arabistan’ın komşusu olduğunu ve İran ile iyi ve seçkin bir ilişkiye sahip olmak istediklerini söyledi. Suudi Arabistan’ın İran'ın zor durumda olmasını istemediğini, hatta İran'ın gelişip büyümesini istediğini ve bunun Suudi Arabistan’ın çıkarına olduğunu belirten Veliaht Prens, “İran’ın büyümesi, hem bizim, hem bölgenin, hem de dünyanın çıkarınadır” dedi.
Suudi Arabistan’ın İran ile olan meselesinin Tahran’ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki bazı ülkelerde bulunan milisleri desteklemesi gibi olumsuz davranışları olduğunu söyleyen Muhammed Bin Selman, “Suudi Arabistan, bu sorunlara çözüm bulmak için bölgedeki ve dünyadaki ortaklarıyla birlikte çalışıyor. Bunların üstesinden gelmeyi ve iki ülke arasındaki ilişkilerin herkes için iyi, olumlu ve faydalı olmasını umuyoruz” şeklinde konuştu.

Yemen'de barış girişimi
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Yemen meselesiyle ilgili olarak ise şunları söyledi:
“Husilerin darbesi yasa dışı ve uluslararası hukuka aykırıdır. Dünyada sınırlarında milis veya yasadışı silahlı bir örgüt kabul eden hiçbir ülke yoktur. Bu, ne Suudi Arabistan ne de bölgedeki başka bir ülke için kabul edilebilir değildir. Yemen'de de kabul edilemez. Bunun Yemen'deki yansımalarını gördük. Husilerin Yemen'deki tüm tarafların haklarını ve bölge ülkelerinin çıkarlarını garanti altına alan çözümlere ulaşmak için Yemenli yetkililerle müzakere masasına oturmasını umuyoruz.”
Suudi Arabistan’ın Yemen'e ateşkes ve ekonomik destek sunduğunu ve bunun karşılığında Husilerin ateşkesi ve müzakere masasına oturmalarını istediklerini belirten Muhammed Bin Selman, “Husilerin İran rejimiyle güçlü bir ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Fakat sonuç olarak Husiler, içinde daha çok yaşamalarını ve her şeyin önünde tutmalarını umduğum vatanlarının çıkarlarını hesaba katmalarını beklediğim Yemenli Araplardır” ifadelerini kullandı.

2040 yılında küresel bir rekabete sahne olacak
Veliaht Prens Muhammed Bin Selman, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu sonrasına ilişkin bir soruyu ise şöyle yanıtladı:
“(2030 Vizyonu sonrası için) Planlamalar devam ediyor. 2030 Vizyonu, bizi dünyada çok ileri bir konuma taşıyor, ancak 2040 yılı küresel bir rekabete sahne olacak. Suudi Arabistan'ın başarılı olması için sahip olduğu en büyük varlık Suudi vatandaşlarıdır. Vatandaşlar yaptıklarımıza ikna olmazsa, zorluklara katlanmaya ve bu işin bir parçası olmaya hazır değilse, başardıklarımızdan hiçbir kazanç elde edemeyiz.”
Veliaht Prens son olarak, Suudi Arabistan yargısının korkusuz olduğunu vurguladı.



Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Yemen’in güvenlik ve istikrarına yönelik çabaları ele aldı

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA)
TT

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Yemen’in güvenlik ve istikrarına yönelik çabaları ele aldı

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA)

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, salı günü yaptığı toplantıda bölgedeki gelişmeleri ve Yemen Cumhuriyeti’nin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesine yönelik Suudi Arabistan’ın yürüttüğü çalışmaları değerlendirdi. Kurul, bu kapsamda Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin, güneyli tüm bileşenleri kapsayan ve güney meselesine adil çözümler üretilmesini hedefleyen kapsamlı bir konferansın Riyad’da düzenlenmesi yönündeki talebini memnuniyetle karşıladığını yineledi.

Toplantı, Riyad’da Kral Selman bin Abdülaziz başkanlığında yapıldı. Bakanlar Kurulu, toplantının başında Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın; Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ve Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif ile yaptığı telefon görüşmelerinin içeriği hakkında bilgilendirildi. Görüşmelerde, Suudi Arabistan ile söz konusu ülkeler arasındaki ilişkiler ile bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alındı.

Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed-Dusari, toplantının ardından yaptığı açıklamada, Bakanlar Kurulu’nun, Kral Selman ve Veliaht Prens’in talimatları doğrultusunda Filistin halkına destek amacıyla Gazze Şeridi’ne yönelik hava, deniz ve kara yardımlarının yoğunlaştırılmasını ele aldığını belirtti. Dusari, bunun Suudi Arabistan’ın zor koşullarda etkilenenlere destek sunma yönündeki tarihsel rolünün bir uzantısı olduğunu ve Filistin davasının Suudi Arabistan için kalıcı bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

fgthyjuık
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, salı günü Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA)

Yerel gündeme ilişkin olarak Bakanlar Kurulu, ileri teknolojiler alanında Suudi Arabistan’ın konumunun güçlendirilmesine ve rekabetçi bir ulusal ekonomi ile yatırım çekme kapasitesini destekleyecek entegre bir dijital ekosistemin inşa edilmesine verilen önemin altını çizdi. Bu çabaların, veri ve yapay zekâ temelli sürdürülebilir bir ekonomi hedefleyen “Vizyon 2030” amaçlarıyla uyumlu olduğu kaydedildi.

