Taliban: Sovyetler Birliği’nin geri çekilmesi sonrasında yaşanan senaryo tekrarlanmayacak

Taliban Hareketi, El-Kaide ile ilişkisinin devam ettiğine yönelik söylemlerin yalnızca iddialardan ibaret olduğunu bildirdi. Taliban tarafından Independent Arabia’ya yapılan açıklamalarda “ülke topraklarının herhangi bir tarafın güvenliği tehdit etmesi iç

Yapılan değerlendirmeler ABD askerlerinin Afganistan’dan çekilmesinin bölgede değişime yol açacağı yönünde. (Reuters)
Yapılan değerlendirmeler ABD askerlerinin Afganistan’dan çekilmesinin bölgede değişime yol açacağı yönünde. (Reuters)
TT

Taliban: Sovyetler Birliği’nin geri çekilmesi sonrasında yaşanan senaryo tekrarlanmayacak

Yapılan değerlendirmeler ABD askerlerinin Afganistan’dan çekilmesinin bölgede değişime yol açacağı yönünde. (Reuters)
Yapılan değerlendirmeler ABD askerlerinin Afganistan’dan çekilmesinin bölgede değişime yol açacağı yönünde. (Reuters)

Mustafa el-Ensari
Taliban Hareketi, Sovyetler Birliği’nin 1989 yılında Kabil’den çekilmesinin ardından Afgan halkı arasında yaşanan iç çatışma senaryosunun “tekrarlanmayacağından” emin olduğunu duyurdu. Hareket tarafından Independent Arabia’ya yapılan açıklamalarda ayrıca El-Kaide ile ilişkinin devam ettiğine yönelik iddiaların “sadece uydurma” olduğu ve ülke topraklarının herhangi bir tarafın güvenliği tehdit etmesi için bir platform olarak kullanılmasına izin verilmeyeceği” kaydedildi.
Taliban’ın Doha’daki Siyasi Ofisi Sözcüsü ve müzakere heyeti üyelerinden Muhammed Naim, ABD’lilerin Afganistan’dan çekileceklerini açıklamasını da memnuniyetle karşıladı. Naim Independent Arabia’nın kendisine yönelttiği konuya ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi:
“Yabancı güçler önce Allah’ın sonra da şerefli Afgan halkının cihadı ve mücadelesi sayesinde ülkemizden çıkacak. Sonrasında halk özgürlüğe, bağımsızlığa ve sürdürülebilir bir barışa kavuşacak.”
Müzakerelerde birtakım sıkıntılar olduğunu kabul etse de halkın tüm kesimlerinin ülkelerinin kalkınması, refahı, ilerlemesi ve işgal yüzünden bozulan durumun düzeltilmesi için bağımsız bir İslami rejimin şemsiyesi altında toplanmasını sağlayacak sonuçlara ulaşacaklarını umut ettiğini vurgulayan Naim sözlerini şöyle sürdürdü:
“Herkesin, Allah’ın izni ve inayetiyle işgalin sona ereceğini anlamasını umuyoruz. Bu yüzden refaha ulaşma konusunda ilerleme kaydetmek ve onurlu bir yaşam fırsatına erişmek amacıyla herkesin samimi ve içten bir şekilde çalışması gerekiyor.”
ABD geçtiğimiz cumartesi Washington için 20 yıllık bir savaşın sonu anlamına gelen bir kararla son askerlerini Afganistan’dan resmen çekmeye başladı. Ancak geri çekilme sürecinin tamamlanmasının ardından Taliban Hareketi’nin gittikçe artan kontrolü altında ezilen ülkede büyük bir belirsizlik döneminin başlayacağı tahmininde bulunuluyor.
Diğer yandan Afgan hükümeti ise Taliban’ı harap olmuş ülkede barışı sağlamak için düzenlenen müzakereleri engellemekle ve ABD’nin kuvvetlerini geri çekeceğine dair taahhütte bulunmasına rağmen ateşkes yapmayı kabul etmemekle suçluyor. Aynı zamanda, Taliban’ın Afganistan halkının en sağdan en sol kanada kadar fikri eğilimlerin farklılığına aldırış etmeden yönetim görüşünü empoze etmekte ısrarcı olduğunu savunuyor.

