Türkiye ile Mısır arasında ‘istikşafi’ görüşmeler başladı

Mısır ve Türkiye heyetleri dün Kahire'de bir araya geldiler (AFP)
Mısır ve Türkiye heyetleri dün Kahire'de bir araya geldiler (AFP)
TT

Türkiye ile Mısır arasında ‘istikşafi’ görüşmeler başladı

Mısır ve Türkiye heyetleri dün Kahire'de bir araya geldiler (AFP)
Mısır ve Türkiye heyetleri dün Kahire'de bir araya geldiler (AFP)

Bölgedeki gerilim devam ederken Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkileri yeniden kurmayı amaçlayan ‘iştikşafi’ görüşmeler, dün Kahire’de başladı.
Mısır Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal ile Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hamdi Sanad başkanlığındaki siyasi istişarelerin Kahire'deki Dışişleri Bakanlığı konutunda başladığını duyurdu. İstişarelerin iki gün süreceği belirtilen açıklamada, istikşafi görüşmelerin, iki ülke arasındaki ilişkilerin hem ikili düzeyde hem de bölgesel bağlamda normalleşmesini sağlayacak gerekli adımlara yönelik gerçekleştiği belirtildi.
Eski Mısır Dışişleri Bakanı Muhammed el-Urabi, son gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, iki taraf arasındaki görüşmelerin, Libya ve Doğu Akdeniz dosyalarına odaklandığını ve Mısır'ın içişlerine karışılmadığının açık olduğunu söyledi. Urabi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Üç dosyanın Mısır için stratejik bir önemi var. Bu dosyalarda taviz verilmesi söz konusu değil. Bu üç dosyada her şey açık olmalı” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın birkaç gün önce yaptığı açıklamada, Mısır-Türkiye yakınlaşmasını Libya'daki güvenlik durumuna kesinlikle yardımcı olacağını vurguladı. Kalın, Mısır ile ilişkileri normalleştirmenin iki ülkenin ve bölgenin çıkarları arasında olduğunu düşündüğünü söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı güvenilir bir kaynak, Kahire ile Ankara arasındaki görüşmeleri, iki ülke arasında yakınlaşma yolunda atılan bir adım olarak niteledi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, Mısır ile ilişkilerde yeni bir dönemin başlayabileceğini söylemişti. Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri yaptıkları telefon görüşmesinde Ramazan ayının gelişini kutladılar. Bu görüşme, iki ülke arasındaki ‘yakınlaşmadan’ bu yana gerçekleşen ilk temas oldu.
Mısır Dışişleri Bakanı Şukri o sıra yaptığı açıklamada, Kahire’nin Ankara tarafından iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi gerektiğine ilişkin yapılan tüm açıklamaları ve sinyalleri takdirle karşıladığını söyledi. Şukri, Kahire'nin her zaman iki tarafın da çıkarına olan bir diyalogdan bahsetmeyi ve başta içişlerine karışmamak ve karşı tarafın çıkarlarına zarar vermemek olmak üzere uluslararası hukuka uygun ilişkiler kurmayı tercih ettiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz Mart ayında, iki ülke arasındaki ‘istihbarat, diplomatik ve ekonomik’ temaslara değinmiş ve Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin güçlenmesini umduğunu belirtmişti.
Eski Mısır Dışişleri Bakanı Urabi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “İki taraf arasında iştikşafi aşamasında görüşmeler yapılıyor. Görüşmeler sırasında şu uzlaşıya, bu karara varıldı gibi açıklamalar yapılmasına gerek yok. Bunun yanı sıra mevcut aşamada bir fikir alışverişi olduğu bir gerçek. Bu fikir alışverişi bizi daha üst düzey görüşmelerin yapılabileceği olasılığını düşünmeye itiyor. Ancak görüşmeler, iki ülkenin dışişleri bakanları arasında görüşme yapılmamasıyla da sonuçlanabilir. Çünkü şuan yapılan görüşmelerde mutlak bir sıçrama olması beklenmiyor” yorumunda bulundu.
Mısırlı güvenilir kaynak ise görüşmelerde, Müslüman Kardeşler'in (İhvan) Türkiye’deki varlığına ilişkin güvenlik koordinasyonunun yanı sıra Mısır'ın, Mısır'da şiddet ve cinayet olaylarında hüküm giyen ve arananlar arasında bulunan bazı kişilerin kendisine teslim edilmesi taleplerinin ele alınacağı söyledi.
Ankara daha önce, Müslüman Kardeşler'e bağlı İstanbul merkezli medya platformlarından, Mısır hükümetine yönelik siyasi eleştirileri azaltmasını istediğini duyurmuştu. Kahire, Türkiye'den yayın yapan ve içişlerine yönelik ‘olumsuz’ tutumlar sergileyen kanalları ‘düşman’ olarak sınıflandırıyor. İki ülke arasındaki anlaşmazlık, 2013 yılında Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in liderliğindeki hükümetin devrilmesinin ardından alevlenmişti.



