Lenderking, Marib'deki gerginliği azaltmak ve insani yardım dosyasına hız vermek için ziyaretlerini sürdürüyor

Şarku’l Avsat'a açıklamalarda bulunan Batılı bir yetkili, uluslararası toplumun Husilere karşı sabrının tükenmeye başladığını söyledi.

Tim Lenderking, Körfez turu öncesinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Washington'da bir araya geldi. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
Tim Lenderking, Körfez turu öncesinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Washington'da bir araya geldi. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
TT

Lenderking, Marib'deki gerginliği azaltmak ve insani yardım dosyasına hız vermek için ziyaretlerini sürdürüyor

Tim Lenderking, Körfez turu öncesinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Washington'da bir araya geldi. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
Tim Lenderking, Körfez turu öncesinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Washington'da bir araya geldi. (ABD Dışişleri Bakanlığı)

Yemen’in en önemli petrol bölgelerinden Marib'de çatışmalar devam ederken uluslararası toplum, savaşın sona ermesi için arabuluculuk yapma ve şiddeti durdurma yönündeki çabalarını sürdürüyor. ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking göreve gelmesinden bu yana bölgeyi beşinci kez ziyaret etti. Söz konusu temas, Birleşmiş Milletler'in Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’in ziyareti ile aynı zamana denk geldi.
Şarku’l Avsat'ın kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre iki temsilci, insani yardım dosyasının yanı sıra Marib'de tansiyonun düşürülmesi için çalışacak.
Şarku’l Avsat'a açıklamalarda bulunan Yemen Dışişleri ve Göçmen İşleri Bakanı Dr. Ahmed Avad bin Mübarek, ülkedeki savaşı sona erdirip barışı sağlama yönünde bölgesel ve uluslararası çabalar olduğunu ancak Husi milislerin uzlaşmaz tavrı, askeri operasyonları, gerek Marib gerekse Suudi Arabistan’a yönelik füze ve drone saldırıları konusundaki ısrarı nedeniyle sorunun şu ana kadar çözülemediğini söyledi. Bakan Mübarek açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Özellikle de Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı’nın son çağrıları ve olumlu mesajlarının ardından milislerin aklın sesini dinleyeceğini, Yemen’in çıkarlarından yana olacaklarını umuyoruz.”
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking’in Suudi Arabistan ile Umman’ı ziyaret edeceği, üst düzey hükümet yetkilileriyle bir araya geleceği ve BM Yemen Özel Temsilcisi Griffiths ile birlikte çalışmalar yürütüleceği belirtildi. Lenderking’in gerçekleştireceği görüşmelerde Yemen genelinde düzenli ve engelsiz bir biçimde insani yardım dağıtımının sağlanmasına ve kalıcı ateşkesin desteklenmesine odaklanılacağı kaydedildi.  
Lenderking’in gündeminde Yemen'de çözümün sağlanması ve tarafların siyasi bir sürece geçişi olacağı belirtilen açıklamada ABD Temsilcisinin Husilerin Marib'e yönelik saldırısını durdurmak için uluslararası fikir birliğine başvurağı bildirildi. Saldırıların Yemen halkını tehdit eden insani krizi şiddetlendirmekten başka bir duruma sebep olmadığı vurgulandı.
Konuya yakın Batılı bir yetkili Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Husilerin artık Marib'i kazanmadıklarını, uluslararası toplumun ve ABD'nin sabrının tükendiğini anlaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Batı, Hudeyde Limanı’nın petrol türevlerine açılmasını destekliyor. Lenderking konuya dair ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Konseyi’ne (CFR) verdiği son brifingde, mal ve gıda girişinin engellenmesine atıfta bulunarak ‘abluka’ terimini kullanmıştı. Konuyu düzenli olarak gündeme getirdiğini söyleyen Lenderking “Gemilerin yüklerini Hudeyde’de boşaltmalarına izin verildi. Ancak daha fazlasına ihtiyaç var” demişti.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görevli bir sözcü Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte şunları söyledi:
