Suudi Arabistan’da arkeolojik keşif: Neolitik çağdan ritüelistik yapılar

El-Ula ve Hayber şehirlerinde yapılan saha araştırmaları, bu şehirlerin kucakladıkları anıtların daha önce düşünülenden daha karmaşık olduğunu gösterdi

Suudi Arabistan’ın kuzeybatısındaki bir grup büyük mustatil yapı (RCU)
Suudi Arabistan’ın kuzeybatısındaki bir grup büyük mustatil yapı (RCU)
TT

Suudi Arabistan’da arkeolojik keşif: Neolitik çağdan ritüelistik yapılar

Suudi Arabistan’ın kuzeybatısındaki bir grup büyük mustatil yapı (RCU)
Suudi Arabistan’ın kuzeybatısındaki bir grup büyük mustatil yapı (RCU)

Ziyad el-Fifi
Akademi dünyası, iki kıta arasındaki merkezi konumu nedeniyle Ortadoğu ve Afrika’ya hükmeden antik medeniyetler ve imparatorlukların yanı sıra, Arap Yarımadası’nın tarihi ve arkeolojik önemi ve değeri konusunda her zaman hemfikirdi.
Ancak sorun, bu durumu kimin ispatlayabileceğiydi. Öyle ki büyük bölümünün günümüzde Suudi Arabistan’da bulunan en geniş arkeoloji alanı hak ettiği araştırma ve keşif çalışmalarına tanık olmamıştı.
Son otuz yılda Arabistan Yarımadası’nın kuzeybatısındaki arkeolojik sahanın birçok algısı çarpıcı biçimde değişti. Daha önce Demir Çağı’nın (MÖ 12. ve 5. yüzyıllar arasında) etkilerinden büyük ölçüde yoksun bir bölge olduğunun düşünülmesinin ardından son faaliyetler ve araştırmalar, geniş bir tarih öncesi sahanın varlığının belirlenmesine katkıda bulundu.
Ancak bu çabaların son yıllarda kazandığı ivme, Cambridge Üniversitesi tarafından yayınlanan saha araştırmasına göre en son; Arap Yarımadası’nın kuzeybatısında binlerce tarih öncesi taş yapı aracılığıyla gözlemlenen birkaç keşif ile ortaya kondu.

Çöl mustatilleri (dikdörtgen yapıları)
Çöl mustatilleri olarak bilinen devasa düz yapılar geniş çapta ilgi görmemişti. Ancak Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki el-Ula ve Hayber bölgelerinde yapılan son saha çalışmaları, bu eserlerin mimari açıdan daha önce düşünülene oranla daha karmaşık olduğunu açıkça ortaya koydu. Bunlar, MÖ altıncı binyılın sonuna kadar uzanan ritüeller uygulamaya yönelik tesisler olarak yorumlanabilecek odalar, girişler ve dik taşlardan oluşuyor. Son kazılar, Arap Yarımadası’nda ritüeller için kullanılmış en eski sığır parçalarını ortaya çıkardı.
Mustatiller, Arap Yarımadası’ndaki eski taş anıtlardan ve dünyanın bilinen en eski tarihi yapı geleneklerinden biridir.
Bu bölgede ve daha geniş olarak Arap Yarımadası’nda binlerce taş yapı tespit edildi. Bu yapılar topluca ‘antik çağ insanının başarıları’ olarak biliniyor. Tarihi Orta Holosen döneminden (MÖ 6500-2800 arasında) günümüze kadar uzanıyor ve bölgesel işaretler olabileceğine dair birçok varsayım var.
Yapıların şekilleri mezarlıklar, kuleler ve ‘süslü’ mezarlardan kaya sembollerine, megafauna tuzaklarına ve kapılar gibi açık hava yapılarına kadar çeşitlilik gösteriyor.
Yukarıda zikredilen şekiller arasında ‘kapılar’, sınırlı bir ilgiyle karşılaştı. Arap Yarımadası’nın kuzeybatısındaki bu devasa izole yapılar, ilk olarak 1970’lerde yapılan araştırmalar sırasında kaydedildi. Bununla birlikte, 2017 yılına kadar bu tür bir işaretin ilk sistematik çalışması yapılmamıştı.
Taksonomik açıdan konuşursak bu yapılar, kabaca dikdörtgen çeklinde bulunuyor ve iki uzun dikey ve paralel duvarla birbirine bağlanan iki kısa, paralel platform veya duvardan oluşuyor. Bazılarının, kendilerini merkezde bölen duvarları bulunuyor (Şekil 1’de gösterildiği gibi).

Şekil 1: Suudi Arabistan’ın kuzeybatısındaki bir grup devasa mustatil yapı (El-Ula Valiliği Kraliyet Komisyonu)
Uzunluğu 20 ila 620 metre arasında değişen bu yapılardan binden fazlasının, şu anda Suudi Arabistan’ın kuzeybatısında 200 bin kilometrekareden fazla bir alanda var olduğu biliniyor. Bunlar, özel olarak El-Ula ve Hayber’de yoğunlaşmış durumda (Şekil 2). ‘Kapı’ terimi, yapılara yukarıdan bakıldığında geleneksel Avrupa meydanlarının kapılarına benzerliği nedeniyle ortaya çıktı.

Şekil 2: Arap Yarımadası’nın kuzeybatısında mustatillerin dağılımı (El-Ula Valiliği Kraliyet Komisyonu)
Ancak bununla birlikte El-Ula Valiliği Kraliyet Komisyonu (RCU), genel şekillerinden dolayı ve bu yapılarla diğerleri arasında herhangi bir karışıklık olmasını önlemek için nihayet bu yapıları ‘mustatiller’ olarak isimlendirdi. Bu yapıların çoğunun büyüklüğü ve tekrarlı inşası, eski Arap kültür sahnesinin önemli bir bileşeni olduklarını gösteriyor.

