Darfur’daki barış gücünden 35 Etiyopyalı asker Sudan’a sığınma talebinde bulundu

Arka planda hasarlı askeri araçla Etiyopya hükümet güçlerinden bir asker (AFP-Arşiv)
Arka planda hasarlı askeri araçla Etiyopya hükümet güçlerinden bir asker (AFP-Arşiv)
TT

Darfur’daki barış gücünden 35 Etiyopyalı asker Sudan’a sığınma talebinde bulundu

Arka planda hasarlı askeri araçla Etiyopya hükümet güçlerinden bir asker (AFP-Arşiv)
Arka planda hasarlı askeri araçla Etiyopya hükümet güçlerinden bir asker (AFP-Arşiv)

Sudan Mülteciler Komisyonu’nun bir kaynağa göre, Birleşmiş Milletler (BM) barış gücü kapsamında ülkede bulunan 35 Etiyopyalı asker Sudan’a sığınma talebinde bulunduktan sonra Sudan’ın batısındaki Darfur’dan ülkelerinin sınırına yakın bir mülteci kampına nakledildi.
Reuters’a konuşan kaynak, 35 askerin dün Pazar günü BM uçağıyla Kuzey Darfur eyaletindeki el-Fasher’den doğudaki Kassala şehrine nakledildiğini, ardından karayoluyla Etiyopya sınırına yakın Um Gargur mülteci kampına götürüldüğünü söyledi.
Askerler, BM-Afrika Birliği Darfur Ortak Barış Gücü UNAMID bünyesinde olan 120 Etiyopyalı barış gücü askerinden oluşan bir grup arasında yer alıyor.
BM sözcüsü, askerlerden çoğunun Kasım ayında Etiyopya federal güçleri ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasında çatışmaların patlak verdiği Tigray bölgesinden olduğunu bildirdi.
Addis Ababa’daki federal hükümet ile kuzeydeki Tigray bölgesindeki güçler arasındaki Kasım ayında patlak veren çatışma sonucu bir milyondan fazla kişi yerinden edilirken, binlerce insan hayatını kaybetti.
BM’ye göre, 22 Şubat’ta Güney Sudan’daki BM misyonunda görev yapan 15 Tigray barış gücü görevlisi, birimlerinin görevi sona erdiğinde Etiyopya’ya giden uçağa binmeyi reddetti ve Güney Sudan’a sığınma talebinde bulundu.



Filipinler'de üniversitenin spor salonundaki patlamada 4 kişi öldü, 50 kişi yaralandı

(AA)
(AA)
TT

Filipinler'de üniversitenin spor salonundaki patlamada 4 kişi öldü, 50 kişi yaralandı

(AA)
(AA)

Filipinler'in güneyindeki Mindanao Adası'ndaki Marawi kentinde bulunan Mindanao Devlet Üniversitesi'ndeki spor salonunda pazar ayini esnasında patlama meydana geldi.

Bölgedeki ordu yetkilileri, patlamada ilk belirlemelere göre 4 kişinin yaşamını yitirdiğini ve yaralanan 50 kişinin hastaneye kaldırıldığını aktardı.

Ülkede güvenlik tedbirlerinin artırıldığı ve olaya ilişkin soruşturmanın sürdüğü bildirildi.


İtalya Başbakanı Meloni: COP28 bir dönüm noktası olmalı

Giorgia Meloni (AA)
Giorgia Meloni (AA)
TT

İtalya Başbakanı Meloni: COP28 bir dönüm noktası olmalı

Giorgia Meloni (AA)
Giorgia Meloni (AA)

Meloni, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai kentinde gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28'inci Taraflar Konferansı'nda (COP28) konuşma yaptı.

İklim krizinde ilerlemeye ihtiyaç olduğunu ve duyarlı hareket edilmesi gerektiğini dile getiren Meloni, "Bu, sıcaklıkları 1,5 derece dahilinde tutma çabamız için önemli bir an. Hedef çok uzakta olmasına karşın iyimser olmak için nedenler var. COP28 bir dönüm noktası olmalı." ifadesini kullandı.

