John Brennan'ın kariyerindeki en zor operasyon: Bin Ladin’i öldürmek

Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski Direktörü John Brennan. (AFP)
Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski Direktörü John Brennan. (AFP)
TT

John Brennan'ın kariyerindeki en zor operasyon: Bin Ladin’i öldürmek

Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski Direktörü John Brennan. (AFP)
Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski Direktörü John Brennan. (AFP)

Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), 11 Eylül saldırılarının dokuzuncu yıl dönümü öncesinde, dönemin ABD Başkanı Barack Obama'ya kendilerini El Kaide'nin kurucusu Usame bin Ladin'e götürecek kanıtlar bulunduğunu bildirdi.
Üst düzey bir El Kaide unsurunun  Pakistan’ın Abbottabad şehrindeki bir eve kadar izini süren CIA, söz konusu şahsın kendilerini Bin Ladin'e götürebileceğini düşünmüş, ardından gerçekten de o evde Bin Ladin’in yaşadığı ortaya çıkmıştı.

En zor ve gizli operasyon
Söz konusu dönemde Obama'nın terörle mücadele danışmanı olan CIA eski Direktörü John Brennan, AFP'ye verdiği demeçte 1 Mayıs 2011'de Bin Ladin'in öldürüldüğü yüksek riskli özel kuvvetler harekatının kariyerinin ‘en yoğun, gizli ve iyi planlı’ operasyonu olduğunu söyledi.
CIA, istihbaratın onaylanması gerektiği konusunda uyarsa da düzenlenen  bir toplantıda, ABD’nin en çok aradığı kaçağı bulma olasılığına dair heyecan yaşandı.
Sonraki aylarda CIA, yüzünü net bir şekilde görememiş olmalarına rağmen yerleşkede yürüyüşlere çıktığı kaydedilen uzun boylu ve sakallı bir kişinin (CIA, bu kişiye Pacer ismini vermişti) Bin Ladin olduğuna ikna olmuştu.

Seçenekler
Obama, aralık ayı sonuna gelindğinde harekete geçmeye hazırdı. Beyaz Saray yetkilileri de yerleşkenin örnek modelini çıkararak operasyona hazırlanmaya başladı.
Seçenekler arasında güdümlü füze saldırısı vardı. Ancak bu seçenek onları Bin Ladin'i öldürdüklerine dair kanıtsız bırakacaktı. İkinci seçenek ise gece yarısı helikopter saldırısı düzenlenmesiydi. Ancak bu seçenekte de ciddi riskler mevcuttu.
ABD askerleri ölebilir veya saldırıdan haberdar olmayan Pakistan kuvvetleriyle çatışma yaşanabilirdi.  
Hazırlıklar 2011 yılı başlarında hız kazandı. Bin Ladin konusunda kıdemli bir CIA uzmanı ise Pacer'ın onların istediği adam olduğundan sadece yüzde 70 emindi. Diğer bir değerlendirme ise bu olasılık yüzde 40 olarak kabul ediyordu. Nitekim kimliğine ilişkin kesin bilgiler yoktu.  

Brennan konuya dair şunları söyledi:
“Elbette yeterli istihbarata sahip değildik. Ancak onun bin Ladin olduğu görüşüyle çelişen hiçbir şey yoktu. Aradığımız da buydu: Pacer'ın Bin Ladin'den başka biri olduğuna dair herhangi bir belirti...”

Yeşil ışık
Nitekim Obama, 28 Nisan 2011 Perşembe günü Beyaz Saray'ın yeraltındaki Güvenlik Odası’ndan  üst düzey yetkililerle bir araya geldi. Brennan, Obama’nın herkesin görüşünü duymak istediğini aktardı. Operasyona karşı çıkanlar arasında eski Savunma Bakanı Robert Gates ve o sırada Obama'nın başkan yardımcısı olan, şimdiki ABD başkanı Joe Biden da vardı. Çoğu yetkili sürece dahil olmuştu.
Ertesi sabah Brennan planı gözden geçirmeye devam ederken Obama ise Özel Kuvvetler saldırısının pazar günü öğleden sonra düzenlenmesine yeşil ışıl yaktı.
Brennan duruma dair şunları aktardı:
“Yalnızca bugüne kadar yaptıklarınızı değil, ertesi gün olacakları da aklınızda defalarca kez kurarsınız. Böylece her türlü olasılığın dikkate alındığından emin olursunuz.”