Harrat Hayber
2018 yılında RCU, ‘Hava Arkeolojisi’ projesini başlattı. Bu, El-Ula’daki sabit mirasları tanımlama ve belgeleme programının bir parçası olarak, El-Ula’daki büyük ölçekli bir arkeolojik çalışma olarak biliniyor. Daha sonra RCU’nun belirli alanları bu projeye dahil etmesinden sonra 2019 yılında Hayber’e odaklanan ikinci bir proje ortaya koyuldu.
Proje, 40 kilometrekarelik el-Ula ve Hayber bölgelerinde sistematik şekilde uzaktan algılama yöntemi uygulamak için halka açık uydu görüntülerini kullanıyor. Ardından belirli yapıları fotoğraflamak ve araştırmak için helikopterlerle uçuşlar ve seçici yer araştırmaları yapıyor. Dört mevsim saha çalışmaları sırasında, 350’den fazla mustatilin havadan fotoğrafları çekildi. Bir başka 641 mustatil de uzaktan algılama yoluyla tanımlandı (Tablo 1’de gösterildiği gibi).

Yukarıda zikredilen yöntem kullanılarak taranan mustatiller (Cambridge Üniversitesi web sitesi)
Bununla birlikte el-Ula’da yakın zamanda kazı yapılan zeminde toplam 39 mustatil incelendi ve ilk kez uzaktan algılama analiziyle görülemeyen bir dizi anahtar özellik ortaya çıktı. Bu benzersiz yapıların dağılımı ve şekillendirilmesi, ayrıca işlevleri ve geçmişleri ile ilgili ön bulgular, henüz tam olarak anlaşılamayan bu yapıları daha geniş arkeolojik bağlamlara yerleştirebilir. Son yıllarda yapılan kazılar, mustatillerin geçici olarak MÖ. 6. yüzyılın sonlarına tarihlenebilecek ritüel uygulamalar için anıtsal yapılar olarak hizmet ettiğini gösteriyor. Böylece bu arkeolojik ritüelistik sahne, Arap Yarımadası’nın kuzeybatısında, dünyanın en eski ve en büyük yapıları arasında yer edinebiliyor.

Mustatillerin jeolojik bağlamları
Arap Yarımadası’nda mustatillerin dağılımını karakterize eden karmaşık jeolojiyi irdelemek, yapıları anlamamız açısından önemli. Yarımadanın kuzeybatısındaki jeoloji, Aşağı Paleozoik döneme ait üç temel kayaç türü olan, ‘Paleozoik dönemden kalma kumtaşları, modern yaşam döneminden bazaltik ve Arap Kalkanı’nı volkanik tortul zincirlerden’ oluşuyor. ‘Bir şeritteki Cambro-Ordovisiyen kumtaşları ve bazalt taşları gibi’ yeni diziler, genellikle düzdür. Daha eski Arap Kalkanı kayaları dik eğimli dizilere sahip.
Cambro-Ordovisiyen’in nispeten homojen kumtaşları, en büyük bireysel yapıları oluşturacak şekilde uyarlanmış durumda. Su erozyonu, yüksek tepeleri rüzgâr tarafından oyulmuş derin kanyonlardan oluşan bir manzara oluşturdu.
Mustatiller, bir dizi ana bileşene, baş, avlu, yüksek duvarlar, taban ve bazı durumlarda dairesel hücreler ve dik taşlar dahil olmak üzere bir dizi bağlantılı özelliğe sahip (Şekil 3-4).

Şekil 3: Platformun ortasındaki iç mustatillerin bazı bileşenlerini gösteren bir görüntü (RCU)
Musttail başı, genellikle yarı dikdörtgen ila dikdörtgen kuru taş platform kalıntıları ile karakterize ediliyor.
Kumtaşı mevcut olduğunda, kullanılmayan düz levhalar düzenleniyor veya alternatif olarak, yerel taştan boş kayalar istiflenip, birbirine bağlanıyor. Başın uzunluğu, genellikle 10 - 50 metre arasında ve yüksekliği 0,3 ile 1,2 metre arasında değişiyor. Bu farklı şekilde, birçok yapısal farklılık görülüyor. Çoğu durumda bir odanın varlığı, tek bir dikdörtgen veya oval olarak tanımlanabilir. Bu odalar 2,8 x 2,8 m ile 10 x 3 m arasında değişmekte.
Çoğu tür, odayı avluya bağlayan girişlere (yarım metreden daha az geniş) sahip. Bazı durumlarda, bu girişler kasıtlı olarak kapatılmış, yani bu durum bu alanların kullanımdan kaldırıldıklarını gösteriyor (Şekil 4)

Şekil 4: Platformun ortasındaki odayı gösteren bir başka görüntü (RCU)
Odaların çoğunun büyük bir taşla veya bir grup taşla kapatıldığı görülüyor. Diğer türlerde, böyle bir settin olmaması, bazı odaların açık havada olduğunu gösteriyor. Aynı şekilde gedikler gibi diğer mimari özellikler de merkezi odada tanımlanmıştır.
Mustatiller, baş, taban ve uzun duvarlarla sınırlanan geniş bir açık verandaya sahip. Bu noktalar, boş görünmekte. Ancak daha sonra odalar ve cenaze yapıları bazen bu alan içinde inşa edilmiştir.
Uzun duvarı inşa etme yöntemi, yatay veya dikey olarak yerleştirilmiş ve ortası çakılla doldurulmuş iki sıra taşla farklı şekilde inşa edilmiştir. Çoğu zaman, tek bir yapıda yatay ve dikey taşların bir kombinasyonu kullanılmıştır. Bu duvarların genişliği 0,5 ila 3 m ve yüksekliği 0,3 ila 1,2 m arasında değişmektedir, çoğu durumda duvarlar orijinal yüksekliğinde kalmıştır.

Şekil 5: Arkeolojik gövdenin birbirine bağlılığını gösteren üç mustatilin havadan çekilmiş fotoğrafı (RCU)
Tabanın ana özelliği, platformun ortasına ve baştaki orta bölmenin tam karşısına yerleştirilmiş dar giriştir (Şekil 5). Genellikle 0,3 ila 0,8 metre genişliğinde olup, nadir örnekler 1 metreye ulaşır. Bunun yanı sıra, sahada yapılan araştırmalar bazı girişlerin kapatıldığını ve bozulduğunu ortaya koymuştur. Girişler, birkaç taşla kapatıldığından veya tamamen doldurulduğundan, bu eylem bazı durumlarda sembolik görülmektedir.