Meloni, "Bizden net bir yön belirlememiz ve 2030'a kadar dünyanın yenilenebilir enerji üretim kapasitesini üç katına çıkarmak ve yıllık enerji verimliliği iyileştirmelerinin küresel oranını iki katına çıkarmak gibi somut eylemler gerçekleştirmemiz isteniyor." diye konuştu.

Başbakan Meloni, İtalya olarak karbondan arındırma sürecinde üzerlerine düşeni yaptıklarını, çevresel sürdürülebilirlik için ideolojik değil ekolojik bir geçiş izlemeleri gerektiğini kaydetti.

Meloni, BAE, Mısır ve Japonya liderleriyle görüştü

Meloni, COP28 zirvesinin ikinci gününde, BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Japonya Başbakanı Kişida Fumio ile ikili görüşmeler de gerçekleştirdi.

Başbakanlıktan yapılan açıklamalarda, Meloni'nin söz konusu muhataplarıyla ülkeleri arasındaki ilişkilerin yanı sıra Gazze'ye ilişkin gelişmeleri izlediği belirtildi.


İsrail ordusu: Bir savaş helikopterinin teknik arıza yaşayan İHA’yı düşürmesi nedeniyle sirenler çaldı

İsrail’e ait bir İHA (AFP)
İsrail’e ait bir İHA (AFP)
TT

İsrail ordusu: Bir savaş helikopterinin teknik arıza yaşayan İHA’yı düşürmesi nedeniyle sirenler çaldı

İsrail’e ait bir İHA (AFP)
İsrail’e ait bir İHA (AFP)

İsrail ordusu, teknik arızası olduğu tespit edilen bir askeri insansız hava aracının (İHA) savaş helikopteri tarafından düşürülmesi sonucu İsrail’in kuzeyindeki Celile bölgesinde sirenler çaldığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel gazetesinden aktardığı habere göre, Afula, Nof HaGalil, Migdal HaEmek ve Nasıra şehirlerinde de siren sesleri duyuldu, ancak neden siren çaldığı netleşmedi.

Öte yandan Hizbullah, Lübnan sınırındaki Doviv yerleşiminde İsrail askeri güçlerini hedef aldığını ve doğrudan isabet elde ettiğini duyurdu.


Avusturya'da, İsrail'in saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de kalıcı ateşkes talebiyle gösteri düzenlendi

(AA)
(AA)
TT

Avusturya'da, İsrail'in saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de kalıcı ateşkes talebiyle gösteri düzenlendi

(AA)
(AA)

Yoğun kar yağışı ve soğuk havaya rağmen başkentin önemli noktalarından Mariahilfer Strasse'de toplanan göstericiler, Filistin bayraklarının yanı sıra "Gazze'de soykırım dursun", "Hemen ateşkes" ve "Özgür Filistin" yazılı pankartlar taşıdı.

Burada yapılan konuşmalarda, İsrail'in verilen "insani ara"nın ardından "katliamlarına" yeniden başladığı vurgulandı.

Konuşmacılar arasında yer alan Filistin'in Viyana Büyükelçisi Salah Abdel Şafi, Gazze'de kalıcı ateşkesin sağlanması için Avusturya ve Almanya'nın harekete geçmesi gerektiğini belirterek Filistin halkının özgürlük ve egemenliğini kazanmadan İsraillilerin huzur ve barış içinde yaşayamayacaklarını söyledi.

(AA)
(AA)

Abdel Şafi, "Almanya ve Avusturya'nın tarihlerindeki kara lekeyi Filistinli çocukların kanları ile temizlemeye çalıştıklarına" dikkati çekerek "Bir kez daha (Avusturya) federal hükümetine sesleniyorum, tam ateşkes sağlanması talebinde bulunun." diye konuştu.