Operasyon
Üst düzey güvenlik ve savunma yetkilileri, hazırlık için pazar günü Güvenlik Odası’nda toplandı. Helikopterler 90 dakika sürecek Abbottabad uçuşu için Afganistan'a yönelirken yetkililer ise Tuğgeneral Brad Webb’in süreci bir dizüstü bilgisayardan takip ettiği, Özel Harekat şefi Bill McRaven ile eş zamanlı iletişim kurduğu odaya geçti.
Söz konusu ana dair ünlü bir fotoğrafta Obama, Biden, Brennan ve diğer yetkililer Webb'in etrafında yanyana vaziyet almış halde görüntülenmişlerdi. Ekip, operasyon başlarken endişe ve sessizlikle görüntüleri izliyordu.
Ancak iki helikopterden biri yere çakılmış, devreye yedek helikopterin girmesi gerekmişti. Yerleşke içinden ise herhangi bir video akışı yoktu.
Brennan’ın aktardığına göre 20 dakika sonra  McRaven operasyonu düzenleyenlerin Geronimo, Geronimo!’ diye bağırdığını duydu. Bin Ladin öldürülmüştü.
İlk hisedilenenin büyük bir rahatlama olduğunu vurgulayan Brennan, “Alkış ya da kutlama yoktu. Başarıya ulaşma duygusu vardı” dedi.
Operasyonun riskli olduğunu kabul eden Brennan ancak Obama’nın da dediği gibi yüzde 50’lik bir şans olsa dahi bunun ABD'nin Bin Ladin'i yakalaması için en iyi fırsat olduğunu belirterek, “Uygun zamanda alınması gereken, kesinlikle doğru riskti” ifadesini kullandı.



Elijah Wood'dan Frodo mesajı: Ben varken başkası oynayamaz

Yüzüklerin Efendisi'nin Frodo'su Elijah Wood, Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) ve The Monkey'deki rolleriyle de tanınıyor (New Line Cinema/Warner Bros.)
Yüzüklerin Efendisi'nin Frodo'su Elijah Wood, Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) ve The Monkey'deki rolleriyle de tanınıyor (New Line Cinema/Warner Bros.)
TT

Elijah Wood'dan Frodo mesajı: Ben varken başkası oynayamaz

Yüzüklerin Efendisi'nin Frodo'su Elijah Wood, Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) ve The Monkey'deki rolleriyle de tanınıyor (New Line Cinema/Warner Bros.)
Yüzüklerin Efendisi'nin Frodo'su Elijah Wood, Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) ve The Monkey'deki rolleriyle de tanınıyor (New Line Cinema/Warner Bros.)

Yüzük Kardeşliği (The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring) oyuncu kadrosu 23 yıl sonra gerçekten yeniden bir araya gelirse, Frodo Baggins biraz farklı görünebilir ama içiniz rahat olsun: Karakteri yine Elijah Wood canlandıracak.

Yüzüklerin Efendisi (The Lord of the Rings) yıldızı Wood, Andy Serkis'in yöneteceği The Lord of the Rings: The Hunt for Gollum'la Orta Dünya'ya dönmek konusunda şimdilik ser verip sır vermiyor. Ancak reddetmediği tek bir şey var: Yakın zamanda kimsenin onun yerini doldurmasını istemiyor.

Sunday Times'a konuşan 45 yaşındaki Wood, yeni filmde rolünü yeniden canlandırıp canlandırmayacağı sorulduğunda şunları söyledi:

Henüz resmi bir duyuru yapılmadı ancak geçen ağustostaki etkinlikte, Ian McKellen baklayı ağzından çıkardı. Dolayısıyla ihtimal son derece yüksek. Resmi açıklama gelene kadar bir şey söyleyemem ama yeni bir film düşüncesi bile beni heyecanlandırıyor. Orta Dünya gibi bir dünya için yeni filmler sözkonusu olduğunda insan biraz tedirgin oluyor, herkes bu evrenin bütünlüğünün korunmasını umuyor. Ancak bu hikaye eğlenceli ve sürükleyici. Gerçekten de ekibin yeniden bir araya geldiği hissini veriyor.

"Ben hayatta olduğum sürece başkası oynayamaz"

Elijah Wood, kahraman hobbit Frodo Baggins rolünde Shire'a dönüp dönmeyeceğini resmen teyit etmese de McKellen'ın "Ben hayatta olduğum sürece kimsenin Gandalf'ı oynamasını istemem" sözlerine destek verdi. 

Wood, "Bunu tamamen anlıyorum. Ben de hayatta olduğum ve gücüm yettiği sürece Frodo'yu başka birinin oynamasını kesinlikle istemem" dedi.

Vizyon tarihi ertelendi

Gişe canavarı üçlemenin yönetmeni Peter Jackson, iki yıl önce Andy Serkis'in hem yönetip hem de Gollum karakteriyle başrolde yer alacağı yeni bir canlı çekim filmin yapımcılığını üstleneceğini duyurmuştu. Başlangıçta 2026'da vizyona girmesi planlanan film, son takvime göre Aralık 2027'de gösterime çıkacak.

