ABD’nin aşı patentlerine yönelik tutumunu değiştirmesinin ardından neler olacak?

ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai
ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai
TT

ABD’nin aşı patentlerine yönelik tutumunu değiştirmesinin ardından neler olacak?

ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai
ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai

ABD yönetiminin Çarşamba akşamı, Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) yöneltilmiş olan yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirilen aşıların patentlerinin askıya alınma teklifini destekleme kararını açıklamasından ardından, zengin ülkeler kendilerini sorularla dolu olan, cevaplar aradıkları yeni bir müzakere sahnesi karşında buldu. Almanya’nın ABD’nin teklifinin sorununu çözmeyeceğini aksine daha da kötü bir hale getireceğini belirterek teklifi reddetmesinin ardından Avrupa safında ilk bölünmeler ortaya çıkmaya başladı ve sonrasında Fransa’da Almanya’yı takip etti. Diğer yandan İtalya, İspanya, Belçika ve Yunanistan söz konusu teklifi desteklerini dile getirdiler. Bu durum Avrupa Komisyonu’nu salgın karşısında birleşme çabaları konusunda zor bir durumda bıraktı.
ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai tarafından yapılan açıklamada, DTÖ’deki ortak karar verme mekanizmasının niteliği dikkate alındığında, müzakerelerin biraz zaman alacağını kabul ediyor olsa da, Washington’ın bu konudaki adımının, önceki tutumunun tam zıt olduğu, modern tarihin en kötü sağlık krizine son vermek için küresel stratejide köklü bir değişiklik yapılması ve istisnai önlemler alınmasını gerektirdiğine dair kesin bir kanaati yansıttığı belirtiliyor.
Ancak bu önlemler tam olarak neler? Bundan kaynaklanacak sonuçlar neler? ABD’nin pozisyonundaki bu köklü değişikliğin nedenleri neler? Nihai anlaşmaya varmak için öngörülen bir zaman çizelgesi var mı? Gelişmekte olan ülkelerin daha fazla aşı üretmek için imkanları neler? İlaç firmaları patentlerinden feragat etmek için tazminat alacaklar mı?
ABD, Hindistan ve Güney Afrika’nın Kovid-19 teşhisi ve tedavisinde kullanılan aşıları, ilaçları ve sağlık malzemelerinin patentlerinin askıya alınması için Ekim ayında DTÖ’ye sunduğu teklifi kabul etme sözü verdi. Teklif, yüzden fazla ülkenin desteğini alsa da büyük ilaç şirketlerinin bulunduğu Avrupa Birliği (AB), İsviçre ve Japonya teklifi sert bir şekilde reddetti. Ayrıca ABD yönetimi tarafından açıklanan girişim yalnızca aşıların patentlerinin askıya alınması ile sınırlı tutuldu.
Aşılama kampanyalarının geçen yılın sonlarında başlatılmasından bugüne kadar ilaç firmaları ile hükümetler arasında imzalanan milyarlarca dolarlık anlaşmaların, dünyanın bu kriz ile mücadelede ihtiyaç duyduğu yeterli üretim kapasitesini sağlamadığı ortaya çıktı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre şimdiye kadar dağıtılan dozlar bir milyar dozun biraz üzerindeyken, bu yıl sonuna kadar uygulanan doz miktarının 12 milyara ulaşması gerekiyor. Bu durum, dünyanın ihtiyaç duyduğu aşıları daha fazla ülke ve firma tarafından üretilmesinde ana engel olan patentlere dikkati çekti.
DTÖ Genel Konseyi bu hafta Cenevre’de bir araya geldi ancak diplomatik bir kaynağa göre, Hindistan ve Güney Afrika Pazartesi günü Washington’ın çabasıyla, patentlerin askıya alınmasına yönelik gözden geçirilen teklifin DTÖ’ye sunumunu bu ay sonuna erteleme kararı aldı. Söz konusu karar gelecek ayın başında, yani girişimin daha fazla destek almasının beklendiği, WHO yıllık toplantısında ve ardından Fikri Mülkiyet Sözleşmeleri Konseyi’nde konunun görüşülmesi için alındı.
Almanya, Fransa ve İsviçre gibi Avrupa ülkeleri tarafından son zamanlarda bu konuya ilişkin açıklanan tutumlara rağmen Şarku’l Avsat’a konuşan WHO ve DTÖ’den iki uzman, ilaç firmaları tarafından her an bir atılım olmasını ve zorunda kalmadan önce, patentleri gönüllü olarak askıya almalarının mümkün olduğunu belirtiyorlar. Uzmanlar, patentlerin askıya alınması kararının, başka şart ve durumlarda buna dayandırılabilecek hukuki yorumların yanı sıra böyle bir kararın itibarları üzerindeki etkisi nedeniyle gelecekte ilaç firmalarının menfaatlerini tehdit eden bir örnek teşkil edeceğini düşünüyor.