Soyadını belirtmek istemeyen İrlandalı üniversite öğrencisi Olen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Her cumartesi, Filistin ve şu an ciddi acılar çeken Gazze halkı ile dayanışma içinde olduğumuzu göstermek için buraya geliyoruz. Kalbimiz Gazze ve dünyadaki Filistinlilerle." dedi.

Gösteriye katılan gazeteci ve antropolog Leo Gabriel, mesleği gereği birçok savaş bölgesinde bulunduğunu, halkların kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahip olduğuna inandığını ancak İsrail'in Filistin halkının özgür iradesiyle karar alma hakkına şiddet uygulayarak engel olduğunu vurguladı.

(AA)
(AA)

"Dünya seri katil konumundaki Netanyahu'ya karşı uluslararası ceza mahkemesinde dava açmalı"

Gabriel, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının tek bir anlamı olduğunu, hedefi olmayan bir tür kan davası yürüttüğünü dile getirdi.

"(İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu, Hamas'ın kökünü kurutmak istediğini söylüyor. Bütün halkı katletse de başarı olamayacak, ki buna da hazır." diyen Gabriel, Netanyahu'nun insanlık suçu işlediği için yargılanması gerektiğini belirtti.

Gabriel, "Bence, şu an tam zamanı, dünya bir araya gelerek, seri katil konumundaki Netanyahu'ya karşı uluslararası ceza mahkemesinde dava açmalı. Şu an bunun için çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.


Paris'te vatandaşlar soğuk havaya rağmen Gazze'de ateşkes talebiyle sokağa indi

(AA)
(AA)
TT

Paris'te vatandaşlar soğuk havaya rağmen Gazze'de ateşkes talebiyle sokağa indi

(AA)
(AA)

Ülke genelinde Toulouse, Nice ve Paris dahil farklı kentlerde Filistin'e destek gösterileri yapıldı.

Göstericiler, İsrail'in Gazze'deki saldırılarının bir an önce son bulmasını ve bölgede taraflar arasında ateşkes sağlanmasını istedi.

Bölgede barışın hakim olması için çağrıda bulunan göstericiler, İsrail ordusunun saldırılarında binlerce sivilin yaşamını yitirdiğine dikkati çekti.

Paris'te Cumhuriyet Meydanı'nda "Bu bir soykırım, savaş değil", "Gazze'nin çocukları Filistin'in çocukları, insanlık öldürülüyor" ve "Yaşasın Filistin" sloganları eşliğinde başlayan gösteri, Bastille Meydanı'nda son buldu.

Başlarını Filistin kefiyesi ile saran göstericiler, Filistin bayraklarının yanı sıra "Soykırımı Durdurun" ve "Gazze'de Kadınlar Enkazların Altında Doğum Yapıyor" yazılı dövizler taşıdı.

Kefenlenmiş oyuncuk bebeklerle çocuk ölümlerine dikkati çektiler

İsrail ordusunun 7 Ekim'den bu yana Gazze'ye attığı bombalarda çocukların öldürüldüğünü vurgulayan göstericiler, üzerinde kırmızı boya olan kefenlenmiş oyuncak bebekler taşıyarak çocuk ölümlerine vurgu yaptı.

Bir annenin birkaç aylık bebeğiyle soğuk havaya rağmen gösteriye katılması da dikkati çekti.

Gazze'de bombardımanların altında görevine devam eden sağlık personelini desteklemek amacıyla, Fransız doktor ve hemşireler de önlükleriyle gösteriye katıldı.

Paris'teki gösteriye, ünlü Fransız rap sanatçısı Kery James, Boyun Eğmeyen Fransa Partisi (LFI) milletvekilleri Thomas Portes, Louis Boyard, Mathilde Panot, Carlos Martens Bilango ve eski Fransa Cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Melenchon da katıldı.


