ABD, koronavirüs aşılarının patentlerinin askıya alınmasını destekleyerek müttefiklerini şaşırttı

Dün Ladakh’da Hintli bir kişiyi Kovid-19’a karşı aşılayan bir sağlık çalışanı (AFP)
Dün Ladakh’da Hintli bir kişiyi Kovid-19’a karşı aşılayan bir sağlık çalışanı (AFP)
TT

ABD, koronavirüs aşılarının patentlerinin askıya alınmasını destekleyerek müttefiklerini şaşırttı

Dün Ladakh’da Hintli bir kişiyi Kovid-19’a karşı aşılayan bir sağlık çalışanı (AFP)
Dün Ladakh’da Hintli bir kişiyi Kovid-19’a karşı aşılayan bir sağlık çalışanı (AFP)

Washington, geçtiğimiz Çarşamba günü Hindistan’a ve gelişmekte olan fakir ülkelere yardım etmek amacıyla, yeni tip koronavirüs hastalığına neden olan SARS-CoV-2 virüsüne karşı geliştirilen aşıların patenlerinin askıya alınmasına desteğini açıklaması ile müttefiklerini şaşırttı. Söz konusu karar, en etkili aşıları üreten büyük küresel ilaç şirketlerinin bulunduğu ABD’nin tutumundaki köklü bir değişimi temsil ediyor.

Küresel bir krizin çözümüne yönelik ‘tarihi’ bir adım
Geçtiğimiz günlerde ABD yönetiminin tutumundaki bir değişiklik olduğuna dair işaretler görülmüştü. Bunu Washington’un Dünya Ticaret Örgütü’nde, geçtiğimiz yıl Hindistan ve Güney Afrika’nın aşı patentlerini pandeminin sonuna kadar askıya alınmasına yönelik yaptıkları öneriyi destekleyen taraflar ile karşı çıkan zengin ülkeler arasındaki görüşleri birbirine yaklaştırmaya yönelik büyük çabaları takip etti. Ancak Çarşamba günü ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai tarafından yayınlanan duyuru, geçen ayın sonlarına kadar söz konusu öneriye karşı çıkan ülkelerin yanında yer alan ABD'nin tutumunun tam tersi yönde değiştiğini ortaya koydu.
Tai açıklamasında, “Salgın küresel bir sağlık krizidir. Salgının olağandışı koşulları olağandışı önlemlerin alınmasını gerektiriyor. ABD yönetimi, fikri mülkiyet haklarının korunmasına güçlü bir şekilde güvence altına alsa da salgını sona erdirmek için Kovid-19 aşılarının bu korumalarının askıya alınmasını destekliyor” dedi.
Ancak Tai, ABD’nin bu adımının memnuniyetle karşılanmaya başlanmasından önce, beklentileri hafifletmeye çalışarak şunları söyledi:
“Şüphesiz ilgili sorunların karmaşıklığı ve bu konuda fikir birliğine varma ihtiyacı dikkate alındığında, bu konudaki müzakerelerin tamamlanması için biraz zaman gerekiyor.”
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus tarafından ‘tarihi bir karar’ olarak nitelendirilen ABD’nin bu hamlesi Hindistan’daki son derece kötü durumdaki epidemiyolojik sahnenin zengin ülkelere, herkes virüse ve yeni mutasyonların ortaya çıkma risklerine karşı güvende olana kadar, kimsenin virüse karşı güvende olmayacağını hatırlatan uyarı ziline dönüştüğü bir zamanda geliyor.
WHO Genel Direktörü Ghebreyesus ABD’nin bu kararını destekleyen ilk kişi oldu. Ghebreyesus Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:
“ABD’nin bu kritik zamanlarda tüm insanların refahına öncelik vererek aşıların eşitliğine yönelik aldığı bu tarihi kararı takdir ediyorum. Şimdi hepimiz hızlı bir şekilde ve dayanışma içinde, hayat kurtaran Kovid-19 aşıları üreten bilim adamlarının becerilerini ve taahhütlerini temel alarak hareket edelim.”

