İçişleri Bakanlığı’ndan "tam kapanmada merak edilen sorulara" ek

Fotoğraf: Twitter
Fotoğraf: Twitter
TT

İçişleri Bakanlığı’ndan "tam kapanmada merak edilen sorulara" ek

Fotoğraf: Twitter
Fotoğraf: Twitter

İçişleri Bakanlığı, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında 29 Nisan'da başlayıp 17 Mayıs'a kadar devam edecek "tam kapanma" sürecine ilişkin yayımlanan genelge konusunda sıkça sorulan sorulara ek yaptı.
Daha önceden 15 soruyu yanıtlayan bakanlık, merak edilen 8 konuda daha bilgi verdi.
Soru 16. Sigorta acentaları ve eksperleri sokağa çıkma ve şehirlerarası seyahat kısıtlamasından muaf mıdır?
Cevap 16. Sigorta acentaları tam kapanma döneminde sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olup faaliyetlerine ara vermeleri gerekmektedir.
Tam kapanma dönemi içerisinde sigorta eksperleri sadece bir kaza durumunda ilgili ana sigorta şirketince görev belgesi düzenlenmesi ve hasar güzergahı/zamanı ile sınırlı kalmak kaydıyla sokağa çıkma kısıtlamalarından muaf olacaktır. Bu kapsamda hasarla ilgili olarak sokağa çıkacak olan sigorta eksperlerinin, denetimlerde ana sigorta şirketlerince düzenlenen görevlendirme belgesi ve kurumsal kimlik kartını ibraz etmeleri gerekmektedir.
Ana sigorta şirketleri tarafından bu kapsamda düzenlenen görevlendirme belgelerinin bir örneği eş zamanlı olarak Valilik/Kaymakamlıklar vasıtasıyla ilgili kolluk birimlerine gönderilecektir.
Soru 17. Tarımsal araçların tamir bakım atölyeleri ile oto tamircileri sokağa çıkma kısıtlamasından muaf mıdır?
Cevap 17: Tarımsal araçların tamir bakım atölyeleri ile oto tamircileri sokağa çıkma kısıtlamasından muaf değildir. Tam kapanma döneminde uygulanan sokağa çıkma kısıtlaması süresince tarımsal üretim faaliyetlerinde kullanılan araçların tamir ve bakımlarını yerine getiren tamir ve bakım atölyeleri ile oto tamircileri kapalı tutulacaktır.  
Ancak üretim faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından zorunlu durumların oluşması halinde bu işyerleri, kısa süreli ve ilgili arızanın giderilmesi amacıyla kaymakamlığın/kolluğun bilgisi dahilinde geçici olarak açılabilecek, çağrı üzerine ve sadece bahse konu arızanın giderilmesine yönelik hizmet sunabileceklerdir.
Bu hizmeti sunmak amacıyla işyerlerine gelmek durumunda olan görevli kişiler, sadece bu faaliyetlerle sınırlı olmak ve güzergah/zamanla uyumlu olmak kaydıyla sokağa çıkma kısıtlamasından geçici olarak muaf olacaklardır.
Soru 18. 3-15 Mayıs 2021 tarihleri arasında yapılacak emekli maaş ve ikramiye ödemeleri için emekliler bankalara gidebilecek mi?  
Cevap 18: Tam kapanma dönemi içerisinde 3-15 Mayıs 2021 tarihleri arasında yapılacak olan emekli maaş ve ikramiyeleri ile diğer maaş/aylık/ücret ödemeleri;
Türkiye Bankalar Birliği tarafından açıklanacak takvim ve sürelere uyulmak,
TC Kimlik numarası veya diğer usullere göre açıklanacak olan takvim ve süreler içerisinde kendi grubuna denk gelen sürede kullanmak,
Maaş ödemesinin yapılacağı Banka’nın ikametine en yakın şubesine gidip gelinmek,
Güzergah ve zaman kuralına uygun davranılmak,
kaydıyla bu kapsamda bulunan vatandaşlarımızın, banka şubeleri ve atm’lere gidiş-gelişleri sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulacaktır.  
Vatandaşlarımızın bu muafiyeti Banka’nın ikametine en yakın şubesine en kısa sürede geliş-gidiş yapmak için kullanmaları büyük önem taşınmaktadır.
Maaş/aylık/ücret veya ikramiye ödemeleri sırasında fiziki mesafe kuralı başta olmak üzere salgınla mücadele tedbirlerine aykırı görüntülerin oluşmaması için mülki idare amirlerinin koordinasyonunda banka yönetimlerince gerekli gerekli tedbirler alınması, açık bulundurulacak şube ve çalıştırılacak personel sayısının artırılması gerekmektedir. Yoğunlaşmanın önüne geçilebilmesi amacıyla bu dönemde banka şubeleri açılış-kapanış saatlerinde esnemeye gidilebilecektir.
Soru 19. Engelli ve yaşlı aylıkları ile sosyal destek ödemeleri hak sahiplerine nasıl ulaştırılacak?
Cevap 19: Tam kapanma dönemi içerisinde 5-10 mayıs tarihleri arasında yapılacak olan gerek engelli ve yaşlı aylıkları gerekse sosyal destek ödemelerinin salgınla mücadele koşullarına uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, PTT Genel Müdürlüğü ve Valiliklerimizle yapılan görüşmeler sonucunda PTT kart sahipleri ve banka hesaplarına aktarılacaklar olanlar hariç olmak üzere;