Çevre bölgelerin özellikleri
Çok sayıda mustatilin tabanının hemen önündeki alan, bir dizi özelliğe sahip. Örneğin el-Ula’da havadan fotoğraflanan veya yerden incelenen 109 temelden 65’i, ortalama altı olmak üzere, ayrı veya karışık dairesel hücreler gösteriyor. Bu hücrelerin gerçek sayısı, çoğu rüzgarla birikmiş kumla örtüldüğü için daha fazla olabilir.
Ayrı hücreler, çap olarak bir ila iki metre arasında değişen boyutlarla genellikle aynıdır. Örtüşen örnekler boyut olarak değişirken, dış hücreler genellikle daha küçüktür ve merkezi hücreler giderek büyür. Bu hücreler mustatilin tabanına paralel olarak yerleştirildiğinde, tabanın dış kenarı ile hücreler arasında mustatilin girişine ve avlusuna ulaşılan küçük bir geçit oluşur.

Yerden incelenen beş örnekte bu geçitlerin kasıtlı olarak veya çökerek kapatıldığı görülmüştür. Bunun yanı sıra incelenen yedi mustatildeki hücreler, yerel taşlardan yapılmış dik taşlar içeriyordu ve ayırt edici süslemelere sahip değildi. Bu panellerin bir kısmı, genellikle hücrenin ortasına dik olarak yerleştirilmişti.
Harrat Hayber’deki mustatiller ve lav alanları, farklı okyanus özelliklerini gösteriyor. Burada dikey taşlar, belki de bazaltik zeminin uygun uzun taşlardan yoksun olmasından dolayı önemli ölçüde değişmektedir. Bunların yerine kayalar, bazen tek bir mustatile bağlanan 50’ye kadar uzanan bağımsız sütunlar oluşturmak için istiflenmiştir. Birçoğu devrilmiş olsa da bazı sütunlar hala yerinde.

Diğer ilgili yapılar
Çok sayıda mustatille ilişkili farklı ‘I’ şekilleri bulunuyor.
Araştırmalar, bu yapıların çakılla doldurulmuş alçak platformlardan oluştuğunu ve dış cepheye sahip olduğunu göstermiştir. İyi bilinen örnekler, belirgin bir ‘I’ şeklinden hassas bir mustatile kadar kesintisiz bir şekil yelpazesi oluşturmaktadır.
Şekil 6 (AlUla'daki Kraliyet Komisyonu)
Şekil 6 (RCA)
Düz ve ‘I’ şeklindeki platformlar, mustatillerde görünen yapısal farklılıkları açıkça yansıtmaktadır. Aynı genel coğrafi alan içinde yer alırlar. Daha az sayılarda olsalar da Ürdün’ün güneyinde daha küçük düz platformlar tespit edilmiştir. Ancak bu yapılar ile Arap Yarımadası’nın kuzeybatısındakiler arasındaki ilişki henüz incelenmemiştir.
Bu bilinen platformların yaklaşık yarısı, daha büyük mustatillerin yanında yer almaktadır. Genellikle mustatile paralel olarak yönlendirilirler ve tabanının yanında veya nadir durumlarda mustatilin uzun duvarının dış yüzeyinde uzanırlar.
Bu şekiller, mustatille ilişkilendirildiğinde, taşları büyük yapının üstüne yerleştirilmez ya da buradan alınamaz. Benzer şekillerinin yanı sıra bu, ‘I’ şeklindeki veya düz platformların mustatillerle eşzamanlı olduğunu ve bunlara işlevsel olarak bağlanmış olabileceğini gösterir.

Sınıflandırma
Şu ana kadar taranan mustatiller, boyut, şekil ve karmaşıklıkta büyük farklılıklar sergiler ve geniş bir ölçekte tutarlı özellikler tanımlanabilir.
‘Basit’ türler, aşağıdaki bileşenler, bir baş, bir taban, uzun duvarlar ve bir avlu ile karakterize edilen mustatil veya yarı mustatil bir yapıdan oluşur. Bu yapılar, tabanda girişli veya girişsiz olabilir. ‘Karmaşık’ türler ise bir baş, taban, uzun duvarlar ve bir avlu ile mustatil veya yarı mustatil bir şekle sahiptir. Ana özellikler arasında tabanda bir girişin yanı sıra, özellikle dairesel hücreler, bağlantı taşları ve sütunlar bulunur. Ayrıca ‘I’ platformları, yalnızca bu türle ilişkilidir.
Çeşitli basit ve karmaşık mustatil modelleri bulunmaktadır.
İki model, nadiren bir veya daha fazla merkezi bölme duvarı ile ayırt edilir, bu da tabandan başa uzanan dört adede kadar farklı paralel avlunun oluşturulmasına yol açar. İncelenene yapıların çoğu, tek bir inşaat planına göre inşa edilmiş, ancak bazıları sonradan değiştirilmiştir. Merkez odalar genellikle başın karşısında bulunur. Her avluya genellikle taban aracılığıyla kendi girişinden erişilir. Çeşitli avlu şekilleri, belirgin odaklar olmaksızın Arap Yarımadası’nda rastgele dağılmış görünmektedir.
Cambridge Üniversitesi, Suudi Arabistan'ın kuzeybatısındaki tarih öncesi çağlardan kalma keşifler hakkında rapor veriyor
Konum ve yön
Mustatiller, dağıtım alanlarında bulunan tüm ana kaya türleri üzerine inşa edilmiştir. Yapılar, kilit noktalara veya yerel işaretlere yönelik belirli bir yönelim göstermemektedir. Bundan ziyade genellikle mevcut kayaların şekillerine ve doğasına bağlı olarak büyük ölçüde değişen yerel araziye göre yönlendirilirler. Tepelerin yamaçlarında, mustatiller her zaman eğime dik olarak yönlendirilmiştir. Aynı zamanda dar açıklıklardaki kumtaşı veya sırt çizgileri üzerine inşa edilenler, genellikle mevcut en uzun sırttan yararlanacak şekilde yönlendirilmiştir. Harrat Hayber’deki lav alanlarının çoğunda olduğu gibi, düz zemin üzerine inşa edilmiş mustatillerin görünüşte rastgele yönelimlerinin arkasında görünür bir neden yoktur.
Mustatillerin başlarının, özellikle sağlam Arap Kalkanı üzerine inşa edilen örneklerde, genellikle yapının diğer bölümlerinden daha yükseğe yerleştirildiğini belirtmek gerekir. Bu eğilim, çoğu izole, nispeten düz araziler veya tepeler üzerine inşa edilmesi dolayısıyla, kumtaşlarıyla kaplı alanlarda daha az belirgindir.
Örneğin ilk modelin ve dikey platformların çoğunluğu aynı zamanda eğimler üzerine inşa edilmiştir. Tepelerin yamaçlarına inşa edilen mustatiller ve platformlar, genellikle uzak mesafelerden görülebilmektedir. Bu, sahnede öne çıkmasının arzu edilen bir özellik olduğunu göstermektedir.
Mustatiller, genellikle 2 ila 19 mustatilden oluşan gruplar halinde gruplanır. Harrat Hayber içinde toplanmaya daha meyilli olsalar da, dağıtılmaları da yaygın bir durumdur.
Son olarak, başları kayaların kenarlarının altına yerleştirilen birkaç mustatil inşa edilmiştir.