ABD’li Pfizer ve Alman BioNTech firmaları Perşembe günü, dünya genelinde aşı üretimini veya tedarikini aksatmadıkları için aşı patentlerini askıya alma önerisini reddettiklerini belirttiler. BioNTech AFP’ye yaptığı açıklamada ABD’nin aşı patentlerini iptal etme çağrısını dolaylı yoldan reddederek “Patentler, aşımızın üretimini veya bulunabilirliğini engelleyen bir faktör değildir. Patenlerin askıya alınması kısa ve orta vadede küresel aşı üretimini ve arzını artırmayacak” ifadelerini kullandı. Mainz merkezli Alman şirketi yaptığı açıklamada üretim ve dağıtımdaki engellerin, üretim tesisleri kurmaktan ve hammadde kaynaklarını temin etmekten çalışanları nitelikli hale getirmeye kadar uzandığına dikkati çekti.
ABD’li Pfizer CEO’su Albert Burla, ABD yönetimi tarafından desteklenen, aşıların patentleri iptal etme önerisine karşı olduğunu ve bunun yerine mevcut tesislerdeki üretimin arttırılması gerektiğini söyledi. Pfizer AFP’ye yaptığı açıklamada, şirketinin ABD’nin patentlerden feragat etme çağrısını ‘asla desteklemediğini’ belirtti.
Patentler hamillerine, ilaç sektöründe ilacın tescil edilmesinin ardından belirli bir süre -genellikle 20 yıl- imal etmek için özel haklar sağlıyor. Ancak Fikri Mülkiyet Anlaşmaları hükümlerinde görülen patentlerin askıya alınması ise bu özel hakları ortadan kaldırıyor ve dünyadaki herhangi bir firmanın yaptırımlara maruz kalmadan aşı üretmesini sağlıyor.
Patentlerin askıya alınması girişimini destekleyenler, bu adımın gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaç duydukları aşıları üretmelerine olanak sağlayacağını ve gelecekteki üretim imkanlarını geliştireceğini söylüyorlar. Büyük ilaç firmaları ise, gelişmekte olan ülkelerdeki hükümetler ve diğer şirketlerle imzalanan anlaşmaların ardından küresel üretim kapasitesinin maksimum sınırlarına yaklaştığını vurguluyor. Bununla birlikte, WHO uzmanları gelişmekte olan ülkelerdeki üretim kapasitelerine yönelik belgelenmiş bilgilerin şu anda bulunmadığını, ilk adım olarak bu imkanların tespit edilmesi ve gerekli teknoloji ve tecrübelerin aktarılmasına bir an önce başlanması sonrasında patent sahibi firmalar ile imzalanan satış anlaşmalarına benzer tedarik anlaşmaları imzalanması gerektiğini söyledi.
DTÖ anlaşmalarında patentlerin askıya alınmasına ilişkin belirtilen hükümler gönüllü olarak feragat edilmediği sürece, patent sahiplerine maddi tazminat ödenmesini gerektiriyor. DTÖ’deki müzakerelerin genellikle karmaşık olduğu biliniyor ancak fikri mülkiyet haklarının görüşmesi içlerinden en karmaşık olanını temsil ediyor ve genellikle beklemede bırakılan tüm detayların tanımlanmasını gerektiren ve nadiren ulaşılabilen siyasi bir fikir birliğini gerektiriyor. Bu duruma benzeyen tek örnek, 20 yıl önce Hindistan gibi bazı ülkelerin antiviraller üretmesine ve bunları yalnızca en az gelişmiş ülkelere ihraç etmesine izin verilmesi ile gerçekleşmişti.
WHO yetkilileri, ABD ile yeni bir işbirliği döneminin habercisi olarak tanımladıkları bu girişime yönelik şaşkınlıklarını saklamıyorlar. Ancak aynı zamanda bu yolun henüz başlangıçta olduğunu ve kolay olmayacağını belirtiyorlar. Zira aşı üretim süreci, özellikle de Pfizer ve Moderna gibi mesajcı RNA teknolojisine dayalı aşıların üretim süreci oldukça karmaşık bir süreçten oluşuyor. Uzmanlar bilgi ve teknoloji aktarımlarının birkaç aya ihtiyaç duyulacağını söylüyorlar. Bunun yanı sıra, söz konusu büyük ilaç firmaları, üretim süreçlerinde birden fazla zorluk yaşadı, bu zorlukların gelişmekte olan ülkelerdeki ilaç firmalarında daha sık görülmesi de oldukça mümkün.
Diğer yandan, WHO uzmanları, şu anda en önemli olan şey, müzakerelerin en kısa sürede tamamlanması, gelişmekte olan ülkelere yönelik teknoloji transferlerinin gerçekleştirilmesi ve üretim kapasiteleri için destek sağlanması gibi operasyonel konular üzerinde anlaşmaya varılması olduğunu belirttiler. Uzmanlara göre, Hindistan ve Güney Afrika’nın önerisi geçen Ekim ayında onaylanmış olsaydı, bugün dünya maksimum seviyede aşı üretiyor olacaktı.



İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
TT

İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)

 

Üst düzey bir İranlı yetkili dün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında, ülkesinin nükleer programına kısıtlamalar getirilmesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması ya da tamamen kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu söyledi. Yetkili, artan askeri çatışma endişeleri gölgesinde yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını belirtti.

İran ile ABD, Tahran’ın nükleer programı konusunda onlarca yıldır süren anlaşmazlığı ele almak üzere bu ayın başında müzakerelere yeniden başlamıştı. Süreç, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri kapasitesini artırmasıyla eş zamanlı yürürken, daha geniş çaplı bir savaş ihtimaline dair kaygıları da artırdı.

İran, ABD güçleri tarafından hedef alınması halinde Ortadoğu’daki Amerikan üslerini vurmakla tehdit ediyor.

Yetkili, “Son tur görüşmeler, yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması veya kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda ABD’nin tutumunun İran’ın taleplerinden farklı olduğunu ortaya koydu. Tarafların yaptırımların kaldırılmasına ilişkin makul bir takvim üzerinde uzlaşması gerekiyor. Bu yol haritası makul ve ortak çıkarlara dayalı olmalı” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi cuma günü yaptığı açıklamada, birkaç gün içinde alternatif bir taslak hazırlanmasının beklendiğini belirtmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik sınırlı askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiğini ifade etmişti.

Taviz vermeye hazır olma

Tahran, önceki müzakerelerde büyük bir anlaşmazlık noktası olan ‘zenginleştirmenin tamamen durdurulması’ yönündeki ABD talebini reddetmesine rağmen, nükleer programına ilişkin bazı tavizler vermeye hazır olduğunu bildirdi.

Washington, İran topraklarında uranyum zenginleştirilmesini nükleer silah edinmeye giden potansiyel bir yol olarak değerlendiriyor. Tahran ise bu suçlamayı reddederek uranyumu barışçıl amaçlarla zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ediyor.

ABD ayrıca, İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) geçen yıl, İran’ın yüzde 60 saflık düzeyine kadar zenginleştirilmiş 440 kilogramın üzerinde uranyum stokuna sahip olduğu tahmininde bulunmuştu. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir bölümünü ihraç etmeyi, en yüksek zenginleştirme seviyesini düşürmeyi ve bölgesel bir uranyum zenginleştirme konsorsiyumu oluşturmayı içeren bir seçeneği ciddi biçimde değerlendirebileceğini söyledi. Ancak bunun karşılığında İran’a ‘barışçıl amaçlarla nükleer zenginleştirme’ hakkının tanınması gerektiğini vurguladı. Yetkili, “Müzakereler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varılması mümkün” şeklinde konuştu.

Her iki taraf için de faydaları

İranlı yetkili, diplomatik bir çözümün hem Tahran hem de Washington için ekonomik faydalar sağlayacağını belirtti. Üst düzey İranlı yetkili, müzakere edilen ‘ekonomik paketin’ ABD’ye İran’ın petrol sektöründe ciddi yatırım fırsatları ve somut ekonomik çıkarlar sunmayı içerdiğini söyledi. Ancak Tahran’ın petrol ve maden kaynakları üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Yetkili, “Nihayetinde ABD, İran için en fazla ekonomik bir ortak olabilir. Amerikan şirketleri her zaman İran’daki petrol ve gaz sahalarında yüklenici olarak yer alabilir” ifadelerini kullandı.


ABD ordusu liderliğindeki bir görev gücü, El Mencho'nun yakalanmasında Meksika'ya yardım etti.

El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
TT

ABD ordusu liderliğindeki bir görev gücü, El Mencho'nun yakalanmasında Meksika'ya yardım etti.

El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)

ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) bir yetkili, Reuters'a yaptığı açıklamada, uyuşturucu çeteleri hakkında istihbarat toplama konusunda uzmanlaşmış, ABD ordusu liderliğindeki yeni bir görev gücünün, dün Meksika’daki Jalisco Yeni Nesil Karteli'nin (CJNG) lideri ‘El Mencho’ lakaplı Nemesio Oseguera Cervantes’i öldüren Meksika ordusunun baskınında rol oynadığını söyledi.

