Paris’ten Husilere, ‘Suudi Arabistan’ın barış girişimini kabul edin’ çağrısı

Fransa’nın Aden Büyükelçisi Jean-Marie Safa, Şarku’l Avsat’a konuştu: Ensarullah ideolojisi, Yemen'i sonu olmayan bir savaşa sürüklüyor.

Jean-Marie Safa (Fotoğraf: Said el-Unzi)
Jean-Marie Safa (Fotoğraf: Said el-Unzi)
TT

Paris’ten Husilere, ‘Suudi Arabistan’ın barış girişimini kabul edin’ çağrısı

Jean-Marie Safa (Fotoğraf: Said el-Unzi)
Jean-Marie Safa (Fotoğraf: Said el-Unzi)

Fransa’nın Aden Büyükelçisi Jean-Marie Safa, Husileri sert bir şekilde eleştirerek barışla ilgili konuşmalarını ‘boş sözler’ olarak nitelendirdi. Yemen halkının mağdur olduğunu belirten Büyükelçi, Husilerin Marib’e yaptıkları saldırının ‘maskelerini düşürdüğünü’ söyledi.
Fransız büyükelçisi, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Husileri, Birleşmiş Milletler (BM) barış planına uygun olduğunu ifade ettiği Suudi Arabistan’ın barış girişimini kabul etmeye çağırdı. Ayrıca, girişimin ana unsurunun hükümette yer alan diğer tüm Yemenli taraflarla siyasi bir çözümün müzakere edilmesi fikri olduğuna dikkati çeken Büyükelçi, bu fikrin Husileri her şeyden çok rahatsız ettiğini belirtti.
Husilerin Ensarullah ideolojisinin ülkeyi sonu olmayan bir savaşa sürüklediği konusunda uyaran Büyükelçi Jean-Marie Safa, Yemen'in sadece Husilere ait olmadığını vurguladı.
İşte Fransa’nın Aden Büyükelçisi Jean-Marie Safa’nın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tam metni:

*BM ve ABD temsilcilerinin çabaları ışığında şuan Yemen'deki siyasi sahneyi nasıl okuyorsunuz? Barışa ulaşmanın önünde engel oluşturduğu düşündüğünüz bir taraf var mı
Yemen’daki çatışma tam bir trajedidir. Özellikle birçok insan bu çatışmaya dışarıdan baktığı için Husiler ile Yemen halkını karıştırıyorlar. Oysa ikisi arasında fark var. Husiler kendilerini dünyaya kurban ve mazlum olarak gösteriyorlar, ama asıl kurban ve mazlum olan Yemen halkıdır.
Yemen halkı çok acı çekiyor. Husilerin ülkede zorla kontrol sağlaması, bun acıya katkıda bulunuyor. Esasen Husilerin barışa ulaşmak istedikleri iddiası, aynı zamanda gerçekleştirdikleri saldırılarla taban tabana zıttır.
Suudi Arabistan bir barış girişimi başlattı. Husiler ise bu girişime, hem Suudi Arabistan topraklarını hem de Yemen'de bazı bölgeleri hedef alan daha fazla saldırı ile karşılık verdi. Husilerin eylemlerinin tümü savaşa, ülkenin kontrolünün ele geçirilmesine ve toplum üzerinde hakimiyet kurmaya yöneliktir. Bu durumda barışa ulaşmaktan söz etmelerinin ne anlamı var? Bunlar boş sözlerden başka bir şey değil. Çünkü tüm eylemleri savaşa sürükleyen eylemler.
Husiler, pozisyonları için her zaman bahaneler ve gerekçeler bulurlar, ancak konumları ne haklı ne de kabul edilebilirdir. Yemen halkının ilgisini gerçekten her şeyin üstüne koyarlarsa, Birleşmiş Milletler barış planına uygun tüm Suudi barış planının unsurlarını kabul etmeleri gerekir.
Husiler, kendi tutumları için her zaman bir takım bahaneler ve gerekçeler buluyorlar, buna karşın ne haklı ne de kabul edilebilir tutumları var. Eğer gerçekten Yemen halkının çıkarlarını her şeyin üstünde tutsalardı, BM barış planına uygun olan Suudi Arabistan’ın barış girişimindeki tüm unsurlarını kabul etmeleri gerekirdi.