Kurul ayrıca, Riyad’da “Hexagon” adıyla hayata geçirilen ve dünyanın en büyük kamu veri merkezi projesi olarak tanıtılan girişimin, Suudi Arabistan’ın bu alanda küresel bir merkez haline gelmesi yolunda stratejik bir adım olduğuna dikkat çekti. Projenin, veri egemenliği ve güvenliğini sağlamanın yanı sıra dijital ekonomi ve inovasyonu desteklemesi hedefleniyor.

Bakanlar Kurulu, gündemindeki diğer maddeleri de ele aldı. Bu kapsamda, Suudi Arabistan ile Eğitimde Kalite ve Mükemmeliyet Bölgesel Merkezi arasında merkez anlaşması taslağı onaylandı. Ayrıca, Suudi Arabistan Çevre, Su ve Tarım Bakanlığı ile Hollanda Tarım, Balıkçılık, Gıda Güvenliği ve Doğa Bakanlığı arasında çevre, su ve tarım sektörlerinde ileri teknolojilerin benimsenmesi ve yerelleştirilmesine yönelik bir mutabakat zaptı taslağı kabul edildi.

Kurul, Suudi Arabistan Turizm Bakanı’nı; Trinidad ve Tobago ile turizm alanında iş birliğine yönelik bir mutabakat zaptı ile Çin tarafıyla turizm alanında iş birliğine ilişkin bir mutabakat zaptı konusunda görüşmeler yürütmek üzere yetkilendirdi. Ayrıca, Suudi Arabistan Jeolojik Araştırmalar Kurumu ile Kazakistan’daki Satbayev Ulusal Teknik Araştırma Üniversitesi arasında yer bilimleri alanında iş birliği yapılmasına yönelik bir mutabakat taslağı için de yetki verildi.

Bunun yanı sıra, Suudi Arabistan Genel Rekabet Kurumu ile Umman Ticaret, Sanayi ve Yatırım Teşviki Bakanlığı arasında rekabetin korunması ve zararlı tekelleşme uygulamalarının önlenmesine yönelik bir mutabakat zaptı onaylandı. Suudi Arabistan Devlet Güvenliği Başkanlığı ile Zambiya Güvenlik ve İstihbarat Teşkilatı arasında terör suçları ve terörün finansmanıyla mücadele alanında bir iş birliği anlaşması da kabul edildi.

frgthyu
Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı’nın güneyli tüm bileşenleri kapsayan kapsamlı bir konferansın Riyad’da düzenlenmesi yönündeki talebini yeniden memnuniyetle karşıladı (SPA)

Bakanlar Kurulu ayrıca, Suudi Arabistan Ulusal Bitki Örtüsü Geliştirme ve Çölleşmeyle Mücadele Merkezi ile Fas Ulusal Su ve Ormanlar Ajansı arasında doğal bitki örtüsünün geliştirilmesi ve çölleşmeyle mücadeleye yönelik bir mutabakat zaptını onayladı. Ulusal Madenler Programı’nın çalışma usul ve esasları ile Ulusal Eğitim, Kültür ve Bilim Komitesi’nin teşkilat yapısı da kabul edilen düzenlemeler arasında yer aldı.

Kurul, Ulusal Bilgi Teknolojileri Sektörü Geliştirme Programı’nın süresinin 2030 yılının sonuna kadar uzatılmasına karar verdi. Ayrıca, Dr. Faysal bin Hamed es-Sugayr, Dr. Abdurrahman bin Muhammed el-Berrak ve Abdülaziz bin Muhammed es-Subey’i, Şubat 2026’lı tarihinden itibaren Yerel İçerik ve Kamu Alımları Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine atadı.

Toplantıda son olarak, Kültür Bakanlığı, Genel İstatistik Kurumu, Genel Askeri Sanayiler Kurumu, Hail Bölgesi Kalkınma Otoritesi, Kral Selman Parkı Vakfı, Spor Yolu Vakfı, Ulusal Ulaşım Güvenliği Merkezi, Ulusal Teftiş ve Denetim Merkezi, Kral Abdülaziz Bilim ve Teknoloji Şehri, Ulusal Eğitimde Mesleki Gelişim Enstitüsü ve Kraliyet Geleneksel Sanatlar Enstitüsü’ne ait yıllık raporlar hakkında gerekli işlemlerin yapılması yönünde karar alındı.