ABD’li yetkililer, uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Washington’daki çeşitli resmi kurumların da dahil olduğu kurumlar arası görev gücünün, ABD-Meksika sınırının her iki tarafındaki uyuşturucu çetesi üyelerini tespit etmek amacıyla geçtiğimiz yılın sonlarında gizlice kurulduğunu açıkladı.

Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen ABD’li yetkili, ABD ordusu liderliğindeki görev gücünün Meksika makamlarına sağladığı bilgiler hakkında daha fazla detay vermekten kaçındı. Yetkili, baskının Meksika ordusu tarafından gerçekleştirilen bir operasyon olduğunu vurguladı.

Meksika Savunma Bakanlığı, batıdaki Jalisco eyaletinde çıkan çatışmada Oseguera'nın ağır yaralandığını ve Mexico City'ye hava ambulansıyla nakledilirken hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakanlık, ABD’li yetkililerin ‘ek bilgi’ sağladığını belirtti. Operasyon, silahlı kişilerin altı eyaletten fazlasında arabaları ateşe verip otoyolları kapattığı bir şiddet olayları dalgasına yol açtı.


Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü
TT

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika'nın en büyük uyuşturucu kartellerinden birinin lideri El Mencho öldürüldü

Meksika hükümeti dün ülkenin en çok aranan uyuşturucu baronunun öldürüldüğünü duyururken bunu suç örgütlerine karşı yeni kampanyasında büyük bir zafer olarak nitelendirdi.

Meksika'nın en güçlü kartellerinden biri olan Jalisco Yeni Nesil Karteli’nin (CJNG) en uzun süredir liderliğini yapan ‘El Mencho’ lakaplı Nemesio Oseguera Cervantes, ülkenin en azılı suçlularından biri olarak kabul ediliyordu. Son on yılda hızla büyüyen bir suç şebekesini yöneterek uyuşturucu üretimi ve satışı yaparken, yerel işletmeleri de gasp ediyordu. The New York Times'ın (NYT) haberine göre güvenlik güçlerine karşı cesur saldırılar düzenleyerek ve ülke çapında toplulukları terörize ederek de ün kazandı.

Kimliğinin gizli tutulması kaydıyla operasyonun ayrıntılarını açıklayan Meksika hükümetinden bir yetkiliye göre güvenlik güçleri El Mencho'yu, kartelin kurulduğu ve merkezinin bulunduğu ülkenin batısındaki Jalisco eyaletinin kıyı şeridinde bulunan, yaklaşık 20 bin nüfuslu Tapalapa kasabasında öldürdü. Meksika yetkilileri operasyonla ilgili daha fazla ayrıntı açıklamadı, ancak Pazar günü daha fazla bilgi vereceklerini taahhüt etti.

Oseguera'nın öldürülmesi Meksika genelinde şiddet olayları dalgasına yol açtı. Jalisco dahil en az beş eyaletteki sakinler ve yerel yetkililer, uyuşturucu çeteleri arasında yaygın bir uygulama olan yolları kapatmak için araçların ateşe verildiği olayları bildirdi. Jalisco eyaleti, bazı bölgelerde toplu taşımayı askıya aldığını duyurdu ve otellere konuklarından dışarı çıkmamalarını istemeyi tavsiye etti. Şiddet olaylarının bir kısmı eyaletin yönetim şehri ve bu yılki Dünya Kupası'nın ev sahibi şehirlerinden biri olan Guadalajara'da meydana geldi.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, El Mencho'nun öldürülmesini ‘Meksika, ABD, Latin Amerika ve dünya için önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdi.

Oseguera'nın liderliğindeki CJNG, Meksika'nın en öMexico City: Şarku’l Avsatnde gelen uyuşturucu kaçakçılığı örgütlerinden biri haline geldi ve birçok eyalette rakip gruplarla savaştı. Kartel, kokain ve metamfetamin gibi sentetik uyuşturucuları ve son yıllarda fentanili ABD'ye kaçak olarak sokmaya devam etti.

El Mencho'nun öldürülmesi, suç örgütü için büyük bir darbe olup, gruplar kontrol için rekabet ederken yeni iç çatışmalara ve şiddetin yeniden alevlenmesine yol açabilir.

Ayrıca, Meksika hükümetinin Washington ile ilişkilerinin iyileşmesine de katkıda bulunabilir. Zira ABD Başkanı Donald Trump daha önce Meksika'ya kartellere karşı daha sert önlemler alması için baskı uygulamış ve sonuçlardan memnun kalmazsa askeri saldırı tehdidinde bulunmuştu.

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum, bu tehditleri defalarca kez ve kesin bir şekilde reddederken herhangi bir ABD saldırısının Meksika'nın egemenliğini ihlal edeceğini belirtmişti.

Diğer taraftan hükümeti istihbarat alanı da dahil olmak üzere ABD’li güvenlik kurumlarıyla iş birliğini genişletti.