5 soruda Venezuela'nın "Guyana ilhakı" referandumu

Referandumun ardından Venezuela lideri Maduro'nun nasıl adımlar atacağı bölgede tedirginlikle bekleniyor (AFP)
Referandumun ardından Venezuela lideri Maduro'nun nasıl adımlar atacağı bölgede tedirginlikle bekleniyor (AFP)
TT

5 soruda Venezuela'nın "Guyana ilhakı" referandumu

Referandumun ardından Venezuela lideri Maduro'nun nasıl adımlar atacağı bölgede tedirginlikle bekleniyor (AFP)
Referandumun ardından Venezuela lideri Maduro'nun nasıl adımlar atacağı bölgede tedirginlikle bekleniyor (AFP)

Venezuela, sınır komşusu Guyana'yla arasındaki Esequibo uyuşmazlığını çözmek için yarın "danışma referandumu" düzenleyecek. 

Güney Amerika ülkeleri Venezuela ve Guyana Kooperatif Cumhuriyeti arasında, Esequibo bölgesiyle ilgili uzun süredir yaşanan anlaşmazlıkta referandum kararı üzerine tansiyon yeniden arttı. 

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, bu haftaki mitinginde referandumdan olumlu sonuç çıkarsa Guyana'daki halka pasaport verileceğini duyurdu. Guyana ise referandumu provokasyon olarak görüyor.

1 - Esequibo'daki anlaşmazlığın sebebi nedir?

İki ülke arasında, yaklaşık 160 bin kilometre büyüklüğündeki bölgeyle ilgili uyuşmazlık, Guyana'nın 1831-1966'da Birleşik Krallık (BK) sömürgesi olduğu döneme dayanıyor. Söz konusu ihtilaflı bölge Guyana'nın neredeyse üçte ikisine denk geliyor. 

Venezuela, BK'nin Britanya Guyanası için çizdiği sınırları kabul etmeyerek, Esequibo'nun kendi toprağı olduğunu savunup ilk hak iddiasını 1841'de ortaya attı. BK ve Venezuela arasında yürütülen diplomatik süreçte anlaşma sağlanamayınca, Yunanistan'ın yüzölçümünden daha büyük olan bölgeye ilişkin talep 1897'de mahkemeye götürüldü.

Paris'teki tahkim mahkemesinin 1899'da açıkladığı kararda, Esequibo Nehri'nin de yer aldığı bölgenin büyük kısmının Britanya Guyanası'na ait olduğu bildirildi.

Venezuela ise Guyana'nın bağımsızlık kazanmasına yakın 1962'de konuyu tekrar gündeme getirerek Esequibo üzerindeki hak iddiasını tekrarladı. 1966'da bağımsızlığını kazanan ve 1970'te cumhuriyeti ilan ederek İngiliz Milletler Topluluğu'na giren Guyana ise bölgenin kendisine ait olduğunu savundu.

2 - Güncel hukuki süreç nasıl işliyor?

Guyana, Esequibo uyuşmazlığını 2018'de Birleşmiş Milltler'in yargı organı Uluslararası Adalet Divanı'na (ICJ) taşıdı. 

Venezuela, ICJ'nin söz konusu bölgeyle ilgili uyuşmazlıkta karar verme yetkisi olmadığını savunarak, yapılan birçok duruşmaya katılmadı. 

Merkezi Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan ICJ, sınır anlaşmazlıklarına ilişkin davada cuma günü açıkladığı kararda, Venezuela'dan Guyana idaresindeki bölgelerde mevcut durumu değiştirecek eylemden kaçınmasını istedi.

3 - Referandum nasıl gerçekleştirilecek?

Pazar günü düzenlenecek referandumda Venezuelalılar, ülkelerinin Esequibo üzerindeki hak iddiasına dair 5 soruyu yanıtlayacak.

ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından CNN'in aktardığına göre, halka Essequibo bölgesinde yeni bir devlet kurulmasını, orada yaşayanlara Venezuela pasaportu verilmesini ve bölgenin Venezuela topraklarına katılmasını kabul edip etmedikleri sorulacak. 

BK'nin tanınmış gazetelerinden Guardian, dünkü haberinde halkın referandumda aslında "uluslararası hukuki süreci göz ardı ederek gerçekleştirilebilecek muhtemel bir ilhakı oylayacağını" yazdı.