Suudi Arabistan Merkez Bankası yetkilisi Şarku’l Avsat'a konuştu: Ödemelerin dijitalleşmesi, Suudi Arabistan’ı küresel finans merkezi haline getirmenin anahtarı

Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA) İdari İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Abdulilah ed-Duheym, Şarku’l Avsat'a açıklamalarda bulundu. (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA) İdari İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Abdulilah ed-Duheym, Şarku’l Avsat'a açıklamalarda bulundu. (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Suudi Arabistan Merkez Bankası yetkilisi Şarku’l Avsat'a konuştu: Ödemelerin dijitalleşmesi, Suudi Arabistan’ı küresel finans merkezi haline getirmenin anahtarı

Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA) İdari İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Abdulilah ed-Duheym, Şarku’l Avsat'a açıklamalarda bulundu. (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA) İdari İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Abdulilah ed-Duheym, Şarku’l Avsat'a açıklamalarda bulundu. (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA), ülkedeki dijital ödeme altyapısını yeniden şekillendirmek amacıyla kapsamlı bir teknolojik hareket başlattı. Bu girişim, geleneksel bankacılık anlayışının ötesine geçerek Suudi Arabistan’ı ‘küresel bir finans merkezi’ haline getirmeyi, yabancı yatırım için alan açmayı ve daha fazla uluslararası elektronik ödeme uygulamasına lisans sağlamayı hedefliyor. Tüm bunlar, ulusal ekonominin rekabet gücünü artırmak ve Suudi Arabistan’ın bölgesel ve küresel finans merkezi olarak konumunu güçlendirmek amacıyla yürütülüyor.

Bu çerçevede SAMA, ödeme şirketleri, e-cüzdan sağlayıcıları ve yabancı mülkiyetli döviz şirketlerinin faaliyetlerini kolaylaştırıyor. Ayrıca uluslararası cüzdan ve uygulamaların satış noktaları ile e-ticarette kullanımını genişleterek bireylere, ziyaretçilere ve yatırımcılara daha fazla ödeme seçeneği sunmayı amaçlıyor. Bu adımlar, finans sektörünün verimliliğini artırırken Suudi piyasasını küresel sermaye için daha cazip hale getiriyor.

SAMA İdari İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Abdulilah ed-Duheym, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, SAMA’nın yeni stratejisinin detaylarını paylaştı. Ed-Duheym, SAMA’nın amacının ‘nakite daha az bağımlı bir toplum’ oluşturmak ve bunun yanında en yüksek düzeyde siber güvenlik ve tüketici koruması sağlamak olduğunu vurguladı.

dcfghyju
Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA) İdari İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Abdulilah ed-Duheym, Şarku’l Avsat'a açıklamalarda bulundu. (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Ed-Duheym, SAMA’nın dünya genelindeki ödeme sistemlerinde yaşanan gelişmeleri sürekli analiz ettiğini ve bu gelişmeleri yerel piyasanın ihtiyaçlarını karşılamak için kullandığını belirtti. SAMA’nın, benzer merkez bankaları ve uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde, ödeme inovasyonlarını izlediğini, modern teknolojilerin uygulanabilirliğini değerlendirdiğini ve sektördeki hızlı gelişmelere ayak uydurduğunu söyledi. Bu çalışmaların, finans sektörünün güvenli ve yüksek kaliteli hizmet sunmasını sağlamayı ve finansal istikrarı korumayı amaçladığını ifade etti.

Ed-Duheym, SAMA’nın en son teknolojileri benimseyip entegre etme konusunda kararlı olduğunu ve bunun kullanıcıların beklentilerini ve ihtiyaçlarını karşılayan gelişmiş, güvenli finansal hizmetler sunmayı sağlayacağını belirtti. Bu adımların Suudi Arabistan’ın bölgedeki lider finans merkezi konumunu güçlendirmeye katkı sağlayacağını dile getirdi. Ayrıca, bu çalışmaların SAMA’nın ödeme ekosistemini güvenli ve erişilebilir temel ödeme hizmetleri sunarak güçlendirme stratejisinin bir parçası olduğunu kaydetti.

Ödeme sektörü için kapsamlı düzenleme yetkileri

Ed-Duheym, SAMA’nın ülkedeki ödeme sektörünü denetleme ve gözetme yetkisine sahip yetkili kurum olduğunu vurguladı. SAMA, finans sektörünün istikrarını sağlamak, inovasyonu teşvik etmek ve müşteri haklarını korumak için gerekli tüm yetkilere sahip bulunuyor. Bu yetkiler, Ödeme Sistemleri ve Hizmetleri Kanunu ile uygulama yönetmeliği çerçevesinde SAMA’ya verilmiş durumda.

Ed-Duheym’e göre bu yetkiler, ödeme sistemleri ve hizmetlerinin faaliyetlerini düzenleyen kurallar, yönetmelikler ve talimatların çıkarılmasını, ödeme sistemi sağlayıcılarına lisans verilmesini ve lisans yenilenmesini kapsıyor. Ayrıca SAMA, hizmet sağlayıcılarının sermaye, yönetişim ve risk yönetimi gerekliliklerini belirleyebiliyor ve belirli kriterler çerçevesinde ödeme sistemlerini ‘önemli ödeme sistemleri’ olarak sınıflandırabiliyor. SAMA, ödeme altyapısının etkinliğini ve sürekliliğini de denetliyor.

