F-16 uçaklarının bakımını üstlenen Lockheed Martin’in geri çekilme kararı Irak ordusunu endişelendiriyor

Bağdat’ın kuzeyindeki Balad üssünde bulunan bir F-16 uçağı (Reuters)
Bağdat’ın kuzeyindeki Balad üssünde bulunan bir F-16 uçağı (Reuters)
TT

F-16 uçaklarının bakımını üstlenen Lockheed Martin’in geri çekilme kararı Irak ordusunu endişelendiriyor

Bağdat’ın kuzeyindeki Balad üssünde bulunan bir F-16 uçağı (Reuters)
Bağdat’ın kuzeyindeki Balad üssünde bulunan bir F-16 uçağı (Reuters)

F-16 uçaklarının bakımı yapan Lockheed Martin şirketi, teknisyenlerinin çalıştığı Bağdat’ın kuzeyindeki Balad üssüne yapılan füze saldırıları nedeniyle Irak’tan geri çekilme kararı aldı. Karara ilişkin ilk yorum, Irak ordusundan gelirken ordu, bu geri çekilmenin sonuçları konusunda uyardı.
Irak’taki resmi haber ajansına konuşan Ortak Operasyon Komutanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Tahsin el-Hafai, F-16 uçaklarının Irak hava kuvvetlerinin bel kemiği ve Irak’ın DEAŞ ile mücadelede kolu olan çok önemli uçaklar olduğunu söyledi. Hafai, “Bu uçakların bakımıyla ilgilenen şirketler, Iraklı teknisyenlerin kapasitelerinin artırılmasına katkıda bulunan kadro ve teknolojileri hazırlama sürecini doğrudan etkiliyor. Kalıcılığı ilke edinmenin yanı sıra tam teçhizat ve tamirat için teknik kadromuzun eğitimlerinin tamamlanmasını umut ediyoruz. Hazırlık sürecindeki herhangi bir duraksama, eğitim süreçlerini, yeteneklerimizin tamamlanmasını, mühendislik ve teknik yeteneklerimizin geliştirilmesini olumsuz etkileyecektir” ifadelerini kullandı.
ABD’li şirketin iletişim sorumlusu Joseph Lamarca Jr, geçen hafta yaptığı açıklamada, “Çalışanlarımızın güvenliğini ilk önceliğimiz. ABD hükümeti ile koordineli bir şekilde Irak’ta bulunan F-16 ekibimizi başka bir yere taşıyoruz” ifadelerini kullanmış, ancak geri çekilen personel sayısını açıklamamıştı. Iraklı bir yetkiliye göre şirketin Balad üssünde 70 personeli bulunuyor ve bunların 50’si, ABD’ye ve yaklaşık 20’si de Kürdistan bölgesindeki Erbil’e transfer edilecek.
Personel ve teknisyenlerin geri çekilmesi, İran’la bağlantılı veya ona sadık olduğuna inanılan silahlı gruplar tarafından son zamanlarda üsse yönelik gerçekleştirilen füze saldırılarından kaynaklanıyor.
ABD Savunma Bakanlığı’nın yakın tarihli bir raporunda, “İran destekli milisler, bu yılın ilk üç ayında Irak’taki ana üsse saldırmaya odaklandı. Bu da ABD’li sözleşmeli personellerin, Irak Hava Kuvvetleri’ne ait Balad üssünü geçici olarak terk etmesine neden oldu” ifadelerine yer verilmişti.
Lockheed Martin’in kararının, Irak filosunda geri kalan F-16’ların faaliyetlerini durdurması bekleniyor. Bu durum ise Irak’ın, ABD’nin yardımı olmaksızın DEAŞ militanlarıyla savaşma yetenekleri hakkında şüphe uyandırıyor.
Bu bağlamda güvenlik uzmanı Fadel Ebu Rağef, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Artık Irak’ta, bakım şirketleri dışında ABD’li ya da yabancı savaş gücü yok” dedi. Uzman, “Bu tür firmaların varlığı, sadece bakım ve sürdürülebilirlik amaçlıdır ve oldukça gereklidir. Çünkü Irak’ın ABD’den satın aldığı F-16’ları ayakta tutmaktadırlar. Sadece bu şirket, bunu sürdürebilir. Dolayısıyla onun varlığı, Irak hava kuvvetlerinin varlığı anlamına gelir. Bu şirketin çalışanlarının geri çekilmesi, çok ciddi bir zarara yol açacaktır. Çünkü bu geri çekilmeyle, bu uçaklar işe yaramayacak ve yararsız bir demir yığınına dönüşecektir” dedi.
Öte yandan Diyala ve Kerkük vilayetleri başta olmak üzere Irak’ın farklı bölgelerinde DEAŞ saldırıları devam ediyor. Bir hükümet kaynağına göre Selahaddin ve Diyala vilayetleri arasındaki sınırda bulunan bir köyün yakınlarında, 11 Mayıs’ta şafak vakti gerçekleştirilen bir saldırı sonucunda yaklaşık 15 trafo ve bir tarım su pompası imha edildi. Hükümet kaynağına göre saldırı, Irak ordusuna ait bir kontrol noktasını hedef alırken, herhangi bir can kaybı yaşanmadı.
Aynı şekilde Terörle Mücadele Birimi, başkent Bağdat’ta, Diyala, Selahaddin ve el-Anbar vilayetlerinde 6 teröristi tutukladı.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.