Guyana Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Hugh Todd, gazeteye yaptığı açıklamada 800 bin kişilik nüfusa sahip ülkede yaklaşık 120 bin kişinin ihtilaflı bölgede yaşadığını söyledi. Todd, Maduro yönetimini eleştirerek şu ifadeleri kullandı: 

Venezuela halkından Esequibo'nun ilhakı için oy kullanmasını istiyorlar. Bu uluslararası yasalara aykırı olduğu gibi, bölgedeki barışın da bozulmasına neden olacak.

Guardian ve CNN'deki analizlerde, referandumdan "Evet" kararının çıkmasının ardından, Maduro yönetiminin hangi somut adımları atacağının netlik kazanmadığı yazıldı. CNN'deki değerlendirmede, bölgenin kısa vadede Venezuela'ya katılmasının muhtemel olmadığı savunuldu.

4 - Petrol çalışmaları anlaşmazlığı nasıl etkiliyor?

ABD'li petrol devi ExxonMobil'in Guyana açıklarında 2015'te önemli petrol yatakları keşfetmesinin ardından yoksul ülke ekonomik olarak güçlenmeye başladı.

Yılda 1 milyar dolar petrol gelirine sahip Guyana, rezervlerin keşfine ve işlenmesine yönelik yatırımlara devam ediyor. CNN'in aktardığına göre ülke, yakında komşusu Venezuela'dan daha fazla petrol üretebilecek seviyeye gelebilir.

Öte yandan Venezuela, Guyana'nın petrol çalışmalarına izin verme hakkı bulunmadığını savunuyor. Maduro, geçen haftaki açıklamasında Guyana'nın ABD'li petrol devinin kuklası haline geldiğini savunarak, "ExxonMobil, Guyana devletinin sahibidir" demişti.

5 - Savaş çıkma ihtimali nedir?

Guyana Cumhurbaşkanı Irfaan Ali, geçen hafta ihtilaflı bölgedeki askeri birlikleri ziyaretinde, Venezuela sınırına bakan bir dağın üzerine ülkesinin bayrağını çekti.

Venezuela Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamadaysa "Durum şimdilik silahlı bir çatışmaya dönüşmeyecek" dendi. Venezuela ordusuysa, sınıra yakın noktada "Esequibo'nun geliştirilmesi için yürütülecek faaliyetlerde kullanılacak bir lojistik üs inşa edileceğini" duyurdu.

Her iki ülkeyle sınıra sahip Brezilya da tartışmalı bölge yakınındaki askeri birliklerin güçlendirildiğini bildirdi.

Independent Türkçe


Suikast planı: Hindistan kriz çıkmasın diye ABD ile iş birliği yapacak

Biden ve Modi 23 Haziran'da Beyaz Saray'da bir toplantı sırasında (AP)
Biden ve Modi 23 Haziran'da Beyaz Saray'da bir toplantı sırasında (AP)
TT

Suikast planı: Hindistan kriz çıkmasın diye ABD ile iş birliği yapacak

Biden ve Modi 23 Haziran'da Beyaz Saray'da bir toplantı sırasında (AP)
Biden ve Modi 23 Haziran'da Beyaz Saray'da bir toplantı sırasında (AP)

Hindistan, benzer bir vakanın Kanada ile diplomatik krize yol açmasının ardından, New York’ta ayrılıkçı bir Sih lidere suikast planladığından şüphelenilen bir Hindistan vatandaşını takip eden ABD ile işbirliği sözü verdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre bu hafta ABD Adalet Bakanlığı, Hindistan vatandaşı Nikhil Gupta'nın, Yeni Delhi'ye bağlı bir ajanın yönlendirmesiyle New York’ta ayrılıkçı bir Sih lidere ‘suikast planlama’ suçlamasıyla yargılanacağını duyurdu.