*Husilerin, Marib'e yönelik saldırılarının devamında bu saldırıları durdurmaya yönelik tüm yerel, bölgesel ve uluslararası çağrıları görmezden gelmeleri ve saldırıların şehirdeki milyonlarca yerinden edilmiş insan üzerindeki etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Herkes Husilerin, özellikle BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths ve ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking tarafından yürütülen barış çabalarını baltaladığını anladı.
Husiler, Yemen halkının ve bölgenin çıkarlarıyla çelişen bir barış şekli ve uluslararası toplumun onları Yemen'in tek hakimi olarak tanıması için Marib'i ele geçirmek istiyorlar. Ayrıca Husilerin Marib'deki zaferi barış veya istikrar değil, daha çok acı çekilmesi anlamına geliyor.
Tüm taraflar arasındaki müzakereler aracılığıyla, Yemen'deki kötüleşen duruma bir son verebilir ve tüm Yemenlilerin ülkelerini yeniden inşa ettiklerini görebiliriz. Yemen hükümeti birçok siyasi, ekonomik ve sosyal zorluğun üstesinden gelmek zorunda. Husilerin aksine uluslararası toplum tarafından tanınan hükümet, halkın ve uluslararası toplumun nezdinde sorumluluklarını yerine getirmekten kaçmıyor. Hükümet yetkililerinin Aden’e dönmelerinin sebebi de budur. Hükümetin, Yemen’in bir parçası olan Husilerin de dahil olduğu bir diyalog başlatmasına yardım etmeliyiz.

*Bazı gözlemciler, uluslararası toplumun Husiler üzerinde baskı kuracak herhangi bir kart sahip olmadığını, Husilerin de bu yüzden Yemen halkına karşı bu şekilde hareket ettiklerini söylüyorlar. Grubun ABD’nin terör örgütleri listesinden çıkarılmasının, Husilere Yemen’deki çeşitli bölgelere yönelik saldırılarını sürdürmeleri ve Suudi Arabistan topraklarını hedef almaları için yakılan bir yeşil ışık olduğunu düşünüyor musunuz?
Husilerin başlıca düşmanı, kararları başta kadınlar olmak üzere tüm toplumu giderek daha fazla baskı altına alan Husilerin ta kendisidir. Husiler, 19 yaşındaki Yemenli sanatçı ve model İntisar el-Hammadi'nin Sana’da hapse atılması gibi eylemlerle sadece Yemen halkına nefretini çekmektedir.
Husiler bu karanlık havayı dağıtmadı. Oysa özellikle Ulusal Diyalog döneminde büyük ve ılımlı temsilcileri vardı, ama ne yazık ki bu kişiler ortadan kayboldu. Husilerin söylediklerimizi dinleyeceklerini ya da siyasi kanadın Husilerin dahi başını belaya sokan askeri kanadın önüne geçeceğini umuyoruz.
Husilerin ABD tarafından terör örgütleri listesinden çıkarılmaları meselesine gelince, askeri kanadın, Washington'ın müzakereler ve barış için gönderdiği sinyalleri yanlış okuduğuna inanıyorum. Husiler, Yemen halkının ve kendilerinin çıkarı için gözlerini açmalılar.
Husiler Yemenlidir. Yemen'e mensuplar. Fakat maalesef savaşlar ve adaletsizliklerle dolu bir geçmişleri var. Bu onların kim olduklarını anlamamız için bilmemiz gereken bir geçmiştir. Diğerini anlamadan barışa ulaşamayız. Eğer gündemleri tamamen Yemen ise, bunu Marib'e yönelik saldırıya son vererek ve diğer tüm Yemenli taraflara barış dalı uzatarak göstersinler.

*Fransa'nın BMGK’nın aktif ve önemli bir üyesi olduğu göz önüne alındığında, bu durumla karşı karşısında uluslararası toplumun önündeki seçeneklerin neler olduğunu söyleyebilir misiniz?
Özellikle BM’nin Yemen Özel Temsilcisi’nin sürdürdüğü çabalar sayesinde uluslararası toplum Yemen için hazırlık yaptı. BM Yemen Özel Temsilcisi’nin desteklenmesi konusunda uluslararası bir fikir birliği var. ABD’nin Yemen dosyasına yeni bir ivme kazandıran güçlü çabalarını memnuniyetle karşılıyoruz. ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking'in olağanüstü çabaları ve bölgesel ve uluslararası aktörler arasındaki temasları devam ediyor.
Uluslararası toplumdaki uyumlu ruh hali, Husilerin saldırılarına verilen en iyi cevaptır. Tüm dünya onlardan Marib'e, Yemen’in diğer bölgelerinde ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını durdurmalarını, Suudi Arabistan ve BM barış girişimlerine cevap vermelerini istiyor.