Türkiye ile İsrail arasında karşılıklı sert açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ile İsrail arasında karşılıklı sert açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Ankara ile Tel Aviv, İsrail'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı “antisemitizmle” suçlamasının ardından yeni bir sert açıklama ve karşılıklı suçlama dalgasına girdi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan yalan ve iftiraların, başta Başbakan Binyamin Netanyahu olmak üzere İsrail hükümetindeki yetkililerin korkak ve yozlaşmış zihniyetini yansıttığını” belirtti.

Bakanlık, yaptığı açıklamada, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan ve onu “en sert antisemitlerden biri” olarak nitelendiren açıklamasına yanıt verdi.

9o
Erdoğan, pazar günü Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün mozolesinde Zafer Bayramı'nın yıl dönümü dolayısıyla konuşma yaparken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi;

"İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan yalan ve iftiralar, Netanyahu başta olmak üzere İsrail hükümetinde görev yapan suçluların içinde bulunduğu korkak ve çürümüş zihniyetini yansıtmaktadır.

Gazze'de soykırım işleyerek tüm İsrail halkına tarihi bir utanç yaşatan, ayrıca modern Ortadoğu tarihinde görülmemiş bir yayılmacılık sergileyerek bölgesel ve küresel istikrarsızlığın başlıca sorumlusu olan Netanyahu ve suç şebekesinin sahip olduğu dokunulmazlıklar hem hukuki hem de siyasi bakımdan ortadan kalkmaktadır.

"Uluslararası toplum Netanyahu'nun yalanlarına inanmıyor"

Goebbels'in propaganda makinesine benzer biçimde çalışan İsrail kurumlarının çabaları artık yeterli olmamakta, uluslararası toplum Netanyahu hükümetinin yalanlarına inanmamaktadır. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Netanyahu döneminde işlenen suçların karşısında dürüst ve kararlı bir duruş sergilemiştir. Bundan sonra da gerçekleri savunmaya ve dile getirmeye devam edeceğiz."

Karşılıklı suçlamalar

İsrail Dışişleri Bakanlığı ise Erdoğan'ı antisemitizmle suçladı. Bakanlığın açıklamasında, “Erdoğan, her birkaç günde bir İsrail devletine yönelik vahşi kışkırtmaları tırmandırarak kendi halkına ve bölgeye karşı eylemlerinden dikkati uzaklaştırmaya çalışıyor. Türk demokrasisini yok etti, siyasi muhaliflerini hapse attı, Hamas'ı barındırdı ve destekledi, komşu ülkelere saldırdı. Tarihin en azılı antisemitleri gibi, kendi utanç verici eylemlerinden dikkati uzaklaştırmak için hiçbir temeli olmayan kan iftiralarını yaymaya çalışıyor” denildi.

Gazze'ye destek

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamasına tepki göstererek, " Türkiye'nin itirazı; işgale, zulme, katliama ve uluslararası hukuku hiçe sayan politikalara yöneliktir" dedi.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik açıklamasına sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Duran, şu ifadeleri kullandı:

"İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklaması, gerçeklerle yüzleşmek yerine iftira ve propaganda yoluna başvuran anlayışın ibretlik bir örneğidir.