Avrupa’nın açılımı ve Rusya
Avrupa Birliği (AB), ABD’nin, Hindistan ve Güney Afrika’nın Dünya Ticaret Örgütü’ndeki yüzden fazla ülke tarafından desteklenen patentlerin askıya alınması önerisi karşısında en çok şaşıran taraflardan biri oldu. Ancak AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ABD’nin hamlesini memnuniyetle karşıladı. Komisyon Başkanı İtalya’nın Floransa kentindeki Avrupa Üniversite Enstitüsü’nde dün (Perşembe) verdiği bir konferansta, AB’nin Washington’un önerisini tartışmaya hazır olduğunu söyledi. Von der Leyen Avrupa’nın, aşılama kampanyaları başlatıldığından bu yana Avrupa’nın 28 milyon doz İngiltere’ye ve 72 milyon doz Japonya’ya yapılan ihracatlar da dahil olmak üzere diğer ülkelere aşı ihracatını durdurmadığını hatırlattı ve “Bugün Avrupa dünyanın eczanesi ve bundan gurur duyuyoruz” dedi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise, şimdiye kadar bu konuda çekingen bir tutuma sahip olmasının ardından ‘fikri mülkiyetin kaldırılmasına tam destek verdiğini’ ifade etti.
Macron, bu karara önceleri karşıydı zira 23 Nisan’da fikri mülkiyetin aniden kaldırılmasına karşı olduğunu söylemiş ve konunun teknoloji sevkiyatı ilgili olduğunu açıklamıştı. Dün yaptığı açıklamada konuya ilişkin tutumu ile ilgili olarak “Basit bir şekilde söylediğim ve doğru olan şey, aşılamaya katılımın yüksek olması sebebiyle aşıya erişimi zor bir hale getirmesidir. Fikri mülkiyet haklarını Afrika’daki ilaç şirketlerine devredebilirler ancak orada (Mesajcı RNA) teknolojisini üretecek bir platformları yok. Konumuz teknoloji sevkiyatı ve bilgi transferi sayesinde Afrika’da bu tür aşıları üreten platformlar oluşturulmasıdır” dedi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise, dün Kovid-19 aşılarının patentlerinin iptali fikrine destek verdiğini belirtti ve hükümetini Rus aşılarının patentlerinin iptali konusunu incelemeye çağırdı.
Putin televizyonda yaptığı açıklamada “Avrupa’dan bence dikkat çekici olan bir fikir duyuyoruz: Tüm Kovid-19 aşılarının patentlerinin iptal edilmesi. Rusya böyle bir adımı kesinlikle destekleyecek” ifadeleri kullandı ve ekledi:
“Birçok kez söylediğim gibi... Maksimum kârı nasıl elde edeceğimizi düşünmek yerine, insanların güvenliğini nasıl sağlayacağımızı düşünmeliyiz.”

Müttefiklerin utanması
Dünya Ticaret Örgütü’ndeki (DTÖ) diplomatik kaynaklar, DTÖ’deki bu öneriye karşı çıkan AB ülkeleri, İngiltere ve İsviçre’nin hissettikleri utancı gizlemediğini söylüyor. Öneriye karşı çıkanlar, fikri mülkiyet korumasının askıya alınmasının, aşıların güvenliğini tehdit edebileceği için istenen sonuçları tersine çevireceğini düşünürken ABD’nin tutumundan bunun tam tersi anlaşılıyor.
ABD’nin girişimi ile ilgili olarak, AB Komisyonu sözcüsü dün “Kısa vadede gerekli olan, üretici ülkelerin aşıların ihracatına izin vermesidir. AB krizi pratik ve etkili bir şekilde ele almak için her türlü öneriyi tartışmaya hazır” dedi.
DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iwela tarafından, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerden büyükelçilerle Hindistan ve Güney Afrika’nın önerisini tartışmak için bir zaman çizelgesi üzerinde anlaşmaya varmak için düzenlenen basına kapalı toplantının ardından, ABD Ticaret Bakanı yaptığı açıklamalarda Washington'un iki tarafı birbirine yaklaştırmak için sarf ettiği çabalara dikkati çekti. ABD’nin de desteğini alan önerinin 8-9 Haziran’da düzenlenecek olan Genel Konsey toplantısından önce DTÖ’nün bu ayın sonlarına doğru düzenlenecek olan açık oturumunda tartışılmasına karar verildi.
Dünyada genelindeki aşılama kampanyalarının seyrinin, zengin ülkeler ile diğer ülkeler arasında aşı dağıtım hızlarındaki büyük farklılıkların, patentlerin askıya alınma önerisini destekleyen kişilere güçlü bir destek kazandırdığından şüphe yok. Aynı şekilde Hindistan’ı vuran salgın dalgasının şiddeti, fakir ülkelerdeki aşılama kampanyalarını hızlandırmak için acil önlemler alınması gerekliliğini ortaya çıkardı.
Avrupa ülkeleri, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından denetlenen COVAX programı aracılığıyla gelişmekte olan ülkelere yardım sağlanması çağrılarına yanıt verip, şu ana kadar AB ülkelerine dağıtılan aşı miktarlarına eşit miktarlarda aşı ihracatlarına izin verirken, ABD’nin vatandaşlarını aşılamaya odaklandığını ve savaş zamanlarında geçerli olan OHAL yasasını kullanarak aşı ihracatını yasakladığını hatırlatmak gerekiyor.
Bazı kişiler, ABD nüfusunun yüzde 57’sini aşılamış olması sebebiyle söz konusu kararın siyasi bir boyut kazandığını düşünüyor. Zira ülkenin Temmuz ayı başlarında sürü aşılamasına ulaşması bekleniyor bu da, Başkan Joe Biden yönetiminin aşılama kampanyası için belirlediği planının meyvelerini toplamasına ve özellikle Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yaptığı yardım çağrısından sonra gelişmekte olan ülkelerin taleplerine cevap vermesini sağlıyor.



İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
TT

İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)

 

Üst düzey bir İranlı yetkili dün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında, ülkesinin nükleer programına kısıtlamalar getirilmesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması ya da tamamen kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu söyledi. Yetkili, artan askeri çatışma endişeleri gölgesinde yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını belirtti.

İran ile ABD, Tahran’ın nükleer programı konusunda onlarca yıldır süren anlaşmazlığı ele almak üzere bu ayın başında müzakerelere yeniden başlamıştı. Süreç, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri kapasitesini artırmasıyla eş zamanlı yürürken, daha geniş çaplı bir savaş ihtimaline dair kaygıları da artırdı.

İran, ABD güçleri tarafından hedef alınması halinde Ortadoğu’daki Amerikan üslerini vurmakla tehdit ediyor.

Yetkili, “Son tur görüşmeler, yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması veya kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda ABD’nin tutumunun İran’ın taleplerinden farklı olduğunu ortaya koydu. Tarafların yaptırımların kaldırılmasına ilişkin makul bir takvim üzerinde uzlaşması gerekiyor. Bu yol haritası makul ve ortak çıkarlara dayalı olmalı” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi cuma günü yaptığı açıklamada, birkaç gün içinde alternatif bir taslak hazırlanmasının beklendiğini belirtmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik sınırlı askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiğini ifade etmişti.

Taviz vermeye hazır olma

Tahran, önceki müzakerelerde büyük bir anlaşmazlık noktası olan ‘zenginleştirmenin tamamen durdurulması’ yönündeki ABD talebini reddetmesine rağmen, nükleer programına ilişkin bazı tavizler vermeye hazır olduğunu bildirdi.

Washington, İran topraklarında uranyum zenginleştirilmesini nükleer silah edinmeye giden potansiyel bir yol olarak değerlendiriyor. Tahran ise bu suçlamayı reddederek uranyumu barışçıl amaçlarla zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ediyor.

ABD ayrıca, İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) geçen yıl, İran’ın yüzde 60 saflık düzeyine kadar zenginleştirilmiş 440 kilogramın üzerinde uranyum stokuna sahip olduğu tahmininde bulunmuştu. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir bölümünü ihraç etmeyi, en yüksek zenginleştirme seviyesini düşürmeyi ve bölgesel bir uranyum zenginleştirme konsorsiyumu oluşturmayı içeren bir seçeneği ciddi biçimde değerlendirebileceğini söyledi. Ancak bunun karşılığında İran’a ‘barışçıl amaçlarla nükleer zenginleştirme’ hakkının tanınması gerektiğini vurguladı. Yetkili, “Müzakereler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varılması mümkün” şeklinde konuştu.

Her iki taraf için de faydaları

İranlı yetkili, diplomatik bir çözümün hem Tahran hem de Washington için ekonomik faydalar sağlayacağını belirtti. Üst düzey İranlı yetkili, müzakere edilen ‘ekonomik paketin’ ABD’ye İran’ın petrol sektöründe ciddi yatırım fırsatları ve somut ekonomik çıkarlar sunmayı içerdiğini söyledi. Ancak Tahran’ın petrol ve maden kaynakları üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Yetkili, “Nihayetinde ABD, İran için en fazla ekonomik bir ortak olabilir. Amerikan şirketleri her zaman İran’daki petrol ve gaz sahalarında yüklenici olarak yer alabilir” ifadelerini kullandı.


ABD ordusu liderliğindeki bir görev gücü, El Mencho'nun yakalanmasında Meksika'ya yardım etti.

El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
TT

ABD ordusu liderliğindeki bir görev gücü, El Mencho'nun yakalanmasında Meksika'ya yardım etti.

El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)

ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) bir yetkili, Reuters'a yaptığı açıklamada, uyuşturucu çeteleri hakkında istihbarat toplama konusunda uzmanlaşmış, ABD ordusu liderliğindeki yeni bir görev gücünün, dün Meksika’daki Jalisco Yeni Nesil Karteli'nin (CJNG) lideri ‘El Mencho’ lakaplı Nemesio Oseguera Cervantes’i öldüren Meksika ordusunun baskınında rol oynadığını söyledi.

