Suriye: Kazananı belli seçimlerde diğer adaylar kendi aralarında yarışıyor

Suriye’de Adaylar, seçim maratonunda desteklerini alacak kitlelere sahip değil, muhalefet ise geri duruyor

Muhalefet partileri Suriye siyasi sahnesinde yok (The Independent Arabia)
Muhalefet partileri Suriye siyasi sahnesinde yok (The Independent Arabia)
TT

Suriye: Kazananı belli seçimlerde diğer adaylar kendi aralarında yarışıyor

Muhalefet partileri Suriye siyasi sahnesinde yok (The Independent Arabia)
Muhalefet partileri Suriye siyasi sahnesinde yok (The Independent Arabia)

Mustafa Rüstem
28 Nisan Çarşamba günü itibarıyla Suriye Cumhurbaşkanlığı Başkanlığı seçimleri için adaylık başvuruları resmen tamamlandı. Bununla birlikte Suriye Halk Meclisi, Anayasa Mahkemesi aracılığıyla, 7'si kadın 51 adayı Devlet Başkanı adayı olarak kayda geçti.
Suriye Parlamentosu, üye çoğunluğu kararıyla, Suriye Arap Cumhuriyeti Devlet Başkanı seçimlerine eşlik etmeleri ve sürecin gidişatı hakkında bilgi sahibi olmaları için, Cezayir, Umman, Moritanya, Rusya, İran, Ermenistan, Venezuela, Güney Afrika, Ekvador, Nikaragua ve Bolivya gibi çeşitli ülkelere çağrıda bulunma kararı aldı.

Artan aday sayısı
Sonuç, önümüzdeki 26 Mayıs’ta yapılacak seçimlerinde kararlaştırılacak gibi görünüyor. Tüm göstergeler, Suriye Arap Cumhuriyeti tarihinde beşinci Devlet Başkanı olan ve Temmuz 2000'den beri ülkeyi yöneten Baas Partisi adayı ve Suriye rejiminin Devlet Başkanı Beşşar Esed'in seçimi “kazanmasının” kesin olduğuna işaret ediyor.
Buna karşılık Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde dikkat çekici bir durum olarak dün itibariyle Suriye sokaklarında adayların sayısı Salı günü itibariyle 40 kişiyi aşmış iken adaylık için son tarih olan Çarşamba günü bu sayı 51’e yükseldi.
Ancak Esed rejiminin izin verdiği güdümlü muhalefet partilerine mensup belirgin isimler dışında siyasi olarak bilinmeyen, kayda değer siyasi bir geçmişi bulunmayan veya parti ve ulusal düzeyde aktif olmayan kişilerin aday olmaları halk tarafından şaşkınlıkla karşılandı.

10 yıl ikamet şartı
Gözlemciler, adaylık başvuru sayısının önceki seçimlere kıyasla yüksek olduğunu düşünüyorlar. 2012'de Suriye anayasasında yapılan son değişikliğin ardından yapılan ikinci seçim olacak.
2014 Genel Seçim Kanunu, 5. Bölüm ve 30. Madde  uyarınca, Suriye Arap Cumhuriyeti Devlet Başkanı adayının 40 yaşında olması, doğuştan Suriye vatandaşlığına sahip olması, tam medeni ve siyasi haklar ve yüz kızartıcı bir suçtan hüküm giymemiş olması gerekiyor.
Yurtdışındaki Suriyelilerin aday olmasının önünde engel teşkil eden en önemli şartlardan biri olan adayın en az 10 yıldır Suriye ‘de yaşamış olma koşulunun olması da dikkat çekici.

Parlamentoları izleme komitesi
Suriye Meclis Başkanı Hammuda Sabbah, 19 Nisan'da Anayasa Mahkemesi'ne adaylık başvurularını başlatmıştı. Suriye dışında ikamet eden seçmenlerin bulundukları ülkelerdeki Suriye elçiliklerinde oy kullanma tarihi 20 Mayıs olarak belirlenirken, Suriye içinde ise 26 Mayıs günü seçim tarihi olarak belirlendi.
Yasalara göre adayların, bir milletvekilinin sadece bir adayı destekleyebildiği 250 üyeli parlamentodaki en az 35 milletvekilinin yazılı desteğini alması gerekiyor. Bu nedenle Devlet Başkanlığı yarışına sadece 3 adayın gireceğine kesin gözüyle bakılıyor.
167 üye ile parlamentoda en yüksek bloğa sahip olan Baas Partisi adayının en çok desteği almasına kesin gözüyle bakılıyor. Devlet Başkanı Esed, ülkedeki bir grup yurtsever, milliyetçi, sosyalist ve komünist partiyi içine alan ve 1972'de ortaya çıkan siyasi bir koalisyon olan Ulusal İlerici Cephe partisinin de “desteğini” aldı. Dolayısıyla Baas Partisi üyeleri yarım artı bir çoğunluğa sahip durumdalar.