İşgal saflarındaki herkesin halka dönmesi
Ancak Taliban, ülkeye kendi verdiği adla Afganistan İslam Emirliği’nin analistlerin yabancı güçlerin çekilmesinin ardından yeni bir iç savaş yaşanacağı tahminlerine katılmıyor. Naim konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Böyle bir şey beklemiyoruz. Aksine işgal saflarında olan herkesten halkının ve vatanının kollarına geri dönmesini ve halka ve ülkeye hizmet etmek için birlikte çalışmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Sözcü açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Savaş, 20 yıl önce işgal ve bunu destekleyenler tarafından denendi. Ancak sonunda işgalci gücün ve işgalin devam etmediği ve sonuza kadar sürmeyeceği herkes tarafından görülüyor. İşgal ve işgalci güç gitti ancak halk ve ülke halen burada ve her zaman da burada olacak. Bütün bu yaşananlardan sonra başarısız deneyimleri tekrarlamak mantıklı değil.”
Naim, dış güçlerin geri çekilmesinden sonraki dönemi barışçıl bir şekilde atlatma konusunda Afganları desteklemeye yönelik uluslararası yarış karşısında tavırlarının ne olacağı sorusuna, tamamen insani olmayan herhangi bir yardımı kabul etmeyecekleri cevabını verdi. Taliban Sözcüsü konuya dair şunları söyledi:
“Hiç şüphesiz ülkemiz ve halkımız, 40 yılı aşkın bir süredir devam eden savaşların acılarını tattı. Belirli amaçlarla lekelenmemiş olması kaydıyla her alanda ciddi şekilde yardım ve desteğe ihtiyacımız var.  Bu yüzden bize yardım etmek isteyen herkese sesleniyoruz: Yardımlarınızı Allah rızasını gözeterek tamamen insani amaçlar için yapın. Nitekim güven dürüstlük ve samimiyetle ilişkilidir” ifadelerini kullandı.
Independent Arabia’nın Naim’e yönelttiği bir diğer soru ise “Bu, Pakistanlı ve İranlı komşularınız için de geçerli mi?” oldu. Sözcü şu cevabı verdi:
“Komşularla ilişkilerin önemli olduğu su götürmez bir gerçek. Bu nedenle herkesin, özellikle de komşu ülkelerin sorunlarımızı çözerken yapıcı bir rol üstlenmesini bekliyoruz. Nitekim bu durum hem onların hem de bizim çıkarımıza olur.”