ABD’li yetkililer, uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Washington’daki çeşitli resmi kurumların da dahil olduğu kurumlar arası görev gücünün, ABD-Meksika sınırının her iki tarafındaki uyuşturucu çetesi üyelerini tespit etmek amacıyla geçtiğimiz yılın sonlarında gizlice kurulduğunu açıkladı.

Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen ABD’li yetkili, ABD ordusu liderliğindeki görev gücünün Meksika makamlarına sağladığı bilgiler hakkında daha fazla detay vermekten kaçındı. Yetkili, baskının Meksika ordusu tarafından gerçekleştirilen bir operasyon olduğunu vurguladı.

Meksika Savunma Bakanlığı, batıdaki Jalisco eyaletinde çıkan çatışmada Oseguera'nın ağır yaralandığını ve Mexico City'ye hava ambulansıyla nakledilirken hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakanlık, ABD’li yetkililerin ‘ek bilgi’ sağladığını belirtti. Operasyon, silahlı kişilerin altı eyaletten fazlasında arabaları ateşe verip otoyolları kapattığı bir şiddet olayları dalgasına yol açtı.


Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü
TT

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika hükümeti dün ülkenin en çok aranan uyuşturucu baronunun öldürüldüğünü duyururken bunu suç örgütlerine karşı yeni kampanyasında büyük bir zafer olarak nitelendirdi.

Meksika'nın en güçlü kartellerinden biri olan Jalisco Yeni Nesil Karteli’nin (CJNG) en uzun süredir liderliğini yapan ‘El Mencho’ lakaplı Nemesio Oseguera Cervantes, ülkenin en azılı suçlularından biri olarak kabul ediliyordu. Son on yılda hızla büyüyen bir suç şebekesini yöneterek uyuşturucu üretimi ve satışı yaparken, yerel işletmeleri de gasp ediyordu. The New York Times'ın (NYT) haberine göre güvenlik güçlerine karşı cesur saldırılar düzenleyerek ve ülke çapında toplulukları terörize ederek de ün kazandı.

Kimliğinin gizli tutulması kaydıyla operasyonun ayrıntılarını açıklayan Meksika hükümetinden bir yetkiliye göre güvenlik güçleri El Mencho'yu, kartelin kurulduğu ve merkezinin bulunduğu ülkenin batısındaki Jalisco eyaletinin kıyı şeridinde bulunan, yaklaşık 20 bin nüfuslu Tapalapa kasabasında öldürdü. Meksika yetkilileri operasyonla ilgili daha fazla ayrıntı açıklamadı, ancak Pazar günü daha fazla bilgi vereceklerini taahhüt etti.

Oseguera'nın öldürülmesi Meksika genelinde şiddet olayları dalgasına yol açtı. Jalisco dahil en az beş eyaletteki sakinler ve yerel yetkililer, uyuşturucu çeteleri arasında yaygın bir uygulama olan yolları kapatmak için araçların ateşe verildiği olayları bildirdi. Jalisco eyaleti, bazı bölgelerde toplu taşımayı askıya aldığını duyurdu ve otellere konuklarından dışarı çıkmamalarını istemeyi tavsiye etti. Şiddet olaylarının bir kısmı eyaletin yönetim şehri ve bu yılki Dünya Kupası'nın ev sahibi şehirlerinden biri olan Guadalajara'da meydana geldi.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, El Mencho'nun öldürülmesini ‘Meksika, ABD, Latin Amerika ve dünya için önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdi.

Oseguera'nın liderliğindeki CJNG, Meksika'nın en öMexico City: Şarku’l Avsatnde gelen uyuşturucu kaçakçılığı örgütlerinden biri haline geldi ve birçok eyalette rakip gruplarla savaştı. Kartel, kokain ve metamfetamin gibi sentetik uyuşturucuları ve son yıllarda fentanili ABD'ye kaçak olarak sokmaya devam etti.

El Mencho'nun öldürülmesi, suç örgütü için büyük bir darbe olup, gruplar kontrol için rekabet ederken yeni iç çatışmalara ve şiddetin yeniden alevlenmesine yol açabilir.

Ayrıca, Meksika hükümetinin Washington ile ilişkilerinin iyileşmesine de katkıda bulunabilir. Zira ABD Başkanı Donald Trump daha önce Meksika'ya kartellere karşı daha sert önlemler alması için baskı uygulamış ve sonuçlardan memnun kalmazsa askeri saldırı tehdidinde bulunmuştu.

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum, bu tehditleri defalarca kez ve kesin bir şekilde reddederken herhangi bir ABD saldırısının Meksika'nın egemenliğini ihlal edeceğini belirtmişti.

Diğer taraftan hükümeti istihbarat alanı da dahil olmak üzere ABD’li güvenlik kurumlarıyla iş birliğini genişletti.