“Lenderking konuyu gündemde tutmaya devam ediyor. İnsani krizin ancak kalıcı bir çözümle çözüleceğini, sorumluluğu tüm tarafların üstleneceğini de kabul etmeliyiz.”
Araştırmacılar, Suudi Arabistan'ın Sana Havaalanı ve Hudeyde Limanı’nı açma ve ateşkes girişiminin, Husileri bir ikilemle karşı karşıya bıraktığı görüşünde. Zira Hudeyde Limanı açıldığı takdirde Husilerin elinde ateşkes meselesinden başka konu kalmayacağı belirtiliyor. Marib’de herhangi bir ilerleme kaydedemedikleri de biliniyor.
Nitekim ABD’nin Yemen'de yaşanan hızlı gelişmeler, özellikle de Husilerin Yemen ordusuna karşı gerilimi yükselttiği Marib'deki düşman saldırıların durdurulması konusundaki tutumu açık.
ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, çarşamba günü Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Lenderking ile bir araya geldiğini ve Yemen’de çatışmasının sona ermesine ilişkin konuları görüştüklerini bildirdi.  Blinken uluslararası toplumun kendisine“Yemen'deki korkunç insani krize rağmen Husiler Marib'deki askeri ilerleyişi neden sürdürüyor?” sorusunu sorması gerektiğini vurguladı
Şarku’l Avsat'ın edindiği bilgilere göre ABD’nin Marib'deki duruma ilişkin son zamanlarda gösterdiği gözle görünür ilgi, çatışmaya karşı güçlü bir duruş sergilenmesi için  geçtiğimiz günlerde Kongre koridorlarında yaşanan hareketliliğin ardından geldi.
Nitekim Senato ve Temsilciler Meclisi'ndeki bazı ABD temsilcilerinin Yemen'deki insani durumu ve Marib'de devam eden çatışmayı görüştüğü, bu durumun Tim Lenderking'in geçen hafta düzenlediği oturumlara da yansıdığı ve bölgeyi beşinci kez seyahat etmesine neden olduğu belirtiliyor.
Husilerin açıklamaları ve basına sızan bilgiler, Lenderking’in Umman’da Husi grubuyla görüşeceği yönünde. Lenderking, geçen hafta gerçekleştirilen Kongre oturumlarında Husilerle geçtiğimiz yıllarda bir araya geldiğini, kendileriyle görüşmeye herhangi bir itirazının olmadığını söylemişti.
Reuters haber ajansının haberinde Marib’deki çatışmanın, ABD'nin ateşkese ulaşma çabalarını daha karmaşık bir hale getirdiği belirtildi.
Geçen hafta yaptığı açıklamada Marib savaşının barış çabaları karşısındaki en büyük tehdit olduğunu vurgulayan Lenderking, İran'ın Husilere verdiği desteğin ‘oldukça ölümcül’ olduğunu söyledi. Ancak İran, Husilere destek verdiği iddialarını kabul etmedi.
CFR’den araştırmacı Kali Robinson, kurumun internet sitesinde yayınlanan bir makalede Husilerin askeri hareketliliği sürdürme ısrarı nedeniyle en az 1 milyon kişinin yerinden olduğunu, kolera salgını, ilaç sıkıntısı ve kıtlık tehdidinin patlak verdiğini söyledi. BM de Yemen'deki insani dramı ‘dünyadaki en kötü kriz’ olarak tanımladı. Nitekim kaos, El-Kaide’nin bölgedeki kollarının da harekete geçmesine imkan sağladı.
Araştırmacı Robinson, BM destekli barış müzakerelerinde sınırlı ilerlemenin kaydedildiğini söylüyor. Nitekim 2018 tarihli Stockholm Anlaşması, hayati önem taşıyan liman kenti Hudeyde’de bir çatışma yaşanmasının önüne geçme konusunda yetersiz kalıyor. Zira en az 15 bin mahkumun takası ve Taiz’deki şiddetin bastırılması için ortak bir komite kurulmasını öngören anlaşma şartlarının uygulanmasında başarı sağlanamadı.
Robinson duruma dair yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Gözlemciler, tıpkı 2019'un sonlarında yaşandığı gibi bölgesel taraflar arasındaki anlaşmazlığın savaşı uzatabileceğinden endişe duyuyor. Husiler söz konusu dönemde Suudi petrol tesislerine yapılan füze saldırısının sorumluluğunu üstlenmişti. Buna rağmen BM gözlemcileri saldırıyı Husilerin gerçekleştirmediği sonucuna varmış ancak eylemin arkasında kimin olduğunu belirtmemişti. Mevcut ABD yönetimi de savaşı sona erdirme görevini üstlendi.”