*BM, Husilerin, teknik bir ekibin Safer petrol tankerinin bakımını yapmasına izin vermeyi reddettiğini açıkladı. Safer petrol tankerinin durumuyla ilgili neler söyleyeceksiniz?
Husiler Kızıldeniz'i rehin almış durumdalar. Zamanlarını uluslararası toplumu manipüle edip başkalarını suçlayarak geçiriyorlar. Tankere girişleri engellerken suçu asla kendilerinde aramıyorlar. Fransa'nın mali olarak katkıda bulunduğu BM gözlemci misyonunun çalışmalarını baltalamak için her şeyi yapıyorlar.



İngiltere’den X’e Grok soruşturması: Cinsel içerikli görüntüler mercek altında

Grok logosu (Reuters)
Grok logosu (Reuters)
TT

İngiltere’den X’e Grok soruşturması: Cinsel içerikli görüntüler mercek altında

Grok logosu (Reuters)
Grok logosu (Reuters)

İngiltere medya düzenleyici kurumu, Elon Musk’a ait X platformu hakkında bugün (Pazartesi) bir soruşturma başlattı. Soruşturma, yapay zekâ sohbet botu Grok tarafından üretilen ve cinsel içerik taşıyan sahte görüntülerin, platformun İngiltere’deki kullanıcıları yasa dışı içerikten koruma yükümlülüğünü ihlal edip etmediğini tespit etmeyi amaçlıyor.

Kurumun yayımladığı açıklamada, X üzerindeki yapay zekâ sohbet botu Grok hesabının, çıplak veya yarı çıplak kişilere ait görüntüler üretip paylaşmak için kullanıldığına dair son derece endişe verici raporlar bulunduğu belirtildi. Açıklamada, bunun cinsel içerikli görüntülerin kötüye kullanımı ya da pornografik materyal kapsamına girebileceği; ayrıca çocuklara yönelik cinsel içerikli görüntülerin çocukların cinsel istismarı materyali sayılabilecek nitelikte olabileceği vurgulandı.

Düzenleyici kurum, Başbakan Keir Starmer’ın Grok tarafından üretilen görüntüleri iğrenç ve yasa dış” olarak nitelendirmesinin ardından harekete geçmesi yönünde yoğun baskı altındaydı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Starmer, perşembe günü yaptığı açıklamada X platformunun Grok’u kontrol altına alması gerektiğini söyleyerek, düzenleyici kurumun atacağı adımlar için hükümetin tam desteğini aldığını ifade etti.

İngiltere’de, rıza olmaksızın cinsel içerikli görüntülerin üretilmesi veya paylaşılması ile çocukların cinsel istismarına ilişkin materyaller yapay zekâ tarafından üretilmiş cinsel görüntüler dâhil yasa dışı kabul ediliyor. Ayrıca teknoloji platformlarının, İngiltere’deki kullanıcıların yasa dışı içeriklere maruz kalmasını önlemesi ve bu tür içerikleri haberdar olur olmaz kaldırması gerekiyor.

X platformu, kadınlar ve reşit olmayan kişilere ait müstehcen görüntüler üretebilen bu özellik nedeniyle başka ülkelerde de eleştirilerin hedefi oldu. Fransız yetkililer, söz konusu içeriği açıkça yasa dışı olarak nitelendirerek savcılığa ve düzenleyici kurumlara bildirimde bulunurken, Hindistan makamları da platformdan açıklama talep etti.

X, bu özelliğin kullanımını yalnızca ücretli abonelerle sınırlandırdı. Platform, geçen hafta yaptığı açıklamada, tüm yasa dışı içerikleri kaldırdığını ve bu tür içeriklere karışan hesapları kalıcı olarak askıya aldığını bildirdi. Açıklamada, “Grok’u yasa dışı içerik üretmek için kullanan veya bu yönde yönlendiren herkes, platforma doğrudan yasa dışı içerik yüklemiş gibi aynı yaptırımlarla karşılaşacaktır” denildi.

İngiltere düzenleyici kurumu, soruşturma kapsamında X platformunun, ülkedeki kullanıcıların yasa dışı içeriklere maruz kalma riskini yeterince değerlendirip değerlendirmediğini ve çocuklara yönelik riskleri göz önünde bulundurup bulundurmadığını inceleyecek. Kurum, en ağır uyumsuzluk durumlarında mahkeme yoluyla ödeme hizmeti sağlayıcıları veya reklam verenlerin platformla ilişkilerini kesmelerinin istenebileceğini ya da internet servis sağlayıcılarına Britanya içinde siteye erişimin engellenmesi talimatı verilebileceğini belirtti.