Tarih ve görev
2019’daki el-Ula projesinde bir mustatilin başının merkez odasındaki kazılar, bölgede özellikle boynuzlar ve kafatasları olmak üzere bir dizi hayvan kalıntısını ortaya çıkardı. Sığır, koyun, keçi ve geyikler dahil olmak üzere çeşitli yerel ve vahşi türler tespit edilmiştir ve bunların çoğunu çiftlik hayvanları oluşturmuştur. Bu kalıntıların, ‘kurban’ olarak nitelendirilmesi mümkündür. Zira kalıntılar, odanın ortasında duran büyük bir taş çevresinde bulunmuştur. Kazılar sırasında bölgede insan kalıntısı veya yerleşim olduğuna dair kanıt bulunamamıştır.
Mustatillerin, bu hayvan kalıntılarının türüne ve konumuna göre bir ritüel işlevi yerine getirdiği varsayılabilir. Bu, el-Ula’daki diğer mustatillerde yapılan ve benzer tarih ve kümeleri ortaya çıkaran önceki kazılarla da onaylanmış bir durumdur.
Bu yapıların boyutları ve doğal ortamdaki önemi, uzun duvarlarının ve dar girişlerinin alçak yüksekliği, bir ritüele işaret etmektedir. Hayvan yetiştirme yeri olarak kullanılamazlar, aynı şekilde özellikle de kalıcı veya mevsimlik çalışma yeri olduğuna işaret etmez. Bu yapıların üstünün kapalı olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur.
Bu mustatillerin yapısı, bunların konvoylar kapsamında kullanıldığını göstermektedir. Zira insanlar, dar girişlerinden ona ulaşmak için sıraya giriyorlardı ve sonra bireyler yapının başına doğru ilerliyorlardı. Bu durum, ritüellerin yapıldığına atıfta bulunabilecek bir senaryodur.
Saha araştırmasında, 39 mustatilin dördünde, yalnızca taştan yapılmış parçalardan oluşan az sayıda eser tespit edildi.
Mevcut durumda mustatilin içerisinde ve çevresinde çağdaş insan gömülerine dair hiçbir kanıt yok, ancak bunu doğrulamak için Arap Yarımadası’nın kuzeyinde daha fazla kazı yapılması gerekmektedir.
Ancak mustatiller, kesinlikle daha sonraki cenaze faaliyetlerinin odak noktası olmuştur. Arap Yarımadası’nın güneyi ve Maşrek’teki benzer mezarlar, MÖ 4 bin ile MS 3. yüzyıl arasında tarihlenmektedir.
Mustatiler, yapım yöntemlerini, görünümü ve dayanıklılığı etkileyen, kolayca bulunabilen yerel taştan inşa edilmiştir. Kumtaşları, doğal zayıf noktalar elementlere maruz kaldığında bölünebilir hale gelir. Arap Kalkanı’nın bazı kısımlarında bulunanlar gibi metamorfik kayaçlar da benzer bir etkiye maruz kalabilir. Uyarlanabilir kayalar, elle veya tahta vinçler yardımıyla tabakalar halinde çıkarılabilir.
Büyük taş paneller, sabit dikmeler olarak kullanılabilir veya son olarak zemine dikey bir duvar oluşturmak için yerleştirilebilir. Panellerin, normal bir duvar oluşturmak için daha küçük parçalara bölünebilmesi de mümkündür. İyi yapılmış ve sıkıca kaplanmış kumtaşı duvarlar mevcuttur. Bunların, bazalt arazide bulunanlar gibi daha yuvarlak taş parçalarından yapılmış duvarlara göre çökmeleri daha az olasıdır.
İncelenen en büyük mustatil, Hayber Şehri'nin 50 km güneyindeki Harrat Hayber Lav Sahası’nda bulunuyor. Burası, bazalt kayalardan inşa edilmiştir ve 525 metre uzunluğundadır. Bu yapının ağırlığı yaklaşık 12 bin tondur.
Mustatil oluşturmak için harcanan zaman ve kullanılan emek ile ilgili varsayımlar, Maya medeniyetinin işgücü yatırımı ile ilgili çeşitli ampirik çalışmalardan elde edilen veriler çıkarılarak oluşturulabilir. Mustatiller, yerel olarak mevcut taştan yapıldığı için kaba bir inşaat süresi tahmini vermek mümkündür. Bu bağlamda on kişiden oluşan bir inşaat ekibinin, iki ila üç haftalık bir süre zarfında 150 metre uzunluğunda bir mustatil inşa edebileceği söylenebilir.