ABD Başkanı Trump ile Lübnan Cumhurbaşkanı Avn arasında ilk temas gerçekleşti

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

ABD Başkanı Trump ile Lübnan Cumhurbaşkanı Avn arasında ilk temas gerçekleşti

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanlığı, bugün (Perşembe) yaptığı açıklamada, Trump ile Avn arasında bir telefon görüşmesi yapıldığını duyurdu. Bu görüşme, Avn’ın göreve gelmesinden bu yana iki lider arasındaki ilk temas olma özelliğini taşıyor.

Görüşmenin ana gündem maddesinin, İsrail ile Hizbullah arasında olası bir ateşkes olduğu değerlendiriliyor. Bu değerlendirme, Avn’ın daha önce, ateşkes sağlanmadan herhangi bir İsrailli yetkiliyle temas kurmayı reddettiğine yönelik haberlerin ardından geldi. Söz konusu haberlerde, Avn ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında bir telefon görüşmesi ihtimalinin gündeme geldiği ifade edilmişti.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Cumhurbaşkanı Avn, bugün yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasında sağlanacak bir ateşkesin, iki ülke arasında yürütülmesi planlanan doğrudan müzakereler için “doğal bir giriş noktası” olması gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan bildiride Avn’ın şu ifadelerine yer verildi: “Lübnan’ın İsrail ile talep ettiği ateşkes, iki ülke arasında doğrudan müzakerelerin doğal başlangıcı olacaktır.”

Bu açıklama, Lübnan ve İsrail’in ABD nezdindeki büyükelçilerinin iki gün önce onlarca yılın ardından ilk kez doğrudan görüşme gerçekleştirmesi ve ilerleyen dönemde tarihi daha sonra belirlenecek yeni doğrudan müzakereler konusunda mutabakata varmalarının ardından geldi.

Öte yandan, Aoun’un İngiltere’nin Ortadoğu’dan sorumlu devlet bakanı ile yaptığı görüşmenin ardından yayımlanan resmi açıklamada, herhangi bir Lübnanlı ve İsrailli yetkili arasında yakın zamanda gerçekleşmesi beklenen bir temas ihtimaline değinilmedi. Bu durum, Trump’ın daha önce yaptığı ve iki taraf arasında bir görüşme olabileceğine işaret eden açıklamasıyla çelişiyor.

İsrail İnovasyon, Bilim ve Teknoloji Bakanı Gila Gamliel ise bugün yaptığı açıklamada, Başbakan Netanyahu’nun Lübnan Cumhurbaşkanı ile görüşeceğini söyledi.


İsrail’in kısıtlamaları Gazze’de uzuvlarını kaybetmiş kişilerin acılarını daha da artırıyor

Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)
Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)
TT

İsrail’in kısıtlamaları Gazze’de uzuvlarını kaybetmiş kişilerin acılarını daha da artırıyor

Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)
Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)

14 yaşındaki Filistinli çocuk Fadıl en-Naci, futbol oynamayı çok seviyordu. Ancak geçtiğimiz eylül ayında İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) düzenlediği saldırıda iki bacağını kaybetmesinin ardından, artık zamanının büyük bölümünü Gazze Şeridi’ndeki evinde geçirmek zorunda kalıyor.

Yüzünde derin bir hüzünle koltukta oturan Naci’nin pantolonunun bir paçası boş şekilde sarkarken, diğer paçası beline doğru katlanmış durumda. Yanında ise aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi bulunuyor.

Anne Necva en-Naci, oğlunun geçmişte futbol oynadığı görüntüleri telefonundan gösterirken, “Kendi içine kapandı, kimseyi görmek istemiyor, arkadaşlarıyla konuşmuyor. Sürekli yalnız oturuyor, sanki yavaş yavaş ölüyor. Tek isteğim Fadıl’a protez, Emir’e ise estetik bir yapay göz takılması” ifadelerini kullandı.

Reuters’a konuşan sağlık ve yardım çalışanı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’ndeki yaklaşık 5 bin ampute için bu tür imkânlar oldukça sınırlı. Bu kişilerin dörtte birini Fadıl gibi çocuklar oluştururken, alçı gibi temel tıbbi malzemelere yönelik İsrail kısıtlamaları durumu daha da zorlaştırıyor.

rrtgb
İsrail saldırısında yaralanan 34 yaşındaki Filistinli Ömer Ebu Ali, Gazze şehrindeki evinde tekerlekli sandalyesinden yatağına geçiyor. (Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi’nde Hamas mensuplarına karşı yürüttüğü ve iki yılı bulan askeri operasyon kapsamında uyguladığı kısıtlamaları güvenlik kaygılarıyla gerekçelendiriyor.

