Netanyahu ve yarın için beklenen ‘sihirli darbesi’

Muhalif kampı dağıtmak amacıyla hükümet kurması için Yamina Partisi lideri aday gösterildi.

Netanyahu, Cuma günü meydana gelen Meron Dağı izdihamındaki yaralılar için kan bağışladı. (DPA)
Netanyahu, Cuma günü meydana gelen Meron Dağı izdihamındaki yaralılar için kan bağışladı. (DPA)
TT

Netanyahu ve yarın için beklenen ‘sihirli darbesi’

Netanyahu, Cuma günü meydana gelen Meron Dağı izdihamındaki yaralılar için kan bağışladı. (DPA)
Netanyahu, Cuma günü meydana gelen Meron Dağı izdihamındaki yaralılar için kan bağışladı. (DPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun yarın (Salı) hükümeti kurması için verilen görev süresinin dolmasının ardından, Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’e hükümeti kurmada kendisi yerine Yamina Partisi Lideri Naftali Bennett'i görevlendirmesi şeklindeki önerisini sunacağı "sihirli darbesi” bekleniyor. Büyük bir ironi ve aynı zamanda büyük bir hayranlık uyandıran öneri, Netanyahu'nun Naftali Bennett'e olan ilgisinden kaynaklanmıyor. Netanyahu, Bennett kendisinin ofis başkanı pozisyonundayken görevinden ayrılmasından bu yana ona duyduğu nefret duygusunu hiçbir zaman gizlemedi. Ayrıca bu, Bennett’in kendisini ve yeteneklerini hafife alan Netanyahu’nun onun liderlik yeteneklerini takdir ettiğinden kaynaklanmıyor. Netanyahu’nun hamlesi, muhalif değişim kampını ortadan kaldırmayı amaçlayan kötü niyetli bir adım olarak geldi.
Özellikle stratejik olmayan taktik gerektiren meselelerde siyasi olarak zeki görülen İsrail Başbakanı, hükümet kurma çabalarında çıkmaza girdiği için sürekli olarak muhaliflerini ezme planları kuruyor. Bu yüzden, ‘Benimle beraber tüm düşmanlarım yok olsun’ diyen İsrail’in efsanevi kahramanı Samson’un yolunu takip ederek, Netanyahu'nun bizzat ihtiyaç duyduğu lider konumunu kaybetmesine yol açacak olsa bile, başbakan adayı olarak Bennett tarafından yönetilen kampı dağıtmaya çalışıyor. Netanyahu’nun hükümet kurması için Bennett’ı önermesi durumunda bunun muhalif kampta karışıklığa yol açması ve Bennett'i bir kafa karışıklığı ve utanç durumuna sokması bekleniyor.
İsrail siyaset sahnesinin bugünkü tablosu şu şekilde: Yarın, Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece yarısı Netanyahu'nun hükümet kurma görevi sona erecek ve görevi yerine getiremeyeceği anlaşılacak ve partisinin uluslararası Müslüman Kardeşler örgütüyle bağlantılı terörizme karışmanın bir parçası olarak tanımladığı İslami Hareket ile ittifak kurmaya hazır olacak. Son günlerde Netanyahu, kendisiyle yeni bir ittifakın parçası olarak başbakanlık görevini üstlenme hakkı konusunda üç muhalifine teklifte bulundu. Başlangıçta, yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanmasını donduracak veya durduracak yasalar çıkarmasını sağlayacak, başkanlığında sağcı bir hükümet kurmaya çalıştı. Başarısız olunca, duruşmasını engellemek için müdahale edecek olan kendi partisinden bir adalet bakanı atamaya çalıştı. Başarısız olunca ortağı olacağı bir hükümet arayışına girdi ve bunun için hükümetin hayatının ilk bir veya iki yılı için başbakanlık görevinden feragat etmeye karar verdi. Likud’dan ayrılan Yeni Umut partisinin başkanı Gideon Saar'a, bir yıllık başbakanlık karşılığında partisine geri dönmesini teklif eden Netanyahu, ardından iki yıl süreyle başkanlık teklifini Kahol Lavan Partisi Lideri Naftali Bennett'e ve peşinden Benny Gantz'a teklif etti. Ancak tamamı, Netanyahu'nun sözüne güvenmedikleri için başbakanlık görevini reddettiler. Netanyahu’yu sözlerini tutmamakla itham eden Gantz, onunla konuşmayı kabul etti, ancak yoldaşları bu tuzağa tekrar düşerse onu terk edeceklerini söyledikleri için Netanyahu’ya hazır olmadığını bildirdi. Saar ve Bennett uzun süre tereddüt ettiler. Ancak şüphelerini dile getirdiler ve Netanyahu'nun bu cömert teklifi sadece değişim kampını dağıtmak için sunduğuna ve ardından fikrini değiştirip sözlerinden vazgeçeceğine inandıklarını ifade ettiler. 