Her zaman yaptıkları gibi 'antisemitizm' kavramının arkasına saklanarak saldırganlığını, işledikleri soykırımı, savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları perdelemeye çalışıyorlar. Oysa İsrail hükümetinin Gazze'de işlediği suçlara, Filistin halkına yönelik katliamlarına ve bölgeyi istikrarsızlaştıran politikalarına karşı çıkmak insani ve vicdani bir sorumluluktur. Türkiye'nin itirazı; işgale, zulme, katliama ve uluslararası hukuku hiçe sayan politikalara yöneliktir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Filistin halkının haklı davasını savunmaya, Gazze'deki mazlumların sesi olmaya ve bölgesel istikrarı desteklemeye devam edecektir."

Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yıl dönümü dolayısıyla pazar günü Türk halkına gönderdiği mesajda İsrail veya hükümetinin adını doğrudan anmadan, “İstikrarsızlıktan beslenenlerin provokasyonlarına rağmen Türkiye, devleti ve milletiyle gerçeği, adaleti, barışı ve istikrarı savunmayı sürdürecektir” dedi.

Erdoğan, kaynağı ne olursa olsun adaletsizliği önlemek ve kimliğine bakmaksızın mazlumların yanında durmak için yoğun çaba gösteren Türkiye'nin gerektiğinde bunun bedelini ödemekten çekinmediğini ifade etti.

Dünyada, özellikle de bölgede savaşların, çatışmaların, krizlerin ve siyasi belirsizliklerin arttığına dikkat çeken Erdoğan, “insani değerleri merkeze alan ilkeli ve kararlı politikalarıyla Türkiye'nin öne çıktığını” söyledi.

cd
Netanyahu ve hükümet üyeleri Erdoğan'a yönelik açıklamalarda bulundu; bu açıklamalar son dönemde Ankara-Tel Aviv arasındaki gerilimin tırmanmasına yol açtı (Reuters)

Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim, İsrail'in 18 Ağustos'ta Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib'de bulunan Ebu Zuhur askeri havaalanına yoğun hava saldırıları düzenlemesinin ardından daha da tırmandı. İsrail, saldırıların gerekçesini havaalanına Türk birliklerinin konuşlandırılmasına yönelik hazırlık yapıldığı iddiasıyla açıkladı.

Ankara, 21 Ağustos'ta Netanyahu ile İsrailli Afiq Moskoviç hakkında uluslararası tutuklama emri çıkardı. Karar, İsrail'in geçen mayıs ayında Gazze Şeridi'ne doğru ilerleyen “Sumud Filosu”na müdahale etmesi ve gemilerdeki aktivistleri gözaltına almasına ilişkin soruşturma kapsamında, soykırım suçlamasıyla alındı.


İsrail’den Atina’ya 3,6 milyar avroluk savunma kalkanı

Yunanistan'ın İsrail'den savunma sistemi satın alması (Reuters)
Yunanistan'ın İsrail'den savunma sistemi satın alması (Reuters)
TT

İsrail’den Atina’ya 3,6 milyar avroluk savunma kalkanı

Yunanistan'ın İsrail'den savunma sistemi satın alması (Reuters)
Yunanistan'ın İsrail'den savunma sistemi satın alması (Reuters)

Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin art arda yaşanan gerilim dalgalarına sahne olduğu ve birçok çevrenin bu gerilimin kaçınılmaz bir askeri çatışmaya doğru tırmandığını, bundan kaçınmanın ise adeta mucize gerektireceğini düşündüğü bir dönemde, İsrail ve Yunanistan savunma bakanlıkları 3,6 milyar avro değerinde silah ve askeri hizmet satışına ilişkin bir anlaşma imzalamaya hazırlanıyor.

Savunma şemsiyesi

Anlaşmanın amacı, Yunanistan'ın “Aşil Kalkanı” olarak bilinen ve çok katmanlı bir savunma şemsiyesi oluşturmayı hedefleyen savunma projesini ilerletmek. Proje, Yunanistan'ın hava, füze, deniz ve siber savunma alanlarındaki kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, anlaşmayı pazartesi günü İsrailli mevkidaşı Israel Katz ile birlikte imzalamak üzere Tel Aviv'e geldi.