SAMA’nın yetkileri arasında, ödeme hizmeti sağlayıcılarının müşteri fonları ve verilerini korumasını sağlamak ve bunları ayrı tutturmak, ödeme sistemi işletmecilerini ve hizmet sağlayıcılarını denetlemek ve incelemek de bulunuyor. Bu kapsamda SAMA, ödeme ekosisteminin güvenli ve verimli bir şekilde çalışmasını temin ediyor.

Düzenleyici çerçevelerin temeli: müşteri koruması

Ödeme sektöründeki müşteri korumasıyla ilgili olarak ed-Duheym, SAMA’nın denetim ve gözetim rolü çerçevesinde, uluslararası uygulamalara uygun olarak finans sektöründeki müşterilerin korunmasını güçlendirmeye özen gösterdiğini belirtti. Bu yaklaşım, ilgili standartlara uyumun artırılmasını da sağlıyor.

Ed-Duheym, ödeme sektörü düzenleyici çerçevelerinin en önemli unsurlarından birinin, ödeme hizmeti sağlayıcılarının uygulama yönetmeliği ve çerçeve sözleşmeyle belirlenen hüküm ve gerekliliklere uymasını zorunlu kılması olduğunu ifade etti. Bu kapsamda hizmetin türü, uygulanma süresi, ücretler, para birimleri ve şikâyet süreçleri gibi konular düzenleniyor.

Ed-Duheym, müşteri fonlarının korunmasına yönelik hüküm ve düzenlemeler getirildiğini belirterek, “Fonların lisanslı bir bankada ayrı hesaplarda tutulması zorunlu kılındı” dedi. Bunun yanında SAMA, ödeme hizmeti sağlayıcılarını müşterilerin şikâyetlerini etkin bir şekilde alacak ve adil, şeffaf biçimde çözecek mekanizmalar oluşturmakla yükümlü kıldı. Ayrıca siber güvenlik gerekliliklerine uyum, nihai uzlaşma kurallarının uygulanması ve iflas durumlarının yönetimi de müşteri haklarını koruma çerçevesinde zorunlu hale getirildi.

Lisanslı ödeme faaliyetleri ve şirket sayısı

Ed-Duheym, SAMA’nın Ödeme Sistemleri ve Hizmetleri Kanunu ile uygulama yönetmeliği kapsamında iki tür ödeme faaliyetini lisansladığını açıkladı: ‘e-cüzdan faaliyetleri’ ve ‘ödeme hizmetleri faaliyetleri’. Ed-Duheym, SAMA tarafından ödeme faaliyetlerini yürütmek üzere lisans verilen şirket sayısının 28 olduğunu belirtti. Bu şirketlerden 13’ü e-cüzdan faaliyetleri yürütürken, 15’i ödeme hizmetleri alanında faaliyet gösteriyor.

ATM'lerin geleceği

E-cüzdan ve dijital ödemelerin hızlı yayılımı ışığında ATM’lerin geleceğine değinen ed-Duheym, SAMA’nın bu gelişmeyi yakından takip ettiğini belirtti. SAMA, ATM ağı için düzenleyici ve denetleyici bir çerçeve oluşturdu ve bankalara, ağın performansını etkin biçimde izleyecek ve ATM’lerin coğrafi yayılımını teşvik edecek açık kurallar sundu. Bu adımlar, finansal kapsayıcılık hedeflerinin gerçekleştirilmesini destekliyor.

Yabancı şirketlerin lisanslanması ve sahiplik oranları

Yabancı yatırımcının döviz sektörüne girişiyle ilgili olarak ed-Duheym, yatırımcının iki yoldan biriyle sektöre katılabileceğini açıkladı: ya merkez bankasının internet sitesinde belirtilen şartlarla bir yabancı şirketin şubesini açarak, ya da Suudi Arabistan’da yeni bir şirket kurarak.

zasxdcfrgt
Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA) logosu (Şarku’l Avsat)

Ed-Duheym, yabancı yatırımcının ülkede bir döviz şirketinin tamamına (yüzde 100) sahip olma hakkına sahip olduğunu vurguladı. Döviz merkezlerine verilen lisansların, ülkede döviz alım-satımı ve ticareti ile döviz ithalat ve ihracatını kapsadığını belirtti. Ayrıca, Suudi Arabistan’da yabancı sermayeli bir şirketin (Global Exchange AS Currency Service Limited) eylül ayında lisans aldığını ve bunun döviz sektörünün yabancı yatırımlara kontrollü bir şekilde açılmasının bir örneği olduğunu ifade etti.

BNPL faaliyetinin düzenlenmesi

Son dönemde hızla yayılan vadeli ödeme (Şimdi Al, Sonra Öde / BNPL) faaliyetlerine ilişkin düzenleyici gelişmelere değinen ed-Duheym, bu alanın SAMA tarafından lisanslanan finansman faaliyetlerinden biri olduğunu belirtti. BNPL’nin, müşteriye vade maliyeti yansıtılmadan mal ve hizmet alımının finanse edilmesine dayandığını ifade eden ed-Duheym, bazı iş modellerinin öğrenim ücretleri veya tedavi giderlerinin de vade farkı olmaksızın finanse edilmesini kapsadığını, bu yönüyle söz konusu ürünlerin geleneksel tüketici finansmanının ötesine geçtiğini söyledi.