Engelli ve yaşlı aylığında 867.242,
Sosyal destek ödemesinde ise 765.852,
hak sahibinin ödemelerinin evlerinde gerçekleştirilmesi kararlaştırılmış ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca kamuoyu ile paylaşılmıştır.
5-10 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek engelli ve yaşlı aylıkları ile sosyal destek ödemeleri kapsamında; PTT kartına ya da İban numarasına gönderilecek olanların haricindeki toplam 1.633.094 hak sahibinin ödemeleri; valilerimizin koordinasyonunda ve Vefa sosyal destek grupları bünyesinde, PTT dağıtıcıları, kolluk görevlileri ve diğer kamu personeli aracılığıyla hak sahiplerine ikametlerinde teslim şeklinde yapılacaktır.
Soru 20. Sokak hayvanlarını besleyecek olanlar sokağa çıkma kısıtlamaları sırasında nasıl davranmalılar?
Cevap 20: Tam kapanma döneminde uygulanan sokağa çıkma kısıtlaması süresince sokak hayvanlarını besleyecek olan vatandaşlarımıza mülki makamlar ile kolluk birimlerince gerekli kolaylıklar sağlanacaktır.
Sokak hayvanlarını besleyecek olanlar; ikametleri ile besleme noktaları arasındaki güzergahla sınırlı kalmak, yapılacak besleme faaliyetini karşılayabilecek asgari kişi kapsamında kalmak, kolluk kuvvetlerince yapılacak denetimlerde hayvan besleme faaliyetine dair güncel fotoğraf/video çekimi görüntülerini sunmak veya sokak hayvanlarını beslemek için götürdükleri malzemeleri göstermek gibi kurallara uymak kaydıyla sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan günlerde ayrıca herhangi bir belge ibrazına gerek kalmaksızın faaliyette bulunabileceklerdir.
Soru 21. Turkuaz basın kartı sahibi basın mensupları sokağa çıkma ve şehirlerarası seyahatleri kısıtlamalarına tabi midir?
Cevap 21: Yürüttükleri kamusal görevin ivediliği göz önünde bulundurularak turkuaz basın kartı sahibi olan basın mensupları kurumsal kimlik kartlarını ibraz etmek kaydıyla sokağa çıkma ve şehirlerarası seyahat kısıtlamasına tabi olmayacaklardır.
Gerek kolluk görevlilerince yapılacak denetimlerde gerekse şehirlerarası toplu taşıma araçlarından biletleme aşamasında turkuaz basın kartı dışında ayrıca bir izin ya da belge istenilmeyecektir.
Soru 22. Gezginci arıcılık faaliyetinde bulunanların şehirlerarası seyahatleri nasıl olacaktır?
Cevap 22: 03.04.2021 tarih ve 6202 sayılı Genelgemizde; Gezici arıcılıkla iştigal eden kişilerin, şehirlerarası intikale başlamadan önce başta ulaşım araçları olmak üzere ilgili ekipmanlarını dezenfekte ettirmeleri, kendileri ile ilgili sağlık kontrollerini yapmış olmaları ve gittikleri yerlerde mümkün olduğunca yerel halkla temas etmemeleri kaydıyla faaliyetlerine kısıtlama getirilmeyeceği belirtilmişti.
5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu çerçevesinde gezginci arıcılık faaliyetinde bulunan kişilerin iller arası yer değişiklikleri sırasında İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinden Arı Kayıt Sistemi (AKS) kayıt belgesi ile sevk belgesi almaları gerekmektedir.
Bu doğrultuda gezginci arıcıların, arıcılık faaliyetleri kapsamında yapacakları şehirlerarası seyahatleri sırasında İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerince düzenlenen AKS Kayıt Belgesi ile sevk belgesinin varlığı halinde kolluk kuvvetlerince yapılacak denetimlerde ayrıca seyahat izin belgesi istenilmeyecektir.
Aynı şehir içerisinde arı kovanlarının bulunduğu alanlara gidip gelmek isteyen arıcılara da AKS kayıt belgesi, güzergah ve zaman kontrolü yapılarak izin verilecektir.
Soru 23. At yarışı organizasyonlarına katılmak amacıyla at sahipleri, antrenörler, seyisler ve diğer çalışanların şehirlerarası seyahatleri nasıl olacaktır?
Cevap 23: At yarışları müsabakalarının icra edilmesine devam edildiğinden organizasyonun yürütücüsü olan Türkiye Jokey Kulübü tarafından sadece zorunlu durumlar için düzenlenecek görevlendirme belgesinin ibraz edilmesi kaydıyla at sahipleri, antrenörler ve seyisler, farklı illerde düzenlenen organizasyonlara katılmak amacıyla şehirlerarası seyahat yasağından muaf tutulacaktır.
Müsabakanın düzenlendiği zaman ve güzergah kısıtlamasına tabi olacak olan Türkiye Jokey Kulübü tarafından düzenlenen görevlendirme belgelerinin bir örneği eş zamanlı olarak Valilik/Kaymakamlıklar vasıtasıyla ilgili kolluk birimlerine gönderilecektir.
 
