Taliban: Sovyetler Birliği’nin geri çekilmesi sonrasında yaşanan senaryo tekrarlanmayacak

Taliban Hareketi, El-Kaide ile ilişkisinin devam ettiğine yönelik söylemlerin yalnızca iddialardan ibaret olduğunu bildirdi. Taliban tarafından Independent Arabia’ya yapılan açıklamalarda “ülke topraklarının herhangi bir tarafın güvenliği tehdit etmesi iç

Yapılan değerlendirmeler ABD askerlerinin Afganistan’dan çekilmesinin bölgede değişime yol açacağı yönünde. (Reuters)
Yapılan değerlendirmeler ABD askerlerinin Afganistan’dan çekilmesinin bölgede değişime yol açacağı yönünde. (Reuters)
TT

Taliban: Sovyetler Birliği’nin geri çekilmesi sonrasında yaşanan senaryo tekrarlanmayacak

Yapılan değerlendirmeler ABD askerlerinin Afganistan’dan çekilmesinin bölgede değişime yol açacağı yönünde. (Reuters)
Yapılan değerlendirmeler ABD askerlerinin Afganistan’dan çekilmesinin bölgede değişime yol açacağı yönünde. (Reuters)

Mustafa el-Ensari
Taliban Hareketi, Sovyetler Birliği’nin 1989 yılında Kabil’den çekilmesinin ardından Afgan halkı arasında yaşanan iç çatışma senaryosunun “tekrarlanmayacağından” emin olduğunu duyurdu. Hareket tarafından Independent Arabia’ya yapılan açıklamalarda ayrıca El-Kaide ile ilişkinin devam ettiğine yönelik iddiaların “sadece uydurma” olduğu ve ülke topraklarının herhangi bir tarafın güvenliği tehdit etmesi için bir platform olarak kullanılmasına izin verilmeyeceği” kaydedildi.
Taliban’ın Doha’daki Siyasi Ofisi Sözcüsü ve müzakere heyeti üyelerinden Muhammed Naim, ABD’lilerin Afganistan’dan çekileceklerini açıklamasını da memnuniyetle karşıladı. Naim Independent Arabia’nın kendisine yönelttiği konuya ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi:
“Yabancı güçler önce Allah’ın sonra da şerefli Afgan halkının cihadı ve mücadelesi sayesinde ülkemizden çıkacak. Sonrasında halk özgürlüğe, bağımsızlığa ve sürdürülebilir bir barışa kavuşacak.”
Müzakerelerde birtakım sıkıntılar olduğunu kabul etse de halkın tüm kesimlerinin ülkelerinin kalkınması, refahı, ilerlemesi ve işgal yüzünden bozulan durumun düzeltilmesi için bağımsız bir İslami rejimin şemsiyesi altında toplanmasını sağlayacak sonuçlara ulaşacaklarını umut ettiğini vurgulayan Naim sözlerini şöyle sürdürdü:
“Herkesin, Allah’ın izni ve inayetiyle işgalin sona ereceğini anlamasını umuyoruz. Bu yüzden refaha ulaşma konusunda ilerleme kaydetmek ve onurlu bir yaşam fırsatına erişmek amacıyla herkesin samimi ve içten bir şekilde çalışması gerekiyor.”
ABD geçtiğimiz cumartesi Washington için 20 yıllık bir savaşın sonu anlamına gelen bir kararla son askerlerini Afganistan’dan resmen çekmeye başladı. Ancak geri çekilme sürecinin tamamlanmasının ardından Taliban Hareketi’nin gittikçe artan kontrolü altında ezilen ülkede büyük bir belirsizlik döneminin başlayacağı tahmininde bulunuluyor.
Diğer yandan Afgan hükümeti ise Taliban’ı harap olmuş ülkede barışı sağlamak için düzenlenen müzakereleri engellemekle ve ABD’nin kuvvetlerini geri çekeceğine dair taahhütte bulunmasına rağmen ateşkes yapmayı kabul etmemekle suçluyor. Aynı zamanda, Taliban’ın Afganistan halkının en sağdan en sol kanada kadar fikri eğilimlerin farklılığına aldırış etmeden yönetim görüşünü empoze etmekte ısrarcı olduğunu savunuyor.