Anlaşmanın uygulanması, imza tarihinden itibaren 35 ay sürecek. Proje kapsamında İsrail Savunma Bakanlığı ile İsrail ordusuna bağlı büyük savunma şirketleri ve Yunan şirketleri iş birliği yapacak. Yunan şirketleri, toplam proje bedelinin 700 milyon avroluk bölümünü oluşturan bazı İsrail silahlarının üretim ve imalat süreçlerini üstlenecek.

dfgthyj
Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias (AP) 

Şarku’l Avsat’ın Maariv gazetesinden aktardığı habere gör, iki ülke arasındaki müzakereler birkaç ay sürdü ancak Yunanistan'ın bu silahların kullanım sürecini tamamen kendisinin yönetmesi ve İsrail'in herhangi bir müdahalede bulunmaması yönündeki ısrarı nedeniyle anlaşmanın imzalanması birkaç kez ertelendi.

Yunanistan, İsrail'in başlıca askeri müşterilerinden biri. Atina, yıllar boyunca İsrail'den füze, bomba ve insansız hava araçları satın aldı. Ancak Tel Aviv, teknolojilerin düşman ülkelere ulaşmasını engelleyebilmek amacıyla silahların kullanımına yönelik denetim mekanizması oluşturmak istedi. Yunanistan ise bu talebi reddetti.

2030 Gündemi

Tel Aviv'deki askeri kaynaklar, Jerusalem Post gazetesine yaptıkları açıklamalarda, “Aşil Kalkanı” projesinin Yunanistan'ın “2030 Gündemi” başlıklı planının bir parçası olduğunu ve planın “Türkiye ve İran'dan gelebilecek olası tehditlere” karşı koymayı amaçladığını belirtti.

Bu nedenle Ankara'daki liderlerin İsrail'e yönelik saldırılarının dozunun yükseldiği ifade ediliyor. İsrail ise bu sürece büyük bir istekle yaklaşıyor. Zira ülke, savunma sanayisini hızla geliştirmeye ve kendisini “bölgesel bir süper güç” haline getirmeye çalışırken Akdeniz ülkeleriyle ilişkilerini de güçlendiriyor.

İsrail gazetesi, Yunanistan ile yapılan anlaşmayı “İsrail tarihindeki en büyük askeri ihracat anlaşması” olarak nitelendirdi. Bundan önceki en büyük silah anlaşması Almanya ile yapılmıştı. 2023'te imzalanan anlaşma, İsrail'in füze savunma sisteminin ilk kez yurt dışına satılmasını içeriyor ve 3,5 milyar dolar değerindeydi.

David's Sling

Yunanistan ile yapılan anlaşma, çok katmanlı ve entegre bir savunma ağı kurulmasını öngörüyor. Bu kapsamda ağır ve balistik füzeleri önlemek amacıyla “David's Sling” sistemleri, insansız hava araçlarına karşı kullanılmak üzere mobil SPYDER sistemleri ve uçaklarla füzelere karşı savunma amacıyla tasarlanan “Barak MX” sistemi Yunanistan'a satılacak.

Anlaşma ayrıca sistemlerin işletilmesi ve fırlatma operasyonlarının yönetilmesi amacıyla Yunanistan'da bir komuta ve kontrol merkezi kurulmasını da kapsıyor. Bu merkez, İsrail'de kullanılan sisteme benzer şekilde yapay zekâ yeteneklerinden yararlanacak.

ytju
“David’s Sling” hava savunma sistemi (Arşiv – Reuters)

Anlaşmanın ayrıntılarına göre İsrail'in Rafael, Elbit, Elta ve Spark savunma şirketleri ile İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii (IAI), Yunanistan'a Heron 1 ve VIP Bat tipi savaş dronları, SAR tipi küçük uzay uyduları ve düşman insansız hava araçlarına karşı kullanılacak anti-drone sistemleri sağlayacak.

Anlaşma ayrıca üç adet Millennium C-390 nakliye uçağı, ABD yapımı Apache helikopterlerinde lazerle etkinleştirilen Hellfire füzeleri ve “yarı denizaltı” olarak tanımlanan 10 deniz aracının tedarikini içeriyor. Buna ek olarak İsrail şirketleri, çok sayıda deniz askeri aracının modernizasyonunu ve restorasyonunu gerçekleştirecek.