Yardım kuruluşu Humanity & Inclusion ise Gazze’de savaş öncesi Filistinli sağlık yetkililerinin açıkladığı ampute sayıları da dikkate alındığında, mevcut amputasyon oranlarının kara mayınları nedeniyle uzun süre en kötü örnek olarak gösterilen Kamboçya’yı dahi aştığını belirtti.

Artan ihtiyaç nedeniyle iki tıp merkezinin, savaşta hayatını kaybedenlerden çıkarılan eski protezleri yeniden kullanmaya çalıştığı ifade edildi. Doktorlar ayrıca bazı hastalar için plastik borular ya da ahşap parçalar kullanılarak geçici protezler üretildiğini, ancak bu yöntemlerin enfeksiyon ve yeni yaralanma riskini artırdığını vurguladı.

Yerine getirilmemiş bir vaat

Gazze Şeridi’nde ampute edilen kişiler, ekim ayında ilan edilen ateşkes ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konan 20 maddelik plan kapsamında verilen ancak hayata geçirilemeyen taahhütlerin sembolü haline gelmiş durumda. Söz konusu plan, yardımların ‘engelsiz’ şekilde bölgeye girişini öngörüyordu.

dfvf
 İsrail hava saldırısında yaralanan 34 yaşındaki Filistinli Ömer Ebu Ali, Gazze şehrinde yaygın yıkımın ortasında tekerlekli sandalyeyle bir sokakta ilerliyor. (Reuters)

Plan ayrıca, Gazze Şeridi’nden Mısır’a açılan tek çıkış noktası olan Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını da içeriyordu. Ancak amputeler dahil olmak üzere tıbbi tahliyelerin düzensiz şekilde gerçekleştiği belirtiliyor.

İsrail ise sivil ve askeri amaçlarla kullanılabileceğini belirttiği bazı malzemelerin ithalatına, savaş öncesine dayanan politikalar çerçevesinde kısıtlama uygulamayı sürdürüyor. Her ne kadar alçı ve protez yapımında kullanılan bazı plastik bileşenler ‘çift kullanımlı’ malzemeler listesinde yer almasa da, İsrail’in ihracat kısıtlamalarına ilişkin belgelerinde ‘inşaat malzemeleri’ bu kapsamda değerlendiriliyor.

fd fd
Bacağını kaybeden Filistinli Hazım Fure, Gazze şehrindeki evinde oturuyor. (Reuters)

İsrail hükümetine bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT), Gazze’ye giren yardımları kontrol eden askeri birim olarak, tıbbi ekipmanların düzenli girişini kolaylaştırdıklarını, ancak Hamas tarafından ‘terör faaliyetlerinde kullanılabilecek’ malzemelerin geçişine izin vermeyeceklerini açıkladı.

Protezlere ilişkin sorulara yanıt veren birim, Birleşmiş Milletler (BM) ve yardım kuruluşlarıyla uygun tıbbi yanıtın sağlanmasına yönelik görüşmeler yürütüldüğünü bildirdi.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ise Gazze’deki ana protez merkezi olan Protez ve Felç Merkezi’ni desteklediğini belirterek, alçı ithalatına yönelik kısıtlamaların dört aydan uzun süredir neredeyse tamamen uygulandığını ve mevcut stokların yalnızca haziran ya da temmuz ayına kadar yeteceğini açıkladı.

Merkezin sözcüsü Husni Mihna, rakam vermeden yaptığı açıklamada, mevcut üretimin gerçek ihtiyaca kıyasla son derece sınırlı kaldığını ifade etti.

Şeyh Hamad Rehabilitasyon ve Protez Hastanesi ise savaş boyunca yeni malzeme temin edemediğini ve mevcut stoklarının tükendiğini duyurdu. Hastanenin Genel Müdürü Ahmed Naim, şu anda yalnızca mevcut protezlerin bakımını yapabildiklerini ve üretim için yerel alternatif bulunmadığını söyledi.