“Aynı senaryonun tekrarlanmasını beklemiyoruz”
ABD askerlerinin Afganistan’dan ayrılmasının ardından 1990’lardaki Sovyet sonrası senaryonun tekrarlanıp tekrarlanamayacağına ilişkin değerlenirmelerde bulunan Muhammed Naim aynı senaryonun tekrarlanmasını beklemediklerini vugruladı.“Bu ne beklediğimiz ne de istediğimiz bir senaryo. Allah’ın izniyle tekrarlanmayacağına dair göstergeler var. Zira şu an mücahid safları da bir, liderlik de. Söz konusu dönemdeki görüş ayrılıkları mevcut değil.”
Sovyetler Birliği, 10 yıl süren zorlu çatışmaların ve uğradığı ağır yenilginin ardından 1989 yılında Afganistan’dan çekildiğini duyurdu. Ancak ardında, Kabil’de bıraktığı hükümet halkın iktidar paylaşımı ve hakim olması gereken yönetim şekli konusundaki görüş ayrılıkları nedeniyle kısa sürede çöktü. Talşban daha sonra, 1996 yılında Usame bin Ladin liderliğindeki El-Kaide örgütünün de yardımıyla, 11 Eylül’den önce suikaste kurban giden Ahmed Şah Mesud’un kontrol ettiği küçük bir bölge dışında ülkenin çoğunu kontrol etmeye başladı. Ancak Mesud liderliğindeki Kuzey İttifakı, Taliban’ın El-Kaide’den ayrılmayı kabul etmemesi ve 11 Eylül 2001’de ABD’de gerçekleştirilen saldırıların ardından Usame bin Ladin’i teslim etmeyi kabul etmemesinin ardından ABD’lilerin Taliban’ı devirmek için ittifak kurduğu bir merkez haline geldi.
Taliban Hareketi Sözcüsü Muhammed Naim, Independent Arabia ile gerçekleştirdiği röportajda söz konusu dönem ile günümüz koşulları arasında karşılaştırma yaptı. Aynı hataların tekrarlanmaması için deneyimlerden faydalınalacağı imasında bulundu.
Sözcü açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Afganistan İslam Emirliği’nin ülke yaklaşık beş yıl boyunca yönetti. Bu nedenle yönetim tecrübesi var. Neredeyse son 10 yıldır ülkenin büyük bir bölümünü yönetmesinden söz etmiyorum bile. Sadece bu da değil. Yönetim ve teknik ilerleme de dahil olmak üzere farklı koşullar ve durumlarla başa çıkma konusunda tecrübemiz var.”

Taliban Sözcüsü Muhammed Naim, ABD askerlerinin geri çekilmesi sonrasındaki döneme ilişkin görüşlerini Independent Arabia ile paylaştı. (Reuters)
Taliban değişti mi?

Röportajda, Taliban ile Afgan hükümeti arasındaki anlaşmazlığın da temelinde yatan İslami yönetim modeli ile ilgili hareketin ülkede istediği rejimin şekli de gündeme geldi. Taliban bu rejimin Afgan halkının fikirsel ve mezhepsel eğilimlerinin farklılığı ile uyumlu olacağını umut ediyor. Taliban Sözcüsü konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Rejim öncelikle toplumun içinden doğmalıdır. Temeli halkın ilkelerine ve değerlerine dayanmalıdır. Rejimin türü ve şekli Afganların kendisi ile ilişkilidir. Ülkenin yüzde 99’undan fazlası Müslüman. Aralarında uzlaşarak hedefe ulaşacaklardır.”
Taliban’ın İslam hukukunu katı bir şekilde uyguladığı dönemde imajı, uluslararası arenanın zihnine olumsuz bir şekilde kazındı. Taliban Hareketi’nin bu dönemdeki radikal görüşleri ülkenin köklü İslam tarihine rağmen asırlardır koruduğu eserlerin yıkılmasına neden olmuş, kadınlara başörtüsü takma zorunluluğu getirilmişti. Bunlar, Taliban’ın El-Kaide’ye kucak açmasından önce yaşanmıştı.
Ancak Naim konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Çözüm, sistemleri dışarıdan veya başka toplumlardan getirip halka uygulamak değil. Sorunların temelini oluşturan şey de bu. Çünkü her ülkenin ve halkın kendi çıkarları ve onu diğer ülkelerden ayıran özellikleri var. En ideal çözüm, Afganlara müdahaleler ve dikteler olmaksızın fırsat vermek.”
Hareketin yönetime bakış açısında revizyonlar ve gelişmeler olduğunu ima eden Naim “20 yıl geçtikti Yaşanmaması gereken bazı sorunların tekrar etmemesini sağlayacak tecrübeler ve gelişmeler var.”