İkinci aday
Anayasa Mahkemesine başvuran adaylar arasında altıncı sırada yer alan Halep kırsalından 1956 doğumlu hukukçu Abdullah Sallum, 35 milletvekilinin yazılı desteğini alarak Esed'le yarışacak ilk aday oldu.
Muhalif adayın da aynı koalisyona mensup olması şaşırtıcı. Ulusal İlerici Cephe’nin kendisini temsil edecek tek bir adaya sahip olması bekleniyorken bu durumun ortaya çıkması siyasi çevrelerde şaşkınlık oluşturdu.
Abdullah Sallum, Sosyalist Birlik Partisi'nin önde gelen üyelerinden biri. Halk Meclisi İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı dahil olmak üzere çeşitli siyasi ve bakanlık pozisyonlarında bulundu. 2003-2007 döneminde Halk Meclisi üyeliğine seçilen Sallum, 2012-2016 tarihlerinde bu göreve tekrardan seçildi.

Başkanlık yarışındaki kadın aday
Şam Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu ve yaşadığı şehirdeki baroda avukat olarak çalışan 1971 Kuneytra doğumlu Faten Ali Nahar Devlet Başkanlığı için ilk kadın aday olarak, Suriye Devlet Başkanlığı seçimlerinde yarışan ilk kadın olarak siyasi tarihe geçmiş oldu.
Diğer taraftan gözlemcilere göre ilk kadın aday Nahar’ın ismi devlet başkanı adayı oluncaya kadar herhangi bir siyasi faaliyet içerisinde yer almadı. Nitekim şu andaki adayların büyük bir kısmı seçimleri kazanabilmek için istenen halk desteğini veya popüler desteğe sahip olmadığı görülmektedir.

Muhalefetin olmaması
Muhalif siyasi çevrelerin aktardığına göre bir ay önce başkent Şam'da bir otelde yapılması planlanan bir konferansın yapılamamasının arka planında yetkili makamlardan gerekli lisans alınmaması var. Dolayısı ile  ‘Cude’ adını verdikleri en büyük siyasi bloğunun yükselişinin durdurulmasının ardından konferansın da Mart ayının sonunda iptal edilmesiyle içeride muhalefet partisi diye bir şey kalmadı.
Bu arada Dayanışma Partisi seçimleri boykot ettiğini duyurdu. Genel Sekreter Muhammed Ebu Kasım, bunun sebebini Baas Partisi’nin meclisteki en fazla sandalyeye sahip olmasına bağladı.
Adaylar arasında ikinci sırada yer alan isimlerden mimarlık alanında doktora derecesine sahip bir işadamı ve Ulusal Demokratik Miting Kuvvetleri üyesi olan Muhammed Yasin Racuh’un 2014 seçimlerinde aday olmasından ardından 2021 de yeniden aday olması dikkat çekti.
Bu bağlamda ise Suriye’de sokakların, Devlet Başkanı adayı Esed’in karşısında bir üçüncü kişinin “seçimi kaybetme yarışına” girmesini beklediği günlerde, içerideki muhaliflerden olan aynı zamanda da Suriye Arap İnsan Hakları Örgütü Başkanı ve muhalefetteki Demokratik Cephe Sekreteri Mahmud er-Rai ile gazeteci ve haber sitesi yöneticisi olan Ahmed Abdülğani’nin ismi öne çıkıyor.

 


Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, yaklaşık iki yıl süren yıkıcı bir savaşın ardından Gazze Şeridi’nin 7 yıl içinde yeniden imar edilebileceğine dair dikkat çekici bir iyimserlik ortaya koydu. Bu açıklama, İsrail’in Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasının başlatıldığına ilişkin duyuruları ‘sembolik’ olarak nitelendirmeye çalıştığı bir dönemde geldi.