Serinin eski yıldızları sessizliklerini korumaya çalışsa da Ağustos 2025'te Londra'daki bir hayran etkinliğinde McKellen, beklenen müjdeyi vermişti: 

Size oyuncu kadrosuyla ilgili iki sır vereceğim; filmde Frodo ve Gandalf adında karakterler var.

Diğer yıldızlar ne diyor?

Orlando Bloom, geçen yıl sarı peruğunu takıp Legolas rolü için yeniden kamera karşısına geçmesi istenirse buna seve seve "evet" diyeceğini söylemişti. Bloom, "Legolas'ı başkasının oynadığını görmekten nefret ederim. Ne yapacaklar? Yerime başka birini mi koyacaklar?" diyerek rolüne olan bağlılığını vurgulamıştı.

Aragorn karakterine hayat veren Viggo Mortensen ise 2024'te GQ'ya yaptığı açıklamada, Gondor Kralı rolünü yeniden canlandırması için "doğru şartların" oluşması gerektiğini söylemişti. 

Mortensen, "Hikayenin tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Bu karakteri oynamayı seviyorum ama sadece şu anki yaşıma ve karakterin ihtiyaçlarına uygunsa bunu yaparım. Aksi takdirde bu saçma olurdu" diyerek kapıyı açık bırakmıştı.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, Sunday Times, GQ


ABD, İran’ın ardından Afganistan’ı da kara listeye aldı

Taliban yönetimiyle ABD arasında yapılan anlaşma kapsamında Afganistan'daki bazı tutuklular serbest bırakılmıştı (AFP)
Taliban yönetimiyle ABD arasında yapılan anlaşma kapsamında Afganistan'daki bazı tutuklular serbest bırakılmıştı (AFP)
TT

ABD, İran’ın ardından Afganistan’ı da kara listeye aldı

Taliban yönetimiyle ABD arasında yapılan anlaşma kapsamında Afganistan'daki bazı tutuklular serbest bırakılmıştı (AFP)
Taliban yönetimiyle ABD arasında yapılan anlaşma kapsamında Afganistan'daki bazı tutuklular serbest bırakılmıştı (AFP)

ABD, İran'ın ardından Afganistan'ı da "haksız yere tutukluluğu destekleyen devlet" ilan etti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, pazartesi günkü açıklamasında "Taliban, fidye veya siyasi tavizler elde etmek için kişileri kaçırarak terörist taktikler kullanmaya devam ediyor" dedi.

Rubio, Taliban yönetiminin "Dennis Coyle, Mahmoud Habibi ve Afganistan'da haksız yere tutuklanan tüm Amerikalıları derhal serbest bırakması" çağrısında da bulundu.

ABD'li akademisyen Coyle, geçen yıl Taliban'a bağlı güvenlik güçlerince gözaltına alınmıştı. Kabil yönetimi, 64 yaşındaki Coyle'un neden yakalandığına dair açıklama yapmamış ancak ABD vatandaşı hakkında hukuki işlem başlatılacağını duyurmuştu.

Amerikalı iş insanı Mahmoud Habibi de 2022'de Taliban'a bağlı istihbarat yetkililerince yakalanmıştı. Washington yönetimi, Habibi'yle ilgili bilgi paylaşacak kişilere 5 milyon dolar para ödülü verileceğini bildirmişti.

CNN'in analizinde Washington'ın, bu adımla Taliban'ın Amerikalıları kaçırmasını engellemeyi amaçladığı yazılıyor. Ayrıca ABD'nin, Afganistan'a seyahat kısıtlamaları getirme ihtimalinin de arttığı ifade ediliyor.

ABD, halihazırda Kuzey Kore için böyle bir seyahat kısıtlaması uyguluyor. Washington yönetimi, vatandaşlarının onay almadan ABD pasaportlarıyla Kuzey Kore'ye seyahat etmesine izin vermiyor.

Diğer yandan Beyaz Saray'ın, 28 Şubat'ta İsrail'le ortak askeri harekatı başlatmadan bir gün önce de İran için aynı kategorilendirmeyi yaptığına dikkat çekiliyor.

Afganistan Dışişleri Bakanlığı'ndan 1 Mart'ta yapılan açıklamada, ABD-İsrail harekatının İran'ın "ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiği" belirtilmiş, masum sivillerin öldürüldüğü vurgulanmıştı.

ABD'nin 2021'de Afganistan'dan çekilmesiyle ülkenin yönetimi tekrar Taliban'a geçmişti.

Independent Türkçe, CNN, The Hill


Mücteba Hamaney’in gayrimenkul imparatorluğu: Yaptırımları nasıl atlattı?