“Topraklarımızın kullanılmasına izin vermeyeceğiz”
Naim “Bu sorunlar arasında El-Kaide’nin Afganistan’ı merkez olarak kullanarak yabancı ülkeleri hedef alması var mı?” sorusuna “Şu an ortada bir sorun yok. Aslında hepsi uydurma ve asılsız” yanıtını verdi.
El-Kaide’nin Afganistan’a geri dönmesine ilişkin iddialar hakkında da açıklamalarda bulunan Naim, CNN ağının El-Kaide örgütündeki kaynaklara dayandırdığı haberine işaretle şunları söyledi:
“Bu sadece bir iddia ve propagandadır. Bunun kanıtı da yapılan haberin meçhul ve konuşan kişilerin de kimliğinin bilinmiyor olmasıdır.”
El-Kaide’den kaynaklar söz konusu haberde Afganların silahlı liderleri koruması sayesinde cihatçı cephelerin birçoğunun uzun süredir İslam dünyasının çeşitli yerlerinde başarılı bir şekilde faaliyet gösterdiğini öne sürmüşlerdi.
Naim, Taliban Hareketi’nin El-Kaide’den eski müttefiklerine karşı tutumuna ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
“Afganistan’da El-Kaide yok. Olmayan bir şeyle ilişkinin anlamı nedir? Afganistan İslam Emirliği, herhangi birinin güvenliğine zarar verilmesi için topraklarının kullanılmasına izin vermeyecek. Emirlik kendi işlerine karışılmasına izin vermediği gibi başkalarının işlerine de karışmıyor.”
El-Kaide, Afganistan’daki Uluslararası Koalisyon tarafından ülkeden çıkartıldığı için artık ülkeyi merkez olarak kullanmıyor.Ancak Pakistan sınırı ve İran’daki varlığı ile halen Afganistan’ın etrafındaki varlığını sürdürüyor. Birçok kişi El-Kaide’nin üzerindeki baskı kalkar kalkmaz Afganistan’a geri döneceği görüşünde. Usame bin Ladin’in Ağustos 2011’de Abbottabad’da öldürüldükten sonra arkasında bıraktığı belgeler, iki taraf arasında gerileme yaşanacağına ancak ilişkinin tamamen kopmasının uzun bir zaman alacağına işaret ediyor.

Büyük tahliye
Afganistan’daki ABD’li yetkililer, 1 Mayıs tarihinin her şeyden önce sembolik olduğuna işaret ederek geri çekilme sürecinin çoktan başladığını söylüyorlar. Taliban ile Şubat 2020’de Doha’da imzalanan anlaşmaya göre bu tarih, ABD kuvvetlerinin geri çekilmesi için eski ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki yönetim tarafından belirlendi. Doha’da imzalanan anlaşma tüm uluslarası alanın yanı sıra Afganistan’a güvenlik ve istikrar getirerek tansiyonu düşürecek her adımı desteklediğini vurgulayan Suudi Arabistan da dahil olmak üzere bölgesel düzeyde de memnuniyetle karşılanmıştı. Suudi Arabistan, tüm isteklerinin yerine getirilmesi konusunda eskiden olduğu gibi şimdi de Afganistan’ın ve Afgan halkının yanında olduğunu vurgulamıştı.
Ülkeden geri çekilmenin 11 Eylül 2001 saldırılarının 20’inci yıl dönümüne, 11 Eylül 2021 tarihine kadar tamamlanması bekleniyor. Kabil semâları ve Bagram Hava Üssü tahliyenin tamamlanması için çalışmalar yürüten ABD helikopteriyle dolu.

 


İstanbul'da Gazze'ye destek amacıyla düzenlenen gösteriye binlerce kişi katıldı

İstanbul'da düzenlenen Gazze yanlısı mitinge katılanlar, Gazze Şeridi'ndeki şiddetin sona ermesini talep ederek Filistin ve Türk bayrakları taşıdılar (AP)
İstanbul'da düzenlenen Gazze yanlısı mitinge katılanlar, Gazze Şeridi'ndeki şiddetin sona ermesini talep ederek Filistin ve Türk bayrakları taşıdılar (AP)
TT