Independent Türkçe

 


Kongo’nun doğusunda barış umutlarının azalmasını ele almak üzere Zambiya’da toplantı düzenlenecek

Demokratik Kongo Cumhuriyeti ordusu askerleri, Kuzey Kivu eyaletindeki Goma kenti dışında konuşlanmış durumda (Reuters)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti ordusu askerleri, Kuzey Kivu eyaletindeki Goma kenti dışında konuşlanmış durumda (Reuters)
TT

Kongo’nun doğusunda barış umutlarının azalmasını ele almak üzere Zambiya’da toplantı düzenlenecek

Demokratik Kongo Cumhuriyeti ordusu askerleri, Kuzey Kivu eyaletindeki Goma kenti dışında konuşlanmış durumda (Reuters)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti ordusu askerleri, Kuzey Kivu eyaletindeki Goma kenti dışında konuşlanmış durumda (Reuters)

Doğu Kongo’daki kriz, geride kalan yılların şiddet ve anlaşmazlıklarının ardından, yatışma ve insani yardım sağlanması amacıyla Zambiya’da düzenlenecek bir toplantıyla gündeme geliyor. Bölgede geçen yıldan bu yana süren çatışmaların tırmanması, krizin çözümünü acil hale getiriyor.

Afrika’nın 2026 başında devreye giren bu yeni müdahalesi, uzmanlara göre, 2025’te Amerikan ve Arap girişimlerinin doğu Kongo’da istikrar sağlayamaması gibi sonuçları tekrarlayabilir. Şarku’l Avsat’a konuşan bir uzman, kalıcı çözüm için yalnızca isyancı hareketlere değil, tüm tarafların taleplerine yanıt veren gerçekçi bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini belirtti ve barışın gerilemesinin önlenmesi için hâlâ bir fırsat olabileceğini ifade etti.

Zambiya’nın Livingstone kentinde cumartesi günü, Büyük Göller Bölgesi Uluslararası Konferansı’nın bölgesel savunma bakanları toplantısı düzenlenecek. Toplantıda Doğu Kongo’daki insani ve güvenlik sorunları masaya yatırılacak. Radio France Internationale’in (RFI) aktardığına göre, Zambiya artık bölgesel Afrika ittifakı içinde stratejik bir rol üstlenebilir; bu durum, ülkenin söz konusu örgütteki giderek artan önemine dayandırılıyor.