Ed-Duheym, finansman şirketleri üzerindeki denetim ve gözetim rolü çerçevesinde SAMA’nın, vadeli ödeme şirketlerine yönelik düzenleyici kuralları yürürlüğe koyduğunu belirterek, bu kuralların faaliyetin sağlıklı şekilde yürütülmesini, özellikle bireysel müşterilerin korunmasını ve müşterilere kredi durumlarına uygun finansman sağlanmasını amaçladığını vurguladı. Söz konusu düzenlemelerin aynı zamanda sektörün güvenliğini ve istikrarını teminat altına aldığını kaydetti.

SAMA’nın, Kasım 2024’te vadeli ödeme faaliyetini düzenleyen kuralları gözden geçirerek güncelleme önerilerinde bulunduğunu belirten ed-Duheym, bunun SAMA’nın tüm düzenleyici politikalarını sürekli olarak gözden geçirme ve ihtiyaç halinde güncelleme yaklaşımının bir parçası olduğunu ifade etti.

Ed-Duheym, son dönemde 7 şirketin vadeli ödeme faaliyeti için lisans aldığını, 6 şirketin ise lisans sürecine ilişkin gereklilikleri tamamlamak üzere çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı. Buna göre, 2025 yılının ilk dokuz ayında bu alanda sağlanan yeni finansman tutarı yaklaşık 28 milyar riyale (7,5 milyar dolar) ulaştı.

Verilere göre, 25-45 yaş aralığındaki kullanıcılar toplam finansmanın yaklaşık yüzde 67’sini oluşturdu. Sektörel dağılımda ise toptan ve perakende ticaret yüzde 70 ile ilk sırada yer alırken, sağlık sektörü yüzde 9’luk payla ikinci sırada yer aldı.

‘Mada’ satış noktası işlemlerinin büyümesi

Suudi Arabistan’ın ulusal ödeme sistemi ‘mada’ üzerinden gerçekleştirilen satış noktası işlemlerine ilişkin olarak ed-Duheym, sistem aracılığıyla işlenen POS işlemlerinin 2024 yılında 2023’e kıyasla yüzde 16 oranında kayda değer bir artış gösterdiğini söyledi. Buna göre, söz konusu dönemde gerçekleştirilen işlem sayısı 10,4 milyara ulaşırken, toplam işlem hacmi 668 milyar riyali (178,1 milyar dolar) aştı.

Ed-Duheym, bu büyümenin ticari sektöre hizmet veren satış noktası cihazlarının yaygınlaşmasıyla eş zamanlı gerçekleştiğini belirtti. Ekim 2025 sonu itibarıyla POS cihazı sayısının 2 milyon 300 bini aşarak bugüne kadar kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştığını ifade eden ed-Duheym, bunun Suudi pazarında elektronik ödemelere geçişin derinliğini ortaya koyduğunu vurguladı.

Elektronik ödemeler ve nakit

Elektronik işlemlerin payının son açıklamalara göre yüzde 79’a ulaşmasıyla birlikte, SAMA’nın nakitsiz bir toplumu hedefleyip hedeflemediğine ilişkin soruya yanıt veren ed-Duheym, SAMA’nın amacının ulusal ödeme sistemlerinin altyapısını geliştirerek, daha hızlı ve daha verimli elektronik ödeme araçlarının kullanımını ve benimsenmesini artırmak olduğunu söyledi. Bunun, son yirmi yılda elektronik ödeme işlemlerinin sayı ve değerlerinde görülen sürekli ve dikkat çekici artışta açıkça görüldüğünü ifade etti.

Ed-Duheym, buna karşın SAMA’nın temel hedefinin ‘nakde daha az bağımlı bir toplum’ oluşturmak olduğunu vurguladı. Ulusal para biriminin ödeme ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesinde kabul görmeye devam etmesinin önemine işaret eden ed-Duheym, nakdin finansal kapsayıcılığı destekleyen ve toplumun tüm kesimleri ile ülkeyi ziyaret eden yabancılara hizmet eden önemli bir araç olduğunu belirtti.

SAMA’nın, kullanıcıların ihtiyaçlarına göre tüm ödeme seçeneklerinin ve alternatiflerinin, nakit dâhil olmak üzere, erişilebilir olmasını sağlamaya özen gösterdiğini de sözlerine ekledi.

Küresel ödeme uygulamaları

Google Pay ile daha önce piyasaya sürülen Samsung Pay ve Apple Pay gibi hizmetlerin Suudi Arabistan’da kullanıma açılmasına ilişkin olarak ed-Duheym, SAMA’nın ödeme sektörüne girmek isteyen aktörleri, yayımladığı politika, düzenleme ve talimatlar çerçevesinde sürekli olarak desteklediğini ve yetkilendirdiğini belirtti.