Bu açıklamalara yanıt olarak Hindistan Dışişleri Bakanlığı, “Washington'un ‘suç örgütleri, silah kaçakçıları, teröristler ve diğerleri arasında bağlantıların’ varlığına ilişkin bilgi vermesinin ardından Yeni Delhi'nin 18 Kasım'da üst düzey bir soruşturma komitesi kurduğunu” duyurdu. Bakanlık sözcüsü Arindam Bagchi, “Hindistan hükümeti soruşturma komitesinin bulgularına göre gerekli önlemleri alacak” dedi.

Kanada’daki emsal olay

Bu tepki, eylül ayında Kanada, Hint istihbarat servislerini Hint-Kanadalı Sih lideri Hardeep Singh Nigar'ı haziran ayında kendi topraklarında öldürmekle suçladığında Yeni Delhi'den gelen öfkeli tepkiyle çelişiyor. Kanada Başbakanı Justin Trudeau o dönemde Hintli yetkililerin bu suikastta parmağı olduğunu belirtmiş ve Hindistan hükümetine “konuya ışık tutmak için iş birliği yapması” çağrısında bulunmuştu. Ancak Hindistan daha sonra bu "gülünç" suçlamaları kınadı ve iki ülke arasında diplomatik kriz ortaya çıktı. ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken Eylül ayında ABD'nin "sınır ötesi baskı iddiaları olduğunda son derece ihtiyatlı olmaya devam ettiği" konusunda uyarmıştı.

İddianame

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan iddianameye göre, Hindistan hükümetinin bir ajanı, uyuşturucu ve silah kaçakçılığına karışan Nikhil Gupta'yı, aleyhindeki cezai soruşturmanın durdurulması karşılığında "kurban"a suikast düzenlemek üzere görevlendirdi.

30 Haziran'da Çek Cumhuriyeti'nde tutuklanan Gupta, New York'ta Hint kökenli "bir Amerikan vatandaşına yönelik başarısız suikast planına katılmasıyla bağlantılı olarak" cinayete teşebbüsle suçlandı. Bakanlık iddia edilen hedefin adını vermese de Financial Times gazetesi bu kişinin Kuzey Hindistan'da Sihler için bağımsız bir devlet kurulması çağrısında bulunan Amerikan "Adalet için Sihler" örgütünün kurucu avukatı Gurbatwat Singh Bannon olduğunu ortaya çıkardı. Yeni Delhi onu 2020'de "terörist" olarak sınıflandırdı ve "terörizm ve isyana teşvik" suçlamasıyla aranıyor.


Polonyalı kamyon şoförlerinin protestosu Ukrayna sınırında araç kuyruğuna neden oldu

Ukrayna, Polonyalı kamyon şoförlerinin haftalardır devam eden protestosunun "felaket" yansımalarından duyduğu üzüntüyü dile getirdi (AFP)
Ukrayna, Polonyalı kamyon şoförlerinin haftalardır devam eden protestosunun "felaket" yansımalarından duyduğu üzüntüyü dile getirdi (AFP)
TT

Polonyalı kamyon şoförlerinin protestosu Ukrayna sınırında araç kuyruğuna neden oldu

Ukrayna, Polonyalı kamyon şoförlerinin haftalardır devam eden protestosunun "felaket" yansımalarından duyduğu üzüntüyü dile getirdi (AFP)
Ukrayna, Polonyalı kamyon şoförlerinin haftalardır devam eden protestosunun "felaket" yansımalarından duyduğu üzüntüyü dile getirdi (AFP)

Ukrayna Sınır Kapısı'nda Polonyalı kamyon şoförlerinin devam eden sınır ablukası nedeniyle yüzlerce kamyon Medyka sınır kapısında sırada beklemeye devam ediyor.

Polonya'nın Medyka kentindeki Polonya-Ukrayna sınır geçişinde sırada bekleyen kamyonlar görüntülendi. 

Polonyalı kamyon şoförleri ve çiftçilerin sınırı kapatması nedeniyle çok sayıda tır sürücüsü kilometrelerce uzanan kuyruklara neden oluyor.