Gizli savaş

Maariv gazetesi, İsrail ve Yunanistan'ın Türkiye'nin bu anlaşmaya olumlu bakmadığının farkında olduğunu bildirdi. Gazeteye göre Ankara, anlaşmayı kendisine karşı Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail arasındaki askeri ittifakın güçlendirilmesinin bir parçası olarak görüyor.

Gazete ayrıca bunu, İsrail'in Türkiye'ye karşı ekonomik alanda yürüttüğü gizli savaşın bir parçası olarak değerlendiriyor. Bunun özellikle Yunanistan üzerinden Avrupa'ya doğalgaz taşıyacak boru hattı projesinde kendisini gösterdiği, söz konusu güzergâhın Türkiye'den geçen alternatif hatta karşı geliştirildiği belirtiliyor.

Bu nedenle Türkiye yönetimi yeniden İsrail'e yönelik siyasi saldırılara başladı ve İsrail'i, “provokasyonlar” yoluyla bölgenin istikrarını bozmak istemekle suçladı.

İki tarafın çılgınlığı

Tel Aviv'deki çok sayıda uzman, İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin askeri bir çatışmaya sürüklenmesi konusunda uyarıda bulundu. Haaretz gazetesi ise bunu “iki tarafın çılgınlığı” olarak nitelendirdi.

Sağ görüşlü Israel Hayom gazetesinde yazan Profesör Eyal Zisser, “Türkiye ve İsrail aralarındaki yüksek sesli düşmanlıktan kazanç sağlıyor. Bununla birlikte şimdiye kadar sözlerden eylemlere geçme konusunda temkinli davrandılar; çünkü bu, hem mantığa hem de çıkarlarına aykırı” ifadelerini kullandı.

Zisser, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak tırmandığımız yol kaçınılmaz bir çatışma yoludur. Bundan kaçınılacağını hayal etmek zor. Fakat umudumuz, birilerinin son anda bu süreci frenlemesi olmalı.”


Kuzey Kıbrıs açıklarında yaklaşık 270 kişiyi taşıyan feribot battı

Kuzey Kıbrıs’ta alabora olan tekneden kurtarılan yolcular, kurtarma botlarıyla kıyıya taşınırken… Görüntü, bir video kaydından alındı (Reuters)
Kuzey Kıbrıs’ta alabora olan tekneden kurtarılan yolcular, kurtarma botlarıyla kıyıya taşınırken… Görüntü, bir video kaydından alındı (Reuters)
TT

Kuzey Kıbrıs açıklarında yaklaşık 270 kişiyi taşıyan feribot battı

Kuzey Kıbrıs’ta alabora olan tekneden kurtarılan yolcular, kurtarma botlarıyla kıyıya taşınırken… Görüntü, bir video kaydından alındı (Reuters)
Kuzey Kıbrıs’ta alabora olan tekneden kurtarılan yolcular, kurtarma botlarıyla kıyıya taşınırken… Görüntü, bir video kaydından alındı (Reuters)

Kuzey Kıbrıs Türk medyası, yaklaşık 270 kişiyi taşıyan bir yolcu teknesinin bugün (Pazar) Kuzey Kıbrıs açıklarında alabora olduğunu ve arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü bildirdi. Reuters'ın aktardığına göre, olayda şu ana kadar yaralanma olup olmadığına ilişkin net bir bilgi verilmedi.

Alcatamaran tipi feribotun, Girne Limanı'ndan Mersin'in Taşucu Limanı'na gitmekte olduğu belirtildi.

Türkiye'nin resmi haber kanalı TRT, feribotun kıyıdan birkaç kilometre açıkta su almaya başladığını bildirdi.

Kuzey Kıbrıs Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, TRT'ye yaptığı açıklamada, geminin alabora olduğunu ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaştığını söyledi.

Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul ise CNN Türk'e yaptığı açıklamada, teknede bulunan 258 yolcudan 159'una kurtarma ekiplerinin ulaştığını belirtti.

Girne ile Taşucu arasındaki yoğun deniz hattında birçok şirket feribot seferi düzenliyor. Ancak alabora olan feribotu işleten şirketin hangisi olduğu henüz bilinmiyor.

Olay yerinden paylaşılan görüntülerde, can yelekleri giyen kişilerin alabora olan teknenin çevresindeki sularda yüzdüğü görülüyor.