Mustatiller ve Orta Holosen dönemi
Mustatillerin konumlarını daha geniş kültürel zamansal bağlamları içinde belirlemek, bu yapıları anlamak için temeldir. Şu anda Arap Yarımadası’nın ‘Neolitik Çağ’ı akademik tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Erken Holosen çağında iklimdeki belirli bölgesel dalgalanmaların bölgedeki insanların ve teknolojilerin daha tekrarlı şekilde yayılmasını kolaylaştırması muhtemel görünmektedir. Bu durum, Arap Yarımadası’nda farklı ve mantıklı maddi kültürlerin gelişmesine yol açmıştır.
Hayvan boynuzlarının ve kafataslarının kalıntılarıyla temsil edilen ritüelistik işaretler, Arap Yarımadası’nın kuzeybatısında olası bir Neolitik Çağ kültürünün ilk kanıtını ortaya koyuyor. Sığırlar, Arap Yarımadası’nın ilk kırsal sakinleri için hayati bir maldı. Mustatillerin büyük boyutları ve büyük coğrafi alanlarda nispeten az varyasyonla tutarlı bir plana göre inşa edilmeleri, bunların aynı zamanda bölgesel işaretler olarak da hizmet sağladıklarını düşündürebilir.
Taş Devrine ait yüzyıllara ait sığır ve diğer parçaların resimleri (Al-Ula'daki Kraliyet Komisyonu)
Yüzyıllık sığır boynuzları ve diğer Taş Devri parçalarının fotoğrafları (RCU)
Yarımadanın diğer bölgelerinde, büyük mezar yapılarının inşası da muhtemelen bu rolü oynayacaktır. Bu zaman ve coğrafya kilometre taşları dağılmış olmasına rağmen ve farklı ve kültürel olarak belirli bölgesel özellikler olsa da bu çeşitli anıt türleri, açıkça manzarayı görsel olarak tanımlamayı amaçlamaktadır.
Mustatiller, Arap Yarımadası’nda şu ana kadar tanımlanmış mimari açıdan en homojen yapı geleneklerinden birini temsil etmektedir. Yerel kaynakların mevcudiyetinin yanı sıra işlevsel veya demografik ihtiyaçlara göre uyarlanmış olabilirler. Bu önemli yapıların daha geniş bir bağlama yerleştirilmesi, Orta Holosen Çağ sırasındaki yerleşim dinamiklerinin ve Arap Yarımadası’nın kuzeyindeki insan-hayvan etkileşimlerinin daha kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını gerektirir. Bu konular halen devam eden araştırmalara tabidir. Ancak mustatillerin yoğunluğu, yarımadanın kuzeybatısının o dönemde aşırı kalabalık olabileceğini göstermektedir. Bu yapıların boyutu ve şekli de bunları bölgede benzersiz kılmaktadır ve Arap Neolitik döneminin güçlü yerel bileşenini vurgulamaktadır.
Bu nedenle mustatiller, Orta Holosen Çağ sırasında Arap Yarımadası’nda var olan ve bugüne kadar bilinen en eski anıtsal yapı geleneklerinden biri olarak, bölgesel ve iç ilişkileri aydınlatmada bir anahtar olabilir.



Hadramut, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve Suudi Arabistan'ın tutumlarını nasıl karşıladı?

 Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı’na düzenlediği hava saldırılarının ardından imha edilen askeri araçlar (AFP)
Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı’na düzenlediği hava saldırılarının ardından imha edilen askeri araçlar (AFP)
TT

Hadramut, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve Suudi Arabistan'ın tutumlarını nasıl karşıladı?

 Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı’na düzenlediği hava saldırılarının ardından imha edilen askeri araçlar (AFP)
Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı’na düzenlediği hava saldırılarının ardından imha edilen askeri araçlar (AFP)

Tevfik Şanvah

Geçtiğimiz ay boyunca Hadramut şehri halkı, devam eden askeri gelişmelerin kanlı bir çatışmaya yol açacağı ve her daim barış ve huzura olan eğilimiyle bilinen şehirlerini vahim sonuçlar doğuracak bir çatışmaya sürükleyeceği endişesi, korkusu ve beklentisiyle boğuştu. Ardından, salı günü Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi'nin kararları ve bundan önce, Suudi Arabistan liderliğindeki Koalisyon’un savaş uçaklarının Mukalla Limanı’nda Güney Geçiş Konseyi’ne gönderilen silah sevkiyatlarını hedef alan sınırlı bir askeri operasyonu, mevcut durumu umut edilen yöne çevirdi. Bunların gerilimi artırma faaliyetlerini durdurması, sükuneti sağlaması ve Güney Geçiş Konseyi’nin bir oldubitti dayatmaya yönelik tek taraflı icraatlarını önlemesi umuluyor. Ayrıca Geçiş Konseyi’ne bağlı güçlerin meşru hükümet ve Riyad'ın ele geçirdikleri bölgelerden çekilme ve “aklın sesine kulak verme” çağrısına uymaları da bekleniyor. Bu çağrı Yemen ve Suudi Arabistan'ın bunun “kabul edilemez bir isyan” olduğu yönündeki görüşüne dayanıyor.

Hadramut halkı, bilhassa meşru hükümetin Suudi Arabistan’ın açık tutumuna dayanan ve Hadramut ile komşu şehir Mehra’nın istikrarına yönelik kesin desteğini vurgulayan tepkisiyle birlikte, bu önlemlerin stratejik öneme sahip şehirlerine yeniden sükuneti getirmesini ve şehirlerini yönetmelerini sağlamasını umuyor.

Gerilimin durdurulması yönündeki yerel beklenti ve umut

Alimi'nin kararları arasında BAE ile ortak savunma anlaşmasının iptal edilmesi, kendisine bağlı güçlerin ve personelin 24 saat içinde Yemen'den çekilmesi kararı da yer alıyordu. Ayrıca, meşru hükümete bağlı “Vatan Kalkanı Kuvvetleri”ne harekete geçme, Hadramut ve Mehra (doğu Yemen) şehirlerindeki tüm askeri kampların kontrolünü teslim alma direktifi verdi. Gerektiğinde uzatılabilecek 90 günlük bir olağanüstü hal ilan etti. Tüm limanlara ve sınır kapılarına 72 saatlik hava, deniz ve kara ablukası uygulanması emrini verdi.