X platformu ise soruşturmayla ilgili yorum talebine henüz yanıt vermedi.


Washington’da FED depremi: FED Başkanı hakkında cezai soruşturma başlatıldı

Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
TT

Washington’da FED depremi: FED Başkanı hakkında cezai soruşturma başlatıldı

Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

ABD’de federal savcılar, ABD Merkez Bankası (Federal Reserve/FED) genel merkezinin, maliyeti 2,5 milyar dolar olarak açıklanan yenileme projesiyle ilgili FED Başkanı Jerome Powell hakkında cezai soruşturma başlattı. Bu hamle, Trump yönetimi ile FED arasındaki gerilimi daha da tırmandırdı.

Powell dün yaptığı açıklamada, FED'in geçtiğimiz cuma günü büyük jüri celbi aldığını ve geçtiğimiz yaz ABD Kongresi'nde genel merkezi yenileme çalışmalarıyla ilgili verdiği ifadeyle ilişkili olarak Adalet Bakanlığı tarafından hakkında cezai soruşturma başlatmakla tehdit edildiğini söyledi.

bghjuk
Yenileme çalışmalarını incelemek için FED genel merkezini ziyaret eden Trump’ın yanında Powell yer alıyor (Reuters)

Powell, soruşturmanın, FED'in faiz oranlarını belirleme konusundaki bağımsızlığını kısıtlamak için kullanılan bir bahane olduğunu öne sürdü. Bu gelişme, Trump'ın Powell'a yönelik, borçlanma maliyetlerini düşürmeyi reddettiği için onu ‘inatçı’ olarak nitelendirdiği eleştirilerini sürdürdüğü bir dönemde yaşandı.

FED Başkanı, açıklamasında şunları söyledi:

“Bu yeni tehdidin, geçtiğimiz haziran ayında verdiğim ifadeyle veya FED binasının yenilenmesiyle hiçbir ilgisi yok. FED'in faiz oranlarını Başkan’ın isteklerini yerine getirmek yerine, kamu yararına olanı en iyi şekilde değerlendirmemiz sonucunda cezai soruşturmalarla tehdit ediliyoruz.”

Trump: Soruşturmaya karışmadım

Ancak Başkan Trump, Adalet Bakanlığı'nın soruşturmasına karıştığı iddialarını reddetti.

Pazar akşamı NBC News'e konuşan Trump, “Bu konuda hiçbir şey bilmiyorum, ancak Powell'ın FED’i yönetme konusunda kesinlikle iyi olmadığı gibi bina inşa etme konusunda da iyi olmadığını’ söyleyerek, soruşturmanın Powell'ın faiz indirimini reddetmesiyle hiçbir ilgisi olmadığını iddia etti.

Bununla birlikte, soruşturma, ABD ekonomi politikasının temel taşı olan ve finans piyasaları için hayati öneme sahip olduğu yaygın olarak kabul edilen dünyanın en önemli FED’in bağımsızlığı konusunda yatırımcıların endişelerini artıracağı düşünülüyor.

Powell: İstifa etmeyeceğim

Öte yandan Trump'ın defalarca kez ‘seve seve’ kovacağını söylediği Powell dün yaptığı açıklamada, soruşturma nedeniyle FED'den istifa etmeyeceğini söyledi.

Powell, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kamu hizmeti bazen tehditler karşısında kararlı durmayı gerektirir. Senato tarafından onaylanan görevimi, dürüstlük ve Amerikan halkına hizmet etme taahhüdüyle sürdürmeye devam edeceğim.”

Dolar düşüşte

Powell'ın açıklamasının ardından, dolar bugün Asya piyasalarında altı ana para biriminden oluşan sepet karşısında yaklaşık yüzde 0,2 değer kaybetti.

Önde gelen hisse senetlerinin S&P 500 endeksini takip eden vadeli işlemler yaklaşık yüzde 0,4 geriledi.

ABD’de büyük jüriler, savcıların bir kişiyi suçlamak için yeterli delil sunup sunmadığını belirler.

Adalet Bakanlığı yönergeleri, savcıların soruşturmaları sırasında bazen suçlamada bulunmadan önce kişilere tanıklık etme fırsatı vermek için bildirimde bulunduklarını belirtir.