İşgal saflarındaki herkesin halka dönmesi
Ancak Taliban, ülkeye kendi verdiği adla Afganistan İslam Emirliği’nin analistlerin yabancı güçlerin çekilmesinin ardından yeni bir iç savaş yaşanacağı tahminlerine katılmıyor. Naim konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Böyle bir şey beklemiyoruz. Aksine işgal saflarında olan herkesten halkının ve vatanının kollarına geri dönmesini ve halka ve ülkeye hizmet etmek için birlikte çalışmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Sözcü açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Savaş, 20 yıl önce işgal ve bunu destekleyenler tarafından denendi. Ancak sonunda işgalci gücün ve işgalin devam etmediği ve sonuza kadar sürmeyeceği herkes tarafından görülüyor. İşgal ve işgalci güç gitti ancak halk ve ülke halen burada ve her zaman da burada olacak. Bütün bu yaşananlardan sonra başarısız deneyimleri tekrarlamak mantıklı değil.”
Naim, dış güçlerin geri çekilmesinden sonraki dönemi barışçıl bir şekilde atlatma konusunda Afganları desteklemeye yönelik uluslararası yarış karşısında tavırlarının ne olacağı sorusuna, tamamen insani olmayan herhangi bir yardımı kabul etmeyecekleri cevabını verdi. Taliban Sözcüsü konuya dair şunları söyledi:
“Hiç şüphesiz ülkemiz ve halkımız, 40 yılı aşkın bir süredir devam eden savaşların acılarını tattı. Belirli amaçlarla lekelenmemiş olması kaydıyla her alanda ciddi şekilde yardım ve desteğe ihtiyacımız var.  Bu yüzden bize yardım etmek isteyen herkese sesleniyoruz: Yardımlarınızı Allah rızasını gözeterek tamamen insani amaçlar için yapın. Nitekim güven dürüstlük ve samimiyetle ilişkilidir” ifadelerini kullandı.
Independent Arabia’nın Naim’e yönelttiği bir diğer soru ise “Bu, Pakistanlı ve İranlı komşularınız için de geçerli mi?” oldu. Sözcü şu cevabı verdi:
“Komşularla ilişkilerin önemli olduğu su götürmez bir gerçek. Bu nedenle herkesin, özellikle de komşu ülkelerin sorunlarımızı çözerken yapıcı bir rol üstlenmesini bekliyoruz. Nitekim bu durum hem onların hem de bizim çıkarımıza olur.”

“Aynı senaryonun tekrarlanmasını beklemiyoruz”
ABD askerlerinin Afganistan’dan ayrılmasının ardından 1990’lardaki Sovyet sonrası senaryonun tekrarlanıp tekrarlanamayacağına ilişkin değerlenirmelerde bulunan Muhammed Naim aynı senaryonun tekrarlanmasını beklemediklerini vugruladı.“Bu ne beklediğimiz ne de istediğimiz bir senaryo. Allah’ın izniyle tekrarlanmayacağına dair göstergeler var. Zira şu an mücahid safları da bir, liderlik de. Söz konusu dönemdeki görüş ayrılıkları mevcut değil.”
Sovyetler Birliği, 10 yıl süren zorlu çatışmaların ve uğradığı ağır yenilginin ardından 1989 yılında Afganistan’dan çekildiğini duyurdu. Ancak ardında, Kabil’de bıraktığı hükümet halkın iktidar paylaşımı ve hakim olması gereken yönetim şekli konusundaki görüş ayrılıkları nedeniyle kısa sürede çöktü. Talşban daha sonra, 1996 yılında Usame bin Ladin liderliğindeki El-Kaide örgütünün de yardımıyla, 11 Eylül’den önce suikaste kurban giden Ahmed Şah Mesud’un kontrol ettiği küçük bir bölge dışında ülkenin çoğunu kontrol etmeye başladı. Ancak Mesud liderliğindeki Kuzey İttifakı, Taliban’ın El-Kaide’den ayrılmayı kabul etmemesi ve 11 Eylül 2001’de ABD’de gerçekleştirilen saldırıların ardından Usame bin Ladin’i teslim etmeyi kabul etmemesinin ardından ABD’lilerin Taliban’ı devirmek için ittifak kurduğu bir merkez haline geldi.
Taliban Hareketi Sözcüsü Muhammed Naim, Independent Arabia ile gerçekleştirdiği röportajda söz konusu dönem ile günümüz koşulları arasında karşılaştırma yaptı. Aynı hataların tekrarlanmaması için deneyimlerden faydalınalacağı imasında bulundu.
Sözcü açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Afganistan İslam Emirliği’nin ülke yaklaşık beş yıl boyunca yönetti. Bu nedenle yönetim tecrübesi var. Neredeyse son 10 yıldır ülkenin büyük bir bölümünü yönetmesinden söz etmiyorum bile. Sadece bu da değil. Yönetim ve teknik ilerleme de dahil olmak üzere farklı koşullar ve durumlarla başa çıkma konusunda tecrübemiz var.”