Çadlı siyaset analisti ve Afrika uzmanı Salih İshak İsa, Zambiya toplantısının güvenlik ve insani meseleleri bölgesel gündemin merkezine taşıyacağını belirtti. İsa, toplantının Doğu Kongo’daki barış olasılıklarının azalması ve şiddetin artması koşullarında kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Toplantıya Büyük Göller Bölgesi ülkelerinin savunma bakanları katılacak. Amaç, artan çatışmanın yarattığı insani kriz ve geniş çaplı nüfus göçüne karşı güvenlik çabalarını koordine etmek.

Toplantının, askeri iş birliğini güçlendirmek, sınır kontrollerini sağlamak, silahlı gruplara destek verilmesini önlemek ve eşzamanlı olarak sivillerin korunması ile insani yardımın ulaştırılmasını kolaylaştırmak üzerine bölgesel bir yaklaşım geliştirmesi bekleniyor. İsa, “Zambiya toplantısının başarısı, katılımcı ülkelerin siyasi taahhütlerini somut adımlara ve izleme mekanizmalarına dönüştürebilme kapasitesine bağlı. Bu adımlar, barış sürecini yeniden canlandırabilir ve Doğu Kongo’daki durumun kötüleşmesini önleyebilir” değerlendirmesinde bulundu.

frgt6y7u
Kongolular, 23 Mart Hareketi (M23) ile Kongo ordusu arasındaki çatışmaların ardından köylerini terk ederken eşyalarını taşıyorlar. (Reuters)

Yaklaşık bir hafta önce, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusundaki stratejik Uvira kenti çevresindeki köylerde, Ruanda destekli 23 Mart Hareketi (M23) ile Kinşasa yanlısı güçler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı.

Doğu Kongo, doğal kaynaklar açısından zengin ve Ruanda’ya sınır komşusu bir bölge olarak yaklaşık 30 yıldır süregelen silahlı çatışmalara sahne oluyor. Ocak ve Şubat 2025 döneminde şiddet seviyesinde ciddi bir artış yaşandı; M23, Kigali’nin desteğiyle bölgenin başlıca şehirleri Goma ve Bukavu’yu kontrol altına aldı.

M23, Ruanda’nın desteğiyle aralık ayı başında ülkenin doğusundaki Güney Kivu bölgesinde yeni bir saldırı başlattı. Burundi sınır hattı boyunca ilerleyen hareket, 11 Aralık’ta stratejik öneme sahip Uvira’yı ele geçirdi.

Doğu Kongo’daki son ilerleme, aralık başında Washington’da yapılan Ruanda-Kongo anlaşmasının ardından geldi. Bu anlaşma, Haziran ayında Washington’da imzalanan bir dizi çerçeve anlaşma ve 15 Kasım’da Katar’da Kinşasa ile M23 arasında imzalanan Doha Çerçeve Barış Anlaşması’nın bir tamamlayıcısı niteliğindeydi. Söz konusu anlaşmalar, 19 Temmuz’da yapılan önceki bir anlaşmayı da destekliyordu.

Uzmanlara göre, Amerikan girişimleri ve Arap dünyasının çabaları, Doğu Kongo krizinde henüz kalıcı bir değişim sağlayamadı. Bu çabalar, sahadaki derin sorunlar, bölgesel çıkar çatışmaları ve uygulama ile izleme mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle sınırlı kaldı. Uzmanlar, “Bu başarısızlık çözümün imkânsız olduğu anlamına gelmez, ancak dış müdahalelerin çoğunlukla krizi yönetmeye odaklandığını ve yapısal kökenleri çözmekten uzak kaldığını ortaya koyuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Afrika girişimlerinin ise çatışmanın gerçeklerine ve bölgesel bağlantılarına daha yakın olduğunu vurgulayan uzmanlar, bunun komşu ülkelerin silahlı grupları, kabile ve sınır ötesi ekonomik ilişkileri daha iyi tanımasından kaynaklandığını belirtti.

Afrika uzmanı İsa değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Afrika çabaları ya kronik tıkanıklığı gerçekçi ve sorumlu bir yaklaşımla değiştirmeyi başaracak, ya da onlarca yıldır krizin özünü değiştirmeyen girişim zincirine yeni bir halka ekleyecek.”