Mahkeme celplerinin, Powell'ın ifade hazırlıkları hakkında bilgi taleplerinin yanı sıra genel merkezin yenilenmesiyle ilgili iç belgeleri de içerdiği düşünülüyor.

sfrgtyu7
Temmuz ayında büyük çaplı yenileme çalışmaları sürerken FED binasının ön cephesi (Reuters)

Trump yönetimi, bütçesini önemli ölçüde aşan yenileme projesini, Trump'ın faiz oranlarını yüzde 1'e düşürmeyi reddettiği için ‘aptal’ olarak nitelendirdiği FED ve Başkanı Powell'ı eleştirmek için bir araç olarak kullandı.

Mayıs ayında FED başkanlığı görevinden ayrılacak olan Powell, daha önce Trump'ın yakın müttefiki ve Yönetim ve Bütçe Ofisi başkanı Russell Vought'un, genel merkezin yenilenmesi projesiyle ilgili Kongre'yi yanılttığı yönünde öne sürdüğü iddialarını reddetmişti.

FED Başkanı, Vought'un kendisine Kongre üyelerine yalan söylediği veya planlamacılara bilgi vermediği yönündeki suçlamalarının gerçeği yansıtmadığını, çünkü değişikliklerin açıklanmayı gerektirecek kadar önemli olmadığını söyledi.

Başkan Trump’ın önümüzdeki haftalarda Powell'ın yerine geçecek kişiyi açıklaması bekleniyor.

Beyaz Saray’ın ekonomi danışmanı ve Trump'ın müttefiki Kevin Hassett, bu görev için en güçlü adaylardan biri olarak görülüyor.

Diğer taraftan Senato Bankacılık Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi Elizabeth Warren, Trump'ı ‘FED üzerindeki yozlaşmış kontrolünü tamamlamak için başka bir kukla atamaya çalışmakla’ suçladı.

Trump daha önce, soruşturma altında olduğu gayrimenkul dolandırıcılığı iddiaları nedeniyle FED Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook'u görevden almaya çalışmıştı. Cook, iddiaları reddetmiş ve Trump’a karşı bir dava açmıştı.

Federal mahkeme, yürütme organının FED’in üst düzey yetkililerini görevden alma yetkisine ilişkin potansiyel olarak dönüm noktası niteliğindeki bir davayı görüşürken bu ayın sonlarında tarafların savunmalarının dinlenmesi bekleniyor.


Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
TT

Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)

Şarku’l Avsat gazetesi, bugünden itibaren Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanı Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin ile 1997 yılında Hizbullah çevresine yakın isimler arasında yapılan kapsamlı bir söyleşinin metnini yayımlıyor. Söyleşi, Şiilerin yaşadıkları ülkelerde bütünleşmesi gerektiğini savunması ve İran’a bağlı bir proje içinde konumlanmalarına karşı uyarılar içermesi nedeniyle dikkat çekiyor.

Söz konusu metin, yıllar boyunca Hizbullah ve Emel Hareketi’ne yakın çevreler tarafından dışlanan Şemseddin’in, Lübnan’daki İran yanlısı tutumlara karşı geliştirdiği eleştirel yaklaşımı da yansıtıyor. Bilindiği üzere Şemseddin, bu görüşleri nedeniyle Beyrut’un güney banliyösü Dahiye’deki Haret Hreik semtinden ayrılmak zorunda kalmıştı.

cdfgth
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi)

Metnin, Şemseddin’in oğlu İbrahim Muhammed Mehdi Şemseddin tarafından “Lübnanlı ve Arap Şiiler: Ötekiyle İlişki ve Öz-Kimlik” başlığıyla kitaplaştırılması planlanıyor. Şarku’l Avsat, metinden geniş alıntıları, Şemseddin’in vefatının 25. yılı dolayısıyla bugün (10 Ocak Cumartesi) yayımlıyor.

“Bu metin hâlâ güncel”

İbrahim Şemseddin, metni yayımlama gerekçesini kaleme aldığı önsözde, babasının düşünsel mirasını yeniden gündeme taşımayı amaçladığını belirtti. Şemseddin’in, Şiilerin kendi ülkelerindeki ulusal, Arap ve İslami bütünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladığını hatırlatan İbrahim Şemseddin, metnin bugün de geçerliliğini koruyan sorunlara ışık tuttuğunu ifade etti.

cdfvgthy
Beyrut’un güneyindeki Şiyah’ta, 2024 yılında Şii Emel Hareketi bayrağı dalgalanıyor (AFP)

Yaklaşık dört saat süren ve 18 Mart 1997 gecesi yapılan söyleşi, İran’ın doğrudan himayesinde 1980’lerin ortasında şekillenen Şii İslami hareketlere yakın kadrolarla gerçekleştirildi. Metin, özellikle Lübnanlı Şiilerin kendi toplumlarıyla, Arap ve İslam dünyasıyla ve İran’la ilişkileri konusundaki tartışmaları ele alıyor.