ABD destekli bir anlaşma kapsamında Gazze Şeridi’nin yönetimiyle görevlendirilen Şaas, dün bir Filistin radyosuna verdiği demeçte, savaş enkazının Akdeniz’e taşınmasını ve tahrip edilen altyapının 3 yıl içinde yeniden inşa edilmesini öngören iddialı bir planı anlattı.

Eski Planlama Bakan Yardımcısı ve inşaat mühendisi olan Şaas’ın atanması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki İsrail savaşını sona erdirmeye yönelik planının bir sonraki aşamasına geçildiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Şaas, Hamas’ın yıllar süren yönetiminin ardından Gazze Şeridi’nin idaresinden sorumlu olacak 15 Filistinli uzmandan oluşan bir ekibe başkanlık edecek.

Trump’ın planı kapsamında İsrail, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısından çekildi. Ancak İsrail güçleri, neredeyse tüm binaların yerle bir edildiği diğer kısmı kontrol etmeyi sürdürüyor. Trump daha önce Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun Rivierası’na’ dönüştürme fikrini gündeme getirmişti.

68 milyon ton moloz

Ali Şaas’ı bekleyen görev ise belirsizliklerle çevrili. Bu görev, İsrail ile Hamas arasında ateşkesin kırılganlığını koruduğu ve karşılıklı çatışmaların sürdüğü bir ortamda, Gazze Şeridi’nde yıkılan altyapının yeniden inşa edilmesini ve yaklaşık 68 milyon ton olduğu tahmin edilen enkaz ile patlamamış mühimmatın temizlenmesini kapsıyor.

Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler, İsrail ile önceki çatışmaların ardından savaş enkazını, Gazze kentindeki tarihi limanın inşasında ve çeşitli projelerde temel malzeme olarak kullanmıştı. Şaas, benzer bir yaklaşımın yeniden uygulanabileceğini dile getirdi. Şaas, “Buldozerleri getirip enkazı denize döker, denizde yeni adalar oluşturursak yeni bir toprak kazanırız; Gazze için alan yaratır ve enkazı temizleriz. Bu iş üç yıldan fazla sürmez; enkazın tamamı ortadan kalkar” ifadelerini kullandı.

xsdcf
İsrail hava saldırıları sonucu Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de meydana gelen yıkımdan (Reuters)

Şaas, kendisi açısından en acil önceliğin insani yardımın sağlanması olduğunu belirterek, bunun yerinden edilmiş Filistinliler için geçici barınma alanlarının kurulmasını da kapsadığını söyledi. İkinci önceliğin ise ‘temel ve hayati altyapının’ rehabilitasyonu olacağını, bunun ardından konutların ve diğer binaların yeniden inşasına geçileceğini ifade etti. Şaas, “Gazze 7 yıl içinde eskisinden daha iyi bir duruma gelecek” dedi.

Ancak Birleşmiş Milletler’in (BM) 2024 tarihli bir raporuna göre, Gazze Şeridi’nde yıkılan konutların yeniden inşasının en erken 2040 yılına kadar sürebileceği, sürecin onlarca yıl devam edebileceği belirtiliyor.

Zorluklar ve engeller

Şaas’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin iyimser takvim değerlendirmesinin ciddi zorluklarla karşılaşmasının neredeyse kesin olduğu belirtiliyor. Bu süreçte arabulucular, silah bırakmayı reddeden Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’ne barış gücü konuşlandırılması gibi konularda uzlaşı sağlamaya çalışıyor.

Öte yandan Şaas başkanlığındaki komitenin yeniden imar sürecini hangi koşullarda ve nasıl yürüteceği, ayrıca İsrail’in genellikle yasakladığı ağır iş makineleri ve ekipmanların ithalatı ile kullanımına ilişkin izinlerin nasıl temin edileceği de belirsizliğini koruyor.

sdefrt
Geçtiğimiz yıl şubat ayında Refah Sınır Kapısı’ndan geçmek için beklerken, Gazze Şeridi'ne giden yeniden inşa ekipmanlarıyla dolu tırının yanında oturan bir şoför (EPA)