İsrail'in en büyük silahı olarak gösterilen F-35, en büyük sorunu haline gelebilir

İsrail Hava Kuvvetleri pilotlarının mezuniyet töreninde bir F-35 savaş uçağı (Reuters)
İsrail Hava Kuvvetleri pilotlarının mezuniyet töreninde bir F-35 savaş uçağı (Reuters)
TT

İsrail'in en büyük silahı olarak gösterilen F-35, en büyük sorunu haline gelebilir

İsrail Hava Kuvvetleri pilotlarının mezuniyet töreninde bir F-35 savaş uçağı (Reuters)
İsrail Hava Kuvvetleri pilotlarının mezuniyet töreninde bir F-35 savaş uçağı (Reuters)

İsrail'e ezici bir üstünlük sağlayan F-35 hayalet savaş uçağının, gecikmeler ve tereddütler nedeniyle İsrail'in niteliksel üstünlüğünü tehlikeye atarak düşmanlarının dikkatini çekiyor.

Şarku'l Avsat'ın Israel Hayom gazetesinden aktardığı habere göre İsrail Hava Kuvvetleri'nin İran ile savaşta elde ettiği büyük başarı, dünya çapında, özellikle Ortadoğu'daki ülkeler İsrail'in mutlak hava üstünlüğünü görerek aynı yolu izlemeye karar verdiklerinden, beklenmedik bir soruna yol açtı.

Haber şöyle devam etti:

“Bu üstünlüğü taklit etmek imkansız olmasa da oldukça güç, çünkü tek bir faktöre dayanmıyor. Bu mükemmellik, bazıları benzersiz olan gelişmiş sistemlerle donatılmış olağanüstü uçaklar, sofistike komuta ve kontrol sistemleri, ilgili tüm hava ve yer bileşenleri arasındaki entegrasyon ve operatör, İsrail Hava Kuvvetleri ile ABD ve İsrail savunma sanayilerindeki üreticiler arasındaki yakın işbirliğinin bir ürünü.”

sdfrgt
Üç adet F-35 savaş uçağı (AP)

Gazete, İsrail Hava Kuvvetleri'nin bu uçağı sadece gizli görevlerde kullanmadığını, aynı zamanda gücün iki katına çıkmasına ve tüm filonun ilerlemesine de katkıda bulunduğunu bildirdi. Gazeteye göre bu durum, İran hava savunma sistemlerinin daha hızlı ve daha isabetli bir şekilde imha edilmesinde kendini gösterdi. Ayrıca, istihbaratın gerçek zamanlı olarak toplanması ve yayılması, görevlerin önceliklendirilmesi ve dağıtılması, operasyon sürelerinin kısaltılması ve sahadaki herkes, müttefikler ve düşmanlar, hatta kararsızlar tarafından da takdir edilen hava üstünlüğünün elde edilmesini sağladı.

Savaş biter bitmez siparişler yağmaya başladı ve birçok ülke bu uçakları elde etmek için ABD yönetimi ve ABD’li uçak üreticisi Lockheed Martin ile temasa geçti. Bu ülkelerin bazıları zaten bekleme listesindeydi ve özellikle Almanya, Romanya, Yunanistan, Finlandiya, Çek Cumhuriyeti ve İsviçre gibi Avrupa ülkeleri teslimatların hızlandırılmasını talep ettiler.

Bu ülkeler gerekli fonları ayırdıktan sonra üretim listesine gireceklerini ve bunun İsrail'i mutlaka geciktireceğini belirtti. İsrail Hava Kuvvetleri şu anda 45 adet F-35 uçağı işletiyor ve önümüzdeki aylarda beş adet daha teslim alması bekleniyor, böylece ilk iki filosunu tamamlayacak.

Daha önce kararlaştırıldığı üzere, üçüncü filonun teslimatlarının 2028'de başlaması ve 2030'ların başlarında sona ermesi planlanıyor.