56 yaşındaki Mücteba Hamaney, Devrim Muhafızları'na bağlı paramiliter Besic'in başına 2009'da geçmişti (Reuters)
56 yaşındaki Mücteba Hamaney, Devrim Muhafızları'na bağlı paramiliter Besic'in başına 2009'da geçmişti (Reuters)
TT

Mücteba Hamaney’in gayrimenkul imparatorluğu: Yaptırımları nasıl atlattı?

56 yaşındaki Mücteba Hamaney, Devrim Muhafızları'na bağlı paramiliter Besic'in başına 2009'da geçmişti (Reuters)
56 yaşındaki Mücteba Hamaney, Devrim Muhafızları'na bağlı paramiliter Besic'in başına 2009'da geçmişti (Reuters)

İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney'in Toronto'dan Frankfurt'a, Dubai'den Londra'ya dünyanın farklı yerlerinde emlak yatırımları yaptığı öne sürülüyor.

Bloomberg'ün araştırmasına göre Hamaney, yaptırımları üçüncü kişiler aracılığıyla aşarak yurtdışında 400 milyon euro değerinde "mülk imparatorluğu" kurmuş. Gayrimenkul ağındaki hiçbir varlığın kendi adına kaydedilmediği aktarılıyor.

Yeni Ayetullah'ın portföyünde Londra'daki lüks gayrimenkullerden, Dubai'de bir villa ve Frankfurt'la Mallorca'da lüks oteller yer alıyor.

Mülklerin satın alınmasında kullanılan fonların büyük ölçüde İran'ın petrol gelirlerinden elde edildiği, Birleşik Krallık (BK), İsviçre, Lihtenştayn ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) finans kurumları aracılığıyla paravan şirketler üzerinden aktarıldığı belirtiliyor.

Almanya'nın finans merkezi Frankfurt'taki 5 yıldızlı Hilton Frankfurt Gravenbruch oteli, kayıtlara göre 2011'den beri İranlı iş insanı Ali Ansari'nin bir ortağıyla bağlantılı kuruluşlar tarafından işletiliyor. Otel, 2024'te Hilton'ın yönetimine geçmiş.

Hamaney'le yakın bağlara sahip bankacı Ansari, İran Devrim Muhafızları'nı fonladığı gerekçesiyle BK tarafından geçen yıl yaptırım listesine alınmıştı.

Ansari ise avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada, Devrim Muhafızları veya Mücteba Hamaney'le herhangi bir bağlantısı olmadığını savundu.  

Telegraph'ın aktardığına göre Hamaney, Londra'daki İsrail Büyükelçiliği'ne yakın iki lüks apartmanın da sahibi.

Ansari'nin ilk apartmanı Mart 2014'te 16,75 milyon sterline (yaklaşık 1 milyar TL), ikincisini de Kasım 2016'da 19 milyon sterline (yaklaşık 1,1 milyar TL) satın aldığı belirtiliyor.

Kensington Sarayı'na yakın mülklerin bugünkü toplam değerinin 50 milyon sterline (yaklaşık 3 milyar TL) yakın olduğu aktarılıyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü'nden Farzin Nadimi, Bloomberg'e şunları söylüyor:

Mücteba, İran ve yurtdışındaki çeşitli kuruluşlarda önemli hisselere veya fiili kontrole sahiptir. Onun finans ağı incelendiğinde, hesapların ana sahibinin Ali Ansari olduğu görülüyor. Bu da Ansari'yi bugün ülkedeki en etkili oligarklardan biri yapıyor.

57 yaşındaki Ansari, Tahran'daki dünyanın en büyük alışveriş merkezi Iran Mall'un inşaatına finansman sağlayan Ayandeh Bankası'nı 2013'te kurmuştu. Banka geçen yıl ekimde iflas etmiş, malvarlığı İran Merkez Bankası'nın kararıyla devlete ait Melli Bank'a devredilmişti.

Bloomberg'ün analizinde, Hamaney'in paravan şirketler ve üçüncü kişiler üzerinden gayrimenkul satın almasının, "İranlı elitlerin sermayesinin yurtdışında nasıl aktarıldığını ortaya koyduğu" yazılıyor.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta düzenlediği ortak askeri operasyonda İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları'ndan üst düzey yetkililer öldürülmüştü.

Yeni lideri seçmekle görevli 88 din adamından oluşan Uzmanlar Meclisi'nin 8 Mart'taki açıklamasında, "ezici oy çoğunluğuyla" göreve Mücteba'nın seçildiği bildirilmişti.

ABD Başkanı Donald Trump ise Ali Hamaney'in oğlu Mücteba'nın yönetime gelmesinden memnun olmadığını belirterek, "Ona söyleyecek hiçbir şeyim yok" demişti.

Independent Türkçe, Bloomberg, Euronews, Telegraph