Taliban Sözcüsü Muhammed Naim, ABD askerlerinin geri çekilmesi sonrasındaki döneme ilişkin görüşlerini Independent Arabia ile paylaştı. (Reuters)
Taliban değişti mi?

Röportajda, Taliban ile Afgan hükümeti arasındaki anlaşmazlığın da temelinde yatan İslami yönetim modeli ile ilgili hareketin ülkede istediği rejimin şekli de gündeme geldi. Taliban bu rejimin Afgan halkının fikirsel ve mezhepsel eğilimlerinin farklılığı ile uyumlu olacağını umut ediyor. Taliban Sözcüsü konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Rejim öncelikle toplumun içinden doğmalıdır. Temeli halkın ilkelerine ve değerlerine dayanmalıdır. Rejimin türü ve şekli Afganların kendisi ile ilişkilidir. Ülkenin yüzde 99’undan fazlası Müslüman. Aralarında uzlaşarak hedefe ulaşacaklardır.”
Taliban’ın İslam hukukunu katı bir şekilde uyguladığı dönemde imajı, uluslararası arenanın zihnine olumsuz bir şekilde kazındı. Taliban Hareketi’nin bu dönemdeki radikal görüşleri ülkenin köklü İslam tarihine rağmen asırlardır koruduğu eserlerin yıkılmasına neden olmuş, kadınlara başörtüsü takma zorunluluğu getirilmişti. Bunlar, Taliban’ın El-Kaide’ye kucak açmasından önce yaşanmıştı.
Ancak Naim konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Çözüm, sistemleri dışarıdan veya başka toplumlardan getirip halka uygulamak değil. Sorunların temelini oluşturan şey de bu. Çünkü her ülkenin ve halkın kendi çıkarları ve onu diğer ülkelerden ayıran özellikleri var. En ideal çözüm, Afganlara müdahaleler ve dikteler olmaksızın fırsat vermek.”
Hareketin yönetime bakış açısında revizyonlar ve gelişmeler olduğunu ima eden Naim “20 yıl geçtikti Yaşanmaması gereken bazı sorunların tekrar etmemesini sağlayacak tecrübeler ve gelişmeler var.”

“Topraklarımızın kullanılmasına izin vermeyeceğiz”
Naim “Bu sorunlar arasında El-Kaide’nin Afganistan’ı merkez olarak kullanarak yabancı ülkeleri hedef alması var mı?” sorusuna “Şu an ortada bir sorun yok. Aslında hepsi uydurma ve asılsız” yanıtını verdi.
El-Kaide’nin Afganistan’a geri dönmesine ilişkin iddialar hakkında da açıklamalarda bulunan Naim, CNN ağının El-Kaide örgütündeki kaynaklara dayandırdığı haberine işaretle şunları söyledi:
“Bu sadece bir iddia ve propagandadır. Bunun kanıtı da yapılan haberin meçhul ve konuşan kişilerin de kimliğinin bilinmiyor olmasıdır.”
El-Kaide’den kaynaklar söz konusu haberde Afganların silahlı liderleri koruması sayesinde cihatçı cephelerin birçoğunun uzun süredir İslam dünyasının çeşitli yerlerinde başarılı bir şekilde faaliyet gösterdiğini öne sürmüşlerdi.
Naim, Taliban Hareketi’nin El-Kaide’den eski müttefiklerine karşı tutumuna ilişkin şu açıklamalarda bulundu:
“Afganistan’da El-Kaide yok. Olmayan bir şeyle ilişkinin anlamı nedir? Afganistan İslam Emirliği, herhangi birinin güvenliğine zarar verilmesi için topraklarının kullanılmasına izin vermeyecek. Emirlik kendi işlerine karışılmasına izin vermediği gibi başkalarının işlerine de karışmıyor.”
El-Kaide, Afganistan’daki Uluslararası Koalisyon tarafından ülkeden çıkartıldığı için artık ülkeyi merkez olarak kullanmıyor.Ancak Pakistan sınırı ve İran’daki varlığı ile halen Afganistan’ın etrafındaki varlığını sürdürüyor. Birçok kişi El-Kaide’nin üzerindeki baskı kalkar kalkmaz Afganistan’a geri döneceği görüşünde. Usame bin Ladin’in Ağustos 2011’de Abbottabad’da öldürüldükten sonra arkasında bıraktığı belgeler, iki taraf arasında gerileme yaşanacağına ancak ilişkinin tamamen kopmasının uzun bir zaman alacağına işaret ediyor.