Güney Geçiş Konseyi'nin bu ayın başlarındaki eylemlerine yönelik toplumsal muhalefete dayanarak, Hadramut halkı bu önlemlerin silahlı tırmandırmayı durduracağı, sükuneti sağlayacağı, şehrin sakinlerinin Suudi Arabistan'ın himayesinde meşru hükümetle varılan uzlaşı formlarına göre kendi iç işlerini yönetmelerini sağlayacağı umuduyla memnuniyetle karşıladı. Kendi iç işlerini yönetme birçok yerel oluşumun ve genel kamuoyunun yıllardır talep ettiği bir husus.

Güney Geçiş Konseyi'ne karşı olan Hadramut Kabileleri İttifakı'nın sözcüsü Sabri bin Mehaşen, Independent Arabia’ya verdiği demeçte, Hadramut halkının, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı'nın aldığı kararları memnuniyetle karşıladığını, çünkü bu kararların, Güney Geçiş Konseyi'nin bir ay önce kontrolü ele geçirmesinden bu yana bu barışçıl şehrin sakinlerinin uğradığı ciddi zararı hafiflettiğini söyledi.

Meşru hükümet ve Suudi Arabistan tarafından alınan önlemleri “sivil barış ve doğu bölgesinde ve genel olarak Yemen'de güvenlik ve kalkınmayı güçlendirme çabaları için bir zafer” olarak değerlendirdi.

Halk ve resmi destek

Meşru hükümetin kararlarından duyulan memnuniyet, meşru hükümetin ve Suudi Arabistan'ın taleplerinin karşılık bularak tansiyonun düşmesini ve anlaşmazlığın çözülmesini bekleyen halkla sınırlı kalmadı. Bunu, Hadramut'un Yemen ve komşuları için jeostratejik önemini kavrayan güçlü bir Suudi duruşuyla pekiştirilen resmi destek izledi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Hadramut şehrindeki yerel yönetim, tüm idari, siyasi, askeri, güvenlik, kabilesel ve sosyal bileşenleriyle, bugün Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı'nın aldığı kararları memnuniyetle karşıladı. “Bu kararların, Konsey’in ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma konusundaki anayasal ve ulusal sorumluluklarına dayandığını” belirtti. Buna dayanarak, Hadramut yerel yönetimi, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı'nın, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı'nın, BAE ile ortak savunma anlaşmasını iptal etme ve tüm güçlerinden Yemen topraklarından çekilmesini isteme kararına tam destek verdiğini vurguladı. “Ulusal egemenliği güçlendiren ve vatanın güvenliğini ve istikrarını korumaya katkıda bulunan bu kararında, siyasi liderliği desteklediğinin” altını çizdi.

Suudi Arabistan arabuluculuğuyla krizin başlangıcında üzerinde anlaşmaya varılan çözüm önerisi kapsamında beklenen askeri çözümlerle ilgili olarak, Hadramut Valisi Salim el-Hanbaşi başkanlığındaki yerel yönetim, “vatandaşların çıkarlarına hizmet edecek ve daha fazla kan dökülmesini önleyecek şekilde askeri sorumlulukların sorunsuz ve güvenli bir şekilde devredilmesini, askeri kampların ve hayati öneme sahip mevkilerin teslim edilmesini sağlamak için Vatan Kalkanı Kuvvetleri ile koordinasyon ve iş birliğine tamamen hazır olduklarını” yineledi.

Çözüm önerisi, Güney Geçiş Konseyi'nin Hadramut şehrine güneyli güçlerin konuşlandırılmasıyla ilgili olarak tekrar tekrar kullandığı bahaneleri ortadan kaldırıyor; zira yeni kurulan Vatan Kalkanı Kuvvetleri, meşru hükümete sadık ve çoğunlukla güney şehirlerinin evlatlarından oluşan bir askeri birlik.

Daha fazla kan dökülmesini önlemek ve iç çatışmayı engellemek için Vali, “Hadramut'un tüm onurlu vatandaşlarını, silahlı kuvvetleri ve güvenlik güçlerini meşru liderliğin etrafında toplanmaya ve bu egemen kararları uygulamak için birleşik bir ekip olarak çalışmaya, böylece Hadramut ve anavatanın güvenliğini korumaya” çağırdı. Ayrıca, “Suudi Arabistan tarafından temsil edilen Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu liderliğine, samimi ve kardeşçe tutumları, Yemen'in güvenliği ve istikrarını destekleme yönündeki sürekli çabaları, devletin yeniden kurulması ve tüm zorluklarla mücadele sürecindeki değerli himayeleri için” minnettarlığını dile getirdi.

Diyaloğu önceliklendirme ve sert çatışmalardan sakınma, meşru hükümet içinde genişleme, nüfuz temelli parçalanma ve bölünmeyle devletin temel yapısını tehdit eden ayrışmayı derinleştirmekten kaçınma yaklaşımını sürdüren Yemen hükümeti, Güney Geçiş Konseyi'nin Hadramut ve Mehra şehirlerinden derhal ve koşulsuz olarak çekilmesi çağrısını yineledi. Hükümet ayrıca, Konsey’den mevzilerini ve askeri kamplarını Vatan Kalkanı Güçleri’ne ve şehirlerdeki yerel makamlara devretmesini, geçiş aşaması için üzerinde anlaşmaya varılan çerçeveye uymasını ve vatandaşların güvenliğini tehdit eden ve gerilimi azaltma çabalarını baltalayan tüm askeri veya gerilimi artırıcı eylemlere son vermesini istedi. Hükümet, “bu kritik aşamada iç cepheyi parçalamanın ve ulusal çabaları başka yöne çekmenin doğrudan terörist Husi milislerine hizmet ettiğini, darbelerinin ömrünü uzattığını, bu nedenle ulusal birliğin bugün ertelenemez bir askeri ve siyasi zorunluluk olduğunu” vurguladı.