İstanbul'da Gazze'ye destek amacıyla düzenlenen gösteriye binlerce kişi katıldı

İstanbul'da düzenlenen Gazze yanlısı mitinge katılanlar, Gazze Şeridi'ndeki şiddetin sona ermesini talep ederek Filistin ve Türk bayrakları taşıdılar (AP)
İstanbul'da düzenlenen Gazze yanlısı mitinge katılanlar, Gazze Şeridi'ndeki şiddetin sona ermesini talep ederek Filistin ve Türk bayrakları taşıdılar (AP)

Yeni yılın ilk gününde bugün İstanbul'da binlerce kişi Gazze’ye destek amacıyla yürüyüş düzenledi. Filistin ve Türk bayraklarının taşındığı yürüyüşte, savaşın harap ettiği bölgedeki şiddetin sona ermesi talep edildi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre protestocular dondurucu soğukta toplanarak Galata Köprüsü'ne doğru yürüdüler ve "Sessiz kalmayacağız, Filistin'i unutmayacağız" sloganıyla oturma eylemi yaptılar.

Gazze yanlısı göstericiler dondurucu soğukta toplandı ve Galata Köprüsü'ne doğru yürüdü (AP)Gazze yanlısı göstericiler dondurucu soğukta toplandı ve Galata Köprüsü'ne doğru yürüdü (AP)

Bilal Erdoğan da dahil olmak üzere 400'den fazla sivil toplum örgütü yürüyüşe katıldı.

Polis kaynakları ve Anadolu haber ajansı (AA), yürüyüşe yaklaşık 500 bin kişinin katıldığını, konuşmalar yapıldığını ve Lübnan doğumlu şarkıcı Maher Zain'in "Filistin'e Özgürlük" şarkısını seslendirdiğini bildirdi.

Binlerce kişi, yılbaşı sabahı İstanbul'da Gazze'ye destek yürüyüşü düzenledi (Reuters)Binlerce kişi, yılbaşı sabahı İstanbul'da Gazze'ye destek yürüyüşü düzenledi (Reuters)

Eğitim amaçlı bir hayır kurumu olan İlim Yayma Vakfı'nın başkanı olan ve yürüyüşün düzenlenmesine destek veren Bilal Erdoğan, "2026 yılının tüm milletimize ve ezilen Filistinlilere iyilik getirmesini diliyoruz" dedi.

Türkiye, Gazze'deki savaşın en sert eleştirmenlerinden biri olup, 7 Ekim 2023'te İsrail'e yönelik eşi benzeri görülmemiş bir Hamas saldırısına karşılık olarak patlak veren savaşı sona erdiren ateşkesin sağlanmasına yardımcı oldu.

İstanbul'da Gazze'ye destek amacıyla düzenlenen yürüyüşe 400'den fazla sivil toplum örgütü katıldı (AP)İstanbul'da Gazze'ye destek amacıyla düzenlenen yürüyüşe 400'den fazla sivil toplum örgütü katıldı (AP)

10 Ekim'de kırılgan bir ateşkes yürürlüğe girdi, ancak bu ateşkes şiddeti etkili bir şekilde sona erdirmedi; yürürlüğe girmesinden bu yana 400'den fazla Filistinli öldürüldü.


İsrail'de demografi rakamları alarm veriyor

2025'te 182 bin doğumun gerçekleştiği Ortadoğu ülkesinin nüfusu 112 bin artarak 10,2 milyona yaklaştı (AFP/Arşiv)
2025'te 182 bin doğumun gerçekleştiği Ortadoğu ülkesinin nüfusu 112 bin artarak 10,2 milyona yaklaştı (AFP/Arşiv)
TT

İsrail'de demografi rakamları alarm veriyor

2025'te 182 bin doğumun gerçekleştiği Ortadoğu ülkesinin nüfusu 112 bin artarak 10,2 milyona yaklaştı (AFP/Arşiv)
2025'te 182 bin doğumun gerçekleştiği Ortadoğu ülkesinin nüfusu 112 bin artarak 10,2 milyona yaklaştı (AFP/Arşiv)

Gazze savaşında ateşkes sağlansa da 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmaların etkileri her iki tarafta da derinden hissediliyor. 