Ed-Duheym, yakın dönemde Suudi pazarında hizmet sunmak isteyen yeni elektronik ödeme uygulamalarının da devreye alınmasının beklendiğini söyledi. Suudi Arabistan pazarının cazibesine dikkat çeken ed-Duheym, bunun başlıca nedenleri arasında, satış noktaları ve e-ticaret sitelerinde bu uygulamaların hızlı ve sorunsuz şekilde çalışmasını sağlayan, en yüksek standartlara sahip uyumlu bir altyapının bulunmasını gösterdi.

Suudi Arabistan’ın NFC teknolojisine dayalı akıllı cihaz ödeme uygulamalarını benimseyen ve hayata geçiren ilk ülkeler arasında yer aldığını vurgulayan ed-Duheym, SAMA’nın kullanıcı deneyimini en yüksek güvenilirlik ve güvenlik seviyeleriyle geliştirecek hizmetler sunmak için çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

Turistler ve ziyaretçiler için ödeme işlemlerini kolaylaştırmak

Suudi Arabistan’ı ziyaret edenler için ödeme işlemlerinin kolaylaştırılması ve ödeme çözümlerinin çeşitlendirilmesi kapsamında ed-Duheym, SAMA’nın turist ve ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamayı ve finansal işlemlerdeki deneyimlerini zenginleştirmeyi hedefleyen ulusal hedefleri desteklemek üzere sürekli çalıştığını belirtti. Bu çabaların, güvenli ve yenilikçi bir ödeme ortamı oluşturulması ve ziyaretçilere sunulan ödeme seçeneklerinin çeşitlendirilmesi yoluyla yürütüldüğünü ifade etti.

Ed-Duheym, SAMA’nın onlarca yıldır ödeme altyapısının geliştirilmesine yatırım yaptığını, bu kapsamda Visa, Mastercard, American Express, China UnionPay, Discover ve JCB gibi küresel ödeme ağlarının ulusal ödeme sistemi mada üzerinden entegre edildiğini söyledi. Bu sayede, söz konusu kart ağlarına sahip ziyaretçi ve yerleşiklerin, satış noktaları ve ATM’ler üzerinden işlemlerini sorunsuz şekilde gerçekleştirebildiğini kaydetti.

Çabaların, Suudi Arabistan’a gelen turist ve ziyaretçi sayısındaki artışla eş zamanlı olarak bu ağların ülkedeki kabul alanını genişletmeye odaklandığını belirten ed-Duheym, bu çalışmaların devamı kapsamında SAMA ile Ant International arasında yakın zamanda bir anlaşma imzalandığını açıkladı. Anlaşmaya göre, Alipay+ ödeme ağının 2026 yılı içinde mada sistemi üzerinden kabul edilmesi sağlanacak.

Ed-Duheym ayrıca, SAMA’nın uluslararası kart işlemlerinin kabul maliyetlerini düşürmek için ödeme hizmeti sağlayıcıları, bankalar ve küresel kart ağlarıyla birlikte ücret yapılarının gözden geçirilmesi ve daha verimli, adil fiyatlama mekanizmalarının geliştirilmesi yönünde çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Bu adımların, iş ortamının rekabet gücünü artırdığını, özellikle konaklama ve perakende sektörlerinin uluslararası ödemeleri daha düşük maliyetlerle kabul etmesini sağladığını ve böylece ziyaretçiler ile tüketicilerin deneyimini iyileştirdiğini vurguladı.

SAMA’nın çabalarının yalnızca küresel ödeme kartlarının kabul alanını genişletmekle sınırlı olmadığını ifade eden ed-Duheym, finans sektörü ve ilgili paydaşlarla koordinasyon içinde, bu kartların kabulüne ilişkin farkındalık programları geliştirilmesi ve özellikle yerel ekonominin kilit sektörlerinde satış noktalarında yaygınlaşmasını sağlayacak teşviklerin sunulmasına yönelik mevcut ve gelecekteki birçok girişimin de sürdürüldüğünü kaydetti.

SAMA hizmetleri için birleşik bir platform

Hükümet, finans sektörü ve bireysel kullanıcılar için sunulan hizmetlerdeki son gelişmelere değinen ed-Duheym, SAMA’nın, Suudi Arabistan’daki dijital dönüşüm hedefleriyle uyumlu şekilde tüm sektörlere hizmet verecek dijital kanallarını sürekli güçlendirmeyi amaçladığını söyledi. Bu kapsamda, vatandaşlar ve ikamet edenler, iş dünyası ve kamu kurumlarının SAMA hizmetlerine erişmesini ve işlemlerini kolaylıkla elektronik ortamda gerçekleştirmesini sağlayan birleşik bir dijital hizmetler portalının hayata geçirildiğini açıkladı. Söz konusu portalın, SAMA’nın dijital dönüşüm stratejisi doğrultusunda hizmetlerin tek bir platformda otomasyonu hedefiyle oluşturulduğunu belirtti.