“Ben değişmedim, değişen başkaları”

Söyleşinin başında Şemseddin’e, İslami hareket içindeki bazı çevrelerin kendisinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirme soruldu. Şemseddin, bu iddiayı reddederek, kendi duruşunda bir değişiklik olmadığını savundu. Yaşanan kopuşun, “katı ve kutsallaştırılmış bir parti zihniyetinden” kaynaklandığını belirten Şemseddin, bu sürecin arkasında çıkar ilişkilerinin bulunduğunu ifade etti.

cvfgrhy
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Lübnan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda verilen bir iftar sırasında (Merhum şeyhin arşivinden)

Şemseddin, İslami Şii Yüksek Konseyi başkanlığının, devlet yanlısı bir pozisyona kaydığı iddialarını da kabul etmedi. Konseyin her zaman “ümmetin tercihlerini” temsil ettiğini söyleyen Şemseddin, devletlerin zorunlulukları ile halkın tercihleri arasındaki ayrımın meşru bir tartışma alanı olduğunu dile getirdi.

İran ve Şiilerin konumu

Şemseddin, Şiilerin İran’la ilişkilerine özel bir başlık açarak, Şiilerin İran’ın uzantısı gibi algılanmasına karşı çıktı. Şiilerin, başka bir devletin himayesinde bir topluluk gibi sunulmasının hem siyasi hem de toplumsal açıdan tehlikeli olduğunu vurguladı.

“Şiiler, kendi ülkelerinde kabul gören yurttaşlar olmalı; başka bir devlet tarafından korunuyor görüntüsü vermemeli” diyen Şemseddin, bu yaklaşımın Şiilere yönelik kuşkuları artırdığını savundu.

“Dünyaya karşı değil, dünyayla birlikte”

Şemseddin, Şiilerde yaygın olan “dışlanmışlık” duygusunun tarihsel kökleri olmakla birlikte bugün sürdürülebilir olmadığını belirtti. “Dünya bize karşı değil; biz dünyaya karşıyız” diyen Şemseddin, Şiilerin kendilerini sürekli bir komplo algısı içinde konumlandırmasının yeni gerilimler yarattığını ifade etti.

cdfgthy
Lübnanlı askerler, 2019 yılında Beyrut’ta Emel Hareketi ve Hizbullah destekçileriyle karşı karşıya (AFP)

Bazı Şii liderlerin bu duyguyu siyasi mobilizasyon aracı olarak kullandığını savunan Şemseddin, bunun ahlaki ve dini açıdan sorunlu olduğunu dile getirdi.

“Devlet malları haramdır”

Şemseddin, Şiilerin yaşadıkları ülkelerin yasalarına saygı göstermesi gerektiğini vurgulayarak, devlet malının yağmalanmasını kesin bir dille reddetti. Devletin mezhebine bakılmaksızın kamu mallarının dokunulmaz olduğunu belirten Şemseddin, bu yaklaşımın fıkhi bir zorunluluk olduğunu söyledi.

İslami hareketlere eleştiri

Söyleşinin ilerleyen bölümünde Şemseddin, İslami hareketlerin de ciddi hatalar yaptığını ifade etti. Cezayir, Afganistan ve Lübnan örneklerine atıfta bulunan Şemseddin, mezhep içi ve mezhepler arası şiddetin İslam’a zarar verdiğini vurguladı. Lübnan’da Emel Hareketi ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmaları da bu bağlamda değerlendirdi.

“Ana hedef kabul görmek”

Şemseddin, söyleşinin sonunda temel hedefini şu sözlerle özetledi:

“Şiilerin, kendi kimliklerini koruyarak toplumları içinde kabul gören bir unsur olmalarını istiyorum. Başka bir devletin korumasına dayanan bir meşruiyet istemiyorum.”

Şemseddin’e göre Şiilerin geleceği, mezhepsel kapanmada değil; hukuka saygı, toplumsal bütünleşme ve ortak çıkarlar temelinde yurttaşlık anlayışında yatıyor.