İsrail Merkezi İstatistik Bürosu verilerine göre, savaşla ilgili ölümler hesaba katılmadığında dahi, ülkedeki beklenen yaşam süresi 2024'te düştü. 

Yahudi erkeklerin ortalama ömrü 82,4'ten 82,1'e gerilerken, kadınlarda 86,1'den 85,8'e gelindi. 

Bu süre zarfında İsrail yurttaşı Arap erkeklerinde düşüş daha fazla oldu: Beklenen yaşam süresi 78,3'ten 77,7'ye azaldı. 

2023'te ortalama ömrü 83,3 olan Arap kadınlarıysa 2024'te 83,2'ye düştü.

Böylece İsrail'deki ortalama yaşam beklentilerinde 2020'den beri ilk kez düşüş kaydedildi. 

Geçen hafta yayımlanan bu verileri haberleştiren Haaretz, 2,7 milyon İsraillinin sigortalı olduğu Maccabi adlı şirketin çarşamba açıkladığı rakamları da dünya kamuoyuna duyurdu. 

Her üç İsrailliden birinin profesyonel psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğu vurgulandı. 

İsrail'den göç edenlerin sayısı Gazze savaşının ardından iki katına çıkarken neredeyse üç aydır süren ateşkes de bu eğilimi değiştirmeyecek gibi görünüyor.  

İsrail Merkezi İstatistik Bürosu'nun yıl sonu raporuna göre 2025'te 69 bini aşkın İsrailli ülkesini terk etti. 24 bin 600 kişininse Ortadoğu ülkesine taşındığı bildiriliyor. 

Resmi verilere göre, 2024'te ülkesinden kaçan İsrailli rakamı 82 bin 700'dü. Aynı yıl yerleşmek üzere ülkeye giden kişi sayısının 55 bin civarında kaldığı düşünülünce İsrail'de nadir görülen bir negatif net göç ortaya çıkmıştı.

Son rakamlara göre bu yıl da aynı durum tekrarlandı. 

Times of Israel, Gazze savaşıyla birlikte ülkedeki gergin siyasi atmosferin bu düşüşten sorumlu tutulduğunu aktarıyor.

İsrailli sosyologlar ve nüfusbilimciler, ülkeyi terk edenlerin çoğunun iyi eğitimli, yüksek gelirli, seküler ve sola yatkın kişiler olduğunu söylüyor. 

Göç dalgasının ekonomik, sosyal ve siyasi etkilerinin ülkenin geleceğini ciddi bir şekilde belirleyebileceği uyarısında bulunuyorlar. 

Avrupa'da yaşayan İsrail yurttaşı sayısının 200 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. 

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel


Tayvan Devlet Başkanı, Çin'in askeri tatbikatlarının ardından egemenliği kararlılıkla savunacağına söz verdi

Çin kuvvetleri salı günü Tayvan'ın güneyinde düzenlenen tatbikatlarda iki füze ateşledi (Reuters)
Çin kuvvetleri salı günü Tayvan'ın güneyinde düzenlenen tatbikatlarda iki füze ateşledi (Reuters)
TT

Tayvan Devlet Başkanı, Çin'in askeri tatbikatlarının ardından egemenliği kararlılıkla savunacağına söz verdi

Çin kuvvetleri salı günü Tayvan'ın güneyinde düzenlenen tatbikatlarda iki füze ateşledi (Reuters)
Çin kuvvetleri salı günü Tayvan'ın güneyinde düzenlenen tatbikatlarda iki füze ateşledi (Reuters)

Tayvan Cumhurbaşkanı Lai Ching-te, Çin'in askeri tatbikatlarının ardından bugün yaptığı Yeni Yıl konuşmasında adanın egemenliğini savunacağına söz verdi.

Cumhurbaşkanlığı ofisinden televizyonda yayınlanan konuşmasında Lai, "ulusal egemenliği kararlılıkla savunacağını" belirtti.