Şaas, komitenin yetki alanının başlangıçta Hamas’ın kontrolündeki bölgelerle sınırlı olacağını, İsrail ordusunun kademeli çekilmesini öngören Trump planı doğrultusunda bu alanın zamanla genişleyeceğini söyledi. Şaas, “İkinci aşama başlar başlamaz, Gazze Şeridi’nin doğu sınırlarına doğru kademeli bir askeri çekilme süreci başlayacak. Çekilme ilerledikçe, komitenin Filistin topraklarındaki yetki alanı da genişleyecek. Şu anda yetkilerimiz, sarı hattın batısında kalan ve yaklaşık yüzde 50’yi oluşturan alanla sınırlı. Diğer anlaşmalar tamamlandıkça sarı hat aşamalı olarak geri çekilecek ve komisyonun yetkisi, denizden doğu sınırına kadar 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi’nin tamamını kapsayacak” ifadelerini kullandı.

Sembolik bir adım

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeye yönelik planın ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu. İsrail hükümetiyle tam koordinasyon içinde yapılmasına rağmen, Başbakan Binyamin Netanyahu bu açıklamanın önemini küçümsemeye çalışarak, bunu ‘sembolik bir adımdan ibaret’ olarak nitelendirdi.

İsrail basınına sızan bir talimat notunda, bakanlardan konuya ilişkin yorum yapmamalarının istendiği, kamuoyuna ise ‘bu sürecin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için önünde çok uzun bir yol olduğu’ mesajının verilmesinin talep edildiği belirtildi.

Söz konusu belgede, Amerikan tarafının açıklamasının etkisini azaltma amacıyla, planın ikinci aşamasına geçildiğini bizzat Başkan Trump’ın değil, danışmanını görevlendirerek bu duyurunun sosyal medya üzerinden ve daha düşük profilli bir şekilde yapılmasını sağladığına dikkat çekildi.

cdfrgt
Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

İsrailli yorumcular, Witkoff’un açıklamalarında İsrail’in sahadaki uygulamalarına değinmediğine ve Tel Aviv’den, Gazze Şeridi’nde her gün Filistinli sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan günlük bombardımanları durdurmasını beklemediğine dikkat çekti. Yorumlarda, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana geçen üç ayda 446 Filistinlinin öldürüldüğü, bin 200’den fazlasının da yaralandığı hatırlatıldı.

Witkoff’un açıklamasına İsrail’den gelen ilk tepkinin ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, cenazesi hâlâ Gazze’de bulunan asker Ran Gvili’nin ebeveynleri ile temasa geçmesi olduğu belirtildi. Washington’da bulunan aile, aralarında Witkoff’un da yer aldığı ABD’li yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Ailenin, oğullarının cesedi teslim edilene kadar Trump planının uygulanmasının durdurulmasını talep ettiği ifade edildi.

Netanyahu’nun, Ran’ın cesedinin iadesinin önceliklerinin başında geldiğini ilettiği ve ‘teknokrat bir komite kurulmasına ilişkin sembolik medya adımının, Ran’ın İsrail’de defnedilmesi için yürütülen çabaları etkilemeyeceğini’ söylediği aktarıldı.

Netanyahu ayrıca, “Hamas bugün, anlaşmanın gereklerini yerine getirerek kaçırılan tüm kurbanların geri getirilmesi için yüzde 100 çaba göstermek zorundadır; İsrail’in kahramanı Ran Gvili de buna dahildir” ifadelerini kullandı.

Tel Aviv’den gelen ikinci tepki ise Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas’ın, komitenin Kahire’de yapılacak ilk toplantısına katılmak üzere Ürdün’e çıkışının engellenmesi oldu. İsrail’in bu kararını, Witkoff’un devreye girmesinin ardından değiştirdiği belirtildi.

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Netanyahu hükümetinin Amerikan planına karşı geleneksel tutumunu koruduğunu ortaya koydu. Buna göre hükümet, planın ilerlemesini mümkün olduğunca engellemeye çalışıyor, ancak Başkan Trump ile bu konuda açık bir çatışmaya girmeye cesaret edemiyor.

İsrail medyasının büyük bölümü dün, yönlendirilmiş haberlerle Hamas’ın Filistin sahnesinden çekilme konusunda samimi olmadığı yönünde değerlendirmelere yer verdi. Yorumlarda, Hamas’ın Şaas liderliğindeki geçiş komitesini kabul ederek bir adım geri attığı, ancak bununla iki adım ileri gitmeyi hedeflediği öne sürüldü.

