Pyongyang’dan Biden'ın ‘düşmanca’ diplomasisine karşılık verme tehdidi

Washington'ın Kuzey Kore’ye yönelik yeni politikası, Trump ve Obama'nın yaklaşımlarından farklı.

Biden, başkanlığının 100’üncü günü vesilesiyle Kongre'de bir konuşma yaptı. (AP)
Biden, başkanlığının 100’üncü günü vesilesiyle Kongre'de bir konuşma yaptı. (AP)
TT

Pyongyang’dan Biden'ın ‘düşmanca’ diplomasisine karşılık verme tehdidi

Biden, başkanlığının 100’üncü günü vesilesiyle Kongre'de bir konuşma yaptı. (AP)
Biden, başkanlığının 100’üncü günü vesilesiyle Kongre'de bir konuşma yaptı. (AP)

ABD Başkanı Joe Biden'ı kendisine karşı düşmanca bir politika benimsemekle suçlayan Kuzey Kore dün Washington’ın ‘sahte diplomasisini’ kınayarak karşılık verme tehdidinde bulundu.
Nitekim Biden çarşamba günü Kongre'de gerçekleştirdiği konuşmasında, Kuzey Kore’deki nükleer programın ‘diplomasi ve katı caydırıcılık’ yoluyla ele alınacak bir tehdit olduğunu söylemişti. Konuya dair bir diğer açıklama da cuma günü Beyaz Saray’dan yapıldı. ABD Başkanı'nın Kuzey Kore'ye ilişkin ‘gerçekçi’ bir diplomatik yaklaşımı benimsediği vurgulandı.
Washington ile Pyongyang arasındaki müzakereler, ABD’nin eski Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında Şubat 2019'da Hanoi'de düzenlenen ikinci zirvenin başarısız olmasının ardından durdu. Başkanlık görevine 100 gün önce başlayan Biden ise bu dosya ile nasıl başa çıkacağı konusunda detaylı bir açıklama yapmadı.
Kuzey Kore resmi haber ajansı tarafından yayınlanan ve AFP tarafından aktarılan Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, ABD Başkanı Joe Biden’ın Pyongyang'a karşı ‘eskimiş’ bir tutum benimseyerek ‘ciddi bir hata’ yaptığı vurgulandı.  
Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki ABD ile İlişkiler Departmanı Genel Direktörü Kwon Jong-gun, “ABD’nin bu açıklaması, en az 50 yıldır olduğu gibi Kuzey Kore'ye karşı düşmanca bir politika izleme niyetini açıkça yansıtıyor” açıklamalarında bulundu. ABD diplomasisinin saldırgan eylemlerini örtbas etmeyi amaçlayan bir yalandan ibaret olduğunu öne süren Kwon Jong açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Söz konusu açıklama, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne yönelik nükleer tehditleri yönlendirme aracından başka bir şey olamaz. ABD’nin Kuzey Kore'ye yönelik yeni politikasının ana odağı artık netleşti. Gerekli adımları atmak zorundayız.” 
Beyaz Saray’ın açıklamasında ise amacın, Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan tamamen arındırılması olduğu vurgulandı. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki gazetecilere verdiği demeçte, ABD'nin Kuzey Kore'ye yönelik diplomasisinde ‘kesin, pratik ve açık bir yaklaşım’ benimseyeceğini bildirdi. Diplomatik kanallar aracılığıyla Güney Kore ve Japonya ile yakın istişare içinde ‘gerçekçi’ bir yaklaşım çağrısında bulunan Psaki, ABD yönetiminin bu konuda girişimler hazırlayıp hazırlamadığına yönelik ise açıklamada bulunmadı.
Biden yönetiminin söz konusu dosyaya yaklaşımının eski başkanlar Donald Trump ve Barack Obama yönetimlerinden farklı olacağına dikkat çeken Psaki sözlerini şöyle sürdürdü:
“Politikamız, büyük bir anlaşmaya varmaya odaklanmayacak. Zirâ Trump yönetiminin hedefinde böyle bir anlaşmaya varmak vardı.”
Psaki ayrıca Barack Obama döneminde kullanılan bir söyleme atıfta bulunarak, “Ancak aynı zamanda stratejik bir sabra da bağlı olunmayacak” dedi.
ABD Başkanı’nı Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve Kovid-19 politikasına hakaret etmekle suçlayan Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı ise ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 28 Nisan'da yayınlanan basın açıklamasına işaret etti.
Pyongyang’ın insan hakları ihlallerini ve Kovid-19 ile mücadelede aldığı önlemleri eleştiren ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, kendi deyimiyle ‘dünyanın en baskıcı ve despot ülkelerinden biri olan’ Kuzey Kore’yi kınamıştı.
Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin gündeme getirdiği insan hakları sorununun ‘Kuzey Kore'nin inancını ve sosyal düzenini yok etmeyi amaçlayan siyasi bir manevra’ olduğunu öne sürdü. Diğer yandan Kuzey Kore liderinin büyük bir nüfuza sahip kız kardeşi Kim Yo-jong da son zamanlarda güneydeki Kuzey Kore karşıtlarının Pyongyang karşıtı propaganda broşürleri dağıtmasını eleştirdi.
Güneyde konuşlu muhalifler uzun zamandır, askerden arındırılmış bölgeden diğer tarafa  propaganda broşürleri gönderiyor. Söz konusu broşürler Pyongyang’ı rahatsız ediyor. Diyaloga yeniden başlamak isteyen Seul dahi broşür gönderilmesini yasaklayan bir yasa çıkardı. Ancak buna rağmen bir grup muhalif, geçen hafta 500 bin broşür gönderildiği duyurdu. Kim Yo-jong ise konuya dair şu açıklamada bulundu:
“Güneydeki ‘insan artığının’ manevralarını devletimize karşı ciddi bir provokasyon olarak görüyoruz. Bunlara karşılık vermek için ne gibi adımlar atılmacağını değerlendireceğiz.”



İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.


Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât olasılığına tekrar işaret etmesinin ardından, ülkesinin İran'ın saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Netanyahu, askeri bir tören sırasında televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Eğer bize saldırma hatasını yaparlarsa, hayal bile edemeyecekleri bir karşılık alacaklar" dedi.

Trump, bir anlaşmaya varılmadığı takdirde İran'ı bombalamakla defalarca tehdit etti ve bölgeye iki uçak gemisi, savaş gemileri ve uçaklar göndererek saldırı olasılığını artırdı.

dfvgthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, (AP)

İsrail Başbakanı, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılmasından önce yeniden inşa edilmeyeceğini belirterek, "Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ile Gazze silahsızlandırılmadan önce yeniden inşa edilmeyeceği konusunda anlaştık" dedi. Başkan Trump'ın temsilcisi Steve Witkoff da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililer, somut ilerleme kaydedildiğini ve Hamas'ın silahlarını bırakması için baskı altında olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Hamas'tan küçük kalibreli kişisel silahların müsadere edilmesi de dahil olmak üzere geniş kapsamlı kısıtlamalar getirme tehdidinde bulundu.