Ed-Duheym, portalda 25’ten fazla elektronik hizmetin yer aldığını ifade ederek, kamu sektörü için dijital kamu bankacılığı hizmeti Nagd’ın sunulduğunu aktardı. İş dünyasına yönelik hizmetler arasında ise düzenleyici deneme ortamına katılım başvurusu, bankalar için para çekme ve yatırma randevularının planlanması ve ATM noktalarının lisanslanması gibi hizmetlerin bulunduğunu söyledi.

frgthy
Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA) binası (SPA)

Bireyler açısından da platformun, banka hesapları sorgulama, vefat eden kişilerin hesaplarına ilişkin bilgi alma ve finansal kuruluşlara karşı şikâyet başvurusunda bulunma gibi öne çıkan hizmetler sunduğunu belirten ed-Duheym, ilerleyen dönemde yeni hizmetlerin de kademeli olarak devreye alınacağını kaydetti. SAMA’nın hedefinin, geleneksel yöntemler yerine hizmetleri dijital ortamda sunarak işlem hızını artırmak, erişimi kolaylaştırmak ve en yeni teknolojilerle veri güvenliğini sağlamak olduğunu vurgulayan ed-Duheym, elektronik hizmetler portalına SAMA’nın internet sitesi üzerinden erişilebildiğini ifade etti.

Çeklerin elektronik olarak takası

Bankalarla yürütülen operasyonel süreçlerin dijital çözümlerle geliştirilmesine, özellikle de banka çeklerinin işlenmesine değinen ed-Duheym, SAMA’nın bu alanda bir dizi dijital dönüşüm projesi üzerinde çalıştığını söyledi. Bu projelerin başında elektronik çek takas sistemi geldiğini belirtti. Ed-Duheym, söz konusu projenin, çek verilerinin küresel standartlarla uyumlu modern elektronik yöntemlerle işlenmesini kapsadığını, bunun da SAMA bünyesindeki merkezi elektronik takas merkezi aracılığıyla ve bankalar arasında kâğıt çek yerine çek görüntüsünün değişimi yoluyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Sistemin, her banka için bağımsız bir platform sunduğunu belirten ed-Duheym, bu sayede şube ve ilgili birimlerin çek tahsiline ilişkin tüm işlemleri yönetebildiğini ve sistemle doğrudan entegrasyon yoluyla süreçlerin otomatikleştirilebildiğini söyledi. Ed-Duheym, sistemin SAMA’nın bankalar arası mutabakat sistemiyle entegre çalıştığını ve çeklerin bir iş günü içinde tahsil edilmesini hedeflediğini kaydederek, bunun çek takası alanında niteliksel bir dönüşüm anlamına geldiğini vurguladı. Bu uygulamayla, şubeler için ayrı takas odaları belirlenmesine gerek kalmayacağı belirtildi.

Özel dijital dönüşüm ajansı

SAMA’nın son yapısal düzenlemelerin ardından dijital dönüşüme yönelik yaklaşımına değinen ed-Duheym, bankanın uzun yıllardır dijital sistemler ve güncellemeleri konusunda dünya genelinde öncü kurumlardan biri olduğunu belirtti. Ed-Duheym, bu sürecin günümüzde dijital dönüşümden sorumlu özel bir ajans kurulmasıyla daha da güçlendirildiğini ve bu sayede dönüşüm sürecinin kesintisiz devam ettirilmesinin sağlandığını ifade etti.

Ed-Duheym, bankanın bulut bilişim gibi ileri teknolojilere yatırım yapmaya devam ettiğini vurgulayarak, bunun esnek, güvenli ve ölçeklenebilir dijital hizmetlerin sunulmasını mümkün kıldığını söyledi. Ayrıca, gelişmiş ve yeni teknolojilerin benimsenmesiyle veri yeteneklerinin güçlendirildiğini, kaynaklar ve operasyonların iyileştirildiğini ve bankada veri kültürünün yaygınlaştırıldığını aktardı.

Ed-Duheym, güçlü veri altyapısı ve ileri düzey analiz sistemlerinin, hem SAMA düzeyinde hem de finans sektöründe karar alma süreçlerini desteklediğini sözlerine ekledi.

Yapay zekâ

Yapay zekâ teknolojilerinin benimsenmesine ilişkin olarak ed-Duheym, SAMA’nın bu teknolojilerin farklı alanlarda kullanımını incelediğini ve uyguladığını belirtti. Bu çalışmaların, yenilikçilik, operasyonel verimlilik ve veri koruması arasında denge gözeten bir çerçeve içinde yürütüldüğünü ifade etti. Ed-Duheym, yapay zekâ teknolojilerinin değerlendirilmesinin, hizmetlerin iyileştirilmesine ve iş süreçlerinin verimliliğinin artırılmasına sağladığı somut katkılar temelinde yapıldığını vurguladı. Bu yaklaşımın, SAMA’nın stratejik hedeflerinin gerçekleştirilmesini desteklediğini belirten ed-Duheym, SAMA’nın yapay zekâyı başlı başına bir amaç olarak değil, finansal istikrarı güçlendiren ve hizmetlerin geliştirilmesine katkı sunan bir imkân ve araç olarak gördüğünü kaydetti.

