WHO, Sinopharm’ın ‘güvenlik etiketine’ övgüde bulundu

Sri Lankalı bir kişi Çin’in Sinopharm aşısını olurken (AFP)
Sri Lankalı bir kişi Çin’in Sinopharm aşısını olurken (AFP)
TT

WHO, Sinopharm’ın ‘güvenlik etiketine’ övgüde bulundu

Sri Lankalı bir kişi Çin’in Sinopharm aşısını olurken (AFP)
Sri Lankalı bir kişi Çin’in Sinopharm aşısını olurken (AFP)

Çin’in yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirilen Sinopharm aşısı, 2 ila 8 santigrat derece arasında değişen normal buzdolabı sıcaklığında depolanabilme imkânı ile gelişmekte olan ülkeler için en uygun aşı olarak tanımlanıyor. Bu özelliğinin yanı sıra, aşının depolanmasındaki herhangi bir sorun aşı şişelerinin üzerindeki güvenlik etiketlerinde kedini gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütünden (WHO) epidemiyolog Dr. Amjad Al-Khouli’ye göre bu sadece Çin aşısında olan bir özellik.
Al-Khouli Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamalarda, Sinopharm aşısının şişelerinin üzerinde, ısıya maruz kalması durumunda renk değiştiren küçük bir etiket olan ilk aşı olduğunu, bu etiketin sağlık çalışanlarının aşının güvenli bir şekilde kullanılıp kullanılamayacağını bilmesini sağladığını söylüyor.
WHO, aktif bir incelemenin ardından geçtiğimiz hafta cuma günü Çin aşısını onayladı. Aşının etkinliği ve güvenliğinin doğrulanmasının hemen ardından aşıyı acil kullanım listesine ekledi. Al-Khouli, “WHO’nun onayı, aşının COVAX programı ile dağıtılması için fırsat veriyor, aşının onaylanmasının dünyanın birçok ülkesinde daha fazla ve büyük miktarlarda aşı sağlanmasına ve aşılamanın kapsamının genişletilmesine katkıda bulunacağını umuyoruz” değerlendirmesinde bulundu. COVAX programı 92 düşük gelirli ülkeye ücretsiz aşı göndermeyi ve 99 diğer ülke ve bölgenin ise aşıları satın almasına yardımcı olmayı hedefliyor. Şu ana kadar 54 milyon doz aşı dağıtan program, yıl sonuna kadar 2 milyar doz aşı satın almak için çalışıyor. WHO’nun Sinopharm aşısını etkinlik ve kalite açısından onaylaması sonucu Pfizer/BioNTech, Oxford/AstraZeneca, Moderna, Johnson&Johnson ve Hindistan ile Güney Kore’deki tesislerde üretilen AstraZeneca aşılarının ardından COVAX ile pazarlamaya uygun olan 6. aşı oldu. Aşının WHO tarafından onaylanmasının ardından COVAX programı aracılığıyla dağıtılması ile ilgili olarak uzmanlar, aşının onaylanma adımının ülkelerin düzenleyici kurumlarının söz konusu aşı için onay vermelerini teşvik edeceğini düşünüyorlar.
Assiut Üniversitesi’nde Viroloji Profesörü olan Dr. Halid Şehata Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, Sinopharm aşısının uluslararası olarak onaylamasının ardından aşının ülke içinde kullanılan diğer aşılara katılacağını, böylece aşı olan kişilerin sayısını artıracağını ve salgının kontrol altına alınmasına yardımcı olacağını belirtti. Şehata uluslararası onayın, dolaşımdaki bazı aşıların henüz uluslararası kuruluşların onayını alamamış olmasına dayanan dünya çapındaki aşılama karşıtı grupların etkilerini azaltmaya katkıda bulunacağını düşünüyor.
WHO Doğu Akdeniz Bölge Direktörü Dr. Ahmed el-Manzari, 27 Nisan’da düzenlediği basın toplantısında “aşı olmaya yönelik tereddüd sorunu olduğuna” dikkat çekmiş ve tüm bölgede şu ana kadar 36 milyon doz uygulanmış olsa da aşı olma konusunda tereddüdün hala yüksek bir seviyede olduğunu belirtmişti. Manzari aşıların güvenliği ve etkinliğine yönelik güvence vererek şu ifadeleri kullandı:
“Aşılar etkili, hepinizi aşı temin edildiği zaman aşı olmaya çağırıyorum. Bu, kişisel bir tercih değil, her birimizin üstüne düşen bir sorumluluk. Aşı olmamanız, kendinizi ve başkalarını hastalıksız bir hayattan mahrum bırakmanız anlamına geliyor.”



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.