Bu noktada, Hava Kuvvetleri 75 adet F-35 uçağı kullanacak. Ancak, İsrail ordusu içinde, gerekli üstünlüğü sağlamak için yeterli hava gücünü korumak amacıyla 100 uçaklık dördüncü bir filoya acil ihtiyaç olduğu konuşuluyor. İsrail’in ek bir filo elde etmek için üretim ve teslimat listesinde yerini alması gerekiyor, ancak bu konuda yavaş davranıyor. Ayrıca, ABD ile İsrail arasındaki mevcut güvenlik yardım anlaşmasının 2028 sonunda sona erecek olması nedeniyle, ek filonun hangi bütçeden finanse edileceği de belirsizliğini koruyor.

İsrail ordusu, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında yapılan ve önümüzdeki on yıl için yeni bir yardım anlaşmasına yol açması beklenen zirvenin ardından bu konuda ilerleme kaydetmeyi umuyordu.

İsrail için riskler çok büyük. Eğer böyle bir anlaşma olmazsa, her uçak için yaklaşık 40 milyar dolarlık bir maliyetle şekel cinsinden ödeme yapmak zorunda kalacak.

fgthyju
İsrail'in sahip olduğu uçaklara benzer bir F-35 savaş uçağı (Reuters)

Bu devasa anlaşmalar ek faydalar da sağlıyor. F-35 programı kapsamında 6,5 milyar dolarlık bir endüstriyel iş birliği var.

Bu anlaşma kapsamında, Israel Aerospace Industries uçağın kanatlarını üretirken, Elbit Systems pilotların kasklarını üretiyor.

İsrail Hava Kuvvetleri'nin F-35 uçaklarının üçüncü filosunun yanı sıra tek bir filo halinde satın almayı planladığı F-15A uçaklarını üreten Boeing ile de benzer bir anlaşması bulunuyor. Burada da İsrail, henüz faaliyete geçmemiş olan ek bir filo satın alma seçeneğine sahip.

Israel Hayom gazetesi, İsrail'in bölgedeki diğer ülkelerin gelişmiş uçakları ve en son teknolojileri satın almasını sonsuza kadar engelleyemeyeceğini anlaması gerektiğini vurguladı.

Buna, F-35 projesinin kurucu üyeleri arasında yer alan, ancak daha sonra projeden çıkarılan ve şu anda Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki dostane ilişkiler çerçevesinde projeye yeniden katılmak isteyen Türkiye de dahil. Bu olasılık İsrail için ciddi endişe kaynağı oluşturuyor. Çözüm için Türkiye'nin askeri kapasitesinin güçlendirilmesini geciktirmekle kalmayıp, İsrail'in sadece gelişmiş uçakların değil, ek saldırı helikopterlerinin de tedarikini hızlandırmaya yönelik çabalarının da olması gerekiyor.


Kuzey Kore liderinin kız kardeşinden Seul'e ‘dron olaylarını’ soruşturma çağrısı

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong (AP)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong (AP)
TT

Kuzey Kore liderinin kız kardeşinden Seul'e ‘dron olaylarını’ soruşturma çağrısı

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong (AP)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong (AP)

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong, resmi Kore Merkez Haber Ajansı KONA’nın yayınladığı açıklamasında, Güney Kore'yi son dron olaylarını araştırarak ayrıntılı açıklamalar elde etmeye çağırdı.

Kim, Seul'un provokasyon yapma niyetinde olmadığını açıklayan resmi tutumunu takdir ettiğini belirterek, herhangi bir provokasyonun ‘korkunç’ sonuçlara yol açacağı uyarısında bulundu.

Kuzey Kore ordusu dün, geçtiğimiz eylül ayında yaşanan bir başka ihlalin ardından bu ayın başlarında Güney Kore'den Kuzey Kore'ye dronların uçtuğunu açıkladı. Güney Kore ise ordunun bu olayla ilgisi olmadığını belirterek yanıt verdi.

Güney Kore ayrıca, dronların bir sivil tarafından uçurulma olasılığını kapsamlı bir şekilde araştıracağını belirterek, provokasyon niyetinin olmadığı açıklamasını yineledi.

Kim açıklamasında, “Güney Kore Cumhuriyeti'nden gelen dronların ülkemizin hava sahasını ihlal ettiği oldukça açık” ifadelerini kullandı.

Kim ayrıca “Faillerin kimliği ve bu eylemin sivil bir kuruluş veya bir birey tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ne olursa olsun, ulusal güvenlikten sorumlu makamlar bu konudaki sorumluluklarından asla kaçamazlar” diye ekledi.