Büyük tahliye
Afganistan’daki ABD’li yetkililer, 1 Mayıs tarihinin her şeyden önce sembolik olduğuna işaret ederek geri çekilme sürecinin çoktan başladığını söylüyorlar. Taliban ile Şubat 2020’de Doha’da imzalanan anlaşmaya göre bu tarih, ABD kuvvetlerinin geri çekilmesi için eski ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki yönetim tarafından belirlendi. Doha’da imzalanan anlaşma tüm uluslarası alanın yanı sıra Afganistan’a güvenlik ve istikrar getirerek tansiyonu düşürecek her adımı desteklediğini vurgulayan Suudi Arabistan da dahil olmak üzere bölgesel düzeyde de memnuniyetle karşılanmıştı. Suudi Arabistan, tüm isteklerinin yerine getirilmesi konusunda eskiden olduğu gibi şimdi de Afganistan’ın ve Afgan halkının yanında olduğunu vurgulamıştı.
Ülkeden geri çekilmenin 11 Eylül 2001 saldırılarının 20’inci yıl dönümüne, 11 Eylül 2021 tarihine kadar tamamlanması bekleniyor. Kabil semâları ve Bagram Hava Üssü tahliyenin tamamlanması için çalışmalar yürüten ABD helikopteriyle dolu.

 


Trump'ın Gazze Yürütme Kurulu’na atadığı İsrailli milyarder Yakir Gabay kimdir?

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binalar ve evlerden beton, metal ve moloz taşımak için kullanılan bir ekskavatör (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binalar ve evlerden beton, metal ve moloz taşımak için kullanılan bir ekskavatör (AFP)
TT

Trump'ın Gazze Yürütme Kurulu’na atadığı İsrailli milyarder Yakir Gabay kimdir?

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binalar ve evlerden beton, metal ve moloz taşımak için kullanılan bir ekskavatör (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılmış binalar ve evlerden beton, metal ve moloz taşımak için kullanılan bir ekskavatör (AFP)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze Şeridi için oluşturulan Yürütme Kurulu’na atanan İsrailli milyarder Yakir Gabay’a dikkat çekti.

Gazete, söz konusu kurulun savaş sonrası Gazze’nin yönetimine katkı sağlamakla görevlendirilen yeni bir uluslararası yapı olduğunu ve Trump’ın liderliğini üstlendiği Barış Konseyi ile eş güdüm içinde çalışacağını yazdı.

Haberde, ileri teknoloji, gayrimenkul ve finans alanlarında geniş yatırımlara sahip iş insanı Gabay’ın, Güney Kıbrıs ve Birleşik Krallık’ta yaşadığı belirtildi.