İsrailli Hamas uzmanlarından Eyal Ofer, Gazze Şeridi’nde yürütülen sürecin Hamas’ın stratejik planının temel unsurlarından biri olduğunu iddia etti. Ofer’e göre Hamas, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde, Gazze ve Batı Şeria dahil olmak üzere Filistin Yönetimi’nin tamamını kontrol altına almayı hedefliyor ve bugün yaşanan gelişmeler bu amaca hizmet ediyor.

Yediot Aharonot ve Maariv gazeteleri ise silahların teslimi gündeme geldiğinde Hamas’ın çıkmaza gireceğini savundu. Gazetelere göre Hamas silahlarını bırakmayacak ve bu durumda İsrail’in müdahale ederek savaşı yeniden başlatması gerekecek.

Söz konusu kaynaklar, İsrail ordusunun, hükümetten talimat alması halinde Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılmasını öngören kapsamlı bir askeri planı hazır tuttuğunu da belirtti.


UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
TT

UNIFIL: İsrail, Güney Lübnan’da barış gücü askerleri yakınında ateş açtı

Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın Mercayun ilçesine bağlı El-Buveyda bölgesinde UNIFIL askerleri, Lübnanlı askerlerin eşliğinde araçlarla devriye geziyor (AFP)

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), İsrail tarafından Güney Lübnan’daki Adaissa bölgesi yakınlarında görev yapan askerlerine ateş açıldığını açıkladı. Olayın, yerel halkın bir evde patlayıcı madde bulduğunu bildirmesinin ardından UNIFIL askerlerinin bölgede inceleme yaptığı sırada meydana geldiği belirtildi. UNIFIL, söz konusu eylemin BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının ihlali olduğunu vurguladı.

UNIFIL’den bugün (cuma) yapılan açıklamada, “Dün, Adaissa bölgesi yakınlarında planlı bir devriye faaliyeti yürütülürken, yerel halk askerlerimizi bir evde olası bir tehlike konusunda uyardı. Yapılan kontrolde, bir patlayıcı düzenek ve buna bağlı bir infilak kablosu tespit edildi” denildi.

Barış gücü askerlerinin bölgeyi emniyete aldığı ve başka bir evi aramaya hazırlandığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kısa bir süre sonra, bölgede uçan bir insansız hava aracının, askerlerimizin bulunduğu noktadan yaklaşık 30 metre uzağa el bombası attığı görüldü. Bunun üzerine UNIFIL, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne derhal ateşkes talebi iletti. Neyse ki olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadı.”

UNIFIL, İsrail ordusunun Lübnan topraklarında yürüttüğü bu tür faaliyetlerin yerel sivilleri tehlikeye attığını ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını ihlal ettiğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca İsrail ordusuna, barış gücü askerlerinin güvenliğini sağlama sorumluluğunu yerine getirmesi ve onları riske atabilecek her türlü faaliyete son vermesi çağrısı yapıldı. UNIFIL, barış gücü askerlerini tehlikeye sokan her türlü eylemin 1701 sayılı kararın ciddi bir ihlali olduğunu ve bölgede sağlanmaya çalışılan istikrarı zedelediğini vurguladı.

Öte yandan, İsrail güçlerinin son dönemde Güney Lübnan’daki görev alanlarında UNIFIL birliklerinin yakınlarında defalarca ateş açtığı hatırlatıldı.


Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
TT

Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barak, cuma günü yaptığı açıklamada, Şam yönetimine bağlı güçler ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yaşanan son çatışmaların ardından, Washington’un ülkedeki tüm taraflarla yakın temasını sürdürdüğünü bildirdi.

Barak, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, ABD’nin Suriye’de tansiyonu düşürmek, gerilimin tırmanmasını önlemek ve Suriye hükümeti ile SDG arasında yeniden müzakere sürecine dönülmesini sağlamak için 24 saat esasına göre çalıştığını ifade etti.

Kuzeydoğu Suriye’nin geniş kesimlerini kontrol eden SDG, 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir anlaşma imzalamış ve buna göre sivil ve askerî tüm kurumlarını yıl sonuna kadar devlet kurumlarıyla birleştirmeyi kabul etmişti. Ancak tarafların, anlaşmanın uygulanması konusunda şu ana kadar kayda değer bir ilerleme sağlayamadığı belirtiliyor.