Humanity & Inclusion, 2025 başından bu yana Gazze’de 118 geçici protez sağladığını, ancak Aralık 2024’te gönderilen son sevkiyattan kalan malzemelerin tükenmek üzere olduğunu bildirdi.

sd
Filistinli işçiler, Gazze şehrinde temel malzeme sıkıntısı yaşanırken, bir atölyede plastik parçalar ve alçı gibi malzemeler kullanarak protez uzuvlar üretiyorlar. (Reuters)

Gazze Barış Kurulu ise Gazze’ye yardımları artırmayı hedeflediklerini ve amputeler başta olmak üzere hastaların durumunu ciddiyetle ele aldıklarını açıkladı.

Kurul, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Bunlar acil sivil ihtiyaçlar” ifadesini kullanarak, ateşkes taahhütlerinin insani, ticari ve tıbbi yardımların kesintisiz akışını kapsadığını belirtti.

Açıklamada ayrıca, kısıtlamalar ve gecikmelerin ilgili makamlarla görüşüldüğü, silahlı grupların silah bırakması ve Gazze’de teknokrat bir Filistin hükümetine geçiş sağlanması halinde bu kısıtlamaların hafifletilmesi ve kaldırılmasına yönelik güvenceler bulunduğu ifade edildi.

Uzun süreli şok

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, protezler her hasta için özel olarak üretildiğinden Gazze’ye hazır halde ithal edilemiyor. Bu süreçte, kalan uzvun kalıbını çıkarmak için alçı kullanılıyor ve kişiye özel yuva bu şekilde hazırlanıyor.

Reuters’ın görüştüğü Gazze’deki üç diğer ampute de protez eksikliği nedeniyle savaş öncesi yaşamlarına dönmekte ciddi zorluk yaşadıklarını belirtti. Bazı hastaların bekleme listesinde olduğu ve bir kısmının, kalan uzvun şeklinin düzeltilmesine yönelik cerrahi hazırlıklardan geçtiği ifade ediliyor.

2024 Aralık ayında İsrail’in evine düzenlediği saldırıda sol bacağını diz üstünden kaybeden 40 yaşındaki Hazım Fure, “Lüks bir hayat istemiyorum, insanlığımı geri kazanmak için bir protez istiyorum” dedi.

Protez eksikliğinin, iyileşme sürecini ciddi şekilde aksattığı ve amputelerin yaşadığı travmayı uzattığı belirtiliyor. Uzmanlara göre, yeterli sayıda uzman cerrahın bulunması halinde birçok vakada amputasyonun önlenmesi mümkün olabilirdi.

Filistinli sağlık yetkilileri, bu durumun devam eden İsrail saldırıları karşısında amputeleri daha da savunmasız hale getirdiğini belirtiyor. Ateşkese rağmen düzenlenen saldırılarda 750 Filistinlinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor.

ICRC ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), tekerlekli sandalye gibi bazı ekipmanlara yönelik kısıtlamaların ateşkes sonrası kısmen hafiflediğini bildirirken, sağlık çalışanları yıkıntılarla dolu Gazze sokaklarında hareket etmenin hâlâ büyük zorluk oluşturduğunu vurguluyor.

Malzeme eksikliğinin yanı sıra uzman personel yetersizliği de dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yalnızca 8 protez uzmanı bulunuyor. Doktorlar, özellikle çocuk hastaların büyümeye bağlı olarak düzenli protez ayarlamalarına ihtiyaç duyması nedeniyle takibin son derece zor olduğunu belirtiyor.

Humanity & Inclusion bünyesinde protez ve ortopedik cihazlar teknik sorumlusu olan Hibe Beşir ise durumu şu sözlerle özetledi: “Amputasyon yalnızca bir uzvun kaybı değil; umut ve bağımsızlığın da kaybıdır. Çocuklar için ise bu, geleceğin kaybı anlamına geliyor.”


Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin bölgesel istikrara yönelik çabalarını takdir ediyoruz

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin bölgesel istikrara yönelik çabalarını takdir ediyoruz

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, bugün (çarşamba) yaptığı açıklamada, “Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın bilge ve dengeli çabaları, bölgede istikrarı destekleyen bir ortam oluşturmuştur ve bu çabalar Lübnan tarafından takdir ve gururla karşılanmaktadır” ifadelerini kullandı.

Aoun, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Lübnan’ın bu çabanın asli bir parçası olmasını umuyoruz. Suudi Arabistan, Taif Anlaşması’nın hamisi olarak Lübnanlıların, bölge ülkelerinin ve dünyanın güvenini kazanmış bir ülkedir” dedi.