Gabay’ın Beyaz Saray ile ilişkilerinin, eski ABD Başkanı Joe Biden dönemine uzandığı ve Trump döneminde daha da güçlendiği ifade edildi. Kasım 2023’te, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırıdan yaklaşık bir ay sonra Gabay’ın, ABD, Avrupa ve Arap dünyasından bir grup iş insanıyla birlikte savaş sonrası Gazze’ye ilişkin bir vizyon sunan girişime katıldığı, bu önerinin de zamanla perde arkasında karşılık bulduğu aktarıldı.

evfev
Yakir Gabay (LinkedIn)

Yedioth Ahronoth, dönüm noktasının Trump’ın 20 maddeden oluşan planını açıklamasıyla geldiğini, bunun ardından kısa süre içinde Beyaz Saray’ın Gabay ile temasa geçerek kendisine Gazze için oluşturulan Yürütme Kurulu’na katılma teklifinde bulunduğunu yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığı habere göre davet sürpriz olmasa da Gabay bu tekliften derinden etkilendi. İsrailli kimliğiyle gurur duyduğunu dile getiren Gabay, buna rağmen atamasının İsrail’i temsilen değil, uluslararası bir iş insanı olarak üstlendiği rolle ilgili olduğunu vurguladı.

Yedioth Ahronoth, 59 yaşındaki Gabay’ın Kudüs’te, İsrail hukuk kurumlarında köklü bir geçmişe sahip bir ailede dünyaya geldiğine dikkat çekti. Buna göre babası Meir Gabay, Adalet Bakanlığı’nda genel müdürlük görevini üstlendikten sonra Kamu Hizmeti Komiseri olarak görev yaptı. Annesi Yemima Gabay ise hem Savcılık Ofisi’nde hem de Adalet Bakanlığı’nda üst düzey görevlerde bulundu.

Gabay’ın kariyerine sermaye piyasalarında başladığı, 1990’ların ortalarına gelindiğinde İsrail’in en büyük bankalarından Bank Leumi’nin yatırım bankacılığı kolunun icra kurulu başkanı olduğu aktarıldı. 2004 yılında Berlin’de gayrimenkul sektörüne adım atan Gabay’ın bu alandaki yatırımlarını istikrarlı biçimde genişlettiği belirtildi. Net servetinin 4,1 milyar dolar olduğu kaydedildi.

Haberde ayrıca, Trump’ın açıkladığı Yürütme Kurulu’nun diğer üyeleriyle birlikte Gabay’dan da Gazze Şeridi’ni ziyaret etmesinin ve Filistinli teknokrat konsey ile koordinasyon içinde çalışmasının isteneceği ifade edildi.

Gazete, Gabay’ın atamaya ilişkin değerlendirmesine de yer verdi. Gabay, “ABD Başkanı Trump tarafından Gazze için oluşturulan Barış Konseyi’ne gönüllü üye olarak atanmak benim için büyük bir onur” ifadesini kullandı. Gabay, “Bu güven için Başkan Trump’a, Steve Witkoff’a ve Jared Kushner’a teşekkür ediyorum” dedi.

Açıklamasında kendisine duyulan güvene vurgu yapan Gabay, yönetim kurulu üyesi diğer isimlerle birlikte ABD Başkanı’nın Gazze için öngördüğü kalkınma, inşa, refah ve serbest piyasa ekonomisi vizyonunu hayata geçirmek için çalışacağını belirtti. Gabay, “İbrahim Anlaşmaları’nın kapsamının diğer ülkelere genişletilmesi de hedefler arasında yer alıyor. Hamas’ın tamamen silahsızlandırılması kalkınma planının uygulanması için temel bir şart. Ayrıca Ran Gvili’nin cesedinin ülkesine getirilerek İsrail’de defnedilmesi için elimizden gelen tüm çabayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray cuma akşamı yaptığı açıklamada, Barış Konseyi ve Yürütme Kurulu’nun kurulduğunu duyurdu. Açıklamada, bu adımın, Gazze Şeridi’ndeki çatışmayı sona erdirmeyi hedefleyen kapsamlı planın ikinci aşamasının uygulanması yolunda ‘hayati bir adım’ olduğu belirtildi. Söz konusu açıklama, Gazze Şeridi’nin yönetimine ilişkin komitenin oluşturulmasından iki gün sonra geldi.

Kurucu Yürütme Kurulu’nda ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Trump’ın damadı Jared Kushner, eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair, ABD’li iş insanı Marc Rowan, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Robert Gabriel’in yer aldığı aktarıldı.

Yürütme Kurulu’nda ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Başbakanlık Ofisi Stratejik İşler Danışmanı Ali ez-Zavadi, Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Hasan Raşad, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Bakanı Rim el-Haşimi, iş insanı Yakir Gabay ve Birleşmiş Milletler (BM) Gazze İçin Kıdemli İnsani Yardım ve Yeniden Yapılanma Koordinatörü Sigrid Kaag’ın bulunduğu kaydedildi.