6 Kasım'dan bu yana Dorohusk, Hrebenne ve Korczowa'dan geçişi engelleyen Nakliye İşverenlerini Savunma Komitesi'ne bağlı nakliyeciler, Medyka'daki sınır kapısında bir protesto düzenleyeceklerini duyurmuştu.

Ukrayna Devlet Sınır İdaresi'ne göre, yaklaşık 3000 kamyon, Polonya-Ukrayna sınırında sıkışmış durumda.

Protestocuların talepleri arasında Polonya'ya giren Ukrayna kayıtlı kamyonların sayısına yeniden kısıtlama getirilmesi ve Avrupa Birliği dışından sermayeli nakliye şirketlerine yasak getirilmesi yer alıyor.


Putin, Rus ordusundaki asker sayısını yaklaşık 170 bin artırdı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Uluslararası Halk Meclisi'nin genel kurul toplantısına katıldı (Sputnik - AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Uluslararası Halk Meclisi'nin genel kurul toplantısına katıldı (Sputnik - AP)
TT

Putin, Rus ordusundaki asker sayısını yaklaşık 170 bin artırdı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Uluslararası Halk Meclisi'nin genel kurul toplantısına katıldı (Sputnik - AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Uluslararası Halk Meclisi'nin genel kurul toplantısına katıldı (Sputnik - AP)

Kremlin’in internet sayfasından yayımlanan Putin’in imzaladığı kararnameye göre, 1 milyon 320 bini asker olmak üzere Rusya Silahlı Kuvvetlerinin personel sayısı 2 milyon 209 bin 130 kişi olarak belirlendi.

Karar imzalandığı günden itibaren yürürlüğe girdi.

Daha önce Putin’in 1 Ocak 2023 tarihi itibariyle yürürlüğe giren kararnamesine göre, Rus ordusundaki personel sayısı 1 milyon 150 bin 628’i asker olmak üzere 2 milyon 39 bin 758 kişiden oluşuyordu.

Böylece bir önceki kararnameye göre, asker sayısında 169 bin 372 kişilik artışa gidilirken diğer personel sayısında bir artış yapılmadı.

“Seferberlik kararı yok”

Rusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, ordudaki asker sayısında yaklaşık 170 bin artış yapıldığı hatırlatılarak vatandaşların zorunlu askerlik hizmetine alınmasını önemli ölçüde artırmaya yönelik bir plan bulunmadığı vurgulandı.

Açıklamada, "Seferberlik için herhangi bir hüküm yoktur." ifadesi kullanıldı.

Rus ordusundaki artışın, Ukrayna’da "özel askeri operasyon" yürütülmesi ve NATO’nun devam eden genişlemesiyle bağlantılı olarak Rusya’ya yönelik tehditlerin artmasından kaynaklandığına işaret edilen açıklamada, "Mevcut koşullar altında silahlı kuvvetlerin sayısında ve muharebe gücünde ilave artış NATO blokunun saldırgan faaliyetlerine karşı uygun bir yanıttır." ifadesine yer verildi.


Paris'te bıçaklı saldırıda bir kişi öldü

Fransız polisi Paris'in merkezindeki kaza mahallinde (Reuters)
Fransız polisi Paris'in merkezindeki kaza mahallinde (Reuters)
TT

Paris'te bıçaklı saldırıda bir kişi öldü

Fransız polisi Paris'in merkezindeki kaza mahallinde (Reuters)
Fransız polisi Paris'in merkezindeki kaza mahallinde (Reuters)

Fransız basınında yer alan haberlere göre, Paris'te Bir Hakeim metro durağı yakınlarında bir kişi yoldan geçenlere bıçakla saldırdı.

Saldırıda bir kişi öldü, 2 kişi yaralandı.

Polis tarafından gözaltına alınan 1997 doğumlu saldırganın Fransız olduğu bildirildi.

Saldırganın istihbarat kayıtlarında radikal eğilimli biri olarak geçtiği öğrenildi.

Paris savcılığı "cinayet" ve "cinayete teşebbüs"ten olayla ilgili soruşturma başlattı.