Siber güvenlik

Siber güvenlik alanındaki zorluklara ilişkin olarak ed-Duheym, SAMA’nın siber güvenliği güçlendirmeye ve operasyonel verimliliği artırmaya yönelik birçok girişim ve projeyi sürekli olarak hayata geçirdiğini belirtti. Ed-Duheym, tüm dijital girişimlere siber güvenlik gerekliliklerinin entegre edildiğini ve sistemler ile verilerin korunmasını güçlendiren güncel standartların uygulandığını ifade etti.

Ed-Duheym, SAMA’nın güvenlik çözümlerini sürekli test ederek bu çözümlerin hazırlık düzeyini ve karşılaşılan tehditlere yanıt verme kapasitesini değerlendirdiğini vurguladı. SAMA’da görev yapan ulusal kadroların, operasyonel sistemleri izleme ve artan siber saldırı ve tehditlere karşı güvenlik araçlarının hazır olma seviyesini yükseltme konusunda yüksek bir yetkinlik sergilediğini de sözlerine ekledi.

Dolaşımdaki nakit paranın artışı

Suudi Arabistan’da dolaşımdaki nakdin yaklaşık 250 milyar riyale (66 milyar dolar) ulaşarak kayda değer biçimde artmasına ilişkin değerlendirmede bulunan ed-Duheym, bu gelişmenin arkasında birden fazla temel faktörün bulunduğunu söyledi. Ed-Duheym, hızlı ekonomik büyüme ve tüketim oranlarındaki artışın, dolaşımdaki nakdi etkileyen en önemli unsurlar arasında yer aldığını belirterek, ticari faaliyetler ve tüketim arttıkça nakit likidite ihtiyacının da yükseldiğini ifade etti. Bu çerçevede, 2024 yılında cari fiyatlarla gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 1,6 oranında, toplam tüketim harcamalarının ise yüzde 2,4 oranında arttığını kaydeden ed-Duheym, dolaşımdaki nakdin GSYİH’nin yaklaşık yüzde 6’sını oluşturduğunu aktardı.

Ed-Duheym, turist ve ziyaretçi sayısındaki artış ile umrenin yıl boyunca yapılabilir hale gelmesinin de, günlük ihtiyaçların karşılanmasında nakit kullanımını artıran etkenler arasında bulunduğunu belirtti. Dolaşımdaki nakitteki yükselişin aynı zamanda yerel ekonomiye duyulan güvenin arttığını gösterdiğini dile getirdi.

SAMA’nın bu gelişmeleri yakından izlediğini vurgulayan ed-Duheym, finansal sistemin istikrarını korumak ve hem vatandaşların hem de ziyaretçilerin nakit ihtiyacını karşılamak için gerekli adımların atıldığını söyledi.

Riyali sahteciliğe karşı korumak

SAMA’nın ulusal parayı sahteciliğe karşı koruma çabalarına değinen ed-Duheym, bankanın bu konuyu büyük bir öncelik olarak gördüğünü belirtti. Ed-Duheym, SAMA’nın kuruluşundan itibaren ve ulusal para biriminin basım görevini üstlendiği günden bu yana, banknotların dünyanın en yüksek teknik standartlarında olmasını sağladığını ifade etti. Altıncı nesil banknotların, Kral Selman bin Abdulaziz döneminde basıldığını hatırlatan ed-Duheym, bu paraların en güncel tekniklerle üretildiğini ve sahteciliği son derece zorlaştıran güçlü güvenlik unsurlarıyla donatıldığını vurguladı.

Ed-Duheym, SAMA’nın mevcut banknotları piyasaya sürmeye başladığı tarihten itibaren, kullanıcıların banknotların özelliklerini öğrenmesini sağlamak amacıyla birçok bilinçlendirme kampanyası yürüttüğünü söyledi. Bu çerçevede, mağaza sahiplerine inceleme süreçlerinde yardımcı olacak araçlar dağıtıldığını belirtti. Amaç, kullanıcıları bilinçlendirmek ve sahte parayı dolaşıma sokmaya çalışan kötü niyetlilerin önünü kesmek.

Ayrıca ed-Duheym’e göre SAMA, bankalar, gümrükler ve güvenlik birimleri ile özel sektörde çalışan personeli düzenli olarak eğitiyor. Bu sayede koruma mekanizmasının etkinliği artırılıyor ve hem ödeme hem tasarruf aracı olarak ulusal paraya olan güvenin sürdürülebilirliği sağlanıyor.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Suriye Cumhurbaşkanı ile bölgesel gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Arşiv – SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Suriye Cumhurbaşkanı ile bölgesel gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Arşiv – SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile telefonda görüştü.

Görüşmede, iki ülke arasında çeşitli alanlarda ikili iş birliğinin geliştirilmesine yönelik fırsatlar ele alınırken, bölgedeki gelişmeler ve ortak ilgi alanına giren bir dizi mesele ele alındı.