Haberde, eski BM Ortadoğu Özel Temsilcisi Nickolay Mladenov’un Gazze için ‘yüksek temsilci’ görevini üstleneceği ve bu kapsamda Barış Konseyi ile Gazze Şeridi’nin yönetiminden sorumlu ulusal komite arasında sahadaki bağlantıyı sağlayacağı ifade edildi.


ABD: Güçlerimiz, Suriye'de Amerikalıları hedef alan bir pusu ile bağlantılı bir El Kaide liderini öldürdü

ABD Merkez Komutanlığı güçleri, DEAŞ’a karşı operasyonlarında savaş uçakları, saldırı helikopterleri ve topçu birlikleri kullandı (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı güçleri, DEAŞ’a karşı operasyonlarında savaş uçakları, saldırı helikopterleri ve topçu birlikleri kullandı (CENTCOM)
TT

ABD: Güçlerimiz, Suriye'de Amerikalıları hedef alan bir pusu ile bağlantılı bir El Kaide liderini öldürdü

ABD Merkez Komutanlığı güçleri, DEAŞ’a karşı operasyonlarında savaş uçakları, saldırı helikopterleri ve topçu birlikleri kullandı (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı güçleri, DEAŞ’a karşı operasyonlarında savaş uçakları, saldırı helikopterleri ve topçu birlikleri kullandı (CENTCOM)

ABD Merkez Komutanlığı dün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin cuma günü Suriye'de geçen ay Amerikalılar için DEAŞ örgütü tarafından kurulan bir pusu ile bağlantılı olan El-Kaide örgütünün bir liderini öldürdüğünü duyurdu.

Resim  Suriye-Amerikan ortak heyetine yönelik terör saldırısının ardından Palmira şehrinde güvenlik operasyonu (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye'nin merkezindeki Palmira kenti yakınlarında ABD-Suriye ortak askeri heyetine düzenlenen silahlı saldırıda, iki asker ve bir sivil tercümanları olmak üzere üç Amerikalı öldü, birçok kişi de yaralandı.


Hamaney: Biz savaş istemiyoruz ve isyancılardan hesap soracağız

İran'ın dini lideri dün Tahran'da düzenlenen bir toplantıda konuşma yaptı (Hameney'in ofisi- Reuters)
İran'ın dini lideri dün Tahran'da düzenlenen bir toplantıda konuşma yaptı (Hameney'in ofisi- Reuters)
TT

Hamaney: Biz savaş istemiyoruz ve isyancılardan hesap soracağız

İran'ın dini lideri dün Tahran'da düzenlenen bir toplantıda konuşma yaptı (Hameney'in ofisi- Reuters)
İran'ın dini lideri dün Tahran'da düzenlenen bir toplantıda konuşma yaptı (Hameney'in ofisi- Reuters)

İran Dini Lideri Ali Hamaney, ülkesinde huzursuzluğu kışkırtmakla Amerika Birleşik Devletleri'ni suçlarken, aynı zamanda Tahran'ın "savaş istemediğini" ancak "ülke içindeki suçlulara müsamaha göstermeyeceğini" ifade etti.

Son protesto dalgasının patlak vermesinden bu yana üçüncü kez kamuoyu açıklamasında bulunan Hamaney, Washington'ıun kendi amaçlarına hizmet etmek için kapsamlı hazırlıklar ve çok sayıda araç kullanarak "isyanı" başlattığını belirtti. Ancak bunun "yeterli olmadığını" ve Amerika Birleşik Devletleri'nin "hesap vermesi gerektiğini" kaydetti.

Hamaney'in resmi internet sitesinde yer alan açıklamasına göre "ABD başkanını, yaşanan kayıplar ve mağduriyetler nedeniyle ve İran halkına yönelttiği suçlamalardan dolayı suçlu olarak görüyoruz" Hamaney, protestolarda "birkaç bin kişinin" öldüğünü ilk kez kabul etti.

ABD Başkanı Donald Trump ise dün Politico'ya verdiği demeçte, İran'da yeni bir liderlik arama zamanının geldiğini belirterek, Hamaney'i ülkesinin tamamen yıkımından sorumlu tuttu.