Öte yandan, rakiplerinin kendisinden daha iyi bir durumda olmadıklarının farkına varan Netanyahu, onların da bir hükümet kurma mücadelesi verdiklerini ve aralarında yoğun tartışmalar ve anlaşmazlıklar yaşadıklarını biliyor. Şu anda ülkede bencilce mücadeleler, makam için verilen savaşlar, sömürü ve kışkırtma girişimleri söz konusu. Muhalefet başkanı ve kamptaki en büyük partinin başkanı Yair Lapid, yarım dönem için Naftali Bennett'e başbakanlık görevini vermeye hazır. Ancak Bennett, kendisinin Saar ile birlikte bakanlık koltuğunun  (13 sandalyeye sahip olmalarına ve partilerin geri kalanının 45 sandalyeye sahip olmasına rağmen) yarısını da almayı talep ediyor ve oyunun, hükümetin sağ karşıtı bir sol hükümet olmamasını sağlamak için başbakan sıfatıyla iki oy sayılmasını istiyor. Sol, egemen bir bakanlık talep ederken, Saar solun kabinede (Güvenlik ve Dış Politika İşleri Kabinesi) temsil edilmemesi gerektiğini şart koşuyor.
Bu nedenle danışmanlarıyla birlikte üzerinde çalıştığı ve bugün (Pazartesi) netleşecek olan Netanyahu’nun yeni önerisi, cumhurbaşkanına kendi adına ve tüm sağ blok adına Bennett'i hükümeti kurması için ataması teklifiyle geldi. Hesaplamalarına göre Bennett hemen hükümeti kurabilecek, yani 7 sandalyesi ve Saar ile 6 sandalyesiyle birlikte Likud’den 30 sandalye, dini partilerden 16 ve Dini Siyonizm Listesi Partisi’nden 6 sandalye alabilecek. Böylece sağcı hükümet yüzde 100 kurulacak. Likud'un böyle bir hükümetin kurulması için ön koşulu, yasaları önce yargılanmasını durdurmaya yardımcı olacak şekilde değiştirmek ve başbakanın seçimini yönlendiren bir yasa çıkarmak.
Ancak Bennett, bu önerinin ikinci bir maddeyi içeren daha geniş bir planın parçası olacağından endişe ediyor. Bu da Netanyahu’nun amacına ulaştıktan sonra bu hükümeti başarısızlığa uğratması ve dağıtması ve Netanyahu'nun tekrar kazandığı yeni seçimlerin yapılarak Bennett’in kısa süren görevinin sona ermesi. Bennett bu nedenle teklifi kabul etmekte tereddüt ediyor.
İsrail’in Meron Dağı’nda 45 Yahudi’nin hayatını kaybettiği izdihamın ardından Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı’ndan hükümeti kurması için 14 günlük bir fırsat daha vermesini istemesi uzak bir ihtimal olarak görülmüyor. Bu olay nedeniyle, siyasi temaslar birkaç gün durdu ve bu, Netanyahu'ya bir fırsat daha verilmesi için zorlayıcı bir neden olarak kabul ediliyor.
Netanyahu hükümeti kurma görevi için verilen tarihin uzatılmasını istemezse, Rivlin'in hükümeti kurma görevini Netanyahu'dan sonra en fazla sayıda tavsiyeyi aldığı için Yeş Atid Partisi Başkanı Yair Lapid'e devretmesi bekleniyor. Netanyahu'nun istediği, Lapid'i sabote etmek ve Naftali Bennett'in en fazla sayıda destek aldığı yeni bir durum oluşturmak. Bu nedenle Netanyahu’nun önerisi Netanyahu tarafından "sihirli bir darbe" olarak değerlendirildi. Geriye kalan tek şey, yoldaşlarının bu adıma ikna olması ve daha sonra bu teklifin onların aleyhine dönüşmemesi konusunda anlaşmaya varması.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.