Hadramut şehrinden Salim bin Brik başkanlığındaki hükümet, “Güney Geçiş Konseyi'nin tek taraflı askeri eylemlerinin ve resmi çerçeveler dışında silah ve güçlerin devreye sokulmasının, tehlikeli bir güvenlik ihlali, geçiş aşamasının ilkelerinin ve gerilimi azaltma çabalarının açık bir ihlali, vatandaşların güvenliğine ve devletin birliğine doğrudan tehdit ve ekonomik reformlara ciddi bir engel teşkil ettiğini” vurguladı.

Temsilciler Meclisi, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve Başkanı’nın olağanüstü hal ilanı da dahil olmak üzere aldığı önlemleri ve kararları, “devleti korumayı, güvenlik ve istikrarı sağlamayı amaçlayan yasal önlemler” olarak değerlendirerek “tam destek” verdiğini açıkladı.

Güney Geçiş Konseyi'ne bağlı güçler, Hadramut Vadisi ve Mehra şehrindeki bölgelerin kontrolünü ele geçirdi. Bunun ardından Konsey, uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetindeki bakanlara, eylemlerine destek vermeleri için baskı yaptı; bu da yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde geniş çaplı bir tepkiyle karşılandı.

Suudi Arabistan’ın vurgusu

Hem yerel hem de bölgesel düzeyde bu gelişmelerin önemi, Hadramut şehrinin tarihi ve ekonomik önemi, krizin başlangıcında komşu ülkedeki gerilimi kontrol altına almak için hemen harekete geçmenin önemini yansıtan bir ziyaretle, güvenlik ve askeri ekip gönderen Suudi Arabistan sınırındaki hassas konumu sebebiyle, Suudi Arabistan Kabinesi, Kral Selman bin Abdulaziz başkanlığındaki toplantısında, Suudi Arabistan'ın ulusal güvenliğine yönelik herhangi bir ihlal veya tehditle mücadele etmek için gerekli adımları ve önlemleri almaktan çekinmeyeceğini yineledi. İki ülkenin birbirine bağlı kaderleri göz önüne alındığında, Kabine ayrıca Yemen'in güvenliğine, istikrarına ve egemenliğine olan bağlılığını ve Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı ve hükümetine tam desteğini vurguladı.

Diyaloğun önemini ve askeri eylemden kaçınmayı açıkça vurgulayan açıklamada, Suudi Arabistan'ın tutumu şu şekilde ifade edildi: “Krallık, aklın galip geleceğine, kardeşlik, iyi komşuluk ilkelerinin ve Körfez İşbirliği Konseyi devletlerini birbirine bağlayan yakın ilişkilerin yanı sıra Yemen'in çıkarlarının da korunacağına, BAE'nin Yemen Cumhuriyeti'nin BAE güçlerinin çekilmesi talebine 24 saat içinde uyacağına, Güney Geçiş Konseyi'ne ve Yemen içindeki diğer tüm taraflara askeri ve mali desteği keseceğine, BAE'nin, Suudi Arabistan'ın güçlendirmek istediği iki ülke arasındaki ikili ilişkileri korumak ve bölge ülkelerinin refahını, kalkınmasını ve istikrarını artıracak her şey için birlikte çalışmak üzere gerekli adımları atacağına dair umudunu dile getirmektedir.”

Meşru hükümet ve destekçisi Riyad ile artan gerilimin gölgesinde, Güney Geçiş Konseyi, cuma günü yayınlanan kısa bir açıklamayla, operasyonlarını “halkın taleplerine yanıt olarak” gerekçelendirdi ve terörizmle mücadele etmeyi, Husi ikmal hatlarını kesmeyi ve güney vatandaşlarının kaynaklarını korumayı amaçladığını belirtti. Konsey Başkanı Riyad ile koordinasyona açık olduğunu teyit etti ama “güney halkının iradesinin müzakere edilemez olduğunu” vurguladı. Aynı askeri mantıkla muamele görme işaretleri karşısında, güçlerinin hedef alınmasının “ortaklığa hizmet etmeyeceği” konusunda uyardı.

Güney Geçiş Konseyi, BAE'nin desteğiyle Güney Yemen “devletini yeniden kurma” projesini benimseyen bir Yemenli siyasi oluşum. Başkanlık organı, liderleri ile eski Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi arasında yaşanan sert anlaşmazlıkların ardından 11 Mayıs 2017'de kuruldu. Üyeleri arasında ülkenin güneyinden, coğrafi olarak geçmişte “Yemen Halk Demokratik Cumhuriyeti” olarak bilinen bölgeyi temsil eden birçok isim yer alıyor. Başında da daha sonra Husi karşıtı bir koalisyon olan Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi'ne üye olarak atanan Ayderus ez-Zübeydi bulunuyor.


Abdullah bin Zayid ve Marco Rubio, Yemen'deki gelişmeleri ve Gazze'deki durumu görüştüler

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (WAM)
Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (WAM)
TT

Abdullah bin Zayid ve Marco Rubio, Yemen'deki gelişmeleri ve Gazze'deki durumu görüştüler

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (WAM)
Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (WAM)

Birleşik Arap Emirlikleri Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı telefon görüşmesinde iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri ve bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Şarku’l Avsat’ın WAM’dan aktardığına göre iki taraf Gazze Şeridi'ndeki durum ve Yemen'deki son gelişmeler de dahil olmak üzere karşılıklı ilgi alanlarına giren bir dizi konuyu görüştü.

Görüşme sırasında Şeyh Abdullah bin Zayid, BAE'nin bölgede kalıcı bir barış inşa etme ve halkın çıkarlarına hizmet edecek şekilde güvenlik ve istikrarı pekiştirme çabalarını desteklemek için Amerika Birleşik Devletleri ve ortaklarıyla birlikte çalışma taahhüdünü teyit etti.


Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu: Yemen’deki gerilim BAE’nin verdiği sözlerle örtüşmüyor

Kral Selman bin Abdülaziz, Riyad’da Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA)
Kral Selman bin Abdülaziz, Riyad’da Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA)
TT

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu: Yemen’deki gerilim BAE’nin verdiği sözlerle örtüşmüyor

Kral Selman bin Abdülaziz, Riyad’da Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA)
Kral Selman bin Abdülaziz, Riyad’da Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA)

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, salı günü yaptığı açıklamada, Yemen’de yaşanan tırmanışın Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Suudi Arabistan’a verdiği taahhütlerle bağdaşmadığını bildirdi. Kurul, Krallığın ulusal güvenliğine yönelik herhangi bir ihlal ya da tehdide karşı gerekli tüm adım ve tedbirleri almaktan çekinmeyeceğini yineledi.

Açıklamada, Suudi Arabistan’ın Yemen’in güvenliği, istikrarı ve egemenliğine olan bağlılığının sürdüğü, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ve hükümetine tam destek verildiği vurgulandı. Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan’ın öncülük ettiği gerilimi düşürme çabalarının, Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nun kuruluş esaslarıyla örtüşmeyen ve Yemen’in güvenlik ile istikrarına hizmet etmeyen gerekçesiz bir tırmanışla karşılık bulmasından üzüntü duyulduğunu ifade etti. Açıklamada, söz konusu tırmanışın BAE’den alınan tüm taahhütlerle de uyumlu olmadığı kaydedildi.

uj6k
Kral Selman bin Abdülaziz, Riyad’da Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık ederken (SPA)

Kurul, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri arasındaki kardeşlik bağları, iyi komşuluk ilkeleri ve Yemen’in çıkarları doğrultusunda sağduyunun hâkim olmasını temenni etti. Bu çerçevede, Yemen Cumhuriyeti’nin talebi doğrultusunda BAE güçlerinin 24 saat içinde Yemen’den çekilmesi, Güney Geçiş Konseyi ile Yemen içindeki herhangi bir tarafa yönelik her türlü askeri ve mali desteğin durdurulması çağrısında bulunuldu. Açıklamada ayrıca, Suudi Arabistan’ın güçlendirilmesini önemsediği ikili ilişkilerin korunması ve bölgenin refahı, istikrarı ve kalkınmasına katkı sağlayacak ortak çalışmalara devam edilmesi için BAE’nin gerekli adımları atmasının beklendiği belirtildi.

Bu değerlendirmeler, Kral Selman bin Abdülaziz başkanlığında Riyad’da yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında, bölgesel gelişmelerin ele alınması sırasında yapıldı. Kurul, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı’nın talebi üzerine Hadramut ve Mahra vilayetlerinde sivillerin korunması ve gerilimin düşürülmesi amacıyla faaliyet yürüten Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nun rolünü takdir etti; bunun güvenlik ve istikrarın sağlanmasına ve çatışmanın yayılmasının önlenmesine katkı sunduğunu vurguladı.

u6ı
Kral Selman bin Abdülaziz başkanlığında yapılan Bakanlar Kurulu toplantısından bir kare (SPA)

Bakanlar Kurulu ayrıca, Suudi Arabistan’ın Somali Federal Cumhuriyeti’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve birliğine verdiği desteği yineledi. İsrail makamları ile “Somaliland” olarak adlandırılan bölge arasında karşılıklı tanıma yönündeki girişimlerin, uluslararası hukuka aykırı ve tek taraflı ayrılıkçı adımları pekiştirdiği gerekçesiyle reddedildiği ifade edildi.

Toplantının açılışında Kral Selman, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den aldığı ve iki ülke arasındaki ikili ilişkilere dair mesajın içeriği hakkında Bakanlar Kurulu’nu bilgilendirdi. Kurul ayrıca, son günlerde Suudi Arabistan’ın kardeş ve dost ülkelerle ilişkilerini güçlendirmeye yönelik çalışmaları ile ikili ve çok taraflı koordinasyon çabalarını gözden geçirdi.

Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan-Umman Koordinasyon Konseyi’nin üçüncü toplantısının sonuçlarını memnuniyetle karşıladı; ekonomi, ticaret, sanayi, enerji ve yatırım başta olmak üzere birçok alanda kaydedilen ilerlemeye dikkat çekti.

Kurul, Suudi Arabistan’ın insani ve kalkınma alanındaki öncü rolünü sürdürdüğünü belirterek, sağlık, eğitim, barınma ve gıda alanlarında dünyanın farklı bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine ve afetzedelere yönelik yardımların devam ettiğini vurguladı.

Yerel gündemde ise, “Vizyon 2030” hedefleri doğrultusunda ülke genelinde kalkınmanın güçlendirilmesi, kamu hizmetlerinin kalitesinin artırılması ve yaşam standartlarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar ele alındı. Riyad’daki çevre ve ana arter yolların geliştirilmesine yönelik üçüncü etap projelerin hayata geçirilmesinin, başkentin ulaşım altyapısını güçlendirmeyi ve Ortadoğu’da sürdürülebilir ulaşım ile lojistik hizmetlerde önemli bir merkez haline getirmeyi amaçladığı belirtildi.

Bakanlar Kurulu, gündemindeki çeşitli konuları görüşerek; Suudi Arabistan ile Pakistan arasında enerji alanında iş birliği, Ortadoğu Yeşil Girişimi Sekretaryası ile merkez anlaşması, Macaristan, Filistin, Irak ve Tacikistan ile çeşitli alanlarda iş birliği mutabakatlarına onay verdi. Ayrıca, uluslararası sivil havacılığa ilişkin Pekin Sözleşmesi’ne katılım, Sırbistan ile hava ulaştırma anlaşması ve uzayın barışçıl kullanımı konusunda Birleşmiş Milletler ile iş birliği gibi kararlar alındı.

Toplantının sonunda, bazı kurumsal düzenlemeler, özel ekonomik bölgelere ilişkin yönetmelikler, kesin hesapların onaylanması ve çeşitli üst düzey kamu görevlerine terfiler de karara bağlandı.